Nûh suresi · 5–20. ayetler

Nûh'un Rabbine şikâyeti ve saydığı deliller

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nûh suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 5. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى دَعَوْتُ قَوْمِى لَيْلًا وَنَهَارًا

    Diyanet İşleri

    Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."

    Mehmet Okuyan

    (Nuh) demişti ki: "Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [de‘avtü] fiili tebliğde "davet"in esas olduğunu öğretmektedir. Yüce Allah kullarını inanmaya mecbur tutmadığına ve sonuçlarına katlanmak üzere onları tercihlerinde serbest bıraktığına göre, dine davet edenler zorlamaya, baskıya veya insanlık dışı muamelelere başvuramazlar. Bu yüzden, gönüllere işleyecek şekilde davette bulunmak tebliğin olmazsa olmazıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Nuh) dedi ki: "Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.

    Muhammed Esed

    (Ve bir zaman sonra, Nuh) "Ey Rabbim!" dedi, "Ben halkıma gece gündüz çağrıda bulunuyorum,

    Ahmed Hulusi

    (Nuh) dedi ki: "Rabbim. . . Muhakkak ki ben halkımı gece ve gündüz davet ettim. "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip durdum."

    Ali Özek ve heyeti

    (Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;

    Ali Rıza Safa

    "Efendim!" dedi; "Toplumuma gece-gündüz çağrıda bulundum!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Efendim, ben halkımı gece gündüz çağırdım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Rabbim, ben halkımı gece gündüz çağırdım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedi ki: "Ey Rabbim, ben kavmimi gece gündüz davet ettim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi ki ya rab! Ben kavmımı gece gündüz da'vet ettim

    Erhan Aktaş

    "Rabb'im! Ben, halkıma gece gündüz çağrıda bulundum." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'im! Ben, Halkıma gece gündüz çağrıda bulundum." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'im! Ben, Halkıma gece gündüz çağrıda bulundum." dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip durdum."

    Hasan Basri Çantay

    Dedi: "Ey Rabbim, ben kavmimi hakıykaten gece gündüz da'vet etdim".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Rabbım; doğrusu ben, kavmimi gece gündüz davet ettim.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dedi ki: “Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.''

    Süleyman Ateş

    (Nuh:) "Rabbim, dedi, ben kavmimi gece gündüz da'vet ettim."

    Süleymaniye Vakfı

    Nuh dedi ki: "Rabbim! Ben halkımı gece gündüz davet ettim dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hud 11/32. ayette Nuh Aleyhisselamın bu mücadelesi ona inanmayanların ağzından aktarılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonunda Nuh şöyle dedi: "Rabbim ! Halkımı gece gündüz davet ettim.

    Şaban Britch

    Rabbim, dedi. Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.

    Şaban Piriş

    -Rabbim, dedi. Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nuh şöyle yakardı: "Ey Rabbim! Ben toplumumu gece ve gündüz davet ettim."

  2. Nûh suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 6. ayet. فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَآءِىٓ إِلَّا فِرَارًا

    Diyanet İşleri

    Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı."

    Mehmet Okuyan

    Benim davetim ancak kaçmalarını artırdı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki benim davetim onları uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadı.

    Muhammed Esed

    ama bu çağrım onları yalnızca (Senden) daha da uzaklaştırdı.

    Ahmed Hulusi

    "Benim davetim onların kaçışından başka bir şey arttırmadı. "

    Ali Bulaç

    "Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı."

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı.

    Ali Rıza Safa

    "Fakat bu çağrım, uzaklaşmalarından başka bir şeyi artırmadı!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."

    Edip Yüksel

    "Ne var ki, çağrım onların kaçışını arttırmaktan başka şeye yaramadı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ne var ki, çağrım onların kaçışını arttırmaktan başka şeye yaramadı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat benim çağırmam, sadece onların kaçmalarını artırdı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat benim çağırmam onlara firardan başka bir şey artırmadı

    Erhan Aktaş

    "Fakat benim çağrım, onların kaçışlarını daha da artırdı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Fakat benim çağrım, onların kaçışlarını daha da artırdı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Fakat benim çağrım, onların kaçışlarını daha da artırdı."

    Gültekin Onan

    "Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı."

    Hasan Basri Çantay

    "Fakat benim da'vetim (imandan) kaçma (ların) dan başka (bir şey'i) artırmadı".

    İbni Kesir

    Ne var ki benim davetim; sadece benden uzaklaşmalarını artırdı.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Davetim onların kaçmasından başka bir şeyi artırmadı."

    Süleyman Ateş

    "Benim da'vetim, onlara kaçışlarını artırmaktan başka bir katkıda bulunmadı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama davetim onları daha fazla kaçırmaktan başka bir işe yaramadı.

    Şaban Britch

    Davetim onların kaçmasından başka bir şeyi artırmadı.

