58. sure

Mücâdele Suresi المجادلة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Zıhâr ve kefareti 1–4 karşılaştır — Zıhâr ve kefareti
  2. Allah'a düşmanlık ve O'nun her yerdeki bilgisi 5–7 karşılaştır — Allah'a düşmanlık ve O'nun her yerdeki bilgisi
  3. Gizli konuşma âdâbı ve meclislerde yer açmak 8–13 karşılaştır — Gizli konuşma âdâbı ve meclislerde yer açmak
  4. Gazaba uğrayanları dost edinenler; Allah'ın topluluğu 14–22 karşılaştır — Gazaba uğrayanları dost edinenler; Allah'ın topluluğu

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Zıhâr ve kefareti 1–4

  1. Mücâdele suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 1. ayet. قَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّتِى تُجَٰدِلُكَ فِى زَوْجِهَا وَتَشْتَكِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ

    ḳad semi`a-llâhü ḳavle-lletî tücâdilüke fi zevcihâ veteştekî ile-llâh. vellâhü yesme`u teḥâvurakümâ. inne-llâhe semî`um beṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Allah, seninle kocası hakkında tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözlerini kesin olarak işitti , Allah karşılıklı ikinizin konuşmasını işitiyordu , Allah işitendir görendir. Sizden kadınlarını zihar yapanlar kişiler, o kadınlar sizin anneleriniz değildir. (Sen bana anamın sırtı gibisin artık eşim gibi değilsin demek zihardır) Onların anneleri ancak onları doğuran kadınlardır. Tanınmayan / belirsiz ve asılsız sözü / sahte sözü söylüyorlar , muhakkak ki Allah affedicidir bağışlayandır. (Eğer böyle bi r şey yaptınız ise vazgeçip af dileyin) Kadınlarından zihar yapıp ta söylediklerini geri iade edecek olan kişiler, onlarla temasa geçmeden önce köle azat etmeliler, (affın bir bedeli var) işte size edilen öğüt / vaaz budur, Allah, yaptığınız şeylerden haberi olandır, köle bulamayan kimse, onlarla temasa geçmeden önce, birbirini takip eden iki ay oruç tutmalıdır, buna da gücü yetmeyen kişi, altmış adet yoksunu / miskini / artık kazanma gücü kalmamış insanı doyursun. Bu, Allah’a ve Resulüne iman etmenizin gereğidir , işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, yok sayanlar için / kafirler için acıtıcı bir azap vardır. Allah’a ve Resulüne karşı çıkanlar / sınırı aşanlar, kendilerinden öncekilerin bastırıldıkları gibi bastırılacaklardır / sindirileceklerdir. Biz kesinlikle apaçık ayetler indirdik , Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap vardır. O gün Allah, onların hepsini tekrar diriltir , yaptıkları onlara haber verilir , onlar unutsa da Allah tek tek yaptıklarını sayar, Allah her şeye şahittir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 1. ayet

  2. Mücâdele suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 2. ayet. ٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَآئِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَٰتِهِمْ إِنْ أُمَّهَٰتُهُمْ إِلَّا ٱلَّٰٓـِٔى وَلَدْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنكَرًا مِّنَ ٱلْقَوْلِ وَزُورًا وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ

    elleẕîne yüżâhirûne minküm min nisâihim mâ hünne ümmehâtihim. in ümmehâtühüm ille-llâî velednâhüm. veinnehüm leyeḳûlûne münkeram mine-lḳavli vezûrâ. veinne-llâhe le`afüvvun gafûr.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Allah, seninle kocası hakkında tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözlerini kesin olarak işitti , Allah karşılıklı ikinizin konuşmasını işitiyordu , Allah işitendir görendir. Sizden kadınlarını zihar yapanlar kişiler, o kadınlar sizin anneleriniz değildir. (Sen bana anamın sırtı gibisin artık eşim gibi değilsin demek zihardır) Onların anneleri ancak onları doğuran kadınlardır. Tanınmayan / belirsiz ve asılsız sözü / sahte sözü söylüyorlar , muhakkak ki Allah affedicidir bağışlayandır. (Eğer böyle bi r şey yaptınız ise vazgeçip af dileyin) Kadınlarından zihar yapıp ta söylediklerini geri iade edecek olan kişiler, onlarla temasa geçmeden önce köle azat etmeliler, (affın bir bedeli var) işte size edilen öğüt / vaaz budur, Allah, yaptığınız şeylerden haberi olandır, köle bulamayan kimse, onlarla temasa geçmeden önce, birbirini takip eden iki ay oruç tutmalıdır, buna da gücü yetmeyen kişi, altmış adet yoksunu / miskini / artık kazanma gücü kalmamış insanı doyursun. Bu, Allah’a ve Resulüne iman etmenizin gereğidir , işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, yok sayanlar için / kafirler için acıtıcı bir azap vardır. Allah’a ve Resulüne karşı çıkanlar / sınırı aşanlar, kendilerinden öncekilerin bastırıldıkları gibi bastırılacaklardır / sindirileceklerdir. Biz kesinlikle apaçık ayetler indirdik , Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap vardır. O gün Allah, onların hepsini tekrar diriltir , yaptıkları onlara haber verilir , onlar unutsa da Allah tek tek yaptıklarını sayar, Allah her şeye şahittir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 2. ayet

  3. Mücâdele suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 3. ayet. وَٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا۟ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مِّن قَبْلِ أَن يَتَمَآسَّا ذَٰلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهِۦ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    velleẕîne yüżâhirûne min nisâihim ŝümme ye`ûdûne limâ ḳâlû fetaḥrîru raḳabetim min ḳabli ey yetemâssâ. ẕâliküm tû`ażûne bih. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Allah, seninle kocası hakkında tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözlerini kesin olarak işitti , Allah karşılıklı ikinizin konuşmasını işitiyordu , Allah işitendir görendir. Sizden kadınlarını zihar yapanlar kişiler, o kadınlar sizin anneleriniz değildir. (Sen bana anamın sırtı gibisin artık eşim gibi değilsin demek zihardır) Onların anneleri ancak onları doğuran kadınlardır. Tanınmayan / belirsiz ve asılsız sözü / sahte sözü söylüyorlar , muhakkak ki Allah affedicidir bağışlayandır. (Eğer böyle bi r şey yaptınız ise vazgeçip af dileyin) Kadınlarından zihar yapıp ta söylediklerini geri iade edecek olan kişiler, onlarla temasa geçmeden önce köle azat etmeliler, (affın bir bedeli var) işte size edilen öğüt / vaaz budur, Allah, yaptığınız şeylerden haberi olandır, köle bulamayan kimse, onlarla temasa geçmeden önce, birbirini takip eden iki ay oruç tutmalıdır, buna da gücü yetmeyen kişi, altmış adet yoksunu / miskini / artık kazanma gücü kalmamış insanı doyursun. Bu, Allah’a ve Resulüne iman etmenizin gereğidir , işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, yok sayanlar için / kafirler için acıtıcı bir azap vardır. Allah’a ve Resulüne karşı çıkanlar / sınırı aşanlar, kendilerinden öncekilerin bastırıldıkları gibi bastırılacaklardır / sindirileceklerdir. Biz kesinlikle apaçık ayetler indirdik , Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap vardır. O gün Allah, onların hepsini tekrar diriltir , yaptıkları onlara haber verilir , onlar unutsa da Allah tek tek yaptıklarını sayar, Allah her şeye şahittir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 3. ayet

