A'râf suresi · 199–206. ayetler

Affı tut; şeytanın kışkırtması; Kur'an dinlenirken susmak

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. A'râf suresi, 199. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 199. ayet. خُذِ ٱلْعَفْوَ وَأْمُرْ بِٱلْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْجَٰهِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.

    Mehmet Okuyan

    Sen af yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve sonraki ayetlerdeki hitap, her ne kadar Hz. Muhammed'e yönelik olsa da amaç, bir davranış modeli olarak bütün müminleri bilinçlendirmektir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:104, 110; Mâide 5:79; A‘râf 7:164; Tevbe 9:71; Hûd 11:116.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen insan fıtratına uyan yolu tut, iyi olanı emret ve haddini bilmezlere aldırma!

    Muhammed Esed

    Sen, insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tut; iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak.

    Ahmed Hulusi

    Affedici ol, olumlu, yararlı şeylerle hükmet ve cahillerden yüz çevir!

    Ali Bulaç

    Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.

    Ali Rıza Safa

    Bağışlama yolunu seç, bilgiyle öğüt ver; bilisizlerden yüz çevir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen, affetme yolunu tut/tedbirini al! Uygun olanı emret, cahillerden yüz çevir!

    Edip Yüksel

    Affedici ol, toleransı öğütle ve cahillere aldırış etme.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Affedici ol, toleransı öğütle ve cahillere aldırış etme.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen af yolunu tut, iyilikle emret ve kendilerini bilmezlerden yüz çevir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen afiv yolunu tut, urf ile emret ve kendilerini bilmezlerden sarfı nazar eyle

    Gültekin Onan

    Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) buyur ve cahillerden yüz çevir.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) sen (güdüğü değil) kolaylığı (sağlayan yolu) tut. İyiliği emret. Cahillerden yüz çevir.

    İbni Kesir

    Sen; affı tut, ma'rufu emret ve cahillerden yüz çevir.

    Mehmet Alagaş

    (199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden de yüz çevir!

    Süleyman Ateş

    Affı al, iyiliği emret, cahillere aldırış etme.

    Süleymaniye Vakfı

    Sen af yolunu tut, marufa dipnot 1 uymalarını iste, cahilce davrananlara dipnot 2 da mesafeli ol!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Örf ve ma'ruf, güzelliği akıl ve din yoluyla bilinen şeydir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Cahilce davranan" olarak meal verdiğimiz "cahil (جاهل) kelimesi, bilmeyen anlamına geldiği gibi, bilinen ama olması gerekenin aksine davranan anlamına da gelir (Müfredat). Ayette örfe, yani herkesin doğru olduğunu bildiği şeye uymayan kişiden söz edildiği için bu kişiye cahil değil, "cahilce davranan" denir. Çünkü böyle bir kişi, doğruyu bildiği halde bilmiyormuş gibi davranır.

    Şaban Britch

    Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden uzak dur!

    Şaban Piriş

    Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden uzak dur!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Affetmeyi esas al. İyiyi ve güzeli emret, cahillerden yüz çevir.

  2. A'râf suresi, 200. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 200. ayet. وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Sana şeytandan bir kışkırtma gelirse hemen Allah'a sığın! Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette şeytanın müdahalesinden kurtulmak için Yüce Allah'ın yardımına sığınmanın gerekliliğine dikkat çekilmektedir. Kişi peygamber bile olsa kendi başına şeytanın müdahalesinden kurtulamaz. Benzer mesajlar: Nahl 16:98; Mü'minûn 23:97-98; Fussilet 41:36.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine de Şeytan tarafından kurgulanan ayartıcı bir kışkırtmaya hedef olursan, hemen Allah'a sığın: unutma ki O her şeyi işitir, akıl sır ermez bir ilim sahibidir.

    Muhammed Esed

    Ve eğer Şeytandan (güç alan) bir kışkırtı seni (gözü kara bir öfkeye) sürükleyecek olursa (hemen) Allaha sığın ve bil ki O her şeyi işiten, her şeyi künhüyle bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Eğer şeytandan (bedenselliğin) bir dürtme seni dürterse (bedensel arzulara iteklerse hakikatini perdeleyecek şekilde), hemen Allah'a (nefsinin hakikati olan Esma'sının kuvvesine) sığın. . . Çünkü O, Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni tahrik ederse, hemen Allah'a sığın; zira O, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Şeytandan bir kışkırtma gelirse, hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şayet şeytan, senin içine bir vesvese düşürürse Allah'a sığın; çünkü O, işitir; bilir.

    Edip Yüksel

    Sapkından ne zaman kötü bir düşünce zihnini tırmalarsa, ALLAH'a sığın; O İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şeytandan ne zaman kötü bir düşünce zihnini tırmalarsa, ALLAH'a sığın; O İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her ne zaman şeytandan bir gıdık seni gıdıklayacak olursa (şeytan sana bir fit verirse), hemen Allah'a sığın! O, şüphesiz işiten ve bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her ne zamanda Şeytandan bir gıdık seni gıdıklayacak olursa hemen Allaha istiaze eyle, o şüphesiz semi'dir alimdir

    Erhan Aktaş

    Ne zaman şeytan kötü bir dürtüş dipnot 1 ile seni dürtülecek olursa hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötü bir düşünce, içsel kötülük, vesvese.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ne zaman şeytan seni dürtecek olursa dipnot 1 hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vesvese verirse.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ne zaman şeytan seni dürtecek olursa dipnot 1 hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vesvese verirse.

