Diyanet İşleri
İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde kalırlar.
Hac suresi
Hac suresi, 55. ayet. وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً أَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ
velâ yezâlü-lleẕîne keferû fî miryetim minhü ḥattâ te'tiyehümü-ssâ`atü bagteten ev ye'tiyehüm `aẕâbü yevmin `aḳîm.
İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde kalırlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şeytanın vesvesesi; o gün mülk Allah'ındır Hac 49–57 3
Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.
Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde kalırlar.
İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah'ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naim Cennetleri'ndedirler.
İnkar edip ayetlerimizi yalanlamış olanlara gelince, onlar için de alçaltıcı bir azap vardır.
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
55. Yüce Allah, kâfirlerin durumunu, onların inatlarını ve yüz çevirmelerini haber vermektedir: Ey Muhammed, kendilerine getirdiğin kitap hakkında şüphe içerisinde kalmaya devam edecekler ve bu hallerini “kıyamet kendilerine ansızın gelinceye dek yahut da kısır bir günün azabı kendilerine gelinceye kadar” sürdüreceklerdir ki o kısır günde kendileri hakkında hiçbir hayır olmayacaktır. Kıyamet günü yahut o kısır gün, kendilerine geleceği vakit kâfirler yalan söylediklerini bilecekler ve pişmanlığın kendilerine fayda sağlayamayacağı bir vakitte pişmanlık duyacaklardır. Her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklar, peygambere iman etselerdi ve onunla birlikte yol tutmuş olsalardı diye arzu edeceklerdir. O nedenle bu buyruklarda şüphelerini ve iftiralarını sürdürmeye devam etmekten sakındırılmaktadırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'a iman etmede küfre düşen ve rasûlünü yalanlayanlar Yüce Allah'ın sana indirdiği Kur'an hakkında şüphe içindedirler. Kıyamet günü yani içinde rahmet ve hayrın bulunmadığı günün azabı ansızın onlara gelene kadar bu hal üzere olmaya devam ederler. Kıyamet günü onlar için hayır ve rahmet yoktur.
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O…
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi…
Aynı kök: عقم (4 geçiş)
Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü…
Aynı kök: عقم (4 geçiş)
Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.
Aynı kök: عقم (4 geçiş)
Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
Aynı kök: مري (20 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü…
Aynı kök: مري (20 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kâfir olanlar, kendilerine o (Son) Saat ansızın gelinceye dipnot 1 veya kısır bir günün dipnot 2 azabı gelinceye kadar onun (Kur'an'ın) hakkında hep şüphe içindedir.
İnkarda direnen kimseler ise, Son Saat kendilerine ansızın gelip buluncaya, ya da (yaşama sevincinin) kökünü kurutan bir günün tarifsiz azabı kendilerine kavuşuncaya kadar, bu mesajın kaynağı hakkında kuşku duymaya devam edecekler.
Hakkı inkara şartlanmış olanlar ise, Son Saat kendilerini apansız yakalayıncaya ve bütün ümitlerin boş olduğu o Gün'ün azabı başlarına çökünceye kadar O'nun hakkında kapıldıkları şüpheden sıyrılmayacaklardır.
Hakikat bilgisini inkar edenler ise, kendilerine ansızın ölüm gelinceye kadar yahut umutların boşa çıkacağı sürecin azabı gelinceye kadar, O'ndan (Teklik'ten) şüphe içinde kalmaya devam edecek. . .
İnkar edenler ise, kıyamet saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde sür git kalacaklardır.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahut da (kendileri için hayır yönünden) kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkında hep şüphe içindedirler.
Nankörlük edenler ise evrenlerin sonu onlara ansızın gelinceye veya Kısır Gün'ün cezası gelip çatıncaya dek, Ondan kuşku duymaya devam ederler.
İnkar edenler, kendilerine son saat ansızın gelinceye ya da her kurtulma gayretinin sonuçsuz kalacağı günün azabı gelinceye kadar, Kur'an hakkında hep şüphe içinde olacaklardır.
