Diyanet İşleri
Elif Lam Mim.
Rûm suresi · 1–10. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Rûm suresi, 1. ayet. الٓمٓ
Elif Lam Mim.
Elif. Lâm. Mîm. dipnot 1
Elif-Lam-Mim!
Elif-Lam-Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif. Lâm. Mîm.
A. L. M.
Elif, lam, mim.
A1 L30 M40 dipnot 1
A. L. M.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif. Lam. Mim dipnot 1 .
Elif. Lam. Mim.
Elif. Lam. Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
(1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.
Elif, Lâm, Mîm. dipnot 1
Elif lam mim.
Elif-Lam-Mim dipnot 1 !
ELİF! LÂM! MÎM!
Elif Lâm Mîm.
Elif Lam Mim.
Elif, Lam, Mim.
Rûm suresi, 2. ayet. غُلِبَتِ ٱلرُّومُ
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
(2, 3, 4, 5) Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah'a aittir. O gün, müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. dipnot 1 (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir.
Rumlar yenilgiye uğradılar,
Bizanslılar yenilgiye uğradı,
Rum (Bizanslılar), mağlup oldu!
Rum (orduları) yenilgiye uğradı.
Rumlar, yenilgiye uğradılar.
Romalılar, yenildiler.
- Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.
Romalılar yendiler, dipnot 1
Romalılar yenildiler,
Rumlar yenildi,
Rum mağlub oldu
Rum'a galip gelindi.
Rum'a galip gelindi.
Rumlar yenildiler.
Rum (orduları) yenilgiye uğradı.
Rum (lar) mağlub oldu.
Rumlar yenildiler.
(1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.
Rumlar yenilgiye uğradılar.
Rum(lar), yenildi:
Rumlar yenilgiye uğradılar,
Romalılar yenildiler,
Rumlar yenilgiye uğradılar.
Rumlar pek yakın yerde yenilgiye uğradılar.
Yenilgiye uğratıldı Rum.
Rûm suresi, 3. ayet. فِىٓ أَدْنَى ٱلْأَرْضِ وَهُم مِّنۢ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
(2, 3, 4, 5) Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah'a aittir. O gün, müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. dipnot 1 (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir.
(üstelik) en yakın yerde; ama onlar, bu yenilgilerinin ardından yeniden galip gelecekler;
yakın bir yerde; ama bu yenilgiye rağmen (yeniden) üstünlük sağlayacaklar
Yakın bir bölgede. . . Onlar (Rum) bu yenilgiden sonra, galip geleceklerdir.
Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.
(Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra galip geleceklerdir.
Yeryüzünün en alçak yerinde. Yenilgilerinden sonra da yeneceklerdir. dipnot 334
- Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.
Yeryüzünün/ülkenin en alçak yerinde... Yengilerinden sonra yenileceklerdir.
(Arapların yaşadığı) bölgeye en yakın yerde... Yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.
yeryüzünün yakınında; ama onlar bu yenilgilerinin arkasından muhakkak üstün geleceklerdir,
Arzın yakınında, maamafih onlar bu mağlubiyyetlerinin arkasından bir kaç sene içinde muhakkak galebe edecekler
En yakın bir yerde. Bu yenilgilerinden sonra pek yakında galip geleceklerdir. dipnot 1
En yakın bir yerde. Bu yenilgilerinden sonra pek yakında galip geleceklerdir. dipnot 1
En yakın bir yerde. Bu yenilgilerinden sonra pek yakında galip geleceklerdir.
Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.
Yakın bir yerde. Halbuki onlar bu yenilmelerinin ardından gaalib olacaklar,
Yakın bir yerde. Ama onlar, bu yenilgilerinden sonra galib geleceklerdir.
(1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.
En yakın yerde. Ancak onlar bu yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.
(Bölgeye) En yakın bir yerde. Onlar (bu) yenilgilerinden sonra yeneceklerdir;
yeryüzünün en çukur yerinde dipnot 1 . Onlar, yenilgilerinin ardından galip geleceklerdir,
(Yenilgi) Çok yakın bir yerde dipnot 1 oldu. Onlar, bu yenilginin ardından galip geleceklerdir.
Pek yakın yerde yenilgiden sonra galip geleceklerdir.
Yenilgiden sonra galip geleceklerdir.