    Gültekin Onan

    Eğer sana şeytandan bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse hemen Tanrı'ya sığın. Çünkü O işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer şeytandan bir fit (gelib) seni dürterse hemen Allaha sığın. Çünkü O, hakkıyle işidici, tam bilicidir.

    İbni Kesir

    Şeytan seni dürtecek olursa; hemen Allah'a sığın. Çünkü O; gerçekten Semi' dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şeytan'dan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sığın. Allah her şeyi işitendir. Her şeyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Ne zaman şeytandan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytandan sana ilişkileri bozacak bir fısıltı(vesvese) gelirse hemen Allah'a sığın. Çünkü O, dinler ve bilir.

    Şaban Britch

    Şeytandan sana bir vesvese olursa, hemen Allah’a sığın. Allah her şeyi işitendir. Her şeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Şeytandan sana bir tahrik olursa, hemen Allah'a sığın. Allah işiten ve bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şeytandan bir dürtük seni dürtüklediğinde, Allah'a sığın. Çünkü O, herşeyi işitir, herşeyi bilir.

  3. A'râf suresi, 201. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 201. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ إِذَا مَسَّهُمْ طَٰٓئِفٌ مِّنَ ٱلشَّيْطَٰنِ تَذَكَّرُوا۟ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.

    Mehmet Okuyan

    Takvâlı (duyarlı) olanlara şeytandan bir vesvese ulaştığında hemen (Allah'ı) hatırlayıp (gerçeği) görürler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette takvânın insana kazandırdığı en önemli değerlerden birisi olan "şeytan kaynaklı müdahaleleri tanıyabilme ve onlara karşı dikkatli davranma imkanı" dile getirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz, sorumluluk bilincini kuşanan kimselerin içine Şeytan tarafından kurgulanan mevhum bir görüntü yansıyacak olursa, (hemen fıtrat sözleşmesini) hatırlayıverirler ve işte o an gerçeği kavrarlar.

    Muhammed Esed

    Allaha karşı sorumluluk bilincine sahip olan kimseler, içlerinde Şeytanın esinlediği karanlık bir kuruntu uyanacak olsa (Onu anıp) akıllarını başlarına toplarlar ve hemen (olup biteni) açık bir biçimde kavramaya başlarlar,

    Ahmed Hulusi

    Korunanlara gelince, onlara şeytandan (bedensellik kabulünde yaşayan) bir taife dokunduğunda, (hakikatlerini) tezekkür ederler. . . Basiretle değerlendirme yaparlar.

    Ali Bulaç

    (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, sorumluluk bilinci taşıyanlara, şeytandan bir kuruntu geldiğinde, akıllarını başlarına toplarlar; gözleri açılır.

    Bayraktar Bayraklı

    Takva sahipleri var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda, düşünüp hemen görürler.

    Edip Yüksel

    Erdemlilere her ne zaman sapkından karanlık bir öneri ulaşsa hemen hatırlarlar. Böylece hemen görürler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemlilere her ne zaman şeytandan karanlık bir öneri ulaşsa hemen hatırlarlar. Böylece hemen görürler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'tan korkanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese geldiği zaman, durup düşünürler ve derhal gerçeği görmeye başlarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde Allahdan korkanlar, kendilerine Şeytandan bir tayf iliştiği zaman bir tezekkür ederler, derhal basıretlerine sahib olurlar

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Takva sahipleri, şeytandan bir dürtü olduğu zaman, düşünüp hemen gerçeği kavrarlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Takva sahipleri, şeytandan bir dürtü olduğu zaman, düşünüp hemen gerçeği kavrarlar.

    Gültekin Onan

    Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Tanrı'yı zikrederler), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Takvaya erenler (yok mu?) onlara şeytandan her hangi bir arıza ilişdiği zaman (Allahın emr veya nehy etdiği şeyleri) iyice düşünürler, bir de bakarsın ki onlar (hakıykatı) görüp bilmişlerdir bile.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki takvaya erenler; onlar şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca iyice düşünürler. Bir de bakarsın ki gördürücüdürler.

    Mehmet Alagaş

    (199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Takvâ sahiplerine şeytandan bir vesvese geldiğinde iyice düşünürler. Bakarsın ki onlar görüp bilmişler bile.

    Süleyman Ateş

    Allah'tan korkanlar, kendilerine şeytandan gelen bir vesvese dokunduğu zaman düşünür, (gerçeği) görürler.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanlışlardan sakınanlar, şeytani bir kuruntu kendilerini sarınca, akıllarında tutmaları gereken doğru bilgileri (ayetleri) hatırlar ve hemen gerçeği görürler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar, Şeytan vesvesesinden etkilenince bilgilerini harekete geçirir, hemen gerçeği görürler.

