Diyanet İşleri
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.
Mücâdele suresi · 14–22. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mücâdele suresi, 14. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مَّا هُم مِّنكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى ٱلْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? dipnot 1 Onlar (münafıklar) ne sizdendir ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın gazabına uğrayan bir toplulukla dayanışma içine girenleri görmez misin? Onlar ne sizdendir ne de onlardandır; bir de (utanmadan) bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın gazabına uğrayan bir toplum ile dostluk kuranların farkında değil misin? Onlar ne sizdendir (ey müminler) ne de o (hakikati inatla reddede)nlerden. Böylece onlar yalan ve düzmece (değerler) üstüne (onların yalan ve sahte olduklarını) bile bile yemin ederler.
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinen şu kimseleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardandırlar; bunu bildikleri halde yalan üzerine yemin ederler.
Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın öfkesine uğrayan bir toplumu dost edindiklerini görmüyor musun? Oysa onlar, ne sizdendir ne de onlardan. Bilmelerine karşın, yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın öfke duyduğu bir toplumu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendir ne de onlardandır. Bile bile yalan yere yemin ederler.
ALLAH'ın kendilerine kızgın olduğu bir topluluğu dost edinenlere dikkat etmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardandır. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler!
ALLAH'ın kendilerine kızgın olduğu bir topluluğu dost edinenlere dikkat etmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardandır. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler!
Allah'ın gazap etmiş olduğu bir topluğa yardakçılık edenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler ne de onlardandırlar ve bile bile yalan yere yemin ederler.
Bakmaz mısın şunlara ki Allahın gadab etmiş olduğu bir kavma yardaklık etmektedirler, onlar ne sizdendirler ne onlardan ve bilip dururken yalan yere yemin ederler
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir halka dönenleri dipnot 1 görüyor musun? Aslında onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir halka dönenleri dipnot 1 görüyor musun? Aslında onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğa dönenleri dipnot 1 görüyor musun? Aslında onlar, ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Tanrı'nın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.
Allahın, kendilerine gazab etdiği bir kavmi dost edinenleri görmedin mi? Bunlar sizden de değildir, onlardan da değildir. Kendileri de bilib dururlarken, onlar yalan yere yemin ederler.
Bakmaz mısın onlara ki, Allah'ın, kendilerine gazab ettiği bir kavmi dost edinmişlerdir? Onlar; ne sizdendir, ne de onlardan. Ve bile bile yalan yere yemin etmektedirler.
(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.
Allah’ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri gördün mü? Onlar sizden değil, onlardan da değil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Sen, Allah'ın gazabına uğrayan bir toplulukla (Yahudilerle dipnot 1 ) işbirliği yapanları (münafıkları) görmedin mi? Onlar, ne sizdendir ne de onlardan dipnot 2 . Onlar, bile bile yalan yere yemin ederler dipnot 3 .
Sen, Allah'ın gazabına uğrayan bir toplulukla iş birliği yapanları görmüyor musun? Bunlar, ne sizdendir ne de onlardan. Bunlar, bile bile yeminlerini yalanlarına alet ederler.
Allah’ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri gördün mü? Onlar, sizden değil, onlardan da değil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri gördün mü? Onlar, sizden değil, onlardan da değil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
Allah'ın kendilerine öfkelendiği bir kavmi dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilip durdukları halde yalana yemin ediyorlar.
Mücâdele suresi, 15. ayet. أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!
Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamış (olacak)tır. Şüphesiz ki onların yaptıkları çok kötüdür!
Allah onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır; çünkü onlar öteden beri pek berbat bir iş işliyorlar.
Allah onlar için (öteki dünyada) şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onların yapageldikleri şey gerçekten çok kötüdür:
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. . . Yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür!
Allah, onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Doğrusu onların yaptıkları ne kötüdür.
Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey çok kötüdür!
Allah, onlar için, yaman bir ceza hazırlamıştır. Aslında, ne kötü bir şey yapıyorlar.
Allah onlar için çok ağır ceza hazırladı. Çünkü yaptıkları çok kötü bir şeydi.
ALLAH onlar için çetin bir ceza hazırlamıştır. Yaptıkları ne kadar da kötüdür.
ALLAH onlar için çetin bir ceza hazırlamıştır. Yaptıkları ne kadar da kötüdür.
Allah, onlar için çetin bir azap hazırladı. Gerçekten onlar ne kötü işter yapıyorlar!
Allah onlar için şiddetli bir azab hazırladı, hakikat onlar ne fena işler yapıyorlar
Allah, onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onlar, çok kötü şeyler yapıyorlar.
Allah, onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onlar, çok kötü şeyler yapıyorlar.
Allah, onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onlar, çok kötü şeyler yapıyorlar.
Tanrı, onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Doğrusu onların yaptıkları ne kötüdür.
Allah onlar için çetin bir azab hazırladı. Hakıykat onların yapmakda oldukları (işler) ne kötüdür!
Allah; onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür.
(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.