    Şaban Piriş

    Çağrım onların kaçmasından başka bir şeye yaramadı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Fakat çağrım, onların kaçışlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı."

  3. Nûh suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 7. ayet. وَإِنِّى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوٓا۟ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَٱسْتَغْشَوْا۟ ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ ٱسْتِكْبَارًا

    Diyanet İşleri

    "Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler."

    Mehmet Okuyan

    Sen onları bağışlayasın diye onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar; dipnot 1 elbiselerine büründüler, direndiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:32; İbrâhîm 14:9; Saff 61:7-8.

    Mustafa İslamoğlu

    Senin bağışına layık olmaları için onları davet ettiğim her seferinde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, gözlerini (hakikate) kapadılar, (inkarda) direndiler, büyüklendiler de büyüklendiler...

    Muhammed Esed

    Ve doğrusu, onlara bağışlayıcılığını göstereceğin ümidiyle ne zaman çağrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (günahkarlık) giysilerine büründüler, daha fazla inada kapıldılar ve boş gururlarında (daha da) azgınlaştılar.

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki ben onları, senin mağfiretine davet ettikçe, parmaklarını kulaklarının içine tıkadılar, elbiselerine büründüler, (inançlarında) ısrar ettiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. "

    Ali Bulaç

    "Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip direttiler.'

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.

    Ali Rıza Safa

    "Ve aslında, onları bağışlamana yönelik yaptığım çağrılarda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve giysilerine büründüler. Direndiler ve böbürlenerek büyüklük tasladılar!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."

    Edip Yüksel

    "Her ne zaman senin onları bağışlaman için onları çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına örttüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Her ne zaman senin onları bağışlaman için onları çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına örttüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve ben, onları bağışlaman için her davet ettiğimde onlar, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ben onları mağfiret buyurman için her da'vet ettiğimde onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve esvablarına büründüler ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler

    Erhan Aktaş

    "Öyle ki onları ne zaman Sen'in bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler dipnot 1 ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği görmek istemediler. Gerçeği görmezden geldiler, ondan saklandılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Öyle ki onları ne zaman Senin bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler dipnot 1 ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği görmek istemediler. Gerçeği görmezden geldiler, ondan saklandılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Öyle ki onları ne zaman Senin bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler dipnot 1 ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği görmek istemediler. Gerçeği görmezden geldiler.

    Gültekin Onan

    "Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip direttiler."

    Hasan Basri Çantay

    "Hakıykat ben, Senin kendilerini yarlığaman için, onları ne zaman da'vet etdiysem parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler ayak dirediler, büyüklük tasladılar da tasladılar".

    İbni Kesir

    Doğrusu ben; Senin onları bağışlaman için kendilerini davet ettiğim her seferinde, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu ben onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.

    Süleyman Ateş

    "Günahlarını bağışlaman için onları (sana) ne kadar da'vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler, çok böbürlendiler."

    Süleymaniye Vakfı

    Sen bağışlayasın diye ne zaman onları (imana) davet ettiysem (duymamak için) parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler ve kibirlendikçe kibirlendiler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu tavrı gösterenlere ahirette bunun hesabı sorulacaktır (Mü'minun 23/66-67, Casiye 45/7-8, 31).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen bağışlayasın diye onları ne zaman davet etsem parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini üstlerine çektiler, ayak dirediler ve kibirlendikçe kibirlendiler.

    Şaban Britch

    Doğrusu ben, senin onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.

    Şaban Piriş

    Ben, onları senin bağışlaman için her ne zaman çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkayıp, elbiselerini başlarına bürüdüler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ben onları, sen kendilerini affedesin diye çağırdıkça, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiseleriyle sarılıp sarmalandılar, inat ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler."

  4. Nûh suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 8. ayet. ثُمَّ إِنِّى دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا

    Diyanet İşleri

    "Sonra ben onları açık açık davet ettim."

    Mehmet Okuyan

    Sonra, ben kendilerini açıktan davet ettim.

    Mustafa İslamoğlu

    Gün oldu ben onları açıktan davet ettim;

    Muhammed Esed

    Doğrusu, ben onları açık açık çağırdım;

    Ahmed Hulusi

    "Sonra, muhakkak ki ben onları açıktan davet ettim. "

    Ali Bulaç

    "Sonra onları açıktan açığa davet ettim."

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum.

    Ali Rıza Safa

    "Yine de onlara açıkça çağrıda bulundum!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."

    Edip Yüksel

    "Sonra onları açıkça çağırdım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sonra onları açıkça çağırdım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım

    Erhan Aktaş

    "Sonra onlara açık açık her fırsatta çağrıda bulundum."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sonra onlara açık açık her fırsatta çağrıda bulundum."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sonra onlara açık açık her fırsatta çağrıda bulundum."

