Furkân suresi · 45–54. ayetler

Gölge, gece, rüzgârlar, iki deniz ve su

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Furkân suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 45. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوْ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا ٱلشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu hareketsiz yapardı. Sonra güneşi ona (gölgeye) kılavuz yaptık.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insan!) Görmez misin Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını? Ama, eğer isteseydi, onu hareketsiz kılardı. Fakat Biz güneşi gölgeye kılavuz yapmışızdır;

    Muhammed Esed

    Görmez misin (ey insanoğlu), Rabbin gölgeyi (akşama doğru) nasıl uzatıyor; eğer dileseydi, hiç şüphesiz onu olduğu gibi bırakırdı; fakat sonra gölgeye güneşi yol gösterici kılmışızdır;

    Ahmed Hulusi

    Görmedin mi Rabbini, (Hakikat güneşi tam yükselmemişken) gölgeyi (benliği) nasıl uzattı? Eğer dileseydi onu elbette sakin (hareketsiz, sürekli) kılardı. . . Sonra, Güneş'i (hakikatin farkındalığını) ona delil kıldık.

    Ali Bulaç

    Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz güneşi, ona delil kıldık.

    Ali Rıza Safa

    Efendinin, gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Oysa dileseydi, kesinlikle onu durağan yapardı. Sonra, güneşi, ona yol gösteren yaptık. dipnot 292

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 292
      Üç boyutlu görüntü, gölge sayesinde sağlanır. Gölge, günün her zamanında aynı boyutlarda değildir. Güneşin devinimlerine bağlı olarak boyu değişen gölge, Kur'an ayetlerinde çok söz edilen bir olgudur.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz,güneşi ona delil kıldık.

    Edip Yüksel

    Efendinin gölgeyi nasıl uzattığına dikkat ettin mi? Nitekim dileseydi onu hareketsiz de yapardı. Nitekim, güneşi ona delil kıldık (gölgenin varlığını ışığa bağlı kıldık).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığına dikkat ettin mi? Nitekim dileseydi onu hareketsiz de yapardı. Nitekim, güneşi ona delil kıldık (gölgenin varlığını ışığa bağlı kıldık).

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi elbette onu hareketsiz de kılardı. Sonra Biz güneşi ona nasıl delil kılmışız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmaz mısın rabbına? Gölgeyi nasıl uzatmakta? Dilese idi elbet onu sakin de kılardı, sonra nasıl Güneşi, ona delil kılmışız?

    Erhan Aktaş

    Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona dipnot 1 yol gösterici yaptık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gölgeye.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona dipnot 1 yol gösterici yaptık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gölgeye.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona yol gösterici yaptık.

    Gültekin Onan

    Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbin (in sun'un) a bir bakmadın mı? Gölgeyi nasıl uzat (ıb yay) mışdır O? Eğer dileseydi onu elbet sakin de kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil yapmışızdır.

    İbni Kesir

    Görmedin mi; Rabbın, gölgeyi nasıl uzatmıştır. İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz, güneşi ona delil kıldık.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığına görmez misin? Dileseydi onu hareketsiz kılardı, sonra Güneşi ona delil kıldık.

    Süleyman Ateş

    Rabbini görmedin mi gölgeyi nasıl uzattı? Dileseydi, onu durgun yapardı. Sonra nasıl güneşi ona delil kıldık (gölgenin görünmesini, ışığa bağlı kıldık)?

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? İsteseydi onu hareketsiz kılardı. Güneşi de gölgenin delili /sebebi yaptık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahibinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Tercihi farklı olsaydı onu hareketsiz kılardı. Güneşi de ona delil yapmıştır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat Bakara 2/64

    Şaban Britch

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Dileseydi onu sakin/sabit kılardı. Sonra biz güneşi ona delil kıldık.

    Şaban Piriş

    Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? İsteseydi onu durdururdu. Güneşi ona kılavuz yaptık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi Rabbini, nasıl uzatmıştır gölgeyi? Eğer dileseydi, onu elbette hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil yapmışız!

  2. Furkân suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 46. ayet. ثُمَّ قَبَضْنَٰهُ إِلَيْنَا قَبْضًا يَسِيرًا

    Diyanet İşleri

    Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.

    Mehmet Okuyan

    Ardından onu (gölgeyi) kolayca kendimize çekip (aldık). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde Yüce Allah'ın dilemesi halinde sistemi değiştirebileceği, alışılagelen her şeyi başka bir duruma ve işleyişe dönüştürebileceği mesajları verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    ardından da onu kendi katımız(dan konulmuş bir yasaya bağlı olarak) usul usul çekip almaktayız.

    Muhammed Esed

    ve sonra da onu yavaş yavaş Kendimize çekmekteyiz.

    Ahmed Hulusi

    Sonra onu (o uzatılmış gölge benliği) kolay bir kabzediş (el koyuş) ile kendimize kabzettik (Hakikat farkındalığıyla "yok"luğunu hissettirdik).