Allah onlar için çetin bir azab hazırlamıştır. Onlar ne kötü işler yapıyorlar.
Allah, onlar için çetin bir azap hazırlamıştır dipnot 1 . Onların yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onlar, gerçekten ne kötü işler yapıyorlar!
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Ne kötüdür onların yapmakta oldukları!
Mücâdele suresi, 16. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.
Yeminlerini kalkan (bahane) edinip Allah yolundan saptılar. dipnot 1 Onlara küçük düşürücü bir azap vardır.
Onlar yeminlerini (inkarlarına) örtü yaptılar; böylece Allah yolundan saptılar ve saptırdılar: Onlar alçaltıcı bir azaba duçar olacaklar.
Onlar ahidlerini (yalancılıklarına ve sahtekarlıklarına) örtü yaptılar ve böylece başkalarını Allah yolundan alıkoydular. Bu nedenle onları alçaltıcı bir azap beklemektedir.
Yeminlerini kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. . . Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.
Onlar yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yolundan alıkoydular. Bu yüzden onlara küçük düşürücü bir azap vardır.
Yeminlerini kalkan yaptılar; Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık, onlar için, alçaltıcı bir ceza vardır.
Yeminlerini kendilerine kalkan edinip, Allah yolundan alıkoyuyorlar. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Anlaşmalarını/yeminlerini kalkan edinerek ALLAH'ın yolundan saptırdılar. Onlar alçaltıcı bir azabı hak etmişlerdir.
Yeminlerini kalkan edinerek ALLAH'ın yolundan saptırdılar. Onlar alçaltıcı bir azabı haketmişlerdir.
Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan engellediler; onun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.
Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan men'ettiler onun için onlara hakaretli bir azab var
Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Tanrı'nın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.
Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler de (bununla insanları) Allah yolundan çevirdiler. İşte onların hakkı horlatıcı bir azabdır.
Onlar; yeminlerini kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. İşte onlara, horlayıcı bir azab vardır.
(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.
Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.
Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onlar için küçük düşürücü bir azab vardır.
Onlar, yeminlerini kalkan edinip Allah'ın yolundan ayrıldılar dipnot 1 . Bu sebeple onlara alçaltıcı bir azap vardır.
Onlar, yeminlerini kalkan olarak kullandılar da Allah'ın yolundan saptılar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Yeminlerini kalkan edindiler, Allah yolundan alıkoydular. Onlara aşağılatıcı bir azap vardır.
Yeminlerini kalkan edindiler, Allah yolundan yüz çevirdiler. Onlara aşağılatıcı bir azap vardır.
Yeminlerini kalkan edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Küçük düşürücü bir azap var onlar için.
Mücâdele suresi, 17. ayet. لَّن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Onların malları da, evlatları da Allah'a karşı kendilerine bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Onların malları da çocukları da Allah('ın azabına karşı) kendilerine hiçbir şeyde asla yarar sağlamayacaktır. İşte onlar ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalacaklardır. dipnot 1
Ne malları ne de çocukları onları Allah'a karşı asla korumayacaktır: işte onlar ateş ehlidirler; onlar orada kalıcıdırlar.
Ne dünyevi servetleri ne de soy sopları onları Allah'a karşı koruyamayacaktır. Onlar, kalıcı meskenleri olan cehenneme mahkum edilmişlerdir!
Onların ne zenginlikleri ne de evlatları Allah'tan gelecek şeyden kurtarmayacaktır! Onlar ateş ehlidir! Onlar onda sonsuza dek kalırlar.
Ne malları, ne çocukları onlara Allah'a karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz kalacaklardır.
Onların malları da oğulları da Allah'a karşı kendilerine bir fayda vermez. Onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklardır.
Onların malları ve çocukları, Allah'ın karşısında asla yarar sağlamaz. Ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.
Ne malları ne de çocukları Allah'a karşı bir yarar sağlar. Onlar cehennemliklerdir, orada süreli kalacaklardır.
Ne paraları, ne de evlatları, onları ALLAH'tan kurtaramayacaktır. Onlar cehennem halkıdırlar ve orada ebedi kalıcıdırlar.
Ne paraları, ne de evlatları, onları ALLAH'tan kurtaramıyacaktır. Onlar cehennem halkıdırlar ve orada ebedi kalıcıdırlar.
Olası değil, onları ne malları, ne de evlatları hiçbir şekilde Allah'tan kurtaramaz. Onlar cehennemliktirler. Hep onun içinde kacaklardır.
İhtimali yok onları ne malları ne evladları hiçbir suretle Allahdan kurtaramaz, onlar ashab-ı nar'dır, hep onun içinde kalacaklardır.
Onların malları ve evlatları, Allah'tan gelecek bir şeye karşı, onlara asla yarar sağlamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar. Orada sürekli kalacak olanlardır.
Onların malları ve evlatları, Allah'tan gelecek bir şeye karşı, onlara asla yarar sağlamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar. Orada sürekli kalacak olanlardır.
Onların malları ve evlatları, Allah'tan gelecek bir şeye karşı, onlara asla yarar sağlamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar. Orada sürekli kalacak olanlardır.
