Diyanet İşleri
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar?
Mü'min suresi · 69–76. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mü'min suresi, 69. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ أَنَّىٰ يُصْرَفُونَ
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar?
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da (gerçeklerden) uzaklaştırılıyorlar!
Baksana Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşan şu tiplere: (tasavvurları) kendilerini hakikatten nasıl da uzaklaştırıyor.
Görmez misin, Allah'ın mesajlarını sorgulayanlar hakikati nasıl da görmezden geliyorlar?
Allah'ın işaretlerinde mücadele eden kimseleri görmedin mi? Nasıl da (Hak'tan) döndürülüyorlar?
Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmüyor musun; nasıl da döndürülüyorlar?
Allah'ın âyetleri hakkında tartışanlara bakmadın mı? Nasıl döndürülüyorlar (onu tasdike yanaşmıyorlar)!
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanların nasıl çevrildiklerini görmüyor musun?
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanların nasıl saptırıldıklarını görmez misin?
ALLAH'ın ayet ve mucizelerine karşı mücadele edenlerin nasıl da çevrildiklerini görmez misin?
ALLAH'ın ayet ve mucizelerine karşı mücadele edenlerin nasıl da çevrildiklerini görmez misin?
Bakmaz mısın, o Allah'ın ayetleri hakkında mücadeleye kalkanlara, nereden döndürülüyorlar!
Bakmaz mısın şimdi o Allahın ayetlerinde mücadeleye kalkanlara nereden döndürülüyorlar?
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da saptırılıyorlar!
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da saptırılıyorlar!
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da saptırılıyorlar!
Tanrı'nın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmüyor musun; nasıl da döndürülüyorlar?
(Habibim) Allahın ayetleri hakkında çekişenlere bakmadın mı, nasıl (onları tasdıykden) döndürülüyorlar?
Allah'ın ayetleri üzerinde tartışanları görmez misin? Nasıl da döndürülüyorlar.
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
Allah’ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar?
Baksana, Allah'ın ayetleri hakkında tartışanlar, nasıl (Hak'tan) çevriliyorlar?
Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaya girenleri görmedin mi? Nasıl oluyor da başka tarafa döndürülüyorlar dipnot 1 ?
Allah'ın ayetleri karşısında haklı çıkmaya çalışanları hiç görmez misin? Bunlar neye dayanarak halden hale giriyorlar"?
Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar!
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da aldatılıyorlar!
Bakmadın mı Allah'ın ayetleri hakkında tartışanlara, nasıl döndürülüyorlar!
Mü'min suresi, 70. ayet. ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِٱلْكِتَٰبِ وَبِمَآ أَرْسَلْنَا بِهِۦ رُسُلَنَا فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Onlar, kitabı (Kur'an'ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar bilecekler.
Onlar, Kitabı (Kur'an'ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. İleride (gerçeği) bilecekler!
Onlar, bu ilahi kelamı ve elçilerimize daha önce gönderdiğimiz mesajları yalanlayan tipler; fakat bu gibiler zamanı gelince (gerçeği) öğrenecekler.
(Şunlar,) bu ilahi kelamı ve (aynı şekilde, geçmişteki) elçilerimizle göndermiş olduğumuz bütün (mesajları) yalanlayanlar? Ama onlar zamanı gelince (ne kadar kör olduklarını) göreceklerdir, (Hesap Günü bunu görecekler),
Onlar ki hakikatlerinin BİLGİsini ve Rasullerimiz olarak irsal ettiklerimizi yalanladılar! Yakında bilecekler!
Ki onlar, Kitabı ve elçilerimizle gönderdiğimiz şeyleri yalanladılar. Artık yakında bileceklerdir.
Onlar, Kitab'ı ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar yakında (gerçeği) anlayacaklar!
Kitap'ı ve elçilerimizle gönderdiklerimizi yalanladılar. Madem öyle, yakında öğrenecekler.
Onlar bu kitabı ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. İleride anlayacaklardır.
Onlar, kitabı ve elçilerimiz yoluyla gönderdiğimiz mesajı yalanladılar. İleride bilecekler.
Onlar, kitabı ve elçilerimiz yoluyla gönderdiğimiz mesajı yalanladılar. İleride bilecekler.
