Diyanet İşleri
Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi.
Sâffât suresi · 139–148. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâffât suresi, 139. ayet. وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi.
Şüphesiz ki Yunus da elçilerdendi.
Şüphe yok ki Yunus da elçilerden biriydi.
Şüphesiz, Yunus da elçilerimizden biriydi,
Muhakkak ki Yunus da irsal olunanlardandı (Hakikat bilgisiyle açığa çıkarılanlardandı).
Şüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi.
Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.
Kuşkusuz, Yunus da gönderilenler arasındaydı.
Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendir.
Yunus da elçilerden biriydi.
Yunus da elçilerden biriydi.
Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.
Şübhesiz Yunüs de o mürselinden
Yunus da kesinlikle gönderilenlerdendir.
Yunus da kesinlikle gönderilenlerdendir.
Yunus da kesinlikle gönderilenlerdendir.
Şüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi.
Yunus da hiç şübhesiz gönderilen peygamberlerdendi.
Muhakkak ki Yunus da peygamberlerdendi.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Muhakkak Yûnus da gönderilmiş rasullerdendi.
Yunus da gönderilen elçilerdendi.
Elbette Yunus da elçi olarak gönderilenlerdendi dipnot 1 .
Yunus da elçilerimizdendir.
Yunus da peygamberlerden idi.
Yunus Peygamber de, burada adı anılan peygamberlerden. Yunus da peygamberlerden idi.
Yunus da gönderilen elçilerdendi.
Sâffât suresi, 140. ayet. إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.
Hani o, dolu bir gemiye (binip) kaçmıştı.
Hani o efendisinden kaçan bir köle gibi ağzına kadar dolu bir gemiyle kaçmıştı.
kaçak bir köle gibi, yüklü bir gemiye (binip) kaçmıştı.
Hani o dopdolu gemiye kaçmıştı (Hakikat bilgisine rağmen halkına yararlı olamadığı düşüncesiyle sıradan yaşamına dönmüştü).
Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı.
Yüklü bir gemiyle kaçmıştı.
Bir vakit, dolu gemi ile kaçmıştı.
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
Hani bir vakit dolu gemiye kaç(ıp sığın)mıştı,
Hani bir vakıt dolu gemiye kaçmıştı,
Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu bir gemiye kaçmışdı.
Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Hani o, kaçıp yüklü bir gemiye binmişti.
Dolu gemiye kaçmıştı.
Bir gün o, dopdolu bir gemiye kaçtı.
O da bir gün yükünü tam almış bir gemiye kaçmıştı.
Hani o, kaçıp, yüklü bir gemiye binmişti.
Dolu bir gemiye binmişti.
Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
Sâffât suresi, 141. ayet. فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ
Gemidekilerle kur'a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.
(Gemide olanlarla) karşılıklı kura çekmişler dipnot 1 ve (Yunus da) kaybedenlerden olmuştu.
Bunun ardından kur'a çekilmiş ve hayatı kayıp (denize atılmıştı).
Ve sonra kur'a çekilmiş, o, (kur'ada) kaybedenlerden olmuştu;
(Yunus) kura çekti (seçim yaptı) de delili geçersiz kılınanlardan oldu (bu tercihi - seçimi onu yanlışa sürükledi ve). . .
Böylece kur'aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu.
Gemide olanlarla karşılıklı kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.
Ardından, isim çektiler; yenik düştü.
Kura çekti ve kaybedenlerden oldu.
Karşı çıktı ve kayanlardan oldu.
Karşı çıktı ve kayanlardan oldu.
kur'a çekişmişti de (gemiden) kaydırılanlardan olmuştu.
kur'a çekmişti de kaydırılanlardan olmuştu
Sonra kura çekti ve kaybedenlerden oldu.
Sonra kura çekti ve kaybedenlerden oldu.
Sonra kura çekti ve kaybedenlerden oldu.
Böylece kuraya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu.
Derken kur'a çekmiş (ler) di de mağlublardan olmuşdu.
