Diyanet İşleri
"Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 73. ayet. إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَٰيَٰنَا وَمَآ أَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ ٱلسِّحْرِ وَٱللَّهُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ
innâ âmennâ birabbinâ liyagfira lenâ ḫaṭâyânâ vemâ ekrahtenâ `aleyhi mine-ssiḥr. vellâhü ḫayruv veebḳâ.
"Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun'la konuşma ve sihirbazların iman edişi Tâhâ 49–76 3
(Musa'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Harun ve Musa'nın Rabbine inandık" dediler.
Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz."
Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin."
"Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
Şüphesiz, kim Rabbine günahkar olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
73. “Şüphesiz ki biz günahlarımızı ve senin bizi yapmaya zorladığın sihri bağışlasın diye Rabbimize iman ettik.” Günahlardan kasıtları, küfür ve işledikleri masiyetlerdir. Hiç şüphesiz iman, her türlü günaha keffârettir, tevbe de kendisinden öncekileri silip yok eder. Sihirbazların: Bizim kendisi ile hakka karşı çıktığımız “ve bizi yapmaya zorladığın sihri” ifadeleri, onların daha önce yaptıkları bu işlerini isteyerek yapmadıklarını, Firavun’un onları bir şekilde bunu yapmaya zorladığını göstermektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir ama göründüğü kadarıyla Mûsâ aleyhisselam, daha önce geçen: “Yazıklar olsun size! Yalan uydurup Allah’a iftira etmeyin. Sonra azap ile kökünüzü kazır.” (61. âyet) ifadeleriyle onlara öğüt vermesi, onları etkilemiş ve onlarda büyük çapta tesir bırakmıştı. Bundan dolayıdır ki bu söz ve öğütten sonra kendi aralarında tartışmışlardır. Daha sonra da Firavun, onları sihir yapmaya zorlamış ve ortaya koydukları bu hileleri yapmaya onları mecbur etmiştir. Bundan dolayıdır ki onlar, daha oraya gelmeden önce Firavun’un söylediği sözü aynen söylediler. Zira onlar: “Bu ikisi gerçekten sihirbazdır. Sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin en güzel olan yolunuzu yok etmek istiyorlar.” (63. âyet) demişlerdi. Böylelikle Firavun’un kendilerine çizmiş olduğu ve izlemeye zorladığı yolu takip etmişlerdi. Kalplerinde batıl ile hakka karşı çıkmaktan hoşlanmayıp yaptıklarını da bir süre batıla göz yummak suretiyle yapmış olmalarının onlara etki etmiş olması ve bu sebeple Allah’ın kendilerine rahmetini ihsan ederek iman ve tevbeye onları muvaffak kılmış olması ihtimali vardır.
üphesiz Allah’ın nezdindekiler, senin bize vaat etmiş olduğun çeşitli mükâfatlardan, makam ve mevkilerden daha hayırlı olduğu gibi O’nun mükâfat ve ihsanları daha kalıcıdır. Yoksa Firavun’un söylediği “O zaman hangimizin azabının daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu bileceksiniz” sözlerinin ve kendi azabının daha ağır ve daha kalıcı olduğunun gerçekle bir ilgisi yoktur. Yüce Allah’ın Mûsâ’nın Firavun ile başından geçenlere dair naklettiği bütün kıssalarda bu sihirbazları söz konusu ettiğiğinde Firavun’un onların el ve ayaklarını kesip onları hurma kütüklerine asmakla tehdit ettiğini de zikretmekte ancak onun bu işi yaptığını söz konusu etmemektedir. Bu hususta sahih bir hadis de gelmemiştir. Bu tehdidini gerçekleştirdiğini ya da gerçekleştirmediğini kat’i bir kanaat olarak ortaya koymak için bir delile ihtiyaç vardır. O nedenle bunu da başka hususları da en iyi Allah bilir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz biz, geçmişte işlemiş olduğumuz küfür ve diğer günahlarımızı, bizi öğrenmeye, uygulamaya ve Musa'ya galip gelmek için zorladığın büyü yapma günahımızı bağışlamasını ümit ederek Rabbimize iman ettik. Allah'ın mükâfatı senin bize vadettiğinden daha hayırlıdır. Bizi tehdit ettiğin azaptan O'nun azabı daha da süreklidir.
