Rûm suresi · 54–60. ayetler

Güçsüzlükten güce; mazeretlerin fayda vermediği gün

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Rûm suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 54. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةً يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْقَدِيرُ

    Diyanet İşleri

    Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve yaşlılık veren Allah'tır. O dilediğini yaratır. O bilendir, gücü yetendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'tır başlangıçta sizi güçten yoksun yaratan, bu yoksunluğun ardından sizi güçlü kuvvetli kılan, bu güçlü kuvvetli dönemin ardından sizi (tekrar) zayıflığa ve ak saçlılığa mahkum eden: O dilediğini yaratır; zira O her şeyi bilendir, mutlak kudret sahibidir.

    Muhammed Esed

    Sizi zayıf (bir halde) yaratan, zayıflığınızdan sonra (size) güç veren ve güc(ünüzü gösterdiğiniz bir dönem)den sonra (yaşlılığın getirdiği) zayıflığa sizi duçar eden ve saçlarınıza aklar düşüren O'dur! O, dilediğini var eder; O her şeyi bilendir ve sınırsız güç Sahibidir!

    Ahmed Hulusi

    Allah'tır ki, sizi zayıflıkla (hakikatinin farkında olmaksızın) yarattı! Sonra, zayıflığın ardından bir kuvvet (hakikatini - Rabbini bilmenin kuvveleriyle) oluşturdu! Sonra, kuvvetin ardından zayıflık (ismi Allah olan indinde acziyetini - abd-i aciz) ve ak saçlı (bilge) haline getirdi. . . Dilediğini yaratır. . . "HU"; Aliym'dir, Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Allah, sizi bir za'ftan yarattı, sonra (bu) za'fın ardından bir kuvvet kıldı, sonra bu kuvvetin ardından da bir za'f ve yaşlılık verdi. Dilediğini yaratır. O, bilendir, güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren, Allah’tır. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, sizi güçsüz yaratan, güçsüzlüğünüzden sonra güç veren, sonra, o gücün arkasından, güçsüzlük ve yaşlılık verendir. Dilediğini yaratır. Çünkü O, Bilendir; Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi önce zayıf yaratıp sonra bu zayıflığın ardından size güç veren, sonra bu gücün ardından sizi tekrar zayıf ve yaşlı kılan Allah'tır. Allah, dilediğini yaratır. O, her şeyi bilendir; her şeye gücü yetendir.

    Edip Yüksel

    ALLAH sizi zayıf olarak yarattı, zayıflıktan sonra size güç verdi, güçten sonra zayıflık ve ağarmış saçlar verdi. O dilediğini yaratır. O Bilendir, Güçlüdür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH sizi zayıf olarak yarattı, zayıflıktan sonra size güç verdi, güçten sonra zayıflık ve ağarmış saçlar verdi. O dilediğini yaratır. O Bilendir, Güçlüdür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah o herşeye gücü yeten ki, sizi bir güçsüzden yaratmakta; sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet vermekte; sonra da kuvvetin arkasından güçsüz ve ihtiyar yapmaktadır. Dilediğini yaratıyor; O, öyle herşeyi bilen, herşeye gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah, o kadir ki sizi bir za'ftan yaratmakta, sonra za'fın arkasından bir kuvvet yapmakta, sonra da kuvvetin arkasından bir za'f ve bir saç aklığı yapmakta, neyi dilerse halk ediyor, o öyle alim, öyle kadir

    Erhan Aktaş

    Sizi önce zayıf dipnot 1 yaratıp, ardından size güç veren sonra bu gücün ardından sizi zayıf ve yaşlı kılan Allah'tır. O, dilediği şeyi yaratır. Ve O, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir şeye güç yetiremeyen bir bebek olarak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizi önce zayıf dipnot 1 yaratıp, ardından size güç veren sonra bu gücün ardından sizi zayıf ve yaşlı kılan Allah'tır. O, dilediği şeyi yaratır. Ve O, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir şeye güç yetiremeyen bir bebek olarak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi önce zayıf dipnot 1 yaratıp, ardından size güç veren sonra bu gücün ardından sizi zayıf ve yaşlı kılan Allah'tır. O, dilediği şeyi yaratır. Ve O, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir şeye güç yetiremeyen bir bebek olarak.

