Diyanet İşleri
Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ı tespih eder.
Cuma suresi · 1–4. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Cuma suresi, 1. ayet. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ٱلْمَلِكِ ٱلْقُدُّوسِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ
Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ı tespih eder.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, (gerçek) hükümdar, kutsallığın kaynağı, güçlü, doğru hüküm veren Allah'ı tesbih eder (yüceltir).
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da mutlak otorite sahibi, mukaddes, her işinde mükemmel ve her hükmünde tam isabet sahibi Allah için hareket ederler.
Göklerde ve yerde olan her şey, Mülkün Sahibi, Mukaddes, Kudret ve Hikmet Sahibi Allah'ın sınırsız şanını yüceltmektedir.
Semalarda ve arzda her ne varsa; Melik, Kuddus, Aziyz ve Hakiym olan (dilediği manaları açığa çıkarması için onları yaratan) Allah'ı (işlevleriyle) tespih etmedeler!
Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih eder.
Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Egemen; Kutsal; Üstün; Bilgelik ve Adaletle Yöneten Allah'ı yüceltir.
Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, kutsal kurtuluşun tek kaynağı, kudret ve hikmet sahibi Allah'ı tesbih ediyor/anıyor.
Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi ALLAH'ı yüceltir. O Egemendir, En Kutsaldır, Üstündür, Bilgedir.
Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi ALLAH'ı yüceltir. O Kraldır, En kutsaldır, Üstündür, Bilgedir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, mülkün sahibi, öyle lekesiz mukaddes, hem güçlü hem hikmet sahibi olan Allah için tesbih eder.
Tesbih eder Allah için göklerdeki ve yerdeki o öyle lekesiz kuddus, melik ki hem aziz, hem hakim.
Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik dipnot 1 , Kuddus dipnot 2 , Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah'ı tesbih dipnot 3 etmektedir.
Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik dipnot 1 , Kuddus dipnot 2 , Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah'ı tesbih dipnot 3 etmektedir.
Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik dipnot 1 , Kuddus dipnot 2 , Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah'ı tesbih etmektedir.
Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik, Kuddüs, Aziz, Hakim olan Tanrı'yı tesbih eder.
Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) O mülk-ü melekutun eşsiz hükümranı, noksaanı mucib herşeyden pak ve münezzeh, gaalib-i mutlak, yegane hukum ve hikmet saahibi Allahı tesbih (ve tenzih) etmekdedir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa; hepsi Melik, Kuddüs, Aziz, Hakim'i tesbih eder.
(1) Semalarda ve arzda ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemendir, kutsaldır, saygındır, gerekçeli son kararı verendir.
Göklerde ve yerde ne varsa; Melik, Kuddüs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih ederler.
Göklerde ve yerde bulunanların hepsi padişah, mukaddes, aziz, hakim olan Allah'ı tesbih etmektedir.
Göklerde ne var yerde ne varsa; mutlak hükümdar, tertemiz, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah'ı dipnot 1 tesbih etmekte /ona boyun eğmektedir dipnot 2 .
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'na dipnot 1 ; bütün yetkiyi elinde tutan, yaptığını tertemiz yapan, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah'a boyun eğer dipnot 2 .
Göklerde ve yerde ne varsa; Melik Kuddüs, Aziz ve Hakim olan Allah’ı tesbih ederler.
Göklerde ve yerde ne varsa; hükümran, kuddüs, güçlü ve hakim olan Allah'ı takdis ederler.
Göklerdekiler ve yerdekiler o Melik, o Kuddus, o Aziz, o Hakim Allah'ı tespih ediyor.
Cuma suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِى بَعَثَ فِى ٱلْأُمِّيِّـۧنَ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا۟ مِن قَبْلُ لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
O, ümmilere, içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Halbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
O, ümmilere dipnot 1 (Mekkelilere) kendilerine (Allah'ın) ayetlerini tilavet etmekte (okuyup aktarmakta), onları (kötülüklerden) arındırmakta ve onlara Kitap ve hikmeti (doğru hükümleri) öğretmekte olan bir Elçi göndermiştir. dipnot 2 Daha önce onlar apaçık bir sapkınlık içindeydi.
Daha önce kitaptan mahrum olan ve derin bir sapıklık içinde bulunan topluma kendi ayetlerini okumak, onları arındırmak, kitabı ve isabetli hüküm vermeyi öğretmek için kendi içlerinden bir Elçi gönderen O'dur.
