Diyanet İşleri
"Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."
Cin suresi
Cin suresi, 7. ayet. وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا
veennehüm żannû kemâ żanentüm el ley yeb`aŝe-llâhü eḥadâ.
"Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri Cin 1–15 3
"Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş."
"Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."
"Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı."
"Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."
"Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."
"Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."
"Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
7. “O insanlar da sizin sandığınız gibi Allah’ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.” Yani öldükten sonra dirilişi inkâr etmeleri üzerine şirk ve azgınlığa yönelmişlerdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey cinler!- Şüphesiz insanlar da sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın hiç kimseyi ölümünün ardından hesap sormak ve karşılığını vermek için yeniden diriltmeyeceğini zannettiler.
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Zan
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Zan
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Diriliş
O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin,…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.
Aynı kök: احد (85 geçiş)
Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın kimseyi (elçi) olarak göndermeyeceğini sanmışlardı.
Öyle ki o sapık insanlar, tıpkı sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi elçi göndermeyeceğini sanmışlardı.
O kadar ki, sizin (vaktiyle) düşündüğünüz gibi, onlar da Allah'ın hiç kimseyi (yeniden) asla (elçi olarak) göndermeyeceğini düşünmeye başladılar.
"Muhakkak ki onlar (insanlar), sizin gibi düşünüp, Allah'ın hiçbir kimseyi asla ba's etmeyeceğini, zannetmişler!" (Bu ayet cinlerin de yaşadıkları beden boyutu itibarıyla 'Ölüm - kıyamet' aşaması sonrasına insanlar gibi vakıf olmadıklarını göstermektedir. A. H. )
"Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı."
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.
"Aslında, onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı!" dipnot 541
Cinler sizin sandığınız gibi Allah'ın hiçbir kimseyi peygamber olarak göndermeyeceğini sanıyorlardı.
"Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, ALLAH'ın hiçbir kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı."
'Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, ALLAH'ın hiç bir kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı.'
Doğrusu onlar sizin sandığınız gibi sanmışlardı ki, Allah hiçbir kimseyi asla peygamber göndermeyecek.
Ve doğrusu onlar sizin zann ettiğiniz gibi zann etmişlerdi ki: Allah ebeda hiçbir kimseyi ba's etmiyecek.
Gerçekten de onlar sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.
Gerçekten de onlar sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.
Gerçekten de onlar sizin inandığınız şekilde, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğine inanmışlardı.
"Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Tanrı'nın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı."
"Hakıykaten onlar da, sizin zannetdiğiniz gibi, Allahın hiçbir kimseyi kat'iyyen diriltemeyeceğini sanmışlar".
Doğrusu onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın yeniden kimseyi diriltemeyeceğini sandılar.
(1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.
Onlar da sizin zannettiğiniz gibi Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.
Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.
(De ki "Bana şu da vahyedildi: Ey müşrikler!) Sizin zannettiğiniz gibi, bazı cinler de Allah'ın hiç kimseyi asla diriltmeyeceğini zannediyorlar dipnot 1 ."
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın artık kimseyi elçi göndermeyeceğini sanmışlar.
Sizin zannettiğiniz gibi, onlar da Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.
Sizin zannettiğiniz gibi, onlar da Allah'ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.
"Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi asla diriltmeyeceğini/peygamber göndermeyeceğini sanmışlardı."
"The evil among us -the Jinn- thought as did the evil among mankind that Allah would not send another Messenger anymore nor would He effect resurrection.
They thought, as you did, that God would never raise anyone from the dead.
'And they (came to) think as ye thought, that Allah would not raise up any one (to Judgment).
and that "they thought, even as you thought, that Allah would never raise anyone (as a Messenger)"; dipnot 1
They thought – as you also think – that Allah would never raise up anyone.
‘And they thought as you thought, that Allâh will not send any Messenger (to mankind or jinn).
They thought, just as you think, that Allah will not raise anyone from the dead.
"These men (from the jinn) believed even as you believe that Allâh would raise no one (as Messenger).
and they thought, even as you also thought, that God would never raise up anyone.
"Those wicked (jinns/ men) were thinking, as you think, that God will never raise anyone [raise as a prophet or raise in the day of judgment]. "
And they thought, as ye thought, that God would not raise up any one from the dead.
"They thought as you thought, that God would not send anyone."
And they also thought, as ye thought, that God would not raise any one to life.
"And they thought as you think, that Allah would not raise anyone (to be judged):
And that they surmised, as you (The pronoun is plural) also surmised, that Allah would never make anyone to rise again.
And indeed they supposed, even as ye suppose, that Allah would not raise anyone (from the dead) -
So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.
so much so that they came to think, as you [once] thought, that God would never [again] send forth anyone [as His apostle].
And those ˹humans˺ thought, just like you ˹jinn˺, that Allah would not resurrect anyone ˹for judgment˺.
"And they thought as you thought, that God would not send anyone. "
" 'They thought, just like you thought, that GOD would not send another (messenger).
And they had thought, as you thought, that Allah would never send anyone [as a messenger].
“And that: ‘They thought, as you thought, that God would never raise up anyone.’
"And they thought as you nomads thought that Allah would never again send forth anyone. " (As His Messenger, and so, the claimants of the occult sciences would carry on with their deceptions).
" ‘And they (used to) think as you thought, that Allah would not raise up anyone (to Judgment).
and that they (humans) thought as you (O Jinns) thought that Allah will never resurrect anyone,
"And they thought as you thought, that God would not send anyone."