Kur'a çekmişti de yenilenlerden olmuştu.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Kura çekmişler ve kaybedenlerden olmuştu.
(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti).
Kura çekti ve gemiden atılanlardan oldu.
Kur'aya katıldı ve kaybedenlerden oldu.
Kura çekmişler ve kaybedenlerden olmuştu.
Kura çekmişler ve kaybedenlerden olmuştu.
Sonra kura çekti de kaybedenlerden oldu.
Sâffât suresi, 142. ayet. فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ
Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.
Kendini kınayıp dururken onu bir balık yutmuştu.
Derken o derin bir pişmanlıkla kıvranır haldeyken iri balık tarafından yakalanmıştı.
(sonra o'nu denize atmışlar ve) denizde büyük balık tarafından yutulmuştu, çünkü kınananlardan biriydi.
(Yunus) levmedici olduğu halde balık Onu yuttu (pişmanlık duygusuyla karışık bir halde, balık = dünya yaşamı onu yuttu);
Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.
Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.
Balık, Onu hemen yuttu. Çünkü O, kınanmış birisiydi. dipnot 380
Balık onu yuttu. O kınanmayı hak etmişti.
Balık onu yuttu, bundan o sorumluydu.
Balık onu yuttu, bundan o sorumluydu.
Derken (denize atıldı ve) kendisini balık yuttu. Pişmandı.
Derken kendisi balık yuttu melamette idi
O kendisini suçlayıp dururken, hut dipnot 1 onu yuttu.
O kendisini suçlayıp dururken, hut dipnot 1 onu yuttu.
O kendisini suçlayıp dururken, hut dipnot 1 onu yuttu.
Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.
O, kınanmış bir halde iken kendisini hemen balık yutmuşdu.
Yenilgiye uğramışken, bir balık yutmuştu onu.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.
(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.
Hemen onu balık yutuverdi, o sırada kendini kınıyordu dipnot 1 .
Kendini suçladığı bir sırada onu o balık yutuvermişti.
O, kınanmış iken bir balık onu yuttu.
O, kınanmış iken bir balık onu yuttu.
Derken, kendisini balık yutmuştu. O kendi kendini kınayıp duruyordu.
Sâffât suresi, 143. ayet. فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ
(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
(143, 144) (Allah'ı) tesbih edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, dipnot 1 (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.
Fakat o eğer Rabbinin yüceliğini sürekli hatırda tutan biri olmasaydı,
Eğer o, (en derin bunalım anlarında bile) Allah'ın sınırsız şanını yüceltenlerden olmasaydı,
Eğer (Yunus) tespih edenlerden (işlevini hatırlayanlardan) olmasaydı (eğer tespih ile hakikatini hissederek Allah'a vechini dönmeseydi);
Eğer (Allah'ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı,
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı,
Aslında, O, yüceltenler arasında olmasaydı.
- Eğer Allah'ı sıkça ananlardan olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı.
(Tanrı'yı) anıp düşünmeseydi,
(Tanrı'yı) anıp düşünmeseydi,
Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı,
Eğer çok tesbih edenlerden olmasa idi
Eğer o gerçekten tesbih dipnot 1 edenlerden olmasaydı;
Eğer o gerçekten tesbih dipnot 1 edenlerden olmasaydı;
Eğer o gerçekten tesbih dipnot 1 edenlerden olmasaydı;
Eğer (Tanrı'yı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı;
Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı,
Eğer o, tesbih edenlerden olmasaydı.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Eğer o gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı,
Eğer tesbih edenlerden olmasaydı,
Eğer o, boyun eğenlerden olmasaydı dipnot 1
Eğer o bize tam bağlılık göstermeseydi,
Eğer Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı.
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı.
Eğer tespih edenlerden olmasaydı.
Sâffât suresi, 144. ayet. لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
(143, 144) (Allah'ı) tesbih edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, dipnot 1 (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.
yeniden diriliş gününe kadar onun karnında olacaktı.
herkesin yeniden dirileceği güne kadar o (balığı)n karnında kalmış olacaktı.
