Furkân suresi

Furkân suresi, 50. ayet

Furkân suresi, 50. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَٰهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا۟ فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا

veleḳad ṣarrafnâhü beynehüm liyeẕẕekkerû. feebâ ekŝeru-nnâsi illâ küfûrâ.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 47–53 · surenin 50. ayeti / 77

Konu Gölge, gece, rüzgârlar, iki deniz ve su Furkân 45–54 3

  1. Furkân 47

    O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.

  2. Furkân 48–49

    (48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.

  3. 50

    Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

  4. Furkân 51

    Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.

  5. Furkân 52

    Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver.

  6. Furkân 53

    O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. Allah gözle görülen, şahit olunan bu kadar ilâhi belgeyi gözler önüne sermiş, bunları kullara tekrar tekrar hatırlatmış, kendisini bilip tanısınlar, şükretsinler ve ansınlar diye tekrar tekrar söz konusu etmiştir. Bununla birlikte “insanların çoğu” ahlâklarının ve tabiatlarının bozukluğu dolayısı ile “nankörlükte başka bir yol izlemezler.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz Kur'an'da delilleri ve kesin kanıtları ibret almaları için çeşitli şekillerde açıkladık. Buna rağmen insanların çoğu hakkı inkâr etmekten ve ona nankörlük etmekten vazgeçmezler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. صَرَّفْنَـٰهُ sarrafnahu etraflıca anlattık kök: صرف
  3. بَيْنَهُمْ beynehum onların aralarında kök: بين
  4. لِيَذَّكَّرُوا۟ liyezzekkeru öğüt alsınlar diye kök: ذكر
  5. فَأَبَىٰٓ feeba ama direnmektedir kök: ابي
  6. أَكْثَرُ ekseru çoğu kök: كثر
  7. ٱلنَّاسِ n-nasi insanların kök: نوس
  8. إِلَّا illa ancak
  9. كُفُورًۭا kufuran inkarda kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ابي (13 geçiş) · Aynı kök: صرف (30 geçiş)

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.

  • Aynı kök: ابي (13 geçiş)

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…

  • Aynı kök: ابي (13 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: صرف (30 geçiş)

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…

  • Aynı kök: صرف (30 geçiş)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: صرف (30 geçiş)

    (O günün azabı) kimden savuşturulursa, gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye bu (gibi gerçekleri) aralarında etraflı bir şekilde anlattık. İnsanların çoğu küfürden başka (bir karşılık vermemekte) direttiler.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, onu (ve bütün bu örnekleri) ayrıntılı bir biçimde açıklayarak insanların önüne koyduk ki düşünüp ders alsınlar diye... Hal böyleyken insanların çoğu yine de yüz çevirmekte, nankörlükte direnmekteler.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, Biz bütün bunları insanların gözü önüne hep seregelmişizdir ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar; ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki O'nu (Kuran'ı) onların arasında, tezekkür (hatırlayıp düşünmeleri) için açıkladık da açıkladık. . . İnsanların çoğunluğu ise hakikati inkar ettiler.

Ali Bulaç

Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.

Ali Özek ve heyeti

Sonra da ibret almaları için bu suyu aralarında, muhtelif vakitlere göre değiştirmişizdir. Buna rağmen insanların çoğu yine de (falan yıldızla yağmurlandırıldık diyerek) nankörlük (etmek) ten vazgeçmemiştir.

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, öğüt alıp düşünmeleri için, değişik biçimlerde Onu açıkladık. Yine de insanların çoğunluğu, yalnızca nankörlük etmekte direniyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Gerçek şu ki, düşünüp öğüt almaları için suyu, ülkeler arasında bir nizama göre dağıtmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.

Edip Yüksel

Öğüt almaları için onu aralarında dağıtıp çevirdik. Ne var ki insanların çoğunluğu nankörlükte diretmektedir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Öğüt almaları için onu aralarında dağıtıp çevirdik. Ne var ki insanların çoğunluğu nankörlükte diretmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki onu aralarında, düşünsünler ve ibret alsınlar diye evirip çevirmekteyiz. Yine de insanların çoğu dayatmakta ve nankörlükten başkasına yanaşmamaktadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalım hakkı için onu aranızda evirip çevirmekteyiz düşünsünler ıbret alsınlar diye yine de nasın ekserisi dayatmakta nankörlükten başkasına yanaşmamakta

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.

