Mücâdele suresi · 8–13. ayetler

Gizli konuşma âdâbı ve meclislerde yer açmak

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mücâdele suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mücâdele suresi, 8. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نُهُوا۟ عَنِ ٱلنَّجْوَىٰ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَيَتَنَٰجَوْنَ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَإِذَا جَآءُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ ٱللَّهُ وَيَقُولُونَ فِىٓ أَنفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا ٱللَّهُ بِمَا نَقُولُ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah'ın seni selamlamadığı selamla selamlıyorlar. İçlerinden de, "Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası!

    Mehmet Okuyan

    Gizli konuşmaktan engellendikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Elçi'ye isyan konusunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamlamadığı şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de "Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" diyorlar. Onlara cehennem yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey Peygamber!) Gizli görüşmeden men edilen, sonra da men edildikleri şeye tekrar dönenleri görmedin mi? İşte onlar günah, düşmanlık ve Rasul'e isyan hususunda gizli kapaklı işler çeviriyorlar. Ne zaman sana gelseler, Allah'ın seni selamlamadığı biçimde seni selamlıyorlar ve kendi aralarında "Hadi bakalım, Allah sözlerimizden dolayı bizi cezalandırsa ya!" diyorlar. Cehenneme kadar yolları var! Oraya dikilecekler! O ne kötü son duraktır.

    Muhammed Esed

    (Ve sen ey Muhammed!) gizli konuşmalar (yoluyla dolap çevirmek)ten men edilen, ama men edildikleri şeye (tekrar) başvurmaktan kaçınmayanların ve kötülükte bulunmaya, saldırganlığa ve Elçi'ye karşı gelmeye niyetlenerek fesatlık kuranların farkında değil misin? Bu (insan)lar, sana ne zaman yaklaşsalar Allah'ın asla hoş görmeyeceği tarzda seni selamlarlar ve birbirlerine: "Allah neden söylediklerimizden dolayı bizi cezalandırmıyor?" derler. Cehennemdir onların payına düşecek olan, onlar işte oraya girecekler; o, ne kötü bir duraktır!

    Ahmed Hulusi

    Görmedin mi şu kimseleri ki, fısıldaşmaktan (ikiyüzlülükten) yasaklandıkları halde tekrar yasaklandıkları şeye döndüler. Kötülük, düşmanlık ve Rasule isyan konusunda fısıldaşıyorlar. . . (Yahudiler) sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı şeyle selamlıyorlar; içlerinde ise: "Dediğimiz yanlış olsaydı Allah bize azap verirdi" derler. . . Cehennem yeter onlara! Ona maruz kalacaklar. . . Ne kötü dönüş yeridir o! (Not: Yahudiler, fonetik yakınlık dolayısıyla, ağız - dil çabukluğu da yaparak "es Selam'u aleyke" yerine "es Samu aleyke" derlerdi ki anlamı "sana ölüm olsun" demektir. . . Münafıkların bu tür selamlarına Hz. Rasulullah sadece "Aleyküm" der, o bedduayı üzerine almadığını ifade için "VE aleyküm" demezdi! Hz. Rasulullah'a bu tür hitap eden Yahudilere, Hz. Ayşe "aleykümüs Sam ve laanekümüllah ve ğadibe aleyküm" yani "ölüm size olsun, Allah size lanet ve gazap etsin" deyince Hz. Rasulullah: "Ya Ayşe. . . Allah gereğinden fazla söyleyeni sevmez" buyurarak; aksiyona, aksiyon ölçüsünü aşan reaksiyondan engelledi. )

    Ali Bulaç

    'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men edilip sonra men edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamlamadığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya!" derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: "Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası!

    Ali Rıza Safa

    Gizli konuşmalardan yasaklandıktan sonra, yasaklandıkları şeye dönenlerin; suç işlemek, düşmanlık ve elçiye karşı gelmeyi gizlice konuştuklarını görmüyor musun? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı biçimde seni selamlıyorlar. dipnot 505 Oysa kendi aralarında; "Allah, söylediklerimizden dolayı bizi cezalandırsa ya?" diyorlar. Cehennem onlara yeter; oraya yaslanırlar. Sonunda, ne kötü bir varış yeridir.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 505
      İkiyüzlüler, Muhammed peygamberi överek ve abartılı biçimde selamlayarak onu aldatmak için uğraşmışlardır. Bu övgülerin ve selamların aslında içten olmadığı, bu ayetle birlikte 63:1,2 ayetlerinde Muhammed peygambere ve tüm inananlara bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Gizli konuşmaktan yasaklandıktan sonra o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda gizlice toplananları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. İçlerinden de, "Söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?" diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Orası ne kötü varış yeridir!

    Edip Yüksel

    Gizli toplantılar yapmaktan menedildikleri halde hala menedildikleri işte ısrar edenler dikkatini çekmedi mi? Onlar günah işlemek, düşmanlıkta bulunmak ve elçiye itaatsizlik etmek amacıyla kulis yapıyorlar. Sana geldiklerinde, ALLAH'ın seni selamlamadığı bir biçimde selamlıyorlar. Kendi aralarında, "Söylediklerimizden ötürü ALLAH bizi cezalandırsa ya!" derler. Cehennem onlara yeter. Orada yanarlar; ne kötü bir duraktır orası.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gizli toplantılar yapmaktan menedildikleri halde hala menedildikleri işte israr edenler dikkatini çekmedi mi? Onlar günah işlemek, düşmanlıkta bulunmak ve elçiye itaatsizlik etmek amacıyla kulis yapıyorlar. Sana geldiklerinde, ALLAH'ın seni selamlamadığı bir biçimde selamlıyorlar. Kendi aralarında, 'Söylediklerimizden ötürü ALLAH bizi cezalandırsa ya!' derler. Cehennem onlara yeter. Orada yanarlar; ne kötü bir duraktır orası.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bakmaz mısın şunlara ki, gizli konuşmaktan yasaklandılar da sonra dönüp yasaklandıkları şeyi yapıyorlar; günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelme hususunda fısıldaşıyorlar. Yanına geldikleri zaman da seni Allah'ın sağlıklamadığı (selamlamadığı) bir tarzda sağlıklıyorlar ve kendi içlerinden de: "Allah, bize söylediklerimiz yüzünden azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter, ona yaslanacaklardır. Artık o ne kötü akibettir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmaz mısın şunlara: Gizli konuşmadan nehyedildiler de sonra dönüp nehyolundukları şeyi yapıyorlar, günah, udvan ve Peygambere ısyan fısıldaşıyorlar, yanına geldiklerinde de seni Allahın sağlıklamadığı bir suretle sağlıklıyorlar, kendi içlerinde de Allah bizi söylediklerimizle ta'zib etse ya! Diyorlar, Cehennem onlara yeter, ona yaslanacaklar, artık o, ne fena akıbettir

