Diyanet İşleri
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
Leyl suresi · 14–21. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Leyl suresi, 14. ayet. فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım.
İşte sizi çılgınca kışkırtılmış bir ateşe karşı uyarmış bulunuyorum:
İşte, sizi alevler saçan ateşe karşı uyarıyorum;
Sizi, çok alevlenen ateşe karşı uyardım.
Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım.
(Ey insanlar!) Alev alev yanan bir ateşle sizi uyardım.
Artık, alevler saçan ateşle sizi uyardım.
Alev alev yanan bir ateşle sizi uyarıyorum.
Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım. dipnot 1
Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım.
Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım.
Ben size bir ateş haber verdim ki köpürdükçe köpürür
Alev saçan bir ateşe karşı sizi uyardım.
Alev saçan bir ateşe karşı sizi uyardım.
Alev saçan bir ateşe karşı sizi uyardım.
Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım.
İşte ben size alevlendikce alevlenen bir ateş (in tehlikesin) i haber verdim.
Sizi alevler saçan ateşle uyardım.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
Ben sizi alev saçan bir ateşe karşı uyardım.
Bu sebeple ben sizi, alevler saçan ateşe karşı uyardım. dipnot 1
Bu sebeple sizi, alev saçan ateşe karşı uyardım.
Sizi, alev alev yanan ateşe karşı uyardım.
Sizi, alev saçan ateşe karşı uyardım.
Ben sizi, köpürerek yanan bir ateşe karşı uyardım.
Leyl suresi, 15. ayet. لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى
(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
Ona en azgın olandan başkası girmeyecektir.
oraya sadece sorumsuzluğun zirvesinde olan bir azgın girer;
(öyle bir ateş ki) kimse girmez, en onulmaz azgınlar dışında,
Ona sadece en şaki maruz kalır.
Ona, ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz;
O ateşe, kötüler girer.
En azgın olandan başkası ona atılmaz.
- O ateşe, yalanlayıp yüz çeviren bedbahtan başkası girmez.
Oraya talihsiz olandan başkası girmez.
Oraya talihsiz olandan başkası girmez.
Ona ancak en bedbaht olan yaslanır.
Ona ancak en şaki olan yaslanır
Ona şaki dipnot 1 olandan başkası girmez.
Ona şaki dipnot 1 olandan başkası girmez.
Ona şaki dipnot 1 olandan başkası girmez.
Ona, ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz;
Ki ona en bedbaht olandan başkası girmez.
Oraya ancak en azgın olan girer.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Ona ancak en azgın olan girecektir.
Ona ancak haydut olan girer.
Ona sadece en hayırsız olan kişi girip kalacak; dipnot 1
Orada sadece en hayırsızlar dipnot 1 kızaracaktır.
Ona ancak en azgın olan girecektir.
Ona ancak isyankar olanlar girecektir.
Şiddete çok düşkün bedbahttan başkası girmez ona.
Leyl suresi, 16. ayet. ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
O ki yalanladı ve sırtını döndü. dipnot 1
o ki, (vahyi) yalanladı ve (gerçeğe) sırt döndü.
hakikati yalanlayan ve (ondan) yüz çeviren (azgınlar).
O ki, yalanlamış ve (hakikatinden) yüz çevirmişti!
Ki o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Ancak yalanlayıp yüz çeviren.
O ki, yalanladı ve yüz çevirdi.
- O ateşe, yalanlayıp yüz çeviren bedbahtan başkası girmez.
O ki yalanladı ve sırtını döndü.
O ki yalanladı ve sırtını döndü.
O ki, yalanlamış ve tersine gitmiştir.
O, ki tekzib etmiş ve tersine gitmiştir
O ki yalanladı ve yüz çevirdi.
O ki yalanladı ve yüz çevirdi.
O ki yalanladı ve yüz çevirdi.
Ki o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
(öyle bedbaht ki) o, hakkı yalanlamış, (imandan) yüz çevirmişdir.
Yalanlayıp yüz çevirmiş olan,
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Öyle yalancıdır ki, yalanlamıştır ve yüz çevirmiştir.
O ki, yalanlandı ve sırtını döndü.
yalana sarılan ve doğrulara sırt çeviren kişi. dipnot 1
Onlar yalana sarılan ve sırt çevirendir.
