Diyanet İşleri
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
A'râf suresi · 199–206. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
A'râf suresi, 199. ayet. خُذِ ٱلْعَفْوَ وَأْمُرْ بِٱلْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْجَٰهِلِينَ
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Sen af yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir! dipnot 1
Sen insan fıtratına uyan yolu tut, iyi olanı emret ve haddini bilmezlere aldırma!
Sen, insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tut; iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak.
Affedici ol, olumlu, yararlı şeylerle hükmet ve cahillerden yüz çevir!
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.
(Rasûlüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
Bağışlama yolunu seç, bilgiyle öğüt ver; bilisizlerden yüz çevir.
Sen, affetme yolunu tut/tedbirini al! Uygun olanı emret, cahillerden yüz çevir!
Affedici ol, toleransı öğütle ve cahillere aldırış etme.
Affedici ol, toleransı öğütle ve cahillere aldırış etme.
Sen af yolunu tut, iyilikle emret ve kendilerini bilmezlerden yüz çevir!
Sen afiv yolunu tut, urf ile emret ve kendilerini bilmezlerden sarfı nazar eyle
Affedici ol, urf dipnot 1 ile buyur, cahillerden dipnot 2 yüz çevir.
Affedici ol, urf dipnot 1 ile buyur, cahillerden dipnot 2 yüz çevir.
Affedici ol, urf dipnot 1 ile buyur, cahillerden dipnot 2 yüz çevir.
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) buyur ve cahillerden yüz çevir.
(Habibim) sen (güdüğü değil) kolaylığı (sağlayan yolu) tut. İyiliği emret. Cahillerden yüz çevir.
Sen; affı tut, ma'rufu emret ve cahillerden yüz çevir.
(199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.
Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden de yüz çevir!
Affı al, iyiliği emret, cahillere aldırış etme.
Sen af yolunu tut, marufa dipnot 1 uymalarını iste, cahilce davrananlara dipnot 2 da mesafeli ol!
Artandan dipnot 1 al, iyiliği emret; kendini bilmezlerden dipnot 2 de yüz çevir.
Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden uzak dur!
Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden uzak dur!
Affetmeyi esas al. İyiyi ve güzeli emret, cahillerden yüz çevir.
A'râf suresi, 200. ayet. وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Sana şeytandan bir kışkırtma gelirse hemen Allah'a sığın! Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir. dipnot 1
Yine de Şeytan tarafından kurgulanan ayartıcı bir kışkırtmaya hedef olursan, hemen Allah'a sığın: unutma ki O her şeyi işitir, akıl sır ermez bir ilim sahibidir.
Ve eğer Şeytandan (güç alan) bir kışkırtı seni (gözü kara bir öfkeye) sürükleyecek olursa (hemen) Allaha sığın ve bil ki O her şeyi işiten, her şeyi künhüyle bilendir.
Eğer şeytandan (bedenselliğin) bir dürtme seni dürterse (bedensel arzulara iteklerse hakikatini perdeleyecek şekilde), hemen Allah'a (nefsinin hakikati olan Esma'sının kuvvesine) sığın. . . Çünkü O, Semi'dir, Aliym'dir.
Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.
Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni tahrik ederse, hemen Allah'a sığın; zira O, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.
Şeytandan bir kışkırtma gelirse, hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.
Şayet şeytan, senin içine bir vesvese düşürürse Allah'a sığın; çünkü O, işitir; bilir.
Sapkından ne zaman kötü bir düşünce zihnini tırmalarsa, ALLAH'a sığın; O İşitendir, Bilendir.
Şeytandan ne zaman kötü bir düşünce zihnini tırmalarsa, ALLAH'a sığın; O İşitendir, Bilendir.
Her ne zaman şeytandan bir gıdık seni gıdıklayacak olursa (şeytan sana bir fit verirse), hemen Allah'a sığın! O, şüphesiz işiten ve bilendir.
Her ne zamanda Şeytandan bir gıdık seni gıdıklayacak olursa hemen Allaha istiaze eyle, o şüphesiz semi'dir alimdir
Ne zaman şeytan kötü bir dürtüş dipnot 1 ile seni dürtülecek olursa hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ne zaman şeytan seni dürtecek olursa dipnot 1 hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ne zaman şeytan seni dürtecek olursa dipnot 1 hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Eğer sana şeytandan bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse hemen Tanrı'ya sığın. Çünkü O işitendir, bilendir.
