Rûm suresi

Rûm suresi, 60. ayet

Rûm suresi, 60. ayet. فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ ٱلَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ

faṣbir inne va`de-llâhi ḥaḳḳuv velâ yesteḫiffenneke-lleẕîne lâ yûḳinûn.

Diyanet İşleri

Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Rûm 57–60 · surenin 60. ayeti / 60

Konu Güçsüzlükten güce; mazeretlerin fayda vermediği gün Rûm 54–60 3

  1. Rûm 57

    O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.

  2. Rûm 58

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız" derler.

  3. Rûm 59

    Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.

  4. 60

    Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

60. “O halde” sana verilen emirleri uygulamaya ve onları Allah’a davet etmeye “sabret!” Onların yüz çevirdiklerini görsen dahi bu, seni emrolunduğun işi yapmaktan alıkoymasın. “Şüphesiz Allah’ın vaadi haktır.” Onda şüphe yoktur. Bu, sabrı kolaylaştıran hususlardandır. Kul, yaptığı işin boşa gitmediğini, aksine bunun karşılığının kendisine eksiksiz verileceğini bildiği takdirde bu uğurda karşılaşacağı hoşuna gitmeyecek şeyleri önemsemez, zorluklar onun için kolaylaşır ve yaptığı pek çok işleri dahi az görür.

“Sakın inanmayanlar seni” İmanları zayıflamış, kesin inançları azalmış, bundan dolayı da akılları kısırlaşmış, sabırları azalmış kimseler “zaafa düşürmesin.” Böylelerinin seni zaafa sürüklemesinden sakın. Eğer onlara dikkat edip onlardan sakınmazsan onlar, seni zaafa ve hafifliğe sürüklerler, emir ve yasaklar üzerinde sebat etmemeye zorlarlar. İnsan nefsi de bu konuda onlara içten içe destek verir. Bunlara benzemek ve onların isteklerine uygun hareket etmek ister.

İşte bu, kesin inanç (yakîn) her bir mü’minin, olgun akıl sahibi ve kolaylıkla sabredebilecek biri olduğuna delildir. Buna karşılık yakîni zayıf her bir kimsenin de aklı kıt ve hafif olduğunu gösterir. Birincisinin aklı öz konumunda, diğerininkininki ise kabuk konumundadır. Yardımı istenecek olan ancak Allah'tır.

[Rum Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.]

Lokmân

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Kavminin seni yalanlamasına sabret. Allah'ın sana yardım ve imkân sağlama vaadi şüphe barındırmayan bir gerçektir. Yeniden dirileceklerine inanmayanlar, seni acele etmeye ve sabrı terk etmeye itmesin.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱصْبِرْ fesbir sabret kök: صبر
  2. إِنَّ inne şüphe yok ki
  3. وَعْدَ vea'de va'di kök: وعد
  4. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  5. حَقٌّۭ ۖ hakkun haktır kök: حقق
  6. وَلَا ve la ve
  7. يَسْتَخِفَّنَّكَ yestehiffenneke seni telaşa düşürmesin kök: خفف
  8. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  9. لَا la
  10. يُوقِنُونَ yukinune inanmayan(lar) kök: يقن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler.…

  • Aynı kök: يقن (28 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Sabredip ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Vaad

    Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Vaad

    Sen sabret! Şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefat…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Vaad

    (Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…

  • Aynı kök: يقن (28 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    "Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz.…

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş)

    Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş)

    Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sabret! Şüphesiz ki Allah'ın vaadi gerçektir. dipnot 1 (Buna) kesin bir şekilde inanmayanlar sakın seni gevşekliğe sevk etmesin! dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Mü'min 40:55, 77.
  2. metne dön, dipnot 2
    Buradaki [yestehıffenne] kelimesi "kolaycılık yapmak", "gevşeklik göstermek", "telaşa düşürmek", "hafife almak" gibi anlamlar içermekte, Hz. Muhammed ve onun şahsında bütün müslümanlar bilinçlendirilmek istenmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Artık sabret; unutma ki Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. (Kendi söylediklerine dahi) yürekten inanmayanlar, tahrikleriyle sakın seni fevri ve tepkisel bir davranışa sürüklemesinler.

Muhammed Esed

O halde sıkıntılara göğüs ger: Allah'ın (Kıyamet Günü ile ilgili) vaadi kesinlikle doğrudur. Öyleyse, tam bir iç tatminine ulaşamayanların senin zihnine şüphe tohumları ekmelerine izin verme!