Yalanlayan, yüz çeviren,
Yalanlayan, yüz çeviren..
Yalanlamış, sırtını dönmüştü o.
Leyl suresi, 17. ayet. وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى
(17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en mutteki (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
En muttakî (duyarlı) olan ondan uzak tutulacaktır. dipnot 1
Ama yüce ve yüksek bir sorumluluk bilinciyle hareket eden kimse, o (ateşten) uzak tutulacak;
Ama, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olanlar (ateşten) uzak kalacak:
En çok korunan ise ondan uzaklaştırılacaktır.
Sakınan ise, ondan uzak tutulacaktır.
İyiler ondan (ateşten) uzak tutulur.
Oysa sorumluluk bilinci taşıyan, ondan uzaklaştırılacaktır.
- Arınmak uğruna malını hayra harcayan takva sahipleri, o ateşten uzak tutulacaktır.
Erdemli ise ondan uzak tutulacaktır.
Erdemli ise ondan uzak tutulacaktır.
O en çok takva sahibi olan ise ondan çok uzaklaştırılacaktır!
O en müttaki olan ise ondan uzaklaştıkca uzaklaşdırılacaktır
Takva sahibi olan, ondan uzak tutulacak.
Takva sahibi olan, ondan uzak tutulacak.
Takva dipnot 1 sahibi olan, ondan uzak tutulacak.
Sakınan ise, ondan uzak tutulacaktır.
(17-18) Halbuki çok sakınan, malını (Allah nezdinde sırf) temizlenmek için veren ondan uzaklaşdırılacakdır.
En çok sakınan ise; ondan uzak tutulur.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Takva sahibi ise oradan uzak tutulacaktır.
En çok korunan da ondan uzak tutulur.
Kendini yanlışlardan en iyi koruyan kişi dipnot 1 ise ondan uzak tutulacaktır; dipnot 2
Kendini en iyi koruyan dipnot 1 da oradan uzak kalacaktır.
Takva sahibi ondan uzak tutulacaktır.
Takva sahibi ondan uzak tutulacaktır.
İyice sakınan da ondan uzak tutulur.
Leyl suresi, 18. ayet. ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
(17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en mutteki (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
O ki (malını) vererek arınır.
o ki, malını gönülden verir ve arınıp gelişir;
arınmak için servetini (başkalarına) harcayanlar,
O ki, arınmak için zenginliğini başkalarına harcar (yığmaz). . .
Ki o, malını vererek temizlenip arınır.
Temizlenmek üzere malını hayra veren
O ki, arınmak için malını verir.
- Arınmak uğruna malını hayra harcayan takva sahipleri, o ateşten uzak tutulacaktır.
O ki malını vererek temizlenir;
O ki malını vererek temizlenir;
O ki, malını verir, temizlenir.
O, ki malını verir, tezekki eder
O ki malını vererek arınır.
O ki malını vererek arınır.
O ki malını vererek arınır.
Ki o, malını vererek temizlenip arınır.
(17-18) Halbuki çok sakınan, malını (Allah nezdinde sırf) temizlenmek için veren ondan uzaklaşdırılacakdır.
Ki o, malını temizlemek için verir.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
(Ki o) Malını vererek arınır.
O ki malını hayra vererek arınır, yücelir.
kendini geliştirmek için malını veren kişi. dipnot 1
O da malını verip kendini geliştiren kimsedir.
Malını veren ve arınan…
Malını veren ve arınan..
O ki, temizlenip arınsın diye malını verir.
Leyl suresi, 19. ayet. وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَىٰٓ
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
(19, 20) Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktan başka, kimseden beklediği bir karşılık da yoktur.
(Bu yaptığı) herhangi birinden gördüğü bir hayra karşılık değildir;
gördüğü bir iyiliğin karşılığı olarak değil,
Bunu ne karşılık bekleyerek yapar (ne de kendisine yapılanların karşılığı olarak)!
Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur.
onun nezdinde hiç bir kimseye ait şükranla karşılanacak,
Ve O'nun katında, hiç kimseye karşılık olsun diye verilecek bir nimet yoktur. dipnot 603
- Yüce Rabbinin rızasını elde etmekten başka, hiç kimseden beklediği herhangi bir karşılık da yoktur.
