Hac suresi · 49–57. ayetler

Şeytanın vesvesesi; o gün mülk Allah'ındır

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hac suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 49. ayet. قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَآ أَنَا۠ لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey Peygamber!) De ki: "Ey insanlar! Şu bir gerçek ki, ben size gönderilmiş açık (sözlü) bir uyarıcıyım.

    Muhammed Esed

    (Ey Muhammed,) de ki: "Ey insanlar! Ben, yalnızca, size (Allah tarafından gönderilen) apaçık bir uyarıcıyım!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Ey insanlar. . . Kesinlikle Ben, sizin için net açıklama yapan bir uyarıcıyım. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcıyım."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ey insanlar! Aslında, ben, sizin için, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ey insanlar! Ben, ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

    Edip Yüksel

    De ki: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ey insanlar, ben size sadece açıkça anlatan bir uyarıcıyım!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: ey o bütün insanlar! Ben size ancak açık anlatan bir nezirim

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ey İnsanlar! Ben sizin için yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ey insanlar! Ben sizin için yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki:"Ey insanlar! Ben sizin için yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

    Gültekin Onan

    De ki: "Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcıyım."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ey insanlar, ben size ancak (gelecek) tehlikeleri apaçık anlatanım".

    İbni Kesir

    De ki: Ey insanlar; ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.

    Mehmet Alagaş

    (47-51) Senden azabı çabuk / acele istiyorlar, Allah sözünden / vaadinden caymaz / tam karşıtı bir şey yapmaz. Allah’ın yanında ki bir gün, sizin saydığınız bin sene gibidir , memleketlerden nicelerine zalim olduklarında mühlet verdim , sonra onları yakaladım dönüş banadır. (Bize göre bin sene mühlet verilmesi, O’na göre bir gün beklesinler demek gibidir. Her zalim kavmin vakti saati belli) De ki Ey insanlar, Muhakkak ki ben sizin için a paçık bir uyarıcıyım, iman edenler ve düzeltici faaliyet yapanlar onlar için bağışlanma ve ikram edilen rızık vardır , ayetlerimizi aciz bırakmak için yarışanlar ise, işte onlar, cehennem halkıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.''

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ey insanlar! Ben sizler için sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım."

    Şaban Britch

    De ki:Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.

    Şaban Piriş

    De ki: -Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ey insanlar, ben sizin için, açıklayıcı bir uyarıcıdan başkası değilim."

  2. Hac suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 50. ayet. فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya, işte onlar için bir bağışlama güzel bir nimet (cennet) vardır.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlar için bağışlanma ve değerli rızık vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve işte (Allah'tan aldığım uyarı): İmanda sebat eden, o imanla uyumlu ıslah edici davranışlarda bulunan kimseleri sınırsız bir bağış ve tarifsiz güzellikte bir rızık beklemektedir.

    Muhammed Esed

    Ve (bilin ki,) imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanları bağışlanma ve çok üstün, çok büyük bir rızık beklemektedir;

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanın gereği yararlı çalışmalar yapmış kimseler için, bağışlanma ve cömert bir yaşam gıdası vardır.

    Ali Bulaç

    Buna göre, iman edip salih amellerde bulunanlar, onlar için bir bağışlanma (mağfiret) ve üstün bir rızık vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip sâlih ameller işleyen kimseler için mağfiret ve bol rızık vardır.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar; onlar için, bağışlanma ve bol geçimlik vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip iyi amel işleyen kimseler için af ve güzel rızık vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli işler yapanlar, bağışlanma ve bol nimet hak etmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli işler yapanlar, bağışlanma ve bol nimet hakketmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi iman edip iyi iyi işler işleyenler için hem bir mağfiret, hem de bol nimet vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İmdi iyman edip salih salih iş yapanlar, onlar için hem bir mağrifet var hem kerim bir rızk

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman edip salihatı dipnot 1 yapanlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edip salihatı dipnot 1 yapanlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Buna göre, inanıp salih amellerde bulunanlar, onlar için bir bağışlanma (mağrifet) ve üstün bir rızık vardır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte hem iman edenler, hem güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar: Mağfiret ve bitmez tükenmez rızık onlarındır.

    İbni Kesir

    İman edip salih amel işleyenler için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

    Mehmet Alagaş

    (47-51) Senden azabı çabuk / acele istiyorlar, Allah sözünden / vaadinden caymaz / tam karşıtı bir şey yapmaz. Allah’ın yanında ki bir gün, sizin saydığınız bin sene gibidir , memleketlerden nicelerine zalim olduklarında mühlet verdim , sonra onları yakaladım dönüş banadır. (Bize göre bin sene mühlet verilmesi, O’na göre bir gün beklesinler demek gibidir. Her zalim kavmin vakti saati belli) De ki Ey insanlar, Muhakkak ki ben sizin için a paçık bir uyarıcıyım, iman edenler ve düzeltici faaliyet yapanlar onlar için bağışlanma ve ikram edilen rızık vardır , ayetlerimizi aciz bırakmak için yarışanlar ise, işte onlar, cehennem halkıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya; işte onlar için bir bağışlama, güzel bir nimet (Cennet) vardır.

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanlar için mağfiret ve bol rızık vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.

    Şaban Britch

    İman edip, salih amellerde bulunanlara mağfiret ve değerli bir rızık (cennet) vardır.

    Şaban Piriş

    İman edip, doğruları yapanlara bağışlanma ve bol rızık vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.

  3. Hac suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 51. ayet. وَٱلَّذِينَ سَعَوْا۟ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مُعَٰجِزِينَ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    Ayetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimiz hakkında (onları) aciz (kılmaya) çalışanlara gelince, işte bunlar cehennem halkıdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Nesh] konusu Nisâ 4:82, Sebe' 34:5, 38 ve Fussilet 41:42. ayetler ışığında değerlendirilmelidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama ayetlerimizi etkisiz kılmak için çaba harcayanlara gelince: işte onlar, gözlerini faltaşı gibi açacak dehşet bir ateşe duçar olacaklar.