Gültekin Onan

Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu küfredip ayak direttiler.

Hasan Basri Çantay

Andolsun bunu, (insanların) ibret almaları için, aralarında çeşid çeşid suretlerde anlatmışızdır (yahud bu suyu evirib çevirmişizdir). Fakat insanların çoğu, ille nankörlük olmak üzere, dayardılar (inadlarından dönmediler).

İbni Kesir

Andolsun ki; düşünüp ibret alsınlar diye onu aralarında evirip çevirmekteyiz. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmişlerdir.

Mehmet Alagaş

(45-54) Görmez misin Rabbin nasıl da gölgeyi uzatmakta istese onu sakin / hareketsiz de yapardı. Sonra güneşi de onun üzerine delil / ispat yapmışız. Sonra onu kolay bir tutuşla kendimize doğru tuttuk / kabzettik. Geceyi örtü, uykuyu hareketsizlik / uyuşukluk gündüzü çoğaltıp yayılma yapan O'dur. Rahmeti öncesinde Rüzgârı müjdeci olarak gönderen O dur , Semadan temiz suyu, ölü beldeye hayat verelim ve de yarattığımız insanları ve de hayvanları onla sulayalım diye indiren yine O dur. Ayrıca, suyu aralarında Allah’ı hatırlamaları için değişik şekillerde değiştiriyoruz / sarf ediyoruz. (Akarsu deniz bulut yağmur yer altı) İnsanların çokları ise diretiyor ve kafir oluyorlar. Eğer ki dileseydik her memlekete bir uyarıcı yaratırdık. Kafirlere itaat etme, onlarla Allah’a dayanarak büyük bir gayretle cihat et. O ki iki denizi birbirine salmış, biri tatlı içilebilir su biri ise tuzlu ve acı su ve o ikisi arasına perde ve aşılmaz bir engel yapmıştır. O ki sudan bir beşer yarat mış ve ondan bir soy sop / nesep ve sıhriyet (evlilik akrabalığı) yap mıştır. Rabbin her şeye güç yetir ip ayarlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, bu sözü onların aralarında çevirip çevirip anlattık ki öğüt alsınlar. Ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.

Süleymaniye Vakfı

Biz onu (indirdiğimiz her kitabı), doğru bilgileri kullansınlar diye aralarında değişik şekillerde anlattık. dipnot 1 Ama insanların çoğu, kafirlik /gerçekleri örtme dışında her şeye direnç gösterdi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Önceki ayette yağmurdan söz edildiği için bu ayetteki "onu" zamiri yağmuru gösterebilir. Suyun hem özellik (katı-sıvı-gaz) hem de yer olarak değiştirilip dönüştürülmesi, onun çevrilmesi anlamlarını kapsar. Günümüzde 'su çevrimi' olarak bilinen kavramı ve suyun hallerini bu kelime ile ifade eder (A'raf 7/57-58, Muminun 23/18-19, Vakıa 56/68-70).. Ancak bu surenin adının, bütün ilahi kitapların hak ile batılı ayırma özelliğini gösteren "Furkan" olması (Al-i İmran 3/4), ilk ayetten itibaren insanların Kur'an'a, Muhammet aleyhisselama ve her birine birer kitap verilmiş olan diğer nebilere (Al-i İmran 3/81) gösterdiği tepkileri anlatması, bundan sonraki ayetlerde, yanlış davrananlara takınılacak tavırlara ve ayetlere uyanların özelliklerine dikkat çekilmesi sebebiyle en uygun olan, "onu" zamirinin Allah'ın indirdiği her bir kitabı göstermesidir. İmtihan gereği Allah'ın yaptığı küçük değişiklikler dışında bütün kitapların içeriği aynıdır. Bu sebeple Kur'an, onların tamamını tasdik eden ve her birinde var olan bilgileri koruyan kitaptır (Maide 5/48) Bu sebeple "onu" zamiri, Kur'an'ı da gösterebilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz o suyu, bilgi sahibi olsunlar(ve bilgilerini kullansınlar) diye halden hale çevirdik dipnot 1 . Ama insanların nankörlüğü bir türlü bırakmaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kaynak suyu, dere suyu  ve deniz oldu. Kar, buz ve buhar oldu.