    Erhan Aktaş

    Gizlilik içinde konuşmaktan dipnot 1 yasaklandıkları halde, bu yasağa uymayarak günah, düşmanlık ve Resul'e karşı gelmek amacıyla gizlilik içinde bir araya gelenlerden haberin var mı? Sana geldikleri zaman, Allah'ın seni selamlamadığı şeyle seni selamlarlar. dipnot 2 Kendi aralarında da: "Söylediğimiz şeylerden dolayı Allah bize azap etse ya! dipnot 3 " diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Ona yaslanacaklar. Orası ne kötü varış yeridir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aralarında kötü niyetle, kötülük yapmak düşüncesiyle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kitap Ehli ve Münafıklar "Es-selamu aleyk." (Üzerine selam olsun) yerine, (üzerine ölüm olsun) anlamında "Es-sammu aleyk." diye selam veriyorlardı. Samm; zehir, zıkkım, ölüm anlamına gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Gerçekten Nebi olsaydı, söylediklerimizden dolayı Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gizlilik içinde konuşmaktan dipnot 1 yasaklandıkları halde, bu yasağa uymayarak günah, düşmanlık ve Resul'e karşı gelmek amacıyla gizlilik içinde bir araya gelenlerden haberin var mı? Sana geldikleri zaman, Allah'ın seni selamlamadığı şeyle seni selamlarlar. dipnot 2 Kendi aralarında da: "Söylediğimiz şeylerden dolayı Allah bize azap etse ya!" dipnot 3 diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Ona yaslanacaklar. Orası ne kötü varış yeridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aralarında kötü niyetle, kötülük yapmak düşüncesiyle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ehli Kitap ve münafıklar "Es-selamu aleyk." (Üzerine selam olsun) yerine, (üzerine ölüm olsun) anlamında "Es-sammu aleyk." diye selam veriyorlardı. Samm; zehir, zıkkım, ölüm anlamına gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Gerçekten nebi olsaydı, söylediklerimizden dolayı Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gizlilik içinde konuşmaktan dipnot 1 yasaklandıkları halde, bu yasağa uymayarak günah, düşmanlık ve Rasul'e karşı gelmek amacıyla gizlilik içinde bir araya gelenlerden haberin var mı? Sana geldikleri zaman, Allah'ın seni selamlamadığı şeyle seni selamlarlar. dipnot 2 Kendi aralarında da: "Söylediğimiz şeylerden dolayı Allah bize azap etse ya!" dipnot 3 diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Ona yaslanacaklar. Orası ne kötü varış yeridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aralarında kötü niyetle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ehli Kitap ve münafıklar "Es-selamu aleyk." (Üzerine selam olsun) yerine, (üzerine ölüm olsun) anlamında "Es-sammu aleyk." diye selam veriyorlardı. Samm; zehir, zıkkım, ölüm anlamına gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Gerçekten nebi olsaydı, söylediklerimizden dolayı Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?"

    Gültekin Onan

    'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men edilip sonra men edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygambere isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman seni Tanrı'nın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Tanrı bize azab etse ya" derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.

    Hasan Basri Çantay

    Fısıltı (ile konuşmak) dan men'edilib de sonra men'edildikleri (o haale) dönmekde ve günahı, düşmanlığı ve peygambere ısyaanı fısıldaşmakda olanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni Allahın selamlamadığı bir şeyle selamlarlar. Kendi aralarında da "Allah bizi söyleye geldiğimiz yüzünden azablandırmalı değil miydi?" derler. Onlara cehennem yeter. Oraya girecekler, işte o, ne kötü dönüş yeridir!

    İbni Kesir

    Gizli gizli konuşmaktan men'edildikleri halde, men'edildikleri şeyi yapmaya kalkışanlarla günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizlice konuşanları görmedin mi? Sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı bir şeyle selamlarlar. Kendi aralarında da: Söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azab etmesi gerekmez miydi? derler. Onlara cehennem yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir.

    Mehmet Alagaş

    (7-10) Muhakkak ki Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa bildiğini görmedin mi? Üç kişi her neyi fısıldaşıyor olursa / neyi gizli konuşuyorlarsa O, onların dördüncüsüdür, hayır beş kişi iseler, O, onların altıncısıdır, bundan daha az ve de daha fazla olsalar bile ve her nerede olsalar dahi, O, onlarla beraberdir , sonra onlara yaptıkları kıyamet günü haber veri lir, muhakkak ki Allah her şeyi bilendir. Fısıldaşmaları / gizli konuşmaları yasak edildiği halde tekrar yasaklandıkları şeye geri dönenleri görmedin mi? Kötülük ve düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşıyorlar, sana geldiklerinde ise sana, Allah’ın seni selamlamadığı şekilde selam veriyorlar (Güya biz anlamıyoruz) kendilerince diyorlar ki; bu dediğimiz nedeniyle Allah bize azap etsin ya? Onlara cehennem yeterlidir , oraya salınacaklar, ne kötü bir varış yeridir. Ey iman edenler, siz fısıldaştığınızda, kötülük, düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşmayın, dürüstlük ve sakınma üzerine fısıldaşın, Onunla bir araya getirileceğiniz Allah’tan sakınınız. Muhakkak ki fısıldaşma şeytandandır, iman edenlerin üzülmesi içindir , Allah’ın izni hariç müminlere herhangi bir zarar verecek değildir, Müminler Allah’ı vekil tayin etsinler / Allah’a tevekkül etsinler. 11,12,13, EY İMAN EDENLER MECLİS ADAPLARINA UYUN RESULLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME ÖNCESİNDE SADAKA VERİN) Ey iman edenler; meclislerde yer açın denildiğinde hemen yer verin ki Allah’ta size yer açsın. Kalkın gidin denildiğinde de kalkın gidin ki Allah ta sizden, iman edenlerin ve ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler; Resulle gizlilik içeren bir konuşma istediğiniz de elinizle sadaka / bağlılık göstergesi sunun, bu sizin için hayırlıdır ve daha temizdir. (Hayatta da “biraz özel görüşebilir miyiz” teklifi geldiğinde sadaka ödenmesi vurgulanmalıdır) Eğer sadaka bulamaz iseniz muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Ellerinizle gizli konuşma sadakasını sunmaya kıyamadınız mı? Madem yapamadınız, Allah sizin vazgeçmenizi kabul etti , artık namazınızı kalkıp kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne uyun / itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gizlice konuşmaktan men edilip de, men edildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve Peygambere isyanı (aralarında) fısıldaşmakta olanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selamlamadığı selamla selamlıyorlar. İçlerinden de; “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası!

    Süleyman Ateş

    Görmedin mi şu adamları ki gizli gizli konuşmaktan menedildikleri halde yine o menedildikleri işe dönüyorlar; günah, düşmanlık, Elçiye isyan hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar ve kendi içlerinde de: "Bu dediğimizden ötürü Allah bize azab etse ya" diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü gidilecek yerdir orası!

