Sâffât suresi

Sâffât suresi, 137. ayet

Sâffât suresi, 137. ayet. وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ

veinneküm letemürrûne `aleyhim muṣbiḥîn.

Diyanet İşleri

(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 134–140 · surenin 137. ayeti / 182

Konu Lût Sâffât 133–138 3

  1. Sâffât 134–135

    (134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

  2. Sâffât 136

    Sonra da diğerlerini yok ettik.

  3. 137–138

    (137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?

  4. Sâffât 139

    Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi.

  5. Sâffât 140

    Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 133–138. ayetler için yazılmıştır.

133-134. Bu buyruklarla Yüce Allah kulu ve rasûlü Lût aleyhisselam’a peygamberlik ve risalet verdiğini belirterek onu övmektedir.

O, kavmini Yüce Allah’ın yoluna davet edip şirkten ve hayasızlıkları işlemekten vazgeçmelerini söylemişti. Ancak onlar, bu işten vazgeçmeyince Yüce Allah kendisini ve aile halkını hep birlikte kurtardı. Geceleyin yola koyularak azaptan kurtuldular.

135. “Ancak geride” azap içerisinde “kalan bir kocakarı hariç.” Bu Lût aleyhisselam’ın hanımıdır. O, onun dinine bağlanmamıştı.

136. “Sonra diğerlerini” yurtlarını alt-üst edip tepelerine yıkmak sureti ile “helâk ettik.” Bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Emrimiz geldiği zaman oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine pişirilmiş balçıktan birbiri ardınca taşlar yağdırdık” (Hûd 11/82) Bu, büsbütün helâk edilip onlardan en ufak bir hayat belirtisi kalmayıncaya kadar devam etmişti.

137-138. “Siz onların” Lût kavmi diyarından “gelip geçiyorsunuz; hem sabahleyin hem de geceleyin.” Yani belirtilen bu vakitlerde oralardan çokça geçip gidiyorsunuz. O bakımdan bu hususta herhangi bir şüphe ve tereddüt söz konusu değildir.

“Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” İlahi deliller, ibret dolu olaylar üzerinde düşünmeyecek ve helâk edilmenizi gerektiren hususlardan uzak durmayacak mısınız?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz siz ey Mekke ehli! Sabah vakti Şam'a olan yolculuğunuz esnasında onların evlerinin yanından gelip geçiyorsunuz.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِنَّكُمْ ve innekum şüphesiz siz
  2. لَتَمُرُّونَ letemurrune geçip gidiyorsunuz kök: مرر
  3. عَلَيْهِم aleyhim onların yanlarından
  4. مُّصْبِحِينَ musbihine sabahleyin kök: صبح

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مرر (35 geçiş)

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

  • Aynı kök: مرر (35 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: مرر (35 geçiş)

    Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda…

  • Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize…

  • Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.

  • Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(137, 138) Siz sabah ve gece onlara (şehirlerine) uğruyorsunuz. Akıl etmiyor musunuz?

Mustafa İslamoğlu

ve siz onların mekanlarından gelip geçmektesiniz; her sabah

Muhammed Esed

siz (bugüne kadar) onların yurtlarından gelip geçmektesiniz her sabah

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki siz sabahları onların yurtlarından geçersiniz. . .

Ali Bulaç

Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti.

Ali Özek ve heyeti

(Ey insanlar!) Elbette siz de sabah onlara uğruyorsunuz.

Ali Rıza Safa

Aslında, her sabah, kesinlikle yanlarından geçiyorsunuz.

Bayraktar Bayraklı

Sizler sabahleyin, onların helak oldukları yerden geçersiniz.

Edip Yüksel

Siz yıkıntılarının yanından geçiyorsunuz; sabahleyin,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Siz yıkıntılarının yanından geçiyorsunuz; sabahleyin,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve siz sabahları onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve siz elbette onlara uğrar ve üzerinden geçerseniz, sabahleyin

Erhan Aktaş

Siz, gündüz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Siz, gündüz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Siz, gündüz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz.

Gültekin Onan

Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti.

Hasan Basri Çantay

(137-138) Elbet siz de sabah ve akşam onlar (ın yurdların) a uğruyorsunuz. Haala akıllanmayacak mısınız?.

İbni Kesir

Doğrusu siz, sabahleyin onlara uğrar üzerlerinden geçersiniz.

Mehmet Alagaş

(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.

Süleyman Ateş

Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz sabahları onların üzerlerinden geçiyorsunuz,

Şaban Britch

Siz sabah vakti onların üstünden (yanından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.

Şaban Piriş

(137-138) Siz de sabah akşam onların üzerinden geçiyorsunuz da aklınızı kullanmıyor musunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

Kuşkusuz ki, siz onların yanından sabahları geçiyorsunuz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And you -people- go by their ruined dwellings and you evidence the fatal consequence by day.

Abdul Haleem

You [people] pass by their ruins morning

Abdullah Yusuf Ali

Verily, ye pass by their (sites), by day-

Abul A'la Maududi

You pass by their desolate habitations in the morning dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The reference is to the mined habitations of the people of Lot by which the Quraishite merchants passed day and night during their trade journeys to Syria and Palestine. 1

Aisha Bewley

And you pass by them in the daytime and at night.

Al-Hilali & Khan

Verily, you pass by them in the morning

Ali Quli Qarai

And indeed you pass by them at dawn

Amatul Rahman Omar

And you surely pass by them, (their ruins sometimes), in the morning,

Arthur John Arberry

and you pass by them in the morning

Bijan Moeinian

You pass by their ruins [when you travel] by day and night; ….

E. Henry Palmer

verily, ye pass by them in the morning

Edip-Layth

You pass by their ruins in the morning;

George Sale

And ye, O people of Mecca, pass by the places where they once dwelt, as ye journey in the morning,

Hamid S. Aziz

And most surely you pass by their (ruins) in the morning,

Mahmoud Ghali

And surely you pass by them in the (early) morning.

Marmaduke Pickthall

And lo! ye verily pass by (the ruin of) them in the morning

Mohamed Ahmed - Samira

You pass by (their habitations) in the morning

Muhammad Asad

and, verily, [to this day] you pass by the remnants of their dwellings at morning-time

Mustafa Khattab

You ˹Meccans˺ certainly pass by their ruins day

Progressive Muslims

And you pass by their ruins in the morning;

Rashad Khalifa

You still pass by their ruins by day.

Sahih International

And indeed, you pass by them in the morning

Sam Gerrans

And you pass by them in the morning

Shabbir Ahmed

And verily, you pass by their sites by day.

Syed Vickar Ahamed

Surely, you pass by their (sites) by the morning—

Taqi Usmani

and you do pass by them at daybreak

The Monotheist Group

And you pass by them in the morning;

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 137. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 137. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 137. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