Rûm suresi · 1–10. ayetler

Rumların yenilgisi ve gelecek zaferi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Rûm suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    Diyanet İşleri

    Elif Lam Mim.

    Mustafa İslamoğlu

    Elif-Lam-Mim!

    Muhammed Esed

    Elif-Lam-Mim.

    Ahmed Hulusi

    Elif, Lam, Mim.

    Ali Bulaç

    Elif, Lam, Mim.

    Ali Özek ve heyeti

    Elif. Lâm. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    A. L. M.

    Bayraktar Bayraklı

    Elif, lam, mim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A. L. M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elif, Lam, Mim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elif, Lam, Mim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elif. Lam. Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elif. Lam. Mim.

    Gültekin Onan

    Elif, Lam, Mim.

    Hasan Basri Çantay

    Elif, Lam, Mim.

    İbni Kesir

    Elif, Lam, Mim.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.

    Süleyman Ateş

    Elif lam mim.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ELİF! LÂM! MÎM!

    Şaban Britch

    Elif Lâm Mîm.

    Şaban Piriş

    Elif Lam Mim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elif, Lam, Mim.

  2. Rûm suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 2. ayet. غُلِبَتِ ٱلرُّومُ

    Diyanet İşleri

    (2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan

    (2, 3, 4, 5) Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah'a aittir. O gün, müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. dipnot 1 (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen sevinç, hem Rumların Farsları yenmesi hem de aynı tarihte yaşanan Bedir zaferi vesilesiyledir. Rumların, önceden mağlup oldukları Farsları birkaç yıl sonra yenecekleri bildirilerek bu surenin indirilişinden birkaç yıl sonra hristiyan Rumların putperest Farsları yeneceği önceden bildirilmiş, muhteşem bir mucize örneği ortaya konulmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    Rumlar yenilgiye uğradılar,

    Muhammed Esed

    Bizanslılar yenilgiye uğradı,

    Ahmed Hulusi

    Rum (Bizanslılar), mağlup oldu!

    Ali Bulaç

    Rum (orduları) yenilgiye uğradı.

    Ali Özek ve heyeti

    Rumlar, yenilgiye uğradılar.

    Ali Rıza Safa

    Romalılar, yenildiler.

    Bayraktar Bayraklı

    - Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Romalılar yendiler, dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayetteki fiilleri ĞuLiBet (yenildiler) ve seYeĞLiBun (yenecekler) yerine, ĞaLeBet (yendiler) ve seYuĞLeBun (yenilecekler) olarak okumayı seçtim. * Bu ayetin haberi 636 yılında, Muhammed peygamberin vefatından dört yıl sonra, Müslümanlar Roma İmparatorluğunun ordusuyla Yermuk ırmağı civarında karşılaşmasıyla gerçekleşti. * Dünya tarihinin en önemli savaşlarından biri sayılan Yarmuk savaşı, Celile ve Ölü Deniz (Lut Gölü) civarında gerçekleşmiş olup bu bölge, deniz düzeyi altındaki 200-400 metre zeminiyle dünyanın en düşük bölgesi olarak bilinir. * Bu iki ayetteki anahtar fiilin okunuşu ve dolayısıyla anlamı büyük olasılıkla Kuran'ın vahyinden onlarca yıl sonra İran'a yönelik saldırılarda propaganda amacıyla kullanılmak için değiştirilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Romalılar yenildiler,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rumlar yenildi,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rum mağlub oldu

    Erhan Aktaş

    Rum'a galip gelindi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rum'a galip gelindi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rumlar yenildiler.

    Gültekin Onan

    Rum (orduları) yenilgiye uğradı.

    Hasan Basri Çantay

    Rum (lar) mağlub oldu.

    İbni Kesir

    Rumlar yenildiler.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rumlar yenilgiye uğradılar.

    Süleyman Ateş

    Rum(lar), yenildi:

    Süleymaniye Vakfı

    Rumlar yenilgiye uğradılar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Romalılar yenildiler,

    Şaban Britch

    Rumlar yenilgiye uğradılar.

    Şaban Piriş

    Rumlar pek yakın yerde yenilgiye uğradılar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yenilgiye uğratıldı Rum.

  3. Rûm suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 3. ayet. فِىٓ أَدْنَى ٱلْأَرْضِ وَهُم مِّنۢ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ

    Diyanet İşleri

    (2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan

    (2, 3, 4, 5) Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah'a aittir. O gün, müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. dipnot 1 (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen sevinç, hem Rumların Farsları yenmesi hem de aynı tarihte yaşanan Bedir zaferi vesilesiyledir. Rumların, önceden mağlup oldukları Farsları birkaç yıl sonra yenecekleri bildirilerek bu surenin indirilişinden birkaç yıl sonra hristiyan Rumların putperest Farsları yeneceği önceden bildirilmiş, muhteşem bir mucize örneği ortaya konulmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    (üstelik) en yakın yerde; ama onlar, bu yenilgilerinin ardından yeniden galip gelecekler;

    Muhammed Esed

    yakın bir yerde; ama bu yenilgiye rağmen (yeniden) üstünlük sağlayacaklar

    Ahmed Hulusi

    Yakın bir bölgede. . . Onlar (Rum) bu yenilgiden sonra, galip geleceklerdir.

