Mücâdele suresi

Mücâdele suresi, 16. ayet

Mücâdele suresi, 16. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

itteḫaẕû eymânehüm cünneten feṣaddû `an sebîli-llâhi felehüm `aẕâbüm mühîn.

Diyanet İşleri

Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mücâdele 13–19 · surenin 16. ayeti / 22

Konu Gazaba uğrayanları dost edinenler; Allah'ın topluluğu Mücâdele 14–22 3

  1. Mücâdele 13

    Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  2. Mücâdele 14

    Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.

  3. Mücâdele 15

    Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

  4. 16

    Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

  5. Mücâdele 17

    Onların malları da, evlatları da Allah'a karşı kendilerine bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  6. Mücâdele 18

    Allah'ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah'a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.

  7. Mücâdele 19

    Şeytan onları hakimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. “Onlar yeminlerini” Allah’ın, Rasûlünün ve mü’minlerin kınamasına karşı kendileri ile korunacakları birer “kalkan edindiler.”

Bundan dolayı hem kendilerini hem de başkalarını Allah’ın yolunu izlemekten alıkoydular. Halbuki o yol, kendisini izleyeni nimetlerle dolu cennetlere ulaştıran bir yoldur. O yoldan alıkoyan kimsenin önünde de cehenneme ulaştıran yoldan başkası olmaz.

“Bu nedenle onlar için alçaltıcı bir azap vardır.” Onlar, büyüklenip Allah’a imana etmekleri, O’nun âyetlerine karşı itaati gurularına yediremedikleri için Allah da üzerlerinden bir an dahi hafifletilmeyecek, kendilerine hiçbir şekilde mühlet de verilmeyecek ebedi azap ile onları alçaltacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar ettikleri yeminleri ile Müslümanlıklarını ortaya koyarak mallarını ve canlarını korumak ve öldürülmelerine engel olmak için yeminlerini kalkan edindiler. Müslümanları zayıflatarak ve haktan alıkoyarak insanları haktan uzaklaştırdılar. Bu yüzden onları küçük düşüren ve rezil eden bir azap vardır.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱتَّخَذُوٓا۟ ittehazu yaptılar kök: اخذ
  2. أَيْمَـٰنَهُمْ eymanehum yeminlerini kök: يمن
  3. جُنَّةًۭ cunneten kalkan kök: جنن
  4. فَصَدُّوا۟ fesaddu ve engel oldular kök: صدد
  5. عَن an -ndan
  6. سَبِيلِ sebili yolu- kök: سبل
  7. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  8. فَلَهُمْ felehum onlar için vardır
  9. عَذَابٌۭ azabun bir azab kök: عذب
  10. مُّهِينٌۭ muhinun küçük düşürücü kök: هون

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü…

  • Aynı kök: هون (26 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır.…

  • Aynı kök: هون (26 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler…

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: "Bugün size müjdelenen şey…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

50 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yeminlerini kalkan (bahane) edinip Allah yolundan saptılar. dipnot 1 Onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Münâfikûn 63:2.

Mustafa İslamoğlu

Onlar yeminlerini (inkarlarına) örtü yaptılar; böylece Allah yolundan saptılar ve saptırdılar: Onlar alçaltıcı bir azaba duçar olacaklar.

Muhammed Esed

Onlar ahidlerini (yalancılıklarına ve sahtekarlıklarına) örtü yaptılar ve böylece başkalarını Allah yolundan alıkoydular. Bu nedenle onları alçaltıcı bir azap beklemektedir.

Ahmed Hulusi

Yeminlerini kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. . . Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

Ali Bulaç

Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

Ali Özek ve heyeti

Onlar yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yolundan alıkoydular. Bu yüzden onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

Ali Rıza Safa

Yeminlerini kalkan yaptılar; Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık, onlar için, alçaltıcı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Yeminlerini kendilerine kalkan edinip, Allah yolundan alıkoyuyorlar. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Edip Yüksel

Anlaşmalarını/yeminlerini kalkan edinerek ALLAH'ın yolundan saptırdılar. Onlar alçaltıcı bir azabı hak etmişlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yeminlerini kalkan edinerek ALLAH'ın yolundan saptırdılar. Onlar alçaltıcı bir azabı haketmişlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan engellediler; onun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan men'ettiler onun için onlara hakaretli bir azab var

Erhan Aktaş

Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Gültekin Onan

Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Tanrı'nın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

Hasan Basri Çantay

Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler de (bununla insanları) Allah yolundan çevirdiler. İşte onların hakkı horlatıcı bir azabdır.

İbni Kesir

Onlar; yeminlerini kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. İşte onlara, horlayıcı bir azab vardır.