    Muhammed Esed

    ama mesajlarımıza karşı, onları amaçlarında zaafa uğratma niyetiyle, düşmanca çabalara girişenlere gelince; harlı ateşe girecek olanlar işte böyleleridir.

    Ahmed Hulusi

    Etkisiz kılmak amacıyla işaretlerimizi iptal için koşuşanlara gelince; işte onlar cehennem halkıdır!

    Ali Bulaç

    Ayetlerimiz konusunda acze düşürücü çabalar harcayanlar, alevli ateşin halkıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Âyetlerimiz hakkında (onları tesirsiz kılmak için) birbirlerini geri bırakırcasına yarışanlara gelince, işte bunlar, cehennemliklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Oysa ayetlerimizi örselemek için uğraşanlar; cehennemin yoldaşları, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Karşı çıkarak ayetlerimizi etkisiz kılmaya gayret edenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir.

    Edip Yüksel

    Ayetlerimize karşı mücadele edenler ise cehennemin halkı olmayı hak etmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayetlerimize karşı mücadele edenler ise cehennemin halkı olmayı hakketmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayetlerimizin başarısız kalması için koşuşanlar ise, işte onlar cehennemliktirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ayetlerimiz hakkında muaccizlik için koşuşanlar ise işte onlar eshabı cehim

    Erhan Aktaş

    Ayetlerimizi geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ayetlerimizi geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.

    Gültekin Onan

    Ayetlerimiz konusunda acze düşürücü çabalar harcayanlar, alevli ateşin halkıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Ayetlerimiz (in, akıllarınca, red ve ibtaali) hususunda birbirini aciz bırakacak bir halde (fesad yarışına) koşanlar (a gelince:) onlar da çok alevli ateşin (cehennemin) yaranıdırlar.

    İbni Kesir

    Ayetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlar ise; işte onlar, cehennem ashabıdır.

    Mehmet Alagaş

    (47-51) Senden azabı çabuk / acele istiyorlar, Allah sözünden / vaadinden caymaz / tam karşıtı bir şey yapmaz. Allah’ın yanında ki bir gün, sizin saydığınız bin sene gibidir , memleketlerden nicelerine zalim olduklarında mühlet verdim , sonra onları yakaladım dönüş banadır. (Bize göre bin sene mühlet verilmesi, O’na göre bir gün beklesinler demek gibidir. Her zalim kavmin vakti saati belli) De ki Ey insanlar, Muhakkak ki ben sizin için a paçık bir uyarıcıyım, iman edenler ve düzeltici faaliyet yapanlar onlar için bağışlanma ve ikram edilen rızık vardır , ayetlerimizi aciz bırakmak için yarışanlar ise, işte onlar, cehennem halkıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ayetlerimiz konusunda acze düşürücü çabalar harcayanlara gelince, işte onlar Cehennem ehlidir.

    Süleyman Ateş

    Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çalışanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi değersizleştirmeye çalışanlar da o alevli ateşin ahalisi olurlar.

    Şaban Britch

    Ayetlerimizi (iptal etmek için) koşuşup, çalışanlara gelince, işte onlar cehennem ehlidir

    Şaban Piriş

    Ayetlerimizden alıkoymaya çalışanlara ise, işte onlar da alevli ateşin dostlarıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayetlerimizi işe yaramaz kılmak için gayret gösterenlere gelince, onlar cehennemin dostlarıdır.

  4. Hac suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 52. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ وَلَا نَبِىٍّ إِلَّآ إِذَا تَمَنَّىٰٓ أَلْقَى ٱلشَّيْطَٰنُ فِىٓ أُمْنِيَّتِهِۦ فَيَنسَخُ ٱللَّهُ مَا يُلْقِى ٱلشَّيْطَٰنُ ثُمَّ يُحْكِمُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Biz senden önce hiçbir elçi veya peygamber göndermedik ki o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine mutlaka (bir şeyler) katmaya kalkışmasın. dipnot 1 Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. dipnot 2 Sonra Allah kendi ayetlerini sağlam olarak yerleştirir. dipnot 3 Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada şeytanın her bir elçi peygamberin tebliğine bir şeyler katma girişiminde bulunduğu ifade edilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada sözü edilen durum şeytanların vahye müdahalede bulunma girişimleridir. Kaynaklarda anlatılan "Garânık olayı" son derece sorunlu bir kabuldür. Çünkü Hz. Muhammed'in şeytanın müdahalesiyle "kuğu kuşları" şeklinde sembolleştirilen putları övücü ifadeler kullanması hiçbir şekilde doğru ve mümkün değildir. Girişimler her zaman olur; ancak Yüce Allah Hûd 11:1, Hicr 15:9 ve Fussilet 41:42'de belirttiği üzere koruma garantisi verdiği vahyini elbette bu tür katma girişimlerinden korumuştur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Hûd 11:1; Hicr 15:9; Fussilet 41:42.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem senden önce kimi rasul ve nebi olarak göndermişsek, (sonuç almayı) umdukları her seferinde, Şeytan mutlaka onun idealindeki amaca ilişkin beklentisine gölge düşürmeye çabalamıştır. Fakat Allah, Şeytan'ın çabasını boşa çıkarır; dahası Allah, ayetlerini kendi içinde açık ve birbirlerini açıklayıcı kılar: zira (yalnızca) Allah'tır her şeyi bilen, her hükmünde tam isabet kaydeden.