    Şaban Britch

    Takvalı olanlar kendilerine şeytanın bir vesvesesi dokunduğunda, hemen düşünüp/hatırlayıp (hakkı) görürler.

    Şaban Piriş

    Takvalı olanlar kendilerine şeytanların bir grubu dokunduğunda, basiret sahibi oldukları zaman gerçeği düşünürler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Korunup sakınanlar, kendilerine şeytandan bir görüntü/dürtü gelip dokunduğunda, hemen Allah'ı hatırlarlar. İşte o anda görülmesi gerekeni görürler.

  4. A'râf suresi, 202. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 202. ayet. وَإِخْوَٰنُهُمْ يَمُدُّونَهُمْ فِى ٱلْغَىِّ ثُمَّ لَا يُقْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.

    Mehmet Okuyan

    (Şeytanların) kardeşleri ise onları azgınlığa sürükler; peşlerini bırakmazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendi (fıtratlarına yabancılaşmış) kardeşleri onları azgın sulara sürüklemek isteseler dahi, sonuna (dek) mücadeleden el çekmezler.

    Muhammed Esed

    kendi (inançsız) kardeşleri onları sapıklığa sürüklemek isteseler bile. Sonra (doğru olan neyse, onu yapmaktan) geri kalmazlar.

    Ahmed Hulusi

    (Şeytanların) kardeşleri ise onları duygusallığa, azgınlığa sürüklerler. . . Sonra da yakalarını hiç bırakmazlar!

    Ali Bulaç

    (Şeytan'ın) Kardeşleri ise, onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Şeytanların) kardeşlerine gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar.

    Ali Rıza Safa

    Kardeşleri ise onları sapkınlığa sürükler. Sonra, peşlerini bırakmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Şeytanın kardeşleri onları azgınlığa çekerler, hiç yakalarını bırakmazlar.

    Edip Yüksel

    (Sapkınlar) kardeşlerini ise azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Şeytanlar) kardeşlerini ise azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şeytanların kardeşleri ise, bunları sapıklığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şeytanların ihvanı ise onlar bunları dalale sürükler, sonra da yakalarını bırakmazlar

    Erhan Aktaş

    Şeytanlar, kendilerine kardeş olanları azgınlığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şeytanlar, kendilerine kardeş olanları azgınlığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şeytanlar, kendilerine kardeş olanları azgınlığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.

    Gültekin Onan

    (Şeytanın) Kardeşleri ise onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Şeytanların) kardeşleri (olan kafirleri) ise bunlar sapıklığa sürerler, sonra da (bir daha yakalarını) bırakmazlar.

    İbni Kesir

    Kardeşleri ise onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da bırakmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Şeytanların) dostlarına gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar.

    Süleyman Ateş

    Kardeşleri ise onları, azgınlığa çekerler, hiç yakalarını bırakmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Şeytanların kardeşlerine gelince; şeytanlar onlara yanlış kurgularda destek verir, onlar da ellerinden geleni artlarına koymazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Şeytanların) Kardeşleri ise bunları azgınlığa sürüklerler. Sonra ellerinden geleni artlarına koymazlar.

    Şaban Britch

    (Şeytanlar) kardeşlerini sapıklıkta sürekli desteklerler ve bundan hiç geri durmazlar.

    Şaban Piriş

    Şeytanların kardeşleri onları azgınlığa sürüklemekten geri durmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoldaşları ise onları sürekli azgınlığa iterler, sonra da yakalarını bırakmazlar.

  5. A'râf suresi, 203. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 203. ayet. وَإِذَا لَمْ تَأْتِهِم بِـَٔايَةٍ قَالُوا۟ لَوْلَا ٱجْتَبَيْتَهَا قُلْ إِنَّمَآ أَتَّبِعُ مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ مِن رَّبِّى هَٰذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: "Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya." De ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur'an ayetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir."

    Mehmet Okuyan

    Onlara herhangi bir delil getirmediğin zaman, "Onu da derleyip getirseydin ya!" derler. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen öngörülerdir; (ayrıca) inanan bir toplum için yol gösterme ve merhamettir."

    Mustafa İslamoğlu

    Ve sen onlara istedikleri ayeti getirmediğin zaman hemen derler ki: "Onu (Rabbinden) almak için çabalasaydın ya!" De ki: "Ben yalnızca Rabbimden bana vahyedilene uyarım: bu (vahiy) Rabbiniz katından gelen bir bilinç kaynağıdır; inanacak bir toplum için de kapsamlı bir doğru yol haritası ve bir rahmet pınarıdır."

    Muhammed Esed

    Ve sen (ey Peygamber,) bir mucize getirmediğin zaman, bazıları: "Onu (Allahtan) elde etmeye çalışsan ya!" derler. De ki: "Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her neyse, ona uyarım: bu (vahiy), inanmak isteyen bir toplum için Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.

