Mümtehine suresi

Mümtehine suresi, 10. ayet

Mümtehine suresi, 10. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا جَآءَكُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتُ مُهَٰجِرَٰتٍ فَٱمْتَحِنُوهُنَّ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَٰنِهِنَّ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَٰتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى ٱلْكُفَّارِ لَا هُنَّ حِلٌّ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ وَءَاتُوهُم مَّآ أَنفَقُوا۟ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَلَا تُمْسِكُوا۟ بِعِصَمِ ٱلْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا۟ مَآ أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا۟ مَآ أَنفَقُوا۟ ذَٰلِكُمْ حُكْمُ ٱللَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ câekümü-lmü'minâtü mühâcirâtin femteḥinûhünn. allâhü a`lemü biîmânihinn. fein `alimtümûhünne mü'minâtin felâ terci`ûhünne ile-lküffâr. lâ hünne ḥillül lehüm velâ hüm yeḥillûne lehünn. veâtûhüm mâ enfeḳû. velâ cünâḥa `aleyküm en tenkiḥûhünne iẕâ âteytümûhünne ücûrahünn. velâ tümsikû bi`iṣami-lkevâfiri ves'elû mâ enfaḳtüm velyes'elû mâ enfeḳû. ẕâliküm ḥukmü-llâh. yaḥkümü beyneküm. vellâhü `alîmün ḥakîm.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kafirlere helal değillerdir. Kafirler de müslüman hanımlara helal olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikahlarına tutunmayın. (Zira bu nikahlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kafir kocalarından) isteyin. Kafirler de (İslam'ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mümtehine 7–13 · surenin 10. ayeti / 13

Konu Hicret eden mü'min kadınlar ve biat Mümtehine 10–13 3

  1. Mümtehine 7

    Ola ki Allah sizinle, içlerinden düşman olduğunuz kimseler arasına bir sevgi (ve yakınlık) koyar. Allah, hakkıyla gücü yetendir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

  2. Mümtehine 8

    Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara adil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah, adil davrananları sever.

  3. Mümtehine 9

    Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

  4. 10

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kafirlere helal değillerdir. Kafirler de müslüman hanımlara helal olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikahlarına tutunmayın. (Zira bu nikahlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kafir kocalarından) isteyin. Kafirler de (İslam'ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  5. Mümtehine 11

    Eğer eşlerinizden biri kafirlere kaçar ve siz de onlarla çarpışıp ganimet alırsanız, eşleri gidenlere sarf ettikleri (mehir) kadarını verin ve inandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

  6. Mümtehine 12

    Ey Peygamber! Mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  7. Mümtehine 13

    Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirlerdeki kafirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

10. Hudeybiye sulhü esnasında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem müşriklerle birlikte şu şart üzerinde anlaşmıştı: “Müşriklerden biri Müslüman olup da müslümanlara sığınacak olursa müşriklere geri verilecekti.”

Bu ifade, kapsamlı ve mutlak bir lafızdır. Bunun kapsamına kadınlar da erkekler de girer. Erkeklere gelince bu konuda Yüce Allah, onları kâfirlere geri vermeyi Rasûlüne yasaklamadı. Bu hem şarta bağlılık, hem de sulhü devam ettirmek içindi ki bu, o zaman için maslahatların en büyüğü idi.

