Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 49. ayet

Ahzâb suresi, 49. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَكَحْتُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ nekaḥtümü-lmü'minâti ŝümme ṭallaḳtümûhünne min ḳabli en temessûhünne femâ leküm `aleyhinne min `iddetin ta`teddûnehâ. femetti`ûhünne veserriḥûhünne serâḥan cemîlâ.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 46–52 · surenin 49. ayeti / 73
  1. Ahzâb 46

    (45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

  2. Ahzâb 47

    Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.

  3. Ahzâb 48

    Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

  4. 49

    Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.

  5. Ahzâb 50

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  6. Ahzâb 51

    Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

  7. Ahzâb 52

    Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

49. Yüce Allah, mü’minlere şunu bildirmektedir: Müminler, hanımları nikâhladıktan sonra onlara dokunmadan önce onları boşayacak olurlarsa, bu durumda hanımların bekleyecekleri bir iddetin varlığı söz konusu değildir. Bu gibi hallerde Allah, kocalara -ayrılma dolayısı ile- hanımlarına, gönüllerini hoş edecek türden maddi bir şeyler vermeyi emretmekte ve arada herhangi bir düşmanlık, kötü söz söyleme, onlardan bir şey isteme veya buna benzer hususlar söz konusu olmaksızın güzel bir şekilde ayrılmalarını istemektedir.

Bu âyet-i kerime boşamanın ancak nikâhtan sonra söz konusu olabileceğine delildir. O nedenle hanımı nikahlamadan önce boşama olmayacağı gibi onu boşamayı nikahına bağlama (yani “Seni nikahladığım takdirde boşsun” dendiği) takdirde de bu, boşama olmaz. Çünkü Yüce Allah: “Mümin kadınları nikahlayıp da sonra… onları boşarsanız” diye buyurarak boşamanın nikahtan sonra söz konusu olacağını bildirmiştir. Bu ise bundan önce böyle bir boşamanın yersiz olacağının delilidir. Tam bir ayrılık ve tam bir haram kılış demek olan boşama/talâk; nikahtan önce söz konusu olmayacağına göre zıhâr veya îlâ ve buna benzer eksik haram kılışlar haydi haydi söz konusu olmaz. Nitekim ilim adamlarının iki görüşünden daha doğru olanı da budur.

Bu buyruk, boşamanın caiz oluşuna da delil gösterilmiştir. Çünkü Yüce Allah, mü’minlerin bu durumu onları kınamaksızın ve azarlamaksızın haber vermektir. Üstelik âyet-i kerimenin başı mü’minlere hitap ile başlamaktadır.

Yine âyet-i kerime, hanımlara dokunmadan önce onları boşamanın caiz oluşuna da delildir. Nitekim Yüce Allah bir başka âyet-i kerimede de şöyle buyurmaktadır: “Kendileri ile temas etmediğiniz... hanımları boşarsanız üzerinize vebal yoktur.” (el-Bakara, 2/236)

Bu ayet, kendisi ile gerdeğe girilmeden önce boşanan kadının iddet beklemesinin söz konusu olmadığına, aksine böyle bir hanımın sadece boşanması ile -ortada bir engel bulunmadığından dolayı- başka biriyle evlenmesinin caiz olduğuna delildir. Yine kadının iddet beklemesinin ancak onunla gerdeğe girilmesinden sonra olacağına da delildir. Gerdeğe girmek ve dokunmaktan kasıt, icma ile kabul olunduğu üzere cinsel ilişkide bulunmaktır. Ayrıca ilişki bulunmaksızın sadece halvet (yalnız bir ortamda baş başa kalmak) da aynı hükümdedir. Nitekim raşid halifelerin fetvaları bu yöndedir ve doğru olan da budur. Koca, hanımının yanına girer de onunla onunla başbaşa kalacak olursa -ister ilişkide bulunsun, ister bulunmasın- kadının iddet beklemesi icab eder.

Kendisine dokunulmadan boşanan kadına gelince; gücü yeten ve eli geniş olana gücü oranında, eli dar olana da kendi gücü oranında muta (mali bir şeyler) vermesi gerekir. Ancak bu, kadın için bir mehir tayin edilmemiş olması halinde böyledir. Eğer tayin edilmiş bir mehri varsa hanımı ile gerdeğe girmeden önce boşadığı takdirde mehrin yarısının ödenmesi gerekir ve bu, mutanın yerine geçer, ayrıca muta vermek gerekmez.

