Ali Rıza Safa
De ki: "Cinlerden bir topluluğun dinledikleri; sonra, şöyle dedikleri bana bildirildi: ‘Hayranlık veren Kur'an'ı dinledik!' "
72. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Cin suresi, 1. ayet. قُلْ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَقَالُوٓا۟ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا
ḳul ûḥiye ileyye ennehü-steme`a neferum mine-lcinni feḳâlû innâ semi`nâ ḳur'ânen `acebâ.
De ki: "Cinlerden bir topluluğun dinledikleri; sonra, şöyle dedikleri bana bildirildi: ‘Hayranlık veren Kur'an'ı dinledik!' "
Cin suresi, 2. ayet. يَهْدِىٓ إِلَى ٱلرُّشْدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًا
yehdî ile-rruşdi feâmennâ bih. velen nüşrike birabbinâ eḥadâ.
"Doğruya eriştiriyor; Ona inandık. Artık, hiç kimseyi, asla Efendimize ortak koşmayacağız!"
Cin suresi, 3. ayet. وَأَنَّهُۥ تَعَٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَٰحِبَةً وَلَا وَلَدًا
veennehû te`âlâ ceddü rabbinâ me-tteḫaẕe ṣâḥibetev velâ veledâ.
"Kuşkusuz, Efendimizin şanı Yüceler Yücesidir. O, eş ve çocuk edinmemiştir!"
Cin suresi, 4. ayet. وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًا
veennehû kâne yeḳûlü sefîhünâ `ale-llâhi şeṭaṭâ.
"Aslında, aramızdaki beyinsizler, Allah hakkında asılsız şeyler söylüyorlarmış!"
Cin suresi, 5. ayet. وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا
veennâ żanennâ el len teḳûle-l'insü velcinnü `ale-llâhi keẕibâ.
"Aslında, insanların ve cinlerin, Allah hakkında yalanlar söylemeyeceklerini sanıyorduk!"
Cin suresi, 6. ayet. وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ ٱلْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا
veennehû kâne ricâlüm mine-l'insi ye`ûẕûne biricâlim mine-lcinni fezâdûhüm raheḳâ.
"Aslında, kimi insanlar, cinlerden kimilerine sığınırlardı. Böylece, onların azgınlıklarını artırdılar!"
Cin suresi, 7. ayet. وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا
veennehüm żannû kemâ żanentüm el ley yeb`aŝe-llâhü eḥadâ.
"Aslında, onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı!" dipnot 541
Cin suresi, 8. ayet. وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا
veennâ lemesne-ssemâe fevecednâhâ müliet ḥarasen şedîdev veşühübâ.
"Aslında, gökyüzüne dokunduk. Ama onu, güçlü bekçilerle ve yakıcı ışınlarla dolu bulduk!" dipnot 542
Cin suresi, 9. ayet. وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا
veennâ künnâ naḳ`udü minhâ meḳâ`ide lissem`. femey yestemi`i-l'âne yecid lehû şihâber raṣadâ.
"Aslında, dinlemek için orada oturma yerlerine otururduk. Artık, şimdi kim dinlemek isterse, kendisini izleyen yakıcı ışınlar bulur!"
Cin suresi, 10. ayet. وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا
veennâ lâ nedrî eşerrun ürîde bimen fi-l'arḍi em erâde bihim rabbühüm raşedâ.
"Aslında, yeryüzünde bulunanlar için kötülük mü isteniyor, yoksa Efendileri onları doğru yola eriştirmeyi mi dilemiştir; bilmiyoruz!"
Cin suresi, 11. ayet. وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا
veennâ minne-ṣṣâliḥûne veminnâ dûne ẕâlik. künnâ ṭarâiḳa ḳidedâ.
"Aslında, aramızda, hem erdemli olanlar hem de bunun dışında olanlar vardır; çok sayıda yollara ayrıldık!"
Cin suresi, 12. ayet. وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعْجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَن نُّعْجِزَهُۥ هَرَبًا
veennâ żanennâ el len nü`cize-llâhe fi-l'arḍi velen nü`cizehû herabâ.
"Aslında, Allah'ı, yeryüzünde asla güçsüz bırakamayacağımızı ve kaçarak da O'nu güçsüz bırakamayacağımızı anladık!"
Cin suresi, 13. ayet. وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا ٱلْهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ فَمَن يُؤْمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا
veennâ lemmâ semi`ne-lhüdâ âmennâ bih. femey yü'mim birabbihî felâ yeḫâfü baḫsev velâ raheḳâ.
"Aslında, yol göstereni duyunca Ona inandık. Artık, Efendisine kim inanırsa, yitim ve haksızlığa uğramak korkusu duymaz!"
Cin suresi, 14. ayet. وَأَنَّا مِنَّا ٱلْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ تَحَرَّوْا۟ رَشَدًا
veennâ minne-lmüslimûne veminne-lḳâsiṭûn. femen esleme feülâike teḥarrav raşedâ.