    Ahmed Hulusi

    Onlara bir ayet iletmediğinde: "Onu (kendinden) uydursaydın ya!" dediler. . . De ki: "Ancak, Rabbimden bana vahyolunana tabi olurum. . . Bu (Kur'an) Rabbinizden basiretlerdir (idrak ettirir), hüdadır (hakikat rehberi) ve iman eden topluluk için rahmettir (kemalatlarını açığa çıkarır). "

    Ali Bulaç

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen Onu (inmeyen ayeti) derleyip toplasana" derler. De ki: "Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu (Kur’an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.

    Ali Rıza Safa

    Onlara bir mucize getirmediğinde; "Onu uydursana!" derler. De ki: "Ben, yalnızca, Efendimden bana bildirilene bağlı kalırım. İşte bu, Efendinizden aydınlanma kaynağıdır. İnanan bir toplum için de yol gösteren ve rahmettir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Sen bir tane derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir."

    Edip Yüksel

    Kendilerine bir mucize getirmediğin zaman: "Mucize isteseydin ne olurdu" derler. De ki: "Ben, ancak Efendimden bana vahiy edilene uyuyorum." Bunlar, Efendinizden aydınlatmalardır, gerçeği onaylayan bir toplum için bir hidayet ve rahmettir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine bir mucize getirmediğin zaman: 'Mucize isteseydin ne olurdu,' derler. De ki: 'Ben, ancak Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum.' Bunlar, Rabbinizden aydınlatmalardır, inanan bir toplum için bir hidayet ve rahmettir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen onlara bir ayet getirmediğin zaman "Derleyip toplasaydın ya!" derler. De ki: "Ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım! Bütünüyle bu Kur'an Rabbinizden gelen kalp gözlerinizi açacak delillerdir. İman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sen onlara bir ayet getirmediğin zaman derib toplasa idin a dediler, de ki: ben, ancak rabbımdan bana ne vahiy olunuyorsa ona ittiba' ederim bütün bu Kur'an rabbınızdan gelen basıretlerdir ve iyman edecek bir kavm için bir hidayet ve rahmettir

    Erhan Aktaş

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, iman eden bir halk için Rabb'inizden gelen bir basiret, dipnot 1 bir yol gösterici ve bir rahmettir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavrayış, gerçeği görme.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, inanan bir halk için Rabb'inizden gelen bir basiret dipnot 1 , bir yol gösterici ve bir rahmettir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavrayış, gerçeği görme.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyarım. Bu, inanan bir toplum için Rabb'inizden gelen bir basiret dipnot 1 , bir hidayet ve bir rahmettir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kavrayış, gerçeği görme yeteneği.

    Gültekin Onan

    Kendilerine bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip toplasana" derler. De ki: "Ben yalnızca bana rabbimden vahyolunana uyarım. Bu rabbinizden olan bir basiretlerdir; inanacak bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."

    Hasan Basri Çantay

    Onlara (istedikleri) bir ayet gelmediği vakit derler ki: "(Kendinden derib) onları toplasaydın ya!". De ki: "Rabbimden bana ne vahy olunursa ben ancak ona uyarım. Bu (Kur'an ayetleri, kalblerinize) Rabbinizden (açılan) gözlerdir, iman edecek bir kavm için (mahz-ı) hidayet ve rahmetdir".

    İbni Kesir

    Onlara bir ayet getimediğin zaman, derler ki: Sen, bir tane yapsaydın ya? De ki: Ben, ancak Rabbımdan bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbımızdan gözleri açacak delillerdir. İman eden bir kavim için hidayet ve rahmettir.

    Mehmet Alagaş

    (203-206) Onlara bir ayet getirmediğin vakit, derleseydin uydursaydın ya derler, Deki şüphesiz ben rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, inanan kavim için rabbinizden görüşlerdir , hidayettir ve rahmettir . Kuran okunduğu vakit onu işitin ve anlayın böylelikle belki esirgenirsiniz / kollanırsınız / merhamet edilirsiniz. Gece ve gündüz, kendi içinde, yalvararak ve korkuyla, bunun dışında sözü açığa çıkararak, Rabbini hatırla / Rabbini zikret, gafillerden olma. Rabbinin yanındakiler ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu üstün tutarlar ve ona secde ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Kendin bir ayet uydursaydın ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İman eden bir toplum için hidayet ve rahmettir."

    Süleyman Ateş

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretler(gönül gözlerini açan nurlar, gerçeğe ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman "Derleseydin ya?" derler. De ki "Ben Rabbim tarafından bana vahyedilene uyarım. Bunlar, Rabbinizden size gelen ayetlerlerdir. Bir de inanıp güvenen bir topluluk için yol gösterici ve bir ikramdır."

    Şaban Britch

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Kendin bir ayet yapsaydın!" derler. De ki: Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İman eden bir toplum için hidayet ve rahmettir.

    Şaban Piriş

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman: -Kendin bir ayet yapsaydın! derler. De ki: -Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım, bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İnanan bir toplum için de yol gösterici ve rahmettir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara bir ayet getirmediğinde, "onu da şurdan burdan derleseydin ya," diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."