    Muhammed Esed

    Bununla birlikte, senden önce her ne zaman bir elçi ya da haberci göndersek ve bu (elçi ya da haberci) ne zaman (uyarılarına olumlu tepkiler almayı) umut etse, Şeytan mutlaka o'nun güttüğü nihai amaca gölge düşürmeye kalkışmıştır; ama Allah Şeytan'ın düşürmeye çalıştığı gölgeyi giderir ve mesajlarını kendi içlerinde açık ve anlaşılır kılar ve birbirleriyle açıklar; çünkü Allah doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen, mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Senden önce hiçbir Rasul (hakikat ve marifetlerden haberdar eden) ve hiçbir Nebi (ilahi hükümleri ulaştıran) irsal etmedik ki, o (şuurundaki idrakı gereği) temenni ettiğinde, onun idealine, şeytanı (beşeri yanını oluşturan oluşmuş benliği - bilinci) bir fikir ilka etmiş olmasın! Allah (Esma hakikati şuuruna yansıyarak), şeytanın ilkasını geçersiz kılar; sonra da kendi işaretlerini en sağlıklı kesin şekilde yerleştirir! Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Biz senden önce hiç bir Resul ve Nebi göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, şeytan, onun dilediğine (bir kuşku veya sapma unsuru) katıp bırakmış olmasın. Ama Allah, şeytanın katıp bırakmalarını giderir, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırıp pekiştirir. Allah, gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir Rasûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de (beşerî arzular) katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafız ve mana bakımından) sağlam olarak yerleştirir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Zaten senden önce gönderdiğimiz hiçbir elçi ve peygamber yoktur ki, bir şey dilediğinde, Onun dileğine şeytan karışmamış olsun. Fakat Allah, şeytanın attıklarını ortadan kaldırır. Sonra, Kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, senden önce hiçbir rasul ve nebi göndermedik ki o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de beşeri arzular katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini sağlam olarak yerleştirir. Allah, bilendir; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Senden önce, arzularına sapkının karışmadığı hiçbir elçi ve hiçbir peygamberi göndermedik. ALLAH sapkının attığı şeyleri ortadan kaldırır ve sonra ALLAH ayetlerini sağlamlaştırır. ALLAH Bilendir, Bilgedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Elçiler ve peygamberlerin yanlış ve olumsuz arzular sergilemeleri, onları eleştirmek için fırsat kollayan inkarcılara bahane verdiği gibi onları tanrılaştırarak "masum" gören marazlıları da çelişkilere sokar. Müminler ise Tanrısal olan vahiy ile beşeri hataları birbirinden ayırt edebilecek bilgiye ve netliğe sahiptirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önce, arzularına şeytanın karışmadığı hiç bir elçi ve hiç bir peygamberi göndermedik. ALLAH şeytanın attığı şeyleri ortadan kaldırır ve sonra ALLAH ayetlerini sağlamlaştırır. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz senden önce bir resul ve bir nebi göndermedik ki, o bir şey yapmak arzu ettiğinde, şeytan onun arzularına şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi derhal giderir. Sonra da Allah, ayetlerini güçlendirir. Allah, bilendir, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem biz senden evvel ne bir Resul ve ne bir Nebiy göndermedik ki bir temenni kurduğu vakıt Şeytan onun ümniyyesine bir ilka yapmış olmasın, bunun üzerine Allah Şeytanın ilka ettiğini derhal nesheder de sonra Allah, ayetlerini muhkemler ve Allah, alimdir, hakimdir

    Erhan Aktaş

    Senden önce gönderdiğimiz her Resul ve Nebi, bir şey dilediği dipnot 1 zaman, şeytan dipnot 2 onun bu dileğine bir şeyler katmak istedi. dipnot 3 Fakat Allah, şeytanın kattığı şeyleri yok eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mesajı topluma iletmek istedikleri zaman.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 22:3. ayetin dipnotu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Resul ve Nebiler'in İnsanların kurtuluşuna yönelik yaptıkları çağrıya bozguncular (İnsan şeytanlar) çağrıyı etkisiz kılmak için kendi yanlarından bir şeyler katarlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz her Resul ve Nebi, bir şey dilediği dipnot 1 zaman, şeytan dipnot 2 onun bu dileğine bir şeyler katmak istedi. dipnot 3 Fakat Allah, şeytanın kattığı şeyleri yok eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mesajı topluma iletmek istedikleri zaman.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sözcük anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, hakka, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Resul ve Nebilerin insanların kurtuluşuna yönelik yaptıkları çağrıya bozguncular (insan şeytanlar) çağrıyı etkisiz kılmak için kendi yanlarından bir şeyler katarlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz her rasul ve nebi, bir şey dilediği dipnot 1 zaman, şeytan dipnot 2 onun bu dileğine bir şeyler katmak istedi. dipnot 3 Fakat Allah, şeytanın kattığı şeyleri yok eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mesajı topluma iletmek istedikleri zaman.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hakk'tan uzak olan. Hakk'a aykırı hareket eden her türlü varlık, kişi ve kurumun ortak "karakteristik adıdır."
    3. metne dön, dipnot 3
      Rasul ve nebilerin insanların kurtuluşuna yönelik yaptıkları çağrıya bozguncular (insan şeytanlar) çağrıyı etkisiz kılmak için kendi yanlarından bir şeyler katarlardı.

    Gültekin Onan

    Biz senden önce hiç bir resul ve nebi göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, şeytan, onun dilediğine (bir kuşku vaya sapma unsuru) katıp bırakmış olmasın. Ama Tanrı, şeytanın katıp bırakmalarını giderir, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırıp pekiştirir. Tanrı, gerçekten bilendir hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Biz, senden evvel hiçbir resul, hiç bir nebi göndermedik ki o, (bir şey) arzu etdiği zaman şeytan onun dileği hakkında ille (bir fitne meydana) atmış olmasın. Nihayet Allah, şeytanın ilkaa edeceği (o fitneyi) giderir, ibtaal eder. Yine Allah ayetlerini sabit (ve mahfuz) kılar. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Senden önce gönderdiğimiz hiç bir Rasul ve hiç bir Nebi yoktur ki; bir şeyi arzuladığı zaman şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmamış olsun. Allah; şeytanın karıştırdığını giderir. Sonra Allah; kendi ayetlerini yerleştirir. Ve Allah; Alim'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (52-54) Senden önce hiçbir Elçi / Resul ve de Bildirici / Nebi yoktur ki, bir dilekte / temenni de bulunduğunda şeytan onun dileğine bir şeyler karıştırmış olmasın, Allah şeytanın karıştırdıklarını giderir, sonra Allah ayetini son karar haline getirir / muhkemleştirir. Allah bilendir ve gerekçeli karar verendir. Bu, (Dileklerine şeytanın kattıklarını giderilmesi) kalplerinde hastalık olanların ve kalpleri taşlaşmış olanların şeytanın sınamasına / fitnesine düşmeleri içindir. Muhakkak ki zalimler uzak bir ayrılık / uzak bir kopuş içindedirler, yine bu (Dileklerine şeytanının kattıklarının giderilmesi) ilim verilenlerin bu kesinlikle Rabbimizden gelen bir gerçektir demeleri, ona iman etmeleri ve gönüllerinden boyun eğmeleri içindir , muhakkak ki Allah, iman edenleri istikameti dosdoğru olan yola yönlendirir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, o temenni ettiği (Kur'an okuduğu) zaman, Şeytan onun temennisine (okuyuşuna) bir vesvese atmış olmasın. Ama Allah, Şeytan'ın attığını iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırıp pekiştirir. Allah her şeyi bilendir, Hakim'dir.