"Aslında, aramızda, hem teslim olanlar hem de gerçeğin yolundan ayrılanlar vardır. Artık, kim teslim olmuşsa; gerçeğin yolunu arayanlar, işte onlardır!"
Cin suresi, 15. ayet. وَأَمَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبًا
veemme-lḳâsiṭûne fekânû licehenneme ḥaṭabâ.
Fakat gerçeğin yolundan ayrılanlar, artık cehenneme odun olmuşlardır.
Cin suresi, 16. ayet. وَأَلَّوِ ٱسْتَقَٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَٰهُم مَّآءً غَدَقًا
veel levi-steḳâmû `ale-ṭṭarîḳati leesḳaynâhüm mâen gadeḳâ.
Oysa yol üzerinde dosdoğru yönü tuttursalardı, onları bol suyla sulardık.
Cin suresi, 17. ayet. لِّنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَمَن يُعْرِضْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِۦ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا
lineftinehüm fîh. vemey yü`riḍ `an ẕikri rabbihî yeslükhü `aẕâben ṣa`adâ.
Böylece, onları sınayalım diye. Zaten Efendisinin Öğretisinden kim yüz çevirirse, onu, gittikçe artan bir cezaya uğratacaktır.
Cin suresi, 18. ayet. وَأَنَّ ٱلْمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًا
veenne-lmesâcide lillâhi felâ ted`û me`a-llâhi eḥadâ.
Kuşkusuz, yakarış yerleri Allah içindir. Artık, Allah ile birlikte başkalarına da yakarışlarda bulunmayın. dipnot 543
Cin suresi, 19. ayet. وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا
veennehû lemmâ ḳâme `abdü-llâhi yed`ûhü kâdû yekûnûne `aleyhi libedâ.
Aslında, Allah'ın kulu, O'na yakarışlarda bulunmak için kalktığında, Onun çevresinde neredeyse üst üste yığılıyorlardı.
Cin suresi, 20. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُوا۟ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًا
ḳul innemâ ed`û rabbî velâ üşrikü bihî eḥadâ.
De ki: "Ben, yalnızca Efendime yakarışlarda bulunurum ve hiç kimseyi O'na ortak koşmam!"
Cin suresi, 21. ayet. قُلْ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا
ḳul innî lâ emlikü leküm ḍarrav velâ raşedâ.
De ki: "Ne sizi yitime uğratabilirim ne de sizi doğru yola götürebilirim!"
Cin suresi, 22. ayet. قُلْ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا
ḳul innî ley yücîranî mine-llâhi eḥadüv velen ecide min dûnihî mülteḥadâ.
De ki: "Kuşkusuz, Allah'ın karşısında, hiç kimse beni asla koruyamaz. O'ndan başka bir sığınak da asla bulamam!"
Cin suresi, 23. ayet. إِلَّا بَلَٰغًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَٰلَٰتِهِۦ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا
illâ belâgam mine-llâhi verisâlâtih. vemey ya`ṣi-llâhe verasûlehû feinne lehû nâra cehenneme ḫâlidîne fîhâ ebedâ.
"Yalnızca, Allah'tan gelenleri duyurabilirim ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirebilirim!" Allah'a ve O'nun elçisine kim karşı gelirse, artık, onun için kesinlikle cehennem vardır. Sonsuza dek orada kalacaklardır.
Cin suresi, 24. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا
ḥattâ iẕâ raev mâ yû`adûne feseya`lemûne men aḍ`afü nâṣirav veeḳallü `adedâ.
Sonunda, kendilerine sözü verileni gördüklerinde, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısal olarak daha az olduğunu anlayacaklar.
Cin suresi, 25. ayet. قُلْ إِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ مَّا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا
ḳul in edrî eḳarîbüm mâ tû`adûne em yec`alü lehû rabbî emedâ.
De ki: "Size sözü verilen, yakın mı; yoksa benim Efendim, ona uzun bir süre mi belirlemiştir; bilmiyorum!"
Cin suresi, 26. ayet. عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِۦٓ أَحَدًا
`âlimü-lgaybi felâ yużhiru `alâ gaybihî eḥadâ.
Gizli gerçekleri bilendir. Fakat gizli gerçeklerini hiç kimseye açıklamaz.
Cin suresi, 27. ayet. إِلَّا مَنِ ٱرْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُۥ يَسْلُكُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ رَصَدًا
illâ meni-rteḍâ mir rasûlin feinnehû yeslükü mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî raṣadâ.
Hoşnut olduğu elçiler dışında. Böylece, O, Onun önüne ve arkasına, kesinlikle gözetleyiciler yerleştirir.
Cin suresi, 28. ayet. لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا
liya`leme en ḳad eblegû risâlâti rabbihim veeḥâṭa bimâ ledeyhim veaḥṣâ külle şey'in `adedâ.
Efendilerinden gelen duyuruları, elçilerin ulaştırdığını bilmesi için. Onlarda bulunanların tümünü kuşatmış ve her şeyi tek tek hesaplamıştır.