Ne malları, ne çocukları onlara Tanrı'ya karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz kalacaklardır.
Onları ne malları, ne evladları hiçbir vech ile Allah (ın azabın) dan, kaabil değil, kurtaramaz. Onlar ateş yaranıdırlar. Onlar orada ebedidirler.
Onların malları da, oğulları da Allah katında kendilerine bir fayda vermez. Onlar, cehennem ashabıdırlar ve orada ebediyyen kalacaklardır.
(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.
Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedîdir.
Onların ne malları, ne de çocukları kendilerini Allah'a karşı koruyabilir. Onlar ateş halkıdır. Orada sürekli kalacaklardır.
Malları da çocukları da Allah'tan gelecek olana karşı onların hiçbir işine yaramayacaktır. Onlar o ateşin ahalisidir. Orada ölümsüz olarak kalacaklardır dipnot 1 .
Onların malları da çocukları da Allah'tan gelecek olana karşı bir fayda sağlamaz. Onlar cehennem ahalisidir. Orada ölümsüz olacaklardır.
Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hiç bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidir.
Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidir.
Onların malları da çocukları da kendilerine, Allah'a karşı hiçbir şey sağlamaz. Ateş halkıdır onlar. Sürekli kalacaklardır orada.
Mücâdele suresi, 18. ayet. يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُۥ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ عَلَىٰ شَىْءٍ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ
Allah'ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah'a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.
O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecektir. Onlar (dünyada) size yemin ettikleri gibi (mahşerde de) O'na (Allah'a yalan yere) yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. Dikkat edin! Şüphesiz ki onlar yalancıların ta kendileridir.
Gün gelip Allah onların tümünü diriltecek, (yaptıklarını bir bir haber verecek); bunun üzerine onlar size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve bu yolla bir şey elde etme hesabı yapacaklar: bakın işte bunlar, evet bunlardır yalanı tabiat edinenler.
Allah'ın onların tümünü tekrar dirilteceği Gün, (şimdi) senin önünde yemin ettikleri gibi, (varsayımlarında) haklı oldukları zannıyla O'nun önünde de yemin edecekler. Gerçek şu ki, (en büyük) yalancılar onlardır!
Gün gelir, Allah onların hepsini ba's eder de; size yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve sanırlar ki doğru düşündüler! Dikkat edin, onlar yalancıların ta kendileridir!
Onların tümünü Allah'ın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.
O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O'na yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey (hakikat) üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki onlar gerçekten yalancıdırlar.
Allah'ın, tümünü yeniden yaşama döndüreceği gün, size yemin ettikleri gibi, O'na da yemin edeceklerdir. Aslında, onlar yalancıdır; öyle değil mi?
O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O'na da yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. İyi biliniz ki, onlar gerçekten yalancıdırlar.
Gün gelecek, ALLAH hepsini diriltecek ve şimdi size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir. Kendilerinin (doğru) bir şey üzerinde olduklarını sanıyorlar! Doğrusu, onlar yalancılardır.
Gün gelecek, ALLAH hepsini diriltecek ve şimdi size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir. Kendilerinin (doğru) bir şey üzerinde olduklarını sanıyorlar! Doğrusu, onlar yalancılardır.
Allah'ın kendilerini toplayarak yeniden dirilteceği günde size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve bir şey yaptıklarını sanacaklardır. İşte onlar hep o yalancılardır.
O gün ki Allah onları toplıyarak ba'sedecek de size yemin ettikleri gibi ona da yemin edecekler ve sanacaklar ki bir şey yapıyorlar, İşte onlar hep o yalancılardır
O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle yalancıdırlar.
O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle yalancıdırlar.
O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle yalancıdırlar.
Onların tümünü Tanrı'nın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.
O gün Allah, onların hepsini diriltecek de Ona da — size yemin etdikleri gibi — yemin edeceklerdir. Onlar hakıykaten birşey üzerinde olduklarını sanırlar. Gözünüzü açın ki onlar cidden yalancıların ta kendileridir.
Allah, onların hepsini yeniden dirilteceği gün; size yemin ettikleri gibi, O'na da yemin ederler. Ve gerçekten bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki; onlar, gerçekten yalancılardır.
(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.
O gün Allah, onların tümünü diriltir, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve kendilerinin bir şey üzere olduklarını sanırlar. İyi bilin ki, onlar yalancıların tâ kendileridir.
Allah onların hepsini tekrar dirilttiği gün, dünyada size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve kendilerinin bir şey üzerinde bulunduklarını, (doğru yolda olduklarını) sanacaklardır. İyi bilin ki onlar yalancılardır.
Bir gün Allah, onların hepsini diriltecektir dipnot 1 . (Münafıklar) size ettikleri yemin gibi dipnot 2 o gün Allah'a da yemin edecekler ve bununla bir şey elde edeceklerini sanacaklardır. Dikkatli olun; onlar yalancıların ta kendileridir dipnot 3 .