    Gültekin Onan

    Tanrı, sizi bir za'ftan yarattı, sonra (bu) za'fın ardından bir kuvvet kıldı, sonra bu kuvvetin ardından da bir za'f ve yaşlılık verdi. Dilediğini yaratır. O, bilendir, güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, sizi bir za'fdan yaratan, sonra diğer bir za'fın ardından kuvvet veren, sonra kuvvetin arkasından da yine za'fa ve ihtiyarlığa getirendir. (O), ne dilerse yaratır. O, hakkıyle bilendir, kemaliyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Allah, O'dur ki; sizi güçsüz olarak yaratmıştır. Güçsüzlükten sonra kuvvetli kılmıl, sonra da kuvvetliliğn ardından güçsüz ve ihtiyar yapmıştır. O; dilediğini yaratır. O; Alim'dir, Kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (54) Allah sizleri zaaf üzere / zayıflık üzere yarattı , bu zayıflığın ardından sizi kuvvetli yaptı , sonra bu kuvvet liliğin ardında zayıf ve de saçı ağarmış / şeybe yaptı, neyi isterse yaratır, O bilendir, güç yetirendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah; sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O; hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Allah'tır ki sizi zayıflıktan yarattı. Sonra zayıflığın ardından (size) bir kuvvet verdi. Sonra kuvvetin ardından da zayıflık ve ihtiyarlık verdi. Allah, dilediğini yaratır, O, bilendir, gücü yetendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah sizi güçsüz olarak yaratır; güçsüzlüğün ardından güçlü hale getirir. Güçlülükten sonra da yine güçsüz ve ak saçlı yapar, kurduğu düzene göre yaratır. Bilen ve ölçüyü koyan odur.

    Şaban Britch

    Allah, sizi zayıf olarak yaratmış, sonra bu zayıflığın ardından güç vermiş, sonra gücün ardından zayıflık ve ihtiyarlık vermiştir. O, dilediğini yaratır. O, herşeyi bilendir ve herşeye Kadir'dir.

    Şaban Piriş

    Allah, sizi zayıf olarak yaratmış, sonra bu zayıflığın ardından güç vermiş, sonra gücün ardından zayıflık ve ihtiyarlık vermiştir. O, dilediğini yaratır. O, bilgili ve güçlüdür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah O'dur ki, sizi bir güçsüzlükten yarattı. Sonra o güçsüzlüğün arkasından bir kuvvet oluşturdu. Sonra o kuvvetin arkasından bir güçsüzlük ve ihtiyarlığa vücut verdi. Dilediğini yaratır. Alim'dir O, Kadir'dir.

  2. Rûm suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 55. ayet. وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقْسِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا۟ غَيْرَ سَاعَةٍ كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ

    Diyanet İşleri

    Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    O (Son) Saat gerçekleştiği gün, suçlular (dünyada) ancak kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edecekler. dipnot 1 İşte onlar (dünyada da gerçeklerden) böyle döndürülüyorlardı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:45; Tâhâ 20:103; Mü'minûn 23:112-114; Ahkâf 46:35; Nâzi‘ât 79:46.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Son Saat gelip çattığı gün suça batmış olanlar, dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edecekler; böylece kendilerine (dahi) yalan söylemiş olacaklar.

    Muhammed Esed

    (Size ölümü veren ve zamanı geldiğinde yeniden diriltecek olan O'dur!) Ve Son Saat gelip çattığında, günaha saplanmış olanlar, (yeryüzünde) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edeceklerdir, onlar kendilerini böylece (hayat boyu) kandırırlar!

    Ahmed Hulusi

    O saatin (ölüm) geldiği süreçte suçlular, (beden yaşamında) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. . . Böylece çevriliyorlardı. (Rabbin indinde bir gün beden yaşamına göre bin yıldır; bağlantısı. )

    Ali Bulaç

    Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Kıyamet koptuğu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardı.

    Ali Rıza Safa

    Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün, suçlular, bir saatten çok kalmadıklarına yemin edeceklerdir. İşte böyle çevriliyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kıyamet koptuğu gün, suçlular dünyada ancak pek kısa kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar dünyada haktan böyle döndürülüyorlardı.