    Ali Bulaç

    Sonra da onu tutup kendimize ağır ağır çekmişizdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra onu (uzayan gölgeyi) yavaş yavaş kendimize çektik (kısalttık).

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onu, yavaş bir biçimde Kendimize çekiyoruz.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra onu yavaş yavaş kendimize çekmekteyiz.

    Edip Yüksel

    Sonra onu yavaş yavaş çekip alırız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra onu yavaş yavaş çekip alırız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra da tutup onu azar azar nasıl kendimize almaktayız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra nasıl tutıp onu azar azar kendimize almaktayız?

    Erhan Aktaş

    Sonra da onu kolayca kendimize çektik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra da onu kolayca kendimize çektik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra da onu kolayca kendimize çektik.

    Gültekin Onan

    Sonra da onu tutup kendimize ağır ağır çekmişizdir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra onu (uzanan o gölgeyi nasıl) azar azar alıb kendimize çekdik.

    İbni Kesir

    Sonra onu yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onu yavaş yavaş kendimize çektik.

    Süleyman Ateş

    Sonra (güneş yükseldikçe) gölgeyi yavaş yavaş çekip aldık.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra gölgeyi yavaşça kendimize (yukarıya) çektik (ve kısalttık).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra gölgeyi yavaşça kendine dipnot 1 (belirlediği yana) çeker (ve kısaltır).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Türkçe'de iltifat sanatı olmadığı için meal, bu sanat yok sayılarak yapılmıştır.

    Şaban Britch

    Sonra, onu kendimize doğru yavaş yavaş çektik.

    Şaban Piriş

    Sonra, onu kendimize doğru yavaş yavaş çektik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra nasıl tutup onu ağır ağır kendimize çekmişiz!

  3. Furkân suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 47. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِبَاسًا وَٱلنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ ٱلنَّهَارَ نُشُورًا

    Diyanet İşleri

    O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.

    Mehmet Okuyan

    Geceyi sizin için örtü, uykuyu dinlenme (zamanı) kılan, gündüzü diriliş (çalışma zamanı) yapan da O'dur.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem sizin için geceyi bir tür örtü yapan, uykuyu istirahat yapan, gündüzü de uyanıp kalkış vakti yapan O'dur.

    Muhammed Esed

    Sizin için geceyi bir örtü, uykuyu bir dinlenme hali kılan ve her (yeni) günün (sizin için, adeta) yeni bir diriliş olmasını sağlayan O'dur.

    Ahmed Hulusi

    Geceyi sizin için örtü, uykuyu ölüm kılan. . . Gündüzü de Nüşur (uykudan kalkma, diriliş misali) kıldı.

    Ali Bulaç

    O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp çalışma (zamanı) kılandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan, O'dur.

    Ali Rıza Safa

    Ve O, sizin için, geceyi bir örtü, uykuyu bir dinlenme, gündüzü de yeniden yaşama dönüş yapmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de çalışıp rızık arama vakti yapan O'dur.

    Edip Yüksel

    Ve O, geceyi size bir örtü, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de bir dirilme zamanı yapandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve O, geceyi size bir örtü, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de bir dirilme zamanı yapandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Size geceyi geygi (örtü), uykuyu dinlenme, gündüzü de yeni bir hayat kılan O'dur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Odur o ki size geceyi bir geygi yaptı, uykuyu bir ta'til de, gündüzü bir nüşur kıldı (yeni bir hayat )

    Erhan Aktaş

    Sizin için geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü çalışma zamanı kıldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizin için geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü çalışma zamanı kıldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizin için geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü çalışma zamanı kıldık.

    Gültekin Onan

    O, geceyi sızin için bir elbise; uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp çalışma (zamanı) kılandır.

    Hasan Basri Çantay

    O, geceyi sizin için (örtünecek) bir libas, uykuyu bir dinlenme, gündüzü de yeni bir hayaat (fa'aliyyet) yapandır.

    İbni Kesir

    O'dur; size geceyi örtü, uykuyu rahatlık kılan ve gündüzü çalışma zamanı yapan.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Geceyi sizin için elbise, uykuyu da rahatlık kılan odur. O gündüzü de yeni bir hayata başlangıç yaptı.

    Süleyman Ateş

    O, geceyi sizin için elbise, uykuyu dinlenme, gündüzü de kalkıp çalışma zamanı yaptı.

    Süleymaniye Vakfı

    Geceyi sizin için bir örtü, uykuyu dinlendirici kılan; gündüzü de kalkıp dolaşma vakti yapan odur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geceyi size örtü, uykuyu dinlenme, gündüzü de yeniden başlama vakti yapan odur.

    Şaban Britch

    Geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü de yayılıp (çalışma zamanı) yapan O’dur.

