Nûh suresi · 1–4. ayetler

Nûh'un gönderilişi ve daveti

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nûh suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 1. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ أَنْ أَنذِرْ قَوْمَكَ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz Nuh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine elem verici bir azap gelmeden önce kavmini uyar(sın) diye Nuh'u kendi kavmine göndermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz Nuh'u kendi halkına gönderdik; "Başlarına elim bir azap gelmezden önce halkını uyar!" (dedik).

    Muhammed Esed

    Biz Nuh'u kendi toplumuna göndererek "Başlarına şiddetli bir azap gelmeden halkını uyar!" diye (emrettik).

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz Nuh'u: "Kendilerine feci bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye, halkına irsal ettik.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, biz Nuh'u; "Kavmini, onlara acı bir azab gelmeden evvel uyar" diye kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Nuh'u, "Onlara acı bir ceza gelmeden önce toplumunu uyar!" diyerek kendi toplumuna gönderdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz biz Nuh'u, kendilerine acıklı bir azap gelmeden önce toplumunu uyarması için toplumuna peygamber olarak gönderdik.

    Edip Yüksel

    "Kendilerine acı azap gelmezden önce halkını uyar" diye Nuh'u halkına gönderdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Kendilerine acı azap gelmezden önce halkını uyar,' diye Nuh'u halkına gönderdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, Biz Nuh'u: "Kendilerine elim bir azap gelmeden önce kavmini uyar!" diye kavmine gönderdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki biz Nuhu kavmına gönderdik, kavmını inzar et diye, gelmezden evvel onlara bir azabı elim

    Erhan Aktaş

    Biz Nuh'u halkına, kendilerine acı veren bir azap gelmezden önce onları uyarması için gönderdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz Nuh'u halkına, kendilerine acı veren bir azap gelmezden önce onları uyarması için gönderdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz Nuh'u halkına, kendilerine acı veren bir azap gelmezden önce onları uyarması için gönderdik.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz biz Nuh'u; "Kavmini onlara acı bir azab gelmeden evvel uyar" diye kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, biz Nuuhu kavmine gönderdik. "Kendilerine elem verici bir azab gelmezden evvel kavmini (onunla) korkut" diye.

    İbni Kesir

    Doğrusu Biz; Nuh'u kavmine gönderdik. Kendilerine elim bir azab gelmezden önce kavmini uyar, diye.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Biz Nuh’u kavmine “kavmini onlara acıtıcı bir azap gelmeden evvel uyar” diye gönderdik , dedi ki Ey kavmim ben size apaçık bir uyarıcıyım , Allah’a ibadet edin, O’ndan sakının ve bana uyun, sizi günahlarınızdan bağışlasın sizi belli bir süreye kadar ötelesin / tehir etsin , Muhakkak ki Allah’ın süresi geldiğinde tehir edilmez, Ah keşke biliyor olsaydınız dedi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz biz Nûh’u kavmine; “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar!” diye gönderdik.

    Süleyman Ateş

    Biz Nuh'u kavmine gönderdik: "Onlara acı bir azab gelmezden önce kavmini uyar," diye.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz Nuh'u kendi halkına (elçi) gönderdik; "Acıklı bir azap gelmeden halkını uyar!" dedik.

    Şaban Britch

    Kendilerine acı bir azap gelmeden önce kavmini uyar diye Nuh’u kavmine göndermiştik.

    Şaban Piriş

    Kendilerine acı bir azap gelmeden önce kavmini uyar diye Nuh'u kavmine göndermiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, Nuh'u, "Toplumunu, kendilerine korkunç bir azap gelmeden önce uyar!" diye kavmine gönderdik.

  2. Nûh suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 2. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Nuh, şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

    Mehmet Okuyan

    Şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.

    Mustafa İslamoğlu

    (Nuh) "Ey kavmim!" dedi, "Ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım".

    Muhammed Esed

    (Nuh) "Ey halkım!" diye seslendi, "Ben sizin için açık bir uyarıcıyım,

    Ahmed Hulusi

    (Nuh) dedi ki: "Ey halkım; kesinlikle size gelmiş apaçık bir uyarıcıyım!"

    Ali Bulaç

    O da dedi ki: "Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım."

    Ali Özek ve heyeti

    Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, apaçık uyaran bir kimseyim.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Ey toplumum! Aslında, ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Nuh, onlara şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!"

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Ey halkım, ben size apaçık bir uyarıcıyım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Ey halkım, ben size apaçık bir uyarıcıyım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedi ki: "Ey kavmim, haberiniz olsun, ben size açık bir uyarıcıyım!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi ki: ey kavmım! Haberiniz olsun ben size açık bir nezirim

    Erhan Aktaş

    "Ey halkım! Ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey halkım! Ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey halkım! Ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım." dedi.

    Gültekin Onan

    O da dedi ki: "Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım."