Kadınlara gelince onları kafirlere geri vermenin pek çok zarar doğurması söz konusu olduğundan dolayı Allah, mü’minlere, mü’min kadınlar hicret ederek kendilerine geldiklerinde eğer onların imanlarının samimiyeti konusunda şüphe ederlerse oldukça ağır yeminler verdirmek ve başka yollarla samimiyetlerinin doğruluklarını ortaya çıkartacak şekilde onları sınayıp imtihan etmelerini emretti. Çünkü bu şekilde gelen bir kadının imanı samimi olmayabilirdi. Evlenmek için yahut o ülkeyi sevdiği için yahut da başka bir dünyevi maksatla bunu yapabilirdi. Eğer böyle bir dünyevi maksatla geldikleri ortaya çıkarsa, herhangi bir fesat söz konusu olmaksızın şartlara bağlı kalmak üzere onların geri verilmesi gerekirdi. Şâyet hicret eden kadınları imtihan ettikten sonra, samimi birer mü’min olduklarını görürlerse yahut imtihan etmeksizin de böyle olduklarını bilirlerse artık onları kâfirlere geri veremezler. Çünkü “Ne bu (mümin) kadınlar o (müşrik) erkeklere helâldir, ne de o erkekler bu kadınlara helâldir.” İşte bunların geri verilmesi pek büyük bir fesattır. Şârî bunu göz önünde bulundurduğu gibi anlaşma şartını yerine getirmek üzere eski kocaları olan kâfir erkeklere bu kadınlara vermiş oldukları mehir ve buna bağlı olarak diğer harcamaları -hanımlarının ellerinden gitmeleri karşılığında- onlara geri vermeyi de emretmiştir. İşte o vakit, müslüman erkeklerin de bu kadınları -şirk diyarında eski kocaları bulunsa dahi- nikâhlamalarında bir vebal yoktur. Ancak hak ettikleri mehir ve nafakalarını vermeleri şarttır.

Müslüman bir kadın kâfir bir erkeğe helâl olmadığı gibi, aynı şekilde kâfir bir kadın da -Kitap ehli değilse-müslüman erkeğe küfrü üzere kaldığı sürece helâl değildir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kâfir kadınları da nikâhınız altında tutmayın.” Kâfir zevcelerin nikâh altında tutulmaları yasaklandığına göre böyle bir kadın ile evlenmenin yasaklanması öncelikle söz konusudur. Ey iman edenler! Hanımlarınız dinden çıkıp kâfirlere gidecek olurlarsa “Siz (mehir olarak onlara) harcadığınızı (müşriklerden) isteyin.” Kâfirler hanımlarından müslüman olanlara yaptıkları nafaka ve harcamaları müslümanlardan isteyebildiklerine göre Müslümanlar da kendi eşlerinin kâfirlere gitmeleri dolayısı ile ellerinden gidenlerin karşılığını almaya hak kazanırlar.

Bu buyrukta şuna da delil vardır: Erkeğin hanımının elinden çıkmasının maddi bir karşılığı ve tazminatı söz konusudur. Herhangi bir kimse, bir erkeğin bir kadın ile olan nikâhını süt emzirmek veya buna benzer başka bir yolla bozacak olursa, o takdirde tazminat olarak erkeğin ödediği mehri ödemesi gerekir.

"İşte bu, Allah’ın hükmüdür” Allah’ın sözünü ettiği bu hüküm, Allah’ın size açıkladığı ve beyan ettiği hükmüdür. “Allah Alimdir, Hakîmdir.” Yüce Allah, sizin iyiliğinize olan şer’î hükümleri bilir ve onu hikmet ve rahmetinin bir gereği olarak hükmeder.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah’a iman edenler ve Allah’ın dini (şeriati) ile amel edenler! Mümin kadınlar, küfür diyarından hicret edip de İslam diyarına gelirlerse, onları imanlarının doğruluğunda imtihan edin. Allah, onların imanlarını en iyi bilendir. Onların kalplerinin barındırdığı şey gizli kalmaz. İmtihandan sonra onların imanlarında sadık kimseler olduklarına dair alametlerin ortaya çıkmasından sonra onların Mümin kadınlar olduğunu anlarsanız bu durumda onları kâfir olan eşlerine iade etmeyin. Mümine kadınların kâfir erkeklerle evlenmesi helal değildir. Aynı şekilde kâfir olan erkeklerin de iman eden kadınlarla evlenmesi helal değildir. İman eden kadınların kâfir kocalarına verdikleri mehirlerini (geri) verin. -Ey Müminler!- İddetlerini bitirdikten sonra mehirlerini vererek o kadınlarla evlenmeniz de bir günah yoktur. Kimin hanımı kâfir ise yahut dininden dönmüş ise küfür sebebi ile nikâh bağı koptuğu için artık o kadını yanında tutmasın. Mehir olarak onlara sarf ettiğinizi geri isteyin. Dininden dönen kadınlarınızın mehirlerini o kâfirlerden isteyin. Mümin olan kadınlar da verdiklerini istesinler. Mehirler ile alakalı olarak sizin tarafınızdan ve onların tarafından mehirlerin geri verilmesine dair burada zikredilen hüküm Allah -Subhanehu ve Teâlâ-’nın hükmüdür. O sizin aranızda dilediği gibi hüküm verir. Allah kullarının hallerini ve yaptıklarını en iyi bilendir. Onların yaptıklarından hiçbir şey O’na gizli kalmaz. O, kulları için koymuş olduğu hükümlerde çok hikmet sahibidir.