İnkarcılar ise, o an kendilerine ansızın gelinceye kadar, yahut o müthiş günün cezası kendilerine çatıncaya kadar sürekli ondan kuşku duyacaklardır.
İnkarcılar ise, Saat (dünyanın sonu) kendilerine ansızın gelinceye kadar, yahut o müthiş günün cezası kendilerine çatıncaya kadar sürekli ondan kuşku duyacaklardır
İnkar edenler de kendilerine kıyamet ansızın gelinceye veya her kurtulma gayretinin sonuçsuz kalacağı bir günün azabı gelinceye kadar Kur'an'dan şüphe etmekte devam edip giderler.
O küfredenler de kendilerine o saat bağteten gelinciye veya akim bir günün azabı gelinciye kadar ondan bir şekk içinde kalır giderler
Kafirler de Sa'at dipnot 1 ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan dipnot 2 kuşku duymaya devam edeceklerdir.
Kafirler de Sa'at dipnot 1 ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan dipnot 2 kuşku duymaya devam edeceklerdir.
Gerçeği yalanlayan nankörler de, Sa'at dipnot 1 ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan dipnot 2 kuşku duymaya devam edeceklerdir.
Küfredenler ise, kıyamet saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kuran'dan) yana şüphe içinde sürgit kalacaklardır.
Küf (ü inkar) edenler ise kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahud kısır bir günün azabı çatıncaya kadar ondan (Kur'andan) yana mütemadi bir şek içinde kalırlar.
Küfredenler; kendilerine o saat ansızın gelinceye veya gecesi olmayan günün azabı çatana kadar ondan yana devamlı bir şüphe içinde kalırlar.
(55-57) Kafirler, kıyamet saati ansızın gelinceye kadar veya sonlandırıcı gün / kesintiye uğratıcı gün /akamete uğratıcı gün gelinceye kadar onun hakkında tereddütte / miryede kalırlar. (Acaba g elecek mi gelmeyecek mi tereddütü) O gün egemenlik / mülkiyet / mülk üzerindeki tüm yetki, Allah’a aittir, onlar arasında ilgili son kararını verir, iman edenler ve ıslah edici ameller yapanlar naîm cennetlerindedir, kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar için aşağılayıcı / küçük düşürücü / onur kırıcı bir azap vardır.
Kâfirler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar.
İnkar edenler ise ansızın o sa'at (kıyamet veya ölüm) kendilerine gelinceye yahut o kısır (hayırsız) günün azabı kendilerine gelinceye kadar o(Kur'a)ndan yana, kuşku içinde olacaklardır.
Kafirlik edenler, o saat dipnot 1 aniden gelinceye, sonrası olmayan bir günün azabı gelinceye kadar ondan (Allah'ın kitabından) üretilmiş bir kurgu içinde olmaya devam edeceklerdir.
Ama O'nun tebliğini görmezlikten gelenler, beklemedikleri bir anda kıyamet saati kendilerine gelinceye ya da kısır bir günün azabı ulaşıncaya kadar şüphe içinde olmaya devam edeceklerdir.
Kâfirler ise, kendilerine o saat, ansızın gelinceye veya hayır yönünden kısır bir günün azabı çatıncaya kadar ondan şüphe etmeye devam ederler.
Kafirler ise, kendilerine o saat, ansızın gelinceye veya sonsuz bir günün azabı çatıncaya kadar ondan şüphe etmeye devam ederler.
İnkar edenler ise kıyamet ansızın başlarına patlayıncaya kadar, yahut kısır bir günün azabı kendilerine gelip çatıncaya kadar, o Kur'an'dan yana kuşku içinde olmaya devam edecekler.
Nevertheless, the infidels continue to be in doubt of the divine nature of it -the Quran- and will remain undecided until the sudden encounter with death taking them by surprise planting their great Hereafter in the now or until they face the disastrous Day of Judgement which is barren of their expectations and their hopes are doomed to disappointment.