O, Kitap ile ilgisiz bir topluma, kendi içlerinden kendilerine Allah'ın mesajlarını aktaran, onları arındıran, ilahi kelamı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermiştir ki, o'ndan önce, açık bir sapıklık içindeydiler;
O ki, ümmiler içinde kendilerinden Rasul ba's etti ki; onlara O'nun işaretlerini okuyan, onları saflaştıran ve onlara Kitabı (hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi) ve Hikmeti (oluşum sistemi bilgisi) öğretsin. Oysa onlar daha önce apaçık bir inanç sapıklığı içindeydiler.
O, ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.
Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.
O, önceki kitaplardan bilgisi olmayanlara, kendi aralarından olan, hem O'nun ayetlerini onlara okuyan hem onları arındıran hem de Kitap'ı ve bilgeliği onlara öğreten bir elçi göndermiştir. Daha önce, gerçekten apaçık bir sapkınlık içindeydiler.
Ümmilere/cahillere, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten içlerinden bir peygamberi gönderen O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
O ki, ümmilerin arasından, kendilerinden olan bir elçi göndermiştir ki onlara O'nun ayetlerini okuyor, onları temizliyor ve onlara kitabı ve bilgeliği öğretiyor. Bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.
O ki, ümmilerin arasından, kendilerinden olan bir elçi göndermiştir ki onlara O'nun ayetlerini okuyor, onları temizliyor ve onlara kitabı ve bilgeliği öğretiyor. Bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.
O'dur, ümmiler içinde kendilerinden olup onlara ayetlerini okuyan, onları temize çıkarıp parlatan, onlara kitap ve hikmet öğreten bir peygamber gönderen. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içindeydiler.
Odur ki: ümmiler içinde kendilerinden bir Resul gönderdi, üzerlerine onun ayetlerini okuyor ve onları temize çıkarıp parlatıyor, kendilerine kitab ve hikmet öğretiyor, halbuki bundan evvel açık bir dalal içinde idiler.
Ümmilere, dipnot 1 kendilerinden olan; O'nun ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 2 öğreten bir Resul görevlendiren O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.
Ümmilere dipnot 1 , kendilerinden olan; O'nun ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 2 öğreten bir resul görevlendiren O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.
Ümmilere dipnot 1 , kendilerinden olan; O'nun ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 2 öğreten bir rasul görevlendiren O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.
O, ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.
O, ümmiler içinde kendilerinden (kendilerine) bir peygamber gönderendir ki (bu), onlara ayetlerini okur, onları temizler, onlara kitabı, hikmeti öğretir. Halbuki onlar daha evvel hakıykaten apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Ümmiler arasından, kendilerine O'nun ayetlerini okuyan, onları temizleyen ve onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Halbuki onlar; daha önceleri gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydiler.
(2-5) Sizin kitap ehli olmayanlarınızdan / ümmilerinizden bir Resul yaratan O’dur, sizlere O’nun ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, onlara kitabı ve gerekçeleri / hikmeti öğretiyor, oysa bundan önce onlar, apaçık bir sapma içindeydiler, onlardan olup ta henüz onlara katılmamış / ilhak olamamış diğerlerine de Resuldür. (Sonraki geleceklerin de resulü) O saygıdeğerdir, hâkimdir, işte bu / elçilik, Allah’ın maddi ve manevi zenginliğidir, onu istediğine verir, Allah çok büyük bir fazıl sahibidir. Tevrat’ın taşıyıcılığını / hamallığını yüklenenler ve sonrasında da onu taşımayanların misali, ciltlerce kitapları taşıyan eşeğin misali gibidir, (Yahudilerin kitapsız araplar sözüne, Allah’ın, kitap yüklü eşek yahudiler cevabı) Allah’ın ayetlerini yalanlayan toplumun örnekliği ne kötüdür, Allah zalim toplumu yola iletmez.
O; ümmîlere içlerinden kendilerine ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allah'ın ayetlerini okuyan, onları yücelten, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Oysa onlar, önceden, açık bir sapıklık içinde idiler.
Allah ümmilere (Mekkelilere) dipnot 1 , kendi içlerinden birini elçi olarak göndermiş olandır. O elçi onlara, Allah'ın ayetlerini bağlantılarıyla birlikte okur, onları geliştirir, onlara kitabı ve hikmeti öğretir dipnot 2 . Çünkü onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.
Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18
‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Mezmurlar 84:6
Baka Vadisinden geçerken, 2 Pınar başına çevirirler orayı, 2 İlk yağmurlar orayı berekete boğar. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Matta 21:42
İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılarda şu sözleri hiç okumadınız mı? ‹Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!› Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Ümmilerin (ilahi kitapları bilmeyenlerin) dipnot 1 içinden elçi çıkaran Allah'tır. Onlara, O'nun ayetlerini okur, Kitab'ı ve hikmeti öğreterek onları geliştirir. Halbuki onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.
Ümmiler içinde, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten, kendilerinden birini rasûl olarak gönderen O’dur. Onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Ümmiler içinde, onlara ayetleri okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten, kendilerinden birini elçi gönderen O'dur. Onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
O Allah'tır ki, ümmilere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.
Cuma suresi, 3. ayet. وَءَاخَرِينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا۟ بِهِمْ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
(Allah, o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Henüz kendilerine katılmamış bulunan diğerlerine de (sonraki nesillere de bu elçiyi göndermiştir). dipnot 1 O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Üstelik henüz onlara katılmamış (ama katılmayı bekleyen) daha başkaları da var. Mutlak üstün ve yüce olan, her hükmünde tam isabet kaydeden O'dur.
ve başka toplumlarla temasa geçmeleri sonucunda, kendilerinden diğerlerine (bu mesajın yayılmasını sağlamıştır), çünkü yalnız O, güç ve hikmet Sahibidir.
Onların dışında, henüz kendilerine katılmamış başkalarına da (O Rasulü ba's etti)! O Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Ve henüz kendilerine ulaşıp katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir); O (Allah), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Henüz kendilerine katılmamış olan müminlerden daha sonra gelecek olanlara da Rasûlü gönderen O'dur. O, dâima gâlibtir; hikmet sahibidir.
Ve daha kendilerine katılmamış olan başkalarına da göndermiştir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Peygamberi, müminlerden henüz kendilerine ulaşmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir. O'nun her şeye gücü yeter; her işinde hikmet vardır.
Ve henüz kendilerine katılmamış bulunan başkalarına da... O Üstündür, Bilgedir.
Ve henüz kendilerine katılmamış bulunan başkalarına da... O Üstündür, Bilgedir.
Onlardan henüz kendilerine katılmamış diğer insanlara da (göndermiştir o peygamberi). O, öyle güçlü, öyle hikmet sahibidir.
Ve daha onlardan başkalarına ki henüz onlara lahık olmadılar, o öyle aziz öyle hakim
Onlardan, henüz kendilerine katılmamış olan diğerlerine de. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Onlardan, henüz kendilerine katılmamış olan diğerlerine de. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Onlardan, henüz kendilerine katılmamış olan diğerlerine de. dipnot 1 O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ve henüz kendilerine ulaşıp katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir). O (Tanrı) üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Aynı peygamber) onlardan (mü'minlerden) henüz kendilerine katılıb erişememiş bulunan diğerlerine dahi (kitabı ve hikmeti öğretir). O, gaalib-i mutlakdır, yegane hukum ve hikmet saahibidir.
Onlardan başkalarına da. Ki henüz onlara katılmamışlardır. Ve O; Aziz' dir, Hakim'dir.
(2-5) Sizin kitap ehli olmayanlarınızdan / ümmilerinizden bir Resul yaratan O’dur, sizlere O’nun ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, onlara kitabı ve gerekçeleri / hikmeti öğretiyor, oysa bundan önce onlar, apaçık bir sapma içindeydiler, onlardan olup ta henüz onlara katılmamış / ilhak olamamış diğerlerine de Resuldür. (Sonraki geleceklerin de resulü) O saygıdeğerdir, hâkimdir, işte bu / elçilik, Allah’ın maddi ve manevi zenginliğidir, onu istediğine verir, Allah çok büyük bir fazıl sahibidir. Tevrat’ın taşıyıcılığını / hamallığını yüklenenler ve sonrasında da onu taşımayanların misali, ciltlerce kitapları taşıyan eşeğin misali gibidir, (Yahudilerin kitapsız araplar sözüne, Allah’ın, kitap yüklü eşek yahudiler cevabı) Allah’ın ayetlerini yalanlayan toplumun örnekliği ne kötüdür, Allah zalim toplumu yola iletmez.
Henüz, onlara katılmamış olan diğerlerine de (göndermiştir). Azîz ve Hakîm olan O’dur.