    Gültekin Onan

    "Sonra onları açıktan açığa davet ettim."

    Hasan Basri Çantay

    "Sonra ben onları hakıykaten en yüksek ses (im) le çağırdım".

    İbni Kesir

    Sonra ben; onları gerçekten açıkça çağırdım.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra, ben onları açıktan açığa davet ettim.

    Süleyman Ateş

    "Sonra ben onları açıkça da'vet ettim."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onlara açıkça davette bulundum.

    Şaban Britch

    Sonra ben onları açıktan açığa davet ettim.

    Şaban Piriş

    Sonra ben onları açıktan açığa çağırdım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sonra onları daha açık bir biçimde çağırdım."

  5. Nûh suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 9. ayet. ثُمَّ إِنِّىٓ أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا

    Diyanet İşleri

    "Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum."

    Mehmet Okuyan

    Ardından, onlara hem (açıktan) ilan ettim hem de gizli gizli söyledim.

    Mustafa İslamoğlu

    gün oldu hem (davetimi) kendilerine ilan ettim, bir de gizliden gizliye davet ettim;

    Muhammed Esed

    onlara açıktan tebliğde bulundum; (ayrıca) onlarla gizlice, özel olarak da konuştum;

    Ahmed Hulusi

    "Sonra, muhakkak ki ben onlara aleni davette bulundum ve ayrıca da kendilerine özel olarak anlattım. "

    Ali Bulaç

    "Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim."

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.

    Ali Rıza Safa

    "Sonra, açıktan duyurdum. Ayrıca, gizli olarak da konuştum!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."

    Edip Yüksel

    "Sonra onlara ilan ettim, gizliden gizliye de konuştum."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ' Sonra onlara ilan ettim, gizliden gizliye de konuştum.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli söyledim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra hem i'lam ederek söyledim onlara hem gizli gizli söyledim

    Erhan Aktaş

    "Sonra onlara; çağrımı toplu olarak da birebir görüşerek de ilettim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sonra onlara; çağrımı toplu olarak da bire bir görüşerek de ilettim."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onlara; çağrımı toplu olarak da, bire bir görüşerek de ilettim.

    Gültekin Onan

    "Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim."

    Hasan Basri Çantay

    "Sonra da onları hem i'lan ederek da'vet etdim, hem kendilerine gizli gizli söyledim".

    İbni Kesir

    Sonra onlara; açıktan açığa ve gizliden gizliye söyledim.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onları açıktan açığa da, gizli gizli de davet ettim.

    Süleyman Ateş

    "Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Daha sonra haykırdım, gizli gizli söylediğim de oldu.

    Şaban Britch

    Sonra onlara açıktan açığa da, gizli gizli de (davet ettim).

    Şaban Piriş

    Sonra onlara açıktan açığa da; gizli gizli de söyledim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Daha sonra bir başka duyuru yönelttim. Ve onları gizli gizli de çağırdım."

  6. Nûh suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 10. ayet. فَقُلْتُ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارًا

    Diyanet İşleri

    "Dedim ki: 'Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.'

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlanma dileyin; şüphesiz ki O çok bağışlayandır.

    Mustafa İslamoğlu

    nihayet dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; unutmayın ki O sürekli bağışlayandır:

    Muhammed Esed

    ve dedim ki: "Rabbinizden günahlarınızın bağışlanmasını dileyin, çünkü O, kuşkusuz bağışlayıcıdır!

    Ahmed Hulusi

    Dedim ki: "Rabbinizden mağfiret dileyin. . . Muhakkak ki O, Ğaffar'dır. "

    Ali Bulaç

    "Bundan böyle" dedim. "Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır.

    Ali Rıza Safa

    "Artık, Efendinizden bağışlanma dileyin!" dedim. "Kuşkusuz, O, Bağışlayıcıdır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Dedim ki: "Rabbinizden af dileyiniz. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır."

    Edip Yüksel

    "Dedim ki, ‘Efendinizden bağışlanma dileyin; O çok Bağışlayandır.'"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Dedim ki, 'Rabbinizden bağışlanma dileyin; O çok Bağışlayandır.' '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gelin, Rabbinizin bağışlamasını isteyin, çünkü O, bağışlaması çok bir bağışlayandır! dedim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gelin dedim: rabbınızın mağfiretini isteyin, çünkü, o, mağfireti çok bir gaffardır

    Erhan Aktaş

    "Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Kuşkusuz O, çok bağışlayandır." dedim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Kuşkusuz O, çok bağışlayandır." dedim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Kuşkusuz O, çok bağışlayandır." dedim.

    Gültekin Onan

    "Bundan böyle" dedim. "Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O çok bağışlayandır.

    Hasan Basri Çantay

    "Artık, dedim, Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O, çok yarlığayıcıdır".

    İbni Kesir

    Dedim ki: Rabbınızdan mağfiret dileyin. Muhakkak ki O Ğaffar olandır.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır.''