    Ali Bulaç

    Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra galip geleceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünün en alçak yerinde. Yenilgilerinden sonra da yeneceklerdir. dipnot 334

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 334
      İşte, bir bilgi ayeti: Doğu Roma İmparatorluğu ile Pers İmparatorluğu arasındaki savaşta Romalılar yenilmişti. Romalılar, tek Allah'a inanan Hıristiyanlık dinine bağlıydı. Persler ise ateşe tapan bir toplumdu. Bu savaş, deniz düzeyinden dört yüz yirmi iki metre aşağıda olan Lut Gölü çevresinde gerçekleşti. Lut Gölü'nün dünyanın en alçak yeri olduğu, ancak son yüzyıldaki ölçüm teknikleriyle öğrenildi. Doğu Roma ile Pers arasındaki ikinci savaş, M.S.[627] yılında Ninova yakınlarında oldu. Romalılar üstün geldiler ve yitirdikleri topraklarını geri aldılar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Yeryüzünün/ülkenin en alçak yerinde... Yengilerinden sonra yenileceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Arapların yaşadığı) bölgeye en yakın yerde... Yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    yeryüzünün yakınında; ama onlar bu yenilgilerinin arkasından muhakkak üstün geleceklerdir,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arzın yakınında, maamafih onlar bu mağlubiyyetlerinin arkasından bir kaç sene içinde muhakkak galebe edecekler

    Erhan Aktaş

    En yakın bir yerde. Bu yenilgilerinden sonra pek yakında galip geleceklerdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rumlara galip gelinmesinden sonra, Rumlar pek yakında galip gelecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    En yakın bir yerde. Bu yenilgilerinden sonra pek yakında galip geleceklerdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rumlara galip gelinmesinden sonra, Rumlar pek yakında galip gelecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    En yakın bir yerde. Bu yenilgilerinden sonra pek yakında galip geleceklerdir.

    Gültekin Onan

    Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Yakın bir yerde. Halbuki onlar bu yenilmelerinin ardından gaalib olacaklar,

    İbni Kesir

    Yakın bir yerde. Ama onlar, bu yenilgilerinden sonra galib geleceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    En yakın yerde. Ancak onlar bu yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.

    Süleyman Ateş

    (Bölgeye) En yakın bir yerde. Onlar (bu) yenilgilerinden sonra yeneceklerdir;

    Süleymaniye Vakfı

    yeryüzünün en çukur yerinde dipnot 1 . Onlar, yenilgilerinin ardından galip geleceklerdir,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burası, savaşın olduğu Lut gölü çevresidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yenilgi) Çok yakın bir yerde dipnot 1 oldu. Onlar, bu yenilginin ardından galip geleceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünyanın en basık yerinde anlamı da verilebilir. Çünkü savaş Ölüdeniz(Ürdün ile İsrail arasında) çevresinde olmuştur.

    Şaban Britch

    Pek yakın yerde yenilgiden sonra galip geleceklerdir.

    Şaban Piriş

    Yenilgiden sonra galip geleceklerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeryüzünün en yakın/en alçak bir yerinde. Ama onlar yengilerinin ardından galip duruma geçecekler,

  4. Rûm suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 4. ayet. فِى بِضْعِ سِنِينَ لِلَّهِ ٱلْأَمْرُ مِن قَبْلُ وَمِنۢ بَعْدُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    (2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan

    (2, 3, 4, 5) Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah'a aittir. O gün, müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. dipnot 1 (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen sevinç, hem Rumların Farsları yenmesi hem de aynı tarihte yaşanan Bedir zaferi vesilesiyledir. Rumların, önceden mağlup oldukları Farsları birkaç yıl sonra yenecekleri bildirilerek bu surenin indirilişinden birkaç yıl sonra hristiyan Rumların putperest Farsları yeneceği önceden bildirilmiş, muhteşem bir mucize örneği ortaya konulmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    (hem de) bir kaç yıl içerisinde -(tabi ki) mutlak karar, önünde sonunda Allah'a aittir-: (Şimdi müşriklerin sevindiği gibi) o gün de mü'minler sevinecekler;

    Muhammed Esed

    birkaç yıl içinde: (çünkü) karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün inananlar sevineceklerdir

    Ahmed Hulusi

    Birkaç sene içinde. . . Başından sonuna hüküm Allah'ındır! O zaman iman edenler sevinir (Allah'ın bildirdiği gerçekleştiği için).

