Yûnus suresi

Yûnus suresi, 22. ayet

Yûnus suresi, 22. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُسَيِّرُكُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمْ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِم بِرِيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا۟ بِهَا جَآءَتْهَا رِيحٌ عَاصِفٌ وَجَآءَهُمُ ٱلْمَوْجُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ أُحِيطَ بِهِمْ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنْ أَنجَيْتَنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

hüve-lleẕî yüseyyiruküm fi-lberri velbaḥr. ḥattâ iẕâ küntüm fi-lfülk. vecerayne bihim birîḥin ṭayyibetiv veferiḥû bihâ câethâ rîḥun `âṣifüv vecâehümü-lmevcü min külli mekâniv veżannû ennehüm üḥîṭa bihim de`avu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. lein enceytenâ min hâẕihî lenekûnenne mine-şşâkirîn.

Diyanet İşleri

O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah'a has kılarak "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a yalvarırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 19–25 · surenin 22. ayeti / 109

Konu Denizdeki kurtuluş, dünya hayatı meseli ve ortaklar Yûnus 21–33 3

  1. Yûnus 19

    İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.

  2. Yûnus 20

    "Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gayb ancak Allah'ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!"

  3. Yûnus 21

    Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: "Allah, daha çabuk tuzak kurar." Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.

  4. 22

    O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah'a has kılarak "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a yalvarırlar.

  5. Yûnus 23

    Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

  6. Yûnus 24

    Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir toplum için, ayetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.

  7. Yûnus 25

    Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 22–23. ayetler için yazılmıştır.

22. Yüce Allah, sıkıntıdan sonra rahmetin, zorluktan sonra kolaylığın gelmesi halinde insanların tavrı ile ilgili genel kuralı söz konusu ettikten sonra burada da bunu teyit eden bir durumu zikretmektedir. Bu da onların denizdeki şiddetli durum ve korkulu son karşısındaki halleridir. İşte yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizi karada ve denizde” bu ikisinde de sizin için kolaylaştırdığı sebepler ve size gösterdiği yollar ile kolaylık sağlayarak “gezdiren O’dur. Hatta siz” denizlerde yol alan “gemilerde bulunduğunuz, o gemiler de içindeki yolcuları” arzularına uygun, rahatsız etmeyen ve zorluk çıkarmayan “hoş bir rüzgarla alıp götürdüğü ve yolcular da bu rüzgar dolayısıyla sevindikleri” böylelikle de huzur içinde bulundukları bir “sırada gemiye şiddetli” esen “bir fırtına gelip çatar. Dalgalar dört bir taraftan yolculara hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatılıp (sonlarının geldiğini) anlarlar” yani helâk olacaklarına inanırlar “İşte o vakit” bütün yaratıklarla olan bağları kesilir ve bu sıkıntıdan kendilerini yalnızca Allah’ın kurtaracağını anlarlar. O nedenle de “dini yalnızca Allah’a halis kılarak” ve mutlaka yerine getireceklerine dair bir söz vererek “şöyle dua ederler: Andolsun eğer bizi bu halden kurtarırsan kesinlikle şükredenlerden olacağız.”

23. “Ama Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki yeryüzünde (yine) haksız yere taşkınlık ediyorlar” Yani o sıkıntıyı da o yaptıkları duayı da kendileri adına verdikleri sözü de unutuverirler. Sıkıntılardan kendilerini kurtaramayacağını ve darlıkları önleyemeyeceğini itiraf ettikleri varlıkları Allah’a ortak koşarlar. Halbuki sıkıntılı hallerde ibadetlerini yalnızca Allah’a halis kıldıkları gibi, rahat ve bolluk hallerinde böyle bir ihlâs ile Allah’a ibadet etmeleri gerekmez mi?! Ancak bu azgınlığın, bu haddi aşmanın vebali onlara döner. Yüce Allah bunu da şöyle açıklamaktadır: “Ey insanlar! Taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. (Onunla sadece) dünya hayatının menfaatini elde edersiniz.” Sizin bu azgınlıkla ve Allah’a ihlastan kaçışınızla elde etmeyi umabileceğiniz en ileri şey, dünya hayatının çabucak geçen ve hepsi de yok olmaya mahkum değersiz menfaatinden ve önemsiz makamlardan başkası değildir. Sonra istemeseniz dahi bütün bunları bırakıp orayı terk edeceksiniz.

