Necm suresi

Necm suresi, 9. ayet

Necm suresi, 9. ayet. فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ

fekâne ḳâbe ḳavseyni ev ednâ.

Diyanet İşleri

(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Necm 6–12 · surenin 9. ayeti / 62

Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3

  1. Necm 6–7

    (5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

  2. Necm 8

    Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

  3. 9

    (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

  4. Necm 10

    Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

  5. Necm 11

    Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

  6. Necm 12

    (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

9. Ona yakınlığı “iki yay kadar” yayın ne olduğu malumdur (ok atılan yay) “hatta” iki yaydan “daha da yakın idi.”

Bu, onun Allah Rasûlü’ne risaleti getirme noktasında ne kadar mükemmel derecede yakın olduğunu ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Cibrîl aleyhisselam arasında başka herhangi bir vasıta bulunmadığını göstermektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

(Cebrail'in) yakınlığı iki yay boyu kadardı veya daha yakındı.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَكَانَ fe kane kaldı kök: كون
  2. قَابَ kabe uzunluğu kadar kök: قوب
  3. قَوْسَيْنِ kavseyni iki yay kök: قوس
  4. أَوْ ev yahut
  5. أَدْنَىٰ edna daha yakın kök: دنو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac · Ortak kavram: Dünya

    Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Ortak kavram: Dünya

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Ortak kavram: Dünya

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Ortak kavram: Dünya

    Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İki yay arası kadar, hatta dipnot 1 daha da yakın olmuştu.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki [ev] edatına "veya" anlamı verilmemelidir. Çünkü ifade Allah'a aittir; mesafeden bahsedilirken O'nun seçenekli bir ifade kullanması değil, o mesafenin daha yakın olduğu mesajı kastedilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

öyle ki, iki yay aralığı, hatta daha az bir mesafe kaldı:

Muhammed Esed

aralarında iki yay mesafesi kalıncaya kadar, hatta daha da yakınına.

Ahmed Hulusi

İki yayın birleşimi (kab-ı kavseyn) veya Edna (daha da yakın) oldu!

Ali Bulaç

Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.

Ali Özek ve heyeti

O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.

Ali Rıza Safa

İki yay uzaklığı ölçüsünde veya daha yakın.

Bayraktar Bayraklı

- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.

Edip Yüksel

Mesafe iki yay kadar veya daha yakın oldu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Mesafe iki yay kadar veya daha yakın oldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın;

Elmalılı Hamdi Yazır

"kabe kavseyni ev edna" oldu da

Erhan Aktaş

Böylece iki yay aralığı kadar, hatta daha yakın oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece iki yay aralığı kadar, hatta daha yakın oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece yayın iki ucu kadar, hatta daha yakın oldu.

Gültekin Onan

Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.

Hasan Basri Çantay

(Bu suretle o, peygamberlere) iki yay kadar, yahud daha yakın oldu da,

İbni Kesir

İki yay kadar yahut daha da yakın oldu.

Mehmet Alagaş

(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.

Rowwad Tercüme Merkezi

Böylece iki yay (boyu) kadar hatta daha da yaklaştı.

Süleyman Ateş

(Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı.

Süleymaniye Vakfı

(Muhammed'e) İki zira (yaklaşık bir kol mesafesi) kadar dipnot 1 hatta daha da yaklaştı.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette geçen kavs (قوس) kelimesi, "yay" anlamına geldiği gibi ölçü birimi olan "zira'" yani dirsekten orta parmak ucuna kadar olan uzaklık anlamına da gelir (Lisan'ul-arab). Burada Cebrail aleyhisselam ile Nebimiz arasındaki mesafe ifade edildiği için uygun olan zira' anlamıdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Muhammed ile) İki yayın tek kirişi gibi oldular; hatta daha da yakınlaştılar.

Şaban Britch

Araları iki yay kadar veya daha yakın idi.

Şaban Piriş

Araları iki yay kadar veya daha yakın idi.

Yaşar Nuri Öztürk

İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Until the intervening distance between him and Muhammad was no more than two bows length or even closer

Abdul Haleem

until he was two bow-lengths away or even closer––

Abdullah Yusuf Ali

And was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer;

Abul A'la Maududi

until he was two bows' length away, or nearer. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, After appearing on the uppermost edge of the sky, Gabriel started advancing towards the Prophet (peace be upon him) till he reached and hung suspended about him in mid air. Then he bent down to him and came within just two bow-lengths or even closer. The commentators generally have taken qaba-qausain in the meaning of two bow-lengths, but Abdullah bin Abbas and Abdullah bin Masud have taken qaus in the meaning of a dhira (an armlength, cubit), and have interpreted the words kama qaba qausain, saying that the distance between them was reduced to only two arm-lengths. And since all bows are not equal in length, the approximate distance has been expressed by two bow-lengths away or even closer.

Aisha Bewley

He was two bow-lengths away or even closer.

Al-Hilali & Khan

And was at a distance of two bows’ length or (even) nearer.

Ali Quli Qarai

until he was within two bows’ length or even nearer,

Amatul Rahman Omar

So that he became (as it were) one chord to two bows or closer still.

Arthur John Arberry

two bows' length away, or nearer,

Bijan Moeinian

of the universe…

E. Henry Palmer

until he was two bows length off or nigher still!

Edip-Layth

Until he became as near as two bow-lengths or nearer.

George Sale

until He was at the distance of two bows length from him, or yet nearer:

Hamid S. Aziz

Until he was two bows distant or closer still.

Mahmoud Ghali

So he was at two bows (distance) or (even) closer (still).

Marmaduke Pickthall

Till he was (distant) two bows' length or even nearer,

Mohamed Ahmed - Samira

Until a space of two bow (arcs) or even less remained,

Muhammad Asad

until he was but two bow-lengths away, or even nearer.

Mustafa Khattab

that he was only two arms-lengths away or even less.[1]

Progressive Muslims

Until he became as near as two bow-lengths or nearer.

Rashad Khalifa

Until He became as close as possible.

Sahih International

And was at a distance of two bow lengths or nearer.

Sam Gerrans

And was at a distance of two bows’ length or nearer,

Shabbir Ahmed

Till he was but two bow-lengths away, or even closer. (The Divine Will and the will of the Messenger merged together, like the two of you join your bows as a bond of friendship (8:17)).

Syed Vickar Ahamed

And was at a distance of only two bow-lengths (of spiritual union) or even nearer;

Taqi Usmani

so as he was at a distance like that of two bows (joined together), rather even nearer.

The Monotheist Group

Until he became as near as two bow-lengths or nearer.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