Eğer şeytandan bir fit (gelib) seni dürterse hemen Allaha sığın. Çünkü O, hakkıyle işidici, tam bilicidir.
Şeytan seni dürtecek olursa; hemen Allah'a sığın. Çünkü O; gerçekten Semi' dir, Alim'dir.
(199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.
Şeytan'dan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sığın. Allah her şeyi işitendir. Her şeyi bilendir.
Ne zaman şeytandan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir.
Şeytandan bir dürtü seni dürterse Allah'a sığın. Daima dinleyen ve bilen odur dipnot 1 .
Şeytandan sana ilişkileri bozacak bir fısıltı(vesvese) gelirse hemen Allah'a sığın. Çünkü O, dinler ve bilir.
Şeytandan sana bir vesvese olursa, hemen Allah’a sığın. Allah her şeyi işitendir. Her şeyi bilendir.
Şeytandan sana bir tahrik olursa, hemen Allah'a sığın. Allah işiten ve bilendir.
Şeytandan bir dürtük seni dürtüklediğinde, Allah'a sığın. Çünkü O, herşeyi işitir, herşeyi bilir.
A'râf suresi, 201. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ إِذَا مَسَّهُمْ طَٰٓئِفٌ مِّنَ ٱلشَّيْطَٰنِ تَذَكَّرُوا۟ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ
Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.
Takvâlı (duyarlı) olanlara şeytandan bir vesvese ulaştığında hemen (Allah'ı) hatırlayıp (gerçeği) görürler. dipnot 1
Şüphesiz, sorumluluk bilincini kuşanan kimselerin içine Şeytan tarafından kurgulanan mevhum bir görüntü yansıyacak olursa, (hemen fıtrat sözleşmesini) hatırlayıverirler ve işte o an gerçeği kavrarlar.
Allaha karşı sorumluluk bilincine sahip olan kimseler, içlerinde Şeytanın esinlediği karanlık bir kuruntu uyanacak olsa (Onu anıp) akıllarını başlarına toplarlar ve hemen (olup biteni) açık bir biçimde kavramaya başlarlar,
Korunanlara gelince, onlara şeytandan (bedensellik kabulünde yaşayan) bir taife dokunduğunda, (hakikatlerini) tezekkür ederler. . . Basiretle değerlendirme yaparlar.
(Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir.
Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.
Aslında, sorumluluk bilinci taşıyanlara, şeytandan bir kuruntu geldiğinde, akıllarını başlarına toplarlar; gözleri açılır.
Takva sahipleri var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda, düşünüp hemen görürler.
Erdemlilere her ne zaman sapkından karanlık bir öneri ulaşsa hemen hatırlarlar. Böylece hemen görürler.
Erdemlilere her ne zaman şeytandan karanlık bir öneri ulaşsa hemen hatırlarlar. Böylece hemen görürler.
Allah'tan korkanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese geldiği zaman, durup düşünürler ve derhal gerçeği görmeye başlarlar.
Her halde Allahdan korkanlar, kendilerine Şeytandan bir tayf iliştiği zaman bir tezekkür ederler, derhal basıretlerine sahib olurlar
Takva sahipleri, şeytan onları kuşattığı dipnot 1 zaman, düşünüp hemen gerçeği kavrarlar. dipnot 2
Takva sahipleri, şeytandan bir dürtü olduğu zaman, düşünüp hemen gerçeği kavrarlar.
Takva sahipleri, şeytandan bir dürtü olduğu zaman, düşünüp hemen gerçeği kavrarlar.
Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Tanrı'yı zikrederler), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir.
Takvaya erenler (yok mu?) onlara şeytandan her hangi bir arıza ilişdiği zaman (Allahın emr veya nehy etdiği şeyleri) iyice düşünürler, bir de bakarsın ki onlar (hakıykatı) görüp bilmişlerdir bile.
Muhakkak ki takvaya erenler; onlar şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca iyice düşünürler. Bir de bakarsın ki gördürücüdürler.
(199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.
Takvâ sahiplerine şeytandan bir vesvese geldiğinde iyice düşünürler. Bakarsın ki onlar görüp bilmişler bile.
Allah'tan korkanlar, kendilerine şeytandan gelen bir vesvese dokunduğu zaman düşünür, (gerçeği) görürler.