    Şaban Piriş

    Geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü de yeniden hayata başlayış yapan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O'dur sizin için geceyi elbise, uykuyu dinlence yapan. Gündüzü, dağılıp yayılma zamanı yapan da O'dur.

  4. Furkân suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 48. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً طَهُورًا

    Diyanet İşleri

    (48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.

    Mehmet Okuyan

    (48, 49) Rüzgârları rahmetinin dipnot 1 (yağmurun) önünde müjdeci olarak gönderen O'dur. O (su) sayesinde ölü toprağı canlandırmak ve onunla yarattıklarımızdan hayvanlara ve insanlara su vermek için gökten tertemiz suyu biz indirmekteyiz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette "rahmet"le "yağmur" eşitlenmekte ve suyun insan hayatındaki önemine dikkat çekilmektedir. Yağmur nasıl ki kurak ve çöl olan ortamı yeşertip insana huzur veren ve hayatın devamı için imkânlar sunan bir şekle dönüştürüyorsa, vahiy de tıpkı kurak ve donuk olan hayatı adeta anlama ve canlılığa dönüştüren bir durum arz etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:57; Tâhâ 20:53; Nûr 24:43; Neml 27:63; Rûm 30:48; Fâtır 35:9.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine Rahmetinin önü sıra rüzgarları müjdeci olarak gönderen de O'dur. Evet Biz, gökten tertemiz bir su indirmişiz

    Muhammed Esed

    Rahmetinin önünden rüzgarları müjdeci olarak gönderen O'dur. Evet, böylece gökten tertemiz suyu Biz indiriyoruz,

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki. . . Rahmetinin (yağmur) önünde müjdeciler olarak rüzgarları irsal etti. . . Biz, semadan tertemiz bir su inzal ettik.

    Ali Bulaç

    Ve kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;

    Ali Özek ve heyeti

    Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O’dur. Ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.

    Ali Rıza Safa

    Ve O, rahmetinin önünden, muştulayıcı olarak rüzgarları göndermiştir. Gökten de tertemiz bir su indirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    -Rüzgarları rahmet yağmurunun önünde müjdeleyici olarak gönderen O'dur. Ölü toprağı diriltmemiz ve yarattığımız hayvan ve insanlara su vermemiz içingökten tertemiz su indiriyoruz.

    Edip Yüksel

    Ve O, rahmetinden önce müjdeleyici olarak rüzgarları gönderendir. Ve biz gökten tertemiz bir su indiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve O, rahmetinden önce müjdeleyici olarak rüzgarları gönderendir. Ve biz gökten tertemiz bir su indiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine O, rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak göndermekte ve Biz, gökten tertemiz bir su indirmekteyiz ki,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yine odur o ki rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci göndermekte ve semadan pampak bir su (bir mai tahur) indirmekteyiz.

    Erhan Aktaş

    Rahmetinin önünde rüzgarı haberci olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rahmetinin önünde rüzgarı haberci olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rahmetinin önünde rüzgarı müjdeci olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik.

    Gültekin Onan

    Ve kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik.

    Hasan Basri Çantay

    O, rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde (ci) olarak gönderendir. Biz gökden tertemiz su indirdik.

    İbni Kesir

    Ve O'dur; rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen. Ve Biz; gökten tertemiz bir su indirdik.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rahmetinin öncesinde rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen de O'dur. Biz gökten tertemiz su indirdik.

    Süleyman Ateş

    Ve O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci gönderdi. Ve gökten tertemiz bir su indirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Rahmetinden /ikramından önce rüzgarları müjdeci olarak gönderen ve gökten temiz bir su indiren dipnot 1 de odur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözlükte eğmek/bükmek/çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır: ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökten temiz bir su indirerek yapacağı dipnot 1 ikramdan önce bir müjdeci olarak rüzgarları gönderen odur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat Bakara 2/64

    Şaban Britch

    O’dur, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderen! Gökten tertemiz/temizleyici bir su indirdik.

    Şaban Piriş

    O'dur, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderen! Gökten tertemiz bir de su indirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gönderdi rüzgarı bir müjde olarak rahmetinin önünden. Biz indirdik gökten tertemiz bir su.

  5. Furkân suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 49. ayet. لِّنُحْـِۧىَ بِهِۦ بَلْدَةً مَّيْتًا وَنُسْقِيَهُۥ مِمَّا خَلَقْنَآ أَنْعَٰمًا وَأَنَاسِىَّ كَثِيرًا

    Diyanet İşleri

    (48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.