Diğer taraftan hanımı ile gerdeğe girdikten sonra olsun, girmeden önce olsun, ayrılan eşlerin her ikisinin de birbirinden hayırla söz edecek şekilde, güzelce ayrılması gerekir. Bu ayrılma çirkin bir tarzda olmamalıdır. Çünkü böyle bir ayrılık, çok kötü sonuçlar doğurur ve her biri diğeri hakkında pek çok tenkit edici sözler söyler.

Yine bu âyet-i kerime, hanımın iddet beklemesinin, kocanın lehine bir hak olduğuna da delildir. Çünkü Yüce Allah’ın: “sizin onlar üzerinde beklemelerini isteyeceğiniz bir iddet hakkınız yoktur” buyruğu şuna delâlet etmektedir: Eğer cinsel temastan sonra hanımını boşayacak olursa erkeğin kadın üzerinde iddet bekletme hakkı vardır.

Ayrıca vefat ile ayrılık halinde kadının mutlaka iddet beklemesi gerektiğine de delil vardır. Çünkü Yüce Allah’ın: “Sonra onları boşarsanız” buyruğu bunu gerektirmektedir.

Diğer taraftan âyet-i kerime, kendisi ile gerdeğe girilmemiş hanım dışında kalan ve kocalarından bir şekilde ayrılan hanımların iddet beklemekle yükümlü olduğuna da delil teşkil etmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Eğer Mümin kadınları nikahlar, sonra da onları kendilerine ilişmeden/cinsel ilişkiye girmeden önce boşarsanız; bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Gördükleri hayızın ya da ayların sayısının hesabını yaparak iddet beklemelerine gerek yoktur. Çünkü onlarla ilişkiye girilmediği için rahimlerinde çocuk olmadığı kesin olarak bilinmektedir. O halde onların boşanma sebebi ile kırılan hatırlarını onarmak için mallarınızdan gücünüzün elverdiği kadarını verin. Sonra da onlara zarar vermeden iyilikle yollarını açarak gitmelerine izin verin.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوٓا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. إِذَا iza zaman
  5. نَكَحْتُمُ nekehtumu nikahladığınız kök: نكح
  6. ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ l-mu'minati inanan kadınları kök: امن
  7. ثُمَّ summe sonra
  8. طَلَّقْتُمُوهُنَّ tallektumuhunne boşarsanız kök: طلق
  9. مِن min
  10. قَبْلِ kabli önce kök: قبل
  11. أَن en
  12. تَمَسُّوهُنَّ temessuhunne onlara dokunmadan kök: مسس
  13. فَمَا fema yoktur
  14. لَكُمْ lekum size
  15. عَلَيْهِنَّ aleyhinne onların üzerinde
  16. مِنْ min
  17. عِدَّةٍۢ iddetin bir iddet (hakkınız) kök: عدد
  18. تَعْتَدُّونَهَا ۖ tea'tedduneha sayacağınız kök: عدد
  19. فَمَتِّعُوهُنَّ femettiuhunne hemen geçimliklerini verin kök: متع
  20. وَسَرِّحُوهُنَّ ve serrihuhunne ve onları serbest bırakın kök: سرح
  21. سَرَاحًۭا serahen bir bırakışla kök: سرح
  22. جَمِيلًۭا cemilen güzel kök: جمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سرح (7 geçiş) · Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Ey Peygamber! Hanımlarına de ki: "Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut'a vereyim ve sizi güzelce bırakayım."

  • Aynı kök: سرح (7 geçiş) · Aynı kök: جمل (11 geçiş)

    Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.

  • Aynı kök: نكح (23 geçiş) · Aynı kök: طلق (23 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…

  • Aynı kök: سرح (7 geçiş) · Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

  • Aynı kök: طلق (23 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan…

  • Aynı kök: نكح (23 geçiş) · Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde,…

  • Aynı kök: نكح (23 geçiş) · Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…

  • Aynı kök: طلق (23 geçiş) · Aynı kök: عدد (57 geçiş)

    Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik halinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah'a…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da onlara (cinsel olarak) dokunmadan onları boşarsanız, onların aleyhine sizin lehinize sayacağınız hiçbir (bekleme) süresi yoktur. Onlara, geçimlik (mehrin yarısını) dipnot 1 verin ve onları güzel bir şekilde bırakın (boşanın). dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Bakara 2:237 ile birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayetin öncesi ile ilgili konu bağlantısı hakkında geniş bilgi için bkz. Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], c. XXV, s. 218-219.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlar da onları gerdeğe girmeden önce boşarsanız, onlara karşı iddet hesaplama hakkınız yoktur; şu halde derhal onlara dünyalıklarını verin ve kendilerini güzellikle salıverin.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Mümin kadınlarla evlenir ve fakat onlara dokunmadan boşarsanız, onlar adına bir iddet dönemi hesaplamaya ve (onlardan bunu) beklemeye hakkınız yoktur; o halde (hemen) ihtiyaçlarını karşılayın ve en güzel şekilde bırakın.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler! İman etmiş kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan önce onları boşarsanız, sizin için onlar aleyhine, sizin belirleyeceğiniz bir iddet (yeniden evlenmelerine mani bir süreç) hakkınız yoktur. . . Derhal mut'alarını verin (mal - para verin) ve kendilerini kolaylıkla serbest bırakın.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur. O halde onları (bir bağışla) memnun edin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! İnanan kadınlarla evlenip, sonra onlara dokunmadan boşadığınızda, artık onlar için bir bekleme süresi hesaplamaya hakkınız yoktur. Öyleyse onların gereksinimlerini karşılayın ve güzel bir biçimde onları bırakın.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp sonra kendileriyle cinsel ilşkiye girmeden onları boşarsanız, artık onlar üzerinde sizin sayıp duracağınız bir iddet bekletme hakkınız yoktur. Onlara bir miktar yardımda bulununuz ve onları güzellikle serbest bırakınız!

Edip Yüksel

Ey iman edenler, gerçeği onaylayan kadınları nikahladıktan sonra, onlarla cinsel ilişkiye girmeden boşarsanız, (bir başkasıyla evlenmelerinden önce) onların size bir bekleme süresi borcu yoktur. Onlara bir geçimlik verin ve onları güzellikle terkedin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ey inananlar, inanan kadınları nikahladıktan sonra, onlarla cinsel ilişkiye girmeden boşarsanız, (bir başkasıyla evlenmelerinden önce) onların size bir bekleme süresi borcu yoktur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp da kendileriyle ilişkide bulunmadan onları boşadığınızda onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen mehirlerini verip onları güzelce salıverin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Mü'minleri nikah ettiğiniz, sonra onlara dokunmadan talak verdiğiniz vakıt üzerlerinde sayacağınız bir ıddet hakkınız yoktur, derhal müt'alarını verib onları güzel bir surette salıverin

Erhan Aktaş

Ey iman edenler! Mü'min kadınlarla evlenip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın dipnot 1 ve güzellikle ayrılın.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tazminatlarını verin, bağışta bulunun.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Mü'min kadınlarla evlenip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın dipnot 1 ve güzellikle ayrılın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tazminatlarını verin, bağışta bulunun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikah edip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın dipnot 1 ve güzellikle ayrılın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tazminatlarını verin, bağışta bulunun.

Gültekin Onan

Ey inananlar, inançlı (kadın)ları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıb da sonra, kendilerine dokunmadan, onları boşadığınız zaman sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yokdur. O suretde onları faidelendirib kendilerini güzel bir şekilde salıverin.

İbni Kesir

Ey iman edenler; mü'min kadınları nikahlayıp sonra onlarla temasta bulunmadan önce boşadığınızda, artık onlar için iddet saymanıza lüzum yoktur. Kendilerini geçindirin ve güzellikle serbest bırakın.