  4. Mücâdele suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 4. ayet. فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَآسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    femel lem yecid feṣiyâmü şehrayni mütetâbi`ayni min ḳabli ey yetemâssâ. femel lem yesteṭi` feiṭ`âmü sittîne miskînâ. ẕâlike litü'minû billâhi verasûlih. vetilke ḥudûdü-llâh. velilkâfirîne `aẕâbün elîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Allah, seninle kocası hakkında tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözlerini kesin olarak işitti , Allah karşılıklı ikinizin konuşmasını işitiyordu , Allah işitendir görendir. Sizden kadınlarını zihar yapanlar kişiler, o kadınlar sizin anneleriniz değildir. (Sen bana anamın sırtı gibisin artık eşim gibi değilsin demek zihardır) Onların anneleri ancak onları doğuran kadınlardır. Tanınmayan / belirsiz ve asılsız sözü / sahte sözü söylüyorlar , muhakkak ki Allah affedicidir bağışlayandır. (Eğer böyle bi r şey yaptınız ise vazgeçip af dileyin) Kadınlarından zihar yapıp ta söylediklerini geri iade edecek olan kişiler, onlarla temasa geçmeden önce köle azat etmeliler, (affın bir bedeli var) işte size edilen öğüt / vaaz budur, Allah, yaptığınız şeylerden haberi olandır, köle bulamayan kimse, onlarla temasa geçmeden önce, birbirini takip eden iki ay oruç tutmalıdır, buna da gücü yetmeyen kişi, altmış adet yoksunu / miskini / artık kazanma gücü kalmamış insanı doyursun. Bu, Allah’a ve Resulüne iman etmenizin gereğidir , işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, yok sayanlar için / kafirler için acıtıcı bir azap vardır. Allah’a ve Resulüne karşı çıkanlar / sınırı aşanlar, kendilerinden öncekilerin bastırıldıkları gibi bastırılacaklardır / sindirileceklerdir. Biz kesinlikle apaçık ayetler indirdik , Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap vardır. O gün Allah, onların hepsini tekrar diriltir , yaptıkları onlara haber verilir , onlar unutsa da Allah tek tek yaptıklarını sayar, Allah her şeye şahittir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 4. ayet

Allah'a düşmanlık ve O'nun her yerdeki bilgisi 5–7

  1. Mücâdele suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 5. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ كُبِتُوا۟ كَمَا كُبِتَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَقَدْ أَنزَلْنَآ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    inne-lleẕîne yüḥâddûne-llâhe verasûlehû kübitû kemâ kübite-lleẕîne min ḳablihim veḳad enzelnâ âyâtim beyyinât. velilkâfirîne `aẕâbüm mühîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Allah, seninle kocası hakkında tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözlerini kesin olarak işitti , Allah karşılıklı ikinizin konuşmasını işitiyordu , Allah işitendir görendir. Sizden kadınlarını zihar yapanlar kişiler, o kadınlar sizin anneleriniz değildir. (Sen bana anamın sırtı gibisin artık eşim gibi değilsin demek zihardır) Onların anneleri ancak onları doğuran kadınlardır. Tanınmayan / belirsiz ve asılsız sözü / sahte sözü söylüyorlar , muhakkak ki Allah affedicidir bağışlayandır. (Eğer böyle bi r şey yaptınız ise vazgeçip af dileyin) Kadınlarından zihar yapıp ta söylediklerini geri iade edecek olan kişiler, onlarla temasa geçmeden önce köle azat etmeliler, (affın bir bedeli var) işte size edilen öğüt / vaaz budur, Allah, yaptığınız şeylerden haberi olandır, köle bulamayan kimse, onlarla temasa geçmeden önce, birbirini takip eden iki ay oruç tutmalıdır, buna da gücü yetmeyen kişi, altmış adet yoksunu / miskini / artık kazanma gücü kalmamış insanı doyursun. Bu, Allah’a ve Resulüne iman etmenizin gereğidir , işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, yok sayanlar için / kafirler için acıtıcı bir azap vardır. Allah’a ve Resulüne karşı çıkanlar / sınırı aşanlar, kendilerinden öncekilerin bastırıldıkları gibi bastırılacaklardır / sindirileceklerdir. Biz kesinlikle apaçık ayetler indirdik , Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap vardır. O gün Allah, onların hepsini tekrar diriltir , yaptıkları onlara haber verilir , onlar unutsa da Allah tek tek yaptıklarını sayar, Allah her şeye şahittir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 5. ayet