    Edip Yüksel

    O an gerçekleştiği zaman, suçlular, (dünyada) ancak bir an kaldıklarına and içerler. Onlar işte böyle yanılıyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Saat (dünyanın sonu) gerçekleştiği zaman, suçlular, (dünyada) ancak bir saat kaldıklarına and içerler. Onlar işte böyle yanılıyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Vaktin gelip kıyametin koptuğu gün suçlular, (dünyada) bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Önce de böyle (haktan) çevriliyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki saat gelir Kıyamet kopar, mücrimler, bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler evvel de böyle çeviriliyorlardı

    Erhan Aktaş

    Kıyamet'in koptuğu gün, mücrimler dipnot 1 dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı dipnot 2 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dünyadayken de böyle aldanıyorlardı; gerçekleri çarpıtıyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kıyametin koptuğu gün, mücrimler dipnot 1 dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dünyadayken de böyle aldanıyorlardı; gerçekleri çarpıtıyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kıyametin koptuğu gün, suçlular dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünyada iken de böyle aldanıyorlardı; gerçekleri çarpıtıyorlardı.

    Gültekin Onan

    Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Kıyametin kopacağı gün günahkarlar bir saatden başka kalmadıklarına yemin eder (ler). İşte onlar (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlar (yalan söylüyorlar) dı.

    İbni Kesir

    Kıyametin kopacağı gün; suçlular bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, böylece aldatılıp döndürülürler.

    Mehmet Alagaş

    (55-57) O gün kıyamet / saat kopar , suçlular bir saat kaldıklarına yemin eder ler, böyle işte, yalan söylüyorlar / ifk ediyorlar. İlim ve iman verilmiş olanlar ise dediler ki kesinlikle siz Allah’ın kitabına göre tekrar diriliş gününe kadar durdunuz. İşte bu da tekrar diriliş günüdür ve lakin siz bilemiyordunuz. (Utul ilim ve iman; ilim ve iman verilen bir şey , iman ettim demeyin bana iman verildi deyin. Bildim demeyin bana bilgi / ilim verildi deyin.) O gün zalimlerin özürleri / mazeretleri onlara fayda sağlamaz, onlar hoşnut etmeye de çalışamazlar. (Yalakalık şirin gözükmeye çalışmakta yok)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kıyametin kopacağı gün günahkârlar, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

    Süleyman Ateş

    (Duruşma) Sa'at(i) başladığı gün, suçlular, (dünyada veya Berzahta) bir sa'atten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle çevriliyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kıyamet saati geldiği gün suçlular, dünyada bir saatten fazla kalmadık diye yemin ederler. Onlar (dünyada da) bu şekilde yalana sürüklenirlerdi.

    Şaban Britch

    Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, tek bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (haktan) böyle çevriliyor.

    Şaban Piriş

    Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte böyle yalan söylerlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Saat gelip kıyamet koptuğu gün, günahkarlar dünyada bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle çevriliyorlardı.

  3. Rûm suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 56. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَٱلْإِيمَٰنَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْبَعْثِ فَهَٰذَا يَوْمُ ٱلْبَعْثِ وَلَٰكِنَّكُمْ كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine ilim ve iman verilenler (inkârcılara) şöyle diyeceklerdir: "Şüphesiz ki siz Allah'ın yazısında (hükmedildiği gibi) diriltilme gününe kadar kaldınız. İşte bugün, diriltilme günüdür dipnot 1 fakat siz onu bilmiyordunuz (reddediyordunuz)."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yâsîn 36:63; Sâffât 37:21; Duhân 44:50; Kâf 50:20; Zâriyât 51:14; Tûr 52:14; Rahmân 55:43; Mülk 67:27; Me‘âric 70:44; Mutaffifîn 83:17.

    Mustafa İslamoğlu

    (Hayattayken) bilgi ve imanla donatılanlarsa: "Doğrusu siz, Allah'ın kitabı hususunda diriliş gününe kadar yerinizde sayıp direttiniz; işte artık diriliş günü de gelip çattı, fakat siz bunu bilmezden gelmiştiniz!" diyecekler.