Yanlışlardan sakınanlar, şeytani bir kuruntu kendilerini sarınca, akıllarında tutmaları gereken doğru bilgileri (ayetleri) hatırlar ve hemen gerçeği görürler.
Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar, Şeytan vesvesesinden etkilenince bilgilerini harekete geçirir, hemen gerçeği görürler.
Takvalı olanlar kendilerine şeytanın bir vesvesesi dokunduğunda, hemen düşünüp/hatırlayıp (hakkı) görürler.
Takvalı olanlar kendilerine şeytanların bir grubu dokunduğunda, basiret sahibi oldukları zaman gerçeği düşünürler.
Korunup sakınanlar, kendilerine şeytandan bir görüntü/dürtü gelip dokunduğunda, hemen Allah'ı hatırlarlar. İşte o anda görülmesi gerekeni görürler.
A'râf suresi, 202. ayet. وَإِخْوَٰنُهُمْ يَمُدُّونَهُمْ فِى ٱلْغَىِّ ثُمَّ لَا يُقْصِرُونَ
Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.
(Şeytanların) kardeşleri ise onları azgınlığa sürükler; peşlerini bırakmazlar.
Kendi (fıtratlarına yabancılaşmış) kardeşleri onları azgın sulara sürüklemek isteseler dahi, sonuna (dek) mücadeleden el çekmezler.
kendi (inançsız) kardeşleri onları sapıklığa sürüklemek isteseler bile. Sonra (doğru olan neyse, onu yapmaktan) geri kalmazlar.
(Şeytanların) kardeşleri ise onları duygusallığa, azgınlığa sürüklerler. . . Sonra da yakalarını hiç bırakmazlar!
(Şeytan'ın) Kardeşleri ise, onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar.
(Şeytanların) kardeşlerine gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar.
Kardeşleri ise onları sapkınlığa sürükler. Sonra, peşlerini bırakmazlar.
Şeytanın kardeşleri onları azgınlığa çekerler, hiç yakalarını bırakmazlar.
(Sapkınlar) kardeşlerini ise azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar.
(Şeytanlar) kardeşlerini ise azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar.
Şeytanların kardeşleri ise, bunları sapıklığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.
Şeytanların ihvanı ise onlar bunları dalale sürükler, sonra da yakalarını bırakmazlar
Şeytanlar, kendilerine kardeş olanları azgınlığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.
Şeytanlar, kendilerine kardeş olanları azgınlığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.
Şeytanlar, kendilerine kardeş olanları azgınlığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.
(Şeytanın) Kardeşleri ise onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar.
(Şeytanların) kardeşleri (olan kafirleri) ise bunlar sapıklığa sürerler, sonra da (bir daha yakalarını) bırakmazlar.
Kardeşleri ise onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da bırakmazlar.
(199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.
(Şeytanların) dostlarına gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar.
Kardeşleri ise onları, azgınlığa çekerler, hiç yakalarını bırakmazlar.
Şeytanların kardeşlerine gelince; şeytanlar onlara yanlış kurgularda destek verir, onlar da ellerinden geleni artlarına koymazlar.
(Şeytanların) Kardeşleri ise bunları azgınlığa sürüklerler. Sonra ellerinden geleni artlarına koymazlar.
(Şeytanlar) kardeşlerini sapıklıkta sürekli desteklerler ve bundan hiç geri durmazlar.
Şeytanların kardeşleri onları azgınlığa sürüklemekten geri durmazlar.
Yoldaşları ise onları sürekli azgınlığa iterler, sonra da yakalarını bırakmazlar.
A'râf suresi, 203. ayet. وَإِذَا لَمْ تَأْتِهِم بِـَٔايَةٍ قَالُوا۟ لَوْلَا ٱجْتَبَيْتَهَا قُلْ إِنَّمَآ أَتَّبِعُ مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ مِن رَّبِّى هَٰذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
(Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: "Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya." De ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur'an ayetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir."
Onlara herhangi bir delil getirmediğin zaman, "Onu da derleyip getirseydin ya!" derler. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen öngörülerdir; (ayrıca) inanan bir toplum için yol gösterme ve merhamettir."