    Mehmet Okuyan

    (48, 49) Rüzgârları rahmetinin dipnot 1 (yağmurun) önünde müjdeci olarak gönderen O'dur. O (su) sayesinde ölü toprağı canlandırmak ve onunla yarattıklarımızdan hayvanlara ve insanlara su vermek için gökten tertemiz suyu biz indirmekteyiz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette "rahmet"le "yağmur" eşitlenmekte ve suyun insan hayatındaki önemine dikkat çekilmektedir. Yağmur nasıl ki kurak ve çöl olan ortamı yeşertip insana huzur veren ve hayatın devamı için imkânlar sunan bir şekle dönüştürüyorsa, vahiy de tıpkı kurak ve donuk olan hayatı adeta anlama ve canlılığa dönüştüren bir durum arz etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:57; Tâhâ 20:53; Nûr 24:43; Neml 27:63; Rûm 30:48; Fâtır 35:9.

    Mustafa İslamoğlu

    ki, onunla ölü toprağı canladıralım; yine onunla yaratmış olduğumuz bir nice canlıyı ve insanı sulayalım diye...

    Muhammed Esed

    ki onunla ölü toprağı yeşertip canlandıralım ve yine onunla, hayvan olsun, insan olsun, yarattığımız nice canlıyı suya kavuşturalım.

    Ahmed Hulusi

    Onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve yarattığımız nice hayvanatı ve birçok insanı besleyelim diye.

    Ali Bulaç

    Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan bir çoğunu onunla sulamak için.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanlara...

    Ali Rıza Safa

    Ölü bir yöreyi onunla canlandırmak ve yarattığımız nice hayvanları ve insanları onunla sulamak için.

    Bayraktar Bayraklı

    -Rüzgarları rahmet yağmurunun önünde müjdeleyici olarak gönderen O'dur. Ölü toprağı diriltmemiz ve yarattığımız hayvan ve insanlara su vermemiz içingökten tertemiz su indiriyoruz.

    Edip Yüksel

    Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve yarattığımız nice çiftlik hayvanlarını ve insanları onunla sulayalım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve yarattığımız nice çiftlik hayvanlarını ve insanları onunla sulayalım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    bununla ölü bir beldeyi diriltelim ve yarattığımız nice hayvan sürülerini ve bir çok insan kümelerini sulayalım.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Diriltelim diye bununla ölü bir beldeyi ve sulayalım diye mahlukatımızdan nice hayvan sürülerini ve bir çok insan kümelerini

    Erhan Aktaş

    Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.

    Gültekin Onan

    Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan bir çoğunu onunla sulamak için.

    Hasan Basri Çantay

    Onunla ölü bir toprağa can verelim, yaratdığımız hayvanları ve bir çok insanları onunla sıvaralım diye.

    İbni Kesir

    Ki onunla ölü bir şehri canlandıralım ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulayalım.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onunla ölü bir şehri diriltelim ve onunla yarattığımız birçok hayvanı ve insanı sulayalım diye.

    Süleyman Ateş

    Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve onunla yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulayalım.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunu, o suyla ölü bir bölgeyi canlandıralım, yarattığımız hayvanların dipnot 1 ve insanlardan bir çoğunun su ihtiyacını karşılayalım diye yaparız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen en'am kelimesi her ne kadar koyun, keçi, sığır ve deve anlamında olsa da (En'am 6/143-144) burada bütün hayvanların kastedildiği açıktır. Onun için meal hayvanlar şeklinde verilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu, ölü bir bölgeyi canlandıralım, yarattığımız en'amın (koyun, keçi, sığır ve deveyi) ve birçok insanın su ihtiyacını karşılayalım diye yaparız.

    Şaban Britch

    Onunla ölü bir şehri diriltelim ve onunla yarattığımız birçok hayvanı ve insanı sulayalım.

    Şaban Piriş

    Onunla ölü bir şehri diriltelim ve onunla yarattığımız bir çok hayvanı ve insanı sulayalım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve onunla, yarattıklarımızdan bir takım hayvanları ve birçok insanları suvaralım.

  6. Furkân suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 50. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَٰهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا۟ فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye bu (gibi gerçekleri) aralarında etraflı bir şekilde anlattık. İnsanların çoğu küfürden başka (bir karşılık vermemekte) direttiler.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz, onu (ve bütün bu örnekleri) ayrıntılı bir biçimde açıklayarak insanların önüne koyduk ki düşünüp ders alsınlar diye... Hal böyleyken insanların çoğu yine de yüz çevirmekte, nankörlükte direnmekteler.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Biz bütün bunları insanların gözü önüne hep seregelmişizdir ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar; ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki O'nu (Kuran'ı) onların arasında, tezekkür (hatırlayıp düşünmeleri) için açıkladık da açıkladık. . . İnsanların çoğunluğu ise hakikati inkar ettiler.