    Muhammed Esed

    Fakat (hayattayken) kendilerini bilgi ve inanç ile donattıklarımız: "Siz, gerçekte, Allah'ın vahyettiğin(i doğru kabul etme)de geciktiniz (ve) Kıyamet Günü'ne kadar (beklediniz): işte bugün Kıyamet Günü'dür: ama siz bunu anlamamakta direndiniz!" diyeceklerdir.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise dedi ki: "Andolsun ki, Allah'ın Kitabında ("OKU"nası Kitap veya Kitab-ı Mubiyn olarak tanımlanan yaşam boyutunda) ba's sürecine (yeni bir yapıyla yaşamınıza devam edeceğiniz sürece) kadar kaldınız. . . İşte bu ba's (yeni bir yapı ile yaşamınıza devam edeceğiniz) süreçtir. . . Fakat siz (hakikati) anlamıyordunuz!"

    Ali Bulaç

    Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: "Andolsun, siz Allah'ın Kitabında (yazılı süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: Andolsun ki siz, Allah’ın yazısında (hükmedildiği gibi) yeniden dirilme gününe kadar kaldınız, işte bugün yeniden dirilme günüdür; fakat siz onu tanımıyordunuz.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine bilgi ve inanç verilenler ise şöyle diyecekler: "Gerçek şu ki, Allah'ın Kitabı'ndaki Diriliş Günü'ne dek kaldınız. İşte bu, Diriliş Günü'dür! Fakat bilemediniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: "Andolsun ki, siz Allah'ın yazısında yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bugün dirilme günüdür. Fakat siz onu bilmiyordunuz."

    Edip Yüksel

    Kendilerine bilgi ve gerçeği onaylama şansı verilenler, "Siz ALLAH'ın yasasına göre, diriliş gününe kadar kaldınız. Bu, diriliş günüdür; fakat siz bilemediniz" diyeceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine bilgi ve inanç verilenler, 'Siz ALLAH'ın yasasına göre, diriliş gününe kadar kaldınız. Bu, diriliş günüdür; fakat siz bilemediniz,' diyeceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine ilim ve iman verilenler de derler ki: "Andolsun ki, Allah'ın kitabınca dirilme gününe kadar kaldınız, işte bu dirilme günüdür; fakat siz bilmezler grubuydunuz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendilerine ılm-ü iyman verilenler de demektedir ki alimallah, Allahın kitabınca ba's gününe kadar durdunuz. İşte bu, ba's günü velakin siz bilmezler güruhu idiniz

    Erhan Aktaş

    Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu ölümden sonra dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.

    Gültekin Onan

    Kendilerine ilim ve inanç verilenler ise dediler ki: "Andolsun, siz Tanrı'nın Kitabında [yazılı süre boyunca] diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine ilim ve iman verilenler (şöyle) demiş (ler) dir (diyeceklerdir); "Andolsun ki Allahın kitabında (ilm-i sabıkında yazdığı) o tekrar diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, ha's günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz".

    İbni Kesir

    Kendilerine bilgi ve iman verilenler: Andolsun ki; Allah'ın kitabında yazılan o yeniden diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu; yeniden diriliş günüdür. Ama siz, bilmiyordunuz, derler.

    Mehmet Alagaş

    (55-57) O gün kıyamet / saat kopar , suçlular bir saat kaldıklarına yemin eder ler, böyle işte, yalan söylüyorlar / ifk ediyorlar. İlim ve iman verilmiş olanlar ise dediler ki kesinlikle siz Allah’ın kitabına göre tekrar diriliş gününe kadar durdunuz. İşte bu da tekrar diriliş günüdür ve lakin siz bilemiyordunuz. (Utul ilim ve iman; ilim ve iman verilen bir şey , iman ettim demeyin bana iman verildi deyin. Bildim demeyin bana bilgi / ilim verildi deyin.) O gün zalimlerin özürleri / mazeretleri onlara fayda sağlamaz, onlar hoşnut etmeye de çalışamazlar. (Yalakalık şirin gözükmeye çalışmakta yok)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun ki Allah'ın kitabında (yazılı) olana göre siz yeniden diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.”

    Süleyman Ateş

    Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: "Andolsun siz, Allah'ın yazgısınca ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu da dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine bilgi ve güven verilenler derler ki; "Allah'ın Kitabına göre siz, diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür; ama siz bunu bilmez bir haldeydiniz.

    Şaban Britch

    Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar: Siz, Allah’ın kitabında yazılı olan diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu diriliş günüdür. Fakat siz, bilmiyordunuz, derler.