Allah onları, kabirlerinden kaldırdığı gün, ellerinde bir şey kaldığını sanarak size ettikleri yemin gibi Allah'a da yemin edeceklerdir. Dikkatli olun, onlar yalancı kimselerdir.
Allah, onların hepsini dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi, ona da yemin edecekler ve gerçekten bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki, şüphesiz onlar yalancıdırlar.
Allah, onların hepsini dirilttiği gün, sana yemin ettikleri gibi, ona da yemin edecekler ve gerçekten bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki şüphesiz onlar yalancıdırlar.
Allah onları tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve bir şey yaptıklarını sanacaklar. Dikkat edin, onlar yalancıların ta kendileridir.
Mücâdele suresi, 19. ayet. ٱسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَأَنسَىٰهُمْ ذِكْرَ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱلشَّيْطَٰنِ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱلشَّيْطَٰنِ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
Şeytan onları hakimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Şeytan onları etkisi altına aldı ve kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın tarafındadır. Dikkat edin! Şeytanın tarafı(nda olanlar) kaybedenlerin ta kendileridir.
Şeytan onlar üzerinde egemenlik kurmuş ve sonunda onlara Allah'ı hatırlamayı unutturmuştur. İşte bunlar Şeytanın yoldaşıdırlar. Bakın, Şeytanın yoldaşları var ya: işte onlar hüsrana uğrayacaklar.
Şeytan, onlar üzerinde üstünlük kurmuş ve onları Allah'ı anmaktan uzaklaştırmıştır. Böyleleri Şeytan'ın yandaşlarıdır. Gerçekten hüsranda olanlar onlardır, Şeytan'ın yandaşları!
Şeytan (yalnızca beden olma fikri) onlara yerleşti de, onlara Allah'ın zikrini (hatırlatılan hakikatlerini, bedeni terk edip Allah Esma'sıyla var olmuş yapılarıyla {şuur} sonsuza dek yaşayacaklarını) unutturdu! İşte onlar Hizbüş Şeytan'dır (şeytani fikir yandaşları - kendini yalnızca beden sananlar). . . Dikkat edin, muhakkak ki Hizbüş Şeytan (kendini yalnızca beden sananlar) hüsrana uğrayanların ta kendileridir!
Şeytan onları sarıp kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.
Şeytan, onları kuşatmış; Allah'ın Öğretisini onlara unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın yandaşlarıdır. Aslında, şeytanın yandaşları, yitime uğrayanlardır; öyle değil mi?
Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi biliniz ki, şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.
Sapkın onları sahiplenmiş ve onlara ALLAH'ın mesajını unutturmuştur. Onlar sapkının partisidir. Sapkının partisi kesinlikle kaybedecektir.
Şeytan onları sahiplenmiş ve onlara ALLAH'ın mesajını unutturmuştur. Onlar şeytanın partisidir. Şeytanın partisi kesinlikle kaybedecektir.
Şeytan kendilerini istila etmiş ve kendilerine Allah düşüncesini unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdırlar. Uyanık ol ki, şeytanın yandaşları hep hüsrana düşenlerdir.
Şeytan üzerlerine istila etmiştir de kendilerine Allah düşüncesini unutturmuştur, onlar şeytan hizbi, (şeytan tarafdarı)dırlar, uyanık ol ki şeytanın hizbi hep husrana düşenlerdir.
Şeytan onları kuşattı. Böylece Allah'ın öğüdünü onlara unutturdu. Onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları kesinlikle kaybedenlerdir.
Şeytan dipnot 1 onları kuşattı. Böylece Allah'ın öğüdünü onlara unutturdu. Onlar, şeytanın dipnot 1 taraftarlarıdır. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları kesinlikle kaybedenlerdir.
Şeytan dipnot 1 onları kuşattı. Böylece Allah'ın öğüdünü onlara unutturdu. Onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları kesinlikle kaybedenlerdir.
Şeytan onları sarıp kuşatmıştır, böylelikle onlara Tanrı'nın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Bunları şeytan istila etmiş, artık o, bunlara Allahı hatırlamayı bile unutdurmuşdur. Bunlar şeytan fırkası (mensubları) dır. Gözünüzü açın ki şeytan fırkası (na tabi' olanlar) hakıykaten hüsrana düşenlerin ta kendileridir.
Şeytan onlara baskın gelip Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin ki; şeytanın taraftarları muhakkak hüsrana uğrayanların kendileridir.
(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.
Şeytan onları kuşatmış ve kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar, Şeytan'ın hizbidir. Şunu bilin ki Şeytan'ın hizbi hüsrana uğrayanlardır.
Şeytan onları kuşatmış (ruhlarına hakim olmuş) onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar şeytanın hizbi (partisi)dir. Muhakkak ki şeytanın hizbi kaybedecektir.
Şeytan, onları hakimiyeti altına aldı da onlara Allah'ın Zikrini /Kitabını unutturdu dipnot 1 . Onlar, şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin ki şeytanın taraftarları kaybedeceklerdir dipnot 2 .