  6. A'râf suresi, 204. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 204. ayet. وَإِذَا قُرِئَ ٱلْقُرْءَانُ فَٱسْتَمِعُوا۟ لَهُۥ وَأَنصِتُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

    Mehmet Okuyan

    Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size de merhamet edilsin!

    Mustafa İslamoğlu

    Artık Kur'an okunurken onu can kulağıyla dinleyin ve sesinizi kesin ki rahmete nail olabilesiniz!

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, sesinizi kesip dinleyin onu, ki (Allahın) esirgemesiyle kuşatılasınız!"

    Ahmed Hulusi

    Kur'an kıraat edildiğinde, Onu dinleyin ve susun ki size rahmet edilsin.

    Ali Bulaç

    Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

    Ali Rıza Safa

    Ve Kur'an okunduğunda, artık, Onu dinleyin ve susun; böylece, belki merhamet edilirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Kur'an okunduğu zaman susup onu dinleyiniz ki, size merhamet edilsin!

    Edip Yüksel

    Kuran okunduğu zaman, onu dinleyip kulak verin ki merhamet edilesiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuran okunduğu zaman, onu dinleyip kulak verin ki merhamet edilesiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun! Umulur ki, rahmete erdirilirsiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kur'an okunduğu zaman da hemen onu dinleyin ve susun gerek ki rahmete erdirilirsiniz

    Erhan Aktaş

    Kur'an okunduğu zaman hemen susup onu dinleyin dipnot 1 ki size rahmet edilsin.[2]

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın okunmasından kasıt duyurulması, bildirilmesidir. Dinlemekten kasıt da ne dediğini anlamaktır, bilmektir. Allah'ın buyruklarından haberdar olmaktır. Ne dediğini anlamaksızın onu dinlemek onu dinlemek sayılmaz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kur'an okunduğu zaman hemen susup onu dinleyin dipnot 1 ki size rahmet edilsin.[2]

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ı dinlemekten kasıt ne dediğini öğrenmektir. Allah'ın buyruklarından haberdar olmaktır. Ne dediğini anlamaksızın onu dinlemek onu dinlemek sayılmaz. Bu "sürünün kaval dinlemesinden" farklı bir şey olmaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kur'an okunduğu zaman hemen susup onu dinleyin dipnot 1 ki size rahmet edilsin. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ı dinlemekten kasıt ne dediğini öğrenmektir. Allah'ın buyruklarından haberdar olmaktır. Ne dediğini anlamaksızın onu dinlemek hiç bir yarar sağlamaz. Bu "sürünün kaval dinlemesinden" farklı bir şey değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fusilet Suresi, ayet 26: Ve inkar edenler, "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki başarılı olursunuz." dediler.

    Gültekin Onan

    Kuran okunduğu zaman, onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Kur'an okunduğu zaman derhal onu dinleyin, susun. Taki (Allahın rahmetiyle) esirgenmiş olasınız.

    İbni Kesir

    Kur'an okunduğu zaman; ona derhal kulak verin ve susun ki, merhamet olunasınız.

    Mehmet Alagaş

    (203-206) Onlara bir ayet getirmediğin vakit, derleseydin uydursaydın ya derler, Deki şüphesiz ben rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, inanan kavim için rabbinizden görüşlerdir , hidayettir ve rahmettir . Kuran okunduğu vakit onu işitin ve anlayın böylelikle belki esirgenirsiniz / kollanırsınız / merhamet edilirsiniz. Gece ve gündüz, kendi içinde, yalvararak ve korkuyla, bunun dışında sözü açığa çıkararak, Rabbini hatırla / Rabbini zikret, gafillerden olma. Rabbinin yanındakiler ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu üstün tutarlar ve ona secde ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız.

    Süleyman Ateş

    Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.

    Süleymaniye Vakfı

    Kur'an okunduğu zaman ona kulak verin ve susun dipnot 1 ki iyilik bulasınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazda imamın Kur'an'ı sesli okuduğu rekatlarda, onu duyan cemaatin susup dinlemesi gerekir. İmamı duyamayan, Fatiha ve zamm-ı sureyi kendi başına okur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kur'an okunduğu zaman dinleyin ve susun ki iyilik bulasınız.

    Şaban Britch

    Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki, merhamet edilesiniz.

    Şaban Piriş

    Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki merhamet edilesiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.

  7. A'râf suresi, 205. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 205. ayet. وَٱذْكُر رَّبَّكَ فِى نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ ٱلْجَهْرِ مِنَ ٱلْقَوْلِ بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْـَٔاصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْغَٰفِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Rabbini, özbenliğinde, alçakgönüllülükle ve O'ndan sakınarak, sesini yükseltmeksizin gündüz gece an ve sakın kendine yabancılaşanlardan olma!

    Muhammed Esed

    Ve sen, (ey Peygamber), gönül alçaltarak, korku ve duyarlık içinde, sesini yükseltmeden sabah akşam Rabbini an ve sakın umursamaz kimselerden olma.