“Sonra” kıyamet gününde “dönüşünüz bize olacak ve biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz.” Bu, davranışlarını sürdürmemeleri için ileri derecede bir uyarı ve sakındırmadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey insanlar!- Sizleri karada ayaklarınızın ve bineklerinizin üzerinde yürüten O'dur. Denizde gemiler içerisinde sizleri götüren de O'dur. Öyle ki sizler, denizde gemide güzel bir rüzgâr ile mutlu bir şekilde akıp giderken yolcular bu güzel rüzgara sevindiler. Onlar sevinç içindeyken çok kuvvetli bir rüzgar gelir de her taraftan öyle dalgalar gelmeye başlar ki onlar bu dalgalar sebebi ile helak olacaklarını zannettiler. Dini yalnızca Allah'a halis kılıp O'na hiçbir şeyi ortak koşmayarak: Eğer bizi bu helak edici zorluktan kurtarırsan bize bahşettiğin nimetlerden dolayı mutlaka sana şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar.

Kelimeler

41 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هُوَ huve O'dur
  2. ٱلَّذِى llezi
  3. يُسَيِّرُكُمْ yuseyyirukum sizi gezdiren kök: سير
  4. فِى fi
  5. ٱلْبَرِّ l-berri karada kök: برر
  6. وَٱلْبَحْرِ ۖ velbehri ve denizde kök: بحر
  7. حَتَّىٰٓ hatta hatta
  8. إِذَا iza zaman
  9. كُنتُمْ kuntum olduğunuz kök: كون
  10. فِى fi
  11. ٱلْفُلْكِ l-fulki gemide kök: فلك
  12. وَجَرَيْنَ ve cerayne ve yürüttüğü (zaman) kök: جري
  13. بِهِم bihim bununla
  14. بِرِيحٍۢ birihin bir rüzgârın kök: روح
  15. طَيِّبَةٍۢ tayyibetin tatlı kök: طيب
  16. وَفَرِحُوا۟ ve ferihu ve neşelendikleri sırada kök: فرح
  17. بِهَا biha onların bununla
  18. جَآءَتْهَا ca'etha birden çıkıp kök: جيا
  19. رِيحٌ rihun bir fırtına kök: روح
  20. عَاصِفٌۭ aasifun sert kök: عصف
  21. وَجَآءَهُمُ ve ca'ehumu ve geldiğinde kök: جيا
  22. ٱلْمَوْجُ l-mevcu dalgalar kök: موج
  23. مِن min
  24. كُلِّ kulli her kök: كلل
  25. مَكَانٍۢ mekanin yönden kök: كون
  26. وَظَنُّوٓا۟ ve zennu ve kanaat getirdiklerinde kök: ظنن
  27. أَنَّهُمْ ennehum muhakkak onlar
  28. أُحِيطَ uhita kuşatıldıklarına kök: حوط
  29. بِهِمْ ۙ bihim kendilerinin
  30. دَعَوُا۟ deavu dua etmeye başlarlar kök: دعو
  31. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  32. مُخْلِصِينَ muhlisine has kılarak kök: خلص
  33. لَهُ lehu O'na
  34. ٱلدِّينَ d-dine dini kök: دين
  35. لَئِنْ lein eğer
  36. أَنجَيْتَنَا enceytena bizi kurtarırsan kök: نجو
  37. مِنْ min
  38. هَـٰذِهِۦ hazihi bundan
  39. لَنَكُونَنَّ lenekunenne elbette olacağız kök: كون
  40. مِنَ mine -den
  41. ٱلشَّـٰكِرِينَ ş-şakirine şükredenler- kök: شكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: موج (7 geçiş) · Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: خلص (31 geçiş)

    Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca,…

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: خلص (31 geçiş)

    Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak…

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş)

    De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin…

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş)

    Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca…

  • Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş)

    Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı…

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    Görmedin mi ki, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu ayetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz…

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, O'nun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir.

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş)

    Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sizi karada ve denizde yürüten (gezdiren) O'dur. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, gemiler de içindekileri tatlı bir rüzgârla alıp götürdüğü ve (yolcular) bu yüzden neşelendikleri zaman, ona (gemiye) şiddetli bir fırtına gelip çatar; her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da işte o zaman, dini yalnız O'na (Allah'a) özgü kılarak "Bizi bundan kurtarırsan elbette şükredenlerden olacağız" dipnot 1 diye Allah'a yalvarırlar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: En‘âm 6:63.