Şeytan, onları etkisi altına almış ve Allah'ın Zikrini (Kitabını) unutturmuştur. Onlar, şeytandan yanadırlar. Dikkatli olun; umduğunu bulamayacaklar şeytandan yana olanlardır.
Şeytan onları hükmü altına almış ve onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. Onlar, şeytanın hizbidir. Şunu bilin ki şeytanın hizbi hüsrana uğrayanlardır.
Şeytan onları hükmü altına almış ve onlara Allah'ın uyarılarını/zikrini unutturmuştur. Onlar, şeytanın askerleridir. Şunu bilin ki şeytanın askerleri hüsrana uğrayacaktır.
Şeytan onları kuşattı da Allah'ın zikrini/Kur'an'ını onlara unutturdu. İşte bunlar şeytanın hizbidir. Dikkat edin! Şeytanın hizbi hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Mücâdele suresi, 20. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْأَذَلِّينَ
Allah'a ve peygamberine düşman olanlar var ya, işte onlar en aşağı kimselerin arasındadırlar.
Şüphesiz ki Allah'a ve Elçisine karşı gelenler, işte onlar en alçakların arasındadır.
Bir de Allah'a ve Rasulüne meydan okuyanlar var: işte onlar da en alçaklar sınıfına dahildirler.
Allah'a ve Elçisi'ne karşı gelenler, işte onlar (Hesap Günü) en sefiller arasında bulunacaklardır.
Muhakkak ki Allah ve Rasulü ile zıtlaşanlar, işte onlar en zeliller içindedirler!
Hiç şüphesiz Allah'a ve Resulü'ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır.
Allah'a ve Peygamberine düşman olanlar, işte onlar en aşağıların arasındadırlar.
Allah'a ve O'nun elçisine karşı sınırı aşanlar; aşağılanmış olanlar, işte onlardır.
Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler sürüm sürüm sürüneceklerdir.
ALLAH'a ve elçisine karşı gelenler, alçaklardandır.
ALLAH'a ve elçisine karşı gelenler, alçaklardandır.
Allah'a ve peygamberine hudud yarışına (onların koyduğu sınırlardan başka sınırlar koymağa) kalkanlar, en alçaklar arasındadırlar.
Allah ve Resulüne hudud yarışına kalkanlar herhalde onlar en alçaklar içindedirler
Allah'a ve O'nun Resul'üne karşı haddi aşanlar, işte onlar zillet içindedirler.
Allah'a ve O'nun Resul'üne karşı haddi aşanlar, işte onlar zillet içindedirler.
Allah'a ve O'nun Rasul'üne karşı haddi aşanlar, işte onlar zillet içindedirler.
Hiç şüphesiz Tanrı'ya ve Resulü'ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır.
Allaha ve peygamberine muhaalefet edenler (yok mu?) onlar şübhesiz ki en çok zillete düşenlerin içindedir.
Allah'a ve Peygamberine muhalefet edenler; işte onlar, en çok zillete düşenlerle beraberdirler.
(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.
Allah’a ve Rasûlüne muhalefet edenler, işte onlar en aşağı kimselerin arasındadırlar.
Allah'a ve Elçisine düşman olanlar, onlar en alçaklar arasındadırlar.
Allah ve elçisinin koyduğu sınırları tanımayanlar var ya; işte onlar iyice alçalacaklar arasındadır dipnot 1 .
Allah'a ve elçisine sınır çizenler dipnot 1 var ya; işte onlar iyice alçalacak olanlardandır.
Allah’a ve Rasûlüne muhalefet edenler, işte onlar, en alçaklar içindedirler.
Allah'a ve Peygamberine muhalefet edenler, işte onlar, en alçaklar içindedirler.
Allah'a ve resulüne kafa tutanlar en aşağılık kişiler arasındadırlar.
Mücâdele suresi, 21. ayet. كَتَبَ ٱللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا۠ وَرُسُلِىٓ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ
Allah, "Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz" diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
Allah "Ben -elbette ben- ve elçilerim şüphesiz ki galip geleceğiz." diye yazmıştır. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
(Zira) Allah şöyle diledi: "Elbet Ben galip geleceğim; Ben ve elçilerim! Şüphe yok ki Allah tarifsiz güçlüdür, mutlak üstün ve yüce olandır.
(Çünkü) Allah böyle buyurdu: "Ben kesinlikle üstün geleceğim, Ben ve Elçim!" Şüphesiz Allah, güçlüdür, kudret sahibidir!
Allah yazmıştır ki: "Kesinlikle galibim Ben ve Rasullerim (olarak)!" Muhakkak ki Allah Kaviyy'dir, Aziyz'dir.
Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.
Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.
Allah, şöyle yazmıştır: "Ben ve elçilerim, kesinlikle üstün geleceğiz!" Kuşkusuz, Allah, Kudretlidir; Üstündür.
Allah, "Kesinlikle ben ve peygamberim galip geleceğiz" diye yazmıştır. Çünkü Allah güçlüdür; her şeyin üstesinden gelir.