    Şaban Piriş

    Kendilerine bilgi ve iman verilmiş olanlar: -Siz, Allah'ın kitabında yazılı olan diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu diriliş günüdür. Fakat siz, bilmiyordunuz, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İlim ve iman verilenler ise şöyle dediler: "Yemin olsun, siz, Allah'ın Kitabı gereğince yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz daha önceden bilmiyordunuz."

  4. Rûm suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 57. ayet. فَيَوْمَئِذٍ لَّا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

    Diyanet İşleri

    O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki o gün, zulme gömülüp gitmiş olanlara ne getirecekleri mazeret fayda verecek, ne de suçlarını itiraf ile af dilemeleri...

    Muhammed Esed

    Fakat o Gün, zulme şartlanmış olanların ne mazeretlerinin bir faydası olacak, ne de kendilerini düzeltmelerine izin verilecektir.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte (nefsine) zulmedenlere mazeretleri fayda vermez ve onlardan (olumlu bir fiille) şartlarını düzeltmeleri de istenilmez.

    Ali Bulaç

    Artık o gün, zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Artık o gün, zulmedenlerin (beyan edecekleri) mazeretleri fayda vermeyeceği gibi, onlardan Allah'ı hoşnut etmeye çalışmaları da istenmez.

    Ali Rıza Safa

    Artık, o gün, haksızlık yapanların özür dilemeleri yarar sağlamaz. Onların, hoşnutluk dilekleri de kabul edilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık o gün, zulmedenlerin mazeretleri fayda vermeyeceği gibi, onlardan kendilerini düzeltmeleri de istenmeyecektir.

    Edip Yüksel

    O gün, zalimlerin özrü kendilerine bir yarar sağlamayacaktır; kendilerini temize çıkarmaları da istenmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün, zalimlerin özrü kendilerine bir yarar sağlamıyacaktır; kendilerini temize çıkarmaları da istenmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık o gün zulmedenlere mazeretleri fayda vermez ve dertlerinin çaresine bakılmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık o gün o zulmedenlere ma'ziretleri faide vermez ve dertlerinin çaresine bakılmaz

    Erhan Aktaş

    Artık O Gün zalimlere mazeretleri yarar sağlamaz. Onlardan mazeret de istenmeyecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık o gün zalimlere mazeretleri yarar sağlamaz. Onlardan mazeret de istenmeyecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık o gün zalimlere mazeretleri yarar sağlamaz. Onlardan mazeret de istenmeyecek.

    Gültekin Onan

    Artık o gün, zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak, ne (Tanrı'dan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Artık zulmedenlere o gün ma'ziretleri faide vermeyecek, onlardan (Allahın razi olacağı şey'e) rücu' da istenmeyecekdir.

    İbni Kesir

    Zulmedenlerin o gün mazeret beyan etmeleri fayda vermez. Artık kendilerinden dönüşleri de istenmez.

    Mehmet Alagaş

    (55-57) O gün kıyamet / saat kopar , suçlular bir saat kaldıklarına yemin eder ler, böyle işte, yalan söylüyorlar / ifk ediyorlar. İlim ve iman verilmiş olanlar ise dediler ki kesinlikle siz Allah’ın kitabına göre tekrar diriliş gününe kadar durdunuz. İşte bu da tekrar diriliş günüdür ve lakin siz bilemiyordunuz. (Utul ilim ve iman; ilim ve iman verilen bir şey , iman ettim demeyin bana iman verildi deyin. Bildim demeyin bana bilgi / ilim verildi deyin.) O gün zalimlerin özürleri / mazeretleri onlara fayda sağlamaz, onlar hoşnut etmeye de çalışamazlar. (Yalakalık şirin gözükmeye çalışmakta yok)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün zulmedenlere özürleri bir yarar sağlamaz, onlardan artık (Allah'ı) razı edecek bir şey yapmaları da istenmez.

    Süleyman Ateş

    Artık zulmetmiş olanlara o gün, ne mazeretleri fayda verir ve ne de onlardan rıza taleb etmeleri istenir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlış yapanların mazeretleri o gün fayda vermeyecek, Allah'ı razı etmeleri de istenmeyecektir.

    Şaban Britch

    İşte o gün, zulüm edenlerin mazeretleri bir fayda sağlamaz. Ne de onlardan (Allah'ı râzı edecek şeyleri yapmaları) istenir.