Yeryüzünün en yakın/en alçak bir yerinde. Ama onlar yengilerinin ardından galip duruma geçecekler,
Rûm suresi, 4. ayet. فِى بِضْعِ سِنِينَ لِلَّهِ ٱلْأَمْرُ مِن قَبْلُ وَمِنۢ بَعْدُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ ٱلْمُؤْمِنُونَ
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
(2, 3, 4, 5) Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah'a aittir. O gün, müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. dipnot 1 (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir.
(hem de) bir kaç yıl içerisinde -(tabi ki) mutlak karar, önünde sonunda Allah'a aittir-: (Şimdi müşriklerin sevindiği gibi) o gün de mü'minler sevinecekler;
birkaç yıl içinde: (çünkü) karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün inananlar sevineceklerdir
Birkaç sene içinde. . . Başından sonuna hüküm Allah'ındır! O zaman iman edenler sevinir (Allah'ın bildirdiği gerçekleştiği için).
Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir.
Birkaç yıl içinde eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de sevineceklerdir.
Birkaç yıl içinde. Buyruk, önünde ve sonunda, Allah'a özgüdür. Ve o gün, inananlar sevineceklerdir.
- Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.
Bir kaç sene içinde. İş, önünde sonunda ALLAH'a aittir. O gün iman edenler sevineceklerdir.
Bir kaç sene içinde. İş, önünde sonunda ALLAH'a aittir. O gün inananlar sevineceklerdir.
bir kaç yıl içinde; önünde de sonunda da emir Allah'ındır ve o gün müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir.
Önünde de sonunda da emir Allahın, ve o gün mü'minler Allahın nusretiyle ferahlanacaklar
Birkaç yıl içinde. dipnot 1 Önce de sonra da her buyruk Allah'ındır. Ve o gün İman Edenler sevineceklerdir.
Birkaç yıl içinde dipnot 1 . Önce de sonra da her buyruk Allah'ındır. Ve İzin Günü inananlar sevineceklerdir.
Birkaç yıl içinde dipnot 1 . Önce de sonra da her buyruk Allah'ındır. Ve İzin Günü inananlar sevineceklerdir.
Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da buyruk Tanrı'nındır. Ve o gün inançlılar sevineceklerdir.
Bir kaç yıl içinde. Önünde de, sonunda da emir Allahındır. O gün mü'minler de ferahlanacak,
Birkaç yıl içinde. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün mü'minler de sevinecekler.
(1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.
Birkaç yıl (üç ila dokuz sene) içinde. Öncesinde de, sonrasında da emir Allah’ındır. O günde Müminler sevineceklerdir.
Birkaç yıl içinde. (Onların) Bu (yenilgileri)nden önce de, sonra da emir Allah'ındır (ferman O'nundur). O gün mü'minler sevinir(ler).
birkaç yıl içerisinde dipnot 1 . Bunun öncesinde de sonrasında da her iş Allah'ın elindedir. O gün müminler de sevineceklerdir,
Birkaç yıl içinde dipnot 1 olacak. Öncesi de sonrası da Allah'ın yetkisindedir emrindedir. O gün müminler sevineceklerdir,.
Birkaç yıl içinde... Bundan önce de bundan sonra da emir Allah'ındır. O gün, müminler sevinecektir.
Birkaç yıl içinde.. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün, müminler sevinecektir.
Birkaç yıl içinde. İş/oluş/hüküm, önünde de sonunda da Allah'ındır. Onların galibiyet gününde müminler ferahlayacaklar,
Rûm suresi, 5. ayet. بِنَصْرِ ٱللَّهِ يَنصُرُ مَن يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
(2, 3, 4, 5) Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah'a aittir. O gün, müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. dipnot 1 (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir.
Allah'ın yardımı sayesinde... O dilediğine yardım eder: zira O her işinde mükemmel olan, sonsuz merhamet sahibidir.
Allah'ın yardımına: (çünkü) O, dilediğine yardım eder. O kudret ve merhamet Sahibidir.
Allah yardımıyla. . . Dilediğine zafer verir! "HU"; Aziyz'dir, Rahıym'dir.
Allah'ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Allah’ın yardımıyla, Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.
Allah'ın yardımıyla. Dilediğine yardım edecektir. Çünkü O, Üstündür; Merhametlidir.
- Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.