Hiç kimseden de buna karşılık bir iyilik beklemez.
Hiç kimseden de buna karşılık bir iyilik beklemez.
Ve onda hiç kimsenin mükafat edilecek bir nimeti yoktur.
Ve onda hiç kimsenin mükafat edilecek bir ni'meti yoktur
Bunu kimseden karşılık beklemeden yapar.
Bunu kimseden karşılık beklemeden yapar.
Bunu kimseden karşılık beklemeden yapar.
Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur.
Onun nezdinde bir kimsenin (Allah tarafından) mükafat edilecek — hiçbir ni'met (ve minnet) i yokdur,
O'nun nezdinde, bir kimsenin karşılık olarak verilecek hiç bir nimeti yoktur.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
O, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak vermez.
Ve onun yanında, hiç kimsenin karşılık verilecek bir ni'meti yoktur (o, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak değil),
O, kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olsun diye değil,
Onun kimseye minnet borcu da yoktur.
Hiç kimseden bir karşılık, nimet beklemez.
Hiç kimseden bir karşılık, nimet beklemez.
Onun katında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti yoktur/hiç kimsenin ona, karşılık olarak verilecek bir nimeti yoktur.
Leyl suresi, 20. ayet. إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
(19, 20) Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktan başka, kimseden beklediği bir karşılık da yoktur.
sadece Yüce Rabbinin rızasını kazanma iştiyaki iledir.
ama yalnızca yüce Rabbinin rızasını kazanmak için:
Yalnızca Ala olan Rabbinin vechini arzuladığı için!
Ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için (verir).
Yüce Rabbinin rızasını istemekten başka bir nimet yoktur.
Efendisinin hoşnutluğunu kazanmak isteyen başkadır.
- Yüce Rabbinin rızasını elde etmekten başka, hiç kimseden beklediği herhangi bir karşılık da yoktur.
Sadece En Yüce olan Efendisinin rızasını gözetir.
Sadece En Yüce olan Rabbinin rızasını gözetir.
Ancak yüceler yücesi Rabbinin rızasını aramak için verir.
Ancak rabbi a'lasının rızasını aramak için verir
İsteği yalnızca Yüce Rabb'inin rızasını kazanmaktır.
İsteği yalnızca Yüce Rabb'inin rızasını kazanmaktır.
İsteği yalnızca Yüce Rabb'inin rızasını kazanmaktır.
Ancak yüce rabbinin rızasını aramak için (verir).
O, (bunu) sırf O çok yüce Rabbinin rızaasını aramak (için yapmışdır).
Ancak yüce Rabbının hoşnudluğunu gözetmek içindir.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
(Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
Yalnız yüce Rabbinin rızası için verir.
sadece yüce Rabbinin rızasını kazanmak için verir. dipnot 1
Aradığı sadece yüce Rabbinin iltifatıdır.
Sadece yüce Rabbinin yüzünü/rızasını arzular.
Sadece yüce Rabbi'nin hoşnutluğunu kazanmak için..
Yüceler yücesi Rabbinin yüzünü özleyip istemek için veren hariç.
Leyl suresi, 21. ayet. وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ
Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.
Kendisi de ileride memnun olacaktır.
İşte böyle biri, kesinlikle, zamanı gelince (gördüğü karşılıktan) fazlasıyla memnun olacaktır.
işte böyleleri de, zamanı geldiğinde sevinci tadacaklar.
Elbette rızaya erecektir!
Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.
Ve o (buna kavuşarak) hoşnut olacaktır.
Ve yakında, kesinlikle hoşnut olacaktır.
O kesinlikle ileride memnun olacaktır.
Kendisi de yakında mutlu olacaktır.
Kendisi de yakında mutlu olacaktır.
Ve mutlaka o hoşnutluğa erecektir.
Ve elbette o rızaya irecektir.
Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.
Her halde kendisi de ileride hoşnuud olacakdır.
Elbette kendisi de hoşnud olacaktır.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.
Yakında kendisi de (Allah'ın verceği ni'metle) razı olacaktır.
İleride, o da kesinlikle hoşnut olacaktır. dipnot 1
İlerisinde aradığı iltifatı bulacaktır.
Elbette o da hoşnut olacaktır.
Elbette o da hoşnut olacaktır.
Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.