    Süleymaniye Vakfı

    (Belli konularda) gizli konuşmaktan yasaklanan dipnot 1 sonra yasaklandıkları şeye dönüp günah işleme, düşmanlık etme ve elçiye karşı gelme konularında aralarında gizli gizli konuşanları görmedin mi dipnot 2 ? Onlar, yanına geldiklerinde Allah'ın senin için kullanmadığı kelimelerle sana (güya) iyilik dileğinde bulunurlar. Kendi aralarında da şöyle derler: "Söylediğimiz bu sözden dolayı Allah bize azap etse ya!" Cehennem onlara yeter! Onlar oraya girip kalacaklardır. Ne kötü hale gelmektir o dipnot 3 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir sonraki ayette bu yasakların müminlere konduğu açıkça ifade edildiği için yasakları, gizli gizli çiğneyen kişilerin önce mümin sonra kafir olan ve bu kafirliklerini gizleyen münafıklar olduğu anlaşılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yasaklanmasına rağmen, yasağı çiğneyerek günah işleme, düşmanlık etme ve elçiye karşı gelme konularında, aralarında gizlice konuşmaya devam edenleri hiç görmedin mi? Onlar, yanına geldiklerinde Allah'ın selamlamadığı bir selamla seni selamlar dipnot 1 ve birbirlerine şöyle derler: "Söyleyip durduğumuz bu sözler yüzünden Allah bize azap etse ya!" Onların hakkından Cehennem gelir. Onlar oraya gireceklerdir. Ne kötü hale gelmektir o.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Şaban Britch

    Gizli konuşmaktan yasaklanıp da sonra yine de yasaklandıkları şeye dönenleri görmez misin? Günah, düşmanlık ve Rasûle isyan hususunda gizlice fısıldaşıyorlar. Senin yanına geldiklerinde seni Allah’ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi? Onlara Cehennem yeter. Oraya atılacaklar. Ne kötü dönüş yeri!

    Şaban Piriş

    Gizli toplantıları yasaklanıp da sonra yine de yasaklandıkları şeye dönenleri görmez misin? Günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda gizlice fısıldaşıyorlar. Senin yanına geldiklerinde seni Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi kendilerine de: -Bu söylediklerimiz sebebiyle Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi? diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Oraya atılacaklar. Ne kötü bir yer!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi şu fısıldaşmaktan yasaklananları ki, biraz sonra, yasaklanmış oldukları şeye dönüyorlar ve günah, düşmanlık, peygambere isyan konusunda fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde, seni Allah'ın selamlamadığı biçimde selamlıyorlar. Kendi içlerinde ise şöyle diyorlar: "Söylediğimiz şey yüzünden Allah bize azap etse ya!" Cehennem yeter onlara. Girecekler oraya. Ne kötü dönüş yeridir o!

  2. Mücâdele suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mücâdele suresi, 9. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَنَٰجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Aranızda özel konuşacağınız zaman günah, düşmanlık ve Elçi'ye isyan konusunda gizlice konuşmalar yapmayın! İyilik ve takvâyı (duyarlılığı) konuşun! dipnot 1 Yalnızca kendi huzuruna toplanacağınız Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:114. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Gizli görüşme yapacaksanız (bile), günah, düşmanlık ve Rasul'e isyan hususunda gizli görüşme yapmayın da, bari iyilik ve takva üzre gizli görüşme yapın! Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!

    Muhammed Esed

    (O halde,) ey iman etmiş olanlar, gizli konuşmalarınızda, kötü fiiller, saldırgan davranışlar ve Elçi'ye itaatsizlik niyetiyle fesat kurmayı bırakın; (bunun yerine) fazilet ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci üzerinde görüşmeler yapın ve (her zaman) huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Birbirinizle fısıldaştığınızda kötülük, düşmanlık ve Rasule isyan konusunda fısıldaşmayın. . . (Allah'a) yakınlığı sağlayıcı fiiller ve korunmayı getirici davranışlar hakkında fısıldaşın! O'na haşrolunacağınız Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için yanlış yapmaktan) korunun!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı fısıldaşıp konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvâyı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Aranızda gizli konuştuğunuzda, suç işlemek, düşmanlık ve elçiye karşı gelmek konusunda artık fısıldaşmayın. İyilik ve sorumluluk bilinci konusunda konuşun ve karşısında toplanacağınız Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Gizlice toplanıp konuşursanız; günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelme hususunda toplanmayınız. Ancak iyilik ve takva konusunda toplanıp konuşunuz. Huzurunda toplanacağınız Allah'a saygı duyunuz.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, gizli görüştüğünüz vakit günah, düşmanlık ve elçiye isyan için konuşmayın; iyilik ve erdemlilik için konuşun. Huzuruna toplanacağınız ALLAH'ı dinleyin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, gizli görüştüğünüz vakit günah, düşmanlık ve elçiye isyan için konuşmayın; iyilik ve erdemlilik için konuşun. Huzuruna toplanacağınız ALLAH'ı dinleyin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, sizler fısıldaştığınız zaman, aranızda günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takvayı fısıldaşın! Allah'tan korkun ki, O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Sizler fısıldaştığınız vakıt günah, udvan ve Peygambere ısyan fısıldaşmayın iyilik ve takva fısıldaşın ve Allahdan korkun ki ona haşrolunacaksınız

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Bir araya geldiğiniz zaman, aranızda günah, düşmanlık ve Resul'e karşı gelmek amacıyla görüşme yapmayın. Görüşmelerinizi birr dipnot 1 ve takva dipnot 2 konusunda yapın. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı takva sahibi olun.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi, yararlı ve doğru olan her şey, bütün iyilikler, bağışlamak, sadakat, samimiyet, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey inananlar! Bir araya geldiğiniz zaman, aranızda günah, düşmanlık ve Resul'e karşı gelmek amacıyla görüşme yapmayın. Görüşmelerinizi birr dipnot 1 ve takva dipnot 2 konusunda yapın. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı takva sahibi olun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey inananlar! Bir araya geldiğiniz zaman, aranızda günah, düşmanlık ve Rasul'e karşı gelmek amacıyla görüşme yapmayın. Görüşmelerinizi birr dipnot 1 ve takva dipnot 2 konusunda yapın. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı takva sahibi olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birr; hayır, iyilik, ihsan, bağış, itaat, doğruluk, adalet, gerçeklilik, sevgi demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygambere isyanı fısıldaşıp konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Tanrı'dan sakının.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, aranızda gizli konuşacağınız vakit günahı, düşmanlığı, peygambere isyanı fısıldaşmayın. iyiliği, takvayı fısıldasın ve ancak huzuurunda toplanacağınız Allahdan korkun.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; aranızda gizli konuşacağınız zaman; günahı, düşmanlığı ve Peygambere isyanı fısıldaşmayın. Birr'i, takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.

