Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 50. ayet

Ahzâb suresi, 50. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَٰجَكَ ٱلَّٰتِىٓ ءَاتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّٰتِى هَاجَرْنَ مَعَكَ وَٱمْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ إِنْ أَرَادَ ٱلنَّبِىُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا خَالِصَةً لَّكَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِىٓ أَزْوَٰجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

yâ eyyühe-nnebiyyü innâ aḥlelnâ leke ezvâceke-llâtî âteyte ücûrahünne vemâ meleket yemînüke mimmâ efâe-llâhü `aleyke vebenâti `ammike vebenâti `ammetike vebenâti ḫâlike vebenâti ḫâletike-llâtî hâcerne me`ak. vemraetem mü'mineten iv vehebet nefsehâ linnebiyyi in erâde-nnebiyyü ey yestenkiḥahâ. ḫâliṣatel leke min dûni-lmü'minîn. ḳad `alimnâ mâ feraḍnâ `aleyhim fî ezvâcihim vemâ meleket eymânühüm likeylâ yekûne `aleyke ḥarac. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

Diyanet İşleri

Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 47–53 · surenin 50. ayeti / 73
  1. Ahzâb 47

    Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.

  2. Ahzâb 48

    Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

  3. Ahzâb 49

    Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.

  4. 50

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  5. Ahzâb 51

    Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

  6. Ahzâb 52

    Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

  7. Ahzâb 53

    Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber'i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah'ın Resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. Yüce Allah, Rasûlüne hem kendisine hem de mü’minlere ortak olarak helâl kıldıkları ile sadece kendisine has olmak üzere helâl kıldığı şeyleri, lütfunun bir tecellisi olarak ihsan ettiğini belirterek şöyle buyurmaktadır: “Ey Peygamber! Şüphesiz Biz sana mehirlerini verdiğin hanımlarını... helâl kıldık.” Yani mehirlerini kendilerine vermiş olduğun hanımların sana helâldir. Bu husus, kendisi ile diğer mü’minler arasında ortak bir husustur. Müminlere de aynı şekilde mehirlerini verdikleri hanımlar helâldir.

Aynı şekilde biz “Allah’ın sana ganimet verdikleri içinden sahip olduğun cariyeleri” de helâl kıldık. Yani ister cariye olsunlar, ister kocaları bulunan ya da bulunmayan hür kadınlar olsun, kâfirlerden ganimet olarak aldığın kadınları da helâl kılmışızdır. Bu da onunla diğer mü’minler arasında ortak bir husustur.

Yine onunla mü’minler arasında helâl kılınması bakımından ortak olan bir diğer husus da şu buyrukta dile getirilmektedir: “seninle beraber hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını ve teyze kızlarını” da helâl kıldık. Amca, hala, dayı ve teyze tabirleri bunların yakın olanlarını da uzak olanlarını da kapsamaktadır. Bu buyruk helâl kılınan hanımların sınırlarını tespit etmektedir. Bunun mefhumundan da şu anlaşılmaktadır: Bunların dışında kalan (daha) yakın akrabalarla -Nisa Suresi’nde de geçtiği gibi- evlenilmesi helâl değildir. Yani akrabalar arasından anılan bu dört akraba kadın dışındakilerle evlenmek, mubah değildir. Bunların dışında kalan gerek füru gerek usul akrabalar, anne-babanın -ne kadar aşağı gidilirse gidilsin- füruu ile bunların sulbünden gelen bunlardan yukarıdakilerin furuu ile evlenmek mubah değildir.

“seninle beraber hicret eden” kaydı, bu kimselerin Allah Rasûlüne helâl olmaları için anılmış bir kayıttır. Bu hususta âyet-i kerimenin tefsiri ile ilgili olarak ileri sürülen görüşlerden doğru olanı budur. Peygamber’in dışındakilere gelince böyle bir kaydın, nikahın sıhhati için bir şart olmadığı malumdur.

Aynı şekilde biz sana “kendini (mehirsiz) Peygambere bağışlayan ve Peygamberin de nikahlamak istediği mü’min kadınları” sırf kendisini bağışlaması ile helâl kıldık. Elbette ki bu, peygamberin isteğine bağlıdır. “diğer mü’minlere değil de yana yalnız sana has olmak üzere” yani kendisini bağışlayan mü’min kadın ile evlenmenin mubahlığı sana hastır. Müminlere gelince onların bir hanımın, sırf kendisini bağışlaması yoluyla onu nikahlarına almaları helâl olmaz.

“Biz mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeler hususunda neleri farz kıldığımızı pek iyi biliriz.” Biz, mü’minlerin görevlerinin ne olduğunu, onlara eşlerden ve cariyelerden nelerin helâl olup nelerin helâl olmadığını biliyoruz. Onlara bu hususları da bildirmiş, bunlar ile ilgili farz hükümleri de açıklamış bulunuyoruz. Bu âyet-i kerimede bulunup da onlara muhalif olan haller ise sadece ona has kılınmış bir özellik demektir. zira Yüce Allah’ın: “Ey Peygamber! Şüphesiz Biz sana... helâl kıldık” buyruğu, peygambere yönelik hitaptır. Diğer taraftan “diğer mü’minlere değil de yana yalnız sana has olmak üzere” buyruğu da bunu gerektirmektedir. Yani ey Peygamber, biz diğer mü’minlere mubah kılmadığımızı sana mubah kıldık. Senden başkası için tutmadığımız bu geniş çerçeveyi senin için genişlettik.

Bu hükümleri “sana sıkıntı olmasın diye” böyle hükmettik. Bu ise Allah’ın, Rasûlüne verdiği ileri derecedeki önemi göstermektedir.

“Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Her zaman mağfiret ve rahmet sıfatları ile muttasıftır. Hikmetinin gereği olarak ve indirilmelerine sebep teşkil eden hususların mevcut olması halinde mağfiret ve rahmetini, cömertlik ve ihsanını onlara indirir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Biz sana, kendilerine mehirlerini vermiş olduğun hanımlarını helal kıldık. Allah'ın sana, esirlerden ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri helal kıldık. Aynı şekilde sana; eğer nikâhlamak istersen seninle birlikte Mekke'den Medine'ye hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını nikâhlamayı da helal kıldık. Eğer evlenmek istersen mehirsiz bir şekilde kendisini sana hibe eden o Mümine kadın ile evlenmeyi de sana helal kıldık. Hibe nikâhı (Bir kadının kendisini hibe ederek evlenmesi) Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e özel bir hükümdür ve onun dışında hiç kimse için caiz değildir. Kuşkusuz biz, hanımlar hakkında Müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. Mümin erkeklerin aynı anda dört hür hanımdan fazlası ile evli olmaları caiz değildir. Mümin erkeklerin ellerinin altında bulunan ve kendilerinden istifade etmek istedikleri cariyelerin sayısını da sınırlı kılmadık. Sana bir meşakkat ve sıkıntı olmasın diye; senin dışındaki kimselere helal kılmadığımız bazı şeyleri sana helal kıldık. Allah tövbe eden kullarına karşı (günahları) çokça örtüp, bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.

Kelimeler

61 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلنَّبِىُّ n-nebiyyu nebi kök: نبا
  3. إِنَّآ inna şüphesiz biz
  4. أَحْلَلْنَا ehlelna helal kıldık kök: حلل
  5. لَكَ leke sana
  6. أَزْوَٰجَكَ ezvaceke eşlerini kök: زوج
  7. ٱلَّـٰتِىٓ l-lati
  8. ءَاتَيْتَ ateyte verdiğin kök: اتي
  9. أُجُورَهُنَّ ucurahunne ücretlerini (mehirlerini) kök: اجر
  10. وَمَا ve ma ve
  11. مَلَكَتْ meleket malik olduklarını kök: ملك
  12. يَمِينُكَ yeminuke elinde kök: يمن
  13. مِمَّآ mimma -nden
  14. أَفَآءَ efa'e ganimet verdiği- kök: فيا
  15. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  16. عَلَيْكَ aleyke sana
  17. وَبَنَاتِ ve benati ve kızlarını kök: بني
  18. عَمِّكَ ammike amcanın kök: عمم
  19. وَبَنَاتِ ve benati ve kızlarını kök: بني
  20. عَمَّـٰتِكَ ammatike halalarının kök: عمم
  21. وَبَنَاتِ ve benati ve kızlarını kök: بني
  22. خَالِكَ halike dayının kök: خول
  23. وَبَنَاتِ ve benati ve kızlarını kök: بني
  24. خَـٰلَـٰتِكَ halatike teyzelerinin kök: خول
  25. ٱلَّـٰتِى l-lati
  26. هَاجَرْنَ hacerne hicret eden kök: هجر
  27. مَعَكَ meake seninle beraber
  28. وَٱمْرَأَةًۭ vemraeten ve kadını kök: مرا
  29. مُّؤْمِنَةً mu'mineten inanmış kök: امن
  30. إِن in eğer
  31. وَهَبَتْ vehebet hibe ederse kök: وهب
  32. نَفْسَهَا nefseha kendisini kök: نفس
  33. لِلنَّبِىِّ linnebiyyi nebiye kök: نبا
  34. إِنْ in eğer
  35. أَرَادَ erade dilediyse kök: رود
  36. ٱلنَّبِىُّ n-nebiyyu nebiyi kök: نبا
  37. أَن en
  38. يَسْتَنكِحَهَا yestenkihaha kendisini nikahlamayı kök: نكح
  39. خَالِصَةًۭ halisaten mahsus olarak kök: خلص
  40. لَّكَ leke sana
  41. مِن min
  42. دُونِ duni dışında kök: دون
  43. ٱلْمُؤْمِنِينَ ۗ l-mu'minine mü'minlerin kök: امن
  44. قَدْ kad elbette
  45. عَلِمْنَا alimna biz biliyoruz kök: علم
  46. مَا ma şeyi
  47. فَرَضْنَا feradna gerekli kıldığımız kök: فرض
  48. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  49. فِىٓ fi hakkında
  50. أَزْوَٰجِهِمْ ezvacihim eşleri kök: زوج
  51. وَمَا ve ma ve
  52. مَلَكَتْ meleket malik oldukları kök: ملك
  53. أَيْمَـٰنُهُمْ eymanuhum ellerinin kök: يمن
  54. لِكَيْلَا likeyla için
  55. يَكُونَ yekune olmaması kök: كون
  56. عَلَيْكَ aleyke sana
  57. حَرَجٌۭ ۗ haracun bir zorluk kök: حرج
  58. وَكَانَ ve kane ve kök: كون
  59. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  60. غَفُورًۭا gafuran çok bağışlayan kök: غفر
  61. رَّحِيمًۭا rahimen çok esirgeyendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عمم (5 geçiş) · Aynı kök: خول (8 geçiş) · Aynı kök: حرج (15 geçiş)

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…

  • Aynı kök: عمم (5 geçiş) · Aynı kök: خول (8 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş)

    Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları,…

  • Aynı kök: فرض (18 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların…

  • Aynı kök: نكح (23 geçiş) · Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş)

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların…

  • Aynı kök: نكح (23 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)

    Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun…

  • Aynı kök: فرض (18 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah, sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve…

  • Aynı kök: نكح (23 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanları, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle birlikte hicret eden kızlarını sana helal kıldık. dipnot 1 (Bir de) kendisini (mehirsiz bir şekilde) Peygamber'e hibe eden, Peygamber'in de nikâhlamak istediği mümin bir hanımı diğer müminlere değil, sadece sana özel dipnot 2 olmak üzere (helal kıldık). Elbette biz sana bir zorluk olmasın diye eşleri ve ellerinin altında bulunanlar hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle ümmete helal olan evliliklerin Hz. Muhammed için hicret şartına bağlı kılındığını, yani onun evliliklerinin keyfe göre değil, daha zor şartlara bağlandığı mesajını içermektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ve İsrâ 17:79. gibi ayetler Hz. Muhammed'e inen her vahyin Kur'an'da yer aldığının delilidir. Zira, sadece ona özel olarak inen bir hükmün Kur'an'da bulunuyor olması bunun en önemli göstergesidir.