    Ali Bulaç

    Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Birkaç yıl içinde eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de sevineceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Birkaç yıl içinde. Buyruk, önünde ve sonunda, Allah'a özgüdür. Ve o gün, inananlar sevineceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Bir kaç sene içinde. İş, önünde sonunda ALLAH'a aittir. O gün iman edenler sevineceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir kaç sene içinde. İş, önünde sonunda ALLAH'a aittir. O gün inananlar sevineceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    bir kaç yıl içinde; önünde de sonunda da emir Allah'ındır ve o gün müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Önünde de sonunda da emir Allahın, ve o gün mü'minler Allahın nusretiyle ferahlanacaklar

    Erhan Aktaş

    Birkaç yıl içinde. dipnot 1 Önce de sonra da her buyruk Allah'ındır. Ve o gün İman Edenler sevineceklerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet; yakın bir gelecekte, Bizanslılar ve İranlılar arasında savaş çıkacağını; Bizanslıların galip geleceğini bildirmektedir. Bu haber aynen gerçekleşmiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Birkaç yıl içinde dipnot 1 . Önce de sonra da her buyruk Allah'ındır. Ve İzin Günü inananlar sevineceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet; yakın bir gelecekte, Bizanslılar ve İranlılar arasında savaş çıkacağını; Bizanslıların galip geleceğini bildirmektedir. Bu haber aynen gerçekleşmiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Birkaç yıl içinde dipnot 1 . Önce de sonra da her buyruk Allah'ındır. Ve İzin Günü inananlar sevineceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet; yakın bir gelecekte, Bizanslılar ve İranlılar arasında savaş çıkacağını; Bizanslıların galip geleceğini bildirmektedir. Bu haber aynen gerçekleşmiştir.

    Gültekin Onan

    Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da buyruk Tanrı'nındır. Ve o gün inançlılar sevineceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Bir kaç yıl içinde. Önünde de, sonunda da emir Allahındır. O gün mü'minler de ferahlanacak,

    İbni Kesir

    Birkaç yıl içinde. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün mü'minler de sevinecekler.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Birkaç yıl (üç ila dokuz sene) içinde. Öncesinde de, sonrasında da emir Allah’ındır. O günde Müminler sevineceklerdir.

    Süleyman Ateş

    Birkaç yıl içinde. (Onların) Bu (yenilgileri)nden önce de, sonra da emir Allah'ındır (ferman O'nundur). O gün mü'minler sevinir(ler).

    Süleymaniye Vakfı

    birkaç yıl içerisinde dipnot 1 . Bunun öncesinde de sonrasında da her iş Allah'ın elindedir. O gün müminler de sevineceklerdir,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bıd' (بضع) kelimesi üçten dokuza kadar olan sayıları ifade etmek için kullanıldığı gibi birden dokuza kadar olan sayıları ifade etmek için de kullanılır (Müfredat).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Birkaç yıl içinde dipnot 1 olacak. Öncesi de sonrası da Allah'ın yetkisindedir emrindedir. O gün müminler sevineceklerdir,.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Üç ila dokuz yıl içinde.

    Şaban Britch

    Birkaç yıl içinde... Bundan önce de bundan sonra da emir Allah'ındır. O gün, müminler sevinecektir.

    Şaban Piriş

    Birkaç yıl içinde.. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün, müminler sevinecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Birkaç yıl içinde. İş/oluş/hüküm, önünde de sonunda da Allah'ındır. Onların galibiyet gününde müminler ferahlayacaklar,

  5. Rûm suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 5. ayet. بِنَصْرِ ٱللَّهِ يَنصُرُ مَن يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    (2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan

    (2, 3, 4, 5) Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın yerde yenildi. (Oysa) onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Önce de sonra da emir (yetki) yalnızca Allah'a aittir. O gün, müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. dipnot 1 (Allah) dilediğine (layık olana) yardım eder. O güçlüdür, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen sevinç, hem Rumların Farsları yenmesi hem de aynı tarihte yaşanan Bedir zaferi vesilesiyledir. Rumların, önceden mağlup oldukları Farsları birkaç yıl sonra yenecekleri bildirilerek bu surenin indirilişinden birkaç yıl sonra hristiyan Rumların putperest Farsları yeneceği önceden bildirilmiş, muhteşem bir mucize örneği ortaya konulmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın yardımı sayesinde... O dilediğine yardım eder: zira O her işinde mükemmel olan, sonsuz merhamet sahibidir.