Mustafa İslamoğlu

Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Dahası (tutun ki) sizler gemide bulunuyosunuz, tatlı bir rüzgarda onunla yol alıyorsunuz, üstelik tam da bunun sevinciyle mest olmuşsunuz; derken bir fırtına yakalıyor gemiyi ve dalgalar her yandan yolcuları kuşatıyor. Artık onlar dört bir yandan (ölümle) sarıldıklarına kanaat getirmiş vaziyetteler; tüm içtenlikle Allah'a yönelip yalnız O'nun nizamına sığınarak; "Eğer bizi bu beladan kurtarırsan yemin olsun ki şükredenlerden olacağız!" diye yalvarıp yakarıyorlar.

Muhammed Esed

Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Öyle ki, gemilerle denize açıldığınızda, gemilerin elverişli bir rüzgarın önünde yolcuları alıp götürdüğü zaman (olanları düşünün,) gemidekiler sevinç ve güvenlik içinde hissederler kendilerini; derken bir fırtına yakalar gemiyi ve dalgalar her yandan kuşatır onları, öyle ki, (ölümün) kendilerini çepeçevre sardığını düşünürler de (o zaman) dinlerine sıkı sıkı sarılıp yalnızca Allah'a yönelerek: "Bizi bu (felaketten) kurtarırsan, andolsun ki şükreden kimselerden olacağız!" diye yalvarıp yakarırlar O'na.

Ahmed Hulusi

"HU" ki sizi karada ve denizde seyrettirmekte. . . Hatta siz gemideyken; gemiler, içindekileri sakin bir rüzgar ile akıp götürdükleri sırada bundan mutlularken; onlara fırtına gelip çatar, dalgalar her taraftan onları vurur! Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını ve büyük tehlikede olduklarını düşündüklerinde, tüm oluşumun Allah'ın kudret elinde olduğuna inanmış olarak dua ederler: "Andolsun ki eğer bizi şundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız. "

Ali Bulaç

Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O'na 'gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)' olarak Allah'a dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak sana şükredenlerden olacağız."

Ali Özek ve heyeti

Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, o gemiler de içindekileri tatlı bir rüzgârla alıp götürdükleri ve (yolcular) bu yüzden neşelendikleri zaman, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: «Andolsun eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız» diye Allah'a yalvarırlar.

Ali Rıza Safa

O, karada ve denizde sizi gezdirirken, içinde bulunduğunuz gemiler güzel bir rüzgarla seyrettiğinde ve bununla sevindikleri bir sırada güçlü bir fırtına gelip çatar. Ve dalgalar her yandan onları kuşatır. Çepeçevre kuşatıldıklarını anlayınca, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na yakarışlarda bulunurlar: "Bizi bundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenler arasında olacağız!"

Bayraktar Bayraklı

Sizi karada ve denizde yürüten Allah'tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri hoş bir rüzgarla götürürken yolcular neşelenirler. Bir kasırga çıkıp, onları her yönden dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını anladıkları anda ise dini sırf Allah'a has kılarak, "Bizi bu tehlikeden kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız" diye Allah'a yalvarırlar.

Edip Yüksel

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Gemidesiniz... Bir meltemle yolcuları alıp götürdüğü zaman gemiden memnundurlar. Aniden şiddetli bir fırtınaya yakalanırlar. Her yönden gelen dalgaların arasında tümüyle kuşatıldıklarını sandıkları an, dini sadece ALLAH'a ait kılarak, "Bizi bundan kurtarırsan şükredenlerden olacağız" diye yalvarırlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. (Düşünün ki) Gemidesiniz... Bir meltemle yolcuları alıp götürdüğü zaman gemiden memnundurlar. Aniden şiddetli bir fırtınaya yakalanırlar. Her yönden gelen dalgaların arasında tümüyle kuşatıldıklarını sandıkları an, dini sadece ALLAH'a ait kılarak, 'Bizi bundan kurtarırsan şükredenlerden olacağız,' diye yalvarırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O'dur sizleri karada ve denizde gezdiren; hatta gemilerde bulunduğunuz ve içindekileri alıp hoş bir esinti ile akıp gittikleri ve tam onunla keyiflendikleri sırada ona şiddetli bir fırtına gelir çatar, her yerden onlara dalga gelmeye başlar ve tamamen kuşatılıp bittiklerini sanırlar; işte o vakit dine sarılarak, Allah'a tam bir ihlas ile dua eder ve: "Eğer bizi bundan kurtarırsan hiç şüphesiz şükreden kullarından oluruz!" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O, odur ki sizleri karada ve denizde gezdirtir, hatta gemilerde bulunduğunuz ve içindekileri alıb hoş bir heva ile aktıkları ve tam onunla ferahlandıkları sırada ona şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her yerden onlara dalga gelmeğe başlar ve zannederler ki tamamen ihata olunub bittiler, o vakıt Allaha dini halis kılarak dua ederler: "ahdımız olsun ki, derler, eğer bizi bundan halas edersen, şeksiz şüphesiz şükreden kullarından oluruz"

