Fetih suresi

Fetih suresi, 26. ayet

Fetih suresi, 26. ayet. إِذْ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ ٱلتَّقْوَىٰ وَكَانُوٓا۟ أَحَقَّ بِهَا وَأَهْلَهَا وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

iẕ ce`ale-lleẕîne keferû fî ḳulûbihimü-lḥamiyyete ḥamiyyete-lcâhiliyyeti feenzele-llâhü sekînetehû `alâ rasûlihî ve`ale-lmü'minîne veelzemehüm kelimete-ttaḳvâ vekânû eḥaḳḳa bihâ veehlehâ. vekâne-llâhü bikülli şey'in `alîmâ.

Diyanet İşleri

Hani inkar edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fetih 23–29 · surenin 26. ayeti / 29

Konu Allah'ın değişmeyen kanunu ve Mekke'de olanlar Fetih 22–26 3

  1. Fetih 23

    Allah'ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

  2. Fetih 24

    O, Mekke'nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

  3. Fetih 25

    Onlar, inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram'ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke'ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.

  4. 26

    Hani inkar edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir.

  5. Fetih 27

    Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.

  6. Fetih 28

    O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter.

  7. Fetih 29

    Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde halinde, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat'ta ve İncil'de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

26. “Hani kâfirler kalplerinde taassup ve kibri yani cahiliye taassup ve kibrini koymuşlardı.” Çünkü (antlaşma metninin başına): “Bismillahirrahmanirrahîm” yazılmasını kabul etmedikleri gibi insanlar: “Mekke’ye Kureyşlileri kahrederek ve onlara rağmen girdiler” dedirtmesinler diye Allah Rasûlünün ve mü’minlerin o sene, Mekke’ye girmelerini de kabul etmemişlerdi. Bu ve benzeri işler ise hep cahiliye işlerindendir ve pek çok masiyetleri işlemelerine sebep teşkil eden bu tür işler kalplerinde yer etmeye devam etmiştir.

“Allah sekinetini/huzurunu Rasûlünün ve mü’minlerin üzerine indirmişti.” Gazap ve öfkeleri, müşriklere benzer şekilde karşılık vermeye onları itmemiş, aksine Allah’ın hükmünü sabır ile karşılamışlar ve Allah’ın yasaklayıp saygı gösterilmesini istediği hususlara tazimde bulunmayı içeren o şartlara bağlı kalmışlardı. Ne olursa olsun onlar, bu şekilde hareket etmiş ve ileri geri konuşanlarla onları kınayanların sözlerine aldırmamışlardı.

“Ayrıca onların takvâ sözü üzerinde sebat etmelerini sağlamıştı.” Takvâ sözü, Lâ ilâhe illallah ve onun haklarıdır. Onlara bunun gereğini yerine getirmelerini emretmişti ve onlar da buna bağlı kalarak gereklerini yerine getirmişlerdi.

