Sâffât suresi · 139–148. ayetler

Yûnus

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâffât suresi, 139. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 139. ayet. وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Yunus da elçilerdendi.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki Yunus da elçilerden biriydi.

    Muhammed Esed

    Şüphesiz, Yunus da elçilerimizden biriydi,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Yunus da irsal olunanlardandı (Hakikat bilgisiyle açığa çıkarılanlardandı).

    Ali Bulaç

    Şüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Yunus da gönderilenler arasındaydı.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendir.

    Edip Yüksel

    Yunus da elçilerden biriydi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yunus da elçilerden biriydi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz Yunüs de o mürselinden

    Erhan Aktaş

    Yunus da kesinlikle gönderilenlerdendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yunus da kesinlikle gönderilenlerdendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yunus da kesinlikle gönderilenlerdendir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi.

    Hasan Basri Çantay

    Yunus da hiç şübhesiz gönderilen peygamberlerdendi.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Yunus da peygamberlerdendi.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak Yûnus da gönderilmiş rasullerdendi.

    Süleyman Ateş

    Yunus da gönderilen elçilerdendi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yunus da elçilerimizdendir.

    Şaban Britch

    Yunus da peygamberlerden idi.

    Şaban Piriş

    Yunus Peygamber de, burada adı anılan peygamberlerden. Yunus da peygamberlerden idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yunus da gönderilen elçilerdendi.

  2. Sâffât suresi, 140. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 140. ayet. إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

    Diyanet İşleri

    Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani o, dolu bir gemiye (binip) kaçmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani o efendisinden kaçan bir köle gibi ağzına kadar dolu bir gemiyle kaçmıştı.

    Muhammed Esed

    kaçak bir köle gibi, yüklü bir gemiye (binip) kaçmıştı.

    Ahmed Hulusi

    Hani o dopdolu gemiye kaçmıştı (Hakikat bilgisine rağmen halkına yararlı olamadığı düşüncesiyle sıradan yaşamına dönmüştü).

    Ali Bulaç

    Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.

    Ali Özek ve heyeti

    Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı.

    Ali Rıza Safa

    Yüklü bir gemiyle kaçmıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir vakit, dolu gemi ile kaçmıştı.

    Edip Yüksel

    Dolu bir gemiye kaçmıştı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dolu bir gemiye kaçmıştı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hani bir vakit dolu gemiye kaç(ıp sığın)mıştı,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hani bir vakıt dolu gemiye kaçmıştı,

    Erhan Aktaş

    Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.

    Gültekin Onan

    Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.

    Hasan Basri Çantay

    Hani o, dolu bir gemiye kaçmışdı.

    İbni Kesir

    Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani o, kaçıp yüklü bir gemiye binmişti.

    Süleyman Ateş

    Dolu gemiye kaçmıştı.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün o, dopdolu bir gemiye kaçtı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O da bir gün yükünü tam almış bir gemiye kaçmıştı.

    Şaban Britch

    Hani o, kaçıp, yüklü bir gemiye binmişti.

    Şaban Piriş

    Dolu bir gemiye binmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.

  3. Sâffât suresi, 141. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 141. ayet. فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ

    Diyanet İşleri

    Gemidekilerle kur'a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.

    Mehmet Okuyan

    (Gemide olanlarla) karşılıklı kura çekmişler dipnot 1 ve (Yunus da) kaybedenlerden olmuştu.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir önceki ayetten anlaşıldığı üzere, gemi dolu olduğu için bazı kişilerin kura ile gemiden atılmasına yönelik bir karar alınmıştı. Hz. Yunus da bu kura sonucu kaybetmiş ve gemiden atılmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun ardından kur'a çekilmiş ve hayatı kayıp (denize atılmıştı).

    Muhammed Esed

    Ve sonra kur'a çekilmiş, o, (kur'ada) kaybedenlerden olmuştu;

    Ahmed Hulusi

    (Yunus) kura çekti (seçim yaptı) de delili geçersiz kılınanlardan oldu (bu tercihi - seçimi onu yanlışa sürükledi ve). . .

    Ali Bulaç

    Böylece kur'aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu.

    Ali Özek ve heyeti

    Gemide olanlarla karşılıklı kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.

    Ali Rıza Safa

    Ardından, isim çektiler; yenik düştü.

    Bayraktar Bayraklı

    Kura çekti ve kaybedenlerden oldu.