    Mehmet Alagaş

    (7-10) Muhakkak ki Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa bildiğini görmedin mi? Üç kişi her neyi fısıldaşıyor olursa / neyi gizli konuşuyorlarsa O, onların dördüncüsüdür, hayır beş kişi iseler, O, onların altıncısıdır, bundan daha az ve de daha fazla olsalar bile ve her nerede olsalar dahi, O, onlarla beraberdir , sonra onlara yaptıkları kıyamet günü haber veri lir, muhakkak ki Allah her şeyi bilendir. Fısıldaşmaları / gizli konuşmaları yasak edildiği halde tekrar yasaklandıkları şeye geri dönenleri görmedin mi? Kötülük ve düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşıyorlar, sana geldiklerinde ise sana, Allah’ın seni selamlamadığı şekilde selam veriyorlar (Güya biz anlamıyoruz) kendilerince diyorlar ki; bu dediğimiz nedeniyle Allah bize azap etsin ya? Onlara cehennem yeterlidir , oraya salınacaklar, ne kötü bir varış yeridir. Ey iman edenler, siz fısıldaştığınızda, kötülük, düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşmayın, dürüstlük ve sakınma üzerine fısıldaşın, Onunla bir araya getirileceğiniz Allah’tan sakınınız. Muhakkak ki fısıldaşma şeytandandır, iman edenlerin üzülmesi içindir , Allah’ın izni hariç müminlere herhangi bir zarar verecek değildir, Müminler Allah’ı vekil tayin etsinler / Allah’a tevekkül etsinler. 11,12,13, EY İMAN EDENLER MECLİS ADAPLARINA UYUN RESULLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME ÖNCESİNDE SADAKA VERİN) Ey iman edenler; meclislerde yer açın denildiğinde hemen yer verin ki Allah’ta size yer açsın. Kalkın gidin denildiğinde de kalkın gidin ki Allah ta sizden, iman edenlerin ve ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler; Resulle gizlilik içeren bir konuşma istediğiniz de elinizle sadaka / bağlılık göstergesi sunun, bu sizin için hayırlıdır ve daha temizdir. (Hayatta da “biraz özel görüşebilir miyiz” teklifi geldiğinde sadaka ödenmesi vurgulanmalıdır) Eğer sadaka bulamaz iseniz muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Ellerinizle gizli konuşma sadakasını sunmaya kıyamadınız mı? Madem yapamadınız, Allah sizin vazgeçmenizi kabul etti , artık namazınızı kalkıp kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne uyun / itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşurken günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takva konusunda konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun!

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, aranızda gizli konuştuğunuz zaman günah, düşmanlık ve Elçiye karşı gelme üzerinde konuşmayın; iyilik ve takva üzerinde konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Gizli konuşma yapacağınızda, o konuşmayı sakın günah işleme, düşmanlık etme ve elçiye karşı gelme konularında yapmayın. Ama erdemlilik ve takva /yanlışlardan sakınma konusunda gizli konuşma yapabilirsiniz dipnot 1 . Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Sakın günah, düşmanlık, elçiye karşı gelme konularında aranızda gizli konuşma yapmayın dipnot 1 . Ama iyilik ve takva (kendinizi koruma) dipnot 2 konusunda yapabilirsiniz. Bir gün topluca huzuruna çıkarılacağınız Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her mümin, her an yoldan çıkabilir. Bu sebeple gizli açık, her türlü davranışlarımızda dikkatli olmak zorundayız.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'tan çekinerek kendini ve fıtratı koruma. Bakınız Bakara 2/2 ve dipnotu.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşurken günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmek hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takva konusunda konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun!

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, aranızda gizli konuşurken günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmek hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takva konusunda konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Aranızda fısıldaştığınız zaman, günah, düşmanlık ve resule isyan hususlarında fısıldaşmayın; hayırda erginlik/dürüstlük ve takva konusunda fısıldaşın. Huzurunda haşredileceğiniz Allah'tan sakının!

  3. Mücâdele suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mücâdele suresi, 10. ayet. إِنَّمَا ٱلنَّجْوَىٰ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ لِيَحْزُنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيْسَ بِضَآرِّهِمْ شَيْـًٔا إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    O kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, mü'minlere hiçbir zarar verebilecek değildir. Öyle ise mü'minler ancak Allah'a tevekkül etsinler.

    Mehmet Okuyan

    Gizli konuşmalar sadece şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Allah'ın izni olmadıkça (şeytan onlara) hiçbir zarar veremez. Müminler yalnızca Allah'a güvensinler!

    Mustafa İslamoğlu

    (Bunun dışında kalan) gizli görüşmelerin tümü, sadece mü'minlere üzüntü vermeyi amaçlayan Şeytani bir eylemdir; ne ki Allah'ın izni olmadan, onlara hiçbir zararı dokunamaz: artık inananlar sadece Allah'a dayansınlar.

    Muhammed Esed

    (Öteki her türlü) gizli konuşmalar yalnızca şeytanın işidir, o ki inananlara bu şekilde üzüntü verir; ama Allah'ın izni olmadıkça onlara hiçbir zarar veremez; inananlar yalnızca Allah'a güvensinler!

    Ahmed Hulusi

    Fısıldaşma (suç olan fiskoslar) şeytandandır (şeytani fikirler); iman edenleri mahzun etmek için! Allah izni müstesna, (şeytani fikirleri) onlarda (iman edenlerde) hiç zarar açığa çıkartamaz! İman edenler Allah'a tevekkül etsinler.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dendir. Oysa Allah'ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.

    Ali Özek ve heyeti

    Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayanıp güvensinler.

    Ali Rıza Safa

    Gizli konuşmalar, inananlara üzüntü vermek için ancak şeytandan gelir. Oysa Allah'ın izni olmadıkça, onlara bir dokunca veremez. İnananlar, artık Allah'a güvensinler.

    Bayraktar Bayraklı

    İnananları üzmek için gizli toplantılar yapmak, şeytandandır. Halbuki, Allah'ın izni olmadan şeytan onlara hiçbir zarar veremez. İnananlar yalnız Allah'a güvensinler.

    Edip Yüksel

    Komplo toplantıları sapkındandır. Bu yolla iman edenleri incitmek ister. Oysa ALLAH'ın izni olmadan onlara hiçbir zarar veremez. Gerçeği onaylayanlar ALLAH'a güvensinler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Komplo toplantıları şeytandandır. Bu yolla inananları incitmek ister. Oysa ALLAH'ın izni olmadan onlara hiç bir zarar veremez. İnananlar ALLAH'a güvensinler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gizli konuşmalar (o fiskos) yalnızca şeytandandır; inananları üzmek için; oysa Allah'ın izni olmadan onlara bir zarar verecek değildir. Mü'minler de onun için hep Allah'a dayansınlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gizli konuşmalar, (o fiskos) sırf Şeytandandır, iyman etmiş olanları kederlendirmek için, halbuki onlara bir şey zarar ettirecek değildir, meğerki Allahın izniyle ola, müminler de onun için hep Allaha dayansınlar

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz gizlilik içinde dipnot 1 yapılan görüşmeler, İman Edenler'i üzmek için şeytancadır. dipnot 2 Oysa şeytan, Allah'ın izni dipnot 3 olmadıkça onlara bir sıkıntı verecek değildir. Öyleyse Mü'minler Allah'a tevekkül dipnot 4 etsinler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Art niyetli olarak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytanın kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikatten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre," Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz gizlilik içinde dipnot 1 yapılan görüşmeler, inananları üzmek için şeytancadır dipnot 1 . Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça onlara bir sıkıntı verecek değildir. Öyleyse Mü'minler Allah'a tevekkül dipnot 3 etsinler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Art niyetli olarak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sözcük anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, hakka, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz gizlilik içinde dipnot 1 yapılan görüşmeler, inananları üzmek için şeytancadır. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça onlara bir sıkıntı verecek değildir. Öyleyse inananlar Allah'a tevekkül dipnot 2 etsinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Art niyetli olarak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis), inananları üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dendir. Oysa Tanrı'nın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde inançlılar yalnızca Tanrı'ya tevekkül etsinler!

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle) fısıltı sırf şeytandandır. iman edenleri tasaya düşürmek içindir bu. Halbuki bu, Allahın izni olmaksızın, onlara (mü'minlere) hiçbir şeyle zarar verici değildir. O halde mü'minler ancak Allaha güvenib dayansın (lar).

