Diyanet İşleri
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
A'râf suresi
A'râf suresi, 199. ayet. خُذِ ٱلْعَفْوَ وَأْمُرْ بِٱلْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْجَٰهِلِينَ
ḫuẕi-l`afve ve'mür bil`urfi vea`riḍ `ani-lcâhilîn.
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Affı tut; şeytanın kışkırtması; Kur'an dinlenirken susmak A'râf 199–206 3
Çünkü benim velim, Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. O, bütün salihlere velilik eder.
Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.
Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.
Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
199. Bu âyet-i kerime, insanlara karşı gösterilecek güzel ahlakî davranışları, onlarla ilişkilerde takınılması gereken tutumları kapsamlı bir şekilde açıklamaktadır. İnsanlara davranırken “af yolunu” tutulması, yani insanların müsamaha ile karşılayacakları ve onlara uygun düşecek davranışlarda bulunmak ve güzel ahlakı elden bırakmamak gerekir. Onları tabiat itibariyle kaldıramayacakları birtakım şeylerle mükellef tutmamalıdır. Diğer taraftan herkese yaptığı güzel davranış, söylediği güzel söz hatta bundan da daha aşağı güzellikleri dolayısı ile teşekkür etmeli, kusurlarını affedip eksikliklerini görmezlikten gelmelidir. Küçüğe karşı küçüklüğü dolayısı ile kıt akıllıya aklının eksikliği, fakire de fakirliği dolayısı ile büyüklenmemelidir. Aksine herkese nazikçe davranmalı ve duruma uygun olarak gönüllerini hoş tutacak şekilde karşılık vermelidir.
“Marufu emret.” Uzağa da yakına da her güzel sözü, her güzel davranışı ve mükemmel ahlakı emret. Senin insanlara ulaştıracağın şeyler ya bir bilgiyi öğretmek, ya akrabalık bağını gözetmek, ya anne-babaya iyilikte bulunmak gibi bir hayra teşvik etmek olmalıdır yahut insanların arasını düzeltmek, faydalı bir öğüt vermek, isabetli bir görüş belirtmek, iyilik ve takvâ üzere yardımlaşmak, çirkin bir şeyden alıkoymak yahut da dinî ya da dünyevî bir maslahatın elde edilmesinin yolunu göstermek olmalıdır.
Cahilin eziyet vermesi kaçınılmaz olduğundan dolayı Yüce Allah, cahile de ondan yüz çevirmek şeklinde mukabele edilmesini, cahilliğine cahillikle karşılık verilmemesini emretmektedir: “cahillerden yüz çevir.” Söz yahut davranışı ile seni rahatsız eden bir kimseye rahatsızlık verme, seni mahrum edeni mahrum bırakma, seninle bağlarını koparanla bağlarını koparma, sana zalimlik edene de adaletle davran.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! İnsanların gönül rızası ile kolaylarına gelerek verdikleri mal ve sundukları güzel ahlakı onlardan kabul et. Mizaçlarının katlanamayacağı şeylerle onları sorumlu tutma. Çünkü bu onların hoşuna gitmez. Onlara hep güzel söz ve güzel fiili emret ve cahil olanlardan yüz çevir. Cahillikleri sebebiyle onlara karşılık verme. Onlardan kim sana eziyet ederse, sen ona eziyet etme. Onlardan kim seni mahrum bırakırsa, sen onu mahrum bırakma.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Ortak kavram: Af
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…
Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş)
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize…
Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş)
Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş)
Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sen af yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir! dipnot 1
Sen insan fıtratına uyan yolu tut, iyi olanı emret ve haddini bilmezlere aldırma!
Sen, insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tut; iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak.
Affedici ol, olumlu, yararlı şeylerle hükmet ve cahillerden yüz çevir!
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.
(Rasûlüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
Bağışlama yolunu seç, bilgiyle öğüt ver; bilisizlerden yüz çevir.
Sen, affetme yolunu tut/tedbirini al! Uygun olanı emret, cahillerden yüz çevir!
Affedici ol, toleransı öğütle ve cahillere aldırış etme.
Affedici ol, toleransı öğütle ve cahillere aldırış etme.