  2. Mücâdele suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 6. ayet. يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ أَحْصَىٰهُ ٱللَّهُ وَنَسُوهُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    yevme yeb`aŝühümü-llâhü cemî`an feyünebbiühüm bimâ `amilû. aḥṣâhü-llâhü venesûh. vellâhü `alâ külli şey'in şehîd.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Allah, seninle kocası hakkında tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözlerini kesin olarak işitti , Allah karşılıklı ikinizin konuşmasını işitiyordu , Allah işitendir görendir. Sizden kadınlarını zihar yapanlar kişiler, o kadınlar sizin anneleriniz değildir. (Sen bana anamın sırtı gibisin artık eşim gibi değilsin demek zihardır) Onların anneleri ancak onları doğuran kadınlardır. Tanınmayan / belirsiz ve asılsız sözü / sahte sözü söylüyorlar , muhakkak ki Allah affedicidir bağışlayandır. (Eğer böyle bi r şey yaptınız ise vazgeçip af dileyin) Kadınlarından zihar yapıp ta söylediklerini geri iade edecek olan kişiler, onlarla temasa geçmeden önce köle azat etmeliler, (affın bir bedeli var) işte size edilen öğüt / vaaz budur, Allah, yaptığınız şeylerden haberi olandır, köle bulamayan kimse, onlarla temasa geçmeden önce, birbirini takip eden iki ay oruç tutmalıdır, buna da gücü yetmeyen kişi, altmış adet yoksunu / miskini / artık kazanma gücü kalmamış insanı doyursun. Bu, Allah’a ve Resulüne iman etmenizin gereğidir , işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, yok sayanlar için / kafirler için acıtıcı bir azap vardır. Allah’a ve Resulüne karşı çıkanlar / sınırı aşanlar, kendilerinden öncekilerin bastırıldıkları gibi bastırılacaklardır / sindirileceklerdir. Biz kesinlikle apaçık ayetler indirdik , Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap vardır. O gün Allah, onların hepsini tekrar diriltir , yaptıkları onlara haber verilir , onlar unutsa da Allah tek tek yaptıklarını sayar, Allah her şeye şahittir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 6. ayet

  3. Mücâdele suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 7. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَا يَكُونُ مِن نَّجْوَىٰ ثَلَٰثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَآ أَدْنَىٰ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْثَرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمْ أَيْنَ مَا كَانُوا۟ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    elem tera enne-llâhe ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. mâ yekûnü min necvâ ŝelâŝetin illâ hüve râbi`uhüm velâ ḫamsetin illâ hüve sâdisühüm velâ ednâ min ẕâlike velâ ekŝera illâ hüve me`ahüm eyne mâ kânû. ŝümme yünebbiühüm bimâ `amilû yevme-lḳiyâmeh. inne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Alagaş

    (7-10) Muhakkak ki Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa bildiğini görmedin mi? Üç kişi her neyi fısıldaşıyor olursa / neyi gizli konuşuyorlarsa O, onların dördüncüsüdür, hayır beş kişi iseler, O, onların altıncısıdır, bundan daha az ve de daha fazla olsalar bile ve her nerede olsalar dahi, O, onlarla beraberdir , sonra onlara yaptıkları kıyamet günü haber veri lir, muhakkak ki Allah her şeyi bilendir. Fısıldaşmaları / gizli konuşmaları yasak edildiği halde tekrar yasaklandıkları şeye geri dönenleri görmedin mi? Kötülük ve düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşıyorlar, sana geldiklerinde ise sana, Allah’ın seni selamlamadığı şekilde selam veriyorlar (Güya biz anlamıyoruz) kendilerince diyorlar ki; bu dediğimiz nedeniyle Allah bize azap etsin ya? Onlara cehennem yeterlidir , oraya salınacaklar, ne kötü bir varış yeridir. Ey iman edenler, siz fısıldaştığınızda, kötülük, düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşmayın, dürüstlük ve sakınma üzerine fısıldaşın, Onunla bir araya getirileceğiniz Allah’tan sakınınız. Muhakkak ki fısıldaşma şeytandandır, iman edenlerin üzülmesi içindir , Allah’ın izni hariç müminlere herhangi bir zarar verecek değildir, Müminler Allah’ı vekil tayin etsinler / Allah’a tevekkül etsinler. 11,12,13, EY İMAN EDENLER MECLİS ADAPLARINA UYUN RESULLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME ÖNCESİNDE SADAKA VERİN) Ey iman edenler; meclislerde yer açın denildiğinde hemen yer verin ki Allah’ta size yer açsın. Kalkın gidin denildiğinde de kalkın gidin ki Allah ta sizden, iman edenlerin ve ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler; Resulle gizlilik içeren bir konuşma istediğiniz de elinizle sadaka / bağlılık göstergesi sunun, bu sizin için hayırlıdır ve daha temizdir. (Hayatta da “biraz özel görüşebilir miyiz” teklifi geldiğinde sadaka ödenmesi vurgulanmalıdır) Eğer sadaka bulamaz iseniz muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Ellerinizle gizli konuşma sadakasını sunmaya kıyamadınız mı? Madem yapamadınız, Allah sizin vazgeçmenizi kabul etti , artık namazınızı kalkıp kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne uyun / itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 7. ayet

