Diyanet İşleri
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
Leyl suresi
Leyl suresi, 20. ayet. إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ
ille-btigâe vechi rabbihi-l'a`lâ.
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ateş ve ondan uzak tutulan Leyl 14–21 3
(17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en mutteki (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 17–21. ayetler için yazılmıştır.
19. “Böylesinin üzerinde hiçbir kimseye ait karşılığı verilmesi gereken bir iyilik yoktur.” Bu “en takvalı kimse” üzerinde mahlukattan herhangi bir kimsenin, karşılığı verilmesi gereken bir iyiliği yoktur. Kimin ona iyiliği dokunmuşsa o, mutlaka ona karşılığını vermiştir. Hatta belki kendisinin diğer insanlar üzerinde karşılığı ödenmedik iyilikleri vardır.
Bu bakımdan o, Allah’ın halis bir kuludur. Çünkü yalnızca O’nun ihsanının kölesidir. İnsanların lütuf ve iyiliği karşısında borçlu kalan kimse, eğer bunların karşılığını vermeyecek olursa mutlaka onların hatırı için bir şeyleri terk eder ya da yapar ki bu da onun ihlâsını eksiltir.
Bu âyet-i kerime elbette ki Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh’ı kapsamına alır. Hatta bu âyetin nüzul sebebinin o olduğu dahi söylenmiştir. Çünkü onun üzerinde kimseye karşılığını vermesi gereken bir minnet borcu yoktur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bile. Zira onun, onun üzerinde sadece karşılığının ödenmesine imkân bulunmayan Allah Rasûlü olma nimeti vardır. Bu da İslâm dinine davet etmek, hidâyeti öğretmek ve hak dini göstermek nimetidir. Bu yönüyle Allah’ın ve Rasûlünün herkes üzerinde nimeti ve lütfu vardır. Bu lütfun karşılığını vermeye ise imkân yoktur.
Bu âyet-i kerime Ebu Bekir radıyallahu anh’ı öncelikle kapsamına almakla birlikte elbette ki bu üstün vasfa sahip olup hiçbir mahluka karşı minnet borcu olmayan ve böylelikle bütün amelleri sırf Allah rızası için olan herkesi de kapsamına alır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
20-21. “(O nedenle o, verdiği) ancak en yüce olan Rabbinin rızasını kazanmak için (verir). Yakında da o, elbette (yaptıklarını karşılığını alarak) razı olacaktır.” Bu, en takvalı kişi, Allah’ın kendisine bağışlayacağı pek çok lütuf, ihsan ve mükâfat çeşitlerinden dolayı hoşnut olacaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O kimse infak ettiği malıyla tüm canlıların üzerinde olan Rabbinin vechini isteyip, arzular.
Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü…
Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…
Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(19, 20) Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktan başka, kimseden beklediği bir karşılık da yoktur.
sadece Yüce Rabbinin rızasını kazanma iştiyaki iledir.
ama yalnızca yüce Rabbinin rızasını kazanmak için:
Yalnızca Ala olan Rabbinin vechini arzuladığı için!
Ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için (verir).
Yüce Rabbinin rızasını istemekten başka bir nimet yoktur.
Efendisinin hoşnutluğunu kazanmak isteyen başkadır.
- Yüce Rabbinin rızasını elde etmekten başka, hiç kimseden beklediği herhangi bir karşılık da yoktur.
Sadece En Yüce olan Efendisinin rızasını gözetir.
Sadece En Yüce olan Rabbinin rızasını gözetir.
Ancak yüceler yücesi Rabbinin rızasını aramak için verir.
Ancak rabbi a'lasının rızasını aramak için verir
İsteği yalnızca Yüce Rabb'inin rızasını kazanmaktır.
İsteği yalnızca Yüce Rabb'inin rızasını kazanmaktır.
İsteği yalnızca Yüce Rabb'inin rızasını kazanmaktır.
Ancak yüce rabbinin rızasını aramak için (verir).
O, (bunu) sırf O çok yüce Rabbinin rızaasını aramak (için yapmışdır).
Ancak yüce Rabbının hoşnudluğunu gözetmek içindir.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
(Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
Yalnız yüce Rabbinin rızası için verir.
sadece yüce Rabbinin rızasını kazanmak için verir. dipnot 1
Aradığı sadece yüce Rabbinin iltifatıdır.
Sadece yüce Rabbinin yüzünü/rızasını arzular.
Sadece yüce Rabbi'nin hoşnutluğunu kazanmak için..
Yüceler yücesi Rabbinin yüzünü özleyip istemek için veren hariç.
But only on account of his interest, to please Allah, his Creator – the Supreme -, and to gain His welcome into His realm and be held precious in His esteem; a welcome featured by the illumination proceeding from Him and by the language spoken by His countenance.
but for the sake of his Lord the Most High––
But only the desire to seek for the Countenance of their Lord Most High;
but only to seek the good pleasure of his Lord Most High. dipnot 1
desiring only the Face of their Lord Most High.
Except to seek the Countenance of his Lord, the Most High.
but seeks only the pleasure of his Lord, the Most Exalted,
But (he spends) only to seek the pleasure of his Lord, the Most High,
only seeking the Face of his Lord the Most High;
They simply do it to please God.
but only craving the face of his Lord most High;
Except the face of His Lord, the Most High.
but who bestoweth the same for the sake of his Lord, the most High:
But only desiring the face of his Lord Most High.
Except for seeking the Face of his Lord, The Most Exalted.
Except as seeking (to fulfil) the purpose of his Lord Most High.
Other than seeking the glory of his Lord, most high,
but only out of a longing for the countenance of his Sustainer, the All-Highest:
but seeking the pleasure of their Lord, the Most High.
Except the face of His Lord, the Most High.
Seeking only his Lord, the Most High.
But only seeking the countenance of his Lord, Most High.
Only seeking the face of his Lord, the Most High;
But only to seek the Approval of his Lord, the Most High.
But only the desire to seek the Approval of their Lord Most High (Rab-Al-A'lá);
but (he gave his wealth in charity) only to seek the Countenance of his Lord, the Most High.
Except the face of His Lord, the Most High.