Aynı kök: بقي (21 geçiş) · Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin…
Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri…
Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Firavun'un kavminden ileri gelenler, dediler ki: "Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır."
Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler."
Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler.
Aynı kök: بقي (21 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
"Eğer inanan kimselerseniz Allah'ın bıraktığı helal kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim."
Aynı kök: بقي (21 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik." Allah hayırlı olandır; (ödülü ve azabı) daha kalıcıdır. dipnot 1
Şu kesin ki biz, hatalarımızı ve senin bizi icra etmeye zorladığın sihir türü şeyleri bağışlaması için Rabbimize gönülden inanıp güvenmişiz: Zira Allah (güven duyulanların) en hayırlısı ve en kalıcısıdır."
Bize gelince, açıkçası biz, hatalarımızı ve bize sihir alanında zorla yaptırdığın şeyleri bağışlaması umuduyla Rabbimize inandık: çünkü Allah (umut bağlananların) en hayırlısı ve en kalıcısıdır".
"Gerçekten Rabbimize iman ettik ki bizim için hatalarımızı ve sihirbazlığımızı mağfiret etsin. . . Allah daha hayırlı ve bakidir. "
"Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir."
«Bize, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfatı) en hayırlı ve (cezası) en sürekli olandır.»
"Aslında, suçlarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlayacağı umuduyla Efendimize inandık. Çünkü Allah, daha iyidir ve kalıcıdır!"
- Büyücüler, "Seni, bize gelen delillere ve bizi yaratana asla tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap! Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçerlidir. Bizşüphesiz, kendi hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. En üstün ve kalıcı olan Allah'tır" dediler.
"Biz Efendimizi onayladık ki hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlasın. ALLAH daha İyidir ve daha Süreklidir."
'Biz Rabbimize inandık ki hatalarımızı ve bizi zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlasın. ALLAH daha iyidir ve daha Süreklidir.'
Doğrusu biz, günahlarımıza ve bizi zorladığın sihre karşı bizi bağışlasın diye Rabbimize iman ettik. Allah, daha hayırlı ve daha kafacıdır." cevabını verdiler.
Doğrusu biz günahlarımıza ve bizi zorladığın sihre karşı bize mağrifet etsin diye rabbımıza iyman ettik, Allah, hem daha hayırlı hem daha bekalıdır
"Biz, yanlışlarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah hayırlı ve kalıcı olandır."
"Biz, yanlışlarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah hayırlı ve kalıcı olandır."
"Biz, hatalarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah daha hayırlı ve kalıcı olandır."
"Gerçekten biz rabbimize inandık. Günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Tanrı, daha hayırlıdır ve daha süreklidir."
"Biz günahlarımızı ve bizi zorladığın sihri yarlığaması için Rabbimize gerçek iman etdik. Allah (ın sevabı seninkinden) daha hayırlı, (azabı da seninkinden) daha süreklidir".
Doğrusu biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbımıza iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha devamlıdır.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
"Gerçekten biz, günahlarımızı ve bizi işlemeye zorladığın büyüyü bağışlayarak bizi affetsin diye Rabbimize iman ettik. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
"Biz Rabbimize inandık ki (O) bizim günahlarımızı ve senin bizi yapmaya zorladığın büyüyü bağışlasın. (Elbette) Allah daha hayırlı ve (O'nun mükafatı ve cezası) daha süreklidir."
Biz Rabbimize inanıp güvendik ki hatalarımızı ve yapmaya zorladığın bu sihirden dolayı bizi bağışlasın. Allah'ın vereceği, daha iyi ve daha kalıcıdır dipnot 1 ."
Biz Rabbimize inanıp güvendik ki hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlasın. Cezası en iyi ve en kalıcı olan O'dur."
Biz, Rabbimize iman ettik ki günahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihri bağışlasın. Allah, en hayırlı ve en bâkidir.
Biz, Rabbimize iman ettik ki günahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihri bağışlasın. Allah, en hayırlı ve en bakidir.
"Biz Rabbimize inandık ki, günahlarımızı ve senin bizi zorladığın büyüyü affetsin. Allah daha hayırlı, daha süreklidir."