Kelimeler

55 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوٓا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. إِذَا iza zaman
  5. جَآءَكُمُ ca'ekumu size geldiği kök: جيا
  6. ٱلْمُؤْمِنَـٰتُ l-mu'minatu mü'min kadınlar kök: امن
  7. مُهَـٰجِرَٰتٍۢ muhaciratin göç ederek kök: هجر
  8. فَٱمْتَحِنُوهُنَّ ۖ femtehinuhunne onları imtihan edin kök: محن
  9. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  10. أَعْلَمُ ea'lemu daha iyi bilir kök: علم
  11. بِإِيمَـٰنِهِنَّ ۖ biimanihinne onların imanlarını kök: امن
  12. فَإِنْ fe in eğer
  13. عَلِمْتُمُوهُنَّ alimtumuhunne anlarsanız kök: علم
  14. مُؤْمِنَـٰتٍۢ mu'minatin inanmış olduklarını kök: امن
  15. فَلَا fela
  16. تَرْجِعُوهُنَّ terciuhunne onları geri döndürmeyin kök: رجع
  17. إِلَى ila
  18. ٱلْكُفَّارِ ۖ l-kuffari kafirlere kök: كفر
  19. لَا la değildir
  20. هُنَّ hunne bunlar (kadınlar)
  21. حِلٌّۭ hillun helal kök: حلل
  22. لَّهُمْ lehum onlara
  23. وَلَا ve la ve değildir
  24. هُمْ hum onlar
  25. يَحِلُّونَ yehillune helal kök: حلل
  26. لَهُنَّ ۖ lehunne bunlara
  27. وَءَاتُوهُم ve atuhum ve onlara verin kök: اتي
  28. مَّآ ma şey(leri)
  29. أَنفَقُوا۟ ۚ enfeku onların harcadıkları kök: نفق
  30. وَلَا ve la ve yoktur
  31. جُنَاحَ cunaha bir günah kök: جنح
  32. عَلَيْكُمْ aleykum sizin için
  33. أَن en
  34. تَنكِحُوهُنَّ tenkihuhunne bunlarla evlenmenizde kök: نكح
  35. إِذَآ iza takdirde
  36. ءَاتَيْتُمُوهُنَّ ateytumuhunne kendilerine verdiğiniz kök: اتي
  37. أُجُورَهُنَّ ۚ ucurahunne ücretlerini kök: اجر
  38. وَلَا ve la ve
  39. تُمْسِكُوا۟ tumsiku tutmayın kök: مسك
  40. بِعِصَمِ biisami ismetlerini kök: عصم
  41. ٱلْكَوَافِرِ l-kevafiri kafir kadınların kök: كفر
  42. وَسْـَٔلُوا۟ veselu isteyin kök: سال
  43. مَآ ma şeyi (mehri)
  44. أَنفَقْتُمْ enfektum harcadığınız kök: نفق
  45. وَلْيَسْـَٔلُوا۟ velyeselu ve onlar da istesinler kök: سال
  46. مَآ ma şeyi
  47. أَنفَقُوا۟ ۚ enfeku harcadıkları kök: نفق
  48. ذَٰلِكُمْ zalikum bu size
  49. حُكْمُ hukmu hükmüdür kök: حكم
  50. ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'ın kök: اله
  51. يَحْكُمُ yehkumu (böyle) hükmediyor kök: حكم
  52. بَيْنَكُمْ ۚ beynekum aranızda kök: بين
  53. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  54. عَلِيمٌ alimun bilendir kök: علم
  55. حَكِيمٌۭ hakimun hüküm ve hikmet sahibidir kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نكح (23 geçiş) · Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş)

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber…

  • Aynı kök: محن (2 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah'ın, gönüllerini takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar…

  • Aynı kök: نكح (23 geçiş) · Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş)

    Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde,…

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)

    (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş)

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Bu gün size temiz ve hoş şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mü'min…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin (sorgulayın)! (Elbette) Allah onların imanlarını çok iyi bilendir. Siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz, onları kâfirlere geri göndermeyin! (Çünkü) bunlar onlara helal değildir; onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) verdiklerini (mehirleri kocalarına geri) verin! mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size herhangi bir vebal yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın! dipnot 1 Verdiklerinizi (mehirlerinizi) isteyin; onlar da verdiklerini (mehirlerini) istesinler! İşte Allah'ın hükmü budur. O aranızda (böyle) hükmetmektedir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle küfrün yani eşlerden birisinin dinden çıkmasının nikâha engel olduğunun apaçık delilidir.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiği zaman -her ne kadar Allah onların inancını çok iyi biliyor idiyse de- siz (yine de) onları imtihana tabi tutun; sonuçta eğer onların mü'min olduğundan emin olursanız, artık onları kafirlere geri göndermeyin: ne o kadınlar (kafir) eşlerine helaldir, ne de eşleri o kadınlara helaldir. Onların verdiklerini de kendilerine iade edin! Ve siz bu kadınların mehirlerini verdiğiniz sürece, onlarla nikahlanmanızda bir beis yoktur. Beri yandan, inkarda eden ısrar kadınların nikahına yapışmayın; onlara verdiğinizi isteyin, aynı şekilde onlar da verdiklerini sizden isteyebilirler. İşte bunlar Allah'ın hükmüdür; aranızdaki hükmü O verir: zira Allah her şeyi bilendir, hikmetle hükmedendir.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Mümin kadınlar her ne zaman zulüm ve kötülük diyarını terk ederek size gelirlerse, Allah onların inancından tam haberdar (olduğu halde) siz yine de onları sınayın; eğer mümin olduklarına tam emin olursanız, onları inkarcılara geri göndermeyin, (çünkü) onlar (artık) eski kocalarına helal (değiller) ve ötekiler de bunlara helal (değiller). Ayrıca, onlar (hanımlarına mehir olarak) ne verdilerse hepsini iade edin. Ve (ey müminler,) siz bu kadınlarla mehirlerini verdikten sonra evlenirseniz bir günah işlemiş olmazsınız. Diğer taraftan, hakikati inkar (etmeye devam) eden kadınlarla evlilik bağınızı sürdürmeyin ve onlara (mehir olarak) ne verdiyseniz (iade etmelerini) isteyin, aynı şekilde ötekiler, (hanımları size gelmiş olanlar da,) harcadıkları her şeyi(n iadesini) talep etme hakkına sahiptirler. Bu, Allah'ın hükmüdür. O, sizin aranızda (adaletle) hükmeder çünkü Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . İman eden kadınlar hicret ederek size geldiklerinde, onları sorgulayın. Allah onların imanlarını iyi bilir! Eğer onları iman etmiş kadınlar görürseniz, onları hakikat bilgisini inkar edenlere geri döndürmeyin! Ne bunlar onlara (küffara) helaldir, ne de onlar bunlara helal olurlar! Onlara (küffara) infak ettiklerini (mehrlerini) verin. Onların (bu kadınların) mehrlerini kendilerine verdiğiniz vakit, onları nikahlamanızda sizin üzerinize bir vebal yoktur. Hakikat bilgisini inkar eden kadınların nikahlarını tutmayın. . . Harcadıklarınızı geri isteyin; onlar da harcadıklarını istesinler. Bu size Allah'ın hükmüdür. . . Aranızda hükmediyor. Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

Ali Bulaç

Ey iman edenler! Mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını bilip öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! İnanan kadınlar göç ederek size geldiklerinde, onları Sınamaya tutun. Allah, onların inançlarını bilir. İnançlı olduklarına güvenirseniz, nankörlük edenlere geri göndermeyin. Onlar, diğerlerine helal değildir; diğerleri de onlara helal değildir. Onlar için harcadıklarını geri verin. Geçimlerini sağlarsanız, onlarla evlenmenizde suç yoktur. Allah'a nankörlük eden kadınlarla evlilik ilişkinizi sürdürmeyin. Onlar için harcadıklarınızı da geri isteyin; onlar da harcadıklarını geri istesinler. İşte bu, Allah'ın yargısıdır; aranızda yargı verir. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan ediniz. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarının farkına varırsanız, onları kafirlere geri göndermeyiniz. Bunlar kafirlere helal değildir. Kafirler de bu hanımlara helal değildir. Hicret eden kadınlara, kafir kocalarının sarfettiklerini geri veriniz. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde bir günah yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayınız ve sarfettiğinizi isteyiniz;onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. O, aranızda hükmeder. Allah bilendir; hikmet sahibidir.

