Diyanet İşleri
Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver.
Furkân suresi
Furkân suresi, 52. ayet. فَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَجَٰهِدْهُم بِهِۦ جِهَادًا كَبِيرًا
felâ tüṭi`i-lkâfirîne vecâhidhüm bihî cihâden kebîrâ.
Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gölge, gece, rüzgârlar, iki deniz ve su Furkân 45–54 3
(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.
Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver.
O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Onlar, Allah'ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kafir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
52. “O halde kâfirlere” seninle gönderilen herhangi bir şeyi terk etme hususunda “itaat etme!” Aksine seninle gönderilenlerin tümünü tebliğ etmek uğrunda bütün gayretinde çalışıp çabala ve “onlara karşı bu (Kur’ân) ile büyük bir cihad ortaya koy!” Hakkın zafere kavuşması, batılın ortadan kaldırılması için ne kadar gücün varsa hepsini ortaya koy, hiçbir şeyi esirgeme! Onların seni yalanladıklarına ve cüretkârlıklarını gösterdiklerine ne kadar çok tanık olsan bile yine de sen bütün gayretinle çalış, bütün gücünü ortaya koy, onların hidâyet bulacaklarından yana ümit kesme, onların hevâ ve isteklerine uyarak onlara tebliği asla terk etme!
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İsteklerine ses çıkarmayıp, sunmuş oldukları şeylere onay vererek sakın kâfirlere itaat edeyim deme. Sana verdikleri eziyete sabrederek ve onları Yüce Allah'a davet ederken karşı karşıya kaldığın zorluklara tahammül ederek indirilen bu Kur'an ile onlarla büyük bir mücadelede bulun.
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Münafıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah'a yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin.…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Kibir
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Kibir
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Kibir
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Ortak kavram: Kibir
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…
Ortak kavram: Kibir
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kâfirlere boyun eğme! Bununla (Kur'an'la) onlara karşı büyük cihadı gerçekleştir. dipnot 1
Madem öyle, artık sen inkarcılara uyma ve onlarla bu (vahiy) sayesinde tüm gayretini sarf ederek büyük bir cihada giriş.
bunun içindir ki, sen hakkı inkara şartlanmış olan kimselere uyma; tersine, bu (ilahi mesajın) ışığında onlara karşı bütün gücünü ortaya koyarak büyük bir direnç ve çaba göster.
Hakikat bilgisini inkar edenlere itaat etme; onlara karşı bununla (Kuran'la) büyük savaş ver, tüm gücünle!
Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.
(Fakat evrensel uyarıcılık görevini sana verdik.) O halde, kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kuran ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!
Nankörlük edenlere artık uyma ve onlara karşı Onunla büyük bir çaba göster.
Sen inkarcılara boyun eğme ve Kur'an ile onlara karşı büyük cihad ile cihad et!
Öyleyse, inkarcılara uyma ve bununla (bu Kuran ile) onlara karşı büyük bir cihad ile savaşım ver.
Öyleyse, inkarcılara uyma ve bununla (bu Kuran ile) onlara karşı büyük bir cihad ile savaşım ver.
Madem ki, yalnız seni gönderdik. O halde kafirlere uyma ve bununla (Kur'an ile) onlara cihad et, büyük cihad!
Madamki yalnız seni gönderdik o halde kafirlere itaat eyleme de bununla onlara cihad et büyük cihad
Öyleyse Kafirlere boyun eğme. Onunla2 onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.
Öyleyse Kafirlere dipnot 1 boyun eğme. Onunla dipnot 2 onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.
Öyleyse gerçeği yalanlayan nankörlere boyun eğme. Onunla dipnot 1 onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.
Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kuranla) büyük bir cihad ver.
(Vazife yalınız senin üzerindedir). O halde kafirlere boyun eğme de bununla (bu Kur'an ile) onlara karşı olanca savaşınla büyük bir mücahede yap.
Öyleyse sen, kafirlere uyma ve onlara karşı olanca gücünle cihad et.
(45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.
O halde kâfirlere itaat etme ve onlara karşı Kur’an’la büyük bir mücadele ver.
Kafirlere boyun eğme ve bu Kur'an ile onlara karşı büyük cihad et.
Sen kafirlere /ayetleri görmezlikte direnenlere boyun eğme; onlara karşı bununla (Kur'an ile) tüm gücünü kullanarak cihad et /elinden geleni yap dipnot 1 .
Öyleyse kendini doğrulara kapatanlara(kafirlere) uyma; onlara karşı Kur'an ile büyük bir mücadeleye giriş.
O halde sen, kâfirlere itaat etme ve onlara karşı Kur’an’la büyük bir cihatla mücadele et.
O halde sen, kafirlere itaat etme ve onlara karşı Kur'an'la büyük bir cihatla mücadele et.
Artık inkarcılara boyun eğme, onlara karşı Kur'an ile zorlu bir cihat aç.
Therefore, do not yield O Muhammad to the infidels and wage against them spiritual warfare by the divine means -the Quran- But should they wage war against you, then fight back by physical means.
so do not give in to the disbelievers: strive hard against them with this Quran.
Therefore listen not to the Unbelievers, but strive against them with the utmost strenuousness, with the (Qur'an).
So, (O Prophet), do not follow the unbelievers but engage in a mighty striving against them with this Qur'an.
So do not obey the kafirun but use this to battle against them with all your might.
So obey not the disbelievers, but strive against them (by preaching) with the utmost endeavour with it (the Qur’ân).
So do not obey the faithless, but wage against them a great jihād with it.
So do not follow the disbelievers, and strive hard against them with the help of this (Qur'ân), a mighty striving.
So obey not the unbelievers, but struggle with them thereby mightily.
Therefore, do not follow (and compromise with) the disbelievers. Work on them very hard, using this Qur’an as your weapon.
So obey not the unbelievers and fight strenuously with them in many a strenuous fight.
So do not obey the ingrates, and strive against them with it in a great striving.
Wherefore do not thou obey the unbelievers; but oppose them herewith, with a strong opposition.
But, had We pleased, We could have raised a Warner in every village (or population centre).
So do not obey the disbelievers, and strive with them thereby with a constantly great striving.
So obey not the disbelievers, but strive against them herewith with a great endeavour.
So do not listen to unbelievers, and strive against them with greater effort.
hence, do not defer to [the likes and dislikes of] those who deny the truth, but strive hard against them, by means of this [divine writ], with utmost striving.
So do not yield to the disbelievers, but strive diligently against them with this ˹Quran˺.
So do not obey the rejecters, and strive against them with it in a great striving.
Therefore, do not obey the disbelievers, and strive against them with this, a great striving.
So do not obey the disbelievers, and strive against them with the Qur'an a great striving.
So obey thou not the false claimers of guidance, and strive thou against them thereby with a great striving.)
Hence, (O Prophet) Disregard the likes and dislikes of the rejecters, but strive hard against them by means of this, with utmost striving. (Jihadan Kabira = The Great Jihad by means of this Qur'an).
Therefore do not obey the disbelievers, but work hard against them with the greatest strength, (with the Quran by your side).
So, (O Prophet,) do not obey the infidels, and strive against them with it (the Qur’ān), in utmost endeavor.
So do not obey the rejecters, and strive against them with it in a great striving.