Şems suresi · 1–10. ayetler

Yeminler ve nefsin arındırılması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Şems suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 1. ayet. وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا

    Diyanet İşleri

    Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun: Güneşe ve onun aydınlığına,

    Mustafa İslamoğlu

    Güneş ve onun gözalıcı ışığı şahit olsun;

    Muhammed Esed

    Güneşi ve onun aydınlık veren parlaklığını düşün,

    Ahmed Hulusi

    Andolsun Güneş'e ve Onun duhasına (dünyayı aydınlatmaya başladığı saatlere);

    Ali Bulaç

    Güneşe ve onun parıltısına andolsun,

    Ali Özek ve heyeti

    Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; Güneşe ve onun kuşluk zamanına!

    Bayraktar Bayraklı

    - Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Andolsun güneşe ve onun aydınlığına,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun güneşe ve parıltısına,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kasem olsun o güneşe ve parıltısına

    Erhan Aktaş

    Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,

    Gültekin Onan

    Güneşe ve onun parıltısına andolsun,

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun güneşe ve onun aydınlığına,

    İbni Kesir

    Andolsun güneşe ve aydınlığına.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Güneş'e ve onun aydınlığına andolsun.

    Süleyman Ateş

    Güneşe ve onun aydın sabahına andolsun,

    Süleymaniye Vakfı

    Güneş'e ve duhasına / yaydığı ışınlara yemin olsun!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Güneş ve duhası önemlidir.

    Şaban Britch

    Andolsun Güneş’e ve aydınlığına,

    Şaban Piriş

    Andolsun Güneş'e ve aydınlığına.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun Güneş'e ve ışığının parladığı kuşluk vaktine,

  2. Şems suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 2. ayet. وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا

    Diyanet İşleri

    Onu izlediğinde Ay'a andolsun,

    Mehmet Okuyan

    Onu izlediğinde aya, dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [telâ/tilavet] fiili "takip etmek" anlamındadır. Kur'an'ı tilavet etmek de onun ilkelerini takip etmektir. Ay ışığını güneşten aldığı gibi bizim de Kur'an'dan ışık almamız ve vahyin yörüngesinde yaşamamız gerekmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    güneşi izleyen ay şahit olsun!

    Muhammed Esed

    ve güneşi(n ışığını) yansıtan ayı!

    Ahmed Hulusi

    Onu takip ettiğinde Ay'a,

    Ali Bulaç

    Onu izlediği zaman aya,

    Ali Özek ve heyeti

    güneşi takip ettiğinde aya, yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Onu izlediğinde aya!

    Bayraktar Bayraklı

    - Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Onu izleyen aya,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu izleyen aya,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ona uyduğunda aya,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve aya: uyduğu zaman ona

    Erhan Aktaş

    Ve onu izleyen Ay'a,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onu izleyen Ay'a,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onu izleyen Ay'a,

    Gültekin Onan

    Onu izlediği zaman aya,

    Hasan Basri Çantay

    (ışık almakda) ona tabi olduğu zaman aya,

    İbni Kesir

    Ardından gelmekte olan aya.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu izlediğinde Ay’a andolsun.

    Süleyman Ateş

    Onu izleyen aya andolsun,

    Süleymaniye Vakfı

    Onu takip ettiğinde Ay'a, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Onu takip ettiğinde (إِذَا تَلَاهَا)" sözündeki "(ها) onu" zamiri, Güneşi de duhayı da gösterebilir özelliktedir. Kutup bölgeleri dışında Ay'ın Güneşi takip ettiği, Güneş'in düzenli olarak doğup batmadığı kutup bölgelerinde ise duhasını yani Güneşin yaydığı dalgalı ışınları takip ettiği gözlemlenebilir. Kameri takvimde yeni Ay'ın göstergesi, gündüzün bitiminden sonra gözüken hilaldir. Kutup bölgesinde ise Güneşin yeterince veya hiç gözükmediği kış günleri ile yeterince veya hiç batmadığı yaz günlerinde yeni ayın göstergesi olan hilal, duhanın kaybolmaya başlamasından sonra gözükür. Duhanın kaybolduğu, havanın durgunlaşmasıyla anlaşılır. Ay'a yemin edilen ayetler için bkz. Müddessir 74/32, İnşikak 84/18.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu takip ettiğinde ay önemlidir.