ALLAH'ın zaferiyle... O dilediğini zafere ulaştırır. O Üstündür, Rahimdir.
ALLAH'ın zaferiyle... O dilediğini zafere ulaştırır. O Üstündür, Rahimdir.
O kimi dilerse muzaffer kılar ve güçlü O'dur, merhametli O'dur.
o kimi dilerse muzaffer kılar ve aziz odur, rahim o
Hak eden kimseye yardım eden Allah'ın yardımıyla. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Hak eden kimseye dipnot 1 yardım eden Allah'ın yardımıyla. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Dilediği kimseye dipnot 1 yardım eden Allah'ın yardımıyla. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Tanrı'nın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Allahın nusratıyle. O, kimi dilerse ona yardım eder. O, yegane gaalibdir, (mü'minleri) çok esirgeyicidir.
Allah'ın yardımı ile. O dilediğine yardım eder ve O; Aziz'dir, Rahim'dir.
(1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.
Allah’ın yardımıyla, Allah dilediğine yardım eder. O; Aziz'dir, Rahim'dir.
Allah'ın yardımıyle. (Allah) Dilediğine yardım eder. O, galiptir, esirgeyendir.
Allah'ın yardımıyla dipnot 1 . O, uygun gördüğüne dipnot 2 yardım eder dipnot 3 . O daima üstündür, ikramı boldur.
Bu, Allah'ın yapacağı yardımla olacaktır. O, çalışana yardım eder. O güçlüdür, ikramı boldur.
Allah’ın yardımıyla... Allah, dilediğine yardım eder. O, çok güçlüdür, çok merhametlidir.
Allah'ın yardımıyla... Allah, dilediğine yardım eder. O, güçlüdür, merhametlidir.
Allah'ın yardımıyla. Dilediğine yardım eder O! Aziz'dir, Rahim'dir O.
Rûm suresi, 6. ayet. وَعْدَ ٱللَّهِ لَا يُخْلِفُ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Allah, (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah, vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.
(Bu), Allah'ın vaadi olarak (gerçekleşecektir). Allah sözünden caymaz dipnot 1 fakat insanların çoğu bilmezler.
(Bu) Allah'ın kesin vaadidir. Allah vaadinden dönmez; ne var ki insanların çoğu (bunu) bilmezler:
Allah'ın vaadi(dir bu). Allah vaadinden asla dönmez. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler:
Allah'ın vaadi (bu)! Allah, vaadinden dönmez! Ne var ki insanların ekseriyeti bilmezler.
(Bu,) Allah'ın va'didir; Allah, vadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler.
(Bu) Allah'ın vâdettiğidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.
Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden asla dönmez. Fakat insanların çoğu bilmez.
Bu, Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.
ALLAH'ın vermiş olduğu sözdür. ALLAH sözünü bozmaz; fakat insanların çoğu bilmez.
ALLAH'ın vermiş olduğu sözdür. ALLAH sözünü bozmaz; fakat insanların çoğu bilmez.
Bu Allah'ın va'didir. Allah sözünden caymaz. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Allahın va'di bu, Allah, va'dine hulf etmez ve lakin nasın ekserisi bilmezler
Bu, Allah'ın sözüdür. Allah verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.
Bu, Allah'ın sözüdür. Allah verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.
Bu, Allah'ın sözüdür. Allah verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.
(Bu,) Tanrı'nın vaadidir. Tanrı, vaadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler.
(Bu) Allahın va'di. Allah va'dinden caymaz. Fakat insanların çoğu (Onun va'dini) bilmezler.
Allah'ın vaadi. Allah vaadinden asla caymaz, ama insanların çoğu bilmezler.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
(Bu) Allah'ın vaadidir. Allah vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.
(Bu,) Allah'ın va'didir. Allah va'dinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.
Bu, Allah'ın vaadidir dipnot 1 . Allah vaadinden dönmez. Ancak insanların çoğu bunu bilmez.
Bu Allah'ın vaadidir! İnsanların çoğu bilmese de Allah vaadinden caymaz dönmez.
Bu Allah’ın vaadidir. Allah, vaadinden asla dönmez. Fakat, insanların çoğu bunu bilmez.
Bu Allah'ın sözüdür. Allah, sözünden asla dönmez. Fakat, insanların çoğu bunu bilmez.