Erhan Aktaş

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Öyle ki siz gemideyken ve güzel bir rüzgarla akıp giderken, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada, birden şiddetli bir kasırga gelip çatar ve her yönden dalgaların onları sarıp kuşattığı anda, dini Allah'a has kılarak: "Ant olsun, eğer bizi kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız." diye dua ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Öyle ki siz gemide iken ve güzel bir rüzgarla akıp giderken, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada, birden şiddetli bir kasırga gelip çatar ve her yönden dalgaların onları sarıp kuşattığı anda, dini Allah'a has kılarak: "Ant olsun, eğer bizi kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız." diye dua ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Öyle ki siz gemide iken ve güzel bir rüzgarla akıp giderken, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada, birden şiddetli bir kasırga gelip çatar ve her yönden dalgaların onları sarıp kuşattığı anda, dini Allah'a has kılarak: "Ant olsun, eğer bizi kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız." diye dua ederler.

Gültekin Onan

Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O'na 'gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)' olarak Tanrı'ya dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak sana şükredenlerden olacağız."

Hasan Basri Çantay

O, sizi karada ve denizde gezdiren, (sebeblerini ıhzaar eden) dir. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, onlar, bunları güzel bir hava ile akar gibi götürdükleri, (yolcular da) bununla sevindikleri zaman ona şiddetli bir fırtına gelib çatar. (Denizin) her yer (in) den kendilerine dalgalar hücum eder. Sanırlar ki onlar çepçevre kuşatılmışlardır. (Halasa bir zerre imkan yokdur. İşte bu sırada) onlar Allahın dininde halis ve samimi kimseler olarak Ona düa ederler: "Andolsun, (derler), eğer bizi bundan kurtarırsan seksiz, şübhesiz şükredenlerden olacağız".

İbni Kesir

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Gemide bulunduğunuzda geminin onları hoş bir rüzgarla götürdüğünde ve onunla sevindiklerinde; birden şiddetli bir kasırga gelip onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları anda, Allah'ın dinine sarılarak: Bizi bu tehlikeden kurtarırsan; andolsun ki, şükredenlerden oluruz, diye O'na yalvarırlar.

Mehmet Alagaş

(19-24) İnsanlar sadece tek bir topluluk idi/ ümmet idi ve ayrılığa düştüler / ihtilaf ettiler. Şayet Rabbinden önceden belirlenmiş bir kelime olmasa idi aranızda ayrılığa düştüğünüz konuların hükmü gerçekleşirdi /gaza edilirdi. Diyorlar ki Rabbinden bir ayet inse ya? De ki kesinlikle gayb Allah’ındır ve bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Ne vakit insanlara, onlara dokunan bir zarardan sonra, rahmet tattırsak ayetlerimiz hakkında bir tuzak / hile / sinsilik kurarlar. De ki Allah tuzak ta daha seridir / hızlıdır, Muhakkak ki elçilerimiz / Resullerimiz sinsiliklerini yazıyorlar. O sizi karada ve denizde olduğunuz zaman da gezdirendir (seyri sefer), gemide iken size hoş bir Rüzgâr cereyan ettiğinde onunla rahatlarsınız / mutlu olursunuz, onlara sert bir Rüzgâr geldiğinde ve dalgalar her bir taraftan geldiğinde ve de dalgalarla tamamen kuşatıldıklarını sandıklarında, dini ona has kılarak / ihlasla Allah’a eğer ki bizi bundan kurtarır isen şükredenlerden / teşekkür edenlerden olacağız diye dua ederler. Ne vakit ki onları kurtarırız, o zamanda yerde / arzda haksız yere azgınlık ederler , ey insanlar azgınlığınız kendinizedir, dünya hayatı geçim malzemesidir / metadır, sonra bize geri döndürüleceksiniz amellerinizi size haber vereceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Öyle ki, siz bir gemide iken ve güzel bir rüzgar ile akıp götürürken bu yüzden (yolcular) neşelenirlerken, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: "Eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar.

