Câsiye suresi

Câsiye suresi, 8. ayet

Câsiye suresi, 8. ayet. يَسْمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

yesme`u âyâti-llâhi tütlâ `aleyhi ŝümme yüṣirru müstekbiran keel lem yesma`hâ. febeşşirhü bi`aẕâbin elîm.

Diyanet İşleri

Kendisine Allah'ın ayetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Câsiye 5–11 · surenin 8. ayeti / 37

Konu Göklerdeki ve yerdeki deliller; günahkâr yalancı Câsiye 1–11 3

  1. Câsiye 5

    Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.

  2. Câsiye 6

    İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?

  3. Câsiye 7

    Her günahkar yalancının vay haline!

  4. 8

    Kendisine Allah'ın ayetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!

  5. Câsiye 9

    Ayetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır!

  6. Câsiye 10

    Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah'tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır.

  7. Câsiye 11

    İşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 6–10. ayetler için yazılmıştır.

6-10. Daha sonra Yüce Allah, bu âyetlerden yararlanıp yararlanmama açısından insanların iki kısma ayrıldığını bildirmektedir:

Bir kısım, bu âyetleri delil olarak görürler, bunlar vasıtası ile tefekkür ederler ve onlardan faydalanırlar. Bunlarla yücelirler. Onlar Allah’a, meleklere, kitaplara ve âhiret gününe tam bir iman ile inanan ve bunlar vasıtası ile yakîn derecesinde inanca ulaşan kimselerdir. Böylelikle bunların akılları arınıp yücelmiş, bu âyetlerle bilgileri artmış, akılları ve ilimleri kemal derecesine doğru ilerlemiştir.

Diğer bir kısım ise Allah’ın âyetlerini kendisine karşı mazereti kesecek delil gerçekleşecek şekilde işittikten sonra bu âyetlerden yüz çevirir ve onlara karşı büyüklük taslar. Adeta onları işitmemiş gibi davranır. Çünkü bu âyetler, onun kalbini arındırmamış, temizlememiştir. Aksine bunlara karşı büyüklük tasladığından dolayı azgınlığı daha da artmıştır. O, Allah’ın âyetlerinden bir şey öğrenecek olursa onunla alay eder. İşte böylelerini Yüce Allah azapla tehdit ederek şöyle buyurmaktadır: “Çok yalancı ve çok günahkâr olan her bir kimseye yazıklar olsun.” Yani sözlerinde çok yalan söyleyen, yaptıkları ile pek günahkâr olan kimseye yazıklar olsun, vay onun haline!

Yine Yüce Allah, böylesi için çok acıklı ve can yakıcı bir azap bulunduğunu da haber vermekte ve şunu eklemektedir: “Cehennem de önlerindedir” ve orası, onların ileri derecedeki cezaları için yeterlidir. Üstelik “Ne kazandıklarının” mallarının “ne de Allah’ın dışında edindikleri” ve yardımlarını isteyip umdukları “dostlarının kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.” Bu dost ve yardımcıları, onların yardımına en çok muhtaç oldukları bir zamanda onları yardımsız bırakacaklardı.

Yüce Allah, Kur’ân’ın âyetlerini ve gözle görülen (kevnî) âyetleri söz konusu edip bunlara karşı insanların iki kısma ayrıldıklarını açıkladıktan sonra bu üstün hedefleri gösteren ve kapsayan Kur’ân-ı Kerîm’den haber vermekte ve onun bir hidâyet olduğunu belirterek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu kâfir, Kur'an'da Yüce Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra kendi nefsinde hakka karşı büyüklük taslayarak sanki kendisine o okunan ayetleri duymamış gibi direnir. Ey Resul! O kimseye ahiretinde onun için kötü olacak şeyleri haber ver. O, kendisini bekleyen acı verici azabın ta kendisidir.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَسْمَعُ yesmeu o işitir kök: سمع
  2. ءَايَـٰتِ ayati ayetlerinin kök: ايي
  3. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  4. تُتْلَىٰ tutla okunduğunu kök: تلو
  5. عَلَيْهِ aleyhi kendisine
  6. ثُمَّ summe sonra
  7. يُصِرُّ yusirru direnir kök: صرر
  8. مُسْتَكْبِرًۭا mustekbiran büyüklük taslar kök: كبر
  9. كَأَن keen sanki
  10. لَّمْ lem
  11. يَسْمَعْهَا ۖ yesmea'ha hiç onları işitmemiş kök: سمع
  12. فَبَشِّرْهُ febeşşirhu onu müjdele kök: بشر
  13. بِعَذَابٍ biazabin bir azab ile kök: عذب
  14. أَلِيمٍۢ elimin acı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…

  • Aynı kök: صرر (6 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    "Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir

    Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir

    İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir

    (9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O, kendisine tilavet edilen (okunup aktarılan) Allah'ın ayetlerini duyar da sonra kibirlenerek sanki hiç onları duymamış gibi (küfründe) direnir. dipnot 1 İşte onu elem verici bir azapla müjdele!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Lokmân 31:6; Fussilet 41:5.