    Süleyman Ateş

    Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermemiştik ki o, temenni ettiği zaman, şeytan onun temennisine (bir düşünce) atmış olmasın. Fakat Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, 'alim(bilen)dir, hakim (sağlamlaştıran)dır.

    Süleymaniye Vakfı

    Senden önce gönderdiğimiz hiçbir resul ve nebi yoktur ki bir şeyi arzu ettiğinde şeytan onun arzusuna bir şey katmış olmasın dipnot 1 . Ama Allah, şeytanın kattığını hemen giderir, sonra ayetlerini (onların zihinlerinde) sağlamlaştırır dipnot 2 . Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan doğru yolun üstünde oturur. O yoldan ayrılmayan nebi ve resuller de onun vesvesesine maruz kalırlar (En'am 6/112, İsra 17/73-75). Ama bu vesvese vahiy sırasında olamaz; çünkü Allah bunun için tedbirler almıştır (Cin 72/26-28).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce de elçi veya nebi olarak gönderdiğimiz kimselerden hangisi bir şey tasarlasa Şeytan onun tasarladığı şeye mutlaka bir pislik bulaştırmıştır. Arkasından Allah, şeytanın bulaştırdığını gidermiş sonra da ayetlerini (zihinlerde) iyice pekiştirmiştir. dipnot 1 Allah bilir, doğru karar verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bizler, içimizden geçenlerden değil içimizde olanlardan sorumluyuz (Bkz: Bakara 2/284) İçimizde olan iman, içimizden geçen vesvesedir. Elçi ve nebilerin bile şeytanların(hem insan hem cin) vesvesesine maruz kaldığı ayette açıktır. Önemli olan şeytanın attığını Allah'ın gönderdiği ile karşılamak ve gidermektir. Bu da ancak Allah'ın doğru bilgisi(zikir) olan Kur'an ve onda geçen emir ve yasaklara tam uymakla olur.

    Şaban Britch

    Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki, o temenni ettiği (Kur'an okuduğu) zaman, şeytan onun temennisine (okuyuşuna) bir vesvese atmış olmasın. Ama Allah, şeytanın attığını iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırıp pekiştirir. Allah herşeyi bilendir, hakimdir.

    Şaban Piriş

    Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki, bir şeyi arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmış olmasın. Ama Allah, şeytanın karıştırdığını giderir ve Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah bilendir, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, o bir şey dilediğinde, şeytan onun düşünce ve dileği içine bir şey atmış olmasın. Ama Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi ayetlerini muhkemleştirir. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

  5. Hac suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 53. ayet. لِّيَجْعَلَ مَا يُلْقِى ٱلشَّيْطَٰنُ فِتْنَةً لِّلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَفِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ

    Diyanet İşleri

    Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.

    Mehmet Okuyan

    Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir fitne (imtihan) yapsın (diye Allah buna izin verir). Şüphesiz ki zalimler, uzak bir ayrılık içindedir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah'ın) Şeytan'ın engel koyma çabasına (izin vermesi), yalnızca kalplerinde bir tür hastalık bulunan ve iç dünyaları kararmış olan kimseleri sınamak içindir. İşte bu tür zalimler, kesinlikle derin bir yabancılaşma içindedirler.

    Muhammed Esed

    (Yine de, Allah'ın bu tür şüphelere fırsat vermesi,) Şeytan'ın (peygamberlerin niyeti konusunda gönüllere) düşürmeye çalıştığı gölgeyi kalplerinde bir eğrilik, bir hastalık bulunan, kalpleri katılaşmış olan kimseler için bir sınama aracı kılmasındandır; çünkü, (bu tür şüphelere kapılarak kendilerine) yazık eden kimseler, doğrusu, çok derin bir yanılgı içindedir.

    Ahmed Hulusi

    Şeytanın ilkası olan (amigdala etkisindeki oluşmuş benlik - bilinç veri tabanından gelen) fikir, sağlıklı düşünemeyen ve şuurları örtülmüş (meleki kuvveleri - kudsi hakikati örtülmüş; bedeni zevkler, nefsani şehvetlere düşkün) olan kimseler için, sınav objesi oluşturması içindir. . . Muhakkak ki zalimler dönüşü olmayan yoldadırlar!

    Ali Bulaç

    Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah'ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme (vesilesi) yapsın. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    Şeytanın attıkları, yüreklerinde sayrılık olanları ve yürekleri katılaşanları sınamak içindir. Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, derin bir ayrılık içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Böyle yapar ki, şeytanın attığını, kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için bir imtihan yapsın. Zalimler uzak bir ayrılık içindedirler.