Süleyman Ateş

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Gemide olduğunuz zaman(ı düşünün): Gemiler, içinde bulunanları hoş bir rüzgarla alıp götürdüğü, ve (yolcular) bununla sevindikleri sırada, birden gemiye, şiddetli bir kasırga gelip de, her yerden gelen dalgalar onları sardığı ve artık kendilerinin tamamen kuşatıldıklarını (bir daha kurtulamayacaklarını) sandıkları zaman, dini, yalnız Allah'a halis kılarak O'na şöyle yalvarmağa başlarlar: "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, şükredenlerden olacağız."

Süleymaniye Vakfı

Sizleri karada ve denizde gezdirip dolaştıran odur dipnot 1 . Gemilerde olsanız, gemiler, güzel bir rüzgarla yolcularıyla birlikte akıp gitseler, yolcular bunun zevkine vardıkları bir anda birden bir kasırga çıksa, dalgalar her taraftan üzerlerine gelse, iyice kuşatıldıklarını anladıkları anda Allah'ın dinine bir şey katmadan hemen ona şöyle yalvarıp yakarırlar: "Bizi bundan kurtarırsan kesinlikle görevini yerine getirenlerden olacağız dipnot 2 ."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizleri karada ve denizde yürüten O'dur. Bir gemide olsanız, gemi güzel bir rüzgarla yolcuları rahatça götürse, hepsi tam bunun zevkine varmışken bir kasırga çıkıp her tarafı dalgalar sarsa, iyice kuşatıldıkları kanaatine vardıkları anda Allah'a boyun eğerek şöyle yalvarırlar: "Bizi bundan kurtarırsan gerçekten görevini yerine getirenlerden oluruz."

Şaban Britch

Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Öyle ki siz bir gemide iken ve güzel bir rüzgar ile akıp götürürken bu yüzden (yolcular) neşelenirlerken, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: Eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek, yalvarırlar.

Şaban Piriş

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Öyle ki siz bir gemide iken ve güzel bir rüzgar ile akıp giderken insanlar onunla neşelenirler. Şiddetli bir rüzgar çıkıp, her taraftan onları dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını anladıkları zaman dini tamamen O'na has kılanlar olarak: -Eğer bizi bundan kurtarırsan andolsun ki şükredenlerden olacağız, diye Allah'a dua ederler.

Yaşar Nuri Öztürk

O yürütüyor sizi karada ve denizde. Diyelim, gemidesiniz: Gemiler, içindekileri latif bir rüzgarla götürüyorlar. İçerdekiler ferah ve sevinç duymaktalar. Birden korkunç bir kasırga geliverdi. Her taraftan dalgalar üzerlerine çullandı. Çepeçevre kuşatıldıklarını düşünüp dini yalnız Allah'a özgüleyerek duaya koyuldular: "Eğer bizi şu durumdan kurtarırsan, yemin olsun, sana şükredenlerden olacağız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It is He who enables you to travel by land and sea and when you are on board a ship and a gentle breeze arises and the sails catch it and cause the vessel to move through the water before the wind, people rejoice beyond a common joy*. But when the light wind changes to a brisk gale** and waves rise in billows tossing them in every direction and they think they are enclosed by danger on all sides and they are bereaved of hope, they invoke Allah with an unconscious common feeling of an intuitive cognition and belief in Him, reasoning high exclusively of Providence to the end that if He delivers them from this catastrophe they would be indeed thankful.

Abdul Haleem

It is He who enables you to travel on land and sea until, when you are sailing on ships and rejoicing in the favouring wind, a storm arrives: waves come at those on board from all sides and they feel there is no escape. Then they pray to God, professing sincere devotion to Him, ‘If You save us from this we shall be truly thankful.’

Abdullah Yusuf Ali

He it is Who enableth you to traverse through land and sea; so that ye even board ships;- they sail with them with a favourable wind, and they rejoice thereat; then comes a stormy wind and the waves come to them from all sides, and they think they are being overwhelmed: they cry unto Allah, sincerely offering (their) duty unto Him saying, "If thou dost deliver us from this, we shall truly show our gratitude!"