    Ali Bulaç

    Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra da ibret almaları için bu suyu aralarında, muhtelif vakitlere göre değiştirmişizdir. Buna rağmen insanların çoğu yine de (falan yıldızla yağmurlandırıldık diyerek) nankörlük (etmek) ten vazgeçmemiştir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, öğüt alıp düşünmeleri için, değişik biçimlerde Onu açıkladık. Yine de insanların çoğunluğu, yalnızca nankörlük etmekte direniyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçek şu ki, düşünüp öğüt almaları için suyu, ülkeler arasında bir nizama göre dağıtmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.

    Edip Yüksel

    Öğüt almaları için onu aralarında dağıtıp çevirdik. Ne var ki insanların çoğunluğu nankörlükte diretmektedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öğüt almaları için onu aralarında dağıtıp çevirdik. Ne var ki insanların çoğunluğu nankörlükte diretmektedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki onu aralarında, düşünsünler ve ibret alsınlar diye evirip çevirmekteyiz. Yine de insanların çoğu dayatmakta ve nankörlükten başkasına yanaşmamaktadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalım hakkı için onu aranızda evirip çevirmekteyiz düşünsünler ıbret alsınlar diye yine de nasın ekserisi dayatmakta nankörlükten başkasına yanaşmamakta

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

    Gültekin Onan

    Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu küfredip ayak direttiler.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun bunu, (insanların) ibret almaları için, aralarında çeşid çeşid suretlerde anlatmışızdır (yahud bu suyu evirib çevirmişizdir). Fakat insanların çoğu, ille nankörlük olmak üzere, dayardılar (inadlarından dönmediler).

    İbni Kesir

    Andolsun ki; düşünüp ibret alsınlar diye onu aralarında evirip çevirmekteyiz. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmişlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz, bu sözü onların aralarında çevirip çevirip anlattık ki öğüt alsınlar. Ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz onu (indirdiğimiz her kitabı), doğru bilgileri kullansınlar diye aralarında değişik şekillerde anlattık. dipnot 1 Ama insanların çoğu, kafirlik /gerçekleri örtme dışında her şeye direnç gösterdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki ayette yağmurdan söz edildiği için bu ayetteki "onu" zamiri yağmuru gösterebilir. Suyun hem özellik (katı-sıvı-gaz) hem de yer olarak değiştirilip dönüştürülmesi, onun çevrilmesi anlamlarını kapsar. Günümüzde 'su çevrimi' olarak bilinen kavramı ve suyun hallerini bu kelime ile ifade eder (A'raf 7/57-58, Muminun 23/18-19, Vakıa 56/68-70).. Ancak bu surenin adının, bütün ilahi kitapların hak ile batılı ayırma özelliğini gösteren "Furkan" olması (Al-i İmran 3/4), ilk ayetten itibaren insanların Kur'an'a, Muhammet aleyhisselama ve her birine birer kitap verilmiş olan diğer nebilere (Al-i İmran 3/81) gösterdiği tepkileri anlatması, bundan sonraki ayetlerde, yanlış davrananlara takınılacak tavırlara ve ayetlere uyanların özelliklerine dikkat çekilmesi sebebiyle en uygun olan, "onu" zamirinin Allah'ın indirdiği her bir kitabı göstermesidir. İmtihan gereği Allah'ın yaptığı küçük değişiklikler dışında bütün kitapların içeriği aynıdır. Bu sebeple Kur'an, onların tamamını tasdik eden ve her birinde var olan bilgileri koruyan kitaptır (Maide 5/48) Bu sebeple "onu" zamiri, Kur'an'ı da gösterebilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz o suyu, bilgi sahibi olsunlar(ve bilgilerini kullansınlar) diye halden hale çevirdik dipnot 1 . Ama insanların nankörlüğü bir türlü bırakmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kaynak suyu, dere suyu  ve deniz oldu. Kar, buz ve buhar oldu.

    Şaban Britch

    Düşünsünler, öğüt alsınlar diye, onu aralarında evirip çevirdik. Yine de insanların çoğu nankörlükten vazgeçmez.

    Şaban Piriş

    Düşünsünler, öğüt alsınlar diye, onu aralarında evirip çevirdik. Yine de insanların çoğu nankörlükten vazgeçmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, onu aralarında çeşitli biçimlerde ifade ettik ki öğüt alabilsinler. Ama insanların çoğu sadece nankörlükte ısrar etmektedir.

  7. Furkân suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 51. ayet. وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فِى كُلِّ قَرْيَةٍ نَّذِيرًا

    Diyanet İşleri

    Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.

    Mehmet Okuyan

    Dileseydik elbette her şehre bir uyarıcı gönderirdik.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem eğer dilemiş olsaydık, (geçmişte olduğu gibi) elbette her topluma (ayrı) bir uyarıcı gönderirdik.

    Muhammed Esed

    Eğer dileseydik, (önceki çağlarda olduğu gibi) her topluma (ayrı) bir uyarıcı gönderirdik;

    Ahmed Hulusi

    Eğer dileseydik her şehirde bir uyarıcı ba's ederdik.