    Süleyman Ateş

    'Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır' dedim."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbinizden bağışlanma dileyin; o çok bağışlayıcıdır." dedim.

    Şaban Britch

    Onlara dedim ki: Rabbinizden bağışlanma dileyin, çünkü o çok bağışlayıcıdır.

    Şaban Piriş

    Onlara dedim ki: -Rabbinizden bağışlanma dileyin, çünkü o çok bağışlayıcıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve şöyle dedim: "Rabbinizden af dileyin! O, bağışlamayı çok sevendir."

  7. Nûh suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 11. ayet. يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا

    Diyanet İşleri

    '(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'

    Mustafa İslamoğlu

    göğü üzerinize cömertçe boşaltacaktır;

    Muhammed Esed

    Size, hesapsız semavi nimetler yağdıracaktır,

    Ahmed Hulusi

    "Üzerinize semayı yoğun olarak irsal eder. "

    Ali Bulaç

    "(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın."

    Ali Özek ve heyeti

    (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,

    Ali Rıza Safa

    "Size, gökten bol yağmur göndersin!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Size gökten bol bol yağmur yağdırsın. Sizi, mal ve çocuklarla desteklesin; size bahçeler lütfetsin ve nehirler akıtsın."

    Edip Yüksel

    «‘Size gökten bol yağmur göndersin.'»

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ' 'Size gökten bol yağmur göndersin.' '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bol hayır (yağmur) ile göğü üzerinize salsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bol hayır ile üzerinize semayı salsın

    Erhan Aktaş

    "Gökten üzerinize bol yağmur göndersin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Gökten üzerinize bol yağmur göndersin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Gökten üzerinize bol yağmur göndersin."

    Gültekin Onan

    "(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın."

    Hasan Basri Çantay

    "(O sayede) O, üstünüze bol yağmur salıverir".

    İbni Kesir

    Ta ki size, gökten bol yağmur salıversin.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökten size bol bol yağmur yağdırsın.

    Süleyman Ateş

    '(O'ndan mağfiret dileyin) Ki üzerinize gökten bol yağmur göndersin'

    Süleymaniye Vakfı

    Böyle yapın ki size gökten bol bol yağmur göndersin; dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nuh Aleyhisselam'dan sonraki elçiler de ümmetlerine bu yönde çağrıda bulunmuşlardır (Hud 11/3, 52, 61).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Öyle yapın ki size gökten bereketli yağmurlar göndersin.

    Şaban Britch

    Gökten size bol yağmurlar yağdırır.

    Şaban Piriş

    Gökten size bol yağmurlar yağdırır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Göğü üzerinize bol bol yağmur taşıyıcı olarak gönderir."

  8. Nûh suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 12. ayet. وَيُمْدِدْكُم بِأَمْوَٰلٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّٰتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَٰرًا

    Diyanet İşleri

    'Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.'

    Mehmet Okuyan

    Mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltsın; size bahçeler versin; sizin için ırmaklar yapsın (akıtsın)!

    Mustafa İslamoğlu

    mal ve evlat vererek dünyevi refahınızı artıracak; dahası sizin için tarifsiz cennetler var edecek ve nehirler bahşedecektir.

    Muhammed Esed

    dünyevi servet ve evlat vermek suretiyle size yardım edecek ve size bağlar bahçeler ihsan edecek ve akıp giden sular bağışlayacaktır.

    Ahmed Hulusi

    "Mallar ve oğullar ile size yardım eder, sizin için cennetler oluşturur ve sizin için nehirler meydana getirir. "

    Ali Bulaç

    "Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar, bahçeler versin, ırmaklar da versin."

    Ali Özek ve heyeti

    Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.

    Ali Rıza Safa

    "Mallar ve oğullarla sizi desteklesin. Verimli bahçeler versin ve sizin için ırmaklar akıtsın!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Size gökten bol bol yağmur yağdırsın. Sizi, mal ve çocuklarla desteklesin; size bahçeler lütfetsin ve nehirler akıtsın."

    Edip Yüksel

    «‘Sizi bol para ve çocuklarla desteklesin, size bahçeler ve ırmaklar versin.'»

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ' 'Size bol para ve çocuklarla desteklesin, size bahçeler ve ırmaklar versin.' '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Size mallar ve oğullarla yardım etsin ve sizin için cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve size mallar ve oğullarla imdad eylesin ve sizin için Cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın

    Erhan Aktaş

    "Size mal mülk ve oğullarla dipnot 1 yardım etsin. Ve sizin için bahçeler yapsın, nehirler akıtsın."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Oğullar," Arapça'da "güç" anlamına gelen bir deyimdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Size mal mülk ve oğullarla dipnot 1 yardım etsin. Ve sizin için bahçeler yapsın, nehirler akıtsın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Oğullar, " Arapça'da "güç" anlamına gelen bir deyimdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Size mal mülk ve oğullarla dipnot 1 yardım etsin. Ve sizin için bahçeler yapsın, nehirler akıtsın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Oğullar, Arapça'da "güç" anlamına gelen bir deyimdir.