“Zaten onlar o söze” başkalarından “daha layık ve ona ehil idiler.” Allah onların durumlarını ve kalplerindeki hayrı bildiğinden dolayı kendilerini buna ehil kılmıştı. Bundan dolayı Yüce Allah: “Allah her şeyi çok iyi bilendir” buyurmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ı ve O'nun resulünü inkâr edenler, kalplerine cahiliye taassubunu yerleştirip de kendilerini hakkı gerçekleştirmeye bağlı kılmak yerine sadece hevâya bağlı kılıp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hudeybiye yılında Mekke'ye girmesi sebebiyle kendilerini yeneceğine dair korkuya kapılıp Mekke'ye girmesinden korktuklarında Allah da, katından kendi elçisine ve Müminlere huzur ve güvenini indirdi. Böylece kızgınlıkları, müşriklerin onlara yaptıklarının aynısını müşriklere yapmaya sevk etmedi. Allah, Müminleri hak söze kelime-i tevhide (Allah'tan başka ibadet edilecek hak ilah olmadığına) bağlı kıldı ve onların bu hak sözü hakkı ile yerine getirmelerini sağladı. Zaten Müminler kalplerinde var olan ve Allah'ın bildiği hayır sebebi ile hak sözü yerine getirmek hususunda herkesten daha layık ve ehil kimselerdi. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz o zaman
  2. جَعَلَ ceale koymuşlardı kök: جعل
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  4. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  5. فِى fi
  6. قُلُوبِهِمُ kulubihimu kalblerine kök: قلب
  7. ٱلْحَمِيَّةَ l-hamiyyete öfke ve gayreti kök: حمي
  8. حَمِيَّةَ hamiyyete öfke ve gayretini kök: حمي
  9. ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ l-cahiliyyeti cahiliyye (çağının) kök: جهل
  10. فَأَنزَلَ feenzele ve indirdi kök: نزل
  11. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  12. سَكِينَتَهُۥ sekinetehu huzur ve güvenini kök: سكن
  13. عَلَىٰ ala üzerine
  14. رَسُولِهِۦ rasulihi Elçisi kök: رسل
  15. وَعَلَى ve ala ve üzerine
  16. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine mü'minlere kök: امن
  17. وَأَلْزَمَهُمْ ve elzemehum ve onları bağladı kök: لزم
  18. كَلِمَةَ kelimete kelimesine kök: كلم
  19. ٱلتَّقْوَىٰ t-tekva takva kök: وقي
  20. وَكَانُوٓا۟ ve kanu zaten onlar idiler kök: كون
  21. أَحَقَّ ehakka daha layık kök: حقق
  22. بِهَا biha buna
  23. وَأَهْلَهَا ۚ ve ehleha ve ehil kök: اهل
  24. وَكَانَ ve kane ve kök: كون
  25. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  26. بِكُلِّ bikulli her kök: كلل
  27. شَىْءٍ şey'in şeyi kök: شيا
  28. عَلِيمًۭا alimen bilendir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Hudeybiye Antlaşması · Aynı kıssa: Hudeybiye ve Rıdvân Biatı · Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    (18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş…

  • Aynı olay: Hudeybiye Antlaşması · Aynı kıssa: Hudeybiye ve Rıdvân Biatı

    Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.

  • Aynı olay: Hudeybiye Antlaşması · Aynı kıssa: Hudeybiye ve Rıdvân Biatı

    (2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir…

  • Aynı kıssa: Hudeybiye ve Rıdvân Biatı · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, hakkıyla…

  • Aynı kök: لزم (5 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.

  • Aynı kök: حمي (6 geçiş)

    Allah, ne "Bahire", ne "Saibe", ne "Vasile", ne de "Ham" diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkar edenler Allah'a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten…

  • Aynı kök: حمي (6 geçiş)

    O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip…

  • Aynı kök: لزم (5 geçiş)

    Nuh dedi ki: "Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O zaman inkâr edenler, kalplerine katılığı (tutuculuğu), cahiliye katılığını (tutuculuğunu) yerleştirmişlerdi. Allah da Elçisine ve müminlere güven duygusu indirmiş, onların takvâ (duyarlılık) sözünü tutmalarını sağlamıştı. (Zaten) onlar, buna en layık ve en ehil kişilerdi. Allah her şeyi bilendir.

Mustafa İslamoğlu

Hani, inkarda direnenlerin kalbini malum gurur -cahiliyye gurur- doldururken, Allah, Elçisine ve mü'minlere iç huzuru bahşetmiş ve onların sorumlu davranma sözüne sadık kalmalarını sağlamıştı: zira onlar buna fazlasıyla layık ve ehil idiler; ve zaten Allah da her şeyi hakkıyla bilendi.

Muhammed Esed

Hakikati inkara şartlanmış olanlar kalplerinde küstahça bir büyüklük duygusu -cahiliyye ürünü bir duygu- taşırken Allah (da) Elçisi'ne ve müminlere iç huzuru (nimetini) ihsan etmiş ve onlara Allah'a karşı sorumluluk duygusu aşılamıştır; çünkü onlar bu (ilahi armağana) en çok layık olanlardı ve onu pekala hak etmişlerdi. Ve Allah her şeyi tam bilendir.