    Ali Bulaç

    Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Şayet dileseydik, elbet her ülkeye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik.(Fakat evrensel uyarıcılık görevini sana verdik, seni bütün insanlığa peygamber olarak gönderdik.)

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, her ülkeye bir uyarıcı göndermeyi diledik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileseydik her kente bir uyarıcı gönderirdik

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dileseydik elbette her köye bir uyarıcı gönderirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dilese idik elbet her köyde bir nezir gönderir idik

    Erhan Aktaş

    Eğer dileseydik, elbette her beldeden bir uyarıcı çıkarırdık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dileseydik, elbette her beldeden bir uyarıcı çıkarırdık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dileseydik, elbette her beldeden bir uyarıcı çıkarırdık.

    Gültekin Onan

    Eğer dilemış olsaydık her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer dileseydik muhakkak ki her kasabaya (fenalıkların aakıbetinden) korkutucu birer (peygamber) gönderirdik.

    İbni Kesir

    Dileseydik; her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer dileseydik her bir beldeye elbette bir uyarıcı gönderirdik.

    Süleyman Ateş

    Eğer biz dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Gerek görseydik her yerleşim yerinden bir uyarıcı çıkarırdık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tercihi farklı yapsaydık (her topluluk yerine dipnot 1 ) her beldeden bir uyarıcı çıkarırdık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Nahl 16/36

    Şaban Britch

    İsteseydik her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.

    Şaban Piriş

    İsteseydik her kasabaya uyarıcı gönderirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.

  8. Furkân suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 52. ayet. فَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَجَٰهِدْهُم بِهِۦ جِهَادًا كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver.

    Mehmet Okuyan

    Kâfirlere boyun eğme! Bununla (Kur'an'la) onlara karşı büyük cihadı gerçekleştir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle asıl ve büyük cihadın Kur'an'ı anlatmak olduğunun delilidir. Çünkü cihad, insan öldürmek değil, savaş ortamlarında bile olsa bir kişiyi olsun kazanma çabasıdır. Cihad, insanlığın asıl değeri olan İslam'la insan arasına sokulan engelleri kaldırmak için üstün çaba sarf etmektir. Büyük cihad büyük kaynakla ve büyük çabalarla olur. Cihadınız büyükse fedakârlığınız da büyük olmalıdır. Benzer mesajlar: En‘âm 6:51, 70; İbrahim 14:52; Enbiyâ 21:45; Sebe' 34:50; Kâf 50:45.

    Mustafa İslamoğlu

    Madem öyle, artık sen inkarcılara uyma ve onlarla bu (vahiy) sayesinde tüm gayretini sarf ederek büyük bir cihada giriş.

    Muhammed Esed

    bunun içindir ki, sen hakkı inkara şartlanmış olan kimselere uyma; tersine, bu (ilahi mesajın) ışığında onlara karşı bütün gücünü ortaya koyarak büyük bir direnç ve çaba göster.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenlere itaat etme; onlara karşı bununla (Kuran'la) büyük savaş ver, tüm gücünle!

    Ali Bulaç

    Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.

    Ali Özek ve heyeti

    (Fakat evrensel uyarıcılık görevini sana verdik.) O halde, kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kuran ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlere artık uyma ve onlara karşı Onunla büyük bir çaba göster.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen inkarcılara boyun eğme ve Kur'an ile onlara karşı büyük cihad ile cihad et!

    Edip Yüksel

    Öyleyse, inkarcılara uyma ve bununla (bu Kuran ile) onlara karşı büyük bir cihad ile savaşım ver.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse, inkarcılara uyma ve bununla (bu Kuran ile) onlara karşı büyük bir cihad ile savaşım ver.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Madem ki, yalnız seni gönderdik. O halde kafirlere uyma ve bununla (Kur'an ile) onlara cihad et, büyük cihad!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Madamki yalnız seni gönderdik o halde kafirlere itaat eyleme de bununla onlara cihad et büyük cihad

    Erhan Aktaş

    Öyleyse Kafirlere boyun eğme. Onunla2 onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse Kafirlere dipnot 1 boyun eğme. Onunla dipnot 2 onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Furkan'la.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse gerçeği yalanlayan nankörlere boyun eğme. Onunla dipnot 1 onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Furkan'la.

    Gültekin Onan

    Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kuranla) büyük bir cihad ver.

    Hasan Basri Çantay

    (Vazife yalınız senin üzerindedir). O halde kafirlere boyun eğme de bununla (bu Kur'an ile) onlara karşı olanca savaşınla büyük bir mücahede yap.

    İbni Kesir

    Öyleyse sen, kafirlere uyma ve onlara karşı olanca gücünle cihad et.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde kâfirlere itaat etme ve onlara karşı Kur’an’la büyük bir mücadele ver.

    Süleyman Ateş

    Kafirlere boyun eğme ve bu Kur'an ile onlara karşı büyük cihad et.