    Edip Yüksel

    Böylece sapkının attığını kalplerinde hastalık bulunanlar ve kalpleri katı olanlar için bir test haline sokar. Zalimler, elbette apaçık bir karşıtlık içindedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece şeytanın attığını kalplerinde hastalık bulunanlar ve kalpleri katı olanlar için bir test haline sokar. Zalimler, elbette apaçık bir karşıtlık içindedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunu, şeytanın karıştıracağı şüpheyi kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimselere bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Çünkü zalimler haktan uzak bir ayrılık içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şunun için ki Şeytanın ilka edeceğini kalbleri katı olanlar ve kalblerinde bir maraz bulunanlar için bir fitne kılacaktır ve çünkü o zalimler uzak bir şikak içindedirler

    Erhan Aktaş

    Kalplerinde hastalık olan ve kalpleri kararıp katılaşmış olanlara, şeytanın kattığı şeyi dipnot 1 , sınav vesilesi kıldık. Zalimler derin bir yanılgı içindedirler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanın/şeytanlaşmış kimselerin çağrıyı boşa çıkarmak için gösterdikleri çabayı, gerçeği çarpıtma isteğini.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kalplerinde hastalık olan ve kalpleri kararıp katılaşmış olanlara, şeytanın kattığı şeyi dipnot 1 , sınav vesilesi kıldık. Zalimler derin bir yanılgı içindedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanın/şeytanlaşmış kimselerin çağrıyı boşa çıkarmak için gösterdikleri çabayı, gerçeği çarpıtma isteğini.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kalplerinde hastalık olan ve kalpleri kararıp katılaşmış olanlara, şeytanın kattığı şeyi dipnot 1 , sınav vesilesi kıldık. Zalimler derin bir yanılgı içindedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanın/şeytan karakterli kimselerin çağrıyı boşa çıkarmak için gösterdikleri çabayı, gerçeği çarpıtma isteğini.

    Gültekin Onan

    Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Tanrı'nın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    (Allahın buna müsaade buyurması) şeytanın (meydana) atacağı (fitneyi) kalblerinde bir maraz bulunanlara, yürekleri katı olanlara bir imtihan (vesilesi) yapmak içindir. Hiç şüphe yok ki o zaalimler (hakdan) uzak bir ayrılık (ve muhaalefet) içindedirler.

    İbni Kesir

    Şeytanın karıştırdığı, kalblerinde hastalık bulunan ve kalbleri kaskatı olan kimseleri sınamay vesile kılmak içindir. Zalimler, şüpjesiz derin bir ayrılık içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (52-54) Senden önce hiçbir Elçi / Resul ve de Bildirici / Nebi yoktur ki, bir dilekte / temenni de bulunduğunda şeytan onun dileğine bir şeyler karıştırmış olmasın, Allah şeytanın karıştırdıklarını giderir, sonra Allah ayetini son karar haline getirir / muhkemleştirir. Allah bilendir ve gerekçeli karar verendir. Bu, (Dileklerine şeytanın kattıklarını giderilmesi) kalplerinde hastalık olanların ve kalpleri taşlaşmış olanların şeytanın sınamasına / fitnesine düşmeleri içindir. Muhakkak ki zalimler uzak bir ayrılık / uzak bir kopuş içindedirler, yine bu (Dileklerine şeytanının kattıklarının giderilmesi) ilim verilenlerin bu kesinlikle Rabbimizden gelen bir gerçektir demeleri, ona iman etmeleri ve gönüllerinden boyun eğmeleri içindir , muhakkak ki Allah, iman edenleri istikameti dosdoğru olan yola yönlendirir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, Şeytan'ın attığı o vesveseyi kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseler için bir fitne kılmıştır. Muhakkak zalimler uzak bir ayrılık içindedirler.

    Süleyman Ateş

    (Allah, böyle yapar ki) Şeytanın attığını, kalblerinde hastalık olanlar ve kalbleri katılaşanlar için bir imtihan yapsın; zalimler uzak bir ayrılık içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanın bulaştırdığı şeye izin vermemiz dipnot 1 , kalplerinde hastalık olanlar ile kalpleri katı olanları imtihan içindir. Yanlış yapanlar, tam olarak ayrılmış ve uzaklaşmış olurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat

    Şaban Britch

    Allah, şeytanın attığı o vesveseyi kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseler için bir fitne kılmıştır. Zalimler, (Peygamberle) uzak bir ayrılık içindedirler.

    Şaban Piriş

    Şeytanın karıştırdığı, kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri denemek içindir. Zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu, Allah'ın; şeytanın attığını, kalplerinde hastalık olanlara, gönülleri katılaşanlara bir fitne yapması içindir. Zalimler, geri dönülmez bir ayrılık ve kopuş içindedirler.

  6. Hac suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 54. ayet. وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤْمِنُوا۟ بِهِۦ فَتُخْبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمْ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.

    Mehmet Okuyan

    Bir de kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın) Rabbin tarafından (gelmiş) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar ve kalpleri saygıyla boyun eğsin. Şüphesiz ki Allah iman edenleri doğru yola ulaştırır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:173; Enfâl 8:2; Tevbe 9:124; Kehf 18:13; Meryem 19:76; Hacc 22:16; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Fetih 48:4; Müddessir 74:31.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine (bunun bir nedeni) de, bilgi ve bilginin amacını kavrayanlar bu (mesajın) Rabbinden gelen hakikatin ta kendisi olduğunu anlasınlar diyedir. Bu sayede ona inanacaklar, nihayet kalpleri ona tam bir teslimiyetle yatışacaktır. Şu bir gerçek ki, Allah inanıp güvenen kimseleri dosdoğru bir yola yöneltir.

    Muhammed Esed

    Ve (yine, Allah'ın Şeytan'ın bu çabalarını boşa çıkarması,) doğru bilgiden nasibi olanların bu ilahi mesajın senin Rabbinden ulaşan katıksız gerçek olduğunu kavramaları, O'na inanmaları ve bütün kalpleriyle O'na bağlanıp boyun eğmeleri içindir. Çünkü gerçekten de, Allah imana erişenleri dosdoğru bir yola yöneltir.

    Ahmed Hulusi

    Ayrıca da kendilerine ilim verilenler, onun (şuurlarına yansıyanın) Rabbinden hak olduğunu bilsinler de Ona iman etsinler ve Ona şuurları huşu duysunlar. . . Muhakkak ki Allah iman etmiş kimseleri hakikate yönlendirendir.