Mehmet Alagaş

(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Süleyman Ateş

Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onlar için küçük düşürücü bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, yeminlerini kalkan olarak kullandılar da Allah'ın yolundan saptılar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Şaban Britch

Yeminlerini kalkan edindiler, Allah yolundan alıkoydular. Onlara aşağılatıcı bir azap vardır.

Şaban Piriş

Yeminlerini kalkan edindiler, Allah yolundan yüz çevirdiler. Onlara aşağılatıcı bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeminlerini kalkan edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Küçük düşürücü bir azap var onlar için.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They used their oaths to hide, under the garb of truth, their extreme vanity and evil deeds, and many among the believers were deceived, and so their policy achieved its necessary ends. Consequently they have blocked the path of Allah, the path of righteousness and persistently opposed the progress in purpose and in action. There awaits them a humiliating and condign punishment;

Abdul Haleem

They have used their oaths to cover up [their false deeds], and barred others from the path of God. A humiliating torment awaits them-

Abdullah Yusuf Ali

They have made their oaths a screen (for their misdeeds): thus they obstruct (men) from the Path of Allah: therefore shall they have a humiliating Penalty.

Abul A'la Maududi

They have taken their oaths as a shield by means of which they hinder people from the Way of Allah. dipnot 1 Theirs shall be a humiliating chastisement.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, on the one hand, they swear oaths to their faith and fidelity to make the Muslims believe that they belong to them, and on the other, they sow doubts and suspicions against Islam and the followers of Islam and the Prophet (peace be upon him) of Islam in the hearts of the people, so that they should turn away from Islam in disgust taking their word to be a true inside picture of Islam, coming from the Muslims themselves.

Aisha Bewley

They made their oaths into a cloak and barred the Way of Allah, so they will have a humiliating punishment.

Al-Hilali & Khan

They have made their oaths a screen (for their evil actions). Thus they hinder (men) from the Path of Allâh: so they shall have a humiliating torment.

Ali Quli Qarai

They make a shield of their oaths and bar [people] from the way of Allah; so there is a humiliating punishment for them.

Amatul Rahman Omar

They have taken shelter behind their oaths (for their falsehood) so that they turn (people) away from Allâh's way. So there awaits them a humiliating punishment.

Arthur John Arberry

They have taken their oaths as a covering, and barred from God's way; so there awaits them a humbling chastisement.

Bijan Moeinian

Their oath of allegiance to Islam is just a cover so that they may turn the Muslims from the path of God. For this they will have a disgraceful punishment.

E. Henry Palmer

They take their faith for a cloak; and they turn men aside from the path of God; and for them is shameful woe!

Edip-Layth

They used their treaties/oaths as a means of repelling from the path of God. Consequently, they have incurred a shameful retribution.

George Sale

They have taken their oaths for a cloak, and they have turned men aside from the way of God: Wherefore a shameful punishment awaiteth them;

Hamid S. Aziz

They make their oaths to serve as a cover so they turn away from Allah's way; therefore they shall have a shameful doom.

Mahmoud Ghali

They have taken to themselves their oaths as a pretext; so they barred from the way of Allah; then they will have a degrading torment.

Marmaduke Pickthall

They make a shelter of their oaths and turn (men) from the way of Allah; so theirs will be a shameful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

They have made their oaths a shield, and obstruct people from the way of God. There is shameful punishment for them.

Muhammad Asad

they have made their oaths a cover [for their falseness], and thus they turn others away from the path of God: hence, shameful suffering awaits them.

Mustafa Khattab

They have made their ˹false˺ oaths as a shield, hindering ˹others˺ from the cause of Allah. So they will suffer a humiliating punishment.

Progressive Muslims

They used their oaths as a means of repelling from the path of God. Consequently, they have incurred a shameful retribution.

Rashad Khalifa

They used their oaths as a means of repelling from the path of GOD. Consequently, they have incurred a shameful retribution.

Sahih International

They took their [false] oaths as a cover, so they averted [people] from the way of Allah, and for them is a humiliating punishment.

Sam Gerrans

They took their oaths as a cover, and turned away from the path of God; so for them is a humiliating punishment.

Shabbir Ahmed

They use their oaths as cover and bar others from the Path of Allah. So theirs will be a shameful doom.

Syed Vickar Ahamed

They have made their oaths a screen (to hide their misdeeds): Thus they obstruct (men) from the Path of Allah. Therefore they shall have a shameful penalty.

Taqi Usmani

They have taken their oaths as a shield, and then have prevented (people) from the way of Allah. Therefore, for them there is a humiliating punishment.

The Monotheist Group

They used their oaths as a means of repelling from the path of God. Consequently, they have incurred a shameful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mücâdele suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mücâdele suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mücâdele suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