Mustafa İslamoğlu

Sen ey Peygamber! Biz sana mehir bedellerini verdiğin eşlerini; savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunan kimseleri; seninle birlikte göç etmiş bulunan amca ve hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını; ve kendilerini Peygamber'e (mehir bedeli istemeksizin) sunan ve peygamberin de kendilerini nikahlamayı kabul ettiği mü'min kadınları -ki bu yalnızca sana hastır, diğer mü'minler için değildir- helal kıldık. Doğrusu onlara eşleri ve sağ elleri altında bulunanlar konusundaki talimatlarımızı bilmekteyiz; ne ki bununla amaçlanan, senin zor durumda kalmamandır: zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Muhammed Esed

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helal kıldık. Ve seninle birlikte (Yesrib'e) göç etmiş olan amcalarının ve halalarının kızlarını, dayılarının ve teyzelerinin kızlarını; ve kendilerini Peygamber'e özgür iradeleriyle teklif eden, Peygamber'in de almak istediği mümin kadınları (da sana helal kıldık): (bu sonuncusu) yalnız sana özgü bir imtiyazdır, öteki müminler için değil, (zaten) onlara eşleri ve sağ ellerinin altında bulunanlar konusunda yapmaları gerekeni bildirdik. (Ve) artık sen (gereksiz) bir endişeye kapılmamalısın, şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

Ahmed Hulusi

Ey Nebi! Muhakkak ki biz sana mehrlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduklarını (cariyeleri) ve seninle beraber hicret eden; amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını; bir de eğer kendini O Nebi'ye hibe etmiş, O Nebi de onunla evlenmeyi dilemiş ise, iman etmiş bir kadını, diğer iman etmişler dışında sana özel olarak helal kıldık. . . Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz ettiğimizi mutlaka biliyoruz. . . Sana, bir vebal düşüncesi olmasın diye (bu hükümleri açıkladık). . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

Ali Bulaç

Ey Peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Ali Özek ve heyeti

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.

Ali Rıza Safa

Ey peygamber! Geçimlerini sağladığın eşlerini ve Allah'ın sana armağan olarak verdiklerinden yanında sana bağlı olanları ve seninle birlikte göç eden; amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları, kendi istenciyle kendisini peygambere öneren ve peygamberin de almak istediği inanan kadınları sana helal yaptık. Yalnızca sana özgü olarak böyledir; diğer inananlara değil. Sana bir zorluk olmaması için, eşleri ve yanlarında kendilerine bağlı olanlar konusunda ne yapmaları gerektiğini de onlara bildirdik. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helal kıldık. Seninle beraber hicret eden amcanın, halanın, dayının ve teyzenin kızlarını da helal kıldık. Eğer Peygamber kendisiyle evlenmek isterse, kendisini mehirsiz olarak peygambere bağışlayan herhangi bir mümin kadını da inananlara değil de sadece sana helal kıldık. Sana bir sıkıntı olmaması için, biz, eşleri ve cariyeleri hakkında onlara neyi farz kıldığımızı kesinlikle biliyoruz. Allah çok bağışlayıcıdır;çok merhametlidir.

Edip Yüksel

Ey peygamber, mehirlerini vermiş bulunduğun eşlerini ve ALLAH'ın sana bağışladığı sözleşmenle üzerlerinde hak sahibi olduğun, seninle birlikte göç eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kılmışızdır. Ayrıca, peygamber dilerse, kendisini iman edenlere değil sadece peygambere mehirsiz olarak hibe eden birisiyle nikahlanabilir. Biz, eşleri ve sözleşmelileri hakkında üzerlerine yüklediğimiz sorumlulukları bildirmiştik ki güç bir duruma düşmeyesin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ey peygamber, mehirlerini vermiş bulunduğun eşlerini ve ALLAH'ın sana bağışladığı elinin altındakileri, seninle birlikte göç eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kılmışısızdır. Ayrıca, peygamber dilerse, kendisini inananlara değil sadece peygambere mehirsiz olarak hibe eden birisiyle nikahlanabilir. Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunanlar hakkında üzerlerine yüklediğimiz sorumlulukları bildirmiştik ki güç bir duruma düşmeyesin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey peygamber, Biz, özellikle sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulunduğun cariyeyi, amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları; bir de inanan bir kadın eğer kendisini peygambere bağışlar da, peygamber de onunla evlenmek isterse onu, sadece sana, diğer mü'minlere değil. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar, sana bir darlık olmaması içindir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o Peygamber! Biz bilhassa sana şunları halal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun zevcelerini ve Allahın sana ganimet kıldıklarından milki yeminin olan cariyeyi ve ammin kızlarından, dayın kızlarından, teyzen kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mü'mine bir kadın kendini Peygambere hibe ederse Peygamber nikah etmek istediği takdirde onu, sade sana, sair mü'minlere değil, onlara zevceleri ve milki yeminleri hakkında ne farz kıldığımız ma'lumunuz, bunlar sana hiç bir darlık olmamak içindir, Allah gafur rahim bulunuyor.