Ve sen onlara istedikleri ayeti getirmediğin zaman hemen derler ki: "Onu (Rabbinden) almak için çabalasaydın ya!" De ki: "Ben yalnızca Rabbimden bana vahyedilene uyarım: bu (vahiy) Rabbiniz katından gelen bir bilinç kaynağıdır; inanacak bir toplum için de kapsamlı bir doğru yol haritası ve bir rahmet pınarıdır."
Ve sen (ey Peygamber,) bir mucize getirmediğin zaman, bazıları: "Onu (Allahtan) elde etmeye çalışsan ya!" derler. De ki: "Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her neyse, ona uyarım: bu (vahiy), inanmak isteyen bir toplum için Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.
Onlara bir ayet iletmediğinde: "Onu (kendinden) uydursaydın ya!" dediler. . . De ki: "Ancak, Rabbimden bana vahyolunana tabi olurum. . . Bu (Kur'an) Rabbinizden basiretlerdir (idrak ettirir), hüdadır (hakikat rehberi) ve iman eden topluluk için rahmettir (kemalatlarını açığa çıkarır). "
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen Onu (inmeyen ayeti) derleyip toplasana" derler. De ki: "Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."
Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu (Kur’an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.
Onlara bir mucize getirmediğinde; "Onu uydursana!" derler. De ki: "Ben, yalnızca, Efendimden bana bildirilene bağlı kalırım. İşte bu, Efendinizden aydınlanma kaynağıdır. İnanan bir toplum için de yol gösteren ve rahmettir!"
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Sen bir tane derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir."
Kendilerine bir mucize getirmediğin zaman: "Mucize isteseydin ne olurdu" derler. De ki: "Ben, ancak Efendimden bana vahiy edilene uyuyorum." Bunlar, Efendinizden aydınlatmalardır, gerçeği onaylayan bir toplum için bir hidayet ve rahmettir.
Kendilerine bir mucize getirmediğin zaman: 'Mucize isteseydin ne olurdu,' derler. De ki: 'Ben, ancak Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum.' Bunlar, Rabbinizden aydınlatmalardır, inanan bir toplum için bir hidayet ve rahmettir.
Sen onlara bir ayet getirmediğin zaman "Derleyip toplasaydın ya!" derler. De ki: "Ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım! Bütünüyle bu Kur'an Rabbinizden gelen kalp gözlerinizi açacak delillerdir. İman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir.
Ve sen onlara bir ayet getirmediğin zaman derib toplasa idin a dediler, de ki: ben, ancak rabbımdan bana ne vahiy olunuyorsa ona ittiba' ederim bütün bu Kur'an rabbınızdan gelen basıretlerdir ve iyman edecek bir kavm için bir hidayet ve rahmettir
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, iman eden bir halk için Rabb'inizden gelen bir basiret, dipnot 1 bir yol gösterici ve bir rahmettir."
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, inanan bir halk için Rabb'inizden gelen bir basiret dipnot 1 , bir yol gösterici ve bir rahmettir."
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyarım. Bu, inanan bir toplum için Rabb'inizden gelen bir basiret dipnot 1 , bir hidayet ve bir rahmettir.
Kendilerine bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip toplasana" derler. De ki: "Ben yalnızca bana rabbimden vahyolunana uyarım. Bu rabbinizden olan bir basiretlerdir; inanacak bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."
Onlara (istedikleri) bir ayet gelmediği vakit derler ki: "(Kendinden derib) onları toplasaydın ya!". De ki: "Rabbimden bana ne vahy olunursa ben ancak ona uyarım. Bu (Kur'an ayetleri, kalblerinize) Rabbinizden (açılan) gözlerdir, iman edecek bir kavm için (mahz-ı) hidayet ve rahmetdir".
Onlara bir ayet getimediğin zaman, derler ki: Sen, bir tane yapsaydın ya? De ki: Ben, ancak Rabbımdan bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbımızdan gözleri açacak delillerdir. İman eden bir kavim için hidayet ve rahmettir.
(203-206) Onlara bir ayet getirmediğin vakit, derleseydin uydursaydın ya derler, Deki şüphesiz ben rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, inanan kavim için rabbinizden görüşlerdir , hidayettir ve rahmettir . Kuran okunduğu vakit onu işitin ve anlayın böylelikle belki esirgenirsiniz / kollanırsınız / merhamet edilirsiniz. Gece ve gündüz, kendi içinde, yalvararak ve korkuyla, bunun dışında sözü açığa çıkararak, Rabbini hatırla / Rabbini zikret, gafillerden olma. Rabbinin yanındakiler ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu üstün tutarlar ve ona secde ederler.