Ahmed Hulusi

O zaman hakikat bilgisini inkar edenler, kalplerine hamiyeti (köylülük - cahillik gururu), cehalet tutuculuğunu (yeniye kapalılık) yerleştirmişlerdi. . . Allah, Rasulüne ve iman edenlere sekine inzal etti ve onları kelime-i takva (la ilahe illAllah) anlayışında sabitledi. . . Onlar bu sözü bizatihi yaşayarak hak etmiş ve ehil kimselerdi. . . Allah her şeyi Aliym'dir.

Ali Bulaç

Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları "takva sözü" üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu." Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Ali Özek ve heyeti

O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere huzur ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, öfkeli bağnazlığı ve bilisizlik bağnazlığını yüreklerine yerleştirmişlerdi. Oysa Allah, Kendi elçisinin ve inananların üzerine bir dinginlik indirmiş ve sorumluluk bilincine erişmelerine yönelik buyruğuna bağlı kalmalarını sağlamıştı. Bunu hak etmişlerdi ve en çok onlara yaraşırdı. Çünkü Allah, her şeyi Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

O zaman inkar edenler, kalplerine taassubu, Cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da,Peygamberine ve müminlere huzuru ve güvenini indirmişti; onlara takva sözünü aşılamıştı. Zaten onlar buna layık kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.

Edip Yüksel

İnkar edenler, gönüllerindeki öfke ve bağnazlığı, cahiliyye döneminin fanatizmini ateşlediklerinde, ALLAH elçisinin ve iman edenlerin üzerine huzurunu indirmiş ve onların erdemlilik sözünü tutmalarını sağlamıştı. Onlar buna tam yaraşan ve hakeden kimselerdi. ALLAH her şeyi bilendir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkar edenler, gönüllerindeki öfke ve bağnazlığı, cahiliyye döneminin fanatizmini ateşlediklerinde, ALLAH elçisinin ve inananların üzerine huzurunu indirmiş ve onların erdemlilik sözünü tutmalarını sağlamıştı. Onlar buna tam yaraşan ve hakkeden kimselerdi. ALLAH herşeyi bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O küfredenler kalplerinde o taassubu, cahiliye taassubunu kaynattığı sırada Allah, peygamberinin ve mü'minlerin üzerine sükunet ve güvenini indirdi, onlara kelime-i takvayı (barış antlaşmasını) yükledi. Zaten onlar, buna layık ve ehliyetli idiler. Allah, herşeyi bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O küfredenler kalblerinde o hamiyyeti; Cahiliyye hamiyyetini kaynattığı sıra, ki o vakıt Allah Resulünün ve mü'minlerin üzerine sekinetini indirdi ve onlara kelime-i tekvayı ilzam buyurdu, onlar da ona ehakk-u ehl idiler, evet, Allah her şeye alim bulunuyor.

Erhan Aktaş

Kafirler, küçük görme taassubunu, cahiliye taassubunu kalplerinde taşıyorlardı. Allah da Resul'ünün ve Mü'minlerin üzerine dinginlik indirdi. Onları takva sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehildiler. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler, küçük görme taassubunu, cahiliye taassubunu kalplerinde taşıyorlardı. Allah da Resulünün ve Mü'minlerin üzerine dinginlik indirdi. Onları takva sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehildiler. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler, küçük görme taassubunu, cahiliye taassubunu kalplerinde taşıyorlardı. Allah da Rasul'ünün ve inananların üzerine dinginlik indirdi. Onları takva sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehildiler. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

Gültekin Onan

Hani o küfredenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Tanrı, elçisinin ve inançlıların üzerine 'güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları 'takva sözü' üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu'. Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Tanrı, her şeyi hakkıyla bilendir.

Hasan Basri Çantay

O küfredenler kalblerine o taassubu, o cahillik taassubunu yerleşdirdiği sırada idi ki hemen Allah, resulünün ve mü'minlerin üzerine kuvve-i ma'neviyyesini indirdi, onları takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar da buna çok layık ve buna ehil idiler. Allah her şey'i hakkıyle bilendir.