Sen af yolunu tut, iyilikle emret ve kendilerini bilmezlerden yüz çevir!
Sen afiv yolunu tut, urf ile emret ve kendilerini bilmezlerden sarfı nazar eyle
Affedici ol, urf dipnot 1 ile buyur, cahillerden dipnot 2 yüz çevir.
Affedici ol, urf dipnot 1 ile buyur, cahillerden dipnot 2 yüz çevir.
Affedici ol, urf dipnot 1 ile buyur, cahillerden dipnot 2 yüz çevir.
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) buyur ve cahillerden yüz çevir.
(Habibim) sen (güdüğü değil) kolaylığı (sağlayan yolu) tut. İyiliği emret. Cahillerden yüz çevir.
Sen; affı tut, ma'rufu emret ve cahillerden yüz çevir.
(199-202) Affetmeyi edin/tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (Aff; çıkıntı şeklindeki ilaveyi /pürüzü giderip düzlemektir) Eğer şeytan seni kışkırtıcı bir sözle kışkırtırsa / dürtüklerse, Allaha sığın, kesinlikle o işitendir, bilendir. Muhakkak ki sakınan kimselere, şeytandan bir grup / taife dokunduğu zaman , hatırlarlar, onlar görebilenlerdir. Şeytanlar k ardeşlerini azgınlıkta desteklerler, sonra yakalarını da bırakmazlar.
Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden de yüz çevir!
Affı al, iyiliği emret, cahillere aldırış etme.
Sen af yolunu tut, marufa dipnot 1 uymalarını iste, cahilce davrananlara dipnot 2 da mesafeli ol!
Artandan dipnot 1 al, iyiliği emret; kendini bilmezlerden dipnot 2 de yüz çevir.
Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden uzak dur!
Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden uzak dur!
Affetmeyi esas al. İyiyi ve güzeli emret, cahillerden yüz çevir.
Be indulgent O Muhammad and favour forbearance anti relaxation of restraint, and make due allowances and enjoin conformity of life and conduct to the requirements of morality disregarding the impudent who are insolently disrespectful.
Be tolerant and command what is right: pay no attention to foolish people.
Hold to forgiveness; command what is right; But turn away from the ignorant.
[O Prophet!] Show forgiveness, enjoin equity, and avoid the ignorant.
Make allowances for people, command what is right, and turn away from the ignorant.
Show forgiveness, enjoin what is good, and turn away from the foolish (i.e. don’t punish them).
Adopt [a policy of] excusing [the faults of people], bid what is right, and turn away from the ignorant.
Take to forgiveness and ever forbear and enjoin (the doing of) good and turn away from (those who intentionally want to remain) ignorant.
Take the abundance, and bid to what is honourable, and turn away from the ignorant.
Forgive their shortcomings, advocate what is good and avoid useless discussions with the ignorant people.
Take to pardon, and order what is kind, and shun the ignorant;
You shall resort to pardoning, and advocate recognition, and turn away from the ignorant ones.
Do thou ever forebear, O Prophet! and enjoin kindness, and turn away from the ignorant.
Hold to forgiveness, and command what is kind, and shun the ignorant.
Take to clemency, and command benevolence, and veer away from the ignorant. .
Keep to forgiveness (O Muhammad), and enjoin kindness, and turn away from the ignorant.
Cultivate tolerance, enjoin justice, and avoid the fools.
MAKE due allowance for man's nature, and enjoin the doing of what is right; and leave alone all those who choose to remain ignorant.
Be gracious, enjoin what is right, and turn away from those who act ignorantly.
Take to pardoning, and order with what is good, and turn away from the ignorant ones.
You shall resort to pardon, advocate tolerance, and disregard the ignorant.
Take what is given freely, enjoin what is good, and turn away from the ignorant.
Take thou the surplus; and enjoin thou what is customary; and turn thou away from the ignorant.
(O Prophet) hold to pardon, and go ahead with your program of enjoining virtue and disregard the behavior of those who adamantly remain ignorant.
Show forgiveness (on your part); Instruct what is right; But turn away from those who are foolish.
(O Prophet,) take forgiveness (as your habit), enjoin virtue, and ignore the ignorant.
Take to pardoning, and order what is good, and turn away from the ignorant ones.