Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 48. ayet

Şûrâ suresi, 48. ayet. فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَإِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ كَفُورٌ

fein a`raḍû femâ erselnâke `aleyhim ḥafîżâ. in `aleyke ille-lbelâg. veinnâ iẕâ eẕaḳne-l'insâne minnâ raḥmeten feriḥa bihâ. vein tüṣibhüm seyyietüm bimâ ḳaddemet eydîhim feinne-l'insâne kefûr.

Diyanet İşleri

Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 45–51 · surenin 48. ayeti / 53
  1. Şûrâ 45

    Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır" diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

  2. Şûrâ 46

    Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.

  3. Şûrâ 47

    Allah'tan, geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkar edebilirsiniz!

  4. 48

    Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.

  5. Şûrâ 49

    Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah'ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.

  6. Şûrâ 50

    Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.

  7. Şûrâ 51

    Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

48. “Eğer” bu kadar mükemmel açıklamalardan sonra onlara getirdiklerinden “yüz çevirirlerse Biz seni onların üzerine” amellerini tespit edip kaydeden ve bunlar hakkında onları sorguya çekecek bir “bekçi göndermedik. Sana düşen ancak tebliğdir.”

Eğer sen görevini eksiksiz yerine getirirsen artık Allah’ın da senin mükâfatını vermesi hak olur. İster onlar çağrını kabul etsinler, ister yüz çevirsinler, fark etmez. Hesaplarını görmek ise küçüğü ile büyüğü ile gizlisi ile açığı ile bütün amellerini tespit eden Allah’a aittir.

Daha sonra Yüce Allah, insanoğlunun durumunu şöyle haber vermektedir: Allah, ona sağlıklı bir beden, bol ve rahat bir rızık, makam, mevki ve benzeri bir rahmet tattıracak olursa o “bundan dolayı şımarır.” Yani yalnızca sırf onunla sevinip şımarır ve gözü ondan başkasını görmez. Buna bağlı olarak da onunla tatmin olur ve ötesini düşünmez. Bu nimetleri ihsan edenden yüz çevirir.

Ancak “şâyet kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına” hastalık, fakirlik ya da bunlara benzer “bir kötülük gelse, o zaman da insan nankör kesilir.” O, tabiati gereği daha önce sahip olduğu nimetleri unutup nankörlük eder ve başına gelen kötülüklerden dolayı öfke ve hoşnutsuzluğunu ortaya koyar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Rasul!- Eğer benim onlara emrettiklerime karşı yüz çevirirlerse bilesin ki biz, seni onların amellerini tutup denetleyen bir koruyucu olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ yapmanı emrettiğim şeyleri tebliğ etmendir. Onların hesabı ise Allah'a aittir. Şurası muhakkak ki biz, insana kendimizden zenginlik, sıhhat gibi bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer beşerin başına yapmış olduğu günahlarının sebebi ile bir musibet ve bela geldiğinde şüphesiz o zaman insanın tabiatı Allah'ın nimetlerini inkâr edip şükretmemek ve Allah'ın hikmeti gereği takdir ettiğine hoşnutsuzluk duymaktır.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِنْ fein eğer
  2. أَعْرَضُوا۟ ea'radu yüz çevirirlerse kök: عرض
  3. فَمَآ fema
  4. أَرْسَلْنَـٰكَ erselnake biz seni göndermedik kök: رسل
  5. عَلَيْهِمْ aleyhim onların üzerine
  6. حَفِيظًا ۖ hafizen bekçi kök: حفظ
  7. إِنْ in değildir
  8. عَلَيْكَ aleyke sana düşen
  9. إِلَّا illa başkası
  10. ٱلْبَلَـٰغُ ۗ l-belagu duyurmaktan kök: بلغ
  11. وَإِنَّآ ve inna elbette biz
  12. إِذَآ iza zaman
  13. أَذَقْنَا ezekna taddırdığımız kök: ذوق
  14. ٱلْإِنسَـٰنَ l-insane insana kök: انس
  15. مِنَّا minna bizden
  16. رَحْمَةًۭ rahmeten bir rahmet kök: رحم
  17. فَرِحَ feriha sevinir kök: فرح
  18. بِهَا ۖ biha ona
  19. وَإِن vein ama eğer
  20. تُصِبْهُمْ tusibhum başlarına gelirse kök: صوب
  21. سَيِّئَةٌۢ seyyietun bir kötülük kök: سوا
  22. بِمَا bima dolayı
  23. قَدَّمَتْ kaddemet öne sürdüğü işlerden kök: قدم
  24. أَيْدِيهِمْ eydihim ellerinin kök: يدي
  25. فَإِنَّ feinne şüphesiz hemen
  26. ٱلْإِنسَـٰنَ l-insane insan kök: انس
  27. كَفُورٌۭ kefurun nankör olur kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki…

  • Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin…

  • Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden…

  • Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları…

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız,…

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş)

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    "Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yüz çevirirlerse, biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. dipnot 1 Sana düşen (görev), sadece tebliğdir. dipnot 2 Biz insana katımızdan bir rahmet (bolluk) tattırdığımız zaman ona sevinir. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, dipnot 3 şüphesiz ki insan çok nankördür! dipnot 4

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Kâf 50:45; Ğâşiye 88:22.
  2. metne dön, dipnot 2
    Tebliğle ilgili olarak bkz. Mâide 5:67, 99; Ra‘d 13:40; Nahl 16:35, 82; Nûr 24:54; ‘Ankebût 29:18; Yâsîn 36:17; Teğâbun 64:12; Ğâşiye 88:21.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Kasas 28:47, Rûm 30:41 ve Şûrâ 42:30. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
  4. metne dön, dipnot 4
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49.

Mustafa İslamoğlu

Ne ki eğer onlar yüz çevirirlerse, unutma ki seni onların muhafızı olarak göndermedik: sana düşen sadece mesajı ulaştırmaktır. Ve Biz ne zaman insana katımızdan ikramda bulursak onunla gurur duyar, ne zaman da yaptıkları yüzünden başına bir musibet gelse, bu kez de insan kıymet bilmez bir nankör olup çıkar.

Muhammed Esed

Ama onlar, (ey Peygamber, senden) yüz çevirip uzaklaşırlarsa (bil ki) Biz seni onların bekçisi olarak göndermedik. Sana düşen, yalnız (emanet edilen) mesajı iletmektir. Ve bakın, (Bizim mesajlarımıza yüz çevirmek, insan tabiatının zayıflığı ve kaypaklığından kaynaklanır; böylece,) Biz insana rahmetimizi tattırdığımız zaman onunla övünç duyar, ama kendi eliyle yaptıklarının sonucu olarak başına bir bela gelirse, o zaman, şükürden ne kadar uzak olduğunu gösterir.

Ahmed Hulusi

Eğer yüz çevirirlerse (keyifleri bilir); seni onlara bekçi olarak irsal etmedik! Sana düşen yalnızca bildirimdir! Doğrusu insana bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla mutlu olur. . . Eğer ellerinin getirisi dolayısıyla kendilerine bir bela isabet ederse, muhakkakki insan çok nankördür!

Ali Bulaç

Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık Biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan bir nankör kesiliverir.

Ali Özek ve heyeti

Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!

Ali Rıza Safa

Yine de yüz çevirirlerse, seni, onların üzerine gözetmen olarak göndermedik. Senin görevin, yalnızca bildirmektir. Aslında, insan, Bizden bir rahmet tattırdığımızda onunla sevinir. Fakat kendi elleriyle yaptıklarının sonucu olarak bir kötülük dokunduğunda, insan, kesinlikle çok nankörleşir.

Bayraktar Bayraklı

Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ etmektir. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür.

Edip Yüksel

Yüz çevririrlerse, biz seni onlara bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece bildirmektir. Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla sevinir; ama kendi yaptıklarının bir sonucu olarak başlarına bir kötülük gelse, o zaman insan nankörleşir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yüz çevririrlerse, biz seni onlara bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece bildirmektir. Biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdığımız zaman onunla sevinir; ama kendi yaptıklarının bir sonucu olarak başlarına bir kötülük gelse, o zaman insan nankörleşir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine de aldırmıyorlarsa Biz de seni üzerlerine gözcü göndermedik ya! Sana düşen sadece tebliğdir. Fakat Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman bununla sevinirse de; kendi ellerinin yaptıkları yüzünden başlarına bir fenalık gelirse o zaman da insan hepsini unutan bir nankör olur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine aldırmıyorlarsa biz de seni üzerlerine mürakıb göndermedik a, sana düşen ancak tebliğdir fakat biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız vakıt onunla ferahlanır ise de kendi ellerinin takdim ettiği sebeblerle başlarına bir fenalık gelirse o vakıt insan hepsini unutan bir nankördür.