Gizli konuşma âdâbı ve meclislerde yer açmak 8–13

  1. Mücâdele suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 8. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نُهُوا۟ عَنِ ٱلنَّجْوَىٰ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَيَتَنَٰجَوْنَ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَإِذَا جَآءُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ ٱللَّهُ وَيَقُولُونَ فِىٓ أَنفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا ٱللَّهُ بِمَا نَقُولُ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    elem tera ile-lleẕîne nühû `ani-nnecvâ ŝümme ye`ûdûne limâ nühû `anhü veyetenâcevne bil'iŝmi vel`udvâv vema`ṣiyeti-rrasûl. veiẕâ câûke ḥayyevke bimâ lem yüḥayyike bihi-llâhü veyeḳûlûne fî enfüsihim levlâ yü`aẕẕibüne-llâhü bimâ neḳûl. ḥasbühüm cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmeṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (7-10) Muhakkak ki Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa bildiğini görmedin mi? Üç kişi her neyi fısıldaşıyor olursa / neyi gizli konuşuyorlarsa O, onların dördüncüsüdür, hayır beş kişi iseler, O, onların altıncısıdır, bundan daha az ve de daha fazla olsalar bile ve her nerede olsalar dahi, O, onlarla beraberdir , sonra onlara yaptıkları kıyamet günü haber veri lir, muhakkak ki Allah her şeyi bilendir. Fısıldaşmaları / gizli konuşmaları yasak edildiği halde tekrar yasaklandıkları şeye geri dönenleri görmedin mi? Kötülük ve düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşıyorlar, sana geldiklerinde ise sana, Allah’ın seni selamlamadığı şekilde selam veriyorlar (Güya biz anlamıyoruz) kendilerince diyorlar ki; bu dediğimiz nedeniyle Allah bize azap etsin ya? Onlara cehennem yeterlidir , oraya salınacaklar, ne kötü bir varış yeridir. Ey iman edenler, siz fısıldaştığınızda, kötülük, düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşmayın, dürüstlük ve sakınma üzerine fısıldaşın, Onunla bir araya getirileceğiniz Allah’tan sakınınız. Muhakkak ki fısıldaşma şeytandandır, iman edenlerin üzülmesi içindir , Allah’ın izni hariç müminlere herhangi bir zarar verecek değildir, Müminler Allah’ı vekil tayin etsinler / Allah’a tevekkül etsinler. 11,12,13, EY İMAN EDENLER MECLİS ADAPLARINA UYUN RESULLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME ÖNCESİNDE SADAKA VERİN) Ey iman edenler; meclislerde yer açın denildiğinde hemen yer verin ki Allah’ta size yer açsın. Kalkın gidin denildiğinde de kalkın gidin ki Allah ta sizden, iman edenlerin ve ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler; Resulle gizlilik içeren bir konuşma istediğiniz de elinizle sadaka / bağlılık göstergesi sunun, bu sizin için hayırlıdır ve daha temizdir. (Hayatta da “biraz özel görüşebilir miyiz” teklifi geldiğinde sadaka ödenmesi vurgulanmalıdır) Eğer sadaka bulamaz iseniz muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Ellerinizle gizli konuşma sadakasını sunmaya kıyamadınız mı? Madem yapamadınız, Allah sizin vazgeçmenizi kabul etti , artık namazınızı kalkıp kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne uyun / itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 8. ayet

  2. Mücâdele suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 9. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَنَٰجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ tenâceytüm felâ tetenâcev bil'iŝmi vel`udvâni vema`ṣiyeti-rrasûli vetenâcev bilbirri vettaḳvâ. vetteḳu-llâhe-lleẕî ileyhi tuḥşerûn.