Kitaba ve peygamberlerimizi gönderdiğimiz şeylere yalan diyenler artık ileride bilecekler.
Kitaba ve Resullerimizi gönderdiğimiz şeylere yalan diyenler artık ileride bilecekler
Bu Kitap'ı ve Resullerimizle gönderdiklerimizi dipnot 1 yalanlayanlar elbette yakında gerçeği anlayacaklar.
Bu Kitap'ı ve resullerimizle gönderdiklerimizi dipnot 1 yalanlayanlar elbette yakında gerçeği anlayacaklar.
Bu Kitap'ı ve onunla rasullerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlar elbette yakında gerçeği anlayacaklar.
Ki onlar, Kitabı ve elçilerimizle gönderdiğimiz şeyleri yalanladılar. Artık yakında bileceklerdir.
Onlar, kitabı ve peygamberlerimizle gönderdiğimiz şeyleri tekzib edenlerdir. Artık bilecekler,
Onlar; kitabı ve peygamberlerimizle gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Yakında bilecekler.
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
Kitabı ve rasullerimizle gönderdiklerimizi yalanlayanlar, onlar yakında bileceklerdir.
O, Kitabı ve elçilerimizi gönderdiğimiz mesajı yalanlayanlar, yakında bileceklerdir!
Onlar hem bu Kitap karşısında hem de (önceki) elçilerimizle gönderdiklerimiz karşısında yalana sarılanlardır. İleride öğrenecekler dipnot 1 ,
Bunlar öyle kimselerdir ki hem bu Kitap karşısında, hem de önceki elçilerimize gönderdiklerimiz karşısında yalan söylerler; nasıl olsa yakında öğrenecekler.
Kitabı ve rasûllerimizle gönderdiklerimizi yalanlayanlar, ileride bileceklerdir.
Kitabı ve elçilerimizle gönderdiklerimizi yalanlayanlar, ileride bileceklerdir...
Kitap'ı ve resullerimiz aracılığıyla gönderdiğimizi yalayanlayanlar, yakında bilecekler!
Mü'min suresi, 71. ayet. إِذِ ٱلْأَغْلَٰلُ فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ وَٱلسَّلَٰسِلُ يُسْحَبُونَ
(71-72) O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır.
(71, 72) O zaman boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde dipnot 1 kaynar suya sürüklenecekler; sonra da ateşte yakılacaklardır.
İşte o zaman, kendi boyunlarına (geçirdikleri) tasmalar ve (ellerindeki) kelepçelerle sürüklenecekler;
ki o Gün boyunlarında (kendi elleriyle yaptıkları) zincirleri ve halkaları taşımak zorunda kalacaklar ve sürüklenecekler
O vakit onların boyunlarında (beşeriyetlerinden kalma) bağlar (şartlanmaları ve değer yargıları) ve zincirler (zincirleme bağlılıklarla), sürüklenirler!
Boyunlarında demir halkalar ve (ayaklarında) zincirler olduğu halde sürüklenecekler;
Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde, sürüklenecekler
O zaman, boyunlarında zincirler ve halkalarla sürüklenecekler.
- Boyunlarında halkalar ve zincirlerle,kaynar suyun içine sürükleneceklerdir; sonra da ateşte yakılacaklardır.
Boyunlarında prangalar ve zincirlerle sürüklenecekler.
Boyunlarında prangalar ve zincirlerle sürüklenecekler.
O zaman, boyunlarında tomruklar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.
O vakıt ki tomruklar boyunlarında ve zincirler sürüklenecekler
O vakit boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenecekler.
O vakit boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenecekler.
O vakit boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenecekler.
Boyunlarında demir halkalar ve (ayaklarında) zincirler olduğu halde sürüklenecekler.
(71-72) Boyunlarında laleler, zincirler bulunduğu zaman ki onlar (bu vaz'iyyetde evvela) sıcak suyun içinde sürüklenecekler, sonra ateşde yakılacaklar.
Hani boyunlarında demir halkalar ve zincirler ile sürüklenirler, Yakında bilecekler. olarak dünyaya çıkaran O'dur. Kiminiz daha önce öldürülürsünüz. Kiminiz de adı konulmuş bir ecele erişirsiniz. Olur ki böylece aklınızı kullanırsınız.