    Şaban Britch

    Onu takip eden Ay’a,

    Şaban Piriş

    Onu takip eden Ay'a.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu izlediğinde Ay'a,

  3. Şems suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 3. ayet. وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا

    Diyanet İşleri

    Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,

    Mehmet Okuyan

    Onu açığa çıkarttığında gündüze,

    Mustafa İslamoğlu

    Onun ışığını ortaya çıkarıp gösteren gündüz şahit olsun;

    Muhammed Esed

    Dünyayı gün ışığına çıkaran gündüzü düşün,

    Ahmed Hulusi

    Onu açığa çıkartan gündüze,

    Ali Bulaç

    Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze,

    Ali Özek ve heyeti

    onu açığa çıkarttığında gündüze, yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Onu ortaya çıkardığında gündüze!

    Bayraktar Bayraklı

    - Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Onu açığa çıkaran gündüze,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu açığa çıkaran gündüze,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    onu açıp ortaya çıkardığında gündüze,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve gündüze: Açtığı zaman onu

    Erhan Aktaş

    Ve onu ortaya çıkaran gündüze,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onu ortaya çıkaran gündüze,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onu ortaya çıkaran gündüze,

    Gültekin Onan

    Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze,

    Hasan Basri Çantay

    ona parlaklık verdiği zaman gündüze,

    İbni Kesir

    Onu açığa çıkardığında gündüze,

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun.

    Süleyman Ateş

    Güneşi ortaya çıkaran gündüze andolsun.

    Süleymaniye Vakfı

    yine onu açığa çıkardığında gündüze, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Onu ortaya çıkardığında (إِذَا جَلَّاهَا)" sözündeki "(ها) onu" zamiri hem Güneşi hem de duhayı gösterir özelliktedir. Bu ayete göre gündüz, Güneşin doğuşu ile batışı arasındaki vakittir. Güneşin tam olarak veya hiç gözükmediği yahut tam olarak veya hiç batmadığı yerlerde ise gündüz, duhanın, tam olarak ortaya çıkışı ile durgunlaşmaya başlaması arasındaki vakittir (Leyl 92/2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu gösterdiğinde gündüz önemlidir.

    Şaban Britch

    (Yeryüzünü) (ışığıyla) ortaya çıkaran gündüze,

    Şaban Piriş

    Onu ortaya koyan gündüze.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu iyice açtığı vakit gündüze,

  4. Şems suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 4. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا

    Diyanet İşleri

    Onu bürüdüğünde geceye andolsun,

    Mehmet Okuyan

    Onu kapladığında geceye,

    Mustafa İslamoğlu

    yine o ışığı gizleyecek gece şahit olsun!

    Muhammed Esed

    ve onu karanlığa boğan geceyi!

    Ahmed Hulusi

    Onu örtüp kaplayan geceye;

    Ali Bulaç

    Onu sarıp örttüğü zaman geceye,

    Ali Özek ve heyeti

    onu örttüğünde geceye, yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Onu sardığında geceye!

    Bayraktar Bayraklı

    - Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Onu örten geceye,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu örten geceye,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    onu sardığında geceye,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve geceye: Sararken onu

    Erhan Aktaş

    Ve onu örten geceye,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onu örten geceye,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onu örten geceye,

    Gültekin Onan

    Onu sarıp örttüğü zaman geceye,

    Hasan Basri Çantay

    onu örtüb büründüğü zaman geceye,

    İbni Kesir

    Örtüp bürüdüğünde geceye,

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu bürüdüğünde geceye andolsun.

    Süleyman Ateş

    Onu örten geceye andolsun.

    Süleymaniye Vakfı

    ve yine onu kapladığında geceye yemin olsun! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Onu kapladığında (إِذَا يَغْشَاهَا) " sözündeki "(ها) onu" zamiri, öncekiler gibi hem Güneşi hem de duhayı gösterir özelliktedir. Bu ayete göre gece, dünyanın büyük bir bölümünde, Güneşin batışı ile doğuşu arasındaki vakittir. Kutup bölgesinde, Güneşin tam olarak veya hiç gözükmediği kış günleri ile tam olarak veya hiç batmadığı yaz günlerinde ise gece, duhayı kaplaması ile ortaya çıkışı arasındaki vakittir. Gecenin duhayı kaplaması, ışınlardaki dalgalanmanın hissedilir oranda azalması ile anlaşılır. Geceye yemin edilen ayetler için bkz. Müddessir 74/33, Tekvir 81/17, İnşikak 84/17, Fecr 89/4, Leyl 92/1, Duha 93/2.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu örttüğünde gece önemlidir.

    Şaban Britch

    (Yeryüzünü) örten geceye,

    Şaban Piriş

    Onu örten geceye.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve onu sarıp sarmaladığı zaman geceye.