    Mehmet Alagaş

    (7-10) Muhakkak ki Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa bildiğini görmedin mi? Üç kişi her neyi fısıldaşıyor olursa / neyi gizli konuşuyorlarsa O, onların dördüncüsüdür, hayır beş kişi iseler, O, onların altıncısıdır, bundan daha az ve de daha fazla olsalar bile ve her nerede olsalar dahi, O, onlarla beraberdir , sonra onlara yaptıkları kıyamet günü haber veri lir, muhakkak ki Allah her şeyi bilendir. Fısıldaşmaları / gizli konuşmaları yasak edildiği halde tekrar yasaklandıkları şeye geri dönenleri görmedin mi? Kötülük ve düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşıyorlar, sana geldiklerinde ise sana, Allah’ın seni selamlamadığı şekilde selam veriyorlar (Güya biz anlamıyoruz) kendilerince diyorlar ki; bu dediğimiz nedeniyle Allah bize azap etsin ya? Onlara cehennem yeterlidir , oraya salınacaklar, ne kötü bir varış yeridir. Ey iman edenler, siz fısıldaştığınızda, kötülük, düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşmayın, dürüstlük ve sakınma üzerine fısıldaşın, Onunla bir araya getirileceğiniz Allah’tan sakınınız. Muhakkak ki fısıldaşma şeytandandır, iman edenlerin üzülmesi içindir , Allah’ın izni hariç müminlere herhangi bir zarar verecek değildir, Müminler Allah’ı vekil tayin etsinler / Allah’a tevekkül etsinler. 11,12,13, EY İMAN EDENLER MECLİS ADAPLARINA UYUN RESULLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME ÖNCESİNDE SADAKA VERİN) Ey iman edenler; meclislerde yer açın denildiğinde hemen yer verin ki Allah’ta size yer açsın. Kalkın gidin denildiğinde de kalkın gidin ki Allah ta sizden, iman edenlerin ve ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler; Resulle gizlilik içeren bir konuşma istediğiniz de elinizle sadaka / bağlılık göstergesi sunun, bu sizin için hayırlıdır ve daha temizdir. (Hayatta da “biraz özel görüşebilir miyiz” teklifi geldiğinde sadaka ödenmesi vurgulanmalıdır) Eğer sadaka bulamaz iseniz muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Ellerinizle gizli konuşma sadakasını sunmaya kıyamadınız mı? Madem yapamadınız, Allah sizin vazgeçmenizi kabul etti , artık namazınızı kalkıp kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne uyun / itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 9. ayet

  3. Mücâdele suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 10. ayet. إِنَّمَا ٱلنَّجْوَىٰ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ لِيَحْزُنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيْسَ بِضَآرِّهِمْ شَيْـًٔا إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    inneme-nnecvâ mine-şşeyṭâni liyaḥzüne-lleẕîne âmenû veleyse biḍârrihim şey'en illâ biiẕni-llâh. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Mehmet Alagaş