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
O zaman, boyunlarında demir halkalar ve zincirlerle sürülecekler.
Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenceklerdir.
boyunlarındaki halkalarla ve zincirlerle sürüklenirlerken dipnot 1 ,
Hem de boyunlarında halkalar varken zincirlerle sürükleneceklerdir.
O zaman, boyunlarında boyunduruk ve zincirlerle sürülecekler.
O zaman, boyunlarında boyunduruk ve zincirlerle sürülecekler...
O zaman, boyunlarında bukağılar, zincirler, sürüklenecekler,
Mü'min suresi, 72. ayet. فِى ٱلْحَمِيمِ ثُمَّ فِى ٱلنَّارِ يُسْجَرُونَ
(71-72) O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır.
(71, 72) O zaman boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde dipnot 1 kaynar suya sürüklenecekler; sonra da ateşte yakılacaklardır.
yürek dağlayan bir (umutsuzluğun) gayyasına... En sonunda ateşi azdıran bir yakıta dönecekler.
yakıcı bir ümitsizliğe; ve sonunda (cehennem) ateşi için yakıt olacaklar.
Hamim'de (kaynar suyun - yakan fikirlerin içinde). . . Sonra Nar'da (ateşte - radyasyon okyanusunda) yakılırlar!
Kaynar suyun içinde; sonra ateşte tutuşturulacaklar.
sıcak suya , sonra da ateşte yakılacaklardır.
Kaynar suyun içinde. Sonra, ateşte yakılacaklar.
- Boyunlarında halkalar ve zincirlerle,kaynar suyun içine sürükleneceklerdir; sonra da ateşte yakılacaklardır.
Kaynar suda, sonra ateşte yakılacaklardır. dipnot 1
Kaynar suda, sonra ateşte yakılacaklardır.
Kaynar suda; sonra ateşte kaynatılacaklardır.
Hamimde, sonra ateşte kaynatılacaklar
Kaynar suda sonra ateşte yakılacaklar.
Kaynar suda sonra ateşte yakılacaklar.
Kaynar suda ve ateşte yakılacaklar.
Kaynar suyun içinde; sonra ateşte tutuşturulacaklar.
(71-72) Boyunlarında laleler, zincirler bulunduğu zaman ki onlar (bu vaz'iyyetde evvela) sıcak suyun içinde sürüklenecekler, sonra ateşde yakılacaklar.
Kaynar suya. Sonra da ateşte yakılırlar.
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
Kaynar suda, sonra ateşte yakılacaklardır.
Kaynar su içinde. Sonra da ateşte yakılacaklardır.
şiddetli bir sıcaklıkta (iken öğrenecekler)… Sonra ateşin içine doldurulacaklar dipnot 1 .
Hem de kaynar suyun içinde… Sonra ateşte kızartılacaklar.
Kaynar suya, sonra ateşte yakılacaklardır.
Kaynar suya, sonra ateşte yakılacaklardır.
Kaynar suyun içine. Sonra da ateşte yakılacaklar.
Mü'min suresi, 73. ayet. ثُمَّ قِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تُشْرِكُونَ
(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.
(73, 74) Sonra onlara "Allah'ın peşi sıra ortak koştuklarınız nerede?" denecektir. Onlar da "Bizden kayboldular; dipnot 1 zaten biz önceleri hiçbir şeye yalvarmıyorduk!" dipnot 2 diyecekler. İşte böylece Allah o kâfirleri saptırır (sapkınlıkta bırakır). dipnot 3
Ve onlara sorulacak: "Hani, nerede ilahlık yakıştırdığınız varlıklar;
Sonra onlara sorulacak: "Şimdi neredeler sizin ilahlık yakıştırdığınız (güçler)?
Sonra onlara denildi ki: "Nerede şirk koştuğunuz şeyler. . . "
Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"
Sonra onlara: Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir? denilecek.
Sonra, onlara, şöyle denilecek: "Ortaklar koştuklarınız neredeler?"
Sonra onlara şöyle denilecek: "Ortak koştuklarınız nerede?"
Sonra onlara şöyle denir, "Nerde ortak koştuklarınız..."
Sonra onlara şöyle denir, 'Nerde ortak koştuklarınız,'
Sonra denilecek onlara: "Nerede o ortak koştuklarınız?