    Gültekin Onan

    "Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar, bahçeler versin, ırmaklar da versin."

    Hasan Basri Çantay

    "Sizin mallarınızı, oğullarınızı da çoğaltır, size bağlar, bostanlar verir, size ırmaklar akıtır".

    İbni Kesir

    Ve sizi mallar ve oğullarla desteklesin, sizin için bahçeler var etsin ve ırmaklar akıtsın.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın.

    Süleyman Ateş

    'Ve size mallarla, oğullarla yardım etsin, size bahçeler versin, ırmaklar versin'

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarınıza mal, oğullarınıza oğul katsın. Sizin için bahçeler oluştursun; ırmaklar akıtsın.

    Şaban Britch

    Mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltır, sizin için bahçeler verir, nehirler verir.

    Şaban Piriş

    Mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltır, sizin için bahçeler yaratır, nehirler yaratır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sizi, mallar ve oğullarla güçlendirir, size yeşil bahçeler lütfeder. Ve sizin için nehirler akıtır."

  9. Nûh suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 13. ayet. مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا

    Diyanet İşleri

    'Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?'

    Mehmet Okuyan

    Size ne oluyor ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette izzet ve onurun Yüce Allah'tan isteneceği, dilerse bunları sadece O'nun verebileceği mesajı da yer almaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Size ne oluyor da Allah için vakarlı bir tavır takınmıyorsunuz?

    Muhammed Esed

    Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz,

    Ahmed Hulusi

    "Size ne oluyor ki Allah'ın yüceliğini ummuyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    "Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vakarı ummuyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    "Size ne oluyor da Allah'ın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Size ne oluyor ki, Allah'a gereken saygıyı göstermiyorsunuz? Halbuki O, sizi halden hale geçirerek yarattı."

    Edip Yüksel

    Size ne oluyor ki ALLAH'a saygı göstermek istemiyorsunuz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Size ne oluyor ki ALLAH'a saygı göstermek istemiyorsunuz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Neye siz ummazsınız Allah için bir vakar

    Erhan Aktaş

    "Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz?"

    Gültekin Onan

    "Size ne oluyor ki, Tanrı'dan bir vakarı ummuyorsunuz?

    Hasan Basri Çantay

    "Ne oluyor size ki Allahın, sizi bir vekaar (ve şeref saahibi yapmasını) emel edinmezsiniz"?

    İbni Kesir

    Ne oluyorsunuz ki siz, büyüklüğü Alla'a yakıştıramıyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?

    Süleyman Ateş

    'Size ne oluyor ki, Allah için saygı ummuyorsunuz?'

    Süleymaniye Vakfı

    Size ne oluyor da Allah'a saygı gösterme isteği duymuyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size ne oluyor da Allah'a saygı gösterme isteği duymuyorsunuz?

    Şaban Britch

    Size ne oluyor da Allah’ın azametini ummuyorsunuz/korkmuyorsunuz?

    Şaban Piriş

    Size ne oluyor da Allah'ın azametinden korkmuyorsunuz?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ne oluyor size de Allah için bir vakar ümidinde olmuyorsunuz?"

  10. Nûh suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 14. ayet. وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا

    Diyanet İşleri

    'Halbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.'

    Mehmet Okuyan

    Sizi aşama aşama elbette O yaratmıştır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Secde 32:7 ve Zümer 39:6'da belirtildiği gibi insanın aşamalı yaratılışının delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa ki sizi uzun süreçler içinde halden hale geçiren yaratan O'dur.

    Muhammed Esed

    sizi(n her birinizi) peşpeşe aşamalardan geçirerek yaratanın O olduğunu gördüğünüz halde?

    Ahmed Hulusi

    "Halbuki (Allah) sizi aşama aşama yarattı!"

    Ali Bulaç

    "Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır."

    Ali Özek ve heyeti

    Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.

    Ali Rıza Safa

    "Oysa O, evrelerden geçirerek sizi yaratmıştır!" dipnot 539

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 539
      İşte, bir bilgi ayeti: Bebeğin doğuşuna dek geçen süre, ortalama iki yüz seksen gündür. İlk doksan günde, bedenin yapı organları oluşur. İnsan yavrusunun görünüşü, başlangıçta diğer memelilerin yavrularına benzemesine karşın, sonraki haftalarda, insana özgü bileşenler gelişmeye başlar. Yüz yirmi gün sonra bebeğin kalp atışları duyulur ve yaşamın ilk belirtileri görülür. İnsanın doğum süreci, diğer canlıların doğum sürecinden uzundur. Yaşamımızın doğal bir aşaması olarak kanıksadığımız doğum olgusu, aslında, olağanüstü evrelerden oluşan gerçek bir mucizedir.