    Ahmed Hulusi

    Rabbini nefsinde, haddini bilerek, hissederek ve gizlice, gösterişsiz, sesini yükseltmeden, sabah - akşam zikret, hatırla ve derinliğine düşün! Gafillerden olma!

    Ali Bulaç

    Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.

    Ali Rıza Safa

    Yalvararak, korkuyla ürpererek ve sesini yükseltmeden, sabah ve akşam, Efendini içinden an. Sakın aymazlık içinde olma.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen ey Peygamber,alçak gönüllülükle, korku ve duyarlık içinde, sesini yükseltmeden,sabahakşam kendi içinde Rabbini an ve sakın gafillerden biri olma!

    Edip Yüksel

    Efendini gönülden yalvararak, gizlice ve sessizce sabah akşam an; gafillerden olma.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbini gönülden yalvararak, gizlice ve sessizce sabah akşam an; gafillerden olma.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sabah ve akşamları içinden yalvararak, gizlice ve kendin işitecek kadar bir sesle Rabbini zikret de gafillerden olma!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem de sabahleyin ve akşamları içinden tazarru' ile gizlice ve cehrin madunu sesle rabbını zikret de gafillerden olma

    Erhan Aktaş

    Nefsinde dipnot 1 tedarruan dipnot 2 ve çekinerek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam dipnot 3 Rabb'ini an. Umursamazlardan olma!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün benliğinle, bütün varlığınla, kendinde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Daima, her zaman, sürekli.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nefsinde dipnot 1 tezarruan dipnot 2 ve çekinerek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam dipnot 3 Rabb'ini an. Umursamazlardan olma!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün benliğinle, bütün varlığınla, kendinde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Daima, her zaman, sürekli.

    Gültekin Onan

    rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbini, içinden, yalvararak, ve korkarak, (fakat) yüksek olmayan bir sesle sabah ve akşam an. Gaafillerden olma.

    İbni Kesir

    Rabbına; içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret. Ve gafillerden olma.

    Mehmet Alagaş

    (203-206) Onlara bir ayet getirmediğin vakit, derleseydin uydursaydın ya derler, Deki şüphesiz ben rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, inanan kavim için rabbinizden görüşlerdir , hidayettir ve rahmettir . Kuran okunduğu vakit onu işitin ve anlayın böylelikle belki esirgenirsiniz / kollanırsınız / merhamet edilirsiniz. Gece ve gündüz, kendi içinde, yalvararak ve korkuyla, bunun dışında sözü açığa çıkararak, Rabbini hatırla / Rabbini zikret, gafillerden olma. Rabbinin yanındakiler ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu üstün tutarlar ve ona secde ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma!

    Süleyman Ateş

    Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma!