Sonra denecek onlara: nerede o şirk koştuklarınız?
Sonra onlara: "Şirk koştuklarınız nerede?" denir;
Sonra onlara: "Şirk koştuklarınız nerede?" denir;
Sonra onlara: "Şirk koştuklarınız nerede?" denir;
Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"
(73-74) Sonra onlara "Allahı bırakıb da (Ona) ortak tutageldiğiniz (putlar) nerede?" denilecek. Onlar da "Bizden uzaklaşıb gaaib oldular. Daha doğrusu biz bundan evvel zaten hiçbir şey'e tapmazdık" diyecekler. İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
Sonra onlara denilir ki: Nerede şirk koştuklarınız,
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
Sonra onlara denilecek ki: "Ortak koştuklarınız hani nerede?"
Sonra onlara denilecektir: "Ortak koştuklarınız nerede?
Sonra onlara şöyle denilecek: "Ortak koştuklarınız nerede dipnot 1 ,
Sonra onlara şöyle denecek: "(Allah'ın yetkilerine) ortak saydıklarınız nerede?"
Sonra onlara denilecek ki: Ortak koştuklarınız nerede?
Sonra onlara denilecek ki: Ortak koştuklarınız nerede?
Sonra onlara şöyle denecek: "Ortak koştuklarınız nerede?"
Mü'min suresi, 74. ayet. مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالُوا۟ ضَلُّوا۟ عَنَّا بَل لَّمْ نَكُن نَّدْعُوا۟ مِن قَبْلُ شَيْـًٔا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلْكَٰفِرِينَ
(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.
(73, 74) Sonra onlara "Allah'ın peşi sıra ortak koştuklarınız nerede?" denecektir. Onlar da "Bizden kayboldular; dipnot 1 zaten biz önceleri hiçbir şeye yalvarmıyorduk!" dipnot 2 diyecekler. İşte böylece Allah o kâfirleri saptırır (sapkınlıkta bırakır). dipnot 3
(İlahlar hiyerarşisinde) Allah'ın astlarından saydığınız?" Onlar şöyle cevap verecekler: "Bizi terk ettiler. İşin doğrusu, daha önceden biz sanki hiçbir şeye yalvarıp yakarmamışız." İşte Allah gerçeği inkar edenleri böyle şaşırtır.
Allah'ın yanısıra (ilahlık yakıştırdıklarınız)?" (Şöyle) cevap verecekler: "Onlar bizi yüzüstü bıraktılar; daha doğrusu, geçmişte yalvarıp sığındıklarımız, aslında hiç yoklardı!" (Ve onlara:) "İşte Allah hakikati inkar edenleri böyle şaşırtır; (denilecektir,)
"Allah dununda!" Dediler ki: "Bizden kayboldular. . . Hayır, zaten biz daha önce, olmayan şeye yönelmişiz!". . . Allah, hakikat bilgisini inkar edenleri böylece saptırır.
"Allah'ın dışında (taptıklarınız)." Dediler ki: "Bizi bırakıp kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer) hiçbir şeye tapar değilmişiz." İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtıp saptırır.
Onlar da: Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir şeye tapmıyorduk, diyecekler. İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır.
"Allah'tan başka bir de ayrıca!" Şöyle diyecekler: "Bizi bırakarak yitip gittiler!" "Hayır! Biz, daha önce hiçbir şeye tapmıyormuşuz!" Allah, nankörlük edenleri, işte böyle şaşırtır.
"Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" Onlar da, "Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir şeye tapmıyorduk" diyecekler. İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
"ALLAH'ın yanında?" Onlar da derler ki, "Bizi terkettiler. Meğer biz daha önce hiçbir şeye yalvarmıyormuşuz." ALLAH inkarcıları işte böyle saptırır.
'ALLAH'ın yanında?' Onlar da derler ki, 'Bizi terkettiler. Meğer biz daha önce hiç bir şeye yalvarmıyormuşuz.' ALLAH inkarcıları işte böyle saptırır.
Allah'tan başkaları?" Diyecekler ki: "Onlar bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan önce bir şeye ibadet etmiyormuşuz!" İşte Allah kafirleri böyle şaşkınlaştırır.