  5. Şems suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 5. ayet. وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا

    Diyanet İşleri

    Göğe ve onu bina edene andolsun,

    Mehmet Okuyan

    Göğe ve onu bina edene,

    Mustafa İslamoğlu

    Gökyüzü ve onu ayakta tutan (nizam) şahit olsun;

    Muhammed Esed

    Gökyüzünü ve onun harika yapısını düşün,

    Ahmed Hulusi

    Semaya ve onu bina edene;

    Ali Bulaç

    Göğe ve onu bina edene,

    Ali Özek ve heyeti

    gökyüzüne ve onu bina edene, yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Gökyüzüne ve onu yapana!

    Bayraktar Bayraklı

    - Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Göğe ve onu kurana,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göğe ve onu kurana,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    göğe ve onu bina edene,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve göğe ve onu bina edene

    Erhan Aktaş

    Ve göğe ve onu düzenleyene,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve göğe ve onu düzenleyene,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve göğe ve onu düzenleyene,

    Gültekin Onan

    Göğe ve onu bina edene,

    Hasan Basri Çantay

    göğe ve onu bina edene,

    İbni Kesir

    Göğe ve onu bina edene,

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göğe ve onu bina edene andolsun.

    Süleyman Ateş

    Göğe ve onu yapana andolsun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gök ve onu bina eden,

    Şaban Britch

    Göğe ve onu bina edene,

    Şaban Piriş

    Göğe ve onu bina edene.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göğe ve onu kurana,

  6. Şems suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 6. ayet. وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا

    Diyanet İşleri

    Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,

    Mehmet Okuyan

    Yere ve onu yayana,

    Mustafa İslamoğlu

    yeryüzü ve onu çepeçevre kuşatan canlı örtü şahit olsun!

    Muhammed Esed

    ve yeryüzünü, onun (uçsuz bucaksız) genişliğini!

    Ahmed Hulusi

    Arza ve onu yayana;

    Ali Bulaç

    Yere ve onu yayıp döşeyene,

    Ali Özek ve heyeti

    yere ve onu yapıp döşeyene, yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene!

    Bayraktar Bayraklı

    - Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    yere ve onu döşeyene,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve yere ve onu döşeyene

    Erhan Aktaş

    Ve yere ve onu döşeyene,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve yere ve onu döşeyene,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve yere ve onu döşeyene,

    Gültekin Onan

    Yere ve onu yayıp döşeyene,

    Hasan Basri Çantay

    yere ve onu yayıb döşeyene,

    İbni Kesir

    Yere ve onu yayana,

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene andolsun.

    Süleyman Ateş

    Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene andolsun.

    Şaban Britch

    Yere ve onu yayana,

    Şaban Piriş

    Yere ve onu yayana.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yere ve onu döşeyene.

  7. Şems suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 7. ayet. وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا

    Diyanet İşleri

    (7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

    Mehmet Okuyan

    Nefse (insana) ve onu biçimlendirene,

    Mustafa İslamoğlu

    İnsan benliği ve onun yaratılış amacına uygun biçimlenişi şahit olsun;

    Muhammed Esed

    İnsan benliğini düşün ve onun nasıl (yaratılış) amacına uygun şekillendirildiğini;

    Ahmed Hulusi

    Nefse (bilince) ve onu düzenleyene;

    Ali Bulaç

    Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',

    Ali Özek ve heyeti

    nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Benliğe ve onu düzenleyene!

    Bayraktar Bayraklı

    - Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Nefse ve onu düzenleyene,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nefse ve onu düzenleyene,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    nefse ve onu düzenleyene,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir nefse ve onu düzenliyene

    Gültekin Onan

    Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',

    Hasan Basri Çantay

    herbir nefse ve onu düzenleyene,

    İbni Kesir

    Nefse ve onu düzenleyene,

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nefse ve ona bir düzen içinde biçim verene.

    Süleyman Ateş

    Nefse ve onu biçimlendirene,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    nefis ve onun dengesini kuran Allah, sizin için daha önemlidir dipnot 1 ,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anne karnında 15. haftanın sonuna kadar herhangi bir hayvanla aynı özelliklere sahip olan insan, 15. haftanın sonundan sonra ruh üflenmesiyle birlikte diğer insanlarla eşit hale gelir.

    Şaban Britch

    Ve nefse ve ona bir düzen içinde biçim verene.

    Şaban Piriş

    Cana ve onu düzenleyene.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene.

  8. Şems suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 8. ayet. فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا

    Diyanet İşleri

    (7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    ve nihayet insan benliğine iyiyi ve kötüyü tanıyıp sorumsuz ve sorumlu davranma yeteneğini yerleştiren (şahit olsun) ki:

    Muhammed Esed

    ve nasıl ahlaki zaaflarla olduğu kadar Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını!

