Diyanet İşleri
Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 140. ayet. إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
iẕ ebeḳa ile-lfülki-lmeşḥûn.
Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yûnus Sâffât 139–148 3
(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?
Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi.
Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.
Gemidekilerle kur'a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.
Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.
(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
140. Yüce Allah, onu dünyevî bir ceza ile karşı karşıya bıraktığını, ama iman ve salih amelleri sebebi ile de bu cezadan onu kurtardığını söz konusu ederek: “Hani o, kaçıp dolu gemiye sığınmıştı” buyurmaktadır.
Yani o, öfke içinde, Rabbinin kendisini sıkıştırmayacağını zannederek ve balığın karnında hapsedileceğinden habersiz bir halde Rabbinden kaçmaya kalkışmıştı.
Yüce Allah, Yunus’un neye öfkelendiğini ve onun işlediği hatanın ne olduğunu zikretmemektedir. Çünkü bunu zikretmenin bizim için bir faydası yoktur.
Bizim için yararlanılacak taraf, onun hakkında bize nakledilenlerdir. Şöyle ki o, bir günah işlemiş ve Yüce Allah da şerefli peygamberlerden birisi olmakla birlikte onu cezalandırmış, daha sonra da onu kurtararak kınanmasını gerektiren hususu ortadan etmiş ve bu hatasının düzelmesine sebep teşkil edecek hususları onun için hazırlayıp takdir etmiştir.
O, kaçınca yolcularla ve eşyalarla “dolu gemiye sığınmıştı.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Rabbinin izni olmadan kavminden kaçtığında, yolcu ve eşyalarla dolu ve yüklü bir gemiye binmişti.
Aynı kök: شحن (3 geçiş) · Aynı kök: فلك (25 geçiş)
Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.
Aynı kök: شحن (3 geçiş) · Aynı kök: فلك (25 geçiş)
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.
Aynı kök: فلك (25 geçiş)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Aynı kök: فلك (25 geçiş)
Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar…
Aynı kök: فلك (25 geçiş)
O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Yûnus kıssası, İslâmî gelenekte Nînevâ ile ilişkilendirilir. Kur'an bir koordinat vermez.
Ayet: Yûnus 98 · Sâffât 139-148
Fredarch · http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Adad_gate_exterior_entrance_north3.JPG · CC BY-SA 3.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hani o, dolu bir gemiye (binip) kaçmıştı.
Hani o efendisinden kaçan bir köle gibi ağzına kadar dolu bir gemiyle kaçmıştı.
kaçak bir köle gibi, yüklü bir gemiye (binip) kaçmıştı.
Hani o dopdolu gemiye kaçmıştı (Hakikat bilgisine rağmen halkına yararlı olamadığı düşüncesiyle sıradan yaşamına dönmüştü).
Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı.
Yüklü bir gemiyle kaçmıştı.
Bir vakit, dolu gemi ile kaçmıştı.
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
Hani bir vakit dolu gemiye kaç(ıp sığın)mıştı,
Hani bir vakıt dolu gemiye kaçmıştı,
Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
Hani o, dolu bir gemiye kaçmışdı.
Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Hani o, kaçıp yüklü bir gemiye binmişti.
Dolu gemiye kaçmıştı.
Bir gün o, dopdolu bir gemiye kaçtı.
O da bir gün yükünü tam almış bir gemiye kaçmıştı.
Hani o, kaçıp, yüklü bir gemiye binmişti.
Dolu bir gemiye binmişti.
Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.
He withdrew from his people, -with whom he grew impatient- and without Allah's instructions, he hurriedly fled them and went aboard a fully laden ship.
He fled to the overloaded ship.
When he ran away (like a slave from captivity) to the ship (fully) laden,
Call to mind when he fled to the laden ship, dipnot 1
When he ran away to the fully laden ship
When he ran to the laden ship:
when he absconded toward the laden ship.
(Recall the time) when he fled (from his people) towards the fully laden ship.
when he ran away to the laden ship
Once he escaped [from a predicament] by taking refuge in a loaded ship.
when he ran away into the laden ship;
When he escaped to the charged ship.
When he fled into the loaded ship;
When he ran away to a ship completely laden,
As he deserted to the laden ship (s);
When he fled unto the laden ship,
When he fled on the laden ship,
when he fled like a runaway slave onto a laden ship.
˹Remember˺ when he fled to the overloaded ship.
When he escaped to the charged ship.
He escaped to the loaded ship.
[Mention] when he ran away to the laden ship.
When he fled to the laden ship,
When he fled like a runaway slave onto a laden ship. ('Abaqa' = Fled like a runaway slave. He migrated before Allah's Command. (21:87)).
When he ran away (like a slave runs from captivity) to the ship (fully) loaded (with men and cargo),
(Remember) when he ran away towards the boat that was already loaded.
When he escaped to the charged ship.