    Hasan Basri Çantay

    Dedi ki: Ey kavmim, muhakkak ki ben sizi (başınıza gelecek azabdan) apaçık korkutan bir peygamberim".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Ey kavmim; şüphesiz ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Biz Nuh’u kavmine “kavmini onlara acıtıcı bir azap gelmeden evvel uyar” diye gönderdik , dedi ki Ey kavmim ben size apaçık bir uyarıcıyım , Allah’a ibadet edin, O’ndan sakının ve bana uyun, sizi günahlarınızdan bağışlasın sizi belli bir süreye kadar ötelesin / tehir etsin , Muhakkak ki Allah’ın süresi geldiğinde tehir edilmez, Ah keşke biliyor olsaydınız dedi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dedi ki: "Ey kavmim! Ben, sizin için açık bir uyarıcıyım.''

    Süleyman Ateş

    "Ey kavmim, dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şöyle dedi: "Ey halkım! Ben size doğruları açıklayan bir uyarıcıyım.

    Şaban Britch

    Ey kavmim, dedi. Ben, sizin için açık bir uyarıcıyım.

    Şaban Piriş

    -Ey kavmim, dedi. Ben, sizin için açık bir uyarıcıyım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O dedi ki: "Ey toplumum! Hiç kuşkunuz olmasın, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

  3. Nûh suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 3. ayet. أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ

    Diyanet İşleri

    (3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

    Mehmet Okuyan

    Allah'a kulluk edin; O'na karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin.

    Mustafa İslamoğlu

    (Uyarım şu): "Yalnız Allah'a kulluk edin ve O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; dahası bana uyun ki,

    Muhammed Esed

    (yalnız) Allah'a kulluk etmeniz ve O'na karşı sorumluluk bilinci taşımanız (gerektiğini bildiren bir uyarıcı). "Şimdi bana kulak verin

    Ahmed Hulusi

    "Allah'a ibadet edin, O'ndan korunun ve bana itaat edin;"

    Ali Bulaç

    "Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin."

    Ali Özek ve heyeti

    «Allah’a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki,

    Ali Rıza Safa

    "Allah'a hizmet edin. O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Nuh, onlara şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!"

    Edip Yüksel

    "ALLAH'a hizmet edin, O'nu sayın ve beni izleyin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'a kulluk edin, O'nu sayın ve beni izleyin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şöyle ki, Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şöyle ki Allaha kulluk edin ve ona korunun ve bana itaat eyleyin

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah'a kulluk edin dipnot 1 , O'nun için takva dipnot 1 sahibi olun ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur; seçim, kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına: bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk, insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah'a kulluk edin, O'nun için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

    Gültekin Onan

    "Tanrı'ya kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin."

    Hasan Basri Çantay

    "Allaha kulluk edin. Ondan korkun. Bana da itaat edin diye (gönderildim)".

    İbni Kesir

    Allah'a ibadet edesiniz, O'ndan sakınasınız ve bana itaat edin, diye.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Biz Nuh’u kavmine “kavmini onlara acıtıcı bir azap gelmeden evvel uyar” diye gönderdik , dedi ki Ey kavmim ben size apaçık bir uyarıcıyım , Allah’a ibadet edin, O’ndan sakının ve bana uyun, sizi günahlarınızdan bağışlasın sizi belli bir süreye kadar ötelesin / tehir etsin , Muhakkak ki Allah’ın süresi geldiğinde tehir edilmez, Ah keşke biliyor olsaydınız dedi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Allah’a ibadet edin, ondan sakının ve bana itaat edin.''

    Süleyman Ateş

    "Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun, bana da ita'at edin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a kulluk edin, O'ndan çekinerek kendinizi koruyun ve sözümü dinleyin!

    Şaban Britch

    Allah’a ibadet edin, ondan sakının ve bana itaat edin, diye.

    Şaban Piriş

    Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin, diye..

    Yaşar Nuri Öztürk

    "O halde, Allah'a ibadet edin! O'ndan korkun! Ve bana itaat edin ki,

  4. Nûh suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûh suresi, 4. ayet. يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    (3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

    Mehmet Okuyan

    (Böylece Allah) da günahlarınızı bağışlasın ve sizi, belirli bir süreye kadar ertelesin (yaşatsın)!" Allah'ın (belirlediği) süresi gelince (o artık) ertelenmez. dipnot 1 Keşke bilseydiniz!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Münâfikûn 63:11. Bu ayetler, ecel denen belirlenmiş sürenin hiçbir şekilde geriye bırakılmayacağını göstermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    geçmiş günahlarınızı bağışlasın ve adı konulmuş bir vakte kadar size süre tanısın; ama unutmayın ki, Allah'ın belirlediği süre gelip çattığında asla ertelenemez: keşke bunu kavrasaydınız.