Mehmet Alagaş

(49-52) Ey İman edenler, kadınları nikahladığınızda, sonra da onlardan herhangi bir temasınız olmadan önce boşandığınızda, sizlere iddet süresi beklemek sorumluluğu yoktur , onların geçimliklerini verin, güzel bir salıverme ile onları salın. Ey Nebi; sana ücretlerini / mehirlerini verdiğin zevcelerini helal ettik, elinin altında ki Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerini de (cariye) sana helal kıldık , amcalarının kızlarını, halalarının kızlarını, dayılarının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, -ki senle beraber hicret ettiler- helal ettik, ayrıca kendini Allah Resulüne hibe etmiş mümin kadınları da sana helal ettik, eğer ki Nebi de nikahına almak isterse, o kadının, müminlerin dışında sadece sana has olması gerekir, (Resul hanımları ile başkaları evlenemez.) kesinlikle biz de onların zevcelerinin ve elleri altında kimlerin onlarda olduğunu biliyoruz, bu, sana bir darlık olmasın diyedir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. İstediğini geri bırakır, istediğini edinirsin, azlettiğin eşini tekrar almakta sana bir vebal yoktur , onların göz aydınlığı ve hüzünlenmemeleri, verdiğin şeylere razı gelmeleri için böylesi daha uygundur. (Savaş esirlerinden cariye olmadan direk nikahladığı iki eşi; Safiye ve Cüveyriye) Allah kalplerinizde olanı bilir , Allah bilendir, uysal davranandır. Bundan sonrasında kadınlar sana helal değildir , eşlerinden değişikliğe gitmen de güzellikleri hoşuna dahi gitse sana helal değildir. Sadece mevcut elinde olanlar sana helaldir, (artık senin için evlenme boşanma konuları bitmiştir) Allah her şeyi gözetleyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da, henüz zifafa girmeden önce onları boşarsanız, sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen müt'alarını verin (biraz geçimlik verip memnun edin) ve onları güzellike serbest bırakın.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Mümin kadınları nikahlar da onları kendilerine dokunmadan boşarsanız, sizin onlar için saymanız gereken bir iddet yoktur dipnot 1 . Bu durumda onları (marufa uygun olarak) yararlandırın dipnot 2 ve güzelce kendinizden ayırın.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Talak 65/1 ayetine göre, iddeti bekleyecek olan kadın, onu sayacak olan erkektir. Bu ayette, gerdeğe girilmemişse, beklenecek ve sayılacak bir iddetin olmadığı anlatılmaktadır. Diğer durumlarda beklenecek iddet Bakara 2/228 ve Talak 65/4'te açıklanmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey iman etmiş kişiler! Mümin kadınlarla nikahlanır da ilişkiye girmeden boşarsanız onların, sizden dolayı iddet beklemeleri gerekmez. Onlara yararlanacakları bir şey verin ve onları güzellikle serbest bırakın.

Şaban Britch

Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra da onlara dokunmadan/ilişkiye girmeden boşadığınız zaman, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Onlara geçimliklerini verin ve onları güzel bir şekilde bırakın.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp, sonra da onlarla ilişkiye girmeden boşadığınız zaman, onlara iddet saymanıza gerek yoktur. Onlara geçimliklerini verin ve onları güzel bir şekilde bırakın.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da kendilerini, onlara dokunmadan boşarsanız, sizin belirleyeceğiniz bir iddet boyunca onları bekletme hakkınız yoktur. O halde, böyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini güzelce serbest bırakın.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts have been touched with the divine hand: if you have been married to women of the same law and you divorce them before you have consummated marriage then you have no claim upon them to fulfill the prescribed set period of waiting and set them free gracefully.

Abdul Haleem

Believers, you have no right to expect a waiting period when you marry believing women and then divorce them before you have touched them: make provision for them and release them in an honourable way.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! When ye marry believing women, and then divorce them before ye have touched them, no period of 'Iddat have ye to count in respect of them: so give them a present. And set them free in a handsome manner.

Abul A'la Maududi

Believers, when you marry believing women and then divorce them before you have touched them, dipnot 1 you may not require them to observe a waiting period that you might reckon against them. So make provision for them and release them in an honourable manner. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This sentence is explicit that the word nikah here has been used for the contract of marriage only. The lexicographers have greatly disputed over the real meaning of the Arabic word nikah. One group of them says that as a word it is common both for intercourse and for the contract of marriage. The second group says that in its meaning it is common for both. The third group opines that its real meaning is the contract of marriage and for intercourse it is used only figuratively. And the fourth group expresses the opinion that its real meaning is intercourse and for the contract of marriage it is used only figuratively. Each group has cited Arabic poetry in support of its view. But Raghib Isfahani has emphatically asserted this: "The real meaning of the word nikah is contract of marriage; it has been used for intercourse metaphorically. It is impossible that its real meaning be intercourse and may have been used for the contract of marriage only metaphorically." The argument he gives is that all the words that have been actually coined for intercourse in Arabic, or in other languages of the world, are obscene and vulgar. No gentleman would like to utter them in a civilized gathering. Therefore, it is not possible that a society should use the word which has actually been coined for this act for marriage as a metaphor. For conveying this meaning only chaste words have been used in every language of the world and not obscene words.
  2. metne dön, dipnot 2
    As far as the Quran and Sunnah arc concerned, nikah is a term, which either implies only contract of marriage, or intercourse after the contract of marriage; but it has nowhere been used for intercourse outside marriage. This kind of intercourse has been called zina (adultery) by the Quran and Sunnah and not nikah.