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Kendin bir ayet uydursaydın ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İman eden bir toplum için hidayet ve rahmettir."
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretler(gönül gözlerini açan nurlar, gerçeğe ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!"
Onlara bir ayet getirmediğin zaman "kendin oluştursaydın ya!" derler dipnot 1 . De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyarım dipnot 2 . Bunlar, Rabbinizden gelen göstergelerdir. İnanıp güvenen bir topluluk için ise bir rehber ve bir ikramdır dipnot 3 ."
Onlara bir ayet getirmediğin zaman "Derleseydin ya?" derler. De ki "Ben Rabbim tarafından bana vahyedilene uyarım. Bunlar, Rabbinizden size gelen ayetlerlerdir. Bir de inanıp güvenen bir topluluk için yol gösterici ve bir ikramdır."
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Kendin bir ayet yapsaydın!" derler. De ki: Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İman eden bir toplum için hidayet ve rahmettir.
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: -Kendin bir ayet yapsaydın! derler. De ki: -Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım, bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İnanan bir toplum için de yol gösterici ve rahmettir.
Onlara bir ayet getirmediğinde, "onu da şurdan burdan derleseydin ya," diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."
A'râf suresi, 204. ayet. وَإِذَا قُرِئَ ٱلْقُرْءَانُ فَٱسْتَمِعُوا۟ لَهُۥ وَأَنصِتُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size de merhamet edilsin!
Artık Kur'an okunurken onu can kulağıyla dinleyin ve sesinizi kesin ki rahmete nail olabilesiniz!
Bunun içindir ki, Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, sesinizi kesip dinleyin onu, ki (Allahın) esirgemesiyle kuşatılasınız!"
Kur'an kıraat edildiğinde, Onu dinleyin ve susun ki size rahmet edilsin.
Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.
Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
Ve Kur'an okunduğunda, artık, Onu dinleyin ve susun; böylece, belki merhamet edilirsiniz.
Kur'an okunduğu zaman susup onu dinleyiniz ki, size merhamet edilsin!
Kuran okunduğu zaman, onu dinleyip kulak verin ki merhamet edilesiniz.
Kuran okunduğu zaman, onu dinleyip kulak verin ki merhamet edilesiniz.
Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun! Umulur ki, rahmete erdirilirsiniz!
Kur'an okunduğu zaman da hemen onu dinleyin ve susun gerek ki rahmete erdirilirsiniz
Kur'an okunduğu zaman hemen susup onu dinleyin dipnot 1 ki size rahmet edilsin.[2]
Kur'an okunduğu zaman hemen susup onu dinleyin dipnot 1 ki size rahmet edilsin.[2]
Kur'an okunduğu zaman hemen susup onu dinleyin dipnot 1 ki size rahmet edilsin. dipnot 2
Kuran okunduğu zaman, onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.
Kur'an okunduğu zaman derhal onu dinleyin, susun. Taki (Allahın rahmetiyle) esirgenmiş olasınız.
Kur'an okunduğu zaman; ona derhal kulak verin ve susun ki, merhamet olunasınız.
(203-206) Onlara bir ayet getirmediğin vakit, derleseydin uydursaydın ya derler, Deki şüphesiz ben rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, inanan kavim için rabbinizden görüşlerdir , hidayettir ve rahmettir . Kuran okunduğu vakit onu işitin ve anlayın böylelikle belki esirgenirsiniz / kollanırsınız / merhamet edilirsiniz. Gece ve gündüz, kendi içinde, yalvararak ve korkuyla, bunun dışında sözü açığa çıkararak, Rabbini hatırla / Rabbini zikret, gafillerden olma. Rabbinin yanındakiler ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu üstün tutarlar ve ona secde ederler.
Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız.
Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.
Kur'an okunduğu zaman ona kulak verin ve susun dipnot 1 ki iyilik bulasınız.
Kur'an okunduğu zaman dinleyin ve susun ki iyilik bulasınız.
Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki, merhamet edilesiniz.
Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki merhamet edilesiniz.
Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.
A'râf suresi, 205. ayet. وَٱذْكُر رَّبَّكَ فِى نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ ٱلْجَهْرِ مِنَ ٱلْقَوْلِ بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْـَٔاصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْغَٰفِلِينَ
Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.