Ahmed Hulusi

O halde sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi Hak'tır! İkana ulaşmamışlar (vaadimizin gerçekleşmesi sürecinde) seni hafife alamayacaklardır!

Ali Bulaç

Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.

Ali Özek ve heyeti

Bu itibarla (ey Muhammed!) sabret. Şüphe yoktur ki, Allah'ın vaadi haktır. İnanmayanlar, sakın seni sıkıntıya düşürüp gevşetmesin.

Ali Rıza Safa

Artık, dirençli ol. Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Kesin bilgiyle inanmayanlar, seni şapşal yerine koymasın.

Bayraktar Bayraklı

Sen şimdi sabret! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Kesin inanca sahip olmayanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesin!

Edip Yüksel

Öyleyse sabret. ALLAH'ın sözü gerçektir. Kuşkusuz bir onaya sahip olmayanlar seni gevşekliğe sürüklemesin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Öyleyse sabret. ALLAH'ın sözü gerçektir. Kesin inanca sahip olmayanlar seni gevşekliğe sürüklemesin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın va'di mutlaka haktır. Ve sakın kesin imanı olmayanlar seni hafifliğe sevketmesin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sen sabret, çünkü Allahın va'di muhakkak haktır ve sakın iykanı olmıyanlar seni hafifliğe sevk etmesinler

Erhan Aktaş

Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İman etmeyenler seni gevşetmesinler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İnanmayanlar seni gevşetmesinler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İnanmayanlar seni gevşetmesinler.

Gültekin Onan

Öyleyse sen sabret; şüphesiz Tanrı'nın vaadi haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.

Hasan Basri Çantay

Sen (habibim) şimdi sabret. Şübhe yok ki Allahın va'di hakdır. (Buna) kat'i inan beslememekde olanlar zinhar seni (sabırsızlıkla) hafifliğe götürmesin (ler).

İbni Kesir

Sabret, şüphesiz ki Allah'ın vaadi haktır. Yakınen inanmayanlar seni hafifliğe itmesinler.

Mehmet Alagaş

(58-60) Kesin olan şu ki, b u Kur’an da insanlara her tür örneği verdik , yine de bir ayet getirsen , kafirler diyecekler ki, siz geçersizsiniz, batılsınız, böyle işte, Allah bilmeyenlerin kalplerini mühürledi, sabret, Allah’ın verdiği söz / vaadi gerçektir / haktır, inanmayanların / ikna olmayanların tepkisi seni hafifliğe / telaşlı davranışa sürüklemesin.

Rowwad Tercüme Merkezi

O halde sabret muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe sevk etmesin.

Süleyman Ateş

Sabret, Allah'ın va'di haktır (o mutlaka yerine gelecektir). İnanmayanlar seni telaşa düşürmesin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen sabırlı ol. Allah'ın verdiği söz doğrudur. Bunu içine sindiremeyenler seni hafife alamayacaklardır.

Şaban Britch

Öyleyse sen sabret! Kuşkusuz Allah’ın vaadi haktır. İman etmeyenler sakın seni hafife almaya/gevşemeye sürüklemesin.

Şaban Piriş

Öyleyse sen, sabret, kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır. Gerçeği göremeyenler sakın seni hafife almasınlar.

Yaşar Nuri Öztürk

O halde, sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. İmanı kemale ermemişler seni hafifliğe sevk etmesinler/seni küçümseyemeyeceklerdir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, be patient O Muhammad and be unwearied in the face of difficulties and hindrances, and quietly await the course of events; the promise of Allah is the truth personified. Let not their disdainful attitude and their unsettled allegiance and belief influence your firm mind and your firm thoughts nor should you let them disturb or discompose your peace of mind.

Abdul Haleem

so be patient, for God’s promise is true: do not let those with no firm beliefs discourage you.

Abdullah Yusuf Ali

So patiently persevere: for verily the promise of Allah is true: nor let those shake thy firmness, who have (themselves) no certainty of faith.