    Ali Bulaç

    (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine bilgi verilmiş olanlar da Onun Efendinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler. Böylece, Ona inansınlar ve yürekleri Ona saygı duysun. Çünkü kuşkusuz, Allah, inananları, kesinlikle dosdoğru yola eriştirir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine ilim verilmiş olanlar da Kur'an'ın, senin Rabbinden gelenin hak olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalpleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları doğru yola iletir.

    Edip Yüksel

    Bu durum, aynı zamanda, kendilerine bilgi verilmiş olanların bunun Efendinden gelen bir gerçek olduğunu anlamalarını sağlar. Böylece kalpleri onu benimser ve onaylar. ALLAH, elbette, iman edenleri doğru yola ulaştırır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu durum, aynı zamanda, kendilerine bilgi verilmiş olanların bunun Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu anlamalarını sağlar. Böylece kalpleri onu benimser ve iman ederler. ALLAH, elbette, inananları doğru yola ulaştırır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'an'ın şüphesiz Rabbından gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri O'na saygı duysun. Çünkü Allah iman edenleri doğru bir caddeye çıkarır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de kendilerine ılim verilmiş olanlar muhakkak rabbından gelen hakk olduğunu bilsinler ve ona iyman etsinler de kalbleri ona saygı duysun ve çünkü Allah, iyman edenleri doğru bir caddeye çıkarır

    Gültekin Onan

    (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kuran'ın) hiç tartışmasız rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona, inansınlar ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Tanrı inananları dosdoğru yola yöneltir.

    Hasan Basri Çantay

    Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun (Kur'anın) muhakkak Rabbinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilib de ona (tam) iman etmeleri ve kalblerinden tam bir itmi'nan haasıl olması içindir. Şübhesiz ki Allah, (o suretle) iman edenleri doğru bir yola iletir.

    İbni Kesir

    Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun, Rabbından gelme bir gerçek olduğunu bilip inanmaları ve gönüllerini ona bağlamaları içindir. Muhakkak ki Allah; iman edenleri dosdoğru yola iletir.

    Mehmet Alagaş

    (52-54) Senden önce hiçbir Elçi / Resul ve de Bildirici / Nebi yoktur ki, bir dilekte / temenni de bulunduğunda şeytan onun dileğine bir şeyler karıştırmış olmasın, Allah şeytanın karıştırdıklarını giderir, sonra Allah ayetini son karar haline getirir / muhkemleştirir. Allah bilendir ve gerekçeli karar verendir. Bu, (Dileklerine şeytanın kattıklarını giderilmesi) kalplerinde hastalık olanların ve kalpleri taşlaşmış olanların şeytanın sınamasına / fitnesine düşmeleri içindir. Muhakkak ki zalimler uzak bir ayrılık / uzak bir kopuş içindedirler, yine bu (Dileklerine şeytanının kattıklarının giderilmesi) ilim verilenlerin bu kesinlikle Rabbimizden gelen bir gerçektir demeleri, ona iman etmeleri ve gönüllerinden boyun eğmeleri içindir , muhakkak ki Allah, iman edenleri istikameti dosdoğru olan yola yönlendirir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duyup, boyun eğsin diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.

    Süleyman Ateş

    Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da o(Kur'a)nın, Rabbinden (gelen) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalbleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları mutlaka doğru yola iletir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayrıca kendilerine bilgi verilmiş olanların, onun /Kur'an'ın Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilip inanmaları ve kalplerinin ona yatışması içindir. Allah inanıp güvenenleri elbette doğru yola yönlendirir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun (Allah'ın şeytanların karıştırdığına izin vermesinin) bir sebebi de kendilerine o bilginin ulaştığı kimselerin, onun (ayetlerin) senin Sahibinden gelen bir gerçek olduğunu bilmelerini, ona inanmalarını ve kalplerinin ona yatışmasını sağlamaktır. Allah inanıp güvenenleri elbette doğru bir yola yönlendirir.

    Şaban Britch

    Bir de, kendilerine ilim verilenlerin, onun, Rabbinden gelen gerçek bir vahiy olduğunu bilip, ona iman etmeleri ve kalplerinin onunla yatışması içindir. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola iletir.

    Şaban Piriş

    Kendilerine ilim verilenlerin, onun, Rabbinden gelen gerçek bir vahiy olduğunu bilip, ona inanmaları ve onunla gönüllerini bağlamaları içindir. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola iletir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak olduğunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye böyle yapılmıştır. Şu bir gerçek ki Allah Hadi'dir, iman edenleri dosdoğru yola mutlaka ulaştıracaktır.

  7. Hac suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 55. ayet. وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً أَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde kalırlar.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar, kendilerine o (Son) Saat ansızın gelinceye dipnot 1 veya kısır bir günün dipnot 2 azabı gelinceye kadar onun (Kur'an'ın) hakkında hep şüphe içindedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:187; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Şu‘arâ 26:202; ‘Ankebût 29:53; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66; Muhammed 47:18.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada sözü edilen "kısır gün", mahşerin inkarcılar için hiçbir iyilik ve huzur içermemesi anlamında mecazi bir ifadedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda direnen kimseler ise, Son Saat kendilerine ansızın gelip buluncaya, ya da (yaşama sevincinin) kökünü kurutan bir günün tarifsiz azabı kendilerine kavuşuncaya kadar, bu mesajın kaynağı hakkında kuşku duymaya devam edecekler.

    Muhammed Esed

    Hakkı inkara şartlanmış olanlar ise, Son Saat kendilerini apansız yakalayıncaya ve bütün ümitlerin boş olduğu o Gün'ün azabı başlarına çökünceye kadar O'nun hakkında kapıldıkları şüpheden sıyrılmayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler ise, kendilerine ansızın ölüm gelinceye kadar yahut umutların boşa çıkacağı sürecin azabı gelinceye kadar, O'ndan (Teklik'ten) şüphe içinde kalmaya devam edecek. . .