Allah'ın vaadi bu! Allah kendi vaadine ters düşmez. Ne var ki, insanların çokları bilmiyorlar.
Rûm suresi, 7. ayet. يَعْلَمُونَ ظَٰهِرًا مِّنَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ غَٰفِلُونَ
Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.
Onlar dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. dipnot 1 Onlar ahiretten tamamen habersiz(miş gibi davranır)lar.
onlar sadece bu dünya hayatının görünür yüzünü tanırlar, ama onlar (görünmeyen) öteki hayattan gafildirler.
Onlar bu dünya hayatının yalnız görünen yüzünü tanırlar, ebedi ve nihai olandan ise tamamen habersizdirler.
Onlar kozalarında yaşamaları yüzünden sonsuz gelecek yaşamdan habersizdirler; dünya hayatını madde yanı itibarıyla bilip kabul ederler!
Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.
Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.
Onlar, dünya yaşamının dış yüzünü bilirler. Sonsuz yaşam konusunda ise aymazlık içindedirler.
Onlar, dünya hayatının sadece görünen kısmını bilirler. Oysa onlar, gerçekten ahiretten habersizdirler.
Onlar dünya hayatının dış (görünen) yüzünü bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.
Onlar dünya hayatının dış yüzünü yanını bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.
Onlar, bu dünya hayatının dış yüzünü bilirler; ahiretten ise hep gafildirler.
Bir zahir bilirler Dünya hayattan, Ahıretten ise hep gafildirler
Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler.
Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler.
Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler.
Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.
Onlar (bu) dünya hayatından (yalınız) bir dış (taraf) ı bilirler. Ahiretden ise onlar gaafillerin ta kendileridir.
Onlar dünya hayatının yalnız dış yüzünü bilirler. Ve onlar ahiretten ise gafillerdir.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Onlar dünya hayatından sadece dış görünüşü bilirler. Ahiretten ise gaflettedirler.
Onlar, sadece şu yakın hayatın dış yüzünü bilirler; ahiretten ise onlar tamamen gafildirler.
Onlar dünya hayatını yüzeysel olarak bilirler. Onlar ahireti ise hiç umursamazlar.
Bütün bildikleri dünya hayatının görüntüsüdür. Onlar Ahireti dikkate almazlar. İlgi duymazlar.
Onlar, dünya hayatının görünen zahirini bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir.
Onlar, dünya hayatının görünüşünü bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir.
Onlar basit ve iğreti hayattan, bir dış görünüşü bilirler. Ama ahiretten tam bir gaflet içindedirler onlar!
Rûm suresi, 8. ayet. أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ بِلِقَآئِ رَبِّهِمْ لَكَٰفِرُونَ
Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar.
Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile dipnot 1 ve belirli bir süre için yarattığını kendi kendilerine hiç mi düşünmediler! Şüphesiz ki insanların çoğu, Rableriyle karşılaşmayı inkâr etmektedir.
Şimdi onlar kendi iç dünyalarında hiç muhasebe yapmazlar mı? Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri asla bir amaç ve anlamdan, dahası sınırlı bir ömürden yoksun olarak yaratmamıştır. Ne var ki insanlardan bir çoğu Rablerine kavuşacaklarını inatla inkar etmektedirler.
Onlar kendi içlerinde bir muhasebe yapmayı hiç bilmezler mi? Allah, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi (deruni) bir anlamdan ve (kendi belirlediği) bir zaman sınırından yoksun yaratmış olamaz: fakat, çoğu kimse, sonunda Rablerine kavuşacaklarını hala inatla reddeder!
Nefslerindekini (hakikatlerini) hiç tefekkür etmediler mi? Allah, semaları, arzı ve ikisi arasında olan şeyleri sadece Hak olarak; belli bir ömür süreciyle yarattı! Şüphesiz ki insanlardan çoğu Rablerine ereceklerini inkar edenlerdir.
Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar.
Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr etmektedirler.
Kendi benliklerini düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır. Aslında, insanların çoğu, Efendilerine kavuşmayı inkar ederler.
Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak bir amaç için ve sonu belirli bir süreye bağlı olarak yarattığını düşünmezler mi? İnsanlardan birçoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar etmektedirler.
