Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 48. ayet

Ahzâb suresi, 48. ayet. وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَدَعْ أَذَىٰهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

velâ tüṭi`i-lkâfirîne velmünâfiḳîne veda` eẕâhüm vetevekkel `ale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.

Diyanet İşleri

Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 45–51 · surenin 48. ayeti / 73

Konu Allah'ı çokça zikredin; şahit, müjdeci ve uyarıcı Ahzâb 41–48 3

  1. Ahzâb 45–46

    (45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

  2. Ahzâb 47

    Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.

  3. 48

    Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

  4. Ahzâb 49

    Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.

  5. Ahzâb 50

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  6. Ahzâb 51

    Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

48. İnsanlardan bir kesim, Allah’a çağıran peygamberleri ve onlara uyanları engellemeye hazırdır. Bunlar, zahiren iman sahibi olduklarını ortaya koyan, ama içten içe ise kâfir olan münafıklarla hem zahirleri hem de batınları ile küfre sapan kâfirlerdir. İşte Yüce Allah, Rasûlüne bunlara itaat etmeyi yasaklamakta ve bu hususta onu sakındırarak şöyle buyurmaktadır: “Kâfirlere ve münafıklara” Allah yolundan alıkoyan hiçbir hususta “itaat etme.” Ancak bu, onları cezalandırmayı gerektirmez. Aksine onlara itaat etme ve “onların eziyetlerine de aldırma.” Çünkü bu, onları İslâm’ı kabul etmeye çekebilir ve onların peygambere ve müslümanlara yapacakları birçok eziyetlerden vazgeçmelerine vesile olabilir.

Dinini kemale erdirmesi ve düşmanını yenik düşürmesi hususunda da “Allah’a tevekkül et!” Önemli işlerin kendisine havale edildiği “vekil olarak Allah yeter.” O, bunları yerine getirir ve bu işleri kuluna kolaylaştırır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ın dininden alıkoymaya çağıran kâfirlere ve münafıklara itaat etme ve onlardan yüz çevir. Umulur ki bu; onların senin getirdiklerine iman etmeleri için daha faydalı olur. Her işinde Allah'a güvenip dayan. Düşmanlarına karşı zafer kazanman Yüce Allah'a dayanman gereken işlerdendir. Kulların, dünya ve ahiret işlerinde kendisine itimat etmeleri için vekil olarak Allah yeter.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la ve asla
  2. تُطِعِ tutii ita'at etme kök: طوع
  3. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirlere kök: كفر
  4. وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ velmunafikine ve münafıklara kök: نفق
  5. وَدَعْ ve dea' ve aldırma kök: ودع
  6. أَذَىٰهُمْ ezahum onların eziyetlerine kök: اذي
  7. وَتَوَكَّلْ ve teve kkel ve dayan kök: وكل
  8. عَلَى ala
  9. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'a kök: اله
  10. وَكَفَىٰ ve kefa ve yeter kök: كفي
  11. بِٱللَّهِ billahi Allah kök: اله
  12. وَكِيلًۭا vekilen vekil olarak kök: وكل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كفي (33 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    Sana "baş üstüne" derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah,…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize…

  • Aynı kök: اذي (24 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    "Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler,…

  • Aynı kök: اذي (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma! Allah'a güven! Vekil olarak Allah yeter.

Mustafa İslamoğlu

Asla inkarcılara ve ikiyüzlülere uyma ve onlara incitici sözler söyleme/onların incitici sözlerine aldırma; ve yalnız Allah'a güven: zira koruyucu otorite olarak Allah yeter.

Muhammed Esed

hakikati inkar edenler ve ikiyüzlüler(in değerlerin)e uyma ve onların incitici sözlerine aldırma! (Yalnız) Allah'a güven! Hiç kimse Allah kadar güven verici olamaz.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenlere de, münafıklara da uyma! Onların eziyetlerine aldırma! Allah'a tevekkül et! Esma'sıyla hakikatin Allah, Vekiyl olarak yeterlidir!

Ali Bulaç

Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Ali Özek ve heyeti

Kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Onların eziyetlerine aldırma. Allah’a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenlere ve ikiyüzlülere uyma. Onların incitmelerine aldırış etme ve yalnızca Allah'a güven. Koruyucu olarak, Allah yeterlidir.

Bayraktar Bayraklı

Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma! Allah'a güven! Koruyucu olarak Allah yeter.

Edip Yüksel

İnkarcılara ve ikiyüzlülere uyma, eziyetlerine aldırma ve ALLAH'a güven; koruyucu olarak ALLAH yeter.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkarcılara ve ikiyüzlülere uyma, eziyetlerine aldırma ve ALLAH'a güven; koruyucu olarak ALLAH yeter.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kafirlere ve münafıklara itaat etme, onların eziyetlerini bırak ve Allah'a tevekkül et! Allah vekil olunca hepsine yeter!

Elmalılı Hamdi Yazır

Kafirlere ve münafıklara itaat etme, onların ezalarını bırak da Allaha mütevekkil ol, Allah, vekil olunca hepsine yeter

Erhan Aktaş

Kafirlere ve Münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.
  2. metne dön, dipnot 2
    Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; "canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan." Vekil sadece Allah'tır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirlere ve münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.
  2. metne dön, dipnot 2
    Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; "canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.
  2. metne dön, dipnot 2
    Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.

Gültekin Onan

Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Tanrı'ya tevekkül et. Vekil olarak Tanrı yeter.