    Bayraktar Bayraklı

    -"Size ne oluyor ki, Allah'a gereken saygıyı göstermiyorsunuz? Halbuki O, sizi halden hale geçirerek yarattı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oysa sizi evrimler halinde yaratan O'dur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yaratmış iken o sizi tavır tavır bu tavra kadar

    Erhan Aktaş

    "Oysa O, sizi çeşitli aşamalardan geçirerek yarattı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Oysa O, sizi çeşitli aşamalardan geçirerek yarattı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Oysa O, sizi çeşitli aşamalardan geçirerek yarattı."

    Gültekin Onan

    "Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır."

    Hasan Basri Çantay

    "Halbuki O, sizi hakıykat türlü türlü tavırlar (haller) le yaratmışdır".

    İbni Kesir

    Halbuki O; sizi merhalelerden geçirerek yaratmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oysa O, sizi aşamalar halinde yarattı.

    Süleyman Ateş

    'Oysa O, sizi aşama, aşama yarattı.'

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki o sizi evrelerden geçirerek yarattı.

    Şaban Britch

    Oysa O, sizi aşamalar halinde yarattı.

    Şaban Piriş

    (Oysa) O sizi halden hale geçirerek yaratmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı."

  11. Nûh suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 15. ayet. أَلَمْ تَرَوْا۟ كَيْفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ طِبَاقًا

    Diyanet İşleri

    'Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın yedi kat göğü nasıl birbiriyle uyumlu tabakalar halinde yarattığını görmüyor musunuz?

    Muhammed Esed

    Görmüyor musunuz Allah yedi göğü nasıl birbiriyle uyumlu yaratmıştır,

    Ahmed Hulusi

    "Görmediniz mi, Allah semaları yedi tabaka olarak nasıl yarattı?"

    Ali Bulaç

    "Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?"

    Ali Özek ve heyeti

    Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış!

    Ali Rıza Safa

    "Allah'ın, yedi gök katını nasıl yaratmış olduğunu görmüyor musunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Allah'ın yedi göğü birbiri ile nasıl uyumlu yarattığını görmüyor musunuz? Ayı, bunlar içinde bir nur yaptı ve güneşi bir kandil haline getirdi."

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın yedi göğü tabakalar halinde nasıl yarattığını görmez misiniz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın yedi göğü tabakalar halinde nasıl yarattığını görmez misiniz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Görmediniz mi, Allah'ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmediniz mi nasıl yaratmış Allah yedi Semayı uygun tabaka tabaka?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah'ın yedi göğü nasıl tabakalar halinde dipnot 1 yarattığını görmüyor musunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birbiriyle uyumlu.

    Gültekin Onan

    "Görmüyor musunuz; Tanrı, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?"

    Hasan Basri Çantay

    "Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahengdar olarak nasıl yaratmış",

    İbni Kesir

    Görmediniz mi, Allah'ın göğü yedi kat olarak nasıl yarattığını?

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın yedi göğü kat kat nasıl yarattığını görmüyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    'Görmediniz mi Allah nasıl yedi göğü birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı?'

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yedi kat göğü tabaka tabaka nasıl yarattığını görmediniz mi dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Allah’ın yedi göğü üst üste nasıl yarattığını görmüyor musun?

    Şaban Piriş

    Allah'ın yedi göğü nasıl tabaka tabaka yarattığını görmüyor musun?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Görmediniz mi, Allah yedi göğü ahenkli bir bütün olarak nasıl yarattı?"

  12. Nûh suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 16. ayet. وَجَعَلَ ٱلْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ ٱلشَّمْسَ سِرَاجًا

    Diyanet İşleri

    'Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'

    Mehmet Okuyan

    Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir kandil yapmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine ayı etkili bir ışık (yansıtıcı) kıldığını, güneşi de (ışık kaynağı) tarifsiz bir lamba yaptığını?

    Muhammed Esed

    ve onların içine ay'ı (yansıyan) bir ışık olarak yerleştirmiş ve güneşi (ışık saçan) bir lamba yapmıştır?

    Ahmed Hulusi

    "Onların içinde Ay'ı bir nur kıldı ve Güneş'i de ışık - enerji kaynağı kıldı. "

    Ali Bulaç

    "Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır."

    Ali Özek ve heyeti

    Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir kandil kılmıştır.

    Ali Rıza Safa

    "Onların içine ayı bir aydınlık yapmış; güneşi de bir ışık kaynağı yapmıştır!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Allah'ın yedi göğü birbiri ile nasıl uyumlu yarattığını görmüyor musunuz? Ayı, bunlar içinde bir nur yaptı ve güneşi bir kandil haline getirdi."