Erhan Aktaş

Ey Nebi! Biz, ecirlerini dipnot 1 verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın fey dipnot 2 olarak sana verdiği antlaşma yolu ile hak sahibi olduklarını, dipnot 3 sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halalarının kızları, dayının kızları, teyzelerinin kızları ve kendisini Nebi'ye hibe dipnot 4 edip de Nebi'nin de evlenmeyi uygun gördüğü Mü'min kadını -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara dipnot 5 zevceleri ve antlaşma yolu ile hak sahibi oldukları konusunda neyi farz dipnot 6 kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. dipnot 7 Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mehirlerini.
  2. metne dön, dipnot 2
    Savaşmadan elde edilen şeyler.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bkz. 23:6. ayetin dipnotu.
  4. metne dön, dipnot 4
    Kendisini Nebi'nin yoluna adayan, onun için her şeyinden vaz geçen. Kendisini Nebi'ye bağışlayan.
  5. metne dön, dipnot 5
    Senin dışındaki Mü'minlere.
  6. metne dön, dipnot 6
    Zorunlu yükümlülük.
  7. metne dön, dipnot 7
    Ayetin içeriği dikkate alındığında evlilik konusunda Nebi'ye bir ayrıcalıktan değil, bir kısıtlamadan söz edilebilir (33:52). Zira Mü'minler için öngörülmeyen kısıtlama Nebi'ye yapılmıştır. Ayrıca dikkat edilirse bütün amcalar ve dayılar değil, sadece "hicret eden" amca kızları ile dayı kızlarından söz edilmekte, halalar ve teyzelerin tamamından söz edilirken amca ve dayı tekil olarak anılmaktadır. Dayıların ve amcaların tamamının anılmaması, konunun özel bir bağlama sahip olduğunu bunun da hicret sonrası ile ilgili olduğu ve bu evlilik müsaadesinin içinde bulunulan durumla bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey Nebi! Biz, ecirlerini dipnot 1 verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın fey dipnot 2 olarak sana verdiği antlaşma yolu ile hak sahibi olduklarını dipnot 3 , sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halalarının kızları, dayının kızları, teyzelerinin kızları ve kendisini Nebiye hibe dipnot 4 edip de nebinin de evlenmeyi uygun gördüğü mü'min kadını -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara dipnot 5 zevceleri ve antlaşma yolu ile hak sahibi oldukları dipnot 3 konusunda neyi farz dipnot 6 kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mehirlerini.
  2. metne dön, dipnot 2
    Savaşmadan elde edilen şeyler.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yeminle hak sahibi olduğunuz. Sağ elinizin sahip olduğu. Eyman sağ el ve yeminler (sözleşmeler) anlamına gelen bir sözcüktür. Bu deyim, "antlaşma yoluyla sahip olunan" demektir. El, aynı zamanda deyim olarak "güç" demektir; güç yolu ile "üzerinde yetkili olma hakkına" sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir deyimle "nikahsız her birliktelik" zinadır. Toplumsal gerçekliğin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını ortadan kaldırarak kesinlikle yasaklamıştır. Verili durumun tasfiye edilmesi süreci olan uygulamaları ileri sürerek, İslam'da cariyeliğin ve köleliğin olduğunu söylemek, İslam'a iftira atmaktır.
  4. metne dön, dipnot 4
    Kendisini Nebi'nin yoluna adayan, onun için her şeyinden vaz geçen. Kendisini Nebi'ye bağışlayan.
  5. metne dön, dipnot 5
    Senin dışındaki mü'minlere.
  6. metne dön, dipnot 6
    Zorunlu yükümlülük.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey Nebi! Biz, ecirlerini dipnot 1 verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın ganimet olarak sana verdiği sağ elinin sahip olduklarını dipnot 2 , sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları ve kendisini Nebiye hibe dipnot 3 edip de nebinin de nikahlamayı uygun gördüğü mü'min kadınları -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara dipnot 4 zevceleri ve ellerinin sahip oldukları dipnot 2 konusunda neyi farz kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mehirlerini.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Sağ ellerinizin sahip olduğu" deyimi, "güç yolu ile üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olduğunuz" anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla; antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikah yapılarak birlikte olunabileceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikah yapılmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Kendisini Nebi'nin yoluna adayan, onun için her şeyinden vaz geçen. Kendisini Nebi'ye bağışlayan. Mehir talebinde bulunmayan.
  4. metne dön, dipnot 4
    Senin dışındaki mü'minlere.

Gültekin Onan

Ey Peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Tanrı'nın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği inançlı (kadın)ı da, inançlı (erkek)ler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere, (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeler) konusunda onlar (müminler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasın. Tanrı çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Hasan Basri Çantay

Ey peygamber, mehirlerini verdiğin zevceleri ve Allahın sana ganiymet (olarak nasıyb) etdiklerinden sağ elinin malik olduğu kadınları, seninle beraber (Medineye) hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, bir de eğer mü'min bir kadın kendisini peygambere bağışlayıb da eğer peygamber de nikahla almak isterse onu — (Fakat bu sonuncusunu) diğer mü'minlere değil, yalınız sana haas olmak üzere — senin için halal kıldık. Öbür (mü'min) lerin zevceleri ve sağ ellerinin malik oldukları (cariyeleri) hakkında uhdelerine ne farz etmiş olduğumuzu bildirdik. (Bağış suretiyle izdivacın sana tahsıysi) senin için hiçbir darlık olmaması içindir. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.

İbni Kesir

Ey peygamber; Biz, mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve bir de eğer mü'min bir kadın kendisini peygambere hibe eder de peygamber de onunla evlenmeyi isterse onuki bu, mü'minlerden ayrı olarak sadece sana has olmak üzeresenin için helal kıldık. Sana bir zorluk olmasın diye mü'minlerin eşleri ve sağ ellerinin malik oldukları hakkında ne hükmettiğimizi bildirdik. Ve Allah; Gafur, Rahim olandır.

Mehmet Alagaş

(49-52) Ey İman edenler, kadınları nikahladığınızda, sonra da onlardan herhangi bir temasınız olmadan önce boşandığınızda, sizlere iddet süresi beklemek sorumluluğu yoktur , onların geçimliklerini verin, güzel bir salıverme ile onları salın. Ey Nebi; sana ücretlerini / mehirlerini verdiğin zevcelerini helal ettik, elinin altında ki Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerini de (cariye) sana helal kıldık , amcalarının kızlarını, halalarının kızlarını, dayılarının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, -ki senle beraber hicret ettiler- helal ettik, ayrıca kendini Allah Resulüne hibe etmiş mümin kadınları da sana helal ettik, eğer ki Nebi de nikahına almak isterse, o kadının, müminlerin dışında sadece sana has olması gerekir, (Resul hanımları ile başkaları evlenemez.) kesinlikle biz de onların zevcelerinin ve elleri altında kimlerin onlarda olduğunu biliyoruz, bu, sana bir darlık olmasın diyedir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. İstediğini geri bırakır, istediğini edinirsin, azlettiğin eşini tekrar almakta sana bir vebal yoktur , onların göz aydınlığı ve hüzünlenmemeleri, verdiğin şeylere razı gelmeleri için böylesi daha uygundur. (Savaş esirlerinden cariye olmadan direk nikahladığı iki eşi; Safiye ve Cüveyriye) Allah kalplerinizde olanı bilir , Allah bilendir, uysal davranandır. Bundan sonrasında kadınlar sana helal değildir , eşlerinden değişikliğe gitmen de güzellikleri hoşuna dahi gitse sana helal değildir. Sadece mevcut elinde olanlar sana helaldir, (artık senin için evlenme boşanma konuları bitmiştir) Allah her şeyi gözetleyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri; amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Peygamber'e hibe eden Mümine kadını, diğer Müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında Müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları gerektiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Süleyman Ateş

Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini; Allah'ın sana ganimet olarak verdiğ(i savaş esir)lerinden elinin altında bulunan (cariye)leri; amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kaldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariye)leri hakkında mü'minlere yapmalarını gerekli kıldığımız şeyi bil(dir)dik. (Onların bu hususta ne yapması lazım geldiğini de daha önce açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı

Ey Nebi! Mehirlerini verdiğin eşlerini dipnot 1 ; Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hakimiyetin altında olanı dipnot 2 ; seninle beraber hicret etmiş olmaları şartıyla amca kızlarını, halalarının kızlarını, dayı kızlarını, teyzelerinin kızlarını dipnot 3 ve bir de -nikahlamak istersen dipnot 4 - kendini sana hibe eden kadını, -diğer müminlere değil- sadece sana has olmak üzere helal kıldık. Müminlerin eşleri ve hakimiyetleri altındaki esirlerle ilgili hangi hükümleri koyduğumuzu elbette biliyoruz dipnot 5 . Bütün bunlar sana bir sıkıntı olmasın diyedir. Çünkü Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifadeye göre Nebimiz, eşlerinin mehirini evlenmeden önce vermek zorundadır. Halbuki diğer müminler karşılıklı anlaşmaya bağlı olarak daha sonra da verebilir (Bakara 2/236, 237).
  2. metne dön, dipnot 2
    Hür olsun, esir olsun hiçbir kadınla nikahsız ilişki kurmak helal değildir. Savaş esiri kadınlarla /cariyelerle nikahsız ilişkiyi helal görenler, Nebimizin Mariye ile olan birlikteliğini de delil gösterirler. Halbuki Mısır mukavkısı tarafından Nebimize gönderilen Mariye, bu ayete göre "fey" statüsündedir. (Fey, savaşmadan elde edilen şeylere; ganimet ise savaş sonucu elde edilenlere denir. Bkz. Enfal 8/41, Haşr 59/7. Savaş esirleri ganimete dahildir.) Hür bir kadınla evlenmeye gücü yeten müminlerin savaş veya fey yoluyla hakimiyet altına alınan kadınlarla evlenmesi haramdır (Nisa 4/25). Bu ayette, Resulullah'a diğer müminlerden farklı olarak, nikahlı hür eşlerine ilaveten fey yoluyla hakimiyet altına aldığı kadını da hürriyetine kavuşturmadan nikahlayabileceği bildirilmiştir. Ayetteki atfın "ev (أو)" ile değil de "vav (و)" ile yapılmış olması da bunu göstermektedir. Yani ayette "ikisinden biri" anlamına gelen "ev" bağlacı kullanılarak "Mehirlerini verdiğin eşlerini VEYA Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hakimiyetin altında olanı" denilmemiş, "hem o hem bu" anlamına gelen ve birlikteliği ifade eden "vav" atıf harfi kullanılarak "Mehirlerini verdiğin eşlerini VE Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hakimiyetin altında olanı" denilmiştir. Bir kadın ister savaş ister fey yoluyla hakimiyet altına alınmış olsun, kendi rızası ile nikahlanmadığı sürece onunla ilişki haramdır (Nisa 4/3 ve 25, Nur 24/32-33). Bu yüzden Nebimizin de Mariye ile ancak nikah yoluyla birliktelik kurduğu anlaşılmaktadır. (Ayrıntı için bkz. Ali Rıza Demircan, Kur'an ve Sünnet Işığında Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri)
  3. metne dön, dipnot 3
    Diğer müminlerin; amca, hala, dayı ve teyze kızlarıyla evlenmeleri için birlikte hicret etmiş olmaları şartı yoktur. Evlilik yasakları Nisa 4/23-24 ayetlerinde belirtilmiştir.
  4. metne dön, dipnot 4
    Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
  5. metne dön, dipnot 5

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey Nebi! (Şu sayılanları) özel olarak sana helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerini dipnot 1 , Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hakimiyetin altında olanı dipnot 2 , seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını dipnot 3 ve eğer nikahlamak istersen kendini sana dipnot 4 hibe eden kadını dipnot 5 , diğer müminlere değil, sadece sana helal kıldık. Müminlerin eşleri ve yönetimleri altındaki esirlerle ilgili hangi hükümleri koyduğumuzu elbette biliyoruz. Bütün bunlar sana bir sıkıntı olmasın diyedir. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    TTevrat ve incil, bir sınırlama yapmadan çok eşliliği kabul ettiği gibi Cahiliye dönemi Arapları da kabul ederlerdi. Evliliği dört kadınla sınırlayan Nisa 3. ayet indiğinde Nebimiz'in dokuz eşi vardı. Bu ayet, eşlerini tutmasına iznini sadece ona verince dörtten fazla eşi olanlardan, eş sayısını dörde indirmeleri istendi. On eşi olan Gaylan b. SeIeme onlardandı. (Tirmizi, Nikah, 33, hadis no:1047)
  2. metne dön, dipnot 2
    Fey, savaşmadan elde edilen, ganimet ise savaş sonucu elde edilene şeylere denir. Fey ile ilgili ayet şudur: "Allah'ın, o kentlerin halkından alıp Elçisine fey olarak verdiği şeyler; Allah için, elçisi ve yakınları için, yetimler, çaresizler ve yolda kalmışlar içindir. Böylece onlar, içinizden zenginler arasında dolaşan bir servet haline gelmez." (Haşr 59/7) Ganimetlerle ilgili ayet de şudur: "Eğer Allah'a ve inanıp güveniyor, doğru ile yanlışın ayrıldığı o gün, yani o iki ordunun çarpıştığı gün, kulumuza indirdiğimize de inanıyorsanız, bilin ki aldığınız her ganimetin beşte biri Allah'ın, elçisinin, elçinin en yakınlarının, yetimlerin, çaresizlerin ve yolcunundur. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır." (Enfal 8/41) Ganimetin 4/5'i savaşçılara verilir ama feyde savaşçıların payı yoktur. Bu. ayet, Bizans'ın Mısır genel valisi.Mukavkıs tarafından Nebimize hediye edilen Mariye'nin ona helal olduğunu bildirmektedir. Bu hüküm ona özeldir, diğer müminlerin böyle bir hakkı yoktur. Savaş sonucu elde edilen esir kadınlarla nikahsız birliktelik mümkün değildir (Nur 24/32-33). Esirler ya fidye karşılığı veya karşılıksız serbest bırakılırlar (Muhammed 47/4) Gelenekte fey'e ganimet anlamı verilerek bir çarpıtma yapılmış ve bu ayet, cariyelerin cinselliğinden yararlanma suçuna alet edilmiştir. Bu, ne büyük bir iftiradır!
  3. metne dön, dipnot 3
    [3* Müminlerin; amca, hala, dayı ve teyze kızlarıyla evlenmeleri için birlikte hicret şartı yoktur.]
  4. metne dön, dipnot 4
    Bu ayette iltifat vardır, Meal, bu sanat yok sayılarak verilmiştir. Ayrıntı için bkz. 8. ayetin dipnotu.
  5. metne dön, dipnot 5
    Mehir almadan evlenmek isteyen kadın da sadece Nebimize helaldir. Bir mümin erkek, bir kadınla mehirsiz evlense evlilik geçerli olur ama ona denk bir kadının mehri kadar mehir vermesi gerekir. Böyle bir eşi, ilişkiye girmeden boşayan da ona mal vermek zorundadır (Bkz. Bakara 236).