Hasan Basri Çantay

Kafirlere de, münafıklara da itaat etme. Onların ezalarına (şimdilik) aldırış etme. Allaha güvenib dayan. Sıyanet edici olarak Allah yeter.

İbni Kesir

Kafirlere ve münafıklara uyma, onların eziyetlerine aldırma. Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Süleyman Ateş

Kafirlere ve münafıklara ita'at etme. Onların eziyetlerine aldırma, Allah'a dayan; vekil (koruyucu) olarak Allah yeter.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmezlikten gelenlere ve ikiyüzlülere boyun eğme; eziyetlerine de aldırma. Sen kendine Allah'ı vekil et; çünkü vekil olarak Allah yeter.

Şaban Britch

Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma. Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Şaban Piriş

Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma. Allah'a dayan! Vekil olarak Allah yeter.

Yaşar Nuri Öztürk

İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme, onların ezalarına aldırma; Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And do not obey the infidels nor the hypocrites nor be influenced by their views or notions and pay no attention to their insults and annoyances and put your trust in Allah and enough is He to be your tutelary Guardian Who exercises protecting vigilance over you.

Abdul Haleem

Do not give in to the disbelievers and the hypocrites: ignore the harm they cause you and put your trust in God. God is enough to trust.

Abdullah Yusuf Ali

And obey not (the behests) of the Unbelievers and the Hypocrites, and heed not their annoyances, but put thy Trust in Allah. For enough is Allah as a Disposer of affairs.

Abul A'la Maududi

Do not yield to the unbelievers and the hypocrites, and disregard the hurt that comes from them, and put your trust in Allah. Allah suffices as the Guardian to entrust one's affairs to.

Aisha Bewley

Do not obey the kafirun and hypocrites and disregard their abuse of you. Put your trust in Allah. Allah suffices as a Protector.

Al-Hilali & Khan

And obey not the disbelievers and the hypocrites, and harm them not (in revenge for their harming you till you are ordered). And put your trust in Allâh, and Sufficient is Allâh as a Wakîl (Trustee, or Disposer of affairs). [Tafsir Al-Qurtubi]

Ali Quli Qarai

And do not obey the faithless and the hypocrites, and disregard their torments, and put your trust in Allah, and Allah suffices as trustee.

Amatul Rahman Omar

And do not follow the disbelievers and the hypocrites and overlook their insulting remarks and annoying ways, and put your trust in Allâh, for Sufficient is Allâh as a Disposer of affairs.

Arthur John Arberry

And obey not the unbelievers and the hypocrites; heed not their hurt, but put thy trust in God; God suffices as a guardian.

Bijan Moeinian

Do not yield to the disbelievers and the hypocrites. Take their persecution lightly and put your trust in God. If you put your trust in God, you are in need of nobody.

E. Henry Palmer

And follow not the unbelievers and the hypocrites; but let alone their ill-treatment, and rely upon God, for God is guardian enough.

Edip-Layth

Do not obey the ingrates and the hypocrites, and ignore their insults, put your trust in God; God suffices as an advocate.

George Sale

And obey not the unbelievers, and the hypocrites, and mind not their evil treatment: But trust in God; and God is a sufficient protector.

Hamid S. Aziz

And give to the believers the good news that they shall have a great bounty from Allah.

Mahmoud Ghali

And do not obey the disbelievers and the hypocrites; and disregard their hurt, and put your trust in Allah; and Allah suffices as an Ever-Trusted Trustee.

Marmaduke Pickthall

And incline not to the disbelievers and the hypocrites. Disregard their noxious talk, and put thy trust in Allah. Allah is sufficient as Trustee.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not listen to the unbelievers and the hypocrites. Ignore what they do to hurt you, and put your trust in God. God is sufficient as protector.

Muhammad Asad

and defer not to [the likes and dislikes of] the deniers of the truth and the hypocrites, and disregard their hurtful talk, and place thy trust in God: for none is as worthy of trust as God.

Mustafa Khattab

Do not yield to the disbelievers and the hypocrites. Overlook their annoyances, and put your trust in Allah. For Allah is sufficient as a Trustee of Affairs.

Progressive Muslims

And do not obey the rejecters and the hypocrites, and ignore their insults, and put your trust in God; God suffices as an advocate.

Rashad Khalifa

Do not obey the disbelievers and the hypocrites, disregard their insults, and put your trust in GOD; GOD suffices as an advocate.

Sahih International

And do not obey the disbelievers and the hypocrites but do not harm them, and rely upon Allah. And sufficient is Allah as Disposer of affairs.

Sam Gerrans

And obey thou not the false claimers of guidance and the waverers; and disregard thou their hindrances, and place thou thy trust in God; and God is sufficient as disposer of affairs.

Shabbir Ahmed

And heed not the rejecters and the hypocrites. Disregard their insults, and put your trust in Allah. Allah is Sufficient as Guardian.

Syed Vickar Ahamed

And do not obey the unbelievers and the hypocrites (those who hide the truth); Overlook and ignore them, and have trust in Allah, sufficient is Allah as a Trustee (Wakil).

Taqi Usmani

and do not obey the infidels and the hypocrites, and just ignore any hurt (that afflicts you) from them, and place your trust in Allah. Allah is sufficient (for you) to take care of all matters.

The Monotheist Group

And do not obey the rejecters and the hypocrites, and ignore their insults, and put your trust in God; for God suffices as an advocate.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