Abul A'la Maududi

He it is Who enables you to journey through the land and the sea. And so it happens that when you have boarded the ships and they set sail with a favourable wind, and the passengers rejoice at the pleasant voyage, then suddenly a fierce gale appears, and wave upon wave surges upon them from every side, and people believe that they are surrounded from all directions, and all of them cry out to Allah in full sincerity of faith: 'If You deliver us from this we shall surely be thankful. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The fact that even the most obdurate mushriks and the most hardened atheists who forget Allah when things go well with them, begin to invoke Allah’s help when they are pressed hard from all sides and despair of help from any other quarter, is a clear evidence that there is the All Powerful Allah Who is controlling each and every thing in the universe. Refer to(E.N. 29, Surah Al-Anaam).

Aisha Bewley

It is He who conveys you on both land and sea so that when some of you are on a boat, running before a fair wind, rejoicing at it, and then a violent squall comes upon them and the waves come at them from every side and they realise there is no way of escape, they call on Allah, making their deen sincerely His: ‘If You rescue us from this, we will truly be among the thankful. ’

Al-Hilali & Khan

He it is Who enables you to travel through land and sea, till when you are in the ships, and they sail with them with a favourable wind, and they are glad therein, then comes a stormy wind and the waves come to them from all sides, and they think that they are encircled therein. Then they invoke Allâh, making their Faith pure for Him Alone, (saying): "If You (Allâh) deliver us from this, we shall truly be of the grateful."[1]

Ali Quli Qarai

It is He who carries you across land and sea. When you are in the ships, and they sail with them with a favourable wind, rejoicing in it, there comes upon them a tempestuous wind and waves assail them from every side, and they think that they are besieged, they invoke Allah putting exclusive faith in Him, ‘If You deliver us from this, we will surely be among the grateful.’

Amatul Rahman Omar

He it is Who enables you to journey through the land and on the sea. When you are on the ships, and these (means of transport) with those (on board) sail with a fair breeze, while they are taking a joyful pride in them, a violent wind overtakes them, wave (after wave) surges on them from every side, and they feel sure that they are caught in a disaster, (then) they call upon Allâh with a sincere faith in Him (saying), `If You deliver us from this (calamity) we will certainly be of the thankful.'

Arthur John Arberry

It is He who conveys you on the land and the sea; and when you are in the ship -- and the ships run with them with a fair breeze, and they rejoice in it, there comes upon them a strong wind, and waves come on them from every side, and they think they are encompassed; they call upon God, making their religion His sincerely: 'If Thou deliverest us from these, surely we shall be among the thankful. '

Bijan Moeinian

You are the same people who enjoy the pleasant wind which moves your ships in the sea. Then, when a strong storm blows upon you from every side, you start begging from the bottom of your heart for a "miracle" and promise that you will be My sincere servants.

E. Henry Palmer

He it is who makes you travel in the land and sea, until when ye are in the ships - and these carry them afloat with a favouring wind, and they rejoice therein, there comes to them a violent wind, and there comes to them the wave from every place, and they think that they are encompassed about; then they call on God, sincere in religion towards Him, 'If thou dost save from this we will surely be of those who thank. '

Edip-Layth

He is the One who carries you on land and on the sea. When you are on the ships and We drive them with a good wind which they rejoice with, a strong gust comes to it and the waves come to them from all sides, and they suppose that they are overwhelmed, they implore God devoting the system to Him: "If You save us from this, we will be of the thankful."

George Sale

It is He who hath given you conveniencies for travelling by land and by sea; so that ye be in ships, which sail with them, with a favourable wind, and they rejoice therein. And when a tempestuous wind overtaketh them, and waves come upon them from every side, and they think themselves to be encompassed with inevitable dangers; they call upon God, exhibiting the pure religion unto Him, and saying, verily if Thou deliver us from this peril, we will be of those who give thanks.

Hamid S. Aziz

When We have let men taste of mercy after some adversity which has afflicted them, behold! They use a plot against Our revelations! Say, "Allah is quicker at plotting. Verily, Our Messengers (angels) write down that which you plot."