Edip Yüksel

Ey iman edenler, gerçeği onaylayan göçmen kadınlar size sığındığında onları sorgulayın. ALLAH onların onaylarını çok iyi bilir. Gerçeği onayladıklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Ne bunlar o inkarcılara helaldir ne de onlar bunlara helaldir. İnkarcıların harcadığı mehirlerini onlara geri verin. Mehirlerini ödediğiniz taktirde bunlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. İnkarcı kadınları sorumluluğunuzda tutmayın. Onlara harcadığınız mehirlerinizi isteyebilirsiniz, onlar da verdikleri mehirlerini isteyebilirler. Bu, ALLAH'ın hükmüdür. O, aranızda yargıda bulunur. ALLAH Bilendir, Bilgedir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Savaş halinde olan bir toplumun bireylerinin hukukuna karşı gösterilen bu titizlikten ders almalı. Bu yasa, maddi kazanç amacıyla yapılacak ilticaları da kısmen engeller. Muhammed'in görevi ve amacı, cahil eleştirmenlerin ileri sürdüğü gibi, dünyevi üstünlük olsaydı, mülteci kadınların düşman saflarından servet kaçırmaları teşvik edilirdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ey inananlar, inanan göçmen kadınlar size sığındığında onları sorgulayın. ALLAH onların inançlarını çok iyi bilir. İnançlı olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Ne bunlar o inkarcılara helaldir, ne de onlar bunlara helaldir. İnkarcıların harcadığı mehirlerini onlara geri verin. Mehirlerini ödediğiniz taktirde bunlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. İnkarcı kadınları sorumluluğunuzda tutmayın. Onlara harcadığınız mehirlerinizi isteyebilirsiniz, onlar da verdikleri mehirlerini isteyebilirler. Bu, ALLAH'ın hükmüdür. O, aranızda yargıda bulunur. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde kendilerini imtihan edin! İmanlarını Allah bilir. Eğer siz onların inanan kadınlar olduklarını öğrenirseniz, artık onları kafirlere iade etmeyin! İnanan kadınlar, kafirlere helal değildir, kafirler de mümin kadınlara helal olmazlar. Ancak kafirlerin harcadıkları mehri onlara (geri) verin! Kendilerine mehirlerini verdiğiniz takdirde o inanan kadınlarla evlenmenizde de size bir günah yoktur. Kafir kadınların da ismetlerine yapışmayın (onları nikahınızda tutmayın) ve harcadığınızı isteyin; kafirler de harcadıklarını istesinler. Bunlar, size Allah'ın hükmüdür. Aranızda O hükmediyor. Allah, bilendir, hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Size mü'mine kadınlar muhacir olarak geldikleri zaman kendilerini imtihan edin, iymanlarını Allah bilir, imtihan üzerine onları mü'mine bilirseniz artık kendilerini kafirlere geri çevirmeyin, mü'mineler kafirlere halal değil, kafirler de mü'minelere halal olmazlar. Maamafih sarfettikleri mehri o kafirlere verin, sizin o mü'mineleri nikah etmenizde de, kendilerine mehirlerini verdiğiniz takdirde üzerinize bir günah yoktur, kafirlerin ise ısmetlerine yapışmayın ve sarfettiğinizi isteyin, kafirler de sarfettiklerini istesinler, bunlar, size Allahın hukmüdür, aranızda hukmediyor ve Allah alimdir, hakimdir.