Diyanet İşleri
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendi.
Sâffât suresi · 133–138. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâffât suresi, 133. ayet. وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendi.
Şüphesiz ki Lut da elçilerdendi.
Şüphe yok ki Lut da elçilerden biriydi.
Şüphesiz, Lut da elçilerimizden biriydi;
Muhakkak ki Lut da irsal olunanlardandı.
Gerçekten Lut da gönderilmiş (elçi)lerdendi.
Lût da elbette peygamberlerdendi.
Kuşkusuz, Lut da gönderilenler arasındaydı.
Şüphesiz, Lut da peygamberlerdendir.
Lut da elçilerden biriydi.
Lut da elçilerden biriydi.
Şüphesiz Lut da gönderilen peygamberlerdendir.
Şübhesiz Lut da mürselinden
Lut da kesinlikle gönderilenlerdendir.
Lut da kesinlikle gönderilenlerdendir.
Lut da kesinlikle gönderilenlerdendir.
Gerçekten Lut da gönderilmiş (elçi)lerdendi.
Lut da gerçek ve şübhesiz gönderilmiş peygamberlerdendi.
Muhakkak ki Lut da peygamberlerdendi.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Şüphesiz Lût da gönderilmiş rasullerdendir.
Lut da gönderilen elçilerdendi.
Şüphesiz Lut da elçi olarak gönderilenlerdendi dipnot 1 .
Lut da elçilerimizdendir.
Lût da elbette peygamber idi.
Lut da elbette peygamber idi.
Hiç kuşkusuz, Lut da peygamberlerdendi.
Sâffât suresi, 134. ayet. إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
(134, 135) Hani biz geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık. dipnot 1
(Kavmi helak) olduğu zaman, onu ve (inanç) ailesini toptan kurtarmıştık;
(dolayısıyla, o'nun günahkar ülkesini cezalandırırken) kendisini ve aile efradını kurtardık,
Hani Onu ve Onun yakınlarını toptan kurtardık.
Hani biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
Lût'u ve ailesinin hepsini kurtardık.
Onu ve ailesinin tümünü kurtardık.
Biz, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
Onu ve ailesini topluca kurtardık.
Onu ve ailesini topluca kurtardık.
Onu ve bütün ailesini kurtardık;
Zira kurtardık onu ve bütün ehlini
Hani onu ve yanında yer alanların tamamını kurtarmıştık.
Hani onu ve yanında yer alanların tamamını kurtarmıştık.
Hani onu ve yanında yer alanların tamamını kurtarmıştık.
Hani biz onu ve ehlini (ailesini) topluca kurtarmıştık.
Hani biz hem onu, hem ehlini topdan kurtarmışdık.
Hani Biz, onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Hani biz onu ve aile halkını birlikte kurtarmıştık.
Onu ve ailesini kurtardık.
Bir gün onu ve bütün ailesini kurtardık dipnot 1 .
Bir gün onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık.
Onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
Onu ve ailesini tamamen kurtarmıştık.
Onu ve ailesini toptan kurtarmıştık biz.
Sâffât suresi, 135. ayet. إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ
(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
(134, 135) Hani biz geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık. dipnot 1
geride kalıp toz olmayı tercih eden yaşlı bir kadın dışında,
geride kalanlar arasında bulunan yaşlı bir kadın dışında;
Sadece geride kalanlar içinde olan bir kocakarı (Lut a. s. ın iman etmeyen karısı) hariç.
Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında.
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında,
Geride kalanlar arasında bulunan yaşlı bir kadın dışında.
Sadece yaşlı bir kadın helak olanlar arasında kaldı.
Ancak geride kalan yaşlı kadın hariç.
Ancak geride kalan yaşlı kadın hariç.
geride batanlar arasında kalan bir kadın hariç.
kalan bir karıdan başka batanlar içinde
Ancak geride kalan acuze dipnot 1 bir kadın hariç.
Ancak geride kalan acuze dipnot 1 bir kadın hariç.
Ancak geride kalan acuze dipnot 1 bir kadın hariç.
Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında.
(Azabda) kalanlar içinde bırakılan bir koca karı müstesna idi.
Geridekiler arasında kalan bir kocakarı müstesna.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç.
(Bedeninin) kalıntısı kalacak olan dipnot 1 ihtiyar bir kadın (Lut'un karısı) hariç dipnot 2 .
Ama onlardan bir ihtiyar kadın küller altında kaldı.
Sadece geride kalanlardan olan yaşlı bir kadın dışında.
Sadece geride kalanlardan olan yaşlı bir kadın dışında.
Ancak terk edilenler içinde kalan kocakarı hariç.
Sâffât suresi, 136. ayet. ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
Sonra da diğerlerini yok ettik.