    İbni Kesir

    Gizli konuşmalar, ancak iman edenleri üzmek için şeytandandır. Halbuki Allah'ın izni olmadıkça onlara hiç bir şeyle zarar veremez. Mü'minler, Allah'a tevekkül etsinler.

    Mehmet Alagaş

    (7-10) Muhakkak ki Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa bildiğini görmedin mi? Üç kişi her neyi fısıldaşıyor olursa / neyi gizli konuşuyorlarsa O, onların dördüncüsüdür, hayır beş kişi iseler, O, onların altıncısıdır, bundan daha az ve de daha fazla olsalar bile ve her nerede olsalar dahi, O, onlarla beraberdir , sonra onlara yaptıkları kıyamet günü haber veri lir, muhakkak ki Allah her şeyi bilendir. Fısıldaşmaları / gizli konuşmaları yasak edildiği halde tekrar yasaklandıkları şeye geri dönenleri görmedin mi? Kötülük ve düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşıyorlar, sana geldiklerinde ise sana, Allah’ın seni selamlamadığı şekilde selam veriyorlar (Güya biz anlamıyoruz) kendilerince diyorlar ki; bu dediğimiz nedeniyle Allah bize azap etsin ya? Onlara cehennem yeterlidir , oraya salınacaklar, ne kötü bir varış yeridir. Ey iman edenler, siz fısıldaştığınızda, kötülük, düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşmayın, dürüstlük ve sakınma üzerine fısıldaşın, Onunla bir araya getirileceğiniz Allah’tan sakınınız. Muhakkak ki fısıldaşma şeytandandır, iman edenlerin üzülmesi içindir , Allah’ın izni hariç müminlere herhangi bir zarar verecek değildir, Müminler Allah’ı vekil tayin etsinler / Allah’a tevekkül etsinler. 11,12,13, EY İMAN EDENLER MECLİS ADAPLARINA UYUN RESULLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME ÖNCESİNDE SADAKA VERİN) Ey iman edenler; meclislerde yer açın denildiğinde hemen yer verin ki Allah’ta size yer açsın. Kalkın gidin denildiğinde de kalkın gidin ki Allah ta sizden, iman edenlerin ve ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler; Resulle gizlilik içeren bir konuşma istediğiniz de elinizle sadaka / bağlılık göstergesi sunun, bu sizin için hayırlıdır ve daha temizdir. (Hayatta da “biraz özel görüşebilir miyiz” teklifi geldiğinde sadaka ödenmesi vurgulanmalıdır) Eğer sadaka bulamaz iseniz muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Ellerinizle gizli konuşma sadakasını sunmaya kıyamadınız mı? Madem yapamadınız, Allah sizin vazgeçmenizi kabul etti , artık namazınızı kalkıp kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne uyun / itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, Müminler'e hiçbir zarar veremez. Öyle ise Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.

    Süleyman Ateş

    Gizli konuşma (fiskos) şeytandandır. (Şeytan insanları bu yola iletir ki) inananlar üzülsünler. Oysa o, Allah'ın izni olmadıkça mü'minlere hiçbir zarar veremez. Mü'minler Allah'a dayansınlar.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yasaklanan) gizli konuşmalar ancak şeytandan kaynaklanır ve inanıp güvenenleri üzmek için yapılır. Gerçek şu ki Allah'ın onayı olmadan o konuşmalar inanıp güvenenlere hiçbir şekilde zarar verecek değildir dipnot 1 . Müminler sadece Allah'a güvenip dayansınlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Günah, düşmanlık ve elçiye karşı gelmek için yapılan) gizli konuşma şeytan işidir. O, bunu, inanıp güvenenleri üzmek için yapar. Oysa Allah'ın onayı olmadan onlara hiç bir kötülük yapamaz. İnanıp güvenenler sadece Allah'a dayansınlar.

    Şaban Britch

    Gizli fısıldaşmalar şeytandandır. Böylece iman edenleri üzmek ister. Fakat onlara, Allah’ın izni olmadıkça hiçbir zarar veremez. Müminler yalnızca tevekkül etsinler Allah’a!

    Şaban Piriş

    Gizli fısıldaşmalar şeytandandır. İman edenleri üzmek ister. Fakat onlara, Allah'ın izni olmadıkça hiçbir zarar veremez. Müminler güvensinler Allah'a!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Fısıltı, inananları kederlendirmek için ancak şeytandan gelir. Bununla birlikte o, Allah'ın izni olmadıkça inananlara hiçbir zarar veremez. Müminler sadece Allah'a güvenip dayansınlar.

  4. Mücâdele suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mücâdele suresi, 11. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا۟ فِى ٱلْمَجَٰلِسِ فَٱفْسَحُوا۟ يَفْسَحِ ٱللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ ٱنشُزُوا۟ فَٱنشُزُوا۟ يَرْفَعِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ دَرَجَٰتٍ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Size, "Meclislerde yer açın" denildiği zaman açın ki, Allah da size genişlik versin. Size, "Kalkın", denildiği zaman da kalkın ki, Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Size "Meclislerde yer açın!" denince yer açın dipnot 1 ki Allah da size genişlik versin. Size "Kalkın!" denince kalkın ki dipnot 2 Allah da içinizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [tefessehû], [fe'fsehû] ve [yefsahi] gibi kelimeler Kur'an'da sadece bu ayette yer almakta, "yer açmak", "yer genişletmek" anlamına gelmektedir. Yine Kur'an'da sadece bu ayette geçen [el-mecâlis] sözcüğü ise "meclisler", "toplantı alanları", "ortak etkinlik alanları", "sosyal etkinlik yerleri" gibi anlamlar içermektedir. Bu şekilde müminlerin hem "toplantı alanlarında", hem de daha geniş bir anlamda olmak üzere "sosyal hayata dair etkinliklerde" birbirlerine yer açmaları, birbirlerine fırsat vermeleri, birbirlerini desteklemeleri gerektiğini hükme bağlamaktadır ki Mâide 5:2'de "iyilik ve takvâda yardımlaşın" emri de bu hakikate işaret etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah konunun ikinci boyutuna dikkat çekmekte, "yer açma"nın ötesinde daha yaşlı ve sıkıntıda olan insanların toplantıya katılmaları gerektiği bir ortamda onlara yer vermek için yerinden kalkmak gerekiyorsa "kalkılması" istenmektedir. Böylece Yüce Allah bu emrine itibar eden müminleri ve kendilerine ilim verilenleri manevi derecelerle yücelteceğini müjdelemektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Sosyal hayatta "Birbirinize yer açın!" denildiğinde derhal yer açın ki, Allah da size yer açsın. Yine "Davranın!" denildiği zaman, derhal yerinizden fırlayın! Allah içinizden tam inanan, bilen ve bilginin amacını kavrama yeteneğiyle donatılanları kat be kat yüceltecektir: Zira Allah yapıp ettiklerinizden tümüyle haberdardır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Size, "Toplumsal hayatınızda birbirinize yer verin!" denildiğinde yer verin! (Karşılığında) Allah da (rahmetinde) size yer verir. Ve ne zaman size, "(İyi bir iş için) ayağa kalkın!" denildiğinde ayağa kalkın! (Ve) Allah, içinizden iman etmiş olanları ve (hepsinin üstünde,) kendilerine (doğru) bilgi tevdi edilenleri (kat kat) yüceltecektir. Çünkü Allah bütün yapıp ettiklerinizden haberdardır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Meclislerde size: "Yer açın" denildiğinde, genişletin ki Allah da size genişlik versin! "Kalkın" denildiğinde de, kalkın ki, Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri dereceler itibarıyla yükseltsin! Allah yaptıklarınızı Habiyr'dir. (Habiyr, her şeyi kendi Esma özellikleri ile yokken var kıldığı için, onların zaman mekan ötesi bir halde durumlarından haberdar olan, anlamında kullanılmaktadır. Allah bilir. A. H. )