    Edip Yüksel

    Karşı çıktı ve kayanlardan oldu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Karşı çıktı ve kayanlardan oldu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kur'a çekişmişti de (gemiden) kaydırılanlardan olmuştu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    kur'a çekmişti de kaydırılanlardan olmuştu

    Erhan Aktaş

    Sonra kura çekti ve kaybedenlerden oldu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra kura çekti ve kaybedenlerden oldu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra kura çekti ve kaybedenlerden oldu.

    Gültekin Onan

    Böylece kuraya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu.

    Hasan Basri Çantay

    Derken kur'a çekmiş (ler) di de mağlublardan olmuşdu.

    İbni Kesir

    Kur'a çekmişti de yenilenlerden olmuştu.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kura çekmişler ve kaybedenlerden olmuştu.

    Süleyman Ateş

    (Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti).

    Süleymaniye Vakfı

    Kura çekti ve gemiden atılanlardan oldu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kur'aya katıldı ve kaybedenlerden oldu.

    Şaban Britch

    Kura çekmişler ve kaybedenlerden olmuştu.

    Şaban Piriş

    Kura çekmişler ve kaybedenlerden olmuştu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra kura çekti de kaybedenlerden oldu.

  4. Sâffât suresi, 142. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 142. ayet. فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.

    Mehmet Okuyan

    Kendini kınayıp dururken onu bir balık yutmuştu.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken o derin bir pişmanlıkla kıvranır haldeyken iri balık tarafından yakalanmıştı.

    Muhammed Esed

    (sonra o'nu denize atmışlar ve) denizde büyük balık tarafından yutulmuştu, çünkü kınananlardan biriydi.

    Ahmed Hulusi

    (Yunus) levmedici olduğu halde balık Onu yuttu (pişmanlık duygusuyla karışık bir halde, balık = dünya yaşamı onu yuttu);

    Ali Bulaç

    Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.

    Ali Özek ve heyeti

    Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.

    Ali Rıza Safa

    Balık, Onu hemen yuttu. Çünkü O, kınanmış birisiydi. dipnot 380

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 380
      "Kınanmış" olarak yazdığımız "Mulimun" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kendisini kınayan" veya "Yenilgiye uğramış" veya "Yaptığından pişman olmuş" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Balık onu yuttu. O kınanmayı hak etmişti.

    Edip Yüksel

    Balık onu yuttu, bundan o sorumluydu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Balık onu yuttu, bundan o sorumluydu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken (denize atıldı ve) kendisini balık yuttu. Pişmandı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken kendisi balık yuttu melamette idi

    Gültekin Onan

    Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.

    Hasan Basri Çantay

    O, kınanmış bir halde iken kendisini hemen balık yutmuşdu.

    İbni Kesir

    Yenilgiye uğramışken, bir balık yutmuştu onu.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.

    Süleyman Ateş

    (Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini suçladığı bir sırada onu o balık yutuvermişti.

    Şaban Britch

    O, kınanmış iken bir balık onu yuttu.

    Şaban Piriş

    O, kınanmış iken bir balık onu yuttu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Derken, kendisini balık yutmuştu. O kendi kendini kınayıp duruyordu.

  5. Sâffât suresi, 143. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 143. ayet. فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ

    Diyanet İşleri

    (143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

    Mehmet Okuyan

    (143, 144) (Allah'ı) tesbih edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, dipnot 1 (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yunus balığın karnına düştüğünde kurtarılmayı hak ettiyse, bu onun daha önceden Yüce Allah'a samimi kul olması nedenine bağlıdır. Benzer şekilde boğulmak üzereyken "İsrailoğulları'nın iman ettiği Yüce Allah'tan başka ilâh olmadığını ve müslümanlardan olduğunu" söyleyen Firavun'un kurtarılmamasının nedeni de normal hayatında bu imana sahip olmamasıydı.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat o eğer Rabbinin yüceliğini sürekli hatırda tutan biri olmasaydı,

    Muhammed Esed

    Eğer o, (en derin bunalım anlarında bile) Allah'ın sınırsız şanını yüceltenlerden olmasaydı,

    Ahmed Hulusi

    Eğer (Yunus) tespih edenlerden (işlevini hatırlayanlardan) olmasaydı (eğer tespih ile hakikatini hissederek Allah'a vechini dönmeseydi);

    Ali Bulaç

    Eğer (Allah'ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı,

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı,

    Ali Rıza Safa

    Aslında, O, yüceltenler arasında olmasaydı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer Allah'ı sıkça ananlardan olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı.