    Edip Yüksel

    Ayı bunların içinde bir ışık, güneşi de bir lamba yaptı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayı bunların içinde bir ışık, güneşi de bir lamba yaptı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kameri kılmış içlerinde bir nur, güneşi de kılmış bir lamba

    Erhan Aktaş

    "Ve Ay'ı onların içinde bir nur, Güneş'i de kandil yaptı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve Ay'ı onların içinde bir nur, Güneş'i de kandil yaptı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ve Ay'ı onların içinde bir nur, Güneş'i de kandil yaptı."

    Gültekin Onan

    "Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır."

    Hasan Basri Çantay

    "onların içinde ayı bir nuur yapmış, güneşi de bir kandil (olarak) asmışdır".

    İbni Kesir

    Aralarında aya aydınlık vermiş, güneşi bir kandil kılmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların içinde Ay’a bir ışık vermiş, Güneş'i de bir kandil yapmıştır.

    Süleyman Ateş

    'Ve Ayı bunların içinde nur yaptı. Güneşi de bir lamba yaptı.'

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların içinde Ay'ı bir ışık, Güneş'i de bir ışık kaynağı yaptı.

    Şaban Britch

    Onların arasında Ay’a bir nur kılmış, Güneş’i de kandil yapmıştır.

    Şaban Piriş

    Onların arasında Ay'a bir nur vermiş, Güneş'i de kandil yapmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ve Ay'ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş'i bir kandil haline getirdi."

  13. Nûh suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 17. ayet. وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ نَبَاتًا

    Diyanet İşleri

    'Allah, sizi (babanız Adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)'

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Allah sizi yerden tarifsiz bir bitirişle bitirmiştir.

    Muhammed Esed

    Ve Allah sizi yerden (tedrici bir şekilde) yeşertip büyütmüştür; ve sonra sizi (öldükten sonra) ona geri döndürecektir:

    Ahmed Hulusi

    "Allah sizi bir nebat bitirir gibi arzdan bitirdi. "

    Ali Bulaç

    "Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.

    Ali Rıza Safa

    "Ve Allah, sizi bir bitki gibi yeryüzünden yetiştirmiştir!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi. Sonra sizi oraya gönderecek ve yine oradan çıkaracaktır."

    Edip Yüksel

    Ve ALLAH sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve ALLAH sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetiştirdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allah yetiştirdi sizi Arzdan nebat tarziyle

    Gültekin Onan

    "Tanrı, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi."

    Hasan Basri Çantay

    "Allah sizi yerden ot (gibi) bitirdi.

    İbni Kesir

    Ve Allah; sizi, yerden ot bitirir gibi bitirmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah sizi bir bitki gibi topraktan bitirmiştir.

    Süleyman Ateş

    'Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.'

    Süleymaniye Vakfı

    Allah sizi bir bitki gibi, yerden bitirmiştir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bitkiler topraktan biter ve ondaki cansız /inorganik maddelerle büyür. İnsanlar da topraktan yetişen bitkilerle ve etçil veya otçul hayvanlarla beslenir. Demek ki bitkiler gibi, insanların da yapı taşlarını oluşturan temel maddeler en başta cansızdır. İnsan ölüp de toprağa karıştığında tekrar cansız /inorganik elementler haline gelir. Kıyamette de tıpkı ilk yaratılışı gibi topraktan yaratılacak, topraktaki elementleri onun için tohum görevi görecektir. (Bakara 2/28, Hud 11/61, Hac 22/5, Rum 30/20, Fatır 35/11, Mü'min 40/67).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi topraktan bitki gibi bitiren Allah'tır.

    Şaban Britch

    Allah sizi bir bitki gibi topraktan yaratmıştır.

    Şaban Piriş

    Allah sizi bir bitki gibi yerden çıkarmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ve Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi."

  14. Nûh suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 18. ayet. ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًا

    Diyanet İşleri

    'Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.'

    Mustafa İslamoğlu

    Ardından sizi oraya geri döndürecek; en sonunda tarifsiz bir çıkarışla yeniden çıkaracaktır.

    Muhammed Esed

    (daha sonra) sizi yeniden dirilterek tekrar ortaya çıkaracaktır.

    Ahmed Hulusi

    "Sonra sizi oraya iade edecek ve sizi bir çıkarışla çıkaracak. "

    Ali Bulaç

    "Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip çıkaracaktır."

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.

    Ali Rıza Safa

    "Sonra, sizi yere geri döndürecek ve bir çıkarışla çıkaracaktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi. Sonra sizi oraya gönderecek ve yine oradan çıkaracaktır."