    Ahmed Hulusi

    Sonra da ona (bilince) hem fücurunu (Hak'tan ve Sistemden sapmayı) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham edene ki. . .

    Ali Bulaç

    Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).

    Ali Özek ve heyeti

    iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    Ardından, hem kötülüğü hem de sorumluluk bilincine erişmeyi ona bildirene!

    Bayraktar Bayraklı

    - Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Sonra da ona kötülüğünü ve erdemliliğini bildirene ant olsun ki;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra da ona kötülüğünü ve erdemliliğini bildirene andolsun ki;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham edene ki,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham eyliyene ki

    Erhan Aktaş

    Sonra ona fucurunu dipnot 1 ve takvasını dipnot 2 ilham dipnot 3 etti. dipnot 4

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir. Bozguncu, samimiyetsiz, yalancı, hak-hukuk tanımaz, düzenbaz, zalim; kısacası din diyanet tanımayan, dinin sınırlarını çiğneyerek onun dışına çıkmak demektir. İman'ın dışa yansıması nasıl ki birr, takva, salihatı yapmak ise, Küfr'ün dışa yansıması da "fucur"dur. Facir kelimesi, "birr" kelimesinin karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fucurdan, kötülükten korunmasını. Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28).
    3. metne dön, dipnot 3
      İlham, kelime olarak "yutmak" demektir. Allah'ın kullarının kalbine attığı, ona ulaştırdığı şeyler için kullanılmaktadır. Bu ulaştırma içe yerleştirme anlamında "yutturma" gibidir.
    4. metne dön, dipnot 4
      İnsna; doğru ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü, faydalı ve zararlıyı, hakkı ve zulmü, salihatı ve fesadı vs. ayırt edebilme, yapabilme, seçebilme, bilebilme özelliğini verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra ona fücurunu dipnot 1 ve takvasını dipnot 2 ilham dipnot 3 etti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Facir sözcüğü, "birr" sözcüğünün karşıtıdır. Kötü, bozguncu, samimiyetsiz, yalancı, hak-hukuk tanımaz, düzenbaz, zalim; kısacası din diyanet tanımayan, dinin sınırlarını çiğneyerek onun dışına çıkmak demektir. İmanın dışa yansıması nasıl ki birr, takva, salihatı yapmak ise, küfrün dışa yansıması da "fucur"dur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fucurdan/ Kötülükten korunma. Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İlham, sözcük olarak "yutmak" demektir. Allah'ın kullarının kalbine attığı, ona ulaştırdığı şeyler için kullanılmaktadır. Bu ulaştırma içe yerleştirme anlamında "yutturma" gibidir.

    Gültekin Onan

    Sonra ona fücurunu ve takvasını ilham edene (andolsun).

    Hasan Basri Çantay

    sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı ilham edene ki,

    İbni Kesir

    Sonra da ona, hem kötülüğü hem de takvayı ilham edene,

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra da ona günahını ve takvasını ilham etmiş olana (andolsun ki).

    Süleyman Ateş

    Ona bozukluğunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki:

    Süleymaniye Vakfı

    sonra ona, günah işlemekte olduğunu da yanlıştan sakınmasını da ilham edene yemin olsun ki dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre Allah, herkese davranışlarının iyi mi kötü mü olduğunu ilham eder. Kötü bir işe niyetlenen yahut bunu yapan kişinin içinde hissettiği sıkıntı ve vicdan azabı da iyi iş yapanın hissettiği iç huzuru da Allah'ın ona olan ilhamıdır (En'am 6/125, Enfal 8/24, Yusuf 12/24, Şura 42/51).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra yaptığının kötü veya iyi olduğunu ilham dipnot 1 edene yemin olsun ki

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlham, Allah'ın, kulunun kalbine bir şey doğurmasıdır

    Şaban Britch

    Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene.

    Şaban Piriş

    Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene ki,

  9. Şems suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 9. ayet. قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا

    Diyanet İşleri

    (7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

    Mehmet Okuyan

    Onu (nefsini) arındıran kişi elbette kurtulmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    Kim kendini geliştirip arındırırsa, o kesinlikle ebedi mutluluğa ulaşacaktır;

    Muhammed Esed

    Her kim (benliğini) arındırırsa, kesinlikle mutluluğa erişecektir,

    Ahmed Hulusi

    Gerçekten onu (bilincini) arındıran kurtulmuştur.

    Ali Bulaç

    Onu arındırıp temizleyen gerçekten felah bulmuştur.