(O Elçiyi) yine onlardan olup henüz kendilerine katılmamış bulunan başka kimselere de (gönderdi). O azizdir, hakimdir.
(Allah bu elçiyi) henüz onlara (Mekkelilere) katılmamış başkalarına da göndermiştir dipnot 1 . O, daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.
Bunları, henüz onlara katılmamış başkalarına da öğretecektir. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O'dur.
Henüz, onlara katılmamış olan diğerlerine de (göndermiştir). Aziz ve hakim olan O’dur.
Henüz, onlara katılmamış olan diğerlerine de.. Aziz ve hakim olan O'dur.
O resulü, ümmilerden olup da henüz onlara katılmamış bulunan başka kimselere de gönderdi. O'dur Aziz, O'dur Hakim.
Cuma suresi, 4. ayet. ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
İşte bu, Allah'ın dilediğine (layık olana) verdiği lütfudur. Allah büyük lütuf sahibidir.
İşte bu, Allah'ın (hak edene) vermeyi dilediği lütfudur: Zira Allah büyük lütuf sahibidir.
Bu, Allah'ın lütfudur. Allah, onu, (elde etmek) isteyen herkese bağışlar çünkü, Allah lütfunda sınırsızdır.
İşte bu Allah'ın fazlıdır, onu dilediğine verir! Allah aziym lütuf sahibidir.
Bu, Allah'ın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)ıdır. Allah, büyük fazl sahibidir.
Bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
İşte bu, Allah'ın lütfundandır; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir. dipnot 512
Peygamberlik yetkisi, Allah'ın lütfudur. Onu kullarından dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
Bu, ALLAH'ın lütfudur; dileyene ve/veya dilediğine verir. ALLAH büyük lütuf sahibidir.
Bu, ALLAH'ın lütfudur; dileyene ve/veya dilediğine verir. ALLAH büyük lütuf sahibidir.
İşte o Allah'ın lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, çok büyük lütuf sahibidir.
İşte o, Allahın fazlıdır, onu dilediğine verir ve Allah çok büyük fazl sahibidir
İşte bu, Allah'ın hak eden kimselere verdiği lütfudur. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
İşte bu, Allah'ın hak eden dipnot 1 kimselere verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.
İşte bu, Allah'ın dilediği dipnot 1 kimselere verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Bu, Tanrı'nın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)dır. Tanrı, büyük fazl sahibidir.
Bu, Allahın, kimi dilerse ona vereceği, bir fazl (-u inayet) dir. Allah, büyük fazl (-u kerem) saahibidir.
Bu, Allah'ın lutfudur. Onu dilediğine verir. Ve Allah; büyük lutuf sahibidir.
(2-5) Sizin kitap ehli olmayanlarınızdan / ümmilerinizden bir Resul yaratan O’dur, sizlere O’nun ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, onlara kitabı ve gerekçeleri / hikmeti öğretiyor, oysa bundan önce onlar, apaçık bir sapma içindeydiler, onlardan olup ta henüz onlara katılmamış / ilhak olamamış diğerlerine de Resuldür. (Sonraki geleceklerin de resulü) O saygıdeğerdir, hâkimdir, işte bu / elçilik, Allah’ın maddi ve manevi zenginliğidir, onu istediğine verir, Allah çok büyük bir fazıl sahibidir. Tevrat’ın taşıyıcılığını / hamallığını yüklenenler ve sonrasında da onu taşımayanların misali, ciltlerce kitapları taşıyan eşeğin misali gibidir, (Yahudilerin kitapsız araplar sözüne, Allah’ın, kitap yüklü eşek yahudiler cevabı) Allah’ın ayetlerini yalanlayan toplumun örnekliği ne kötüdür, Allah zalim toplumu yola iletmez.
Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Bu, Allah'ın, dilediğine vereceği lutfudur. Allah, büyük lutuf sahibidir.
İşte bu (elçi gönderme işi), Allah'ın lütfudur dipnot 1 . Onu, tercih ettiği dipnot 2 kişilere verir. Allah, büyük lütuf sahibidir dipnot 3 .
İşte bu (öğretim), Allah'ın lütfudur, onu doğru tercihte bulunana yapar. Allah büyük lütuf sahibidir.
Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah büyük lütuf sahibidir.
Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah büyük lütuf sahibidir.
İşte bu, Allah'ın lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütfun sahibidir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.