Allahın berisinden? Diyecekler ki onlar bizden gaib oldular daha doğrusu biz bundan evvel bir şey'e ıbadet eder değilmişiz, işte Allah kafirleri böyle şaşkın eder
Allah'tan başka. "Onlar, bizi ortada bırakıp kayboldular. Demek ki daha önce yakardıklarımız bir hiçmiş." derler. İşte Allah, Kafirleri böyle sapkınlıkta bırakır.
Allah'tan başka. Derler ki: "Onlar bizi ortada bırakıp kayboldular. Demek ki daha önce yakardıklarımız bir hiçmiş." derler. İşte Allah, Kafirleri böyle sapkınlıkta bırakır.
Allah'tan başka. Derler ki: "Onlar bizi ortada bırakıp kayboldular. Demek ki daha önce yakardıklarımız bir hiçmiş." derler. İşte Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri böyle sapkınlıkta bırakır.
"Tanrı'nın dışında (taptıklarınız)." Dediler ki: "Bizi bırakıp kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer) hiçbir şeye tapar değilmişiz." İşte Tanrı, kafirleri böyle şaşırtıp saptırır.
(73-74) Sonra onlara "Allahı bırakıb da (Ona) ortak tutageldiğiniz (putlar) nerede?" denilecek. Onlar da "Bizden uzaklaşıb gaaib oldular. Daha doğrusu biz bundan evvel zaten hiçbir şey'e tapmazdık" diyecekler. İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
Allah'tan başka? Derler ki: Bizden uzaklaştılar, hayır zaten biz önceleri hiç bir şeye ibadet etmiyorduk. İşte Allah, kafirleri böylece saptırır.
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
“Allah’tan başka (taptıklarınız, putlarınız nerede?) Onlar: “Önümüzden kaybolup gittiler. Hayır, biz zaten önceden hiçbir şeye ibadet etmiyorduk” diyecekler. Allah kâfirleri işte böyle şaşırtır.
Allah'tan başka (taptıklarınız)?" Diyecekler ki: "Bizden (uzaklaşıp) kayboldular; hayır, meğer biz önceden hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız hiçbir şey değilmiş)!" İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
(Nerede) Allah ile aranıza koyduklarınız?" Onlar da derler ki: "Bizden ayrıldılar dipnot 1 . İşin aslı biz daha önce (kayda değer) bir şeye dua etmiyormuşuz." Allah, o kafirlerin sapıklığını işte böyle onaylar dipnot 2 .
Allah ile kendi aranıza koyduklarınız vardı ya, onlar neredeler? Diyecekler ki "Onlar bizden ayrıldılar ama, aslında biz eskiden de onlardan yardım istemezdik." Allah, o kafirleri, işte bu tavırlarından dolayı sapık sayar. (Hem bir güce sahip olmadıklarını bilirler hem de Allah ile aralarına koyarak onlardan yardım isterler)
Allah’tan başka. Bizden uzaklaştılar. Biz, önceden hiç bir şeye dua/ibadet etmiyorduk, dediler. İşte Allah kâfirleri böyle saptırır.
Allah'tan başka. Bizden uzaklaştılar. Biz, önceden hiçbir şeye ibadet/dua etmiyorduk, dediler. Allah, kafirleri işte böyle sapıklıkta bırakır.
"Allah'ın berisinden taptıklarınız nerede?" Diyecekler ki: "Bizden uzaklaşıp kayboldular. Doğrusu biz, daha önce hiçbir şeye yakarmıyormuşuz." Allah, inkar edenleri işte böyle saptırır.
Mü'min suresi, 75. ayet. ذَٰلِكُم بِمَا كُنتُمْ تَفْرَحُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَمْرَحُونَ
Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
Bu, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanız ve aşırı derecede sevinip kibirlenmenizden ötürüdür.
Bunun nedeni, yeryüzünde hak etmediğiniz halde azıp şımarmanız ve kasıntılık yapmanızdır:
bu durum, sizin yeryüzünde hiçbir doğru(luk endişesi) taşımadan küstahça böbürlenmenizin ve kendinizi beğenmişliğinizin bir ürünüdür!
Bu, yeryüzünde haksız olarak sevinip şımarmanız ve kasılıp böbürlenmeniz yüzündendir.
İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.
Bu, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve aşırı derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.
"Yeryüzünde haksız yere şımardığınız ve taşkınlık yaptığınız için böyle olmuştur!"