İbni Kesir

O küfredenler kalblerinde hamiyyeti, cahiliyyet hamiyyetini ateşlendirdiklerinde Allah; sekinetini peygamberine ve mü'minlerin üzerine indirdi. Ve onları takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar, buna daha layık ve ehil kimselerdi. Allah; her şeyi bilmekte olandır.

Mehmet Alagaş

(26) Kafirlerin kalplerinde cahilce bir tutucu katılık / hamiyyet oluştu (Hudeybiyede evrağa Muhammed-ün Resulullah yerine Muhammed ibn-ü Abdullah yazdırdılar, hâlâ resul olmasını kabullenememişlerdi) Allah ta Resulüne ve Müminlere bir sakinlik / sekinet indirdi, onlara takvayı gerekli hale getirdi / ilzam etti, onlar ve yakın çevreleri takvayı gerçekten hak ediyorlardı, Allah her şeyi bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Zira kâfirler, kalplerine taassubu/bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da Rasûlüne ve Müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onları takva sözüne (kelime-i tevhide) bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.

Süleyman Ateş

O zaman inkar edenler, kalblerine öfke ve gayreti, o cahiliyye (çağının) öfke ve gayretini koymuşlardı, Allah da Elçisine ve mü'minlere huzur ve güvenini indirdi; onları takva kelimesine (sebata ve ahde vefaya) bağladı. Zeten onlar, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi bilendir.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler kalplerindeki taassubu; cahiliye taassubunu harekete geçirdikleri sırada Allah, elçisine ve müminlere, tarafından bir iç huzuru verdi dipnot 1 ve takva sözüne /yanlışlardan sakınma sözüne onların sıkıca bağlı kalmalarını sağladı. Onlar, buna pek layık ve ehildiler. Allah her şeyi bilendir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O sırada, kendini doğrulara kapatanların kalbinde o kızgınlığı; cahil kızgınlığını oluşturmuştu. Allah, elçisine ve müminlere de tarafından bir sükunet indirmiş, takva dipnot 1 sözünü onların ayrılmaz bir parçası yapmıştı. Onlar bunu hak etmişlerdi, buna layıktılar. Allah her şeyi bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'tan çekinerek kendini koruma, kendini(fıtratını) bozmama. Bakınız Bakara 2/2.

Şaban Britch

Zira Kâfirler, kalplerine taassubu/bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da Rasûl'üne ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onları takva sözüne (kelime-i tevhide) bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.

Şaban Piriş

Kafir olan kimselerin kalplerinde bir asabiyet meydana getirdi. Allah, Peygamberine ve müminlerin üzerine huzur indirdi ve onları "takva" sözüne bağlı tuttu. Onlar, zaten bunu gerçekleştirmişler ve ona sahip çıkmışlardı. Allah ise her şeyi bilmekteydi.

Yaşar Nuri Öztürk

İnkar edenler, kalplerine öfkeli taassubu, o cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise huzur ve mutluluğunu resulünün, inananların üstüne indirmişti. Onları, takva kelimesine bağlı tutmuştu. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah her şeyi çok iyi bilmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

While the infidels cherished the violent feeling and furious passion of paganism and national ignorance, Allah inspired peace and tranquility to His Messenger and to the faithful believers whose hearts He imprinted with the image of religious and spiritual virtues and whose works with wisdom and whose words with piety; virtues they merit and of right belong to them, Allah has always been Alimun (Omniscient) of all things in all respects.

Abdul Haleem

While the disbelievers had fury in their hearts- the fury of ignorance- God sent His tranquillity down on to His Messenger and the believers and made binding on them [their] promise to obey God, for that was more appropriate and fitting for them. God has full knowledge of all things.

Abdullah Yusuf Ali

While the Unbelievers got up in their hearts heat and cant - the heat and cant of ignorance,- Allah sent down His Tranquillity to his Messenger and to the Believers, and made them stick close to the command of self-restraint; and well were they entitled to it and worthy of it. And Allah has full knowledge of all things.