"We have recognized Allah", they said, "and conformed our will to His will; may He forgive us our sins and the sinful act of magic you forced us to do" "Allah is indeed the best purpose for which we are destined and He is Eternal".
we believe in our Lord, [hoping] He may forgive us our sins and the sorcery that you forced us to practise- God is better and more lasting.’
"For us, we have believed in our Lord: may He forgive us our faults, and the magic to which thou didst compel us: for Allah is Best and Most Abiding."
We believe in our Lord that He may forgive us our sins and also forgive us the practice of magic to which you had compelled us. Allah is the Best and He alone will abide."
We have had iman in our Lord so that He may forgive us for our mistakes and for the magic which you forced us to perform. Allah is better and longer lasting.’
"Verily we have believed in our Lord, that He may forgive us our faults, and the magic to which you did compel us. And Allâh is better as regards reward in comparison to your [Fir‘aun’s (Pharaoh)] reward, and more lasting (as regards punishment in comparison to your punishment)."
We have indeed believed in our Lord that He may forgive us our iniquities and the magic you compelled us to perform. Allah is better and more lasting.’
`We have surely believed in our Lord that He may protect us against our faults and (particularly forgive us) the sorcery which you did constrain us (to practise). Allâh is the Best and Ever Abiding.'
We believe in our Lord, that He may pardon us our offences, and the sorcery thou hast constrained us to practise; God is better, and more abiding. '
"We declare that we have believed in our Lord. We beg Him to forgive our shortcomings and organizing this magic show that you commissioned us to do. God’s reward is much better than yours and last longer (and is worth to submit ourselves to your short term punishment.)"
Verily, we believe in our Lord, that He may pardon us our sins, and the magic thou hast forced us to use; and God is better and more lasting!'
"We have acknowledged our Lord that He may forgive us our sins, and what you had forced us into doing of magic. God is better and everlasting."
Verily we believe on our Lord, that he may forgive us our sins, and the sorcery which thou hast forced us to exercise: For God is better to reward, and more able to prolong punishment than thou.
Said they, "We will never prefer you to what has come to us as Manifest Signs, and to Him who originated us. Decree then whatever you desire to decree; for you can only decree about the life of this world!
Surely we believe in our Lord that He may forgive us our sins and the sorcery you have compelled us to (practice); and Allah is The Most Charitable and The Most Enduring. "
Lo! we believe in our Lord, that He may forgive us our sins and the magic unto which thou didst force us. Allah is better and more lasting.
We have certainly come to believe in our Lord that He may forgive our trespasses and the magic you have forced us to perform, for God is nobler and abiding. "
As for us, behold, we have come to believe in our Sustainer, [hoping] that He may forgive us our faults and all that magic unto which thou hast forced us: for God is the best [to look forward to], and the One who is truly abiding. "
Indeed, we have believed in our Lord so He may forgive our sins and that magic you have forced us to practice. And Allah is far superior ˹in reward˺ and more lasting ˹in punishment˺."
"We have believed in our Lord that He may forgive us our sins, and what you had forced us into doing of magic. And God is better and everlasting."
"We have believed in our Lord, that He may forgive us our sins, and the magic that you forced us to perform. GOD is far better and Everlasting."
Indeed, we have believed in our Lord that He may forgive us our sins and what you compelled us [to do] of magic. And Allah is better and more enduring."
“We have believed in our Lord, that He might forgive us our offences, and what thou didst compel us to of sorcery; and God is better and more enduring.”
As for us, behold, we have come to believe in our Lord hoping that He may forgive us our faults. And that He may forgive us for the lies that you had forced us to speak. For, Allah is Best and Most Abiding."
"Verily, for us, we have believed in our Lord (Rab): That He (Allah) may forgive us our mistakes, and the magic which you forced us (to perform): And Allah is Best (Kha’ir, One for rewards) and (Allah is) Most Enduring (Ba’qi). "
We have put our faith in our Lord, so that He forgives us for our sins and for the magic you compelled us to perform. And Allah is the Best and Everlasting."
"We have believed in our Lord that He may forgive us our wrongdoings, and what you had forced us into doing of magic; and God is better and more lasting."