Ardından diğerlerini helak etmiştik. dipnot 1
En sonunda, diğerlerinin tamamını kahrettik;
ve sonra diğerlerini tamamen yok ettik:
Sonra diğerlerini yerle bir ettik!
Sonra geride kalanları yerle bir ettik.
sonra diğerlerini yok ettik.
Sonra, diğerlerini yıkıma uğrattık.
Sonra diğerlerini helak ettik.
Sonra diğerlerini yok ettik.
Sonra diğerlerini yok ettik.
Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
Sonra diğerlerini tedmir eyledik
Sonra diğerlerini dumura uğrattık.
Sonra diğerlerini dumura uğrattık.
Sonra diğerlerini dumura uğrattık.
Sonra geride kalanları yerle bir ettik.
Sonra biz diğerlerini kökünden helak etdik.
Sonra diğerlerini yerle bir etmiştik.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Sonra diğerlerini helâk ettik.
Sonra ötekileri kırdık (geçirdik).
Sonra diğerlerini yerle bir ettik dipnot 1 .
Sonra diğerlerini ortadan kaldırdık.
Sonra da diğerlerini helak etmiştik.
Sonra da diğerlerini helak etmiştik (yerin dipine geçirmiştik).
Sonra ötekileri yerle bir ettik.
Sâffât suresi, 137. ayet. وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?
(137, 138) Siz sabah ve gece onlara (şehirlerine) uğruyorsunuz. Akıl etmiyor musunuz?
ve siz onların mekanlarından gelip geçmektesiniz; her sabah
siz (bugüne kadar) onların yurtlarından gelip geçmektesiniz her sabah
Muhakkak ki siz sabahları onların yurtlarından geçersiniz. . .
Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti.
(Ey insanlar!) Elbette siz de sabah onlara uğruyorsunuz.
Aslında, her sabah, kesinlikle yanlarından geçiyorsunuz.
Sizler sabahleyin, onların helak oldukları yerden geçersiniz.
Siz yıkıntılarının yanından geçiyorsunuz; sabahleyin,
Siz yıkıntılarının yanından geçiyorsunuz; sabahleyin,
Ve siz sabahları onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz,
Ve siz elbette onlara uğrar ve üzerinden geçerseniz, sabahleyin
Siz, gündüz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz.
Siz, gündüz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz.
Siz, gündüz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz.
Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti.
(137-138) Elbet siz de sabah ve akşam onlar (ın yurdların) a uğruyorsunuz. Haala akıllanmayacak mısınız?.
Doğrusu siz, sabahleyin onlara uğrar üzerlerinden geçersiniz.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.
Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin,
Siz elbette sabahleyin onların üzerlerinden geçiyorsunuz dipnot 1 .
Siz sabahları onların üzerlerinden geçiyorsunuz,
Siz sabah vakti onların üstünden (yanından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.
(137-138) Siz de sabah akşam onların üzerinden geçiyorsunuz da aklınızı kullanmıyor musunuz?
Kuşkusuz ki, siz onların yanından sabahları geçiyorsunuz.
Sâffât suresi, 138. ayet. وَبِٱلَّيْلِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?
(137, 138) Siz sabah ve gece onlara (şehirlerine) uğruyorsunuz. Akıl etmiyor musunuz?
ve her akşam... Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve her akşam. O halde (bakıp da) aklınızı kullanmıyor musunuz?
Geceleri de. . . Hala aklınızı kullanmaz mısınız?
Ve geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız?
Ve akşam, hâlâ akıllanmayacak mısınız?
Geceleri de. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?
Akşamleyin de. Hiç düşünmez misiniz?
Ve geceleyin. Aklınızı kullanmaz mısınız?
Ve geceleyin. Aklınızı kullanmaz mısınız?
geceleyin de; hala akıl edip düşünmez misiniz?
Ve geceleyin, ya akıl edip de düşünmez misiniz
Ve geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Ve geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Ve geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Ve geceleyin. Yine de akletmeyecek misiniz?
(137-138) Elbet siz de sabah ve akşam onlar (ın yurdların) a uğruyorsunuz. Haala akıllanmayacak mısınız?.
Geceleyin de. Hala akletmez misiniz?
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Ve geceleyin (de onlara uğruyorsunuz). Yine de akıllanmayacak mısınız?
Ve geceleyin. Düşünmüyor musunuz?
Geceleyin de (geçiyorsunuz). Hiç aklınızı kullanmayacak mısınız? dipnot 1
Akşamları da öyle yapıyorsunuz. Aklınızı kullanmaz mısınız dipnot 1 ?
Ve akşam da, aklınızı kullanmıyor musunuz?
(137-138) Siz de sabah akşam onların üzerinden geçiyorsunuz da aklınızı kullanmıyor musunuz?
Geceleyin de. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.