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Sığınmak üzere size gelen Mü'min dipnot 1 kadınların hicret nedenlerini sorgulayın. Allah, onların gerçekten iman edip etmediklerini çok iyi bilmektedir. Eğer gerçekten Mü'min olduklarını anlarsanız, onları Kafirlere geri göndermeyin. Onlar, Kafir erkeklere helal değildir. Kafir erkekler de onlara helal değildir. Kafirlerin bu kadınlara verdiklerini dipnot 2 iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla nikahlanmanızda bir sakınca yoktur. Ve Kafir kadınları dipnot 3 nikahınızda tutmayın. Ve ne infak dipnot 4 ettiyseniz geri isteyin. Onlar da infak ettiklerini geri istesinler. İşte bu Allah'ın aranızda verdiği hükmüdür. Allah; Her Şeyi Bilen'dir, En Doğru Karar Veren'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnandıklarını söyleyen.
  2. metne dön, dipnot 2
    Mehir ve harcamalar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Kafirlere katılan kadınları.
  4. metne dön, dipnot 4
    Mehir ve harcamaları.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Sığınmak üzere size gelen Mü'min dipnot 1 kadınların hicret nedenlerini sorgulayın. Allah, onların gerçekten inanıp inanmadıklarını çok iyi bilmektedir. Eğer gerçekten Mü'min olduklarını anlarsanız, onları Kafirlere dipnot 2 geri göndermeyin. Onlar, Kafir erkeklere helal değildir. Kafir erkekler de onlara helal değildir. Kafirlerin bu kadınlara verdiklerini dipnot 3 iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla nikahlanmanızda bir sakınca yoktur. Ve Kafir kadınları dipnot 4 nikahınızda tutmayın. Ve ne infak dipnot 5 ettiyseniz geri isteyin. Onlar da infak ettiklerini geri istesinler. İşte bu Allah'ın aranızda verdiği hükmüdür. Allah; Her Şeyi Bilen'dir, En Doğru Karar Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnandıklarını söyleyen.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Mehir ve harcamalar.
  4. metne dön, dipnot 4
    Kafirlere katılan kadınları.
  5. metne dön, dipnot 5
    Mehir ve harcamalar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Sığınmak üzere size gelen inanan dipnot 1 kadınların hicret nedenlerini sorgulayın. Allah, onların gerçekten inanıp inanmadıklarını çok iyi bilmektedir. Eğer gerçekten inandıklarını anlarsanız, onları gerçeği yalanlayan nankörlere geri göndermeyin. Onlar, gerçeği yalanlayan nankör erkeklere helal değildir. Gerçeği yalanlayan nankör erkekler de onlara helal değildir. Gerçeği yalanlayan nankörlerin bu kadınlara verdiklerini dipnot 2 iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla nikahlanmanızda bir sakınca yoktur. Ve gerçeği yalanlayan nankör kadınları nikahınızda tutmayın. Ve ne infak dipnot 3 ettiyseniz geri isteyin. Onlar da infak ettiklerini geri istesinler. İşte bu Allah'ın aranızda verdiği hükmüdür. Allah; Her Şeyi Bilen'dir, En Doğru Karar Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnandıklarını söyleyen.
  2. metne dön, dipnot 2
    Mehir ve harcamalar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Mehir ve harcamalar.