İçinden yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam (gündüz gece) Rabbini an dipnot 1 ve habersizmiş gibi davrananlardan olma! dipnot 2
Ve Rabbini, özbenliğinde, alçakgönüllülükle ve O'ndan sakınarak, sesini yükseltmeksizin gündüz gece an ve sakın kendine yabancılaşanlardan olma!
Ve sen, (ey Peygamber), gönül alçaltarak, korku ve duyarlık içinde, sesini yükseltmeden sabah akşam Rabbini an ve sakın umursamaz kimselerden olma.
Rabbini nefsinde, haddini bilerek, hissederek ve gizlice, gösterişsiz, sesini yükseltmeden, sabah - akşam zikret, hatırla ve derinliğine düşün! Gafillerden olma!
Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.
Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.
Yalvararak, korkuyla ürpererek ve sesini yükseltmeden, sabah ve akşam, Efendini içinden an. Sakın aymazlık içinde olma.
Sen ey Peygamber,alçak gönüllülükle, korku ve duyarlık içinde, sesini yükseltmeden,sabahakşam kendi içinde Rabbini an ve sakın gafillerden biri olma!
Efendini gönülden yalvararak, gizlice ve sessizce sabah akşam an; gafillerden olma.
Rabbini gönülden yalvararak, gizlice ve sessizce sabah akşam an; gafillerden olma.
Sabah ve akşamları içinden yalvararak, gizlice ve kendin işitecek kadar bir sesle Rabbini zikret de gafillerden olma!
Hem de sabahleyin ve akşamları içinden tazarru' ile gizlice ve cehrin madunu sesle rabbını zikret de gafillerden olma
Nefsinde dipnot 1 tedarruan dipnot 2 ve çekinerek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam dipnot 3 Rabb'ini an. Umursamazlardan olma!
Nefsinde dipnot 1 tezarruan dipnot 2 ve çekinerek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam dipnot 3 Rabb'ini an. Umursamazlardan olma!
Nefsinde dipnot 1 tedarruan dipnot 2 ve çekinerek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam dipnot 3 Rabb'ini an. Umursamazlardan olma!
rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.
Rabbini, içinden, yalvararak, ve korkarak, (fakat) yüksek olmayan bir sesle sabah ve akşam an. Gaafillerden olma.
Rabbına; içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret. Ve gafillerden olma.
(203-206) Onlara bir ayet getirmediğin vakit, derleseydin uydursaydın ya derler, Deki şüphesiz ben rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, inanan kavim için rabbinizden görüşlerdir , hidayettir ve rahmettir . Kuran okunduğu vakit onu işitin ve anlayın böylelikle belki esirgenirsiniz / kollanırsınız / merhamet edilirsiniz. Gece ve gündüz, kendi içinde, yalvararak ve korkuyla, bunun dışında sözü açığa çıkararak, Rabbini hatırla / Rabbini zikret, gafillerden olma. Rabbinin yanındakiler ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu üstün tutarlar ve ona secde ederler.
Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma!
Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma!
Öğle ve ikindide dipnot 1 , içten içe yalvararak, korku içinde, yüksek olmayan bir sesle dipnot 2 Rabbini zikret dipnot 3 . Sakın (ayetlere) ilgisiz davrananlardan olma!"
Öğle ve ikindide dipnot 1 , yüksek olmayan bir sesle içten içe yalvararak Rabbini gizlice an. Sakın dikkatsizlik etme.
Rabbini içinden yalvararak ve sesini yükseltmeden, korkarak sabah akşam zikret, gafillerden olma!
Rabbini içinden yalvararak ve sesini yükseltmeden, korkarak sabah akşam zikret, gafillerden olma!
Rabbini, öz benliğinin içinde yalvarıp ürpererek, bağırtılı olmayan bir sesle sabah-akşam zikret. Sakın gafillerden olma.
A'râf suresi, 206. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيُسَبِّحُونَهُۥ وَلَهُۥ يَسْجُدُونَ secde ayeti
Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler.