Erhan Aktaş

Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir dipnot 1 kesilir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nankör.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir dipnot 1 kesilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nankör.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir dipnot 1 kesilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nankör.

Gültekin Onan

Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan (pek) kafir kesiliverir.

Hasan Basri Çantay

Eğer onlar (imandan) yine yüz çevirirlerse biz seni (zaten) onların üzerine bir bekçi göndermedik ya. Sana aid olan (vazife), tebliğden başkası değildir. Hakıykat biz insana tarafımızdan bir ni'met tatdırdığımız vakit o, bununla ferahlanır. Eğer onlara, kendi ellerinin öne sürdükleri (ihtiyarlariyle irtikab etdikleri) şeyler (günahlar) yüzünden, bir fenalık isaabet ederse o zaman da insan cidden bir nankördür.

İbni Kesir

Eğer onlar yine yüz çevirirlerse; Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin vazifen, sadece tebliğdir. Gerçekten Biz, insana katımızdan bir rahmet tattırırsak; o bununla sevinir. Ama elleriyle işlediklerinden ötürü başlarına bir fenalık gelirse; işte o zaman insan, cidden pek nankördür.

Mehmet Alagaş

(48-53) Eğer sırt çevirirlerse seni onlara korumakla / muhafız olmakla göndermedik , senin üzerine düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğ etmektir, muhakkak ki insana, bizden bir rahmet tattırırsak, onunla rahatlar / ferahlar, eğer, elleriyle takdim ettikleri nedeniyle kötülük isabet olursa da insan, kesinlikle yok sayar / örtbas eder. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) Allah’ındır, istediğini yaratır, istediğine dişiler hibe eder, istediğine de erkekler hibe eder veya erkekli dişili onları ikiz yapar, istediğini de kısır bırakır, muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir / iktidar sahibidir. Allah’ın bir insanla konuşması ancak vahiy ile olur yahut bir perde arkasından veya Resul göndererek istediği şeyi izniyle ona vahyederek olur, muhakkak ki O, bilendir ve hüküm verendir. İşte bu şekilde emrimizden bir Ruh ile (Ruh ta bir Resul, Resule vahyeden bir başka Resul) sana vahyediyoruz. Sen Kitap’ı iman etmeyi bilen / idrakinde olan biri değildin ve fakat onu bir nur yaptık kullarımızdan istediğimizi onunla yönlendiriyoruz, sen de istikameti olan o doğru yola iletiyorsun, Yolu olan Allah, öyledir ki, semalar da ve arzda ne varsa O’nundur , Dikkat edin! İşler Allah’a tekrardan döner /rücu eder. (Bumerang etkisi)

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer yüz çevirirlerse, seni onlar üzerine gözetleyici olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Eğer kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.

Süleyman Ateş

Eğer yüz çevirirlerse (üzülme); biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, yalnız duyurmaktır. Biz insana, bizden bir rahmet taddırdığımız zaman ona sevinir. Ama ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelirse, insan hemen nankör olur.

Süleymaniye Vakfı

Yüz çevirirlerse (bil ki) seni onlara bekçi olarak göndermedik dipnot 1 . Sana düşen sadece tebliğdir /ayetleri bildirmektir dipnot 2 . Biz insana tarafımızdan bir ikram tattırdığımızda onunla şımarır. Kendi elleriyle yaptıklarından ötürü başına bir kötülük gelse (ikramımızı unutur.) Çünkü insan çok nankördür dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yüz çevirirlerse çevirsinler; seni onları koruyasın diye göndermedik. Sana düşen, açık açık anlatmaktır. Biz insana ikramımızdan tattırırsak onunla rahatlar. Kendi elleriyle yaptıklarından ötürü başlarına bir sıkıntı gelse, o insan, yapılan iyilikleri görmezlikten gelir.

Şaban Britch

Eğer sırt çevirirlerse, seni onlar üzerine gözetleyici olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer, kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.

Şaban Piriş

Eğer sırt çevirirlerse, seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer, kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başkası değildir. Biz insana, bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinip şımarır. Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca, bakarsın insan, alabildiğine nankörleşmiştir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And If they should turn a deaf ear, nonetheless, We did not send you O Muhammad to watch over their innocence and folly; you are only responsible for relating to them Our message. Yet if We should extend Our mercy to mankind and make them taste Our benediction, they rejoice beyond a common joy, and if a misfortune or a calamity befalls them in consequence of their wrongful or unclean hands, man looks for the how and the why and the wherefore and becomes sour and in bitterness he turns his worst side outwards.