Gültekin Onan

Ey inananlar, inançlı (kadın)lar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Tanrı, onların inançlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) inançlı (kadın)lar olduklarını bilip öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mümin kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mümin kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Tanrı'nın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, (kendi ifadelerince) mü'min kadınlar muhacir olarak geldikleri zaman onları imtihaan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilendir ya. Fakat siz de mü'min kadınlar olduklarına bilgi edinirseniz onları kafirlere döndürmeyin. Bunlar onlara halal değildir. Onlar da bunlara halal olmazlar. (Kafir zevcelerinin bu kadınlara) sarfetdikleri (mehri) onlara (kafirlere) verin. Sizin onları nikahla almanızda, mehirlerini verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yokdur. Kafir zevcelerinizi (nikahınız altında) tutmayın. Sarfetdiğiniz (mehir) i isteyin. (Kafirler de size hicret eden mü'min kadınlara) harcadıkları (mehri) istesinler. Bu, Allahın hükmüdür. Aranızda O hükmeder. Allah hakkıyle bilendir, tam hukum ve hikmet saahibidir.

İbni Kesir

Ey iman edenler; inanan kadınlar hicret ederek size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Fakat siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz; artık onları kafirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helal değildir, onlar da bunlara helal olmazlar. Onların sarfettiklerini kendilerine geri verin. Mehirlerini verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde bir vebal yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Ve Allah; Alim' dir, Hakim'dir.

Mehmet Alagaş

(10-11) Ey İman edenler, sizlere kadın müminler hicret ederek geldiklerinde, onları imtihan edin , Allah onların imanlarını biliyor, eğer siz de onların iman eden olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri götürmeyin , O kadınlar onlara helal değildirler, Onlar da o kadınlara helal değildirler , Onlara ne harcamışlarsa verin, onları ücretlerini vererek nikahlamanızda size herhangi bir günah yoktur , kafir kadınları nikahınızda tutmayın, harcadıklarınızı onlardan isteyin onlar da harcadıklarını istesinler , bu, Allah’ın sizin için hükmüdür / kararıdır , sizin hakkınızda hüküm veriyor , Allah bilendir, hâkimdir. Eğer zevceniz kafire geri kaçarsa, savaş ganimeti olarak aldıklarınızdan, eşi gidenin yaptığı harcamaların aynısını ona verin, kendisine iman ettiğiniz Allah’tan sakının.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kâfirlere iade etmeyin. O kadınlar onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah; Alîm'dir, Hakîm'dir.

Süleyman Ateş

Ey inananlar! Mü'min kadınlar göç ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların (gerçekten) inanmış olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri döndürmeyin. Ne bu(kadı)nlar onlara helaldir ne de onlar bunlara helal olurlar. Onların (bu kadınlara) harcadıkları (mehirleri)ni onlara verin. Ücretlerini kendilerine verdiğiniz takdirde bu(kadı)nlarla evlenmenizde sizin için bir günah yoktur. Kafir kadınların ismetlerini (nikah bağlarını) tutmayın (onları salıverin ve kafirlere katılan kadınlara) harcadığınız (mehri) isteyin. Onlar da (size katılan kadınlarına) harcadıklarını istesinler. Bu size Allah'ın hükmüdür. Aranızda (böyle) hükmediyor. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Mümin kadınlar (kocalarını terk edip) hicret ederek size geldiklerinde onları imtihandan geçirin. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını anlarsanız onları o kafirlere (kocalarına) geri göndermeyin. Artık bu kadınlar onlara helal değildir. Onlar da bu kadınlara helal olmazlar dipnot 1 . Kocalarının bunlara verdiklerini geri verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizin size bir günahı yoktur. (Sizden ayrılmak isteyen) kafir karılarınızın bileklerine yapışmayın/ onları zorla tutmayın; onlara verdiklerinizi geri isteyin dipnot 2 . Onlar da /Mekkeli erkekler de (kaçıp size gelen eşlerine) verdiklerini istesinler dipnot 3 . İşte bu, Allah'ın hükmüdür; aranızda o hükmeder. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifadeler, mümin olduklarını söyleyerek kafir eşlerinden ayrılmak için gelip müslümanlara sığınan kadınlarla ilgilidir. Burada eşlerin birbirine helal olmamasının sebebi, kocalarının kafir olmaları değil, bu kadınların onlarla evliliklerine son vermek istemeleridir. İddialarında haklı olduklarını anlamak için imanlarının sorgulanması gerekir. Burada yapılması istenen budur. Kadınların haklılıkları ortaya çıkınca boşanma gerçekleşmiş ve o kadınların kocalarının kendilerine verdiklerini geri verme sorumlulukları doğar. Bu ayet, kocalarının onlara verdikleriniı geri verme sorumluluğunu müslümanlara yüklemektedir. (Bakara 2/228-229, Nisa 4/19).
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada, eşinden ayrılan, kadın olduğu için ondan aldıklarını geri vermesi gerekir (Bakara 2/229, Nisa 4/19).
  3. metne dön, dipnot 3
    Eşlerinin kendilerine ne kadar mal verdiğini söyleyenler, Mekke'den kaçıp gelen kadınlardır. Kocaları onlara daha fazla mal verdiklerini iddia edebilirler. Bu ayet onlara, eşlerine verdikleri malı geri isteme hakkı vermektedir. İddialarını ispatlarlarsa onları alma hakları doğar. Bu ayetler, Mekkelilerin bu konuları bildiklerini ve uyguladıklarını da gösterir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler (Müminler)! Mümin kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları imtihandan geçirin. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri çevirmeyin. Bu kadınlar onlara helal olmazlar. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların bunlara harcadıklarını geri verin. Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenize engel yoktur. Ayrılmak isteyen kafir kadınları engellemeyin; onlara harcadığınızı isteyin. Onlar da harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın size hükmüdür; aranızda o hükmeder. Allah bilir, doğru karar verir.