Şaban Britch

Ey peygamber! Mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini nikahına almak istediği mümine kadını sana helâl kıldık. Bu diğer müminlere değil, sadece sana mahsustur. Biz eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere ne farz kıldığımızı biliyoruz. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Şaban Piriş

-Ey peygamber, mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de mü'min bir kadın kendisini peygambere hibe ederse, peygamber de onu nikahlamak isterse, bunu diğer müminlere değil sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara, eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Sana bir sıkıntı vermemesi için böyle yaptık. Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you the Prophet: We have ratified and confirmed by sanction and solemn enactment your wives whom you have dowered as well as those on hand -the prisoners of war- whom Allah has made assignable to you. Also lawful to you are the daughters of your paternal uncles and aunts and the daughters of your maternal uncles and aunts who emigrated with you in addition to any woman of the same law who dedicates herself to the Prophet and the Prophet wishes to be bound to her in wedlock. This is a privilege that is granted to you exclusively and not to the Muslims at large. We know what We have promulgated and legislated for them concerning their wives and those on hand so that you do not feel that you stand at the mark of criticism and Allah has always been Ghafurun and Rahimun.

Abdul Haleem

Prophet, We have made lawful for you the wives whose bride gift you have paid, and any slaves God has assigned to you through war, and the daughters of your uncles and aunts on your father’s and mother’s sides, who migrated with you. Also any believing woman who has offered herself to the Prophet and whom the Prophet wishes to wed- this is only for you [Prophet] and not the rest of the believers: We know exactly what We have made obligatory for them concerning their wives and slave-girls- so you should not be blamed: God is most forgiving, most merciful.

Abdullah Yusuf Ali

O Prophet! We have made lawful to thee thy wives to whom thou hast paid their dowers; and those whom thy right hand possesses out of the prisoners of war whom Allah has assigned to thee; and daughters of thy paternal uncles and aunts, and daughters of thy maternal uncles and aunts, who migrated (from Makka) with thee; and any believing woman who dedicates her soul to the Prophet if the Prophet wishes to wed her;- this only for thee, and not for the Believers (at large); We know what We have appointed for them as to their wives and the captives whom their right hands possess;- in order that there should be no difficulty for thee. And Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

O Prophet, We have made lawful for you your wives whose bridal dues you have paid, dipnot 1 and the slave-girls you possess from among the prisoners of war, and the daughters of your paternal uncles and paternal aunts, and the daughters of your maternal uncles and maternal aunts who have migrated with you, and a believing woman who gives herself to the Prophet and whom he wants to take in marriage. dipnot 2 (O Prophet), this privilege is yours alone to the exclusion of other believers. dipnot 3 We know well what restrictions We have imposed upon them as regards their wives and those whom their right hands possess, (and have exempted you from those restrictions) that there may be no constraint upon you. dipnot 4 Allah is Most Forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This, in fact, is an answer to the objection of the people who said that Muhammad (peace be upon him) forbade others to keep more than four wives at a time but had himself taken a fifth wife. This objection was raised because at the time the Prophet (peace be upon him) married Zainab, he already had four wives with him:
  2. metne dön, dipnot 2
    (1) Saudah, whom he had married in the 3rd year before the Hijrah,
  3. metne dön, dipnot 3
    (2) Aishah, whom he married in the 3rd year before the Hijrah but who came to live with him in Shawwal, A.H. 1,
  4. metne dön, dipnot 4
    (3) Hafsah, whom he married in Shaban, A.H. 3, and,

Aisha Bewley

O Prophet! We have made halal for you: your wives to whom you have given dowries and any slavegirls you own from the booty Allah has allotted you and the daughters of your paternal uncles and the daughters of your paternal aunts and the daughters of your maternal uncles and the daughters of your maternal aunts who have made hijra with you and any mumin woman who gives herself to the Prophet if the Prophet desires to marry her: exclusively for you as opposed to the rest of the muminun – We know very well what We have prescribed for them regarding their wives and any slavegirls they possess – in order that there be no restriction on you. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

O Prophet (Muhammad صلى الله عليه وسلم)! Verily, We have made lawful to you your wives, to whom you have paid their Mahr (bridal-money given by the husband to his wife at the time of marriage), and those (slaves) whom your right hand possesses - whom Allâh has given to you, and the daughters of your ‘Amm (paternal uncles) and the daughters of your ‘Ammât (paternal aunts) and the daughters of your Khâl (maternal uncles) and the daughters of your Khâlât(maternal aunts) who migrated (from Makkah) with you, and a believing woman if she offers herself to the Prophet, and the Prophet wishes to marry her - a privilege for you only, not for the (rest of) the believers. Indeed We know what We have enjoined upon them about their wives and those (slaves) whom their right hands possess, in order that there should be no difficulty on you. And Allâh is Ever Oft-Forgiving, Most Merciful.