    Şaban Piriş

    İşte o gün, zulüm edenlerin mazeretleri bir fayda sağlamaz. Onlardan hiç bir şey de istenmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zulmetmiş olanlara, özür bildirmeleri o gün yarar sağlamayacak. Onlardan Allah'ı hoşnut etmeleri de istenmez.

  5. Rûm suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 58. ayet. وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَلَئِن جِئْتَهُم بِـَٔايَةٍ لَّيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا مُبْطِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız" derler.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. dipnot 1 Onlara bir ayet (mucize) getirsen, kâfir olanlar elbette şöyle diyeceklerdir: "Siz ancak ve ancak (gerçekleri) iptal edenlersiniz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İsrâ 17:41, 89; Kehf 18:54; Furkân 25:33; ‘Ankebût 29:43; Zümer 39:27; Haşr 59:21.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz bu Kur'an'da, insanlara (hakikati) her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak açıkladık. Ama onlara (bu türden mesel içeren) bir ayetle gelsen, inkarda direnenler yine de: "Siz sadece batılın peşine düşen kişilersiniz" derler.

    Muhammed Esed

    Biz bu Kuran'da insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk. Ama onlara (böyle) bir mesajla yaklaşırsan, hakikati inkara şartlanmış olanlar, mutlaka, "Siz düzmece iddialarda bulunmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz!" derler.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki şu Kuran'da insanlar için her çeşit misalden vurguladık! Yemin olsun ki, onlara bir delil getirsen, o hakikat bilgisini inkar edenler elbette şöyle diyeceklerdir: "Siz palavracısınız!"

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkar edenler, mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz" derler.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle şöyle diyeceklerdir: Siz ancak bâtıl şeyler ortaya atmaktasınız.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örneği, değişik biçimlerde anlattık. Onlara bir mucize getirsen, nankörlük edenler, kesinlikle, şöyle derler: "Asılsız şeyler uydurmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, insanlara bu Kur'an'da her türlü örneği verdik. Şayet onlara bir mucize getirsen, inkarcılar kesinlikle şöyle diyecekler: "Siz, sadece batıl şeyler ortaya koymaktasınız."

    Edip Yüksel

    Biz bu Kuran'da halka her türlü örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen, kafirler, "Siz yanılanlarsınız" diyeceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz bu Kuran'da halka her türlü örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen, kafirler, 'Siz yanılanlarsınız,' diyeceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki bu Kur'an'da her çeşit misaller getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara başka bir ayet de getirsen o küfredenler yine diyecekler ki: "Siz muptilsiniz (olmayanı gerçek gibi gösteren kimselersiniz)!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için bu Kur'anda her türlü meselden temsil getirdik, yemin ederim ki sen onlara başka bir ayet de getirsen o küfredenler yine diyecekler ki: siz her halde mubtılsiniz

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, insanlar için bu Kur'an'da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık. Sen onlara bir ayet dipnot 1 de getirsen, Kafirler kesinlikle: "Siz, sadece, asılsız iddialarda bulunan kimselersiniz." derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, insanlar için bu Kur'an'da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık. Sen onlara bir ayet dipnot 1 de getirsen, Kafirler kesinlikle: "Siz, sadece, asılsız iddialarda bulunan kimselersiniz." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, insanlar için bu Kur'an'da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık. Sen onlara bir ayet dipnot 1 de getirsen, gerçeği yalanlayan nankörler kesinlikle: "Siz, sadece, asılsız iddialarda bulunan kimselersiniz." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz bu Kuran'da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz, sen onlara bir ayet ile geldiğin zaman, o küfredenler mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz" derler.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki bu Kur'anda insanlar için her (çeşid) misal (ler) irad etmişizdir. Andolsun ki (Habibim) onlara herhalde bir ayeti getirsen küfreden (o adam) lar mutlakaa: "Siz tezvircilerden başkası değilsiniz" diyeceklerdir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali irad etmişizdir. Bununla beraber sen, onlara herhangi bir ayet getirmiş olsan küfredenler: Siz ancak batıl şeyler ortaya atanlarsınız, derler.