Kendi kendilerine hiç düşünmediler mi ki ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri bir amaç için ve belli bir süre için yaratmıştır. Buna rağmen, insanların çoğunluğu Efendi'leriyle karşılaşmayı inkar etmektedirler.
Kendi kendilerine hiç düşünmediler mi ki ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri bir amaç için ve belli bir süre için yaratmıştır. Buna rağmen, insanların çoğunluğu Rab'leriyle karşılaşmayı inkar etmektedirler.
Vicdanlarında bir düşünmediler mi? Allah gökleri ve yeri ve ikisi arasındaki şeyleri gerçeğe uygun ve belirli bir süre için yaratmıştır. Bununla beraber insanlardan bir çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ederler.
Nefislerinde bir düşünmediler de mi? Allah o Gökleri ve Yeri ve ikisinin arasındakileri başka değil, ancak hak sebeb ve müsemma bir ecel ile halk buyurmuştur, bununla beraber doğrusu insanlardan bir çoğu rablarının likasına kafirdirler.
Onlar, muhasebe yapıp hiç düşünmüyorlar mı? Allah; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki şeyleri ancak Hakk ile ve belli bir süre için yarattı. İnsanların çoğu Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını küfrediyorlar. dipnot 1
Onlar, muhasebe yapıp hiç düşünmüyorlar mı? Allah; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki şeyleri ancak hakk ile ve belli bir süre için yarattı. İnsanların çoğu Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını küfrediyorlar. dipnot 1
Onlar, muhasebe yapıp hiç düşünmüyorlar mı? Allah; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki şeyleri ancak hakk ile ve belli bir süre için yarattı. İnsanların çoğu Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını yalanlamaktadırlar.
Kendi nefsleri konusunda düşünmüyorlar mı (yetefekkeru)? Tanrı, gökleri yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ve ecel ile yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu rablerine kavuşmaya küfrediyorlar.
Nefisleri hakkında (olsun) iyiden iyi düşünmediler mi? Allah o gökleri, o yeri ve ikisinin arasında bulunan şeyleri hakk (ın ikaamesine) ve muayyen bir va'de (nin inkızaasına) sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmamışdır. Hakıykat, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı cidden inkar edicilerdir.
Kendi nefisleri hakkında düşünmezler mi? Ki Allah gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. Doğrusu insanların çoğu Rabblarına kavuşmayı inkar ederler.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. İnsanların çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ederler.
Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki Allah, göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak olarak ve belirtilmiş bir süre ile yaratmıştır? İnsanlardan çoğu, Rabblerine kavuşmayı inkar etmektedirler.
Kendileri üzerine hiç düşünmediler mi? Allah, gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları, sadece o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) ve belli bir eceli olan varlıklar olarak yaratmıştır dipnot 2 . İnsanların çoğu Rablerinin huzuruna varmayı kesinlikle göz ardı ederler dipnot 3 .
Onlar içten içe hiç düşünmediler mi; Allah gökleri ve yeri başka şekilde değil, sadece gerçek ve belli bir ömrü olan varlıklar olarak dipnot 1 yaratmıştır. İnsanların çoğu Rableriyle yüzleşmeyi gözardı ederler.
Kendi nefislerinde (olanları) hiç düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. İnsanların çoğu, Rabblerine kavuşma hakkında kâfirdirler.
Kendi kendilerine hiç düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. İnsanların çoğu, Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını inkar ederler
Kendi benliklerinin içinde olup bitenleri de mi düşünmediler! Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri ancak hak üzere ve belirlenmiş bir süreye bağlı olarak yaratmıştır. Şu da bir gerçek ki, insanlardan çokları Rablerine kavuşmayı gerçekten inkar ediyorlar.
Rûm suresi, 9. ayet. أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَأَثَارُوا۟ ٱلْأَرْضَ وَعَمَرُوهَآ أَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
(Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? dipnot 1 Onlar kendilerinden daha güçlüydüler; dipnot 2 yeri kazıp altüst etmiş, onu (toprağı) bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler. dipnot 3
Onlar yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Artık kendilerinden öncekilerin nasıl bir akıbete uğradıklarını görselerdi bari: Onlar kendilerinden daha güçlüydü ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı; dahası onlar orayı, berikilerden çok daha fazla mamur ve müreffeh hale getirmişlerdi; üstelik, onlara da elçileri hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişti: neticede onlara zulmeden Allah değildi, ama asıl onlar kendi kendilerine zulmettiler.
