Diyanet İşleri
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Şems suresi
Şems suresi, 8. ayet. فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا
feelhemehâ fücûrahâ vetaḳvâhâ.
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeminler ve nefsin arındırılması Şems 1–10 3
Göğe ve onu bina edene andolsun,
Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 7–8. ayetler için yazılmıştır.
7-8. “Nefse ve yaratılışını düzgün kılana” buyruğunda maksadın, genel ifadenin desteklediği üzere bütün canlı mahlukların nefsi olma ihtimali olmakla birlikte bundan sonra gelecek olan ifadelerin delili ile yalnızca mükellef olan insan nefsine yemin olma ihtimali de vardır.
Hangisi olursa olsun nefis/ruh, Allah’ın âyetlerinden adına yemin edilmeye layık olan pek büyük bir âyettir/delildir. Çünkü nefis, son derece latif, hafif, hızlıca yer değiştirip hareket eden, değişen, etkilenen, niyet, irade, maksat, sevgi gibi pek çok ruhi etkileşimleri bulunan bir varlıktır. Eğer nefis olmasaydı beden hiçbir faydası bulunmayan cansız bir heykelden ibaret olurdu. Nefsin bu şekilde düzenlenmiş olması, elbetteki Allah’ın pek büyük âyetlerinden/delillerinden biridir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah uzak durup, kaçınması için kötülükleri ve amel edip, işlemesi için iyilikleri insana öğretmeden nefislere yerleştirip, anlamasını sağlamıştır.
Aynı kök: فجر (24 geçiş)
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…
Aynı kök: فجر (24 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: فجر (24 geçiş)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra da ona (nefse), kötülük ve takvâ (duyarlılık) kabiliyetini verene ki dipnot 1
ve nihayet insan benliğine iyiyi ve kötüyü tanıyıp sorumsuz ve sorumlu davranma yeteneğini yerleştiren (şahit olsun) ki:
ve nasıl ahlaki zaaflarla olduğu kadar Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını!
Sonra da ona (bilince) hem fücurunu (Hak'tan ve Sistemden sapmayı) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham edene ki. . .
Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).
iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki,
Ardından, hem kötülüğü hem de sorumluluk bilincine erişmeyi ona bildirene!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Sonra da ona kötülüğünü ve erdemliliğini bildirene ant olsun ki;
Sonra da ona kötülüğünü ve erdemliliğini bildirene andolsun ki;
sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham edene ki,
Sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham eyliyene ki
Sonra ona fucurunu dipnot 1 ve takvasını dipnot 2 ilham dipnot 3 etti. dipnot 4
Sonra ona fücurunu dipnot 1 ve takvasını dipnot 2 ilham dipnot 3 etti.
Sonra ona fücurunu dipnot 1 ve takvasını dipnot 2 ilham dipnot 3 etti.
Sonra ona fücurunu ve takvasını ilham edene (andolsun).
sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı ilham edene ki,
Sonra da ona, hem kötülüğü hem de takvayı ilham edene,
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Sonra da ona günahını ve takvasını ilham etmiş olana (andolsun ki).
Ona bozukluğunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki:
sonra ona, günah işlemekte olduğunu da yanlıştan sakınmasını da ilham edene yemin olsun ki dipnot 1
Sonra yaptığının kötü veya iyi olduğunu ilham dipnot 1 edene yemin olsun ki
Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene.
Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene..
Ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene ki,
And how He inspired the self with self-abuse and self-indulgence, as well as with reverence and vindication and self-sacrifice and adaptation.
and inspired it [to know] its own rebellion and piety!
And its enlightenment as to its wrong and its right;-
and imbued it with (the consciousness of) its evil and its piety: dipnot 1
and inspired it with depravity or taqwa,
Then He showed him what is wrong for him and what is right for him.
and inspired it with [discernment between] its virtues and vices:
Then He revealed to it (- the soul, the ways of) its evil and its righteousness,
and inspired it to lewdness and godfearing!
That God has clearly indicated what is right and what is wrong for man.
its sin and its piety!
So He gave it its evil and good.
and inspired into the same its faculty of distinguishing, and power of choosing, wickedness and piety:
And enlightened it with what is wrong and right for it!
So He inspired it to its impiety and piety!
And inspired it (with conscience of) what is wrong for it and (what is) right for it.
And given the faculty of knowing what is disruptive and what is intrinsic to it.
and how it is imbued with moral failings as well as with consciousness of God!
then with ˹the knowledge of˺ right and wrong inspired it!
So He gave it its evil and good.
Then showed it what is evil and what is good.
And inspired it [with discernment of] its wickedness and its righteousness,
And inspired it with its immorality and its prudent fear!
And how it is instilled with the capacity to disintegrate or become secure.
And its enlightenment and to its wrong and to its right—
then inspired it with its (instincts of) evil and piety,
So He gave it its evil and good.