    Muhammed Esed

    Allah'ın yardımına: (çünkü) O, dilediğine yardım eder. O kudret ve merhamet Sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Allah yardımıyla. . . Dilediğine zafer verir! "HU"; Aziyz'dir, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah'ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’ın yardımıyla, Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın yardımıyla. Dilediğine yardım edecektir. Çünkü O, Üstündür; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın zaferiyle... O dilediğini zafere ulaştırır. O Üstündür, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın zaferiyle... O dilediğini zafere ulaştırır. O Üstündür, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kimi dilerse muzaffer kılar ve güçlü O'dur, merhametli O'dur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    o kimi dilerse muzaffer kılar ve aziz odur, rahim o

    Erhan Aktaş

    Hak eden kimseye yardım eden Allah'ın yardımıyla. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hak eden kimseye dipnot 1 yardım eden Allah'ın yardımıyla. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediği: Dilediği demek; hak edeni demektir. Allah, yardımı gerektiren şeyleri yapana yardım eder. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dilediği kimseye dipnot 1 yardım eden Allah'ın yardımıyla. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğüne, hak edene.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın nusratıyle. O, kimi dilerse ona yardım eder. O, yegane gaalibdir, (mü'minleri) çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Allah'ın yardımı ile. O dilediğine yardım eder ve O; Aziz'dir, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm, Rum yeryüzünün yakın bir bölgesinde mağlup oldu, onların aleyhine olan bu mağlubiyetten sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler / yenecekler , önünde / gelecekte ve ardında / geçmişte emir Allah’ındır. O gün Mü’minler Allah’ın yardımıyla / nusretiyle sevinçli olacaklar / ferahlayacaklar, istediğine yardım eder, O, saygıdeğerdir / azizdir ve esirgeyendir / rahimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın yardımıyla, Allah dilediğine yardım eder. O; Aziz'dir, Rahim'dir.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın yardımıyle. (Allah) Dilediğine yardım eder. O, galiptir, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın yardımıyla dipnot 1 . O, uygun gördüğüne dipnot 2 yardım eder dipnot 3 . O daima üstündür, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, Allah'ın yapacağı yardımla olacaktır. O, çalışana yardım eder. O güçlüdür, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Allah’ın yardımıyla... Allah, dilediğine yardım eder. O, çok güçlüdür, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın yardımıyla... Allah, dilediğine yardım eder. O, güçlüdür, merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın yardımıyla. Dilediğine yardım eder O! Aziz'dir, Rahim'dir O.

  6. Rûm suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 6. ayet. وَعْدَ ٱللَّهِ لَا يُخْلِفُ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah, vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Mustafa İslamoğlu

    (Bu) Allah'ın kesin vaadidir. Allah vaadinden dönmez; ne var ki insanların çoğu (bunu) bilmezler:

    Muhammed Esed

    Allah'ın vaadi(dir bu). Allah vaadinden asla dönmez. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler:

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın vaadi (bu)! Allah, vaadinden dönmez! Ne var ki insanların ekseriyeti bilmezler.

    Ali Bulaç

    (Bu,) Allah'ın va'didir; Allah, vadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu) Allah'ın vâdettiğidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden asla dönmez. Fakat insanların çoğu bilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu, Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın vermiş olduğu sözdür. ALLAH sözünü bozmaz; fakat insanların çoğu bilmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın vermiş olduğu sözdür. ALLAH sözünü bozmaz; fakat insanların çoğu bilmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu Allah'ın va'didir. Allah sözünden caymaz. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın va'di bu, Allah, va'dine hulf etmez ve lakin nasın ekserisi bilmezler

    Erhan Aktaş

    Bu, Allah'ın sözüdür. Allah verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, Allah'ın sözüdür. Allah verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, Allah'ın sözüdür. Allah verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.

    Gültekin Onan

    (Bu,) Tanrı'nın vaadidir. Tanrı, vaadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler.

    Hasan Basri Çantay

    (Bu) Allahın va'di. Allah va'dinden caymaz. Fakat insanların çoğu (Onun va'dini) bilmezler.

    İbni Kesir

    Allah'ın vaadi. Allah vaadinden asla caymaz, ama insanların çoğu bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Bu) Allah'ın vaadidir. Allah vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Süleyman Ateş

    (Bu,) Allah'ın va'didir. Allah va'dinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Allah'ın vaadidir! İnsanların çoğu bilmese de Allah vaadinden caymaz dönmez.

    Şaban Britch

    Bu Allah’ın vaadidir. Allah, vaadinden asla dönmez. Fakat, insanların çoğu bunu bilmez.

    Şaban Piriş

    Bu Allah'ın sözüdür. Allah, sözünden asla dönmez. Fakat, insanların çoğu bunu bilmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın vaadi bu! Allah kendi vaadine ters düşmez. Ne var ki, insanların çokları bilmiyorlar.