    Edip Yüksel

    Sonra sizi ona döndürecek ve sizi tekrar çıkaracaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra sizi ona döndürecek ve sizi tekrar çıkaracaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra sizi onda geri çevirecek ve sizi bir çıkarış daha çıkaracak!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra sizi onda geri çevirecek ve çıkaracak sizi bir çıkarış daha

    Erhan Aktaş

    "Sonra sizi toprağa döndürecek ve ardından bir çıkışla oradan çıkaracak."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sonra sizi toprağa döndürecek ve ardından bir çıkışla oradan çıkaracak."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sonra sizi toprağa döndürecek ve ardından bir çıkışla oradan çıkaracak."

    Gültekin Onan

    "Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip çıkaracaktır."

    Hasan Basri Çantay

    "Sonra sizi yine onun içine döndürecek, sizi (yeni) bir çıkarışla (tekrar) çıkaracak".

    İbni Kesir

    Sonra sizi; oraya döndürür ve sizi bir çıkarılışla çıkarır.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra sizi oraya geri döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır.

    Süleyman Ateş

    'Sonra yine oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.'

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tekrar sizi toprağa döndürecek ve daha sonra (diriltip) topraktan çıkaracaktır.

    Şaban Britch

    Sonra sizi oraya döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır.

    Şaban Piriş

    Sonra sizi oraya döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sonra sizi yere geri gönderiyor ve sonra bir çıkarışla tekrar çıkarıyor."

  15. Nûh suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 19. ayet. وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ بِسَاطًا

    Diyanet İşleri

    (19-20) 'Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz."

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Allah sizin için yeri (döşek gibi) yaymıştır

    Muhammed Esed

    Ve Allah yeri sizin için genişçe yaymıştır

    Ahmed Hulusi

    "Allah, arzı sizin için bir sergi kıldı. "

    Ali Bulaç

    "Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır.

    Ali Rıza Safa

    "Ve Allah, yeryüzünü sizin için yaygı yapmıştır!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Allah, orada geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır."

    Edip Yüksel

    ALLAH yeryüzünü sizin için bir yerleşim yeri yaptı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH yeryüzünü sizin için bir yerleşim yeri yaptı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, yeri sizin için bir sergi yapmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allah sizin için Arzı bir sergi yapmıştır

    Erhan Aktaş

    "Allah, yeryüzünü sizin için genişçe yaydı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah, yeryüzünü sizin için genişçe yaydı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah, yeryüzünü sizin için genişçe yaydı."

    Gültekin Onan

    "Tanrı, yeri sizin için bir yaygı kıldı."

    Hasan Basri Çantay

    "Allah yeri sizin için bir döşek yapmışdır",

    İbni Kesir

    Ve Allah; yeryüzünü sizin için bir döşek kılmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah sizin için yeryüzünü bir döşek kıldı.

    Süleyman Ateş

    'Allah, yeri sizin için bir sergi yaptı.'

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, yeryüzünü önünüze serdi ki

    Şaban Britch

    Allah sizin için yeryüzünü döşek kıldı.

    Şaban Piriş

    Allah sizin için yeryüzünü yayıp/döşedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah size yeryüzünü bir yaygı yaptı,

  16. Nûh suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 20. ayet. لِّتَسْلُكُوا۟ مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا

    Diyanet İşleri

    (19-20) 'Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz."

    Mustafa İslamoğlu

    ki, geniş yollar bulup onun üzerinden aşabilesiniz diye.

    Muhammed Esed

    ki üzerinde geniş yollardan yürüyüp geçebilesiniz!"

    Ahmed Hulusi

    "Ondan geniş yollar edinip yürüyesiniz diye. "

    Ali Bulaç

    "Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip dolaşırsınız, diye."

    Ali Özek ve heyeti

    Onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye.

    Ali Rıza Safa

    "Oradaki geniş yollarda gitmeniz için!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Allah, orada geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır."

    Edip Yüksel

    Ki orada geniş yollarda gidesiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ki orada geniş yollarda gidesiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ondan (açılan) geniş geniş yollarda gidesiniz diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gidesiniz diye ondan geniş geniş yollarda

    Erhan Aktaş

    "Yolculuk etmeniz için orada geniş yollar yaptı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Yolculuk etmeniz için orada geniş yollar yaptı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yolculuk etmeniz için orada geniş yollar yaptı."

    Gültekin Onan

    "Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip dolaşırsınız diye."

    Hasan Basri Çantay

    "onun geniş yollarında gezib dolaşınız diye".

    İbni Kesir

    Geniş yollarında gezip dolaşasınız, diye.

    Mehmet Alagaş

    (5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Geniş yollarında gezip dolaşmanız için.

    Süleyman Ateş

    'Ki onda açılan geniş geniş yollarda gidesiniz'."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    vadilerdeki yollarından geçip gidesiniz." (dedi)

    Şaban Britch

    Geniş yollarında gezip dolaşın diye.

    Şaban Piriş

    Geniş yollarında gezip dolaşın diye..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki ondan geniş yollar edinip de yürüyesiniz."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.