    Ali Bulaç

    İnkar edenler ise, kıyamet saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde sür git kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahut da (kendileri için hayır yönünden) kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkında hep şüphe içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler ise evrenlerin sonu onlara ansızın gelinceye veya Kısır Gün'ün cezası gelip çatıncaya dek, Ondan kuşku duymaya devam ederler.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler, kendilerine son saat ansızın gelinceye ya da her kurtulma gayretinin sonuçsuz kalacağı günün azabı gelinceye kadar, Kur'an hakkında hep şüphe içinde olacaklardır.

    Edip Yüksel

    İnkarcılar ise, o an kendilerine ansızın gelinceye kadar, yahut o müthiş günün cezası kendilerine çatıncaya kadar sürekli ondan kuşku duyacaklardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar ise, Saat (dünyanın sonu) kendilerine ansızın gelinceye kadar, yahut o müthiş günün cezası kendilerine çatıncaya kadar sürekli ondan kuşku duyacaklardır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnkar edenler de kendilerine kıyamet ansızın gelinceye veya her kurtulma gayretinin sonuçsuz kalacağı bir günün azabı gelinceye kadar Kur'an'dan şüphe etmekte devam edip giderler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O küfredenler de kendilerine o saat bağteten gelinciye veya akim bir günün azabı gelinciye kadar ondan bir şekk içinde kalır giderler

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler de, Sa'at dipnot 1 ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan dipnot 2 kuşku duymaya devam edeceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin kopma anı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlimden/Allah'tan gelen bilgiden, vahiyden.

    Gültekin Onan

    Küfredenler ise, kıyamet saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kuran'dan) yana şüphe içinde sürgit kalacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Küf (ü inkar) edenler ise kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahud kısır bir günün azabı çatıncaya kadar ondan (Kur'andan) yana mütemadi bir şek içinde kalırlar.

    İbni Kesir

    Küfredenler; kendilerine o saat ansızın gelinceye veya gecesi olmayan günün azabı çatana kadar ondan yana devamlı bir şüphe içinde kalırlar.

    Mehmet Alagaş

    (55-57) Kafirler, kıyamet saati ansızın gelinceye kadar veya sonlandırıcı gün / kesintiye uğratıcı gün /akamete uğratıcı gün gelinceye kadar onun hakkında tereddütte / miryede kalırlar. (Acaba g elecek mi gelmeyecek mi tereddütü) O gün egemenlik / mülkiyet / mülk üzerindeki tüm yetki, Allah’a aittir, onlar arasında ilgili son kararını verir, iman edenler ve ıslah edici ameller yapanlar naîm cennetlerindedir, kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar için aşağılayıcı / küçük düşürücü / onur kırıcı bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler ise ansızın o sa'at (kıyamet veya ölüm) kendilerine gelinceye yahut o kısır (hayırsız) günün azabı kendilerine gelinceye kadar o(Kur'a)ndan yana, kuşku içinde olacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler, o saat dipnot 1 aniden gelinceye, sonrası olmayan bir günün azabı gelinceye kadar ondan (Allah'ın kitabından) üretilmiş bir kurgu içinde olmaya devam edeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama O'nun tebliğini görmezlikten gelenler, beklemedikleri bir anda kıyamet saati kendilerine gelinceye ya da kısır bir günün azabı ulaşıncaya kadar şüphe içinde olmaya devam edeceklerdir.

    Şaban Britch

    Kâfirler ise, kendilerine o saat, ansızın gelinceye veya hayır yönünden kısır bir günün azabı çatıncaya kadar ondan şüphe etmeye devam ederler.

    Şaban Piriş

    Kafirler ise, kendilerine o saat, ansızın gelinceye veya sonsuz bir günün azabı çatıncaya kadar ondan şüphe etmeye devam ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edenler ise kıyamet ansızın başlarına patlayıncaya kadar, yahut kısır bir günün azabı kendilerine gelip çatıncaya kadar, o Kur'an'dan yana kuşku içinde olmaya devam edecekler.

  8. Hac suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 56. ayet. ٱلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    Diyanet İşleri

    İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah'ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naim Cennetleri'ndedirler.

    Mehmet Okuyan

    O gün, otorite Allah'a aittir. dipnot 1 Onlar (insanlar) arasında hükmü O verecektir. İman edip iyi işler yapanlar nimet cennetlerinde olacaklardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Furkân 25:26.

    Mustafa İslamoğlu

    Hakimiyetin tamamı o gün, sadece Allah'a ait olacaktır. O onları yargılayıp aralarında hüküm verecektir. İşte bunun sonucunda iman eden ve o imanla uyumlu davranış sergileyen kimseler, her tür nimetle dolu olan cennetlere yerleşecekler.

    Muhammed Esed

    O Gün, tüm egemenlik (herkesin görebileceği biçimde) yalnızca Allah'ın elinde olacaktır. O, (bütün insanları) yargılayacak (ve) aralarında(ki farkı ortaya koyacaktır): buna göre, imana erişip de dürüst ve erdemli işler yapan kimseler kendilerini nimetlerle dolu hasbahçelerde bulacaklar;

    Ahmed Hulusi

    O süreçte mülk (tüm var olanlar) Allah içindir; aralarında hüküm verir! İman edip gereğince çalışmalar yapanlar, nimet cennetlerindedirler.

    Ali Bulaç

    Mülk, o gün yalnızca Allah'ındır. O, aralarında hükmedecektir. Artık iman edip salih amellerde bulunanlar; nimetlerle donatılmış cennetler içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, mülk Allah’ındır. İnsanlar arasında hüküm verir. (Bu hüküm gereği) iman edip sâlih ameller işleyenler Naîm cennetlerinin içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    O gün, yönetim, yalnızca Allah'a özgüdür. Aralarında yargı verecektir. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar, artık nimet cennetlerindedir.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün hükümranlık Allah'ındır. Allah, onların arasında hükmeder. İnanıp iyi amel yapanlar nimet cennetlerindedirler.

