Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.
Meâric suresi
Meâric suresi, 5. ayet. فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
faṣbir ṣabran cemîlâ.
(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Soran birisi: azabı uzak görenler Meâric 1–7 3
(1-3) Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kafirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.
Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.
(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.
Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.
Biz ise onu yakın görüyoruz.
(8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 5–7. ayetler için yazılmıştır.
5. “O halde sen” kavmini davet etmekte herhangi bir usanma ve tahammülsüzlük göstermeksizin “güzel bir şekilde sabret.” Allah’ın emri üzere devam et, kullarını O’nu tevhid etmeye çağır, onların itaatsizliklerini ve böyle bir çağrıyı kabul etme isteksizliklerini görmen dahi bu konuda sana engel olmasın. Çünkü bu yolda sabrın pek büyük hayırları vardır.
6-7. “Şüphesiz onlar, onu uzak görüyorlar. Biz ise onu yakın görüyoruz.” Buradaki “onu” zamiri, azabın gelmesini isteyenlerin azaba uğramalarını ihtiva eden dirilişe aittir. Yani bunların tutumu, öldükten sonra dirilişi inkâr eden bir tutumdur. Bedbahtlığın ve ne yaptığını bilmezliğin etkisi altında kalarak ileride karşı karşıya kalacakları diriliş ve amellerin karşılıklarının verilmesini uzak görecek hale gelmiş bir tutumdur.
Yüce Allah ise onların uzak gördüklerini pek yakın görmektedir. Çünkü O, rıfk ile muamele eder. Halîmdir, acele etmez. Geleceğini takdir ettiği her bir şeyin mutlaka gerçekleşeceğini bilir ki gelecek olan her şey de yakındır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- O halde hüzne düşmeden ve şikayet etmeden sabret!
Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık…
Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O,…
Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sen güzelce sabret!
Artık (sen ey muhatap), güzel bir sabırla diren!
Bu nedenle, (sen ey iman eden), bütün sıkıntılara sabırla katlan!
O halde güzel bir sabır ile sabret.
Şu halde, güzel bir sabır (göstererek) sabret.
(Rasûlüm!) Şimdi sen güzelce sabret.
Şimdi, sen güzelce sabret.
Şimdi sen güzelce sabret!
Şimdi sen güzelce sabret.
Şimdi sen güzelce sabret.
O halde sabret biraz, güzel bir sabır ile!
O halde sabret biraz bir sabri cemil ile
O halde, güzel bir sabır ile sabret.
O halde, güzel bir sabır ile sabret.
O halde, güzel bir sabır ile sabret.
Şu halde, güzel bir sabır (göstererek) sabret.
(Habibim) sen (şimdilik) güzel bir sabr ile katlan.
Öyleyse Sen, güzel güzel sabret.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Öyleyse sen de güzel bir sabırla sabret!
Şimdi sen güzelce sabret.
Öyleyse sen güzelce sabret /duruşunu bozma dipnot 1 .
Sen güzelce sabır göster.
Öyleyse sen, güzel bir sabırla sabret!
Öyleyse sen, güzel bir sabırla sabret.
Artık güzel bir sabırla sabret!
Therefore endure O Muhammad their attitude with composure, and quietly await the course of events.
So be patient, [Prophet], as befits you.
Therefore do thou hold Patience,- a Patience of beautiful (contentment).
So, (O Prophet), persevere with gracious perseverance. dipnot 1
Therefore be patient with a patience which is beautiful.
So be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), with a good patience.
So be patient, with a patience that is graceful.
So (while waiting) patiently persevere, an admirable and graceful persevering.
So be thou patient with a sweet patience;
Mohammad be the most patient.
Wherefore be patient with fair patience;
So be patient with a good patience.
Wherefore bear the insults of the Meccans with becoming patience;
Therefore endure with a goodly patience.
So (endure) patiently with a becoming patience;
But be patient (O Muhammad) with a patience fair to see.
So persevere with becoming patience.
Therefore, [O believer,] endure all adversity with goodly patience:
So endure ˹this denial, O Prophet,˺ with beautiful patience.
So be patient with a good patience.
Therefore, you shall resort to a gracious patience.
So be patient with gracious patience.
So be thou patient with comely patience.
Therefore, you shall do your part with a most handsome steadfastness.
Therefore you stay patient— With a good Patience (of beautiful contentment).
So, observe patience, a good patience.
So be patient with a good patience.