Abul A'la Maududi

Therefore, (O Prophet), have patience. Surely Allah's promise is true. dipnot 1 Let those who lack certainty not cause you to be unsteady. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The allusion is to the promise made in (verse 47) above. There, Allah has mentioned His way of taking vengeance on those criminals who denied and resisted and ridiculed stubbornly the clear signs brought by the Messengers of Allah, and of helping the believers.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, "Let not the enemies find you so weak as to suppress you by their uproar, nor to subdue you by their campaign of slander-mongering, nor to dishearten you by their jesting, taunts and derision, nor frighten you by their threats, show of power and persecution, nor allure you by offering baits, nor make you effect a compromise with them on the basis of their appeals in the name of national interests. Instead of this, they should find you so sagacious in the awareness of your objective, so firm in faith and conviction, so resolute in determination, and so strong in character that they should neither be able to subdue you by threats, nor purchase you, nor lure you away by temptation, nor strike any bargain with you in the matter of the faith. This whole theme has been compressed in a short sentence by Allah, saying: “Let not those who lack faith find you light." Now this is borne out by the firm evidence of history that the Prophet (peace be upon him) proved to be as invincible and indomitable as Allah wanted His last Prophet to be. Anyone who tried his strength with him in any field and sphere was routed, and eventually the Prophet (peace be upon him) succeeded in bringing about the desired revolution in spite of every kind of opposition and resistance put up by the whole of polytheistic and unbelieving Arabia.”

Aisha Bewley

So be steadfast. Allah’s promise is true. Do not let those who have no certainty belittle you.

Al-Hilali & Khan

So be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). Verily, the Promise of Allâh is true; and let not those who have no certainty of faith, discourage you from conveying Allâh’s Message (which you are obliged to convey).

Ali Quli Qarai

So be patient! Allah’s promise is indeed true. And do not let yourself be upset by those who have no conviction.

Amatul Rahman Omar

Therefore, (Prophet!) have patience and perseverance. Surely, the promise of Allâh (about your victory and the defeat of the disbelievers) is (bound to be) true; so let not those who are not convinced of the truth hold you in light estimation (so as to move you from your stand).

Arthur John Arberry

So be thou patient; surely God's promise is true; and let not those who have not sure faith make thee unsteady.

Bijan Moeinian

Be patient; know that God's promise is true and do not be intimidated by those who have lost their opportunity to believe.

E. Henry Palmer

Be thou patient then; verily, God's promise is true! and let them not flurry thee who are not sure.

Edip-Layth

So be patient, for God's promise is true, and do not be dissuaded by those who do not have certainty.

George Sale

But do thou, O Mohammed, persevere with constancy, for the promise of God is true; and let not those induce thee to waver, who have no certain knowledge.

Hamid S. Aziz

Thus does Allah set a seal on the heart of those who know not.

Mahmoud Ghali

So (endure) patiently; surely the promise of Allah is true; and do not let the ones who have no certitude induce you to levity.

Marmaduke Pickthall

So have patience (O Muhammad)! Allah's promise is the very truth, and let not those who have no certainty make thee impatient.

Mohamed Ahmed - Samira

So have patience. The promise of God is surely true; and let not those who do not believe make you relax (your endeavours).

Muhammad Asad

Remain, then, patient in adversity: verily, Gods promise [of resurrection] is true indeed - so let not those who are devoid of all inner certainty disquiet thy mind!

Mustafa Khattab

So be patient, for the promise of Allah certainly is true. And do not be disturbed by those who have no sure faith.

Progressive Muslims

So be patient, for God's promise is true, and do not be dissuaded by those who do not have certainty.

Rashad Khalifa

Therefore, you shall steadfastly persevere - for GOD's promise is the truth - and do not be intimidated by those who have not attained certainty.

Sahih International

So be patient. Indeed, the promise of Allah is truth. And let them not disquiet you who are not certain [in faith].

Sam Gerrans

And be thou patient; the promise of God is true. And let not those who are not certain sway thee.

Shabbir Ahmed

Remain then, steadfast and remember that Allah's Promise is always True. So let not those who have no conviction disturb your mind.

Syed Vickar Ahamed

So patiently remain constant (and firm): Surely, the Promise of Allah is true: And do not let those (unbelievers) who have no certainty of faith, move you from your firmness (of your Faith).

Taqi Usmani

So, be patient. Surely Allah’s promise is true, and let not the disbelievers shake your firmness.

The Monotheist Group

So be patient, for the promise of God is true, and do not be dissuaded by those who do not have certainty.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 60. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 60. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 60. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