Onlar, hiç yeryüzünü dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan (hakikati inkar edenler)in sonlarının ne olduğunu görmediler mi? Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha iyi imar etmişlerdi; onlara (da) peygamberleri hakikatin bütün kanıtlarıyla gelmişti; ama (hakikati reddettikleri ve sonuçta yok olup gittiklerinde) Allah onlara haksızlık yapmış değildi, ama onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.
Yeryüzünde gezip dolaşıp bakmazlar mı ki, onlardan öncekilerin sonu nasıl oldu? Onlar (öncekiler), kuvvet itibarıyla bunlardan (şimdikilerden) daha şiddetli idiler. . . Arzı sürüp alt-üst etmişler ve onu (yeryüzünü), bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. . . Onların Rasulleri onlara açık deliller olarak gelmişti. (Demek ki) Allah onlara zulmetmiyordu; ne var ki onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, yeryüzünü kazıp altüst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.
Yeryüzünde dolaşıp da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmıyorlar mı? Onlar, güç yönünden daha üstündüler. Toprağı altüst etmişler ve diğerlerinin yaptığı bayındırlıktan daha çok bayındırlık yapmışlardı. Ve elçiler onlara açık kanıtlarla gelmişlerdi. Allah, onlara haksızlık etmedi. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.
Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler; toprağı ekmişler, orayı bunlardan daha fazla imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara nice açık deliller getirmişti. Sonunda Allah, onlara haksızlık etmedi. Onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı işlediler ve onlardan daha fazla üretimde bulundular. Elçileri onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı işlediler ve onlardan daha fazla üretimde bulundular. Elçileri onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur. Onlar kendilerinden daha güçlü idiler, yeri aktarmışlar ve onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara açık deliller ile gelmişlerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Ya Yer yüzünde gezib bir bakmadılar da mı? Nasıl olmuş akıbeti kendilerinden evvelkilerin? Kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler, Arzı aktarmışlar ve onu kendilerinin ı'marından ziyade ı'mar etmişlerdi, Peygamberleri de onlara beyyinat ile gelmişlerdi, demek Allah onlara zulmetmiyordu velakin kendileri nefislerine zulmediyorlardı
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerinin sonları nasıl olmuş, bir bakmadılar mı? dipnot 1 Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler; yeryüzünü alt üst etmişlerdi; onu, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Resulleri, onlara nice açık belgelerle gelmişti. Allah onlara haksızlık yapmamış, onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerinin sonları nasıl olmuş, bir bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler; yeryüzünü alt üst etmişlerdi; onu, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Resulleri, onlara nice açık belgelerle gelmişti. Allah onlara haksızlık yapmamış, onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.
Onlar, yeryüzünde gezip dolaşarak, kendilerinden öncekilerinin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler; yeryüzünü alt üst etmişlerdi; onu, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Rasulleri, onlara nice açık belgelerle gelmişti. Allah onlara haksızlık yapmamış, onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Tanrı onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
Onlar yer (yüzün) de gezib de kendilerinden evvelkilerin aakıbetinin nice olduğuna bakmadılar mı? Onlar kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler. Toprağı ekmişler, alt üst etmişler, onu bunların i'maar etdiklerinden daha çok i'maar eylemişlerdi. Peygamberleri onlara da nice açık hüccetler getirmişlerdi. Demek, onlara Allah zulm etmiyordu, fakat kendilerine bizzat kendileri zulm ediyorlardı.
Onlar; yeryüzünde dolaşıp gezmezler mi ki, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğunu görsünler. Onlat, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Toprağı altüst etmişler ve onu kendilerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri onlara nice açık deliller getirmişti. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akibetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı yeri sürüp alt üst etmişler ve bunların (Mekke halkının) imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri apaçık delillerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildir. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar. Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; (sular, madenler çıkarmak, ekin ekmek, ağaç dikmek için) toprağı (kazmış), alt üst etmişler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da elçileri, deliller getirmişti. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar dipnot 1 ! Öncekiler bunlardan çok daha güçlüydüler. Toprağı işlemişler ve orayı, bunların imar ettiğinden daha fazla imar etmişlerdi. Elçileri de onlara açık belgelerle gelmişti. Allah onlara asla yanlış yapmadı; yanlışı onlar kendilerine yapıyorlardı dipnot 2 .