Abul A'la Maududi

(This is why) when the unbelievers set in their hearts a fierce bigotry — the bigotry of ignorance dipnot 1 — Allah bestowed inner peace upon His Messenger and upon the believers dipnot 2 and made the word of piety binding on them. They were more deserving and worthier thereof. Allah has knowledge of everything.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The words hamiyyat al-jahiliyyah mean that a man should willfully do something unworthy and improper only for the sake of his honor and prestige. The disbelievers of Makkah themselves acknowledged and admitted that everybody had a right to visit the Kabah for performing Hajj and Umrah, and that they had no right to stop anyone from this duty. This was an ancient admitted law of Arabia. But in spite of knowing that they were absolutely in the wrong and the Muslims in the right. They prevented the Muslims from performing Umrah only for the sake of their prestige. The righteous, even among the polytheists, were also saying that preventing the people, who had come in the pilgrim garbs along with sacrificial camels, from performing pilgrimage was an improper act. Yet the Quraish leaders persisted in their resistance only with the idea that if Muhammad (peace be upon him) entered Makkah along with a large number of his followers, it would mean loss of prestige for them among the Arabs. This was their arrogance.
  2. metne dön, dipnot 2
    Here, sakinat means the patience and dignity with which the Prophet (peace be upon him) and the Muslims resisted the disbelievers rancor and spirit of paganism. They did not get provoked at their stubborn and insolent behavior and did not do anything which might have violated the spirit of truth and righteousness, or which might have further complicated the situation instead of settling it amicably.

Aisha Bewley

Those who are kafir filled their hearts with fanatical rage – the fanatical rage of the Time of Ignorance and Allah sent down serenity to His Messenger and to the muminun, and bound them to the expression of taqwa which they had most right to and were most entitled to. Allah has knowledge of all things.

Al-Hilali & Khan

When those who disbelieve had put in their hearts pride and haughtiness - the pride and haughtiness of the time of ignorance, - then Allâh sent down His Sakînah (calmness and tranquillity) upon His Messenger (صلى الله عليه وسلم) and upon the believers, and made them stick to the word of piety (i.e. none has the right to be worshipped but Allâh); and they were well entitled to it and worthy of it. And Allâh is the All-Knower of everything.

Ali Quli Qarai

When the faithless nourished bigotry in their hearts, the bigotry of pagan ignorance, Allah sent down His composure upon His Apostle and upon the faithful, and made them abide by the word of Godwariness, for they were the worthiest of it and deserved it, and Allah has knowledge of all things.

Amatul Rahman Omar

(These events belong to the time) when those who disbelieved nurtured in their hearts prideful indignation and cant, the indignation and cant (of the days) of Ignorance, and Allâh granted Shechinah (peace and tranquillity) from Himself to His Messenger and the believers and made them observe closely and firmly the code of self-restraint, (the code) they were best entitled to receive and were also really worthy of it. Allâh has full knowledge of everything.

Arthur John Arberry

When the unbelievers set in their hearts fierceness, the fierceness of pagandom, then God sent down His Shechina upon His Messenger and the believers, and fastened to them the word of godfearing to which they have better right and are worthy of; and God has' knowledge of everything.

Bijan Moeinian

While the disbelievers’ heart was filled with the arrogance of the days of ignorance, God showered His Prophet and the believers with peace and directed them toward righteousness as they deserved it. God is Fully Aware of everything.

E. Henry Palmer

When those who misbelieved put in their hearts pique - the pique of ignorance - and God sent down His shechina upon His Apostle and upon the believers, and obliged them to keep to the word of piety, and they were most worthy of it and most suited for it; for God all things doth know.

Edip-Layth

Those who rejected had put in their hearts the rage of the days of ignorance, then God sent down tranquility upon His messenger and those who acknowledge, and directed them to uphold the word of righteousness, and they were well entitled to it and worthy of it. God is fully aware of all things.

George Sale

When the unbelievers had put in their hearts an affected preciseness, the preciseness of ignorance, and God sent down his tranquillity on his apostle and on the true believers; and firmly fixed in them the word of piety, and they were the most worthy of the same, and the most deserving thereof: For God knoweth all things.

Hamid S. Aziz

When those who disbelieved harboured in their heart feelings of agitation and disdain - the agitation and disdain of the Days of Ignorance - Allah sent down His tranquillity on His Messenger and on the believers, and made them adhere to the Word (or command) of self-restraint, and they were entitled to it and worthy of it; and Allah is Aware of all things.