    Ali Özek ve heyeti

    nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş,

    Ali Rıza Safa

    Kim onu arındırırsa, kurtuluşa erişmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsini karanlığa gömen ise kayıptadır.

    Edip Yüksel

    Onu temizleyen kurtulmuştur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu temizleyen kurtulmuştur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    gerçek kurtuluş bulmuştur onu temizlikle parlatan.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gerçek felah bulmuştur onu temizlikle parlatan

    Erhan Aktaş

    Elbette zekka dipnot 1 eden kurtuluşa ermiştir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekat, arınmak, arındırmak demektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir (2:43; 19:13, 31; 18:81; 20:76; 23:4; 41:7). Arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak demektir. Zekat eden; şirkten arınan, Allah'tan başka ilahlara kulluk etmeyi reddeden demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elbette zekka dipnot 1 eden kurtuluşa ermiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekat yapan. Arınan; şirkten arınan. Allah'tan başka ilahlara kulluk etmeyi reddeden. Zekat mali yardım demek değil, benliği şirkten arındırmaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elbette nefsini yücelten dipnot 1 kurtuluşa ermiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirkten arınan. Allah'tan başka ilahlara kulluk etmeyi reddeden.

    Gültekin Onan

    Onu arındırıp temizleyen gerçekten felah bulmuştur.

    Hasan Basri Çantay

    onu tertemiz yapan kişi muhakkak umduğuna ermiş,

    İbni Kesir

    Onu arıtan, gerçekten felaha ermiştir,

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphe yok ki, nefsini temizlemiş olan felaha ermiştir.

    Süleyman Ateş

    (Allah'tan başkasına tapmayarak) Nefsini yücelten kazanmış,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini geliştiren, umduğuna kavuşur.

    Şaban Britch

    Ki onu arındıran kurtuluşa ermiştir.

    Şaban Piriş

    Ki onu arındıran kurtuluşa ermiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Benliği temizleyip arındıran, gerçekten kurtulmuştur.

  10. Şems suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şems suresi, 10. ayet. وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا

    Diyanet İşleri

    Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.

    Mehmet Okuyan

    Onu (kötülüğe) gömen kişi ise kaybetmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    kim de kendini geliştirmeyip (içindeki iyilik tohumunu) çürütürse, o kesinlikle kaybedecektir.

    Muhammed Esed

    onu (karanlığa) gömen ise hüsrandadır.

    Ahmed Hulusi

    Onu (bilincini) gömüp gizleyerek (bilinçsizce - dürtüleriyle tabiatına uyarak) yaşayan ise gerçekten kaybetmiştir.

    Ali Bulaç

    Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp saran da elbette yıkıma uğramıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kim onun kötülüklerini örterse, yitime uğramıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsini karanlığa gömen ise kayıptadır.

    Edip Yüksel

    Onu başıboş bırakan ise zarar etmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu başıboş bırakan ise zarar etmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu kirletip gömen de ziyan etmiştir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ziyan etmiştir onu kirletip gömen

    Erhan Aktaş

    Elbette onu kirleten dipnot 1 de hüsrana uğramıştır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirke bulaşan. Allah'ın yanı sıra başka ilahlara da kulluk eden. Takvanın yerine fücuru seçen.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elbette onu kirleten dipnot 1 de hüsrana uğramıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirke bulaşan. Allah'ın yanı sıra başka ilahlara da kulluk eden. Takvanın yerine fücuru seçen.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elbette onu alçaltan dipnot 1 da hüsrana uğramıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrik olan. Allah'ın yanı sıra başka ilahlara da kulluk eden. Takvanın yerine fücuru seçen.

    Gültekin Onan

    Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp saran da elbette yıkıma uğramıştır.

    Hasan Basri Çantay

    onu alabildiğine örten kişi ise elbette ziyana uğramışdır.

    İbni Kesir

    Ve onu örtüp kirleten ise muhakkak ziyana uğramıştır.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.

    Süleyman Ateş

    (Yaratıklara taparak) Onu alçaltan da ziyana uğramıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini pis işlere sokan da kaybeder dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      دسي دسو  دس , sözlükte bir şeyi zorla ve baskıyla bir şeyin içine sokmaktır. (Lisan'ul-Arab) Kimileri kendini zorla pis işlerin içine sokarak bazı hedeflere ulaşmaya çalışır. Ayetler böylelerinin Semud kavmi gibi kaybedeceklerini bildirmektedir.

    Şaban Britch

    Onu kötülüğe gömen ise mahvolmuştur.

    Şaban Piriş

    Onu kötülüğe gömen ise mahvolmuştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu kirletip örtense kayba uğramıştır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.