Abdul Haleem

If they still turn away [remember that], We have not sent you [Prophet] to be their guardian: your only duty is to deliver the message. When We give man a taste of Our mercy, he rejoices in it, but if some harm befalls him on account of what he has done with his own hands, then he is ungrateful.

Abdullah Yusuf Ali

If then they run away, We have not sent thee as a guard over them. Thy duty is but to convey (the Message). And truly, when We give man a taste of a Mercy from Ourselves, he doth exult thereat, but when some ill happens to him, on account of the deeds which his hands have sent forth, truly then is man ungrateful!

Abul A'la Maududi

(O Prophet), if they turn away from the Truth, know that We did not send you to them as their overseer. dipnot 1 Your task is only to convey (the Message). Indeed when We give man a taste of Our Mercy, he exults in it. But if any misfortune afflicts them on account of their deeds, man is utterly ungrateful. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, you have not been made responsible that you must bring them to the right path anyhow, nor will you be held accountable as to why these people did not come to the right path.
  2. metne dön, dipnot 2
    Man here implies the mean and shallow people who are the subject of the discourse here, who have gotten a measure of the worldly provisions and are exulting in this, and who do not pay any attention when they are admonished to come to the right path. But when they are visited by a disaster in consequence of their own misdeeds, they start cursing their fate, and forget all those blessings which Allah has blessed them with, and do not try to understand how far they themselves are to be blamed for the condition in which they are placed. Thus, neither does prosperity become conducive to their reformation nor can adversity teach them a lesson and bring them to the right path. A study of the context shows that this is, in fact, a satire on the attitude of the people who were the addressees of the above discourse, but they have not been addressed to tell them of their weakness directly, but the weakness of man has been mentioned in a general way and pointed out that what is the real cause of his sad plight. This gives an important point of the wisdom of preaching: the weaknesses of the addressee should not be made the target directly, but they should be mentioned in a general way so that he is not provoked, and if his conscience has still some life in it, he may try to understand his shortcoming with a cool mind.

Aisha Bewley

But if they turn away, We have not sent you to be their guardian. You are only responsible for transmission. When We let a man taste mercy from Us he exults in it. But if something bad strikes him for what he has done he is ungrateful.

Al-Hilali & Khan

But if they turn away (O Muhammad صلى الله عليه و سلم from the Islâmic Monotheism, which you have brought to them). We have not sent you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) as a Hafîz (watcher, protector) over them (i.e. to take care of their deeds and to recompense them). Your duty is to convey (the Message). And verily, when We cause man to taste of Mercy from Us, he rejoices thereat; but when some ill befalls them because of the deeds which their hands have sent forth, then verily, man (becomes) ingrate!

Ali Quli Qarai

But if they disregard [your warnings], We have not sent you as a keeper over them. Your duty is only to communicate. Indeed when We let man taste Our mercy, he exults in it; but should an ill visit them because of what their hands have sent ahead, then man is indeed very ungrateful.

Amatul Rahman Omar

But if they turn away (inspite of all your exhortation) then (it is their own responsibility). We have not sent you as a custodian over them. Your duty is only to deliver (Our Message) well. Look! when We let a person to have a taste of Our mercy he rejoices over it. But if some evil befalls them on account of what they have themselves done (they are displeased thereat); as a matter of fact such a person is (really) ungrateful.

Arthur John Arberry

But if they turn away, We sent thee not to be a guardian over them. It is for thee only to deliver the Message. And when We let man taste mercy from Us, he rejoices in it; but if some evil befalls him for that his own hands have forwarded, then surely man is unthankful.

Bijan Moeinian

Now [after all being told, ] if the disbelievers turn away, remember that I have not sent you (Mohammad) as their guardian. Your only mission is to deliver the message. Man [in general] behaves in a proud manner when I (God) shower him with my mercy. When, on the contrary, in account of his deeds, a misfortune happens to him, he turns into disbelief!

E. Henry Palmer

But if they turn aside, we have not sent thee to them as a guardian, thou hast only thy message to preach. And, verily, when we have made man taste of mercy from us he rejoices therein; but if there befall them an evil for what their hands have done before - then, verily, man is ungrateful!

Edip-Layth

But if they turn away, then We did not send you as their guardian. You are only required to deliver. When We let the human being taste compassion from Us, he becomes happy with it, and when adversity afflicts them because of what their hands have done, the human being becomes rejecting.