    Muhammed Esed

    ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve (yalnız O'na) malum olan bir zamana kadar size mühlet tanısın; ama bilin ki Allah'ın belirlediği vade gelip çattığında hiçbir şekilde ertelenemez. Keşke bunu bilseydiniz!"

    Ahmed Hulusi

    "Ki, hatalarınızdan bazılarını mağfiret etsin ve sizi tayin edilmiş ömrünüzün sonuna kadar yaşatsın. Muhakkak ki Allah'ın eceli (yaşam süresi sonu) geldiğinde ertelenmez! Eğer bilseydiniz!"

    Ali Bulaç

    "Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek bilinmeli ki Allah’ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!

    Ali Rıza Safa

    "Suçlarınızı bağışlasın ve belirlediği bir zamana dek size süre tanısın. Kuşkusuz, Allah'ın belirlediği zaman geldiğinde ertelenmez; keşke bilseydiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Nuh, onlara şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!"

    Edip Yüksel

    "Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz, ALLAH'ın verdiği süre gelince ertelenmez; bir bilseydiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz, ALLAH'ın verdiği süre gelince ertelenmez; bir bilseydiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirli bir vakte kadar ertelesin. Kuşkusuz, Allah'ın takdir ettiği vakit gelince ertelenmez, eğer bilseydiniz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Günahlarınızdan size mağfiret buyursun ve sizi müsemma bir ecele kadar te'hir eylesin, muhakkak ki Allahın takdir eylediği ecel gelince te'hir olunmaz eğer bilse idiniz!

    Erhan Aktaş

    "Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız.

    Gültekin Onan

    "Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Tanrı'nın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."

    Hasan Basri Çantay

    "Taki (Allah) sizin günahlarınızdan bir kısmını yarlığasın, sizi (azabsız olarak) mukadder bir müddete kadar gecikdirsin. Şübhe yok ki Allahın (ta'yin etdiği) müddet gelince geri bırakılmaz. Eğer bilseydiniz..".

    İbni Kesir

    Ta ki, günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Muhakkak ki Allah'ın süresi gelince geri bırakılmaz. Keşki bilseydiniz.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Biz Nuh’u kavmine “kavmini onlara acıtıcı bir azap gelmeden evvel uyar” diye gönderdik , dedi ki Ey kavmim ben size apaçık bir uyarıcıyım , Allah’a ibadet edin, O’ndan sakının ve bana uyun, sizi günahlarınızdan bağışlasın sizi belli bir süreye kadar ötelesin / tehir etsin , Muhakkak ki Allah’ın süresi geldiğinde tehir edilmez, Ah keşke biliyor olsaydınız dedi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ta ki günahlarımızdan bir kısmını mağfiret buyursun ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Şüphesiz ki Allah’ın takdir ettiği vakit geldi mi geri bırakılmaz. Keşke bilseydiniz.

    Süleyman Ateş

    "Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah'ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir (kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız)."

    Süleymaniye Vakfı

    (Böyle yapın ki) O sizin günahlarınızı bağışlasın ve belirlenmiş ecelinizin dipnot 1 sonuna kadar size süre tanısın dipnot 2 . Allah'ın takdir ettiği ecel gelince erteleme olmaz dipnot 3 . Keşke bunu bilseniz!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ecel, bir şey için belirlenen süredir (Bakara 2/231, 282, Kasas 28/28). Ana rahmindeki döllenmenin arkasından insanın fiziki özellikleri ve doğal yaşam süresi yani biyolojik ecel belirlenir (Abese 80/17-19). Bir de Allah katında, süresi belirlenmiş bir ecel yani ecel-i müsemma vardır (En'am 6/2). İnsan en fazla ecel-i müsemmasına kadar yaşayabilir. Bazı yanlış davranışlar bu eceli kısaltır ve her şey gibi bunun da kaydı tutulur (Ra'd 13/38-39, Fatır 35/11). Yunus aleyhisselam ve kavmi gibi tövbe edip durumunu düzeltenlere, ecelinden kalan süreyi tamamlama imkanı verilir (Yunus 10/98, Hud 11/3, Enbiya 21/87-88, Saffat 37/139-148, Kalem 68/48-50).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O zaman Allah günahlarınızı bağışlar ve belirlenmiş ecelinizin sonuna kadar dipnot 1 sizi yaşatır. Allah'ın verdiği ömür bitince erteleme olmaz. Keşke bunu bilseniz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ecel konusu için Bakınız En'am 6/2 ve dipnotu

    Şaban Britch

    O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir ecele kadar sizi ertelesin. Allah’ın belirlediği ecel gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız.

    Şaban Piriş

    O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir süreye kadar sizi ertelesin. Allah'ın belirlediği süre gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir süreye kadar ertelesin. Çünkü Allah'ın eceli geldiğinde ertelenmez. Bir bilebilseydiniz!"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.