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, size meclislerde "Yer açın" dendiği zaman, yer açın; Allah size genişlik versin. Size: "Kalkın" denildiği zaman da kalkın. Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Size «Meclislerde yer açın» denilince yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size «Kalkın» denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Toplantılarda, size "Yer açın!" denildiğinde yer açın. Allah da size yer açar. Ve "Kalkın!" denildiğinde kalkın. Allah, aranızdan, inananları ve kendilerine bilgi verilmiş olanları konumlarla yükseltir. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir. dipnot 506

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 506
      Toplantılarda yer verilmesi konusu, İncil,
      Luka 14:8-11 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 14:7-9 (bu çeviride birlikte veriliyor)

      Yemeğe çağrılanların başköşeleri seçtiğini farkeden İsa, onlara şu benzetmeyi anlattı: “Biri seni düğüne çağırdığı zaman başköşeye kurulma. Belki senden daha saygın birini de çağırmıştır. İkinizi de…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Düğüne çağırıldığın zaman başköşeye kurulma. Belki senden daha saygın birisi de çağırılmıştır ve ‘Bu adama yerini ver.' diyebilirler. O zaman, utançla kalkıp en arkaya geçersin. Bir yere çağırıldığın zaman en arkada otur. Öyle ki, davet eden kişi; ‘Daha öne buyurmaz mısın?' desin. Herkesin önünde onurlandırılmış olursun. Kendisini yücelten alçaltılacak, kendisini alçaltan yüceltilecektir."

    Bayraktar Bayraklı

    Ey inananlar! Size, "Meclislerde yer açın!" dendiği zaman yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size, "kalkın" dendiği zaman da kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine bilgi verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, toplantılarda size "Yer açınız" dendiğinde yer açınız ki ALLAH ta size yer açsın. Size, "Kalkınız" dendiğinde kalkınız ki ALLAH da içinizdeki iman edenleri ve kendilerine bilgi verilenleri derecelerle yükseltsin. ALLAH tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, toplantılarda size 'Yer açınız' dendiğinde yer açınız ki ALLAH'ta size yer açsın. Size, 'Kalkınız' dendiğinde kalkınız ki ALLAH da içinizdeki inananları ve kendilerine bilgi verilenleri derecelerle yükseltsin. ALLAH tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, sizlere meclislerde: "Yer açın!" denildiği zaman yer açın ki, Allah da size genişlik versin! "Kalkın!" denildiği zaman da kalkın ki, Allah da inananlarınızı yükseltsin ve kendilerine ilim verilenleri ise derecelerle yükseltsin. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Sizlere meclislerde genişleyin denildiği vakıt genişleyiverin Allah da size genişlik versin, kalkın denildiği zaman da kalkıverin ki Allah iyman edenlerinizi yükseltsin, ılim verilenleri ise derecat ile. Ve Allah her ne yaparsanız haberdardır

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Meclislerde size: "Yer açın!" denildiği zaman, hemen yer açın. Allah da size yer açar. "Dağılın!" denildiği zaman da hemen dağılın! Allah, sizden iman edenlerin ve ilim dipnot 1 verilmiş olanların derecelerini yükseltir. Allah, yaptığınız Her Şeyden Haberdardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Alim, bilgi sahibi olan, bilen demektir. Ancak, Kur'an'ın "Bilmekten" kast ettiği şey: Düşünmek, akletmek, gerçeği idrak etmek ve vahyin gerçekliğine iman etmektir; Allah'ı, vahyi ve hakikati idrak etmek, kavramak ve anlamaktır. "Bilmek" ile kast edilen şey, ilim sahibi olmak değil; tevhidi bilince sahip olarak, gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmaktır. Kur'an'da yer alan "ilim" ve "alim" kelimelerinin anlamı şudur: Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu, O'nun yüceliğini, üstünlüğünü, gücünü, her şeyi bildiğini, her şeyin yaratıcısı ve Rabb'i olduğunu idrak etmek ve ayırdına varmak demektir. Keza, kesin doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmaktır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim kelimesine "bilgin/bilen", ilim kelimesine de "bilgi/ilim" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. Din adamları sınıfının en çok istismar ettikleri ve kendilerine paye çıkardıkları Kur'an'daki alim kelimesinin hadis, tefsir, fıkıh, siyer vb. bilgileri bilmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da yer alan "ilim ve alim" kelimelerinin anlamı, genellikle anlama, kavrama, idrak etme, ayırdına varma "bilgisidir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey inananlar! Meclislerde size: "Yer açın!" denildiği zaman, hemen yer açın. Allah da size yer açar. "Dağılın!" denildiği zaman da hemen dağılın! Allah, sizden inananların ve ilim dipnot 1 verilmiş olanların derecelerini yükseltir. Allah, yaptığınız Her Şeyden Haberdardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İlim" sözcüğü ile "bilgili olma", "alim olma" kast edilmemektedir. İlim sözcüğü ile "Allah'a ve vahye içtenlikle iman etmekten, vahyin kurallarını içtenlikle kabul etmekten, bilinçli davranmaktan, nasıl davranacağını bilmekten" kast edilmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey inananlar! Meclislerde size: "Yer açın!" denildiği zaman, hemen yer açın. Allah da size yer açar. "Dağılın!" denildiği zaman da hemen dağılın! Allah, sizden inananların ve ilim dipnot 1 verilmiş olanların derecelerini yükseltir. Allah, yaptığınız Her Şeyden Haberdardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "ilim" sözcüğü ile "bilgili olma", "alim olma" kast edilmemektedir. İlim sözcüğü ile "Allah'a ve vahye içtenlikle iman etmekten, vahyin kurallarını içtenlikle kabul etmekten, bilinçli davranmaktan, nasıl davranacağını bilmekten" söz edilmektedir.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, size meclislerde "yer açın" dendiği zaman, yer açın. Tanrı size genişlik versin. Size: "Kalkın" denildiği zaman da kalkın. Tanrı, sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Tanrı yaptıklarınızdan haberdardır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler size meclislerde "yer açın" denildiği zaman genişletin ki Allah da size genişlik versin. "Kalkın" denilince de kalkıverin. Allah, içinizden iman etmiş olanlarla kendilerine ilim verilmiş bulunanların derecelerini artırır. Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; size: Meclislerde yer açın, denilince; yer açın ki, Allah da size açsın. Kalkın, denince de kalkın ki, Allah içinizden iman etmiş olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah; yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Size, meclislerde yer açın denildiği zaman yer açın ki, Allah da size genişlik versin. “Kalkın!” Denildiği zaman kalkın ki, Allah da sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdardır.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, size: "Meclislerde yer açın" dendiği zaman yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size: "Kalkın" dendiği zaman da, kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Size toplantılarda, "Yer açın!" denildiğinde yer açın ki Allah da size genişlik versin. "Kalkın!" denildiğinde de hemen kalkın ki Allah, içinizden inanıp güvenenler ile kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin dipnot 1 . Allah, yaptıklarınızın iç yüzünden haberdardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önemli konuların istişare edildiği toplantılarda uzman kişilere değer verilip onlara yer açılmalıdır (Nur 24/62, Zümer 39/9).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Size toplantılarda "Yer açın!" denince yer açın ki Allah da size yer açsın. "Kalkın!" denince de kalkın ki Allah, içinizden inanıp güvenenler ile kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Size, meclislerde yer açın denildiği zaman yer açın ki Allah da size genişlik versin. “Kalkın” denildiği zaman kalkın ki, Allah da sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Size, meclislerde yer açın denildiği zaman yer açın ki Allah da sizin yerinizi genişletsin! "Kalkın" denildiği zaman kalkın ki, Allah da sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Size, "Meclislerde yer açın!" dendiğinde, yer açın ki Allah da sizin için genişlik sağlasın. "Kalkın!" dendiğinde de kalkın ki Allah, içinizden inananlarla kendilerine ilim verilmiş olanların derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

