Diyanet İşleri
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Necm suresi
Necm suresi, 12. ayet. أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
efetümârûnehû `alâ mâ yerâ.
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3
(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 11–12. ayetler için yazılmıştır.
11. “Gözü ile gördüğünü kalbi yalanlamadı.” Yani Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kalbi ile gözü Allah’ın kendisine vahyettileri noktasında ittifak etmiş; gözü, kulağı ve kalbi bu konuda birbirini desteklemiştir.
Bu da Yüce Allah’ın ona bildirdiği vahyin kemâlini ve onun, bu vahyi en ufak bir şüphe ve tereddüt taşımayacak şekilde aldığını göstermektedir. Onun kalbi, gözünün gördüğünü yalanlamadığı gibi, kendisine vahyedilen hakkında hiçbir şüphesi de olmamıştır.
Bu buyrukla Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in İsrâ gecesinde gördüğü, Allah’ın pek büyük âyetlerinin/mucizelerinin kastedilmiş olması ihtimal dahilindedir. Buna göre o, hem kalbi hem gözü ile görmek suretiyle buna kesin bir gerçek olarak inanmıştır. Âyet-i kerimenin tevilinde doğru olan görüş budur. Bununla Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in İsrâ gecesinde Rabbini görmesinin ve O’nunla konuşmasının kastedildiği de söylenmiştir. Birçok ilim adamının -Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun- tercih ettiği görüş de budur. Onlar, buna dayanarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in dünyada Rabbini gördüğünü kabul ederler. Ancak doğru olan, birinci görüştür. Zira ifadelerin akışının da delil olduğu üzere kasıt, Cibrîl aleyhisselam’dır.
[12. Yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlıyor ve kendi gözleriyle gördüğü Rabbinin ayetleri/mucizeleri hususunda onunla tartışıyor musunuz?!]
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey müşrikler!- Şimdi, İsra gecesi Yüce Allah'ın ona gösterdiği şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı kök: مري (20 geçiş)
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Aynı kök: مري (20 geçiş)
Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.
Aynı kök: مري (20 geçiş)
O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O'nun…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gördüğü (melek) konusunda şimdi kendisi ile tartışıyor musunuz?
ne yani, şimdi siz ne gördüğü hususunda onunla tartışacak mısınız?
Peki siz, ne gördüğü konusunda o'nunla tartışmaya mı giriyorsunuz?
Gördüğü hakkında O'nunla tartışıyor musunuz?
Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız?
Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?
Gördüğü şey hakkında, Onunla tartışıyor musunuz?
- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
Onun gördüğü hakkında kendisiyle tartışıyor musunuz?
Onun gördüğü hakkında kendisiyle tartışıyor musunuz?
Gördüğü hakkında şimdi siz, onunla tartışıyor musunuz?
Şimdi siz ona o görüşüne karşı mücadele mi ediyorsunuz?
Onun gördüğü şeyden kuşku mu duyuyorsunuz?
Onun gördüğü şeyden kuşku mu duyuyorsunuz?
Onunla, gördüğü şey hakkında tartışıyor musunuz?
Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız?
Şimdi siz onun bu görüşüne karşı da kendisiyle mücadele mi edeceksiniz?
Onun gördüğü şey üzerinde de kendisiyle tartışacak mısınız?
(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Onun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz?
Şimdi siz, (Muhammed'in) gözüyle gördüğü şey üzerinde onunla tartışıyor musunuz?
Onun gördüklerine yine de kuşkuyla mı bakacaksınız?
Onunla gördüğü şey hususunda tartışıyor musunuz?
-Onunla gördüğü şey hususunda tartışıyor musunuz?
Onun gördüğü şey hakkında kuşkuya düşüp onunla çekişiyor musunuz?
Wherefore, then do you people argue against what he saw?
Are you going to dispute with him what he saw with his own eyes?
Will ye then dispute with him concerning what he saw?
Are you, then, going to contend with him regarding what he sees with his eyes?
What! Do you dispute with him about what he saw?
Will you then dispute with him (Muhammad صلى الله عليه وسلم) about what he saw [during the Mi‘râj: (Ascent of the Prophet صلى الله عليه وسلم to the seven heavens)][1]
Will you then dispute with him about what he saw?!
Will you doubt and dispute with him concerning that (sight) which he saw with his own eyes (it being no figment of imagination)?
what, will you dispute with him what he sees?
Do you dispute with Mohammad and doubt about what he saw?
What, will ye dispute with him on what he saw?
Do you doubt him in what he saw?
Will ye therefore dispute with him concerning that which he saw?
What! Do you then dispute with him as to what he saw?
Will you then wrangle with him about what he sees?
Will ye then dispute with him concerning what he seeth?
Will you dispute with him what he saw?
will you, then, contend with him as to what he saw?
How can you ˹O pagans˺ then dispute with him regarding what he saw?
Do you doubt him in what he saw
Are you doubting what he saw?
So will you dispute with him over what he saw?
Will you then dispute with him about what he saw?
Will you, then, contend with him concerning what he learned (and you have not)?
Then will you disagree with him about what he saw?
Do you quarrel with him in what he sees?
Do you doubt him in what he saw?