Bu durum, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp taşkınlık yapmanızdan dolayıdır.
Çünkü siz yeryüzünde gerçeğe dayanmadan seviniyor ve şımarıyordunuz.
Çünkü siz yeryüzünde gerçeğe dayanmadan seviniyor ve şımarıyordunuz.
Bunun sebebi şudur. Çünkü siz, yeryüzünde haksızlıkla seviniyordunuz ve çünkü güveniyordunuz.
Bu şundan: Çünkü yeryüzünde haksızlıkla seviniyordunuz ve çünkü güveniyordunuz
İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.
İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.
İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.
İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp azmaniz ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.
Size olan bu (azab) şunlardır: (Çünkü) siz yer (yüzün) de haksız yere şımarıklık ediyor, (ahırdan çıkmış hayvanlar gibi çılgınca) taşkınlık gösteriyordunuz.
Bu; sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür.
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
"Bu durum, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve bölürlenmenizden ötürüdür."
Başınıza gelenler yeryüzünde hem haksız yere seviniyor hem de böbürleniyor olmanızdan dolayıdır dipnot 1 .
Başınıza gelen bu şeyler, yaşadığınız yerde hak etmediğiniz zevkleri tatmanıza ve böbürlenmenize karşılıktır.
İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve boşuna böbürlenmeniz sebebiyledir.
İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve boşuna böbürlenmeniz sebebiyledir.
Bütün bunlar, yeryüzünde haksız yere sevinç şımarıklığına düşmeniz, kasılıp kabarmanız yüzündendir.
Mü'min suresi, 76. ayet. ٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا فَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
Onlara, "Ebedi kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!" (denir).
(Şöyle denecektir): "İçinde ebedî kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin!" Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür! dipnot 1
Haydi, içinde yerleşip kalmak üzere cehennemin kapılarından girin; doğrusu, küstahça böbürlenenler için orası dehşet bir mekandır.
(Şimdi) içinde yaşayıp kalacağınız cehennemin kapılarından girin içeri! Yersiz gurura kapılanlar için orası ne dehşetli bir yerdir!"
Orada sonsuza dek kalmak üzere cehennem kapılarından girin. . . Benlik - kibir sahiplerinin yaşam ortamı ne kötüdür!
İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür.
İçinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin dönüp gidecekleri yer ne çirkindir!
"Sürekli kalacağınız cehennemin kapılarından girin!" Büyüklük taslayanlar, artık, ne kötü bir yerde kalacaklar.
"Süreli olarak kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Büyüklenenlerin konaklama yeri ne kötüdür!"
Sürekli kalmak üzere cehennemin kapılarından giriniz. Büyüklük taslayanların yeri ne de kötüdür.
Sürekli kalmak üzere cehennemin kapılarından giriniz. Büyüklük taslayanların yeri ne de kötüdür.
Girin cehennemin kapılarından, içlerinde ebedi kalmak üzere. Bak o kibirlenenlerin yeri, ne çirkindir!
Girin Cehennemin kapılarına içlerinde muhalled kalmak üzere, bak ne çirkin mevkıi o kibirlenenlerin
Orada sürekli kalmak üzere Cehennem'in kapılarından girin. İşte, büyüklenenlerin yeri ne kötüdür!
Orada sürekli kalmak üzere Cehennem'in kapılarından girin. İşte, büyüklenenlerin yeri ne kötüdür!
Orada sürekli kalmak üzere Cehennem'in kapılarından girin. İşte, büyüklenenlerin yeri ne kötüdür!
İçinde ebedi kalıcılar olarek cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür.
Cehennem kapılarından, içinde ebedi kalıcı olarak, girin. (Bak), o kibirlenenlerin dönüb gidecekleri yer, ne çirkindir!
İçinde ebediyyen kalıcı olarak cehenneme kapılarından girin. Kibirlenenlerin dönüp gidecekleri yer ne kötüdür.