Ali Quli Qarai

O Prophet! Indeed We have made lawful to you your wives whom you have given their dowries, and those whom your right hand owns, of those whom Allah gave you as spoils of war, and the daughters of your paternal uncle, and the daughters of your paternal aunts, and the daughters of your maternal uncle, and the daughters of your maternal aunts who migrated with you, and a faithful woman if she offers herself to the Prophet and the Prophet desires to take her in marriage, (a privilege exclusively for you, not for [the rest of] the faithful; We know what We have made lawful for them with respect to their wives and those whom their right hands own so that there may be no blame on you,) and Allah is all-forgiving, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

Prophet! We have made lawful to you, your wives whom you have paid their dowers and (similarly) those (wives) whom your right hand owns (after granting them freedom in lieu of their dower in marriage) from among those whom Allâh has given you as gains of war. (And also lawful for the marriage were) the daughters of your paternal uncles and of your paternal aunts, and the daughters of your maternal uncles and of your maternal aunts as have emigrated with you. And (also has been made lawful to the Prophet) any other believing woman who offers herself to the Prophet (for marriage without claiming dower), provided the Prophet (too) desires to wed her. (This is a special permission of marrying more than four wives at a time) only for you to the exclusion of (other) believers in order that there may be no difficulty for you (in explaining the law to the believers). We know what We have enjoined on them (in the Qur'ân) regarding their wives (from among the free women) and also about (their marrying of) those whom their right hands own, in order that there may be no difficulty for you (in explaining the law to them). And Allâh is Great Protector, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

O Prophet, We have made lawful for thee thy wives whom thou hast given their wages and what thy right hand owns, spoils of war that God has given thee, and the daughters of thy uncles paternal and aunts paternal, thy uncles maternal and aunts maternal, who have emigrated with thee, and any woman believer, if she give herself to the Prophet and if the Prophet desire to take her in marriage, for thee exclusively, apart from the believers -- We know what We have imposed upon them touching their wives and what their right hands own -- that there may be no fault in thee; God is All-forgiving, All-compassionate.

Bijan Moeinian

O’ Prophet, I have relaxed the laws concerning the marriage for you and only you [so that, as the Head of the State of those days, he may have the flexibility of using the marriage ties for social/ political or other considerations. ] You may therefore keep your already married wives and marry the following women: Those whom God has given you as a slave [captured in different wars or being offered by other Head of the States], the daughters of your paternal and maternal uncles and aunts, who have migrated with you, and the believing woman who asks the Prophet to marry her without the dowry, (if the Prophet has a mutual interest in her.) The restriction on the marriage for the Muslim men are already explained in detail and these exceptions [made for the Prophet] is to save you any embarrassment [due to the political nature of the Head of the State position in the future.] God is thus the Most Forgiving, the Most Merciful.

E. Henry Palmer

O thou prophet! verily, we make lawful for thee thy wives to whom thou hast given their hire, and what thy right hand possesses out of the booty that God has granted thee, and the daughters of thy paternal uncle and the daughters of thy paternal aunts, and the daughters of thy maternal uncle and the daughters of thy maternal aunts, provided they have fled with thee, and any believing woman if she give herself to the prophet, if the prophet desire to marry her;- a special privilege this for thee, above the other believers. We knew what we ordained for them concerning their wives and what their right hands possess, that there should be no hindrance to thee, and God is forgiving, merciful.

Edip-Layth

O prophet, We have made lawful for you the wives to whom you have already given their dowry, and the one who is committed to you by oath, as granted to you by God, and the daughters of your father's brothers, and the daughters of your father's sisters, and the daughters of your mother's brothers, and the daughters of your mother's sisters, of whom they have emigrated with you. Also, the acknowledging woman who had decreed herself to the prophet, the prophet may marry her if he wishes, as a privilege given only to you and not to those who acknowledge. We have already decreed their rights in regard to their spouses and those who are still dependants. This is to spare you any hardship. God is Forgiver, Compassionate.

George Sale

O prophet, We have allowed thee thy wives unto whom thou hast given their dower, and also the slaves which thy right hand possesseth, of the booty which God hath granted thee; and the daughters of thy uncle, and the daughters of thy aunts, both on thy father's side, and on thy mother's side, who have fled with thee from Mecca, and any other believing woman, if she give herself unto the prophet; in case the prophet desireth to take her to wife. This is a peculiar privilege granted unto thee, above the rest of the true believers. We know what we have ordained them concerning their wives, and the slaves whom their right hands possess: Lest it should be deemed a crime in thee to make use of the privilege granted thee; for God is gracious and merciful.

Hamid S. Aziz

O you who believe! When you marry the believing women, and then divorce them before you touch them, then you have in their case no term (of waiting) to reckon; so make some provision for them and send them forth in a goodly manner.

Mahmoud Ghali

O you paternal Prophet, surely We have made lawful for you your spouses to whom you have brought their rewards, and what your right hand possesses of what Allah has conceded you (as war prisoners), and the daughters of your paternal uncle, and the daughters of your paternal aunts, and the daughters of your maternal uncle, and the daughters of your maternal aunts maternal who have emigrated with you, and (any) believing woman (Literally: wife) in case she bestows herself to the Prophet, in case the Prophet is willing to marry her. (Or: marry her anyone) (This is) for you exclusively, apart from the believers. We already know what We have ordained upon them concerning their spouses and what their hands possess, so that there may be no restriction on you. And Allah has been Ever-Forgiving, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

O Prophet! Lo! We have made lawful unto thee thy wives unto whom thou hast paid their dowries, and those whom thy right hand possesseth of those whom Allah hath given thee as spoils of war, and the daughters of thine uncle on the father's side and the daughters of thine aunts on the father's side, and the daughters of thine uncle on the mother's side and the daughters of thine aunts on the mother's side who emigrated with thee, and a believing woman if she give herself unto the Prophet and the Prophet desire to ask her in marriage - a privilege for thee only, not for the (rest of) believers - We are Aware of that which We enjoined upon them concerning their wives and those whom their right hands possess - that thou mayst be free from blame, for Allah is ever Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

We have made lawful for you, O Prophet, wives to whom you have given their dower, and God-given maids and captives you have married, and the daughters of your father's brothers and daughters of your father's sisters, and daughters of your mother's brothers and sisters, who migrated with you; and a believing woman who offers herself to the Prophet if the Prophet desires to marry her. This is a privilege only for you and not the other believers. We know what We have ordained for them about their wives and maids they possess, so that you may be free of blame, for God is forgiving and kind.