    Süleymaniye Vakfı

    Öğle ve ikindide dipnot 1 , içten içe yalvararak, korku içinde, yüksek olmayan bir sesle dipnot 2 Rabbini zikret dipnot 3 . Sakın (ayetlere) ilgisiz davrananlardan olma!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğle ve ikindi namazlarında kıraatin yüksek sesle olmamasının delili bu ayettir. Ayetteki "el-ğuduvv (الْغُدُوِّ)" ve "el-asal (الْآَصَالِ)" kelimeleri öğle ve ikindi vakitlerini ifade eder. Başka bir ayette Allah Teala bu kelimeleri şöyle açıklamıştır: "Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de el-ğuduvv ve el-asal vakitlerinde ister istemez sadece Allah'a secde ederler." (Ra'd 13/15)<br /> Ayette işaret edilen iki vakitte gölgelerin secde ettiğinin bildirilmiş olması, bu iki vaktin, güneşin bulunduğu zaman dilimleri olduğunu göstermektedir. Zira Allah Teala, güneşi gölgenin göstergesi yaptığını belirtmiştir: "Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Eğer farklı bir kural koysaydı onu hareketsiz /sabit kılardı. Biz güneşi gölgenin göstergesi kıldık." (Furkan 25/45)<br /> Dolayısıyla ğuduvv ve asal, güneş ışıklarının bulunduğu gündüz vakitleridir. Gündüz kılınan farz namazlar da öğle ve ikindi namazlarıdır. Ayete sabah-akşam değil de öğle-ikindi şeklinde mana vermemiz bundandır. Bu vakitlerle ilgili olarak başka ayetler de vardır:<br /> "(Bu kandil) birtakım evlerdedir ki Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Oralarda, "el-ğuduvv " ve el-asal" vakitlerinde Onun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki ne ticaret ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekatı vermekten alıkoyar. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, alt üst olacağı bir günden endişe ederler." (Nur 24/36-37)<br /> Bu ayete göre "el-ğuduvv" ve "el-asal", pazarların kurulup alışverişin kızıştığı zaman dilimlerini gösterir. Cuma namazının farziyetini bildiren aşağıdaki ayet de cumanın vaktinin alışverişin kızıştığı vakitte yani öğle vakti olduğuna işaret etmektedir. Çünkü pazarlar kurulduktan sonra alışverişin kızıştığı vakitlerin başlangıcı "genelde" öğle vaktine denk gelir. Ayet şöyledir:<br /> "Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah'ı anmaya koşun, alım satımı bırakın. Bilseniz bu sizin için daha iyidir." (Cuma 62/9).<br /> "El-ğuduvv" ile aynı kökten gelen "el-ğada (غَدَاءَ)" kelimesi de bunun bir başka delilidir. İlgili ayet şöyledir: "(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına "Öğle yemeğimizi (غَدَاءَنَا) getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi." dedi." (Kehf 18/62)<br /> Bu ayete göre "ğada (غَدَاءَ)" kelimesi, sabah kalkıp yorulana kadar yol yürüdükten sonra yenilen yemeğe denir. Bir kişinin gece dinlendikten sonra sabah kalkıp yorulana kadar yürümesi yaklaşık olarak öğle vaktine denk gelir. "Ğada" kelimesinin öğle vakti olduğunun başka bir delili de "el-asal" kelimesidir. Çünkü bu kelimenin müfredi/tekili olan "asil (أَصِيلً)" Kur'an-ı Kerim'de "bükraten (بُكْرَةً)" kelimesinin zıddı olarak gelmektedir (Furkan 25/5, Ahzab 33/42, Fetih 48/9, İnsan 76/25). "Bükraten (بُكْرَةً)" kelimesi, güneş ışıklarının yayılmaya başlamasından öğlene kadar olan zaman dilimini ifade eder. Buna göre "asil (أَصِيلً)", güneş ışıklarının zayıflamasıyla güneşin batışı arasındaki zamanı gösterir ki bu ikindi namazının vaktidir. "el-ğuduvv (الْغُدُوِّ)" vakti "asil (أَصِيلً)" vaktinden önce olduğuna ve "asil (أَصِيلً)" de ikindi manasına geldiğine göre ayetlerdeki "el-ğuduvv (الْغُدُوِّ)" öğle vaktini gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetteki "öğle ve ikindi" ifadeleri, Allah'ı anmanın (zikir) ve bir önceki ayetteki Kur'an okumanın (kıraat) namazda olan ameller olduğunu gösterir. Buna göre, gündüz kılınan öğle ve ikindi namazlarında kıraat yüksek sesle olmaz, gece namazlarının (akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekatı ve sabah namazı) kıraati sesli olur. Cemaatle namaz kılınırken sabah namazında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekatlarında -ki buna Cuma ve bayram namazlarının iki rekatı da dahildir- imam açıktan okurken cemaat susup imamı dinlemeli; imamın sessiz okuduğu diğer namazlarda (öğle ve ikindi namazlarının bütün rekatlarında, akşamın üçüncü, yatsının üç ve dördüncü rekatlarında) ve imamın sesinin duyulmadığı durumlarda ise cemaat de içinden kıraatte bulunmalıdır (A'raf 7/204).
    3. metne dön, dipnot 3
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat ذكر md.). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28) Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öğle ve ikindide dipnot 1 , yüksek olmayan bir sesle içten içe yalvararak Rabbini gizlice an. Sakın dikkatsizlik etme.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğle ve ikindi namazlarının sessiz kılınmasının delili bu ayettir..

    Şaban Britch

    Rabbini içinden yalvararak ve sesini yükseltmeden, korkarak sabah akşam zikret, gafillerden olma!

    Şaban Piriş

    Rabbini içinden yalvararak ve sesini yükseltmeden, korkarak sabah akşam zikret, gafillerden olma!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbini, öz benliğinin içinde yalvarıp ürpererek, bağırtılı olmayan bir sesle sabah-akşam zikret. Sakın gafillerden olma.

  8. A'râf suresi, 206. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 206. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيُسَبِّحُونَهُۥ وَلَهُۥ يَسْجُدُونَ secde ayeti

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbinin katındakiler (melekler), dipnot 1 O'na (Allah'a) kulluk etmekten kibirlenmez, O'nu tesbih eder dipnot 2 (yüceltir) ve yalnızca O'na secde ederler. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Rabbinin yanındakiler"den kastedilen, muhtemelen O'na yakın olan meleklerdir. Bunlar Zümer 39:75'te geçen "Arş'ın çevresini kuşatan melekler" olabilir. Nisâ 4:172'deki ifadeden bu meleklerin [el-mukarrabûne] yani Hakk'a yakınlaştırılmış melekler olduğunu söyleyebiliriz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Meleklerin [tesbih]i ve ibadetiyle ilgili benzer mesajlar: Nisâ 4:172; Ra‘d 13:13; Nahl 16:49; Enbiyâ 21:19, 20; Zümer 39:75; Mü'min 40:7; Fussilet 41:38.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Kur'an'daki 14 [tilavet] secdesinden birisidir. Secde içerikli ayetlerde ilahî buyruklara boyun eğmenin bir göstergesi olarak fiziksel anlamda yapılan boyun eğişlere "secde" denmektedir ki bu eylem, bir tek secdeden oluşmaktadır. Secde ayetleri için bkz. A‘râf 7:206; Ra‘d 13:15; Nahl 16:49; İsrâ 17:107; Meryem 19:58; Hacc 22:18; Furkân 25:60; Neml 27:25; Secde 32:15; Sâd 38:24; Fussilet 41:37; Necm 53:62; İnşikâk 84:21; ‘Alak 96:19.