  5. Mücâdele suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mücâdele suresi, 12. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَٰجَيْتُمُ ٱلرَّسُولَ فَقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَةً ذَٰلِكَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَأَطْهَرُ فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Elçi ile özel bir şey konuşacağınız zaman bu özel konuşmanızdan önce bir sadaka verin! Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. (Sadaka verecek imkân) bulamazsanız, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Elçi ile özel görüşme talep ettiğinizde (münafıklardan seçilmeniz için), görüşmenizden önce bir sadaka veriniz; bu sizin için daha hayırlı ve daha (iç) arıtıcıdır; yok eğer buna (imkan) bulamazsanız, iyi bilin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Siz ey iman etmiş olanlar! Elçi'ye ne zaman bir şey danış(maya niyetlen)irseniz, bu danışma vesilesi ile karşılıksız yardımda bulunun! Bu sizin yararınıza olacak ve sizin (iç) temizliğinizi sağlayacaktır. Ama buna gücünüz yetmezse (bilin ki) Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Rasul ile özel (başbaşa) konuştuğunuzda bu özel görüşmenizden önce bir sadaka verin! Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. . . Eğer (imkan) bulamazsanız, muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Peygamber'e gizli bir şey arzedeceğiniz zaman, gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet (buna imkan) bulamazsanız, artık şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Elçiyle gizli konuşacağınız zaman, gizli konuşmanızdan önce karşılıksız yardımda bulunun. İşte bu, sizin için daha iyi ve daha temizdir. Bulamazsanız, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Peygamberle özel olarak konuşmak istediğinizde, özel konuşmanızdan önce sadaka veriniz. Bu, sizin için daha iyidir ve daha temizdir. Eğer verecek sadaka bulamazsanız, biliniz ki Allah affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, elçiyle özel görüşme yapacağınız zaman, görüşmenizden önce (yoksullara) bir sadaka verin. Bu sizin için daha iyi ve daha temizdir. Veremiyorsanız, ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, elçiyle özel görüşme yapacağınız zaman, görüşmenizden önce (yoksullara) bir sadaka verin. Bu sizin için daha iyi ve daha temizdir. Veremiyorsanız, ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, peygambere gizli bir şey danışacağınız zaman, fısıltınızdan önce bir sadaka verin! Bu sizin için hem bir hayır hem de daha ziyade temizliktir. Fakat gücünüz yetmezse, şüphe yok ki, Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Peygambere gizli ma'ruzatta bulunmak istediğiniz zaman fısıltınızdan önce bir sadaka takdim ediniz, bu sizin için hem bir hayır hem daha ziyade bir temizliktir, fakat gücünüz yetmezse şübhe yok ki Allah gafurdur rahimdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Resul'le gizli dipnot 1 bir şey konuşacağınız zaman, gizli bir şey konuşmanızdan önce sadaka verin. dipnot 2 Bu sizin için daha hayırlıdır ve daha temizdir. Ancak bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başkası ile ilgili.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mali bir yaptırımla gizli çekişmelere engel olunmak isteniyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Resul'le gizli dipnot 1 bir şey konuşacağınız zaman, gizli bir şey konuşmanızdan önce sadaka verin. dipnot 2 Bu sizin için daha hayırlıdır ve daha temizdir. Ancak bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başkası ile ilgili.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mali bir yaptırımla gizli çekişmelere engel olunmak isteniyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey inananlar! Rasul'le gizli bir şey konuşacağınız dipnot 1 zaman, gizli bir şey konuşmanızdan önce sadaka verin. dipnot 2 Bu sizin için daha hayırlıdır ve daha temizdir. Ancak bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Özel bir görüşme.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nebi, gereksiz yere meşgul edinilsin istenmiyor.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Peygambere gizli bir şey arzedeceğiniz zaman, gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet (buna imkan) bulamazsanız, artık şüphesiz Tanrı çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, siz peygambere mahrem birşey arzetmek istediğiniz vakit (bu) mahrem konuşmanızdan evvel sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı, daha temizdir. Eğer bulamazsanız şüphe yok ki Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Peygamberle mahrem bir şey konuşacağınız vakit, bu konuşmanızdan önce sadaka verin. Bu; sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bir şey bulamazsanız, şüphesiz ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Rasûlle gizli bir şey konuşacağınız zaman, bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bulamazsanız; şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, siz Elçi ile gizli konuşacağınız zaman bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet (sadaka verecek bir şey) bulamazsınız, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Elçimizle gizli bir konuşma yapacağınız zaman, konuşmanızdan önce sadaka verin. Bu, sizin için hayırlı ve temiz olandır. Verecek bir şey bulamazsanız (bilin ki) Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Elçiyle özel görüşme yapacağınız zaman, bu görüşmeden önce sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlıdır ve daha temizdir. Verecek bir şey bulamazsanız Allah bağışlar, ikramda bulunur.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Rasûlle gizli bir şey konuşacağınız zaman, bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bulamazsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Peygamber'e gizli bir şey söyleyeceğiniz zaman, gizli olarak söylemeden önce bir sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bulamazsanız, şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Resulle gizlice konuşacağınız zaman, bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin! Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bu imkanı bulamazsanız bilin ki, Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

  6. Mücâdele suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mücâdele suresi, 13. ayet. ءَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَٰتٍ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا۟ وَتَابَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

    Mehmet Okuyan

    (Elçi ile) gizli (özel) görüşmenizden önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapamadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre namazı kılın, zekâtı verin; Allah'a ve Elçisine itaat edin! dipnot 1 Allah yaptıklarınızdan haberdardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a ve Elçisine itaatle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:1, 20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Teğâbun 64:12.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'ın bütününde olduğu gibi bu iki ayet arasında da [nesh] (hüküm iptali), söz konusu değildir. Böylesi bir durumun söz konusu olabilmesi için "sadaka vermeyin" şeklinde mevcut hükme tamamen aykırı bir ifadenin yer alması gerekmekteydi. Oysa konuyla ilgili ayetlerde de Kur'an'ın genelinde de böyle bir durum söz konusu değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Elçi ile) özel görüşme talebinizden önce, sadaka türü bir şeyler vermekten dolayı sizde şafak attı, öyle mi? Hemen belli oldu bunu yapamayacağınız ve Allah sizin pişmanlığınızı kabul etti: haydi artık namazı hakkını vererek kılın, zekatı gönlünüzden gele gele verin, Allah'a ve Rasulüne itaat edin: zira Allah yaptıklarınızdan ayrıntısıyla haberdardır.