Ba's olunacakları güne kadar (Yunus) balığın karnında kalırdı (ölüm tadılma sürecine kadar dünyasında bedensellikte kalırdı).
Onun karnında (insanların) dirilip kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.
tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Yeniden yaşama döndürülecekleri güne dek, kesinlikle onun karnında kalacaktı.
- Eğer Allah'ı sıkça ananlardan olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı.
Diriliş Gününe kadar onun karnında kalacaktı.
Diriliş Gününe kadar onun karnında kalacaktı.
muhakkak diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Her halde ba'solunacakları güne kadar onun karnında kalırdı
Diriltilecekleri güne kadar dipnot 1 balığın karnında kalırdı.
Diriltilecekleri güne kadar dipnot 1 balığın karnında kalırdı.
Diriltilecekleri güne kadar dipnot 1 balığın karnında kalırdı.
Onun karnında (insanların) dirilip kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.
Her halde (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalıb gitmişdi.
Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalacaktı.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.
(insanların) diriltilecekleri güne kadar kesinlikle balığın karnında kalırdı dipnot 1 .
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalacaktı.
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
İnsanların diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalacaktı.
Sâffât suresi, 145. ayet. فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Hâlsiz bir vaziyette onu kıyıya çıkarmıştık.
Sonunda Biz onu bitkin bir halde ıssız ve çorak bir kıyıya çıkarttık;
ama biz o'nu manevi çöküntü/iç huzursuzluğu içinde ıssız bir kıyıya çıkarttık,
Biz Onu hasta (yıpranmış - sağlıksız) olarak çıplak arazide (kuvvelerin bilinmediği bir ortamda) bıraktık.
Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
Sonunda, Onu, gücü tükenmiş bir durumda boş bir kıyıya attık. dipnot 381
Eski Ahit · Yunus 1:3
Ne var ki, Yunus RABbin huzurundan Tarşişe kaçmaya kalkıştı. Yafaya inip Tarşişe giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi, RABden uzaklaşmak için Tarşişe doğru yola çıktı. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Onu bitkin bir halde açık araziye attık.
Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...
Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...
Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık,
Hemen biz onu alana attık hasta idi
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
İşte biz onu, kendisi de hasta olarak, açık bir yere (çıkarıb) bırakdık.
Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Biz de onu, hasta bir halde boş bir alana/sahile attık.
(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
Sonra onu, hasta haldeyken çıplak bir alana attık dipnot 1 .
Eski Ahit · Yunus 2:10
RAB balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Sonra onu açık bir alana attık; hastaydı.
Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde boş bir yere çıkardık.
Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.
Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.
Sâffât suresi, 146. ayet. وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ
Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.
Üzerine (gölge etmesi için) geniş yapraklı bir bitki yetiştirmiştik.
ve onun başucunda bodur ve bol hevenkli bir bitki yeşerttik.
ve onun üzerinde (çorak toprakta) yetişen bir bodur fidan yeşerttik.
Üzerine kabak türünden (gövdesi olmayan bitki cinsi) bir ağaç bitirdik (Onda ilahi marifet meyveleri açığa çıkardık).
Ve üzerine, sık geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik.
Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.
Üzerinde geniş yapraklı bir ağaç yetiştirdik.
Üzerini kabakgillerden bir bitki ile örttük.
Ve onun için orada geniş yapraklı ağaç yetiştirdik.
Ve onun için orada geniş yapraklı ağaç yetiştirdik.
Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.
Ve üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik
Onun üzerine geniş yapraklılardan bir ağaç bitirdik.
Onun üzerine geniş yapraklılardan bir ağaç bitirdik.
Onun üzerine geniş yapraklılardan bir ağaç bitirdik.
Ve üzerine, sık geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik.
Üzerine sakı olmayan cinsden (gölgelik) bir nebat bitirdik.
Ve onun için geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Üzerine kabak türünden (gölge yapması için) bir ağaç bitirdik.
Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik.