    Mustafa İslamoğlu

    Unutma ki, Rabbinin tarafında olanlar O'na kullukta kibre kapılmazlar; ve O'nun adına/aşkına hareket ederler ve yalnız O'nun önünde secdeye kapanırlar.

    Muhammed Esed

    Bil ki, Rabbine yakın olanlar Ona kulluk yapmaktan asla kibre kapılmazlar; ve Onun sınırsız yüceliğini övgüyle anar ve (yalnızca) Onun önünde yere kapanırlar.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki senin Rabbinin indindekiler, asla O'na kulluktan büyüklenerek kaçınmazlar. . . O'nu tesbih ederler ve O'na (azameti indinde kendi hiçliklerini hissederek) secde ederler. (206. ayet secde ayetidir. )

    Ali Bulaç

    Şüphesiz Rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler.

    Ali Özek ve heyeti

    Kuşkusuz Rabbin katındakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yalnız O'na secde ederler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendinin katındakiler, büyüklük taslayarak, O'na hizmet etmekten kaçınmazlar. O'nu yüceltirler ve O'na secde ederler.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz, Rabbine yakın olanlar, O'na kulluk yapmaktan asla kibre kapılmazlar; O'nu noksan sıfatlardan uzak tutar ve sadece O'na secde ederler.

    Edip Yüksel

    Efendinin yanındakiler, ona hizmet etmekten kaçınıp büyüklenmezler, O'nu yüceltirler ve O'na secde ederler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin yanındakiler, ona kulluk etmekten kaçınıp büyüklenmezler, O'nu yüceltirler ve O'na secde ederler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zira Rabbinin yanında olanlar, O'na ibadet etmekten asla kibirlenmezler. Hep O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Zira rabbının yakınında olanlar ıbadetinden istikbar eylemezler, onu hep tesbih ederler, hem yalnız ona secde ederler

    Erhan Aktaş

    Rabb'ine yakın olanlar, O'na kulluk etmekten asla kibirlenmezler; O'nu tesbih dipnot 1 ederler ve O'na secde dipnot 2 ederler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Secde; tam bir teslimiyet içinde Allah'a bağlılık göstermek, itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek, saygı göstermek ve içtenlikle boyun eğmek demektir. Diğer bir anlamı ile de secde bütün bir varlığın Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olması, boyun bükmesidir. Namaz kılarken alnı yere koymak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'ine yakın olanlar, O'na kulluk etmekten asla kibirlenmezler; O'nu tesbih dipnot 1 ederler ve O'na secde dipnot 2 ederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasıdır. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20:130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İtaat etmek, emrine amade olmak, değerin takdir etmek, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'ine yakın olanlar, O'na kulluk etmekten asla kibirlenmezler; O'nu tesbih dipnot 1 ederler ve O'na secde dipnot 2 ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tesbih, Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İçtenlikle boyun eğerler.

    Gültekin Onan

    Kuşkusuz rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tesbih ederler ve yalnızca O'na secde ederler.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki Rabbinin katındaklier ona kulluk etmekden asla kibirlenmezler, onu tesbih ve yalınız ona secde ederler.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Rabbının katındakiler, O'na kulluk etmekten asla büyüklenmezler. O'na tesbih ederler ve O'na secde ederler.

    Mehmet Alagaş

    (203-206) Onlara bir ayet getirmediğin vakit, derleseydin uydursaydın ya derler, Deki şüphesiz ben rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, inanan kavim için rabbinizden görüşlerdir , hidayettir ve rahmettir . Kuran okunduğu vakit onu işitin ve anlayın böylelikle belki esirgenirsiniz / kollanırsınız / merhamet edilirsiniz. Gece ve gündüz, kendi içinde, yalvararak ve korkuyla, bunun dışında sözü açığa çıkararak, Rabbini hatırla / Rabbini zikret, gafillerden olma. Rabbinin yanındakiler ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu üstün tutarlar ve ona secde ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu Rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler, O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler

    Süleyman Ateş

    Rabbinin yanında olanlar, büyüklük taslayıp O'na kulluktan geri kalmazlar, (daima) O'nu tesbih ederler ve O'na secde ederler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbin katında olanlar, O'na kulluk etmeyi küçümsemezler; ibadetlerini O'na yapar ve O'na secde ederler.

    Şaban Britch

    Rabbinin yanındakiler de O’na kulluk etmekten büyüklenmezler. O’nu tesbih ederler. O’na secde ederler.

    Şaban Piriş

    Rabbinin yanındakiler de O'na kulluk etmekten büyüklenmezler. O'nu tesbih ederler. O'na secde ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinin katında olanlar, büyüklük taslayıp O'na kulluktan yüz çevirmezler; O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.