Mahmoud Ghali

He is The (One) Who makes you to travel on the land and the sea till, when you are in the ships, and the ships run with them with a good wind, and they exult with it, there comes to them (i. e., the ships) a tempestuous wind, and waves come on them from every place, and they expect that they are encompassed. They invoke Allah, making the religion His faithfully, "Indeed if You deliver us from these, (i.e., the wind and the waves) indeed we will definitely be of the thankful."

Marmaduke Pickthall

He it is Who maketh you to go on the land and the sea till, when ye are in the ships and they sail with them with a fair breeze and they are glad therein, a storm-wind reacheth them and the wave cometh unto them from every side and they deem that they are overwhelmed therein; (then) they cry unto Allah, making their faith pure for Him only: If Thou deliver us from this, we truly will be of the thankful.

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who enables you to travel over land and sea. When you sail in ships in a favourable breeze, you rejoice. But when a gale begins to blow and the waves dash against them from every side they realise that they have been caught in it, (and) they call on God in all faith: "If You save us from this we shall ever be grateful."

Muhammad Asad

He it is who enables you to travel on land and sea. And [behold what happens] when you go to sea in ships: [they go to sea in ships, ] and they sail on in them in a favourable wind, and they rejoice thereat until there comes upon them a tempest, and waves surge towards them from all sides, so that they believe themselves to be encompassed [by death; and then] they call unto God, [at that moment] sincere in their faith in Him alone, "If Thou wilt but save us from this, we shall most certainly be among the grateful!"

Mustafa Khattab

He is the One Who enables you to travel through land and sea. And it so happens that you are on ships, sailing with a favourable wind, to the passengers’ delight. Suddenly, the ships are overcome by a gale wind and those on board are overwhelmed by waves from every side, and they assume they are doomed. They cry out to Allah ˹alone˺ in sincere devotion, "If You save us from this, we will certainly be grateful."

Progressive Muslims

He is the One who carries you on land and on the sea. And when you are on the ships and We drive them with a good wind which they rejoice with, a strong gust comes to it and the waves come to them from all sides, and they think that they are finished, they implore God with loyalty and devotion to His system: "If You save us from this, we will be of the thankful."

Rashad Khalifa

He is the One who moves you across the land and sea. You get onto the ships, and they sail smoothly in a nice breeze. Then, while rejoicing therein, violent wind blows, and the waves surround them from every side. This is when they implore GOD, sincerely devoting their prayers to Him alone: "If You only save us this time, we will be eternally appreciative."

Sahih International

It is He who enables you to travel on land and sea until, when you are in ships and they sail with them by a good wind and they rejoice therein, there comes a storm wind and the waves come upon them from everywhere and they assume that they are surrounded, supplicating Allah, sincere to Him in religion, "If You should save us from this, we will surely be among the thankful. "

Sam Gerrans

He it is that lets you travel in the earth and the sea; when you have boarded ships and sailed by them with a good breeze and exulted thereat–– A tempest wind came upon them, and the waves came on them from every side, and they thought they were encompassed therein; they called to God, sincere to Him in doctrine: “If Thou deliver us from this, we will be among the grateful!”

Shabbir Ahmed

He it is Who enables you to travel in the land and the sea. When you board the ships, the ships sail with the voyagers with a favorable breeze. And they rejoice therein. If a stormy wind comes and the waves surround them, they think they are overwhelmed. Then they implore God, in all sincerity turning to His Universal Laws, saying, "If You only save us this time, we will truly show our gratitude."

Syed Vickar Ahamed

It is He, Who enables you to travel by land and sea; So that when you get into ships— They (the ships) sail with them by the right wind, and they become happy with it; Then comes a stormy wind and the waves come to them from every side, and they think they are being overcome: Then they cry to Allah, truly offering (their) duty to Him, saying, "If You save us from this, we shall truly show our thanks!"

Taqi Usmani

He is the One who enables you to travel on land and at sea, until when you are aboard the boats, and they sail with those on board, under a favorable wind, and they are pleased with it, there comes upon them a violent wind, and the wave comes upon them from every direction, and they think that they are surrounded from all sides, they pray to Allah, having faith in Him alone, (and say,) "If You deliver us from this, we shall be grateful indeed."

The Monotheist Group

He is the One who carries you on land and on the sea. And when you are on the ships and We drive them with a good wind which they rejoice with, a strong gust comes to them and the waves come to them from all sides, and they think that they are finished, they implore God with loyalty and devotion to His system: "If You save us from this, we will be of the thankful."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 22. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 22. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 22. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