  7. Rûm suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 7. ayet. يَعْلَمُونَ ظَٰهِرًا مِّنَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ غَٰفِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. dipnot 1 Onlar ahiretten tamamen habersiz(miş gibi davranır)lar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah inkarcıların bilebildiği şeylerin dünya hayatının sadece görünen kısmı olduğunu, onu da tam anlamıyla bilemediklerini, sadece gündelik hayatla ilgili kısmıyla yetindiklerini haber vermektedir. Kâfirler dünyanın olduğu gibi insanın da sadece zahirini bilirler; insanın hakikatini bilmezler.

    Mustafa İslamoğlu

    onlar sadece bu dünya hayatının görünür yüzünü tanırlar, ama onlar (görünmeyen) öteki hayattan gafildirler.

    Muhammed Esed

    Onlar bu dünya hayatının yalnız görünen yüzünü tanırlar, ebedi ve nihai olandan ise tamamen habersizdirler.

    Ahmed Hulusi

    Onlar kozalarında yaşamaları yüzünden sonsuz gelecek yaşamdan habersizdirler; dünya hayatını madde yanı itibarıyla bilip kabul ederler!

    Ali Bulaç

    Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, dünya yaşamının dış yüzünü bilirler. Sonsuz yaşam konusunda ise aymazlık içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, dünya hayatının sadece görünen kısmını bilirler. Oysa onlar, gerçekten ahiretten habersizdirler.

    Edip Yüksel

    Onlar dünya hayatının dış (görünen) yüzünü bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar dünya hayatının dış yüzünü yanını bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, bu dünya hayatının dış yüzünü bilirler; ahiretten ise hep gafildirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir zahir bilirler Dünya hayattan, Ahıretten ise hep gafildirler

    Erhan Aktaş

    Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler.

    Gültekin Onan

    Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (bu) dünya hayatından (yalınız) bir dış (taraf) ı bilirler. Ahiretden ise onlar gaafillerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Onlar dünya hayatının yalnız dış yüzünü bilirler. Ve onlar ahiretten ise gafillerdir.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar dünya hayatından sadece dış görünüşü bilirler. Ahiretten ise gaflettedirler.

    Süleyman Ateş

    Onlar, sadece şu yakın hayatın dış yüzünü bilirler; ahiretten ise onlar tamamen gafildirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar dünya hayatını yüzeysel olarak bilirler. Onlar ahireti ise hiç umursamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün bildikleri dünya hayatının görüntüsüdür. Onlar Ahireti dikkate almazlar. İlgi duymazlar.

    Şaban Britch

    Onlar, dünya hayatının görünen zahirini bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir.

    Şaban Piriş

    Onlar, dünya hayatının görünüşünü bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar basit ve iğreti hayattan, bir dış görünüşü bilirler. Ama ahiretten tam bir gaflet içindedirler onlar!

  8. Rûm suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 8. ayet. أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ بِلِقَآئِ رَبِّهِمْ لَكَٰفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile dipnot 1 ve belirli bir süre için yarattığını kendi kendilerine hiç mi düşünmediler! Şüphesiz ki insanların çoğu, Rableriyle karşılaşmayı inkâr etmektedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Yûnus 10:5; İbrâhîm 14:19; Hicr 15:85; Nahl 16:3; ‘Ankebût 29:44; Zümer 39:5; Duhân 44:39; Câsiye 45:22; Ahkâf 46:3; Teğâbun 64:3.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi onlar kendi iç dünyalarında hiç muhasebe yapmazlar mı? Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri asla bir amaç ve anlamdan, dahası sınırlı bir ömürden yoksun olarak yaratmamıştır. Ne var ki insanlardan bir çoğu Rablerine kavuşacaklarını inatla inkar etmektedirler.

    Muhammed Esed

    Onlar kendi içlerinde bir muhasebe yapmayı hiç bilmezler mi? Allah, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi (deruni) bir anlamdan ve (kendi belirlediği) bir zaman sınırından yoksun yaratmış olamaz: fakat, çoğu kimse, sonunda Rablerine kavuşacaklarını hala inatla reddeder!

    Ahmed Hulusi

    Nefslerindekini (hakikatlerini) hiç tefekkür etmediler mi? Allah, semaları, arzı ve ikisi arasında olan şeyleri sadece Hak olarak; belli bir ömür süreciyle yarattı! Şüphesiz ki insanlardan çoğu Rablerine ereceklerini inkar edenlerdir.

    Ali Bulaç

    Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr etmektedirler.

    Ali Rıza Safa

    Kendi benliklerini düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır. Aslında, insanların çoğu, Efendilerine kavuşmayı inkar ederler.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak bir amaç için ve sonu belirli bir süreye bağlı olarak yarattığını düşünmezler mi? İnsanlardan birçoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar etmektedirler.