ALLAH, "Ben ve benim elçilerim kazanacaklardır" diye yazmıştır. ALLAH Güçlüdür, Üstündür.
ALLAH, 'Ben ve benim elçilerim kazanacaklardır,' diye yazmıştır. ALLAH Güçlüdür, Üstündür.
Allah: "Andolsun ki, Ben yenerim Ben ve peygamberlerim!" diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah güçlüdür, daima üstün gelendir.
Allah yazdı: Celalim hakkı için herhalde ben yenerim ben ve Resullerim, şübhe yok ki Allah kavidir azizdir
Allah: "Ben ve Resul'lerim kesinlikle galip geleceğiz." diye hükmetmiştir. Kuşkusuz Allah; Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
Allah: "Ben ve Resul'lerim kesinlikle galip geleceğiz." diye hükmetmiştir. Kuşkusuz Allah; Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
Allah: "Ben ve rasullerim kesinlikle galip geleceğiz." diye hükmetmiştir. Kuşkusuz Allah; Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
Tanrı, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Tanrı, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.
Allah (şöyle) yazmışdır: "Andolsun ki ben gaalib geleceğim, peygamberlerim de". Şübhesiz Allah yegane kuvvet saahibidir, mutlak gaalibdir.
Allah: Andolsun ki Ben ve Peygamberlerim elbette galip geleceğiz, diye yazmıştır. Muhakkak ki Allah; Kavi'dir, Aziz'dir.
(21-22) Allah yazmıştır ki Ben ve Resullerim yeneceğiz / galip geleceğiz , muhakkak ki Allah sağlamdır / dayanıklıdır, saygıdeğerdir. Allah’a ve Ahiret gününe iman eden hiçbir kavimde Allah’a ve Resulüne direnenlere karşı sevgi bulamazsın, şayet babaları oğulları kardeşleri soy akrabaları / aşiretleri bile olsa onlara sevgi duymazlar. İşte onların kalplerine iman yazdı, O’dan / Allah’tan bir Ruh ile onları destekledi. Onları, altlarından nehirler akan cennetlere sokar orada kalıcıdırlar. Allah onlardan hoşnut olmuştur / razı olmuştur. Onlarda O’ndan / Allah’tan razı Dikkat edin! Allah’ın taraftarları, kurtuluşa erenler kesinlikle onlardır.
Allah: “Andolsun ki ben ve rasullerim mutlaka galip geleceğim” diye yazmıştır. Şüphesiz Allah; çok kuvvetlidir, çok güçlüdür.
Allah: "Elbette ben ve elçilerim galib geleceğiz" diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.
Allah şöyle yazmıştır: "Ben kesinlikle galip gelirim; elçilerim de dipnot 1 !" Muhakkak ki Allah güçlü ve daima üstün olandır.
Allah şöyle yazmıştır: "Ben, elçilerimle mutlaka galip gelirim." Çünkü Allah güçlüdür, her işin üstesinden gelir.
Allah, “Ben ve elçilerim mutlaka galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah, çok kuvvetlidir, çok güçlüdür.
Allah, "Ben ve elçilerim mutlaka galip geleceğiz", diye hükmetmiştir. Şüphesiz Allah, güçlüdür, daima galiptir.
Allah, "Ben ve resullerim mutlaka galip geleceğiz!" diye yazmıştır. Allah çok güçlüdür, Aziz'dir.
Mücâdele suresi, 22. ayet. لَّا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَوْ كَانُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ أَوْ أَبْنَآءَهُمْ أَوْ إِخْوَٰنَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ كَتَبَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا رَضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱللَّهِ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun, Allah'a ve Elçisine karşı gelenlerle -babaları veya çocukları veya kardeşleri veya akrabaları da olsa- dostluk ettiğini göremezsin. dipnot 1 İşte (Allah) onların kalbine iman yazmış dipnot 2 ve katından bir rûh (Kur'an) dipnot 3 ile onları desteklemiştir. (Allah) onları içlerinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah kendilerinden razı, onlar da O'ndan memnun olmuşlardır. dipnot 4 İşte onlar Allah'ın tarafındadır. Dikkat edin! Allah'ın tarafı(nda olanlar) kurtulanların ta kendileridir.
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğu, Allah ve Rasulüne meydan okuyan kimselerle -isterse bunlar babaları, oğulları, kardeşleri veya soydaşları olsun- candan-yürekten bir ilişki içinde bulamazsın. İşte (Allah'ın kalplerine imanı nakşettiği ve katından manevi bir güç ile desteklediği kimseler onlardır; onları zemininden ırmaklar çağıldayan cennetlere, içinde daimi kalmak üzere yerleştirecektir: Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte gerçek Allah taraftarları bunlardır. Bakın, Allah taraftarları var ya: işte kurtulacak olanlar kesinlikle onlardır!