Aisha Bewley

You who have iman! when you marry believing women and then divorce them before you have touched them, there is no ‘idda for you to calculate for them, so give them a gift and let them go with kindness.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! When you marry believing women, and then divorce them before you have sexual intercourse with them, no ‘Iddah [divorce prescribed period, see (V.65:4)] have you to count in respect of them. So give them a present, and set them free (i.e. divorce), in a handsome manner.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! When you marry faithful women and then divorce them before you touch them, there shall be no period for you to reckon. But provide for them and release them in a graceful manner.

Amatul Rahman Omar

Believers! when you marry believing women and then divorce them before you have had access to them they are under no obligation to wait for `Iddat (- the prescribed period of waiting) that you count with regard to them (before they can marry). You had better give them some provision and send them away in a handsome manner.

Arthur John Arberry

O believers, when you marry believing women and then divorce them before you touch them, you have no period to reckon against them; so make provision for them, and set them free with kindliness.

Bijan Moeinian

The believers are hereby informed that: If they marry a woman and divorce her before having sex with, the woman may remarry immediately and does not owe her Ex-husband a waiting period [of three periods. ] It is the duty of the man to provide such a woman with some kind of material well being and send her of gracefully.

E. Henry Palmer

O ye who believe! when ye wed believing women, and then divorce them before ye have touched them, ye have no term that ye need observe; so make them some provision, and let them go handsomely at large.

Edip-Layth

O you who acknowledge, if you married the acknowledging women and then divorced them before having intercourse with them, then there is no interim required of them. You shall compensate them, and let them go in an amicable manner.

George Sale

O true believers, when ye marry women who are believers, and afterwards put them away, before ye have touched them, there is no term prescribed you to fulfil towards them after their divorce: But make them a present, and dismiss them freely, with an honourable dismission.

Hamid S. Aziz

And incline not to the disbelievers and the hypocrites. Disregard their annoying talk, and rely on Allah; and Allah is sufficient as a Trustee.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, when you marry women believers, thereafter divorce them even before you touch them, then in no way do you have any (fixed) spell (In Arabic ciddah, a definite number of days calculated) to calculate against them; so allow them (the necessary) enjoyment, and release them a becoming release.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! If ye wed believing women and divorce them before ye have touched them, then there is no period that ye should reckon. But content them and release them handsomely.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, when you marry believing women then divorce them before having (sexual) contact with them, you have no right to demand observance of the 'waiting period' of them. But provide suitably for them, and let them go with honour.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! If you marry believing women and then divorce them ere you have touched them, you have no reason to expect, and to calculate, any waiting period on their part: hence, make [at once] provision for them, and release them in a becoming manner.

Mustafa Khattab

O believers! If you marry believing women and then divorce them before you touch them,[1] they will have no waiting period for you to count,[2] so give them a ˹suitable˺ compensation, and let them go graciously.

Progressive Muslims

O you who believe, if you marry the believing women, then divorced them before having intercourse with them, then there is no interim required of them. You shall compensate them, and let them go in an amicable manner.

Rashad Khalifa

O you who believe, if you married believing women, then divorced them before having intercourse with them, they do not owe you any waiting interim (before marrying another man). You shall compensate them equitably, and let them go amicably.

Sahih International

O You who have believed, when you marry believing women and then divorce them before you have touched them, then there is not for you any waiting period to count concerning them. So provide for them and give them a gracious release.

Sam Gerrans

O you who heed warning: when you marry believing women then divorce them before you have touched them: there is no number for you that you should count concerning them; but give them provision, and release them with a comely release.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! When you wed believing women, and divorce them before you have touched them, then there is no waiting period for them (to marry another man). Make decent provision for them and let them go in a becoming manner. (2:228-241), (4:3), (4:19), (4:35), (4:128), (33:49), (58:1) (65:1-4).

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! When you marry believing women, and then divorce them before you have touched them, you do not have to wait the period of waiting for them (to complete the divorce): So, give them a present, and set them free in a wholesome (and happy) way.

Taqi Usmani

O you who believe, when you marry the believing women, and then divorce them before you have touched them, then they have no obligation of any ‘iddah (waiting period) for you that you may count. So give them (due) benefits, and release them in a pleasant manner.

The Monotheist Group

O you who believe, if you marry the believing females, then divorce them before having intercourse with them, then there is no interim required of them. You shall compensate them, and let them go in an amicable manner.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 49. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 49. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 49. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