George Sale

But if those to whom thou preachest turn aside from thy admonitions, verily We have not sent thee to be a guardian over them: Thy duty is preaching only. When We cause man to taste mercy from Us, he rejoiceth thereat: But if evil befall them, for that which their hands have formerly committed, verily man becometh ungrateful.

Hamid S. Aziz

But if they turn away, We have not sent you as a warder over them; yours is only to deliver (the message). Surely when We make man taste mercy from Us, he rejoices there at; and if an evil afflicts them on account of what their hands have already done, then lo! Man is ungrateful.

Mahmoud Ghali

Yet, in case they veer away, then in no way have We sent you (as) a constant preserver over them; decidedly (your duty) is nothing except the proclamation of (the Message). And surely We, when We let man taste mercy from Us, he exults with it; and in case odious time afflicts them for what their hands have forwarded, then surely man is a constant disbeliever.

Marmaduke Pickthall

But if they are averse, We have not sent thee as a warder over them. Thine is only to convey (the message). And lo! when We cause man to taste of mercy from Us he exulteth therefor. And if some evil striketh them because of that which their own hands have sent before, then lo! man is an ingrate.

Mohamed Ahmed - Samira

If they turn away (you are not responsible); We have not appointed you a warden over them. Your duty is to deliver the message. When We let man taste of Our favours he begins to exult; but if misfortune befalls him, as a consequence of his own deeds, man is surely then ungrateful.

Muhammad Asad

BUT IF they turn away [from thee, O Prophet, know that] We have not sent thee to be their keeper: thou art not bound to do more than deliver the message [entrusted to thee]. And, behold, [such as turn away from Our messages are but impelled by the weakness and inconstancy of human nature: thus,] when We give man a taste of Our grace, he is prone to exult in it; but if misfortune befalls [any of] them in result of what their own hands have sent forth, then, behold, man shows how bereft he is of all gratitude!

Mustafa Khattab

But if they turn away, We have not sent you ˹O Prophet˺ as a keeper over them. Your duty is only to deliver ˹the message˺. And indeed, when We let someone taste a mercy from Us, they become prideful ˹because˺ of it. But when afflicted with evil because of what their hands have done, then one becomes totally ungrateful.[1]

Progressive Muslims

But if they turn away, then We did not send you as their guardian. You are only required to deliver. And when We let the human being taste mercy from Us, he becomes happy with it, and when adversity afflicts them because of what their hands have done, the human being becomes rejecting.

Rashad Khalifa

If they turn away, we did not send you as their guardian. Your sole mission is delivering the message. When we shower the human beings with mercy, they become proud, and when adversity afflicts them, as a consequence of their own deeds, the human beings turn into disbelievers.

Sahih International

But if they turn away - then We have not sent you, [O Muúammad], over them as a guardian; upon you is only [the duty of] notification. And indeed, when We let man taste mercy from us, he rejoices in it; but if evil afflicts him for what his hands have put forth, then indeed, man is ungrateful.

Sam Gerrans

And if they turn away — We sent thee not as a custodian over them; upon thee is only the notification. And when We let man taste mercy from Us, he exults thereat; but if evil befalls them because of what their hands sent ahead, then is man ungrateful.

Shabbir Ahmed

But if they turn away, We have not sent you as a guardian over them. Your job is to convey the Message. And behold, when We cause man to taste of Grace form Us, he rejoices in it. And if a calamity befalls them as a consequence of their own doings, then, behold, man is contentious against Divine Laws. (They say that God had so willed).

Syed Vickar Ahamed

But if they (those who stray) then turn away, We have not sent you (O Prophet,) as a guard over them. Your duty is only to convey (the Message to them). And truly, when We give man a taste of a Mercy from Ourselves, he does feel very happy with it, but when some ill happens to him, on account of the deeds which his hands have sent forth, (or because of what he himself has done) then truly, is man ungrateful!

Taqi Usmani

So, if they turn away, then We did not send you (O Prophet,) as a supervisor over them. You are not responsible but for conveying the message. And when We make man taste mercy from Us, he rejoices with it, and if an evil befalls him because of what their hands sent ahead, then man becomes ungrateful.

The Monotheist Group

But if they turn away, then We did not send you as their guardian. You are only required to deliver. And when We let man taste a mercy from Us, he becomes happy with it; and when adversity afflicts them for what their hands have delivered, then man becomes rejecting!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