Mahmoud Ghali

As the ones who have disbelieved (got) in their hearts haughtiness, the haughtiness of (pagan) ingnorance, then Allah sent down His serenity upon His Messenger and upon the believers, and He imposed upon them the word of piety, and they were truly worthier of it and (qualified) population for it; and Allah has been Ever-Knowing of everything.

Marmaduke Pickthall

When those who disbelieve had set up in their hearts zealotry, the zealotry of the Age of Ignorance, then Allah sent down His peace of reassurance upon His messenger and upon the believers and imposed on them the word of self-restraint, for they were worthy of it and meet for it. And Allah is Aware of all things.

Mohamed Ahmed - Samira

When the unbelievers fostered a sense of honour in their hearts, a sense of pagan honour, God sent down a sense of tranquility on His Apostle and the believers, and obliged them to an act of self-restraint, for they were deserving and worthy of it. God is cognisant of everything.

Muhammad Asad

Whereas they who are bent on denying the truth harboured a stubborn disdain in their hearts - the stubborn disdain [born] of ignorance God bestowed from on high His [gift of] inner peace upon His Apostle and the believers, and bound them to the spirit of God-consciousness: for they were most worthy of this [divine gift], and deserved it well. And God has full knowledge of all things.

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when the disbelievers had filled their hearts with pride—the pride of ˹pre-Islamic˺ ignorance[1]—then Allah sent down His serenity upon His Messenger and the believers, inspiring them to uphold the declaration of faith,[2] for they were better entitled and more worthy of it. And Allah has ˹perfect˺ knowledge of all things.

Progressive Muslims

Those who rejected had put in their hearts the rage of the days of ignorance, then God sent down tranquility upon His messenger and the believers, and directed them to uphold the word of righteousness, and they were well entitled to it and worthy of it. And God is fully aware of all things.

Rashad Khalifa

While those who disbelieved were enraged, and their hearts were filled with the pride of the days of ignorance, GOD blessed His messenger and the believers with peaceful contentment, and directed them to uphold the word of righteousness. This is what they well deserved. GOD is fully aware of all things.

Sahih International

When those who disbelieved had put into their hearts chauvinism - the chauvinism of the time of ignorance. But Allah sent down His tranquillity upon His Messenger and upon the believers and imposed upon them the word of righteousness, and they were more deserving of it and worthy of it. And ever is Allah, of all things, Knowing.

Sam Gerrans

When those who ignore warning set in their hearts bigoted disdain: — the bigoted disdain of ignorance — then God sent down His tranquillity upon His messenger and upon the believers, and imposed upon them the word of prudent fear; and they have more right to it and are worthy of it; and God is knowing of all things.

Shabbir Ahmed

Just when the unbelievers had their hearts filled with zeal, the *zeal of the Age of Ignorance, right then Allah sent down His blessing of inner contentment upon His Messenger and upon the believers, and empowered them to ward off this kind of zealotry. For, they truly deserved this virtue and it was befitting for them to own it. And Allah is Knower of all things. (*Zeal for revenge).

Syed Vickar Ahamed

When the unbelievers had heat (anger) and urge in their hearts— The heat and urge of ignorance, — Allah sent down His calm and tranquility to His Messenger and to the believers, and made them follow closely the command of self-restraint; And they were well entitled to it and worthy of it. And Allah is Ever All Knowing (Aleem) of all things.

Taqi Usmani

When the disbelievers developed in their hearts indignation, the indignation of ignorance; then Allah sent down tranquility from Himself upon His Messenger and upon the believers, and made them stick to the word of piety, and they were very much entitled to it and competent for it. And Allah is All-Knowing about every thing.

The Monotheist Group

Those who rejected had put in their hearts the rage of the days of ignorance. Then, God sent down tranquility upon His messenger and the believers, and directed them to uphold the word of righteousness, and they were well entitled to it and worthy of it. And God is fully aware of all things.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fetih suresi, 26. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fetih suresi, 26. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fetih suresi, 26. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