Cin suresi

Cin suresi, 8. ayet

Cin suresi, 8. ayet. وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا

veennâ lemesne-ssemâe fevecednâhâ müliet ḥarasen şedîdev veşühübâ.

Diyanet İşleri

"Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Cin 5–11 · surenin 8. ayeti / 28

Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri Cin 1–15 3

  1. Cin 5

    "Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."

  2. Cin 6

    "Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı."

  3. Cin 7

    "Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."

  4. 8

    "Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."

  5. Cin 9

    "Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."

  6. Cin 10

    "Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"

  7. Cin 11

    "Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 8–9. ayetler için yazılmıştır.

8. “Gerçekten biz, göğü yokladık”; oraya gittik ve oradan haber almaya kalkıştık “da” köşe bucağına ulaşmak ve ona yaklaşmayı engellemek üzere “güçlü bekçilerle ve alevli ateşlerle doldurulmuş olduğunu gördük.” Bu ateşler, kulak hırsızlığı yoluyla bir şeyler işitmeye çalışanlara atılıyor.

9. Bu ise bizim daha önce alışageldiğimize duruma aykırıdır. Çünkü bizler daha önce semâdan haber alma imkânını buluyorduk: “Halbuki (bundan önce) biz, (göğün haberlerini) dinlemek için orada birtakım yerlere oturuyor idik.” Ve Allah’ın dilediği kadarı ile semâdaki haberlerden bir şeyler kapıp öğreniyorduk. “Şimdi ise kim dinlemeye kalksa kendisini bekleyen alevli bir ateş bulur.” Bu alevli ateş, onu beklemekte, onu telef etmek ve yakmak için hazır bulunmaktadır.

Yani bu durumun, çok büyük bir sebebi ve pek muazzam bir haberi olmalıdır. Böylelikle onlar, Yüce Allah’ın, yeryüzünde hayır ya da şer türünden pek büyük bir olay meydana getirmeyi murat ettiğine kesin kanaat getirmişlerdi. Bundan dolayı şunları söylediler:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Doğrusu biz semanın haberlerini öğrenmek istedik ve onu, eskiden yapıyor olduğumuz kulak misafirliğine karşı semayı bekleyen meleklerden güçlü bekçiler ve semaya yaklaşan herkese atılan tutuşturulmuş ateşlerle dolu bulduk.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَنَّا ve enna ve elbette biz
  2. لَمَسْنَا lemesna dokunduk kök: لمس
  3. ٱلسَّمَآءَ s-semae göğe kök: سمو
  4. فَوَجَدْنَـٰهَا fevecednaha ve onu bulduk kök: وجد
  5. مُلِئَتْ muliet doldurulmuş kök: ملا
  6. حَرَسًۭا harasen bekçilerle kök: حرس
  7. شَدِيدًۭا şediden kuvvetli kök: شدد
  8. وَشُهُبًۭا ve şuhuben ve ışınlarla kök: شهب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لمس (5 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: لمس (5 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

  • Aynı kök: شهب (5 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    "Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini…

  • Aynı kök: لمس (5 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkar edenler, "Bu, apaçık büyüden başka…

  • Aynı kök: شهب (5 geçiş)

    Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.

  • Aynı kök: شهب (5 geçiş)

    Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan…

  • Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz göğü de yokladık fakat onu güçlü koruyucularla, ışık hüzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

Mustafa İslamoğlu

(Yine cinler şöyle dediler): "Gerçek şu ki biz göğü yokladık, ama onu tam donanımlı bir koruma ordusu ve tarifsiz bir göktaşı sağanağıyla dopdolu bulduk;

Muhammed Esed

Ve (zaman oldu) biz göğe uzandık ama onu güçlü muhafızlar ve alevlerle dolu bulduk,

Ahmed Hulusi

"Gerçekten biz semaya dokunduk da onu, güçlü bekçilerle (kuvvelerle) ve şihablarla (anlamamızı önleyen ışınlarla) doldurulmuş bulduk. "

Ali Bulaç

"Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk."

Ali Özek ve heyeti

Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

Ali Rıza Safa

"Aslında, gökyüzüne dokunduk. Ama onu, güçlü bekçilerle ve yakıcı ışınlarla dolu bulduk!" dipnot 542

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 542
    72:8,9 ayetleri, kimi yorumcular tarafından astroloji ile ilişkilendirilerek, şöyle yorumlanmıştır: "Gökyüzü ve yıldızların görünmeyen varlıklara karşı koruma altına alınmış olması, yıldızlardan gelecek okunması yöntemleriyle, insanın algılama yetilerinin ötesinde olan bilgileri elde etme çabalarının olanaksız olduğunu bildirmektedir. Bu bilgileri öğrenmek isteyenleri izleyecek olan yakıcı ışınlar, düş kırıklığı anlamını taşımaktadır." Gökyüzünün şeytanlara karşı korunduğu da 15:16-18; 37:6-10 ve 67:5 ayetlerinde bildirilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

"Doğrusu biz cinler, göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev hüzmeleri ile doldurulmuş bulduk."