Şüphesiz ki Rabbinin katındakiler (melekler), dipnot 1 O'na (Allah'a) kulluk etmekten kibirlenmez, O'nu tesbih eder dipnot 2 (yüceltir) ve yalnızca O'na secde ederler. dipnot 3
Unutma ki, Rabbinin tarafında olanlar O'na kullukta kibre kapılmazlar; ve O'nun adına/aşkına hareket ederler ve yalnız O'nun önünde secdeye kapanırlar.
Bil ki, Rabbine yakın olanlar Ona kulluk yapmaktan asla kibre kapılmazlar; ve Onun sınırsız yüceliğini övgüyle anar ve (yalnızca) Onun önünde yere kapanırlar.
Muhakkak ki senin Rabbinin indindekiler, asla O'na kulluktan büyüklenerek kaçınmazlar. . . O'nu tesbih ederler ve O'na (azameti indinde kendi hiçliklerini hissederek) secde ederler. (206. ayet secde ayetidir. )
Şüphesiz Rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler.
Kuşkusuz Rabbin katındakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yalnız O'na secde ederler.
Kuşkusuz, Efendinin katındakiler, büyüklük taslayarak, O'na hizmet etmekten kaçınmazlar. O'nu yüceltirler ve O'na secde ederler.
Şüphesiz, Rabbine yakın olanlar, O'na kulluk yapmaktan asla kibre kapılmazlar; O'nu noksan sıfatlardan uzak tutar ve sadece O'na secde ederler.
Efendinin yanındakiler, ona hizmet etmekten kaçınıp büyüklenmezler, O'nu yüceltirler ve O'na secde ederler.
Rabbinin yanındakiler, ona kulluk etmekten kaçınıp büyüklenmezler, O'nu yüceltirler ve O'na secde ederler.
Zira Rabbinin yanında olanlar, O'na ibadet etmekten asla kibirlenmezler. Hep O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler!
Zira rabbının yakınında olanlar ıbadetinden istikbar eylemezler, onu hep tesbih ederler, hem yalnız ona secde ederler
Rabb'ine yakın olanlar, O'na kulluk etmekten asla kibirlenmezler; O'nu tesbih dipnot 1 ederler ve O'na secde dipnot 2 ederler.
Rabb'ine yakın olanlar, O'na kulluk etmekten asla kibirlenmezler; O'nu tesbih dipnot 1 ederler ve O'na secde dipnot 2 ederler.
Rabb'ine yakın olanlar, O'na kulluk etmekten asla kibirlenmezler; O'nu tesbih dipnot 1 ederler ve O'na secde dipnot 2 ederler.
Kuşkusuz rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tesbih ederler ve yalnızca O'na secde ederler.
Şübhe yok ki Rabbinin katındaklier ona kulluk etmekden asla kibirlenmezler, onu tesbih ve yalınız ona secde ederler.
Muhakkak ki Rabbının katındakiler, O'na kulluk etmekten asla büyüklenmezler. O'na tesbih ederler ve O'na secde ederler.
(203-206) Onlara bir ayet getirmediğin vakit, derleseydin uydursaydın ya derler, Deki şüphesiz ben rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, inanan kavim için rabbinizden görüşlerdir , hidayettir ve rahmettir . Kuran okunduğu vakit onu işitin ve anlayın böylelikle belki esirgenirsiniz / kollanırsınız / merhamet edilirsiniz. Gece ve gündüz, kendi içinde, yalvararak ve korkuyla, bunun dışında sözü açığa çıkararak, Rabbini hatırla / Rabbini zikret, gafillerden olma. Rabbinin yanındakiler ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu üstün tutarlar ve ona secde ederler.
Doğrusu Rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler, O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler
Rabbinin yanında olanlar, büyüklük taslayıp O'na kulluktan geri kalmazlar, (daima) O'nu tesbih ederler ve O'na secde ederler.
Rabbinin yanında olanlar dipnot 1 , kibirlenip de ona kulluktan geri durmazlar. Ona boyun eğer, secde ederler.
Rabbin katında olanlar, O'na kulluk etmeyi küçümsemezler; ibadetlerini O'na yapar ve O'na secde ederler.
Rabbinin yanındakiler de O’na kulluk etmekten büyüklenmezler. O’nu tesbih ederler. O’na secde ederler.
Rabbinin yanındakiler de O'na kulluk etmekten büyüklenmezler. O'nu tesbih ederler. O'na secde ederler.
Rabbinin katında olanlar, büyüklük taslayıp O'na kulluktan yüz çevirmezler; O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.