    (7-10) Muhakkak ki Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa bildiğini görmedin mi? Üç kişi her neyi fısıldaşıyor olursa / neyi gizli konuşuyorlarsa O, onların dördüncüsüdür, hayır beş kişi iseler, O, onların altıncısıdır, bundan daha az ve de daha fazla olsalar bile ve her nerede olsalar dahi, O, onlarla beraberdir , sonra onlara yaptıkları kıyamet günü haber veri lir, muhakkak ki Allah her şeyi bilendir. Fısıldaşmaları / gizli konuşmaları yasak edildiği halde tekrar yasaklandıkları şeye geri dönenleri görmedin mi? Kötülük ve düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşıyorlar, sana geldiklerinde ise sana, Allah’ın seni selamlamadığı şekilde selam veriyorlar (Güya biz anlamıyoruz) kendilerince diyorlar ki; bu dediğimiz nedeniyle Allah bize azap etsin ya? Onlara cehennem yeterlidir , oraya salınacaklar, ne kötü bir varış yeridir. Ey iman edenler, siz fısıldaştığınızda, kötülük, düşmanlık ve Resule karşı ayaklanma / başkaldırı üzerine fısıldaşmayın, dürüstlük ve sakınma üzerine fısıldaşın, Onunla bir araya getirileceğiniz Allah’tan sakınınız. Muhakkak ki fısıldaşma şeytandandır, iman edenlerin üzülmesi içindir , Allah’ın izni hariç müminlere herhangi bir zarar verecek değildir, Müminler Allah’ı vekil tayin etsinler / Allah’a tevekkül etsinler. 11,12,13, EY İMAN EDENLER MECLİS ADAPLARINA UYUN RESULLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME ÖNCESİNDE SADAKA VERİN) Ey iman edenler; meclislerde yer açın denildiğinde hemen yer verin ki Allah’ta size yer açsın. Kalkın gidin denildiğinde de kalkın gidin ki Allah ta sizden, iman edenlerin ve ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler; Resulle gizlilik içeren bir konuşma istediğiniz de elinizle sadaka / bağlılık göstergesi sunun, bu sizin için hayırlıdır ve daha temizdir. (Hayatta da “biraz özel görüşebilir miyiz” teklifi geldiğinde sadaka ödenmesi vurgulanmalıdır) Eğer sadaka bulamaz iseniz muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Ellerinizle gizli konuşma sadakasını sunmaya kıyamadınız mı? Madem yapamadınız, Allah sizin vazgeçmenizi kabul etti , artık namazınızı kalkıp kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne uyun / itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 10. ayet

  4. Mücâdele suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 11. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا۟ فِى ٱلْمَجَٰلِسِ فَٱفْسَحُوا۟ يَفْسَحِ ٱللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ ٱنشُزُوا۟ فَٱنشُزُوا۟ يَرْفَعِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ دَرَجَٰتٍ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḳîle leküm tefesseḥû fi-lmecâlisi fefseḥû yefseḥi-llâhü leküm. veiẕâ ḳîle-nşüzû fenşüzû yerfe`i-llâhü-lleẕîne âmenû minküm velleẕîne ûtü-l`ilme deracât. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 11. ayet

  5. Mücâdele suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 12. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَٰجَيْتُمُ ٱلرَّسُولَ فَقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَةً ذَٰلِكَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَأَطْهَرُ فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ nâceytümü-rrasûle feḳaddimû beyne yedey necvâküm ṣadeḳaten. ẕâlike ḫayrul leküm veaṭher. feil lem tecidû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 12. ayet

  6. Mücâdele suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 13. ayet. ءَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَٰتٍ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا۟ وَتَابَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    eeşfaḳtüm en tüḳaddimû beyne yedey necvâküm ṣadeḳât. feiẕ lem tef`alû vetâbe-llâhü `aleyküm feeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte veeṭî`ü-llâhe verasûleh. vellâhü ḫabîrum bimâ ta`melûn.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 13. ayet

Gazaba uğrayanları dost edinenler; Allah'ın topluluğu 14–22

  1. Mücâdele suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 14. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مَّا هُم مِّنكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى ٱلْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    elem tera ile-lleẕîne tevellev ḳavmen gaḍibe-llâhü `aleyhim. mâ hüm minküm velâ minhüm veyaḥlifûne `ale-lkeẕibi vehüm ya`lemûn.