(66-77) Deki; ben Allah’ın dışında dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım / men edildim, zira bana Rabbimden açıklamalar / beyanatlar geldi ve bana alemlerin rabbine teslim olmam emredildi. O ki sizi topraktan sorasında da nutfeden sonra da alakadan yarattı, sonra sizleri çocuk olarak / tıfıl olarak çıkardı, ardından ergenlik çağına eriyorsunuz sonra da olgun / yaşlı hale geliyorsunuz, sizden birileri bunun öncesinde vefat ediyor / mevta oluyor, belli bir süreye / ecele ulaşıyorsunuz, böylelikle belki akledersiniz. O sizi diriltir ve öldürür O’nun işi gerçekleştirmesi ona ol demesidir o da (iş te) oluverir. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misiniz? Nasıl da değişiyorsunuz / sarraf (değiştirici) Kitabı ve Resullerimize onda (kitapta) gönderdiklerimizi yalanlayanları görmedin mi? İleri de bileceksiniz! Boyunlarında halkalar / tasmalar ve zincirler olarak sürüklenecekler. Kaynayan sıcaklıkta sonrasında da ateşte kavrulacaklar. Sonra onlara Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede denilecek, onlarda diyecekler ki bizlerden saptılar / ayrıldılar. Bilakis biz bundan önce herhangi bir şeye dua etmez idik. Allah işte böylece kafirleri saptırır. İşte bu, arzda haksız yere şımarmanız (ferah) ve böbürlenmenizden dolayıdır. Cehennemin kapılarından orada sürekli kalıcı olarak girin, büyüklenenler için / kibirlenenler için ne kötü bir yerdir. Sabret! Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır, artık sana onlara vadettiklerimizden bazıla rını göstereceğiz , ya da seni vefat ettireceğiz , Onların gerisin geri dönüşleri de bizedir. 78,79,80,81,82,83,84,85 ÖNCEKİ RESULLER DE SABRETTİLER Kesin olan şu ki, senden önce de onların kendi içlerinden Resuller gönderdik, onlardan kimilerini sana anlattık kimilerini anlatmadık, Resuller, Allah’ın izni dışında ayet getiremezler , Allah’ın emri geldiğinde de hükmü gerçekleştirilir, işte burada geçersizler / batıllar hasara uğradılar. Allah ki sizin için üzerlerine binesiniz diye hayvanlar yaptı, o nlardan yiyorsunuz da. Onlarda sizler için faydalar /menfaatler vardır, göğsünüzdeki bir ihtiyacınıza / hacetinize onlarla ulaşırsınız / erişirsiniz , onlarla / hayvanlarla ve gemilerle taşınırsınız. O ayetlerini size gösteriyor hangi ayete artık belli değil diyebilirsiniz / inkâr edebilirsiniz. Yeryüzünde gezmediler mi? Ve bakmadılar mı? Onlardan öncekilerinin sonuçları / akıbetleri nasıl olmuş? Onlardan daha çoğunlukta, arzda kuvvetçe ve eserce daha şiddetli idiler, öyle iken kazandıkları onlara bir fayda sağlamadı. Onlara resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldiklerinde ilimden kendilerinin yanında olanı sebebiyle şımardılar / ferahladılar, alay ettikleri şeyler de kendilerini kuşatıverdi. Sertelmemizi / be’simizi görünce dediler ki Allah’a ve onun birliğine iman ettik ve ona ortak koştuklarımızı yok saydık. Artık sertelmemizi / be’simizi gördükten sonraki imanları onlara fayda sağlayıcı değildir , Allah’ın kulları hakkındaki iş yapış şekli / sünneti budur , işte burada kafirler hasara uğradılar.
Onlara: “Ebedî kalmak üzere Cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir).
"Cehennemin kapılarından girin, orada ebedi kalacaksınız. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!"
(Onlara şöyle denir:) "Ölümsüz olarak kalmak üzere cehennemin kapılarından girin! Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür dipnot 1 !"
"Cehennemde (ceza çekeceğiniz yerin) kapılarından dipnot 1 , bir daha çıkmamak üzere girin! Kendini büyük görenlerin yeri ne kötüymüş!"
Girin cehennemin kapılarından, içinde kalmak üzere... Büyüklük taslayanlara ne kötü bir mesken!
Girin cehennemin kapılarından, içinde kalmak üzere... Büyüklük taslayanlara ne kötü bir mesken!
Girin cehennemin kapılarından; sürekli kalacaksınız içeride. Kibirlenenlerin barınağı ne de kötüymüş!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.