Yeryüzünde de dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önce gelenlerin sonunun ne olduğunu görsünler. Öncekiler bunlardan çok daha güçlü kimselerdi. Toprağı işlemişler ve bunların şenlendirmelerinden daha çok şenlendirmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Allah onlara yanlış yapmamıştı; yanlışı onlar kendilerine yaptılar.
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akibetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı sürmüşler. Onu, bunların (Mekke halkının) imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri apaçık delillerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildir. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akibetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı sürmüşler, onu, bunların imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri belgelerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Yeryüzünde dolaşıp bir bakmıyorlar mı ki, nasıl oldu kendilerinden öncekilerin sonu? Onlar kuvvet yönünden bunlardan daha ağır ve baskındılar. Toprağı eşip deşip didik didik etmişlerdi. Ve yeryüzünü, bunların imar ettiklerinden çok daha fazla imar etmişlerdi. Ve resulleri onlara açık seçik deliller getirmişti. O halde, Allah onlara zulmediyor değildi. Doğrusu, onlardı öz benliklerine zulmedip duranlar.
Rûm suresi, 10. ayet. ثُمَّ كَانَ عَٰقِبَةَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ ٱلسُّوٓأَىٰٓ أَن كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ بِهَا يَسْتَهْزِءُونَ
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
Sonunda Allah'ın ayetlerini yalanlayarak ve onlarla alay ederek kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.
Nihayet böylelerinin akıbeti, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve onları alaya almaları nedeniyle beterin de beteri oldu.
Ve bir kez daha (söyleyelim:) Allah'ın mesajlarını yalanlayarak ve onları alaya alıp eğlenerek kötülük işleyenlerin sonu hüsran olacaktır.
Sonra kötülük (kendilerine zulüm) edenlerin sonu en kötü oldu! Çünkü Allah'ın işaretlerini yalanlamışlardı; onlarla alay ederlerdi.
Sonra kötülük yapanların uğradıkları son, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.
Sonunda, Allah’ın âyetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kötülük yapanların âkıbetleri pek fena oldu.
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay etmeleri yüzünden, kötülük yapanların sonu çok kötü oldu.
Sonra, kötülük yapanların sonu çok kötü oldu. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini yalanlıyorlar ve alaya alıyorlardı.
Kötülük işleyenlerin sonu kötü oldu. Çünkü ALLAH'ın ayet ve mucizelerini yalanladılar ve onlarla eğlendiler.
Kötülük işleyenlerin sonu kötü oldu. Çünkü ALLAH'ın ayet ve mucizelerini yalanladılar ve onlarla eğlendiler.
Sonra o fenalık yapanların sonu en fenası oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanladılar ve onlarla eğleniyorlardı.
Sonra o fenalık yapanların akıbeti en fenası oldu, çünkü Allahın ayetlerini tekzib ettiler ve onlarla eğleniyorlardı
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, alaya alarak kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, alaya alarak kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, alaya alarak kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.
Sonra, kötülük yapanların uğradıkları son, Tanrı'nın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.
Sonra kötülük eden (o ümmet) lerin aakıbeti ateş oldu. Çünkü onlar Allahın ayetlerini tekzib etmişlerdi. Onları eğlenceye alıyorlardı.
Nihayet Allah'ın ayetlerini tekzib edip onları alaya alarak kötülük edenlerin akıbeti çok kötü oldu.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
Sonra kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanladılar. Ve onlarla alay ediyorlardı.
Sonra, kötülük yapanların sonu çok kötü oldu; çünkü Allah'ın ayetleri karşısında yalana sarılmışlar ve onları hafife almışlardı dipnot 1 .
Sonra Allah'ın ayetleri karşısında yalan söyleyerek ve onları hafife alarak kötülük yapan bu kişilerin sonu daha kötü oldu.
Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eğlence edinerek kötülükler yapanların akibeti de kötü olmuştur.
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eğlence edinerek kötülükler yapanların akibeti de kötü olmuştur.
Sonra o çirkinlik ve kötülük sergileyenlerin sonu, çirkinlik ve kötülüğün en beteri oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardı ve o ayetlerle alay ediyorlardı.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.