    Edip Yüksel

    Kendi kendilerine hiç düşünmediler mi ki ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri bir amaç için ve belli bir süre için yaratmıştır. Buna rağmen, insanların çoğunluğu Efendi'leriyle karşılaşmayı inkar etmektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendi kendilerine hiç düşünmediler mi ki ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri bir amaç için ve belli bir süre için yaratmıştır. Buna rağmen, insanların çoğunluğu Rab'leriyle karşılaşmayı inkar etmektedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Vicdanlarında bir düşünmediler mi? Allah gökleri ve yeri ve ikisi arasındaki şeyleri gerçeğe uygun ve belirli bir süre için yaratmıştır. Bununla beraber insanlardan bir çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nefislerinde bir düşünmediler de mi? Allah o Gökleri ve Yeri ve ikisinin arasındakileri başka değil, ancak hak sebeb ve müsemma bir ecel ile halk buyurmuştur, bununla beraber doğrusu insanlardan bir çoğu rablarının likasına kafirdirler.

    Erhan Aktaş

    Onlar, muhasebe yapıp hiç düşünmüyorlar mı? Allah; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki şeyleri ancak Hakk ile ve belli bir süre için yarattı. İnsanların çoğu Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını küfrediyorlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnanmıyorlar, yok sayıyorlar, görmezden geliyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, muhasebe yapıp hiç düşünmüyorlar mı? Allah; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki şeyleri ancak hakk ile ve belli bir süre için yarattı. İnsanların çoğu Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını küfrediyorlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnanmıyorlar, yok sayıyorlar, görmezden geliyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, muhasebe yapıp hiç düşünmüyorlar mı? Allah; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki şeyleri ancak hakk ile ve belli bir süre için yarattı. İnsanların çoğu Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını yalanlamaktadırlar.

    Gültekin Onan

    Kendi nefsleri konusunda düşünmüyorlar mı (yetefekkeru)? Tanrı, gökleri yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ve ecel ile yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu rablerine kavuşmaya küfrediyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Nefisleri hakkında (olsun) iyiden iyi düşünmediler mi? Allah o gökleri, o yeri ve ikisinin arasında bulunan şeyleri hakk (ın ikaamesine) ve muayyen bir va'de (nin inkızaasına) sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmamışdır. Hakıykat, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı cidden inkar edicilerdir.

    İbni Kesir

    Kendi nefisleri hakkında düşünmezler mi? Ki Allah gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. Doğrusu insanların çoğu Rabblarına kavuşmayı inkar ederler.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. İnsanların çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ederler.

    Süleyman Ateş

    Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki Allah, göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak olarak ve belirtilmiş bir süre ile yaratmıştır? İnsanlardan çoğu, Rabblerine kavuşmayı inkar etmektedirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendileri üzerine hiç düşünmediler mi? Allah, gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları, sadece o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) ve belli bir eceli olan varlıklar olarak yaratmıştır dipnot 2 . İnsanların çoğu Rablerinin huzuruna varmayı kesinlikle göz ardı ederler dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (En'am 6/73, Hud 11/7, İbrahim 14/19, Hicr 15/85, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Zümer 39/5, Duhan 44/39, Casiye 45/22, Ahkaf 46/3, Tegabun 64/3).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar içten içe hiç düşünmediler mi; Allah gökleri ve yeri başka şekilde değil, sadece gerçek ve belli bir ömrü olan varlıklar olarak dipnot 1 yaratmıştır. İnsanların çoğu Rableriyle yüzleşmeyi gözardı ederler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ecelli müsemma ilgili diğer ayetler Enam 6/2, Taha 20/129, Ahkaf 46/3

    Şaban Britch

    Kendi nefislerinde (olanları) hiç düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. İnsanların çoğu, Rabblerine kavuşma hakkında kâfirdirler.

    Şaban Piriş

    Kendi kendilerine hiç düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. İnsanların çoğu, Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını inkar ederler

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendi benliklerinin içinde olup bitenleri de mi düşünmediler! Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri ancak hak üzere ve belirlenmiş bir süreye bağlı olarak yaratmıştır. Şu da bir gerçek ki, insanlardan çokları Rablerine kavuşmayı gerçekten inkar ediyorlar.