The disbelievers will remain in doubt about it until the Hour suddenly overpowers them or until torment descends on them on a Day devoid of all hope.
Those who reject Faith will not cease to be in doubt concerning (Revelation) until the Hour (of Judgment) comes suddenly upon them, or there comes to them the Penalty of a Day of Disaster.
The unbelievers will not cease to be in doubt about it until the Hour suddenly comes upon them, or the chastisement of an ominous day dipnot 1 overtakes them.
But those who are kafir will not cease to be in doubt of it until the Hour comes on them suddenly or the punishment of a desolate Day arrives.
And those who disbelieved will not cease to be in doubt about it (this Qur’ân) until the Hour comes suddenly upon them, or there comes to them the torment of the Day after which there will be no night (i.e. the Day of Resurrection).
Those who are faithless persist in their doubt about it, until the Hour overtakes them suddenly, or they are overtaken by the punishment of an inauspicious day.
And those who have disbelieved will continue to have doubt about this (Qur'ân) until the Hour overtakes them suddenly, or the scourge of a destructive day befalls them.
And the unbelievers will not cease to be in doubt of it, until the Hour comes on them suddenly, or there shall come upon them the chastisement of a barren day.
The disbelievers have to constantly debate their doubts until they suddenly come face to face either with their worldly punishment or the Day of Judgment (which in either case it will be to late to make a choice. )
But those who misbelieve will not cease to be in doubt thereof until the Hour comes on them suddenly, or there comes on them the torment of the barren day.
Those who have rejected will remain in doubt from it until the moment comes to them suddenly, or the retribution will come to them on a day which will stand still.
But the infidels will not cease to doubt concerning it, until the hour of judgment cometh suddenly upon them; or until the punishment of a grievous day overtake them.
And that those who have been given knowledge may know that it is the truth from your Lord, and may believe therein, and that their heart may surrender humbly unto Him. Verily, Allah surely will guide those who believe into the Straight Way.
And the ones who have disbelieved will not cease wrangling about it until the Hour comes suddenly or there comes up to them the torment of a sterile Day.
And those who disbelieve will not cease to be in doubt thereof until the Hour come upon them unawares, or there come unto them the doom of a disastrous day.
The infidels will remain in doubt about it till the Hour overtakes them unawares, or the punishment of the barren day destructive should come upon them.
whereas those who are bent on denying the truth will not cease to be in doubt about Him until the Last Hour comes suddenly upon them and [supreme] suffering befalls them on a Day void of all hope.
Yet the disbelievers will persist in doubt about this ˹revelation˺ until the Hour takes them by surprise, or the torment of a terminating[1] Day comes to them.
And those who have rejected will remain to be in doubt from it until the Hour comes to them suddenly, or the retribution will come to them on a Day which will stand still.
As for those who disbelieve, they will continue to harbor doubts until the Hour comes to them suddenly, or until the retribution of a terrible day comes to them.
But those who disbelieve will not cease to be in doubt of it until the Hour comes upon them unexpectedly or there comes to them the punishment of a barren Day.
And those who ignore warning will not cease to be in doubt about it until the Hour comes upon them unexpectedly, or there comes to them the punishment of a barren day.
And those who disbelieve in the Divine Word (by failing to sort out the human aspirations), will remain in suspense until the Hour befalls them suddenly, or there comes to them the doom of a disastrous day.
And those who reject Faith will never stop to remain in doubt about (the Revelation) until the Hour (of Judgment) falls suddenly upon them, or the penalty of a Day of disaster comes to them.
Those who disbelieve will remain in doubt about it (the Qur’ān) forever, until the Hour (of Judgment) comes upon them suddenly, or there comes to them the punishment of a barren day.
Andthose who have rejected will remain to be in doubt from it until the Hour comes to them suddenly, or the retribution of a barren Day comes to them.