Mustafa İslamoğlu

(Bu tip) Allah'ın kendisine okunan ayetlerini işitir de, sonra onu hiç işitmemiş gibi küstahça bir direnişi sürdürür: artık böylesini acıklı bir azap ile müjdele!

Muhammed Esed

o ki, kendisine iletilen Allah'ın mesajlarını duyar ama sanki onları duymamış gibi küstahça umursamazlığında devam eder! Bu sebeple ona acıklı bir azabı haber ver!

Ahmed Hulusi

Kendisine bildirilirken, Allah işaretlerini işitir; sonra sanki onları işitmemiş gibi (üstüne alınmadan) büyüklük taslayarak (şirk düşüncesinde) ısrar eder. . . Onu, içine düşeceği feci azabı ile müjdele!

Ali Bulaç

Kendisine Allah'ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.

Ali Özek ve heyeti

O, Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu acı bir azap ile müjdele!

Ali Rıza Safa

Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu duyduktan sonra, onları duymamış gibi, büyüklük taslayarak direnir. Artık, acı bir cezayı ona bildir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini dinler, sonra sanki hiç duymamış gibi, gururlanarak, inanmamakta ısrar ederler. Böylelerini acıklı bir azapla müjdele!

Edip Yüksel

Kendisine okunan ALLAH'ın ayetlerini işittikten sonra, sanki onları hiç işitmemiş gibi büyüklük taslayarak direniyor. Onu acı bir cezayla müjdele.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendisine okunan ALLAH'ın ayetlerini işittikten sonra, sanki onları hiç işitmemiş gibi büyüklük taslayarak direniyor. Onu acı bir cezayla müjdele.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın ayetleri, karşısında okunurken işitir de sonra kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte onu acı bir azap ile müjdele!

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın ayetleri karşısında okunurken işitir de sonra kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eyler, işte onu elim bir azab ile müjdele

Erhan Aktaş

Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.

Gültekin Onan

Kendisine Tanrı'nın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki işitmemiş gibi israr eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.

Hasan Basri Çantay

Ki kendisine karşı Allahın ayetleri okunurken işidir de sonra büyüklük taslayıcı olarak bunları hiç işitmemiş gibi (küfründe) ısraar eder. İşte onu çok elem verici bir azab ile müjdele.

İbni Kesir

Kendisine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip de sonra onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnir. Ona elim bir azabı müjdele.

Mehmet Alagaş

(1-11) Ha Mim, Kitabın indirilişi aziz ve hâkim Allah'tandır, semalarda ve arzda iman edenler için göstergeler / ayetler vardır, sizi yaratmasında ve yaratıklar üretmesinde inanan / kanaat getiren kavim için ayetler vardır , gece ve gündüzün ard arda gelmesinde / ihtilaf etmesinde, gökten rızık indirmesinde, onunla öldükten sonra arzı diriltmesinde, rüzgârı estirmesinde, akleden boylar / kavimler için ayetler vardır , işte bu, Allah'ın ayetleridir , o nları sana gerçek olarak okuyoruz, artık Allah'tan ve onun ayetinden sonra hangi söze iman ederler. Yazıklar olsun her bir kara çalıcı / ifk edene ve kötüye ki, Allah'ın ayetleri okunduğunda işitirler sonra da sanki onu duymamış gibi büyüklenmekte de ısrar ederler, onları, acıtıcı bir azapla müjdele, ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alırlar, işte onlara onur kırıcı / mühin bir azap vardır, arkalarında cehennem vardır, kazandıkları hiçbir şey ve de Allah'tan başka edindikleri dostlar , onlara fayda vermez, onlara çok büyük bir azap vardır, İşte bu hidayettir, Rablerinin ayetlerini inkâr edenler için, onlar için, acıtıcı pislikten bir azap vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

O Allah’ın ayetleri kendisine okunurken işitir de sonra onları işitmemiş gibi büyüklük taslayarak ısrar eder. İşte ona çok acıklı bir azabı müjdele!

Süleyman Ateş

O, Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları işitmemiş gibi (küfründe) direnir. Onu, acı bir azab ile müjdele.

Süleymaniye Vakfı

O, Allah'ın ayetleri kendisine bağlantılarıyla birlikte dipnot 1 okunurken dinler; sonra, sanki onları hiç dinlememiş gibi kibirlenmeye devam eder dipnot 2 . Onu acıklı bir azapla müjdele!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو) "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri, doğru sıralayarak birlikte okumaktır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böyleleri, Allah'ın ona okunan ayetlerini dinler ama hiç dinlememiş gibi büyüklük taslayarak bildiğini okur. Sen ona acıklı bir azabı müjdele.

Şaban Britch

Kendisine okunan Allah’ın ayetlerini duyar da, sonra büyüklenerek sanki onları hiç duymamış gibi ısrar eder. Acı azabı ona müjdele!..

Şaban Piriş

Kendisine okunan Allah'ın ayetlerini duyar da, sonra büyüklenerek sanki onları hiç duymamış gibi ısrar eder. Acı azabı ona müjdele!..