    Mehmet Alagaş

    (58-60) Kesin olan şu ki, b u Kur’an da insanlara her tür örneği verdik , yine de bir ayet getirsen , kafirler diyecekler ki, siz geçersizsiniz, batılsınız, böyle işte, Allah bilmeyenlerin kalplerini mühürledi, sabret, Allah’ın verdiği söz / vaadi gerçektir / haktır, inanmayanların / ikna olmayanların tepkisi seni hafifliğe / telaşlı davranışa sürüklemesin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, o kâfirler elbette; “Siz ancak batıl şeyler uyduranlarsınız” derler.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali getirip anlattık. Onlara bir ayet getirdiğin zaman inkar edenler: "Siz (geleneklerimizi) iptal edenlerden başka bir şey değilsiniz." derler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kur'an'da insanlar için her örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirseydin görmezlikten gelenler hemen, "Siz boş şeylerle uğraşıyorsunuz" derlerdi.

    Şaban Britch

    Gerçekten bu Kur’an’da insanlar için her türlü örneği verdik. Onlara bir ayet/delil getirsen bile, kâfirler: "Siz, ancak batıl şeyleri ortaya atmaktasınız" derler.

    Şaban Piriş

    Gerçekten, bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen bile, inkarcılar: -Siz, ancak batıl şeyleri ileri sürenlersiniz derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirsen, o inkar edenler mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Siz, eskiyi hükümsüz kılanlardan başkası değilsiniz."

  6. Rûm suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 59. ayet. كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah (hakikatin) bilgisine sırt çevirenlerin kalplerini işte böyle mühürler.

    Muhammed Esed

    Allah bu şekilde, (hakikati) kabul etme(k isteme)yenlerin kalplerini mühürler.

    Ahmed Hulusi

    Böylece cahillerin şuurlarını Allah kilitler!

    Ali Bulaç

    İşte Allah, bilmeyenlerin kalblerini böyle mühürler.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bilmeyenlerin (hakkı tanımayanların) kalplerini Allah böylece mühürler.

    Ali Rıza Safa

    Allah, bilmeyenlerin yüreklerine, işte böyle damga vurur.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, gerçeği bilmeyenlerin kalplerini Allah böyle mühürlemektedir.

    Edip Yüksel

    ALLAH bilmeyenlerin kalplerini işte böyle damgalar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH bilmeyenlerin kalplerini işte böyle damgalar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İlmin kadrini bilmeyenlerin kalplerini Allah böyle mühürler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ilmin kadrini bilmiyenlerin kalblerini Allah, öyle tab'eder

    Erhan Aktaş

    İşte Allah, bilmeyen dipnot 1 kimselerin kalplerinin üzerini böyle mühürler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği bilmeyen, idrak etmeyen, algılamayan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte Allah, bilmeyen dipnot 1 kimselerin kalplerinin üzerini böyle mühürler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği bilmeyen, idrak etmeyen, algılamayan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte Allah, bilmeyen dipnot 1 kimselerin kalpleri üzerini böyle mühürler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği idrak etmeyen, algılamayan.

    Gültekin Onan

    İşte Tanrı, bilmeyenlerin kalplerini böyle mühürler.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bilmezlerin kalblerine Allah böyle mühür basar.

    İbni Kesir

    İşte Allah; bilmeyenlerin kalblerine böyle damga basar.

    Mehmet Alagaş

    (58-60) Kesin olan şu ki, b u Kur’an da insanlara her tür örneği verdik , yine de bir ayet getirsen , kafirler diyecekler ki, siz geçersizsiniz, batılsınız, böyle işte, Allah bilmeyenlerin kalplerini mühürledi, sabret, Allah’ın verdiği söz / vaadi gerçektir / haktır, inanmayanların / ikna olmayanların tepkisi seni hafifliğe / telaşlı davranışa sürüklemesin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bilmeyenlerin kalpleri üzerine Allah böyle mühür vurur.

    Süleyman Ateş

    İşte Allah, bilmeyenlerin kalblerini böyle mühürler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte Allah ilim dipnot 1 bilmiyenlerin kalbinde böyle bir yapı oluşturur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kavmin yalemüne bilenler topluluğu ise, ellezine la yalemuüne ilim bilmeyenler olmalıdır.

    Şaban Britch

    Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.

    Şaban Piriş

    Allah, anlayışsızların kalplerini işte böyle mühürler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İlimden nasipsizlerin kalpleri üzerine Allah işte böyle mühür basıyor.

  7. Rûm suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 60. ayet. فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ ٱلَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.