    Edip Yüksel

    Yönetim ve otorite, o gün tümüyle ALLAH'a aittir. Onların arasında hüküm verecektir. Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar nimet bahçelerindedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yönetim ve otorite, o gün tümüyle ALLAH'a aittir. Onların arasında hüküm verecektir. İnanıp erdemli davrananlar nimet cennetlerindedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Mülk o gün tek olan Allah'ındır; aralarında hükmünü verir. Artık iman edip iyi işler yapmış olanlar Naim cennetlerindedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mülk o gün bir Allahındır, beyinlerinde hukmünü verir, artık iyman edip salih iş yapmış olanlar Naim Cennetlerindedir

    Erhan Aktaş

    Egemenlik, O Gün dipnot 1 tamamen Allah'a aittir, İnsanlar arasında yalnızca O hüküm verir. Artık iman eden ve salihatı yapanlar, Nimet Cennetlerindedirler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Egemenlik, İzin Günü dipnot 1 tamamen Allah'a aittir, insanlar arasında yalnızca O hüküm verir. Artık iman eden ve salihatı yapanlar, nimet cennetlerindedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün, "

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Egemenlik, İzin Günü dipnot 1 tamamen Allah'a aittir, insanlar arasında yalnızca O hüküm verir. Artık iman eden ve salihatı yapanlar, dipnot 2 nimet cennetlerindedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap görme/sorma günü.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Mülk, o gün yalnızca Tanrı'nındır. O, aralarında hükmedecektir. Artık inanıp salih amellerde bulunanlar; nimetlerle donatılmış cennetler içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    O gün mülk (-ü saltanat yalınız) Allahındır. (Mü'minlerle kafirlerin) aralarında O hükmeder. Artık iman edenler, güzel güzel de amel (ve hareket) lerde bulunanlar Naıym cennetlerinin içindedir.

    İbni Kesir

    O gün; mülk Allah'ındır. Onların arasında hükmeder. İman edip salih ameller işleyenler; Naim cennetlerindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (55-57) Kafirler, kıyamet saati ansızın gelinceye kadar veya sonlandırıcı gün / kesintiye uğratıcı gün /akamete uğratıcı gün gelinceye kadar onun hakkında tereddütte / miryede kalırlar. (Acaba g elecek mi gelmeyecek mi tereddütü) O gün egemenlik / mülkiyet / mülk üzerindeki tüm yetki, Allah’a aittir, onlar arasında ilgili son kararını verir, iman edenler ve ıslah edici ameller yapanlar naîm cennetlerindedir, kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar için aşağılayıcı / küçük düşürücü / onur kırıcı bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte o gün mülk Allah’ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler.

    Süleyman Ateş

    O gün mülk Allah'ındır. (O) onların aralarında hükmeder. İnananlar ve iyi işler yapanlar ni'met cennetlerindedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün tüm yetki (hakimiyet), yalnız Allah'ındır; aralarındaki kararı o verecektir. İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar, nimetlerle dolu cennetlerde olacaklardır.

    Şaban Britch

    O gün, mülk Allah’ın’dır. Aralarında hükmü, O verecektir. İman edip, salih amellerde bulunanlar Nimet Cennetleri'ndedir.

    Şaban Piriş

    O gün, mülk Allah'ın'dır. Aralarında hükmü, O verecektir. İman edip, doğruları yapmış olanlar nimet cennetlerindedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün mülk ve yönetim Allah'ındır. Aralarında O, hüküm verecektir. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, nimetlerle dolu cennetlerde olacaklardır.

  9. Hac suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 57. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    Diyanet İşleri

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlamış olanlara gelince, onlar için de alçaltıcı bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar için küçük düşürücü bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama inkarda inat eden ve Bizim ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, onur kırıcı bir terkedilmişliğe mahkum olacaklar.

    Muhammed Esed

    ama hakkı inkara, mesajlarımızı yalanlamaya kalkışanlara gelince, işte böylelerini alçaltıcı bir azap bekliyor olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler ve delillerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar için aşağılayıp, zilleti yaşatan azap vardır.

    Ali Bulaç

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar; artık onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; aşağılayıcı bir ceza, işte onlar içindir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara da, aşağılatan bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Ayetlerimizi yalanlayıp inkar edenler ise küçük düşürücü bir cezayı hakederler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi yalanlayıp inkar edenler ise küçük düşürücü bir cezayı hakkederler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnkar edip ayetlerimize yalan diyenlere gelince, işte bunlara hakir düşüren bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kafirlik edip ayetlerimize yalan demiş olanlar ise, işte bunlara mühin bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    Kafir olan ve ayetlerimizi yalanlayan kimseler için alçaltıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafir olan dipnot 1 ve ayetlerimizi yalanlayan kimseler için alçaltıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kafir olan dipnot 1 ve ayetlerimizi yalanlayan kimseler için alçaltıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği görmezden gelen; gerçeğin üzerini örten.

    Gültekin Onan

    Küfredip ayetlerimizi yalanlayanlar; artık onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Kafir olub da bizim ayetlerimizi yalan sayanlar, işte onlar, onlar için de hor (ve zelil) edici bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Küfredip ayetlerimizi yalan sayanlar ise; işte onlar için horlayıcı bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (55-57) Kafirler, kıyamet saati ansızın gelinceye kadar veya sonlandırıcı gün / kesintiye uğratıcı gün /akamete uğratıcı gün gelinceye kadar onun hakkında tereddütte / miryede kalırlar. (Acaba g elecek mi gelmeyecek mi tereddütü) O gün egemenlik / mülkiyet / mülk üzerindeki tüm yetki, Allah’a aittir, onlar arasında ilgili son kararını verir, iman edenler ve ıslah edici ameller yapanlar naîm cennetlerindedir, kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar için aşağılayıcı / küçük düşürücü / onur kırıcı bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfir olup ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara da alçaltan bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenlere ve ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlara gelince, işte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    Şaban Britch

    Kâfir olup, ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlara, alçaltıcı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Kafir olup, ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlara, onlara alçaltıcı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar için aşağılayıcı bir azap öngörülmüştür.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.