Şaban Britch

Düşünsünler, öğüt alsınlar diye, onu aralarında evirip çevirdik. Yine de insanların çoğu nankörlükten vazgeçmez.

Şaban Piriş

Düşünsünler, öğüt alsınlar diye, onu aralarında evirip çevirdik. Yine de insanların çoğu nankörlükten vazgeçmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, onu aralarında çeşitli biçimlerde ifade ettik ki öğüt alabilsinler. Ama insanların çoğu sadece nankörlükte ısrar etmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We dispersed it among the whole so that they apply their hearts to wisdom and their remembrance to Allah. But most people decline to choose but ungratefulness, disobedience and infidelity.

Abdul Haleem

Many times We have repeated this to people so that they might take heed, but most persist in their ingratitude.

Abdullah Yusuf Ali

And We have distributed the (water) amongst them, in order that they may celebrate (our) praises, but most men are averse (to aught) but (rank) ingratitude.

Abul A'la Maududi

We present this wondrous phenomenon to them over and over again dipnot 1 that they may learn a lesson from it. But most people simply decline everything except disbelief and ingratitude. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "We have repeated it among them" may have three meanings:
  2. metne dön, dipnot 2
    (1) We have cited the phenomenon of rainfall over and over again in the Quran in order to make plain to them the reality.

Aisha Bewley

We have variegated it for them so they might pay heed but most people spurn anything else but kufr.

Al-Hilali & Khan

And indeed We have distributed it (rain or water) amongst them in order that they may remember (the Grace of Allâh,) but most men (refuse to accept the Truth or Faith and) accept nothing but disbelief or ingratitude.

Ali Quli Qarai

Certainly We distribute it among them so that they may take admonition. But most people are only intent on ingratitude.

Amatul Rahman Omar

And We have explained this (topic) to them in diverse ways so that they may take heed, but most of the people would refuse (to adopt any other attitude) except (that of) disbelief.

Arthur John Arberry

We have indeed turned it about amongst them, so that they may remember; yet most men refuse all but unbelief.

Bijan Moeinian

Thus, I am distributing the water among you so that you may be thankful. What a shame that most people chose to disregard the Lord’s Mercy.

E. Henry Palmer

We have turned it in various ways amongst them that they may remember; though most men refuse aught but to misbelieve.

Edip-Layth

We have distributed it amongst them so that they may remember, but most people refuse to be anything but ingrates.

George Sale

and We distribute the same among them at various times, that they may consider: But the greater part of men refuse to consider, only out of ingratitude.

Hamid S. Aziz

That We may quicken therewith the dead land, and slake the thirst of the things We have created - beasts and men in great numbers.

Mahmoud Ghali

And indeed We have already propounded it among them so that they may constantly remember; yet most mankind refuse (anything) except constant disbelief.

Marmaduke Pickthall

And verily We have repeated it among them that they may remember, but most of mankind begrudge aught save ingratitude.

Mohamed Ahmed - Samira

And We distribute it among them in various ways that they may ponder and reflect; yet most men disdain everything but denial and thanklessness.

Muhammad Asad

And, indeed, many times have We repeated [all] this unto men, so that they might take it to heart: but most men refuse to be aught but ingrate.

Mustafa Khattab

We certainly disperse it among them so they may be mindful, but most people persist in ungratefulness.

Progressive Muslims

And We have distributed it amongst them so that they may remember, but most people refuse to be anything but rejecters.

Rashad Khalifa

We have distributed it among them in exact measure, that they may take heed. But most people insist upon disbelieving.

Sahih International

And We have certainly distributed it among them that they might be reminded, but most of the people refuse except disbelief.

Sam Gerrans

(And We have expounded it among them that they might take heed; but most men refuse save denial.

Shabbir Ahmed

And verily, many times We have repeated all this to mankind, so that they might bear in mind. Yet most people refuse to be anything but ungrateful (for such Light-giving Guidance).

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We have distributed the (water) among them, in order that they may recite (Our) praises, but most men are ungrateful and denying.

Taqi Usmani

And We have distributed it (the water) among them, so that they may take lesson. Yet most of the people refused all but ungratefulness.

The Monotheist Group

AndWe have distributed it among them so that they may remember, but most of the people refuse to be anything but rejecters.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