    Süleymaniye Vakfı

    Sen kafirlere /ayetleri görmezlikte direnenlere boyun eğme; onlara karşı bununla (Kur'an ile) tüm gücünü kullanarak cihad et /elinden geleni yap dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyleyse kendini doğrulara kapatanlara(kafirlere) uyma; onlara karşı Kur'an ile büyük bir mücadeleye giriş.

    Şaban Britch

    O halde sen, kâfirlere itaat etme ve onlara karşı Kur’an’la büyük bir cihatla mücadele et.

    Şaban Piriş

    O halde sen, kafirlere itaat etme ve onlara karşı Kur'an'la büyük bir cihatla mücadele et.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık inkarcılara boyun eğme, onlara karşı Kur'an ile zorlu bir cihat aç.

  9. Furkân suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 53. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ هَٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا

    Diyanet İşleri

    O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

    Mehmet Okuyan

    Biri tatlı ve susuzluk giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi salan da aralarına bir engel, yani karışmalarını engelleyen bir perde koyan da O'dur. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Neml 27:61; Rahmân 55:19-20.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem iki denizi birbirine salan, hem de biri tatlı-susuzluğu giderici ve diğeri tuzlu-acı olduğu halde bu ikisi arasına karışmalarını önleyici (görünmez) bir perde ve aşılmaz bir engel koyan yine O'dur.

    Muhammed Esed

    İki büyük su kütlesini -ki bunlardan biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acıdır- birbirine salıveren ve ikisinin arasına bir engel, karışmalarını önleyen bir perde koyan O'dur.

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki. . . İki deryayı (şuur ve bilinç - beden) birbirine salan; biri tatlı mı tatlı bir su (orijin benlik - insani mana), diğeri ise tuzlu ve acıdır (kendini hayvani beden kabullenmiş oluşmuş benlik - bilinç)! Bu ikisinin arasında da bir berzah (engel, perde); hicri mehcur (zıddıyet - düşmanlık); bir engel oluşturdu ('Birbirinize düşman olarak inin' ayetini hatırlayalım. A. H. )!

    Ali Bulaç

    İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

    Ali Özek ve heyeti

    Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.

    Ali Rıza Safa

    O, iki denizi de birbirine salmıştır. İşte bu, lezzeti tatlı; işte şu da tuzlu acıdır. İkisinin arasına da bir engel; karışmalarını önleyen bir perde koymuştur.

    Bayraktar Bayraklı

    Birinin suyu tatlı ve serinletici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarında da karışmalarını önleyen bir perde koyan, Allah'tır.

    Edip Yüksel

    O, iki denizi salmıştır; bu taze ve tatlıdır, şu tuzlu ve acıdır. Her ikisinin arasına, karışmalarını engelleyen sağlam bir engel koymuştur. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu engelden maksat "buharlaşma" olabilir mi? Göllerin suyu yağmurla beslenir. Buharlaşma yoluyla okyanusların suyu minerallerden elenir. Buharlaşma, tatlı suyla acı su arasında minerallerin karışımını önleyen fiziksel bir engel oluşturur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, iki denizi salmıştır; bu taze ve tatlıdır, şu tuzlu ve acıdır. Her ikisinin arasına, karışmalarını engelleyen sağlam bir engel koymuştur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İki denizi birbirine salıveren O'dur. Şu tatlı, yürek tazeler, şu da tuzlu, çorak; aralarına da bir berzah (dil) ve bir hicri mehcür (kıstak) koymuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O odur ki iki deryayı birbirine salmış: şu tatlı, yürek tazeler, şu tuzlu çorak, aralarına da bir berzah ve bir "hıcri mahcur" koymuştur

    Erhan Aktaş

    Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.

    Gültekin Onan

    İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

    Hasan Basri Çantay

    O, iki denizi (birbirine) salıb katandır. Şu tatlı ve susuzluğu gidericidir. Bu ise tuzlu ve acıdır. (Allah) aralarına bir perde, (ihtilafları) memnu olmak üzere bir sınır koymuşdur.

    İbni Kesir

    Ve O'dur; iki denizi salıp katan. Şu tatlı ve susuzluğu giderici, bu ise tuzlu ve acıdır. İkisinin arasına bir engel ve aşılamayan bir sınır koymuştur.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İki denizi birbirine salan O'dur. Bu tatlı ve lezzetli, bu da tuzlu ve acıdır. O ikisinin arasına bir perde ve aşılamayan bir sınır koymuştur.

    Süleyman Ateş

    O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (hiç birbirine kavuşmazlar).