    Edip Yüksel

    (Tanrı'yı) anıp düşünmeseydi,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Tanrı'yı) anıp düşünmeseydi,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer çok tesbih edenlerden olmasa idi

    Erhan Aktaş

    Eğer o gerçekten tesbih dipnot 1 edenlerden olmasaydı;

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer o gerçekten tesbih dipnot 1 edenlerden olmasaydı;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasıdır. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20:130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer o gerçekten tesbih dipnot 1 edenlerden olmasaydı;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ı her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak.

    Gültekin Onan

    Eğer (Tanrı'yı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı;

    Hasan Basri Çantay

    Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı,

    İbni Kesir

    Eğer o, tesbih edenlerden olmasaydı.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer o gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı,

    Süleyman Ateş

    Eğer tesbih edenlerden olmasaydı,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer o bize tam bağlılık göstermeseydi,

    Şaban Britch

    Eğer Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı.

    Şaban Piriş

    Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer tespih edenlerden olmasaydı.

  6. Sâffât suresi, 144. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 144. ayet. لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    Diyanet İşleri

    (143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

    Mehmet Okuyan

    (143, 144) (Allah'ı) tesbih edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, dipnot 1 (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yunus balığın karnına düştüğünde kurtarılmayı hak ettiyse, bu onun daha önceden Yüce Allah'a samimi kul olması nedenine bağlıdır. Benzer şekilde boğulmak üzereyken "İsrailoğulları'nın iman ettiği Yüce Allah'tan başka ilâh olmadığını ve müslümanlardan olduğunu" söyleyen Firavun'un kurtarılmamasının nedeni de normal hayatında bu imana sahip olmamasıydı.

    Mustafa İslamoğlu

    yeniden diriliş gününe kadar onun karnında olacaktı.

    Muhammed Esed

    herkesin yeniden dirileceği güne kadar o (balığı)n karnında kalmış olacaktı.

    Ahmed Hulusi

    Ba's olunacakları güne kadar (Yunus) balığın karnında kalırdı (ölüm tadılma sürecine kadar dünyasında bedensellikte kalırdı).

    Ali Bulaç

    Onun karnında (insanların) dirilip kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.

    Ali Özek ve heyeti

    tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

    Ali Rıza Safa

    Yeniden yaşama döndürülecekleri güne dek, kesinlikle onun karnında kalacaktı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer Allah'ı sıkça ananlardan olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı.

    Edip Yüksel

    Diriliş Gününe kadar onun karnında kalacaktı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diriliş Gününe kadar onun karnında kalacaktı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    muhakkak diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde ba'solunacakları güne kadar onun karnında kalırdı

    Erhan Aktaş

    Diriltilecekleri güne kadar dipnot 1 balığın karnında kalırdı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüp gidecekti. Balığın karnı ona mezar olacaktı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Diriltilecekleri güne kadar dipnot 1 balığın karnında kalırdı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüp gidecekti. Balığın karnı ona mezar olacaktı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Diriltilecekleri güne kadar dipnot 1 balığın karnında kalırdı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüp gidecekti. Balığın karnı ona mezar olacaktı.

    Gültekin Onan

    Onun karnında (insanların) dirilip kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.

    Hasan Basri Çantay

    Her halde (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalıb gitmişdi.

    İbni Kesir

    Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalacaktı.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

    Süleyman Ateş

    (İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalacaktı.

    Şaban Britch

    İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

    Şaban Piriş

    İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanların diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalacaktı.

  7. Sâffât suresi, 145. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 145. ayet. فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.

    Mehmet Okuyan

    Hâlsiz bir vaziyette onu kıyıya çıkarmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonunda Biz onu bitkin bir halde ıssız ve çorak bir kıyıya çıkarttık;

    Muhammed Esed

    ama biz o'nu manevi çöküntü/iç huzursuzluğu içinde ıssız bir kıyıya çıkarttık,

    Ahmed Hulusi

    Biz Onu hasta (yıpranmış - sağlıksız) olarak çıplak arazide (kuvvelerin bilinmediği bir ortamda) bıraktık.

    Ali Bulaç

    Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.