Muhammad Asad

O PROPHET! Behold, We have made lawful to thee thy wives unto whom thou hast paid their dowers, as well as those whom thy right hand has come to possess from among the captives of war whom God has bestowed upon thee. And [We have made lawful to thee] the daughters of thy paternal uncles and aunts, and the daughters of thy maternal uncles and aunts, who have migrated with thee [to Yathrib]; and any believing woman who offers herself freely to the Prophet and whom the Prophet might be willing to wed: [this latter being but] a privilege for thee, and not for other believers - [seeing that] We have already made known what We have enjoined upon them with regard to their wives and those whom their right hands may possess. [And] in order that thou be not burdened with [undue] anxiety - for God is indeed much-forgiving, a dispenser of grace –

Mustafa Khattab

O Prophet! We have made lawful for you your wives to whom you have paid their ˹full˺ dowries as well as those ˹bondwomen˺ in your possession, whom Allah has granted you.[1] And ˹you are allowed to marry˺ the daughters of your paternal uncles and aunts, and the daughters of your maternal uncles and aunts, who have emigrated like you. Also ˹allowed for marriage is˺ a believing woman who offers herself to the Prophet ˹without dowry˺ if he is interested in marrying her—˹this is˺ exclusively for you, not for the rest of the believers.[2] We know well what ˹rulings˺ We have ordained for the believers in relation to their wives and those ˹bondwomen˺ in their possession. As such, there would be no blame on you. And Allah is All-Forgiving, Most Merciful.

Progressive Muslims

O prophet, We have made lawful for you the wives to whom you have already given their dowry, and the one who is committed to you by oath, as granted to you by God, and the daughters of your father's brothers, and the daughters of your father's sisters, and the daughters of your mother's brothers, and the daughters of your mother's sisters, of whom they have emigrated with you. Also, the believing woman who had decreed herself to the prophet, the prophet may marry her if he wishes, as a privilege given only to you and not to the believers. We have already decreed their rights in regard to their spouses and those who are still dependant. This is to spare you any hardship. God is Forgiver, Merciful.

Rashad Khalifa

O prophet, we made lawful for you your wives to whom you have paid their due dowry, or what you already have, as granted to you by GOD. Also lawful for you in marriage are the daughters of your father's brothers, the daughters of your father's sisters, the daughters of your mother's brothers, the daughters of your mother's sisters, who have emigrated with you. Also, if a believing woman gave herself to the prophet - by forfeiting the dowry - the prophet may marry her without a dowry, if he so wishes. However, her forfeiting of the dowry applies only to the prophet, and not to the other believers. We have already decreed their rights in regard to their spouses or what they already have. This is to spare you any embarrassment. GOD is Forgiver, Most Merciful.

Sahih International

O Prophet, indeed We have made lawful to you your wives to whom you have given their due compensation and those your right hand possesses from what Allah has returned to you [of captives] and the daughters of your paternal uncles and the daughters of your paternal aunts and the daughters of your maternal uncles and the daughters of your maternal aunts who emigrated with you and a believing woman if she gives herself to the Prophet [and] if the Prophet wishes to marry her, [this is] only for you, excluding the [other] believers. We certainly know what We have made obligatory upon them concerning their wives and those their right hands possess, [but this is for you] in order that there will be upon you no discomfort. And ever is Allah Forgiving and Merciful.

Sam Gerrans

O Prophet: We have made lawful to thee thy wives to whom thou hast given their rewards, and those whom thy right hand possesses of what God has bestowed upon thee, and the daughters of thy paternal uncles, and the daughters of thy paternal aunts, and the daughters of thy maternal uncles, and the daughters of thy maternal aunts — who emigrated with thee and is a believing woman — if she give herself to the Prophet (if the Prophet desire to marry her) exclusively for thee and not the believers, (We know what We enjoined upon them concerning their wives and those whom their right hands possess) that there be upon thee no blame; and God is forgiving and merciful.

Shabbir Ahmed

O Prophet! Behold, We have made lawful to you your wives to whom you have given the marital gift, and those women who have sought asylum with you and signed the marital contract (6:10). Also lawful for you in marriage were daughters of your paternal uncles and aunts, and the daughters of your maternal uncles and aunts who had migrated with you. And lawful for you is a believing woman who offers herself freely to the Prophet and whom the Prophet might be willing to wed. This latter is but a privilege for you, and not for other believers. We have already made known what We have decreed regarding their wives and women who have sought asylum in their homes. This arrangement is designed to ease any social difficulties on you (O Prophet, as the Head of the State). Allah is Absolver of imperfections, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

O Prophet! Verily, We have made it lawful for you, your wives to whom you have paid their dowers; And those whom your right hand possesses from the prisoners of war whom Allah has given to you; And the daughters of your uncles and aunts, from your fathers side; And the daughters of your uncles and aunts, from your mothers side; Those who moved with you (from Makkah to Medinah); And any believing woman who gives herself to the Prophet if the Prophet wishes to wed her; This is only for you (O Prophet), as a privilege and not for (all) the believers; Indeed, We know that for them, We have made lawful their wives and those prisoners whom their right hands possess— So that there should be no difficulty on you. And Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

O prophet, We have made lawful for you all your wives whom you have given their dowers, and those (bondwomen) whom you own, out of the captives Allah has given to you as spoils of war, and daughters of your paternal uncle, and daughters of your paternal aunts, and daughters of your maternal uncle, and daughters of your maternal aunts, who have migrated with you, and a believing woman who offers herself for (marrying) the prophet without dower, if the prophet wishes to bring her into his marriage, these rules being exclusive for you, and not for the (rest of the) believers,- We know what We have prescribed for them in respect of their wives and the slave-girls they own - so that there should be no difficulty for you. Allah is Most-Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

O prophet, We have made lawful for you the wives to whom you have already given their dowries, and those who are maintained by your oath, as granted to you by God; and the daughters of the brothers of your father, and the daughters of the sisters of your father, and the daughters of the brothers of your mother, and the daughters of the sisters of your mother - those who emigrated with you. Also, the believing woman who had decreed herself to the prophet, the prophet may marry her if he wishes, as a privilege given only to you and not to the believers. We have already decreed their rights in regard to their spouses and those who are maintained by their oaths. This is to spare you any hardship. God is Forgiver, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