    Süleymaniye Vakfı

    İki büyük su kütlesini dipnot 1 birbirine salan odur. Biri güzel ve tatlı, öbürü tuzlu ve acıdır. Aralarına da bir engel, aşılmaz bir sınır koymuştur dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada büyük su kütlelerine; denize, akarsulara, tuzlu veya tuzsuz göllere "bahr (بحر)" denir (Lisan'ul-arab). Nitekim tatlı ve tuzlu su ayrımı olmaksızın Kur'an'da her ikisine de "bahr" denmiştir. Bahr kelimesi Türkçeye deniz diye çevrilir. Deniz deyince kimsenin aklına tatlı su kütlesi gelmeyeceği için kelimenin "büyük su kütlesi" şeklinde meallendirilmesi daha uygundur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İki denizi birbirine salan odur. Biri tatlı ve lezzetli, öbürü tuzlu ve acıdır. Aralarına da bir engel, aşılmaz bir sınır koymuştur.

    Şaban Britch

    Birinin suyu çok tatlı, ötekinin ki aşırı tuzlu olan iki denizi birbirine katan O’dur. İkisinin arasına bir engel, aşılmayan bir perde koymuştur.

    Şaban Piriş

    Birinin suyu tatlı ve iç açıcı, ötekinin ki tuzlu olan iki denizi birbirine katan O'dur. İkisinin arasına bir engel, aşılmayan bir sınır koymuştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.

  10. Furkân suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 54. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ مِنَ ٱلْمَآءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُۥ نَسَبًا وَصِهْرًا وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيرًا

    Diyanet İşleri

    O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Sudan bir insan yaratan, onu (kan) akrabalıkları ve (evlilik) hısımlıkları sahibi yapan da O'dur. Rabbin gücü yetendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sudan insanı yaratan ve onun kan bağıyla soy-sop, evlilik bağıyla hısım sahibi olmasını sağlayan da O'dur: zira senin Rabbin sınırsız kudret sahibidir.

    Muhammed Esed

    Ve insanı (işte bu) sudan yaratan ve onu soy sop ve evlilik yoluyla kazanılan yakınlık, bağlılık (duygusuyla) donatan O'dur; (evet,) çünkü Rabbin sınırsız kudret Sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki, sudan bir beşer (biyolojik bedenli insan) yarattı da, onunla neseb (kan - gen akrabalığı) ve sıhr (nikah - evlilik ile hasıl olan hısım akrabalık) duygusu oluşturdu! Senin Rabbin Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kılan O'dur. Senin Rabbin güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sudan (meniden) bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyet (kan ve evlilik bağından doğan) yakınlığa dönüştüren O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter.

    Ali Rıza Safa

    Ve O, insanoğlunu sudan yaratan, sonra ona, soy ve yakınlık ilişkileri oluşturandır. Çünkü Efendin, Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanı sudan yaratarak ona soy sop veren de O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter.

    Edip Yüksel

    Ve O, sudan bir insan yarattı ve ona soy sop verdi. Efendin her şeye gücü yetendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve O, sudan bir insan yarattı ve ona soy sop verdi. Rabbin her şeye gücü yetendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sudan bir insan yaratıp da ona bir soy ve hısımlık getiren O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Odur o ki sudan bir beşer yarattı da onu bir neseb ve bir sıhir kıldı, rabbın kadir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    O, beşeri sudan yarattı. Sonra onu, soy sop ve akraba sahibi kıldı. Senin Rabb'in her şeye güç yetirendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, beşeri dipnot 1 sudan yarattı. Sonra onu, soy sop ve akraba sahibi kıldı. Senin Rabb'in her şeye güç yetirendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, beşeri dipnot 1 sudan yarattı. Sonra onu, soy sop ve akraba sahibi kıldı. Senin Rabb'in her şeye güç yetirendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanı.

    Gültekin Onan

    Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kılan O'dur. Senin rabbin güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    O, sudan bir beşer yaratıb da onu soy sop yapandır. Rabbin (her şey'e) kemaliyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    O'dur; insanı sudan yaratarak ona soy-sop veren. Ve Rabbın her şeye kadirdir.

    Mehmet Alagaş

    (45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve o sudan insanı yaratan, onu soy ve hısımlık sahibi kılan O'dur. Rabbin, her şeye güç yetirendir.

    Süleyman Ateş

    Ve O, sudan bir insan yarattı da onu nesep ve sıhr kıldı. Rabbin, her şeye gücü yetendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Beşeri sudan yaratan, ona soy ve evlilik bağı belirleyen odur. Ölçüyü koyan senin Rabbin'dir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanı sudan yaratan, soy ve evlilik bağını oluşturan odur. Ölçüyü senin Sahibin koyar.

    Şaban Britch

    İnsanı sudan yaratan ve ona soy sop veren O’dur. Rabbin her şeye kadirdir.

    Şaban Piriş

    Bir insanı sudan yaratan ve ona soy-sop veren de O'dur. Rabbin güçlüdür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sudan bir insan yaratıp, onu nesep ve sıhriyet akrabaları halinde oluşturan O'dur. Rabbin çok güçlüdür.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.