    Ali Özek ve heyeti

    Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Onu, gücü tükenmiş bir durumda boş bir kıyıya attık. dipnot 381

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 381
      Yunus peygamberin kaçması ve çekilen kurada yitirdiği için balık tarafından yutulması ve sonunda Allah tarafından kurtarılması, Tevrat,
      Yunus 1:3 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yunus 1:3

      Ne var ki, Yunus RABbin huzurundan Tarşişe kaçmaya kalkıştı. Yafaya inip Tarşişe giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi, RABden uzaklaşmak için Tarşişe doğru yola çıktı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,7,17 ve 2:1,2,10 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Ne var ki, Yunus, Rabbin önünden Tarşiş'e kaçmaya kalkıştı. Yafa'ya indi ve Tarşiş'e giden bir gemi buldu. Rab'den uzaklaşmak için Tarşiş'e doğru yola çıktı. Sonra, denizciler, şöyle dedi: ‘Gelin kura çekelim; bakalım bu bela kimin yüzünden başımıza geldi?' Kura çektiler; Yunus'a düştü. Rab, Yunus'u yutmak için büyük bir balık hazırladı. Yunus, üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı. Balığın karnından, Allahı Rabbe, şöyle yakarışta bulundu: ‘Ya Rab! Sıkıntı içinde sana yakardım; beni yanıtladın. Ölüler diyarının bağrından yardım istedim; sesimi işittin.' Rab, balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu."

    Bayraktar Bayraklı

    Onu bitkin bir halde açık araziye attık.

    Edip Yüksel

    Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hemen biz onu alana attık hasta idi

    Erhan Aktaş

    Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.

    Gültekin Onan

    Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.

    Hasan Basri Çantay

    İşte biz onu, kendisi de hasta olarak, açık bir yere (çıkarıb) bırakdık.

    İbni Kesir

    Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz de onu, hasta bir halde boş bir alana/sahile attık.

    Süleyman Ateş

    (Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onu, hasta haldeyken çıplak bir alana attık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Enbiya 21/88. Aynı olay Tevrat /
      Yunus 2:10 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yunus 2:10

      RAB balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajında da anlatılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onu açık bir alana attık; hastaydı.

    Şaban Britch

    Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde boş bir yere çıkardık.

    Şaban Piriş

    Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.

  8. Sâffât suresi, 146. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 146. ayet. وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ

    Diyanet İşleri

    Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.

    Mehmet Okuyan

    Üzerine (gölge etmesi için) geniş yapraklı bir bitki yetiştirmiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onun başucunda bodur ve bol hevenkli bir bitki yeşerttik.

    Muhammed Esed

    ve onun üzerinde (çorak toprakta) yetişen bir bodur fidan yeşerttik.

    Ahmed Hulusi

    Üzerine kabak türünden (gövdesi olmayan bitki cinsi) bir ağaç bitirdik (Onda ilahi marifet meyveleri açığa çıkardık).

    Ali Bulaç

    Ve üzerine, sık geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.

    Ali Rıza Safa

    Üzerinde geniş yapraklı bir ağaç yetiştirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Üzerini kabakgillerden bir bitki ile örttük.

    Edip Yüksel

    Ve onun için orada geniş yapraklı ağaç yetiştirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onun için orada geniş yapraklı ağaç yetiştirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik

    Erhan Aktaş

    Onun üzerine geniş yapraklılardan bir ağaç bitirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun üzerine geniş yapraklılardan bir ağaç bitirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun üzerine geniş yapraklılardan bir ağaç bitirdik.

    Gültekin Onan

    Ve üzerine, sık geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Üzerine sakı olmayan cinsden (gölgelik) bir nebat bitirdik.

    İbni Kesir

    Ve onun için geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Üzerine kabak türünden (gölge yapması için) bir ağaç bitirdik.

    Süleyman Ateş

    Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Onun üzerine kabakgillerden (kendini örtecek) bir bitki bitirdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aynı olay Tevrat /
      Yunus 4:6-11 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yunus 4:6

      RAB Tanrı Yunusun üzerine gölge salacak, sıkıntısını giderecek bir keneotu sağladı. Yunus buna çok sevindi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajlarında da anlatılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (O açık alanda) dipnot 1 onun üzerini örtecek kabakgillerden bir bitki bitirmiştik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Açık alanda böyle bir bitkinin bitip yaprakları Yunus aleyhisselamı örtmesi kısa zaman olamayacağı için عَلَيْهِ ‘deki هــ zamiri العَراء (açık alan) kelimesini gösterir şekilde meal verilmiştir. Çünkü kelime müzekkerdir. Kitab'ul-ayn'da onunla ile ilgili şu ifadeler geçer: والعرب تُذكّره فتقول : انتهينا إلى عَراءٍ من الأرضِ واسعٍ

    Şaban Britch

    Onun üzerine de (geniş yapraklı) bir bal kabağı bitkisi bitirdik.