Onun üzerine kabakgillerden (kendini örtecek) bir bitki bitirdik dipnot 1 .
Eski Ahit · Yunus 4:6
RAB Tanrı Yunusun üzerine gölge salacak, sıkıntısını giderecek bir keneotu sağladı. Yunus buna çok sevindi. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
(O açık alanda) dipnot 1 onun üzerini örtecek kabakgillerden bir bitki bitirmiştik.
Onun üzerine de (geniş yapraklı) bir bal kabağı bitkisi bitirdik.
Onun üzerine de geniş yapraklı bir ağaç bitirmiştik.
Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.
Sâffât suresi, 147. ayet. وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ
Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.
Onu, yüz bin hatta dipnot 1 daha çok kişiye (peygamber olarak) göndermiştik.
Yine onu yüz bin, hatta daha fazla kişiye (yeniden) elçi gönderdik.
Ve onu (bir kez daha kendi halkına,) yüz bin veya daha fazla (kişi)ye gönderdik.
Onu (Yunus'u) yüz bin (kişiye) yahut daha da fazlasına irsal ettik.
Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.
Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
Ve Onu, yüz bin veya daha çoğuna gönderdik.
Onu, nüfusu yüzbin veya daha fazla sayıda olan bir topluma peygamber olarak gönderdik.
Biz onu yüz bin veya daha çok kişiye gönderdik.
Biz onu yüzbin veya daha çok kişiye gönderdik.
Ve onu (Yunus'u) yüz bin insana peygamber olarak gönderdik ve hatta artıyorlardı.
Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hatta artıyorlardı
Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Resul olarak gönderdik.
Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Resul olarak gönderdik.
Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Rasul olarak gönderdik.
Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.
Onu yüz bine peygamber gönderdik. Hatta artıyorlardı da.
Onu yüz bin veya daha fazlasına elçi gönderdik.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Sonra da onu, yüz bin kişiye hatta daha fazlasına gönderdik.
Ve onu yüz bin insana ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik.
Onu (tekrar) yüz bin hatta daha fazla kişiye elçi gönderdik dipnot 1 .
Eski Ahit · Yunus 3:1
RAB Yunusa ikinci kez şöyle seslendi: Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Onu yüz bin, hatta daha çok kimseye elçi göndermiştik.
Sonra da onu yüz bin kişiye veya daha fazlasına göndermiştik.
Sonra da onu yüz bin kişiye veya daha fazlasına göndermiştik.
Onu yüz bin kişiye yahut daha fazla olanlara elçi olarak gönderdik.
Sâffât suresi, 148. ayet. فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ
Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
(Ona) inanmışlardı; biz de onları bir süreye kadar yaşatmıştık. dipnot 1
Bu kez onlar iman ettiler; bu yüzden Biz de onlara bir müddet müreffeh bir hayat yaşattık.
Onlar, (bu defa ona) inandılar; bunun üzerine Biz, verilen süre zarfında onlara mutlu bir hayat yaşattık.
(Onlar) iman ettiler de, biz onları bir süre mutlu yaşattık.
Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
Sonunda inandılar. Ardından, bir zamana dek onları geçindirdik.
Ona inandılar, bu sebeple biz de onları belli bir süreye kadar refah içinde yaşattık.
Onayladılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
O zaman iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık.
O vakıt ona iyman ettiler de onları bir zamana kadar istifade ettirdik
Bu sefer iman ettiler. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.
Bu sefer inandılar. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.
Bu sefer Yunus'a inandılar. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.
Sonunda ona inandılar, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Nihayet ona iman etdiler de kendilerini bir zamana kadar geçindirdik.
Nihayet ona inandılar, Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
(Yunus'un geri dönmesinden) Sonra ona inandılar. Biz de onları bir süre nimetlerden yararlandırdık dipnot 1 .
Daha sonra ona inandılar. Biz de onları bir süreye kadar refah içinde yaşattık.
Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.
Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.
Onlar inandılar. Biz de onları bir vakte kadar nimetlendirdik.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.