Yaşar Nuri Öztürk

Ki Allah'ın ayetlerinin kendisine okunuşunu dinler, sonra böbürlenmiş olarak inadında devam eder. Sanki hiç duymamıştır onları. Artık acıklı bir azapla muştula böylesini!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

A vesture of wickedness that makes him counsel deaf to Allah's revelations when they are recited, declaring to him what is in conformity with truth and in agreement with reality. He intentionally closes his heart's ears and exercises inordinate self-esteem as though he lacked his sense of hearing. Tell him O Muhammad to expect a condign punishment,

Abdul Haleem

who hears God’s revelations being recited to him, yet persists in his arrogance as if he had never heard them––[Prophet] bring him news of a painful torment!––

Abdullah Yusuf Ali

He hears the Signs of Allah rehearsed to him, yet is obstinate and lofty, as if he had not heard them: then announce to him a Penalty Grievous!

Abul A'la Maududi

who hears Allah's Signs being rehearsed to him, and yet persists in his pride, as though he had not heard it. dipnot 1 Announce to him, then, the tidings of a grievous chastisement.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In other words, there is a marked difference between the person who listens to Allah’s revelations sincerely with an open mind and ponders over them seriously and the person who listens to them resolved that he would deny them, and then persists in the resolve already made without any serious thought. If the first person does not believe in the revelations immediately, it does not mean that he wants to remain an unbeliever, but because he wants to have greater satisfaction. Therefore, even if he is taking time to believe, it is just possible that another revelation might enter his heart and he might believe sincerely with full satisfaction. As for the other person, he would never believe in any revelation whatsoever, for he has already locked his heart up to every revelation of Allah. In this state such people generally are involved as are characterized by the following three qualities:

Aisha Bewley

who hears the Signs of Allah recited to him and then persists in his arrogance just as if he had never heard them. Give him the news of a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

Who hears the Verses of Allâh (being) recited to him, yet persists with pride as if he heard them not. So announce to him a painful torment!

Ali Quli Qarai

who hears the signs of Allah being recited to him, yet persists disdainfully, as if he had not heard them. So inform him of a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

Who hears the Messages of Allâh which are recited to him and then he very proudly persists (in his disbelief) as though he has not heard these (Messages). So give him the tidings of a woeful punishment.

Arthur John Arberry

who hears the signs of God being recited to him, then perseveres in waxing proud, as if he has not heard them; so give him the good tidings of a painful chastisement.

Bijan Moeinian

These sinful people listen to the word of God recited to them, then turn they back and proudly denounce it. Let them know that a terrible punishment is waiting for them.

E. Henry Palmer

who hears God's signs sent to him, then persists in being big with pride as though he heard them not - so give him the glad-tidings of grievous woe -

Edip-Layth

He hears God's signs being recited to him, then he persists arrogantly, as if he never heard them. Give him news of a painful retribution.

George Sale

who heareth the signs of God, which are read unto him, and afterwards proudly persisteth in infidelity, as though he heard them not: -- Denounce unto him a painful punishment: --

Hamid S. Aziz

Who hears the Signs of Allah recited to him, then persists proudly as though he had not heard them; so announce to him a grievous punishment.

Mahmoud Ghali

(Who) hears the signs (i. e. ayat, signs or verses) of Allah recited to him; thereafter he persists in waxing proud, as if he has not heard them; so give him the (good) tidings of a painful torment.

Marmaduke Pickthall

Who heareth the revelations of Allah recited unto him, and then continueth in pride as though he heard them not. Give him tidings of a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Who hears the revelations of God being recited to him, yet persists in denying with arrogance as though he had never heard them! So warn him of a painful punishment.

Muhammad Asad

who hears God’s messages when they are conveyed to him, and yet, as though he had not heard them, persists in his haughty disdain! Hence, announce unto him grievous suffering –

Mustafa Khattab

They hear Allah’s revelations recited to them, then persist ˹in denial˺ arrogantly as if they did not hear them. So give them good news of a painful punishment.

Progressive Muslims

He hears God's revelations being recited to him, then he persists arrogantly, as if he never heard them. Give him news of a painful retribution.

Rashad Khalifa

The one who hears GOD's revelations recited to him, then insists arrogantly on his way, as if he never heard them. Promise him a painful retribution.

Sahih International

Who hears the verses of Allah recited to him, then persists arrogantly as if he had not heard them. So give him tidings of a painful punishment.

Sam Gerrans

Who hears the proofs of God recited to him then persists in waxing proud as if he heard them not! Then give thou him tidings of a painful punishment.

Shabbir Ahmed

(The impostor) who hears Allah's Verses conveyed to him, yet he is haughtily obstinate, as though he never heard them. Hence, announce unto him grievous punishment.

Syed Vickar Ahamed

(To him) who hears the Signs (verses) of Allah recited to him yet, is unchanging (stubborn, haughty) and alone, as if he had not heard them: So tell him about a painful penalty!

Taqi Usmani

who hears Allah’s verses being recited to him, then he remains adamant out of arrogance, as if he never heard them. So give him the ‘good news’ of a painful punishment.

The Monotheist Group

He hears the revelations of God being recited to him, then he persists arrogantly, as if he never heard them. Give him news of a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Câsiye suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Câsiye suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Câsiye suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