Diyanet İşleri
Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
Ahzâb suresi
Ahzâb suresi, 47. ayet. وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضْلًا كَبِيرًا
vebeşşiri-lmü'minîne bienne lehüm mine-llâhi faḍlen kebîrâ.
Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Allah'ı çokça zikredin; şahit, müjdeci ve uyarıcı Ahzâb 41–48 3
Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selam"dır. Allah, onlara bol bir mükafat hazırlamıştır.
(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
47. Yüce Allah, bu buyruğuyla müjdelenen kimseleri söz konusu etmektedir ki bunlar mü’minlerdir. İman, tek başına anıldığı takdirde salih ameller de kapsamına girer. Bu buyrukta neyin müjde verildiği de söz konusu edilmektedir. Bu da pek büyük bir lütuftur. Yani dünyada ilâhî yardım, kalplerin hidâyet bulması, günahların bağışlanması, sıkıntıların giderilmesi, oldukça bol rızıklar, sevindirici nimetlerin elde edilmesi, Rablerinin rıza ve mükâfatına nail olmak, O’nun gazap ve cezasından kurtuluş vb. gibi değeri ölçülemeyecek kadar üstün ve büyük bir lütuf…
Bu da amelde bulunacakları gayrete getiren bir husustur. Onlara Allah’ın, amellerine vereceği mükâfatların hatırlatılması, dosdoğru yolu izlemelerine önemli bir yardımcı unsurdur. Bu da şeriat koyucu Hakîm’in hikmetlerindendir. Nitekim korkutma makamında kendisinden korkutulan şeylerin sebep olacağı cezaları zikretmesi de O’nun hikmetinin tecellilerindendir. Tâ ki bu, Allah’ın haram kıldığı şeylerden uzak kalmaya yardımcı bir unsur olsun.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah'ın kendilerine gönderdiği din ile amel eden Müminleri, büyük bir lütufla müjdele! Bu lütuf, Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın dünyada onlara yardım etmesi, ahirette de cennete sokmasıdır.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir
Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir
Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir
İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.
Ortak kavram: Kibir
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…
Ortak kavram: Kibir
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah'tan (gelecek) büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele!
İmdi mü'minlere, Allah'tan kendilerini büyük bir lütfun beklediğini müjdele!
(O halde,) müminlere kendilerini Allah'tan büyük bir lütuf beklediğini müjdele;
İman edenlere, muhakkak ki onlar için Allah'tan büyük bir lütuf - ihsan olduğunu müjdele!
Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır.
Allah’tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele.
İnananlara, sevinçli haberi ver; onlar için, Allah tarafından büyük bir lütuf vardır.
İnananlara kendileri için Allah katından büyük bir lütuf olacağını müjdele!
Gerçeği onaylayanlara, ALLAH'tan büyük bir lütfa ulaşacaklarını müjdele.
İnananlara, ALLAH'tan büyük bir lütfa ulaşacaklarını müjdele.
Mü'minlere müjdele, onlara Allah tarafından büyük bir nimet olduğunu!
Mü'minlere müjdele! Onlara Allahdan bir büyük fadl var
Mü'minleri müjdele! Onlar için Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
Mü'minleri müjdele! Onlar için Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
İnananları müjdele! Onlar için Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
Müminlere müjde ver, gerçekten onlar için Tanrı'dan büyük bir fazl vardır.
(Habibim) Allahdan kendilerine cidden büyük bir fazl (-u kerem inayet buyurulmuş) olduğunu mü'minlere müjdele.
Mü'minlere; kendileri için Allah tarafından büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
Müminlere, kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele!
Mü'minlere, Allah'tan büyük bir lutuf bulunduğunu müjdele!
Sen müminlere şu müjdeyi ver: Allah'ın onlara büyük bir lütfu olacaktır dipnot 1 !
Müminlere müjde ver; Allah tarafından onlar için büyük bir ikramiye hazırlanmıştır.
Müminlere, kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele!
Müminlere, kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele!
Ve muştula inananlara: Kendilerine Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
And be sure to announce joyful tidings to those who faithfully conform to Allah's system of faith and worship to expect the great bounty of Providence. It includes the divine influence operating in men to regenerate and sanctify and imparts strength to endure trial and resist temptation.
Give the believers the good news that great bounty awaits them from God.
Then give the Glad Tidings to the Believers, that they shall have from Allah a very great Bounty.
Announce to the believers the good tidings that Allah has kept bounteous blessings in store for them.
Give good news to the muminun that they will receive immense favour from Allah.
And announce to the believers (in the Oneness of Allâh and in His Messenger Muhammad صلى الله عليه وسلم) the glad tidings, that they will have from Allâh a Great Bounty.
Announce to the faithful the good news that there will be for them a great grace from Allah.
And (Prophet!) give the believers glad tidings that there awaits them great grace from Allâh.
Give good tidings to the believers that there awaits them with God great bounty.
O’ Prophet, I have sent you to let the believer know that there are great rewards in reserve for them out of the generosity of God.
Give glad tidings then to the believers, that for them is great grace from God.
Give good news to those who acknowledge, that they have deserved from God a great blessing.
Bear good tidings therefore unto the true believers, that they shall receive great abundance from God.
And as one inviting to Allah by His permission, and as a light-giving Lamp.
And give good tidings to the believers that they will have great Grace from Allah.
And announce unto the believers the good tidings that they will have great bounty from Allah.
Give glad tidings to the believers that there is great bounty for them from God.
And [so, ] convey to the believers the glad tiding that a great bounty from God awaits them;
Give good news to the believers that they will have a great bounty from Allah.
And give good news to the believers, that they have deserved from God a great blessing.
Deliver good news to the believers, that they have deserved from GOD a great blessing.
And give good tidings to the believers that they will have from Allah great bounty.
And give thou glad tidings to the believers, that they have from God great bounty.
Give good news to the believers that they shall have a Great Bounty from Allah.
And give the glad news to the believers, that they shall have large Bounty from Allah.
So give good news to the believers that they are going to receive a huge bounty from Allah;
And give good news to the believers, that they have deserved from God a great blessing.