    Muhammed Esed

    (Elçi'ye) danışmanız vesilesiyle kimseye bir yardımda bulunmamaktan dolayı (günah işlemiş olabileceğinizden) korkuyor musunuz? Eğer (imkanlarınızın olmamasından dolayı) bunu yapamazsanız ve Allah size affediciliğini gösterirse, siz de namazlarınızda devamlı ve dikkatli olun ve (sadece) arındırıcı yükümlülüklerinizi yerine getirin ve (böylece) Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin! Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Ahmed Hulusi

    (Rasulullah ile) özel görüşme öncesi sadakalar vermekten korktunuz. . . Bu uygulamayı (cimrilikten dolayı) yapmadınız -(ama) Allah sizin tövbenizi kabul etti- (artık) salatı ikame edin, zekatı verin; Allah'a ve Rasulüne itaat edin! Allah yaptıklarınızı Habiyr'dir.

    Ali Bulaç

    Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a ve O'nun Resulü'ne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Rasûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ali Rıza Safa

    Yapmadığınıza göre, gizli konuşmanızdan önce karşılıksız yardımda bulunmaktan kaygı mı duydunuz? Oysa Allah, pişmanlığınızı kabul etmiştir. Artık, namazı kılın, zekatı verin; Allah'a ve O'nun elçisine boyun eğin! Çünkü Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Özel konuşmanızdan önce sadakaları vermekten çekindiniz mi? Çünkü sadaka vermeyi yerine getirmediniz; Allah da sizi affetti. Artık namazı kılınız, zekatı veriniz, Allah'a ve Peygamberine itaat ediniz. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Edip Yüksel

    Özel görüşmenizden önce bir sadaka vermekten çekindiniz mi ki onu uygulamadınız? ALLAH tövbenizi kabul eder. Salatı gözetin, zekatı verin, ALLAH'a ve elçisine uyun. ALLAH yaptıklarınızdan haberdardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Özel görüşmenizden önce bir sadaka vermekten çekindiniz mi ki onu uygulamadınız? ALLAH tevbenizi kabul eder. Namazı gözetin, zekatı verin, ALLAH'a ve elçisine uyun. ALLAH yaptıklarınızdan haberdardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa fısıltınızdan önce sadaka vermekten korktunuz mu? Madem ki, yapmadınız, Allah da size tevbe lütfetti, artık namaza devam edin, zekatı verin ve Allah'a ve peygamberine itaat edin! Allah her ne yaparsanız haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya!.. Fısıltınızdan önce sadakalar takdim etmekten korktunuz mu? Mademki yapmadınız Allah da size tevbe lutfetti artık namaza devam edin ve zekatı verin ve Allah ve Resulüne itaat edin ki Allah habirdir her ne yaparsanız

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gizli bir şey konuşmadan önce sadaka vermek ağır geldi değil mi? Bunu yapamayınca Allah, size tevbe etti. dipnot 1 . Artık salatı ikame edin, zekatı yapın dipnot 2 ; Allah'a ve Resul'üne itaat edin. dipnot 3 Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah sizin hatadan dönüşünüzü kabul etti.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 2:43. Ayetin dipnotu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. 3:32. Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gizli bir şey konuşmadan dipnot 1 önce sadaka vermek ağır geldi değil mi? Bunu yapamayınca Allah, sizin hatadan dönüşünüzü kabul etti. Artık salatı dipnot 2 ikame edin, zekatı dipnot 2 verin; Allah'a ve Rasul'üne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Özel bir görüşme.
    2. metne dön, dipnot 2
      Salat/namaz ve zekat açıkça mü'minlere farz kılınmış ibadetlerdir. Ancak bu terkibin; dua, destek, din, dayanışma, temizlenme, arınma, yardım vb. gibi birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayette yer alan "salat" sözcüğünden kasıt, "namaz;" "zekat" sözcüğünden kasıt da "mali yardım" demek değildir. Kast edilen şey şudur: Kulluğunuzu, Allah'a yönelmenizi, şirkten arınmış bir bilinçle yapın. Bunu; benliğinizi arındırmış, temizlenmiş ve arı duru hale gelmiş bir şekilde yerine getirin. Ayette de görüldüğü gibi, sadaka vermenin dahi kendisine ağır geldiği bir kimseden ne diye zekat vermesi istensin ki?

    Gültekin Onan

    Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Tanrı sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Tanrı'ya ve O'nun Resulü'ne itaat edin. Tanrı, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Hasan Basri Çantay

    Mahrem konuşmanızdan evvel sadakalar vereceğinizden korkdunuz mu? Çünkü işte yapmadınız. (Bununla beraber) Allah sizin tevbelerinizi kabul etdi. O halde dosdoğru namazı kılın. Zekatı verin. Allaha ve peygamberine (diğer emirlerinde de) itaat edin. Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

    İbni Kesir

    Mahrem bir şey konuşmazdan önce, sadaka vermekten korktunuz mu da yerine getirmediniz? Fakat Allah, sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Rasulüne itaat edin. Allah; işlediklerinizden haberdardır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar verip (fakir olmaktan) çekindiniz mi? (Size emredileni) yapmadığınıza (göre), Allah da sizi affetti. Artık namazı ikame edin, zekâtı verin, Allah'a ve Rasûlüne itaat edin. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Süleyman Ateş

    Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız. Allah da sizi (bundan) affetti. Artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine ita'at edin. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    (Elçimizle) yapacağınız gizli konuşmalardan önce sadakalar vermekten (dolayı fakir düşmekten) mi korktunuz? Madem vermediniz -Allah da yüzünüze baktı (bu sorumluluğu sizden kaldırdı dipnot 1 )- öyleyse siz namazı özenle ve sürekli kılmaya ve zekatı vermeye, Allah'a ve elçisine gönülden boyun eğmeye devam edin dipnot 2 . Allah, yaptıklarınızın iç yüzünden haberdardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, bir önceki ayette yer alan sadaka verme hükmünü hayırlısı ile neshetmiştir. Nesih ile ilgili olarak bkz: Bakara 2/106 ve dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yapacağınız özel görüşmeden önce sadakalar vermeniz sizi rahatsız mı etti? Madem vermediniz; Allah da bu konudaki tevbenizi kabul etti; öyleyse namazı tam kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine boyun eğin. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir.

    Şaban Britch

    Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar verip (fakir olmaktan) çekindiniz mi? (Size emredileni) yapmadığınıza (göre), Allah da sizi affetti. Artık namazı ikame edin, zekâtı verin, Allah'a ve Rasûlüne itaat edin. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Şaban Piriş

    Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten çekiniyor musunuz? Bunu yapamazsanız; Allah, tevbenizi kabul eder, öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gizli konuşmanızdan önce, sadakalar vermekten ürperdiniz mi? Çünkü yapmadınız. Allah size tövbe nasip etti. Artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.