    Mehmet Alagaş

    (14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 14. ayet

  2. Mücâdele suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 15. ayet. أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    e`adde-llâhü lehüm `aẕâben şedîdâ. innehüm sâe mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Alagaş

    (14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 15. ayet

  3. Mücâdele suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 16. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    itteḫaẕû eymânehüm cünneten feṣaddû `an sebîli-llâhi felehüm `aẕâbüm mühîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 16. ayet

  4. Mücâdele suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 17. ayet. لَّن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    len tugniye `anhüm emvâlühüm velâ evlâdühüm mine-llâhi şey'â. ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Mehmet Alagaş

    (14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 17. ayet

  5. Mücâdele suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 18. ayet. يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُۥ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ عَلَىٰ شَىْءٍ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ

    yevme yeb`aŝühümü-llâhü cemî`an feyaḥlifûne lehû kemâ yaḥlifûne leküm veyaḥsebûne ennehüm `alâ şey'. elâ innehüm hümü-lkâẕibûn.

    Mehmet Alagaş

    (14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 18. ayet

  6. Mücâdele suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 19. ayet. ٱسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَأَنسَىٰهُمْ ذِكْرَ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱلشَّيْطَٰنِ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱلشَّيْطَٰنِ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    istaḥveẕe `aleyhimü-şşeyṭânü feensâhüm ẕikra-llâh. ülâike ḥizbü-şşeyṭân. elâ inne ḥizbe-şşeyṭâni hümü-lḫâsirûn.

    Mehmet Alagaş

    (14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 19. ayet

  7. Mücâdele suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 20. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْأَذَلِّينَ

    inne-lleẕîne yüḥâddûne-llâhe verasûlehû ülâike fi-l'eẕellîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 20. ayet

  8. Mücâdele suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 21. ayet. كَتَبَ ٱللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا۠ وَرُسُلِىٓ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ

    ketebe-llâhü leaglibenne ene verusülî. inne-llâhe ḳaviyyün `azîz.

    Mehmet Alagaş

    (21-22) Allah yazmıştır ki Ben ve Resullerim yeneceğiz / galip geleceğiz , muhakkak ki Allah sağlamdır / dayanıklıdır, saygıdeğerdir. Allah’a ve Ahiret gününe iman eden hiçbir kavimde Allah’a ve Resulüne direnenlere karşı sevgi bulamazsın, şayet babaları oğulları kardeşleri soy akrabaları / aşiretleri bile olsa onlara sevgi duymazlar. İşte onların kalplerine iman yazdı, O’dan / Allah’tan bir Ruh ile onları destekledi. Onları, altlarından nehirler akan cennetlere sokar orada kalıcıdırlar. Allah onlardan hoşnut olmuştur / razı olmuştur. Onlarda O’ndan / Allah’tan razı Dikkat edin! Allah’ın taraftarları, kurtuluşa erenler kesinlikle onlardır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 21. ayet

  9. Mücâdele suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 22. ayet. لَّا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَوْ كَانُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ أَوْ أَبْنَآءَهُمْ أَوْ إِخْوَٰنَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ كَتَبَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا رَضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱللَّهِ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    lâ tecidü ḳavmey yü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫiri yüvâddûne men ḥâdde-llâhe verasûlehû velev kânû âbâehüm ev ebnâehüm ev iḫvânehüm ev `aşîratehüm. ülâike ketebe fî ḳulûbihimü-l'îmâne veeyyedehüm birûḥim minh. veyüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. raḍiye-llâhü `anhüm veraḍû `anh. ülâike ḥizbü-llâh. elâ inne ḥizbe-llâhi hümü-lmüfliḥûn.

    Mehmet Alagaş

    (21-22) Allah yazmıştır ki Ben ve Resullerim yeneceğiz / galip geleceğiz , muhakkak ki Allah sağlamdır / dayanıklıdır, saygıdeğerdir. Allah’a ve Ahiret gününe iman eden hiçbir kavimde Allah’a ve Resulüne direnenlere karşı sevgi bulamazsın, şayet babaları oğulları kardeşleri soy akrabaları / aşiretleri bile olsa onlara sevgi duymazlar. İşte onların kalplerine iman yazdı, O’dan / Allah’tan bir Ruh ile onları destekledi. Onları, altlarından nehirler akan cennetlere sokar orada kalıcıdırlar. Allah onlardan hoşnut olmuştur / razı olmuştur. Onlarda O’ndan / Allah’tan razı Dikkat edin! Allah’ın taraftarları, kurtuluşa erenler kesinlikle onlardır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 22. ayet