Diyanet İşleri
"Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
Cin suresi
Cin suresi, 10. ayet. وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا
veennâ lâ nedrî eşerrun ürîde bimen fi-l'arḍi em erâde bihim rabbühüm raşedâ.
"Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri Cin 1–15 3
"Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."
"Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."
"Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."
"Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
"Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz."
"Muhakkak ki biz Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu aciz bırakamayacağımızı anladık."
"Gerçekten biz hidayet rehberini (Kur'an'ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. Yani bunlardan birisinin murat edilmiş olması kaçınılmaz bir şeydir. Çünkü onlar, mevcut durumda çok önemli bir değişiklik olduğunu, alışkın olmadıkları bir hal ile karşılaştıklarını gördüler. Kavrayışları ile bunun, Allah’ın yeryüzünde gerçekleştirmeyi murat ettiği bir iş dolayısı ile olduğunu anladılar.
Bu ifadede onların konuşmadaki edebi de açıklanmaktadır. Çünkü hayrı açıktan Allah’a nispet ettikleri halde şerri Allah hakkındaki edebleri gereği O’na nispet etmediler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz, bu çetin bekçiliğin sebebini bilmiyoruz. Yeryüzü halkı için bir kötülük mü isteniyor? Yoksa Allah, onlar için bir hayır mı murat etti? Kesinlikle semanın haberi bizden kesildi.
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer
De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar…
Aynı kök: رشد (19 geçiş)
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde,…
Aynı kök: رشد (19 geçiş)
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…
Aynı kök: رشد (19 geçiş)
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Aynı kök: دري (29 geçiş)
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…
Aynı kök: دري (29 geçiş)
De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Artık) yeryüzündekilere kötülük mü edildiğini, yoksa Rablerinin onlara bir hayır mı dilediğini bilemiyoruz.
Ve anladık ki, gerçekte biz (gaybı) bilmiyormuşuz; (mesela) şu yerdekilere şer mi murad edilmiş, yoksa Rableri onları doğru bir bilince ulaştırmayı mı murad etmiş?
Ve (şimdi anladık ki) biz (yaratılmış varlıklar,) yeryüzünde yaşayanlar için kötü bir akibetin hazırlanıp hazırlanmadığını, yahut Rablerinin onları doğru ile eğriyi ayırd etme bilinciyle donatmak isteyip istemediğini bilmiyoruz
"Gerçek ki biz, arzda (bedende) olanlardan açığa çıkarılacak olan şerr mi; yoksa Rablerinin muradı, kendilerinde bir reşad mı (hakikati müşahedenin olgunluğu), buna vakıf değiliz. " (Bu ayet dahi göstermektedir ki Rabbinin {Esma hakikatinin} kişiye ne yaşatacağı, kişinin Allah indindeki açığa çıkış amacı, cinler tarafından bilinmemektedir. A. H. )
"Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi?"
Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi ?
"Aslında, yeryüzünde bulunanlar için kötülük mü isteniyor, yoksa Efendileri onları doğru yola eriştirmeyi mi dilemiştir; bilmiyoruz!"
"Yeryüzündekilere kötülük mü yapılmak istendiğini, yoksa Rablerinin onlara bir iyilik mi yapmak istediğini biz bilemeyiz."
"Yerdekiler için bir kötülük mü planlanmıştır, yoksa Efendi'leri onlar için bir iyilik mi dilemiştir, bilmiyoruz."
'Yerdekiler için bir kötülük mü planlanmıştır, yoksa Rab'leri onlar için bir iyilik mi dilemiştir, bilmiyoruz.'
Doğrusu biz bilmiyoruz, o yeryüzündeki kimselere bir kötülük mü arzu edilmiştir, yoksa Rableri onlara bir hayır mı dilemiştir.
Ve doğrusu biz bilmeyiz o Arzdaki kimselere bir şer mi irade edilmiştir, yoksa rabları onlara bir hayır mı murad etmiştir
"Gerçekten bilmiyoruz. Yeryüzünde olan kimselere kötülük mü istendi yoksa Rabb'leri onlara bir iyilik mi istedi bilmiyoruz."
"Gerçekten bilmiyoruz. Yeryüzünde olan kimselere kötülük mü istendi yoksa Rabb'leri onlara bir iyilik mi istedi bilmiyoruz."
"Gerçekten bilmiyoruz. Yeryüzünde olan kimselere kötülük mü istendi yoksa Rabb'leri onlara bir iyilik mi istedi bilmiyoruz."
"Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi?"
"Doğrusu biz yerdeki kişilere şer mi murad ediliyor, yoksa Rableri onlar için bir hayır mı irade ediyor, bilmiyormuşuz".
Doğrusu biz bilmiyoruz; yeryüzünde onlara kötülük mü dilenmiştir, yoksa Rabbları onlara iyilik mi dilemiştir?
(1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.
Gerçekten bilmiyoruz. Yeryüzünde olanlara bir kötülük mü murat edildi? Yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?
Bilmiyoruz bununla yeryüzündekilere kötülük mü (yapılmak) istendi, yoksa Rabbleri onları doğruya mı iletmek diledi.
Biz (bu engellemenin sebebini) bir türlü anlayamıyoruz: Yeryüzündekiler için bir şer mi istendi, yoksa Rableri onları olgunlaştırmak mı istedi?
Yeryüzündekilere bir kötülük mü isteniyor, yoksa Rableri onları olgunlaştırmak mı istiyor; bir türlü anlayamıyorduk dipnot 1 .
Gerçekten bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?
Gerçekten de bilmiyoruz, yeryüzündekilere bir kötülük mü isteniyor; yoksa, Rab'leri onlara doğru yolu göstermek mi istedi?
"Doğrusu, bilmiyoruz, yeryüzündeki şuurlulara şer mi istendi, yoksa Rableri onlar için doğru ve güzel olanı mı istemiştir."
"Nevertheless we do not know whether those domiciled on earth are destined to suffer or Allah will impress upon their hearts His divine influence which operates in men to regenerate and sanctify and to impart strength to endure trial and resist temptation"!
[so now] we do not know whether those who live on earth are due for misfortune, or whether their Lord intends to guide them.
'And we understand not whether ill is intended to those on earth, or whether their Lord (really) intends to guide them to right conduct.
and that "we do not know whether evil is intended for those on the earth, or whether their Lord intends to direct them to the Right Way"; dipnot 1
We have no idea whether evil is intended for those on the earth, or whether their Lord intends them to be rightly guided.
‘And we know not whether evil is intended for those on earth, or whether their Lord intends for them a Right Path.
We do not know whether ill is intended for those who are in the earth, or whether their Lord intends good for them.
"(We confess that) we do not know whether evil is (hereby) augured for those who are on the earth or whether their Lord (thereby) intends to bestow right guidance for them.
And so we know not whether evil is intended for those in the earth, or whether their Lord intends for them rectitude.
"We do not know whether man’s misfortune in earth is a punishment or God intends to impose hardship upon them so that they become mature and experienced. "
'"And, verily, we know not whether evil be meant for those who are in the earth, or if their Lord means right by them.
"We do not know, is it bad that is intended for those on earth, or does their Lord want them to be guided?"
And we know not whether evil be hereby intended against those who are in the earth, or whether their Lord intendeth to direct them aright.
"We know not whether evil is meant for those who are on earth or whether their Lord means to bring them good:
And that we do not realize whether evil is willed for whoever are in the earth, or whether their Lord wills for them rectitude.
And we know not whether harm is boded unto all who are in the earth, or whether their Lord intendeth guidance for them.
We do not know if this means ill for the dwellers of the earth, or their Lord wishes guidance for them.
"'And [now we have become aware] that we [created beings] may not know whether evil fortune is intended for [any of] those who live on earth, or whether it is their Sustainer’s will to endow them with consciousness of what is right:
Now, we have no clue whether evil is intended for those on earth, or their Lord intends for them what is right.
"And we do not know, is it evil that is intended for those on Earth, or does their Lord want for them what is correct"
" 'We have no idea if something bad is intended for the inhabitants of Earth, or if their Lord wills to redeem them.
And we do not know [therefore] whether evil is intended for those on earth or whether their Lord intends for them a right course.
“And that: ‘We know not whether evil is intended for him who is in the earth, or whether their Lord intends for them rectitude.’
"And we know not whether harm is intended for the inhabitants of the earth, or whether their Lord wills for them Enlightenment. " (It remains to be seen how people will react to this revolutionary Message).
" ‘And we do not understand whether suffering is intended for those on earth, or whether their Lord intends to guide them to the right conduct.
and that we do not know whether it is a bad end that is intended for those on earth, or their Lord has intended for them a right thing,
"And we do not know, is it evil that is intended for those on the earth, or does their Lord want them to be guided?"