  9. Rûm suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 9. ayet. أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَأَثَارُوا۟ ٱلْأَرْضَ وَعَمَرُوهَآ أَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    Öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? dipnot 1 Onlar kendilerinden daha güçlüydüler; dipnot 2 yeri kazıp altüst etmiş, onu (toprağı) bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbret almak için yeryüzünde dolaşmayla ilgili benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:137; En‘âm 6:11; Nahl 16:36; Yûsuf 12:109; Hacc 22:46; Neml 27:69; Rûm 30:42; Fâtır 35:44; Mü'min 40:21, 82; Muhammed 47:10.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Fâtır 35:44; Mü'min 40:21, 82; Zuhruf 43:8; Muhammed 47:13; Kâf 50:36.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Bakara 2:57; Al-i İmrân 3:117; A‘râf 7:160, 177; Tevbe 9:70; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33, 118; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Zuhruf 43:76.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Artık kendilerinden öncekilerin nasıl bir akıbete uğradıklarını görselerdi bari: Onlar kendilerinden daha güçlüydü ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı; dahası onlar orayı, berikilerden çok daha fazla mamur ve müreffeh hale getirmişlerdi; üstelik, onlara da elçileri hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişti: neticede onlara zulmeden Allah değildi, ama asıl onlar kendi kendilerine zulmettiler.

    Muhammed Esed

    Onlar, hiç yeryüzünü dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan (hakikati inkar edenler)in sonlarının ne olduğunu görmediler mi? Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha iyi imar etmişlerdi; onlara (da) peygamberleri hakikatin bütün kanıtlarıyla gelmişti; ama (hakikati reddettikleri ve sonuçta yok olup gittiklerinde) Allah onlara haksızlık yapmış değildi, ama onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.

    Ahmed Hulusi

    Yeryüzünde gezip dolaşıp bakmazlar mı ki, onlardan öncekilerin sonu nasıl oldu? Onlar (öncekiler), kuvvet itibarıyla bunlardan (şimdikilerden) daha şiddetli idiler. . . Arzı sürüp alt-üst etmişler ve onu (yeryüzünü), bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. . . Onların Rasulleri onlara açık deliller olarak gelmişti. (Demek ki) Allah onlara zulmetmiyordu; ne var ki onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

    Ali Bulaç

    Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, yeryüzünü kazıp altüst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde dolaşıp da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmıyorlar mı? Onlar, güç yönünden daha üstündüler. Toprağı altüst etmişler ve diğerlerinin yaptığı bayındırlıktan daha çok bayındırlık yapmışlardı. Ve elçiler onlara açık kanıtlarla gelmişlerdi. Allah, onlara haksızlık etmedi. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler; toprağı ekmişler, orayı bunlardan daha fazla imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara nice açık deliller getirmişti. Sonunda Allah, onlara haksızlık etmedi. Onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.

    Edip Yüksel

    Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı işlediler ve onlardan daha fazla üretimde bulundular. Elçileri onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı işlediler ve onlardan daha fazla üretimde bulundular. Elçileri onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur. Onlar kendilerinden daha güçlü idiler, yeri aktarmışlar ve onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara açık deliller ile gelmişlerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya Yer yüzünde gezib bir bakmadılar da mı? Nasıl olmuş akıbeti kendilerinden evvelkilerin? Kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler, Arzı aktarmışlar ve onu kendilerinin ı'marından ziyade ı'mar etmişlerdi, Peygamberleri de onlara beyyinat ile gelmişlerdi, demek Allah onlara zulmetmiyordu velakin kendileri nefislerine zulmediyorlardı

    Erhan Aktaş

    Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerinin sonları nasıl olmuş, bir bakmadılar mı? dipnot 1 Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler; yeryüzünü alt üst etmişlerdi; onu, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Resulleri, onlara nice açık belgelerle gelmişti. Allah onlara haksızlık yapmamış, onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gözlemleyip gerçeği anlamadılar mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerinin sonları nasıl olmuş, bir bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler; yeryüzünü alt üst etmişlerdi; onu, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Resulleri, onlara nice açık belgelerle gelmişti. Allah onlara haksızlık yapmamış, onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yeryüzünde gezip dolaşarak, kendilerinden öncekilerinin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler; yeryüzünü alt üst etmişlerdi; onu, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Rasulleri, onlara nice açık belgelerle gelmişti. Allah onlara haksızlık yapmamış, onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.

    Gültekin Onan

    Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Tanrı onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar yer (yüzün) de gezib de kendilerinden evvelkilerin aakıbetinin nice olduğuna bakmadılar mı? Onlar kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler. Toprağı ekmişler, alt üst etmişler, onu bunların i'maar etdiklerinden daha çok i'maar eylemişlerdi. Peygamberleri onlara da nice açık hüccetler getirmişlerdi. Demek, onlara Allah zulm etmiyordu, fakat kendilerine bizzat kendileri zulm ediyorlardı.