Allah'a ve Ahiret Günü'ne (gerçekten) inanan, ama (aynı zamanda) -babaları, oğulları, kardeşleri yahut (öteki) akrabaları bile olsa- Allah'a ve Elçisi'ne karşı çıkanları seven bir toplum göremezsin. (Gerçek müminlere gelince,) Allah'ın kalplerine imanı nakşettiği ve ilhamı ile güçlendirdiği kimseler onlardır ve (zamanı gelince) onları içlerinden ırmaklar akan bahçelerde barındıracaktır. Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah'tan. İşte onlar Allah'tan yana olanlardır. İşte onlar, Allah'tan yana olanlar, mutluluğa ulaşacaklardır!
Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve sonsuz yaşam sürecine iman eden bir topluluğu, Allah ve Rasulü ile zıtlaşanlarla sevişir bulamazsın! Bunlar, onların babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri veya aşiretleri olsalar bile! İşte bunlar kalplerinin içine imanı yazdığı (şuurlarında imanı yaşattığı) ve tarafından ruhu olarak teyit ettikleridir! Onları, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altlarından nehirler akan cennetlere dahil eder. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuş halde. . . İşte bunlar Hizbullah'tır (Allah taraftarları). . . Dikkat edin, muhakkak ki Hizbullah kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Rasûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak. Orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.
Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanan bir toplumun, onların babaları, oğulları, kardeşleri veya en yakınları bile olsalar, Allah'a ve O'nun elçisine düşman olanlarla dostluk ilişkisi kurduğunu göremezsin. Allah, onların yüreklerine inancı yazmış ve Kendi katından bir Ruh ile onları güçlendirmiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Allah, onlardan hoşnut olmuştur. Onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın yandaşlarıdır. Aslında, Allah'ın yandaşları, kurtuluşa erişenlerdir; öyle değil mi?
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun, onlar kendilerinin babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa da, Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere sevgi beslediklerini göremezsin. İşte onlar, kalplerine imanı yazdığı, katından bir ruh ile desteklediği kimselerdir. Onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada süreli olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan memnun olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın tarafında olanlardır. İyi biliniz ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerdir.
ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylamış bir topluluk göremezsin ki, ALLAH'a ve elçisine karşı gelenleri dost edinsin. Hatta onlar, kendilerinin anaları, babaları, çocukları, oğulları, kardeşleri ve akrabaları bile olsa... Gerçeği onaylamayı kalplerine yazmış ve katından bir vahiyle desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları bahçelere sokar. ALLAH onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. Onlar ALLAH'ın partisidir. Hiç kuşkusuz, ALLAH'ın partisi kazanacaktır.
ALLAH'a, elçisine ve ahiret gününe inanmış bir topluluk göremezsin ki, ALLAH'a ve elçisine karşı gelenleri dost edinsin. Hatta onlar, kendilerinin anaları, babaları, çocukları, oğulları, kardeşleri ve akrabaları bile olsa... Kalplerine inancı yazmış ve katından bir vahiyle desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. ALLAH onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. Onlar ALLAH'ın partisidir. Hiç kuşkusuz, ALLAH'ın partisi kazanacaktır.
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun Allah'a ve peygamberine karşı kanunlar koymaya kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; babaları veya oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsalar bile. İşte Allah'ı öyle kimseleri sevmeyen bir topluluğun kalplerine imanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile desteklemiştir. Onları içlerinde sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın taraftarıdırlar. Uyanık ol ki, Allah'ın taraftarları hep kurtuluşa erenlerdir.
Allaha ve Ahıret gününe iyman eder hiç bir kavmı Allah ve Resulüne hudud yarışına kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya hısımları, hemşerileri olsalar bile, işte Allah öyle kimseleri sevmeyen bir kavmın kalblerine iymanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile te'yid buyurmuştur ve onları altından ırmaklar akar Cennetlere koyacak, içlerinde ebediyyen kalacaklardır, öyle ki Allah onlardan hoşnud, onlar Allahdan hoşnud, işte onlar Allah hizbidir, uyanık ol ki Allahın hizbi muhakkak hep felaha irenlerdir
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir halkın, Allah'a ve O'nun Resul'üne karşı haddi aşanlara karşı sevgi duyduklarına tanık olamazsın; isterse bunlar, babaları, çocukları, kardeşleri veya akrabaları olsun. Onlar, Allah'ın kalplerine iman yazdığı ve kendilerini, kendinden bir ruh dipnot 1 ile desteklediği kimselerdir. Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennet'lere koyacaktır. Onlar, orada sürekli kalacak olanlardır. Allah, onlardan hoşnut oldu, onlar da O'ndan hoşnut oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Dikkat edin! Doğrusu Allah'ın taraftarları kurtuluşa erenlerdir.
Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman eden bir halkın, Allah'a ve O'nun Resul'üne karşı haddi aşanlara karşı sevgi duyduklarına tanık olamazsın; isterse bunlar, babaları, çocukları, kardeşleri veya akrabaları olsun. Onlar, Allah'ın kalplerine iman yazdığı ve kendilerini, kendinden bir ruh dipnot 1 ile desteklediği kimselerdir. Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır. Onlar, orada sürekli kalacak olanlardır. Allah, onlardan hoşnut oldu, onlar da O'ndan hoşnut oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Dikkat edin! Doğrusu Allah'ın taraftarları kurtuluşa erenlerdir.
Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman eden bir toplumun, Allah'a ve O'nun Rasul'üne karşı haddi aşanlara karşı sevgi duyduklarına tanık olamazsın; isterse bunlar, babaları, çocukları, kardeşleri veya akrabaları olsun. Onlar, Allah'ın kalplerine iman yazdığı ve kendilerini, kendinden bir ruh dipnot 1 ile desteklediği kimselerdir. Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır. Onlar, orada sürekli kalacak olanlardır. Allah, onlardan hoşnut oldu, onlar da O'ndan hoşnut oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Dikkat edin! Doğrusu Allah'ın taraftarları kurtuluşa erenlerdir.
Tanrı'ya ve ahiret gününe inanan hiçbir kavim bulamazsın ki, Tanrı'ya ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Tanrı) kalplerine inancı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Tanrı, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Tanrı'nın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Tanrı'nın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.
Allaha ve ahiret gününe imanda sebat eden hiçbir kavmin Allaha ve resulüne muhaalefet eden kimselerle — velev ki onlar, bunların babaları, ya oğulları, ya biraderleri, yahud soysopları olsunlar — dostlaşacaklarını görmezsin. Onlar, o kimselerdir ki (Allah) imanı kalblerine yazmış, bunları kendinden bir ruuh ile desteklemişdir. Bunları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacakdır. Bunlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah onlardan raazi olmuşdur. Onlar da Allahdan hoşnud olmuşlardır, işte onlar Allah fırkasıdır. Gözünüzü açın ki Allah fırkası (mensubları) umduklarına erenlerin ta kendileridir.
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin; kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebediyyen kalacaklardır. Allah; onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnud olmuşlardır. İşte onlar; Allah'ın hizbidir. Dikkat edin; Allah'ın hizbi, felaha erenlerin kendileridir.
(21-22) Allah yazmıştır ki Ben ve Resullerim yeneceğiz / galip geleceğiz , muhakkak ki Allah sağlamdır / dayanıklıdır, saygıdeğerdir. Allah’a ve Ahiret gününe iman eden hiçbir kavimde Allah’a ve Resulüne direnenlere karşı sevgi bulamazsın, şayet babaları oğulları kardeşleri soy akrabaları / aşiretleri bile olsa onlara sevgi duymazlar. İşte onların kalplerine iman yazdı, O’dan / Allah’tan bir Ruh ile onları destekledi. Onları, altlarından nehirler akan cennetlere sokar orada kalıcıdırlar. Allah onlardan hoşnut olmuştur / razı olmuştur. Onlarda O’ndan / Allah’tan razı Dikkat edin! Allah’ın taraftarları, kurtuluşa erenler kesinlikle onlardır.
Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları olsalar bile, Allah’a ve Peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah, onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları Cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. Allah onların kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile (kalb nuru veya Kur'an ile) desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (partisi)dir. Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir.
Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen bir topluluğun, Allah ve elçisinin koyduğu sınırları tanımayanlara sevgiyle bağlandıklarını göremezsin. İsterse onlar; ana-babaları, evlatları, kardeşleri veya bağlı oldukları topluluk olsun dipnot 1 . Onlar, Allah'ın kalplerine imanı yerleştirdiği, kendinden bir ruh dipnot 2 ile desteklediği ve içinden ırmaklar akan cennetlere hiç ölmemek üzere koyacağı kimselerdir. Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan razıdır dipnot 3 . Onlar, Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki Allah'tan yana olanlar, mutlaka umduklarına kavuşacaklardır dipnot 4 .
Allah'a ve Ahiret Gününe inanıp güvenen bir topluluğun, Allah'a ve elçisine sınır koyanlarla karşılıklı sevgi bağı içinde olduklarını göremezsin. Onlar (sınır koyanlar), bunların (müminlerin) babaları, oğulları, kardeşleri veya içinde yaşadığı toplum da olsalar (bu durum) değişmez. Allah'ın kalplerine imanı yerleştirdiği, kendinden bir ruh (bir bilgi) ile desteklediği ve içinden ırmaklar akan bahçelere, hiç ölmemek üzere koyacağı kimseler onlardır. Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan razıdır. Onlar, Allah'tan yanadırlar. Dikkatli olun; umduklarına kavuşanlar Allah'tan yana olanlardır.
Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya yakınları dahi olsa, Allah’a ve Rasûlüne muhalefet eden kimseleri severken göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuştur. İşte onlar Allah’ın hizbidir. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar Allah’ın hizbidir.
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya yakınları dahi olsa, Allah'a ve Elçisi'ne muhalefet eden kimseler için bir sevgi beslediklerini göremezsin. İşte onlar, Allah'ın kalplerine inancı kaydettiği ve kendinden bir vahiy ile güçlendirdiği kimselerdir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. İşte onlar Allah'ın askerleridir. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuştur. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar Allah'ın askerleri/taraftarlarıdır.
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.