Diyanet İşleri
(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
Leyl suresi
Leyl suresi, 16. ayet. ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
elleẕî keẕẕebe vetevellâ.
(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ateş ve ondan uzak tutulan Leyl 14–21 3
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
(17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en mutteki (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 14–16. ayetler için yazılmıştır.
14. “İşte Ben sizi alev alev yanan” alevli, kaynayıp coşan “bir ateşle uyardım.”
15-18. “Oraya” Allah'ın bildirdiklerini “yalanlayıp” Rabbinin emirlerinden “yüz çeviren en bedbaht kimseden başkası girmez. Malını” nefsini arındırmak, onu günahlardan ve kirlerden temizlemek ve Yüce Allah’ın rızasını ummak suretiyle “arınmak için veren en takvalı kimseler ise ondan uzak tutulur.”
Bu buyruklar, şuna delil teşkil etmektedir: Eğer müstehap olan bir infak, beraberinde farz olan borç ödeme, nafaka ve benzeri bir farzı terk etmeyi getiriyorsa meşru değildir. Aksine böyle bir kimsenin verdiği, çoğu ilim adamlarının kanaatine göre geçersizdir. Çünkü böyle bir kimse, farzı yerine getirme imkânını ortadan kaldıran bir müstehab ile arınmış olmaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerini yalanlamış ve Allah’ın emirlerini yerine getirmekten yüz çevirmiştir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O ki yalanladı ve sırtını döndü. dipnot 1
o ki, (vahyi) yalanladı ve (gerçeğe) sırt döndü.
hakikati yalanlayan ve (ondan) yüz çeviren (azgınlar).
O ki, yalanlamış ve (hakikatinden) yüz çevirmişti!
Ki o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Ancak yalanlayıp yüz çeviren.
O ki, yalanladı ve yüz çevirdi.
- O ateşe, yalanlayıp yüz çeviren bedbahtan başkası girmez.
O ki yalanladı ve sırtını döndü.
O ki yalanladı ve sırtını döndü.
O ki, yalanlamış ve tersine gitmiştir.
O, ki tekzib etmiş ve tersine gitmiştir
O ki yalanladı ve yüz çevirdi.
O ki yalanladı ve yüz çevirdi.
O ki yalanladı ve yüz çevirdi.
Ki o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
(öyle bedbaht ki) o, hakkı yalanlamış, (imandan) yüz çevirmişdir.
Yalanlayıp yüz çevirmiş olan,
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Öyle yalancıdır ki, yalanlamıştır ve yüz çevirmiştir.
O ki, yalanlandı ve sırtını döndü.
yalana sarılan ve doğrulara sırt çeviren kişi. dipnot 1
Onlar yalana sarılan ve sırt çevirendir.
Yalanlayan, yüz çeviren,
Yalanlayan, yüz çeviren..
Yalanlamış, sırtını dönmüştü o.
Who whole heartedly denies Allah and deviates from the path of righteousness and piety.
who denied [the truth], and turned away.
Who give the lie to Truth and turn their backs.
who rejected the Truth, calling it falsehood and turned his back on it.
those who denied and turned away.
Who denies and turns away.
—he who denies and turns back.
Who belies (the Truth) and turns (his) back (on it).
even he who cried lies, and turned away;
The one who denies God and turns to devil.
who says it is a lie and turns his back.
The one who denies and turns away.
who shall have disbelieved, and turned back.
Who says it is a lie and turns his back.
(He) who cried lies and turned away-
He who denieth and turneth away.
Who denied (the truth) and turned away.
who gives the lie to the truth and turns away [from it].
who deny and turn away.
The one who denies and turns away.
Who disbelieves and turns away.
Who had denied and turned away.
Who denied and turned away.
He who denies and turns away.
Who give the lie to truth and turn their backs.
who rejected (the truth) and turned away (from it).
The one who denies and turns away.