    Mehmet Okuyan

    Sabret! Şüphesiz ki Allah'ın vaadi gerçektir. dipnot 1 (Buna) kesin bir şekilde inanmayanlar sakın seni gevşekliğe sevk etmesin! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mü'min 40:55, 77.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki [yestehıffenne] kelimesi "kolaycılık yapmak", "gevşeklik göstermek", "telaşa düşürmek", "hafife almak" gibi anlamlar içermekte, Hz. Muhammed ve onun şahsında bütün müslümanlar bilinçlendirilmek istenmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık sabret; unutma ki Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. (Kendi söylediklerine dahi) yürekten inanmayanlar, tahrikleriyle sakın seni fevri ve tepkisel bir davranışa sürüklemesinler.

    Muhammed Esed

    O halde sıkıntılara göğüs ger: Allah'ın (Kıyamet Günü ile ilgili) vaadi kesinlikle doğrudur. Öyleyse, tam bir iç tatminine ulaşamayanların senin zihnine şüphe tohumları ekmelerine izin verme!

    Ahmed Hulusi

    O halde sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi Hak'tır! İkana ulaşmamışlar (vaadimizin gerçekleşmesi sürecinde) seni hafife alamayacaklardır!

    Ali Bulaç

    Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu itibarla (ey Muhammed!) sabret. Şüphe yoktur ki, Allah'ın vaadi haktır. İnanmayanlar, sakın seni sıkıntıya düşürüp gevşetmesin.

    Ali Rıza Safa

    Artık, dirençli ol. Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Kesin bilgiyle inanmayanlar, seni şapşal yerine koymasın.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen şimdi sabret! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Kesin inanca sahip olmayanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesin!

    Edip Yüksel

    Öyleyse sabret. ALLAH'ın sözü gerçektir. Kuşkusuz bir onaya sahip olmayanlar seni gevşekliğe sürüklemesin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse sabret. ALLAH'ın sözü gerçektir. Kesin inanca sahip olmayanlar seni gevşekliğe sürüklemesin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın va'di mutlaka haktır. Ve sakın kesin imanı olmayanlar seni hafifliğe sevketmesin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi sen sabret, çünkü Allahın va'di muhakkak haktır ve sakın iykanı olmıyanlar seni hafifliğe sevk etmesinler

    Erhan Aktaş

    Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İman etmeyenler seni gevşetmesinler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İnanmayanlar seni gevşetmesinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İnanmayanlar seni gevşetmesinler.

    Gültekin Onan

    Öyleyse sen sabret; şüphesiz Tanrı'nın vaadi haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.

    Hasan Basri Çantay

    Sen (habibim) şimdi sabret. Şübhe yok ki Allahın va'di hakdır. (Buna) kat'i inan beslememekde olanlar zinhar seni (sabırsızlıkla) hafifliğe götürmesin (ler).

    İbni Kesir

    Sabret, şüphesiz ki Allah'ın vaadi haktır. Yakınen inanmayanlar seni hafifliğe itmesinler.

    Mehmet Alagaş

    (58-60) Kesin olan şu ki, b u Kur’an da insanlara her tür örneği verdik , yine de bir ayet getirsen , kafirler diyecekler ki, siz geçersizsiniz, batılsınız, böyle işte, Allah bilmeyenlerin kalplerini mühürledi, sabret, Allah’ın verdiği söz / vaadi gerçektir / haktır, inanmayanların / ikna olmayanların tepkisi seni hafifliğe / telaşlı davranışa sürüklemesin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde sabret muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe sevk etmesin.

    Süleyman Ateş

    Sabret, Allah'ın va'di haktır (o mutlaka yerine gelecektir). İnanmayanlar seni telaşa düşürmesin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen sabırlı ol. Allah'ın verdiği söz doğrudur. Bunu içine sindiremeyenler seni hafife alamayacaklardır.

    Şaban Britch

    Öyleyse sen sabret! Kuşkusuz Allah’ın vaadi haktır. İman etmeyenler sakın seni hafife almaya/gevşemeye sürüklemesin.

    Şaban Piriş

    Öyleyse sen, sabret, kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır. Gerçeği göremeyenler sakın seni hafife almasınlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O halde, sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. İmanı kemale ermemişler seni hafifliğe sevk etmesinler/seni küçümseyemeyeceklerdir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.