(16-17) Yine de ki: "Bana şöyle de vahyedildi: 'Eğer yolda dosdoğru olurlarsa, mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar."
(16, 17) Doğru yolda olsalardı, kendilerini nimetler içerisinde imtihan edelim diye onlara bol su verirdik. Zaten kim Rabbinin zikrinden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba sürükler.
(bunu, nimet) içinde yüzdürerek sınamak için (yaparız); ama Rabbinin vahyinden yüz çeviren kimseyi de pek zorlu bir mahrumiyete mahkum ederiz.
ve onları bu yolla deneyeceğiz çünkü Rabbini anmaktan uzaklaşanı Allah, en şiddetli azaba uğratır.
Onları, onunla denerdik ne oldukları açığa çıksın diye. Kim Rabbinin zikrinden (hatırlattığı Hakikatinden) yüz çevirirse, onu gittikçe şiddetlenen bir azaba sokar!
Ki, kendilerini bununla denemek için. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Allah), onu 'gittikçe şiddeti artan' bir azaba sürükler.
Bu hususta kendilerini denememiz için kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır.
Böylece, onları sınayalım diye. Zaten Efendisinin Öğretisinden kim yüz çevirirse, onu, gittikçe artan bir cezaya uğratacaktır.
-"Eğer doğru yolda yürüselerdi, onları onun içinde imtihan edelim diye bol su ile suvarırdık. Kim Rabbinin öğüdünden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar."
Ki onunla onları sınayalım. Kim Efendisinin mesajından yüz çevirirse onu zorlu ve katlanarak artan bir cezaya çarptırırız.
Ki onunla onları sınayalım. Kim Rabbinin mesajından yüz çevirirse onu zorlu ve yokuşlu bir cezaya süreriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onları onun içinde imtihan edelim diye. Her kim de Rabbini anmaktan yüz çevirirse O, onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.
Ki onları onun içinde imtihan edelim, her kim de rabbının zikrinden yüz çevirirse o onu gittikçe yükselen bir azaba sokar
Onları bu nimetlerle sınardık. Kim Rabb'inin öğüdünden yüz çevirirse, O da onu çok şiddetli bir azaba uğratır.
Onları bu nimetlerle sınardık. Kim Rabb'inin öğüdünden yüz çevirirse, O da onu çok şiddetli bir azaba uğratır.
Onları bu nimetlerle sınardık. Kim Rabb'inin öğüdünden yüz çevirirse, O da onu çok şiddetli bir azaba uğratır.
Ki, kendilerini bununla denemek için. Kim rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Tanrı), onu 'gittikçe şiddeti artan' bir azaba sürükler.
Bu hususda onları imtihaana çekelim diye. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse (Rabbi) onu (üstüne çıkıb yükselecek ve mağlub edecek) çetin bir azaba sokar.
Ki onları bununla tecrübe edelim. Kim Rabbının zikrinden yüz çevirirse; onu, gittikçe artan bir azaba uğratır.
(1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.
Bununla onları imtihan ederiz. Kim de Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, onu çok ağır bir azaba sokar.
Ki onları, onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse (Rabbi) onu, alt eden bir azaba sokar.
Bu, onları, bununla (nimetlerle) imtihan etmemiz içindir. Kim Rabbinin zikrinden (Kitabından) yüz çevirirse Rabbi onu, gittikçe artan bir azaba sürükler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Suyu onlara imtihan için veririz. Kim Rabbinin zikrinden (Kitabından) yüz çevirirse Rabbi onu, gittikçe artan bir azaba sokar.
Bununla onları imtihan ederiz. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, onu çok ağır bir azaba sokar.
Bununla onları denerdik. Kim Rabbinin zikrinden/ uyarısından yüz çevirirse, onu çok ağır bir azaba sokar.
Ki onları, onun içinde imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden/Kur'an'dan yüz çevirirse Rabbi onu, gittikçe yükselen bir azaba sokar.