Edip Yüksel

"Biz göğe dokunduk ve onu güçlü bekçilerle ve ateş toplarıyla korunmuş bulduk."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Biz göğe dokunduk ve onu güçlü bekçilerle ve ateş toplarıyla korunmuş bulduk.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu biz o göğü yokladık da onu kuvvetli muhafızlar ve atılmaya hazır ateşin aleviyle doldurulmuş bulduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz o Semayı yokladık da onu öyle bulduk ki şiddetli muhafızlar ve şihablarla doldurulmuş

Erhan Aktaş

"Gerçekten de biz göğe erişmek istedik, fakat onun zorlu bekçiler ve ışınlarla doldurulmuş olduğunu gördük."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Gerçekten de biz göğe erişmek istedik, fakat onun zorlu bekçiler ve ışınlarla doldurulmuş olduğunu gördük."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Gerçekten de biz göğe erişmek istedik, fakat onun zorlu bekçiler ve parlak alevlerle doldurulmuş olduğunu gördük."

Gültekin Onan

"Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk."

Hasan Basri Çantay

(Cin devamla:) "Biz ciddi bir suretde göğe erişmek istedik. Fakat onu sert bekçilerle ve (yakıcı) şihablarla doldurulmuş bulduk".

İbni Kesir

Doğrusu biz; göğü yokladık da, onu sert bekçiler ve alevlerle doldurulmuş bulduk.

Mehmet Alagaş

(1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık, fakat onu güçlü bekçilerle, alev hüzmeleriyle (yıldızlarla) doldurulmuş bulduk.

Süleyman Ateş

Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçilerle ve ışınlarla doldurulmuş bulduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün göğe dipnot 1 vardık; orayı koruyucularla ve ateş parçalarıyla doldurulmuş bulduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ٍİnsanlar ve cinler, gerekli güce ulaşırlarsa yedinci kat semaya kadar cikabilirler. Bkz.(Rahman 55/33) Ancak cin şeytanları, birinci kat semaya bile sokulmaz, taşlanarak uzaklaştırılırlar. Bkz.(Saffat 37/6-10)

Şaban Britch

Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle (yıldızlarla) doldurulmuş bulduk.

Şaban Piriş

-Biz, göğü yokladık ve onu şiddetli bir koruma ve alevle dolu bulduk.

Yaşar Nuri Öztürk

"Biz göğe gerçekten dokunduk da onu titiz ve güçlü bekçilerle ve kayıp giden ışınlarla/alevlerle doldurulmuş bulduk."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"We touched the lower heaven but we found it filled with stern guards and fiery celestial bodies".

Abdul Haleem

We tried to reach heaven, but discovered it to be full of stern guards and shooting stars––

Abdullah Yusuf Ali

'And we pried into the secrets of heaven; but we found it filled with stern guards and flaming fires.

Abul A'la Maududi

and that "we tried to pry (the secrets of) the heaven, but we found it full of terrible guards and shooting meteors";

Aisha Bewley

We tried, as usual, to travel to heaven in search of news but found it filled with fierce guards and meteors.

Al-Hilali & Khan

‘And we have sought to reach the heaven; but found it filled with stern guards and flaming fires.

Ali Quli Qarai

Indeed We made for the heaven and found it full of mighty sentries and flames.

Amatul Rahman Omar

"And we (- the non-Arab Jews, the jinn who had listened to the Qur'ân, as diviners and astrologers) had primarily sought to probe the secrets of space above but we found it teeming with strong guards and shooting stars (a phenomenon which generally occurs before the advent of a divine Reformer).

Arthur John Arberry

And we stretched towards heaven, but we found it filled with terrible guards and meteors.

Bijan Moeinian

"We ventured into inter galactic travels but found the space full of dangerous meteors. "

E. Henry Palmer

"'But we touched the heavens and found them filled with a mighty guard and shooting-stars;

Edip-Layth

"We touched the heavens, but found it full of powerful guards and projectiles."

George Sale

And we formerly attempted to pry into what was transacting in heaven; but we found the same filled with a strong guard of angels, and with flaming darts:

Hamid S. Aziz

"And we sought to reach heaven, but we found it filled with strong guards and flaming fires (or meteors).

Mahmoud Ghali

And that we contacted the heaven, yet we found it filled with very strict guards and flaming (meteors).

Marmaduke Pickthall

And (the Jinn who had listened to the Qur'an said): We had sought the heaven but had found it filled with strong warders and meteors.

Mohamed Ahmed - Samira

We sought to pry into the secrets of the heavens, but found it full of fierce guards and shooting flames.

Muhammad Asad

"'And [so it happened] that we reached out towards heaven: but we found it filled with mighty guards and flames,

Mustafa Khattab

˹Earlier˺ we tried to reach heaven ˹for news˺, only to find it filled with stern guards and shooting stars.[1]

Progressive Muslims

"And we touched the heaven, but found it full of powerful guards and projectiles. "

Rashad Khalifa

" 'We touched the heaven and found it filled with formidable guards and projectiles.

Sahih International

And we have sought [to reach] the heaven but found it filled with powerful guards and burning flames.

Sam Gerrans

“And that: ‘We touched the heaven, but found it filled with strong guards and flames.’

Shabbir Ahmed

"And we tried to feel the heaven but found it well attended by mighty guards and flames. " (The shining Knowledge in the Qur'an dismisses all conjecture of the astrologers, fortune-tellers, and other claimants of occult sciences).

Syed Vickar Ahamed

" ‘And we have wanted to reach the (secrets of) heavens; But we found it filled with strong (and unfailing) guards and flaming fires (and shooting stars).

Taqi Usmani

and that we sought (to reach) the sky, but we found it filled with stern guards and flames,

The Monotheist Group

"And we touched the heavens, but found it full of powerful guards and projectiles."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