    İbni Kesir

    Onlar; yeryüzünde dolaşıp gezmezler mi ki, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğunu görsünler. Onlat, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Toprağı altüst etmişler ve onu kendilerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri onlara nice açık deliller getirmişti. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akibetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı yeri sürüp alt üst etmişler ve bunların (Mekke halkının) imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri apaçık delillerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildir. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar. Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; (sular, madenler çıkarmak, ekin ekmek, ağaç dikmek için) toprağı (kazmış), alt üst etmişler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da elçileri, deliller getirmişti. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar dipnot 1 ! Öncekiler bunlardan çok daha güçlüydüler. Toprağı işlemişler ve orayı, bunların imar ettiğinden daha fazla imar etmişlerdi. Elçileri de onlara açık belgelerle gelmişti. Allah onlara asla yanlış yapmadı; yanlışı onlar kendilerine yapıyorlardı dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzünde de dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önce gelenlerin sonunun ne olduğunu görsünler. Öncekiler bunlardan çok daha güçlü kimselerdi. Toprağı işlemişler ve bunların şenlendirmelerinden daha çok şenlendirmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Allah onlara yanlış yapmamıştı; yanlışı onlar kendilerine yaptılar.

    Şaban Britch

    Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akibetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı sürmüşler. Onu, bunların (Mekke halkının) imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri apaçık delillerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildir. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    Şaban Piriş

    Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akibetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı sürmüşler, onu, bunların imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri belgelerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeryüzünde dolaşıp bir bakmıyorlar mı ki, nasıl oldu kendilerinden öncekilerin sonu? Onlar kuvvet yönünden bunlardan daha ağır ve baskındılar. Toprağı eşip deşip didik didik etmişlerdi. Ve yeryüzünü, bunların imar ettiklerinden çok daha fazla imar etmişlerdi. Ve resulleri onlara açık seçik deliller getirmişti. O halde, Allah onlara zulmediyor değildi. Doğrusu, onlardı öz benliklerine zulmedip duranlar.

  10. Rûm suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 10. ayet. ثُمَّ كَانَ عَٰقِبَةَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ ٱلسُّوٓأَىٰٓ أَن كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ بِهَا يَسْتَهْزِءُونَ

    Diyanet İşleri

    Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.

    Mehmet Okuyan

    Sonunda Allah'ın ayetlerini yalanlayarak ve onlarla alay ederek kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet böylelerinin akıbeti, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve onları alaya almaları nedeniyle beterin de beteri oldu.

    Muhammed Esed

    Ve bir kez daha (söyleyelim:) Allah'ın mesajlarını yalanlayarak ve onları alaya alıp eğlenerek kötülük işleyenlerin sonu hüsran olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Sonra kötülük (kendilerine zulüm) edenlerin sonu en kötü oldu! Çünkü Allah'ın işaretlerini yalanlamışlardı; onlarla alay ederlerdi.

    Ali Bulaç

    Sonra kötülük yapanların uğradıkları son, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonunda, Allah’ın âyetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kötülük yapanların âkıbetleri pek fena oldu.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay etmeleri yüzünden, kötülük yapanların sonu çok kötü oldu.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra, kötülük yapanların sonu çok kötü oldu. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini yalanlıyorlar ve alaya alıyorlardı.

    Edip Yüksel

    Kötülük işleyenlerin sonu kötü oldu. Çünkü ALLAH'ın ayet ve mucizelerini yalanladılar ve onlarla eğlendiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kötülük işleyenlerin sonu kötü oldu. Çünkü ALLAH'ın ayet ve mucizelerini yalanladılar ve onlarla eğlendiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra o fenalık yapanların sonu en fenası oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanladılar ve onlarla eğleniyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra o fenalık yapanların akıbeti en fenası oldu, çünkü Allahın ayetlerini tekzib ettiler ve onlarla eğleniyorlardı

    Erhan Aktaş

    Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, alaya alarak kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, alaya alarak kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, alaya alarak kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.

    Gültekin Onan

    Sonra, kötülük yapanların uğradıkları son, Tanrı'nın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra kötülük eden (o ümmet) lerin aakıbeti ateş oldu. Çünkü onlar Allahın ayetlerini tekzib etmişlerdi. Onları eğlenceye alıyorlardı.

    İbni Kesir

    Nihayet Allah'ın ayetlerini tekzib edip onları alaya alarak kötülük edenlerin akıbeti çok kötü oldu.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.

    Süleyman Ateş

    Sonra kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanladılar. Ve onlarla alay ediyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra Allah'ın ayetleri karşısında yalan söyleyerek ve onları hafife alarak kötülük yapan bu kişilerin sonu daha kötü oldu.

    Şaban Britch

    Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eğlence edinerek kötülükler yapanların akibeti de kötü olmuştur.

    Şaban Piriş

    Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eğlence edinerek kötülükler yapanların akibeti de kötü olmuştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra o çirkinlik ve kötülük sergileyenlerin sonu, çirkinlik ve kötülüğün en beteri oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardı ve o ayetlerle alay ediyorlardı.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.