    Şaban Piriş

    Onun üzerine de geniş yapraklı bir ağaç bitirmiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.

  9. Sâffât suresi, 147. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 147. ayet. وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

    Mehmet Okuyan

    Onu, yüz bin hatta dipnot 1 daha çok kişiye (peygamber olarak) göndermiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [ev] edatına "veya" anlamı verilmemelidir. Çünkü ifade Yüce Allah'a aittir; sayılardan bahsedilirken O'nun seçenekli bir ifade kullanması değil, o sayının daha fazla olduğu mesajı kastedilmektedir. Bu yüzden, söz konusu [ev] edatına [tafsîliyye] yani "hatta, açıklama" anlamı vermeyi tercih ettik.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onu yüz bin, hatta daha fazla kişiye (yeniden) elçi gönderdik.

    Muhammed Esed

    Ve onu (bir kez daha kendi halkına,) yüz bin veya daha fazla (kişi)ye gönderdik.

    Ahmed Hulusi

    Onu (Yunus'u) yüz bin (kişiye) yahut daha da fazlasına irsal ettik.

    Ali Bulaç

    Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.

    Ali Rıza Safa

    Ve Onu, yüz bin veya daha çoğuna gönderdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Onu, nüfusu yüzbin veya daha fazla sayıda olan bir topluma peygamber olarak gönderdik.

    Edip Yüksel

    Biz onu yüz bin veya daha çok kişiye gönderdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz onu yüzbin veya daha çok kişiye gönderdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onu (Yunus'u) yüz bin insana peygamber olarak gönderdik ve hatta artıyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hatta artıyorlardı

    Erhan Aktaş

    Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Resul olarak gönderdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Resul olarak gönderdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Rasul olarak gönderdik.

    Gültekin Onan

    Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.

    Hasan Basri Çantay

    Onu yüz bine peygamber gönderdik. Hatta artıyorlardı da.

    İbni Kesir

    Onu yüz bin veya daha fazlasına elçi gönderdik.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra da onu, yüz bin kişiye hatta daha fazlasına gönderdik.

    Süleyman Ateş

    Ve onu yüz bin insana ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu (tekrar) yüz bin hatta daha fazla kişiye elçi gönderdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalem 68/50. Bu kent, Tevrat /
      Yunus 3:1-2 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yunus 3:1

      RAB Yunusa ikinci kez şöyle seslendi:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajlarına göre, nüfusu yüz yirmi binden fazla olan Ninova'dır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu yüz bin, hatta daha çok kimseye elçi göndermiştik.

    Şaban Britch

    Sonra da onu yüz bin kişiye veya daha fazlasına göndermiştik.

    Şaban Piriş

    Sonra da onu yüz bin kişiye veya daha fazlasına göndermiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu yüz bin kişiye yahut daha fazla olanlara elçi olarak gönderdik.

  10. Sâffât suresi, 148. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 148. ayet. فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ

    Diyanet İşleri

    Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu kez onlar iman ettiler; bu yüzden Biz de onlara bir müddet müreffeh bir hayat yaşattık.

    Muhammed Esed

    Onlar, (bu defa ona) inandılar; bunun üzerine Biz, verilen süre zarfında onlara mutlu bir hayat yaşattık.

    Ahmed Hulusi

    (Onlar) iman ettiler de, biz onları bir süre mutlu yaşattık.

    Ali Bulaç

    Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda inandılar. Ardından, bir zamana dek onları geçindirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Ona inandılar, bu sebeple biz de onları belli bir süreye kadar refah içinde yaşattık.

    Edip Yüksel

    Onayladılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt ona iyman ettiler de onları bir zamana kadar istifade ettirdik

    Erhan Aktaş

    Bu sefer iman ettiler. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu sefer inandılar. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu sefer Yunus'a inandılar. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.

    Gültekin Onan

    Sonunda ona inandılar, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet ona iman etdiler de kendilerini bir zamana kadar geçindirdik.

    İbni Kesir

    Nihayet ona inandılar, Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.

    Süleyman Ateş

    İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yunus'un geri dönmesinden) Sonra ona inandılar. Biz de onları bir süre nimetlerden yararlandırdık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar Yunus aleyhisselamın kavmidir. Onlar tövbekar olup ona inandı ve helak edilmekten kurtuldular (Yunus 10/98).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Daha sonra ona inandılar. Biz de onları bir süreye kadar refah içinde yaşattık.

    Şaban Britch

    Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.

    Şaban Piriş

    Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar inandılar. Biz de onları bir vakte kadar nimetlendirdik.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.