Şaban Britch

Ey iman edenler! Mümin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kâfirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu Allah’ın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah, Alim'dir, Hakim'dir.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Mümin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kafirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kafir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu Allah'ın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah, alimdir, hakimdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir ya! Eğer onların mümin hanımlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere döndürmeyin. Ne bu mümin kadınlar o kafirlere helaldir ne de o kafirler bunlara helaldir. Bu kadınlar için harcadıklarını o kafirlere geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde, bu kadınları nikahlamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kafirlerin iffet ve nikahlarına yapışmayın. Kafirlere gitmeyi yeğleyen kadınlar için harcadıklarınızı onlardan geri isteyin; onlar da size gelen mümin kadınlar için harcadıklarını geri istesinler. Bu, Allah'ın hepinize buyruğudur. Aranızda hüküm veriyor. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts reflect he image of religious and spiritual virtues: If women come to you emigrating or seeking refuge owing to religious persecution or political troubles, test their beliefs; Allah knows well if the image of Faith has been imprinted upon their hearts. if you are satisfied that they believe in Allah with bosoms filled with reverential awe, do not send them back to the Pagans. They -the women are no longer legitimate to them nor are they -the Pagan men- any longer legitimate to them. But you must pay their -Pagan- husbands the equivalent of what they had spent on them in the way of dowry. You are absolved to marry these women if you pay them their dower and do not marry the Pagan women nor remain with them if you have conformed to Islam and they have not, but you may ask for what you spent and so can Pagan men ask for what they spent. This is the ordinance of Allah; He judges between you, and He is Alimun (Omniscient), and Hakimun (Wise).

Abdul Haleem

You who believe, test the believing women when they come to you as emigrants- God knows best about their faith- and if you are sure of their belief, do not send them back to the disbelievers: they are not lawful wives for them, nor are the disbelievers their lawful husbands. Give the disbelievers whatever bride-gifts they have paid- if you choose to marry them, there is no blame on you once you have paid their bride-gifts- and do not yourselves hold on to marriage ties with disbelieving women. Ask for repayment of the bride-gifts you have paid, and let the disbelievers do the same. This is God’s judgement: He judges between you, God is all knowing and wise.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! When there come to you believing women refugees, examine (and test) them: Allah knows best as to their Faith: if ye ascertain that they are Believers, then send them not back to the Unbelievers. They are not lawful (wives) for the Unbelievers, nor are the (Unbelievers) lawful (husbands) for them. But pay the Unbelievers what they have spent (on their dower), and there will be no blame on you if ye marry them on payment of their dower to them. But hold not to the guardianship of unbelieving women: ask for what ye have spent on their dowers, and let the (Unbelievers) ask for what they have spent (on the dowers of women who come over to you). Such is the command of Allah: He judges (with justice) between you. And Allah is Full of Knowledge and Wisdom.

Abul A'la Maududi

Believers, when believing women come to you as Emigrants (in the cause of faith), examine them. Allah fully knows (the truth) concerning their faith. And when you have ascertained them to be believing women, do not send them back to the unbelievers. dipnot 1 Those women are no longer lawful to the unbelievers, nor are those unbelievers lawful to those (believing) women. Give their unbelieving husbands whatever they have spent (as bridal-dues); and there is no offence for you to marry those women if you give them their bridal-dues. dipnot 2 Do not hold on to your marriages with unbelieving women: ask for the return of the bridal-due you gave to your unbelieving wives and the unbelievers may ask for the return of the bridal-due they had given to their believing wives. dipnot 3 Such is Allah's command. He judges between you. Allah is All-Knowing, Most Wise.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The background of this injunction is that after the peace treaty of Hudaibiyah, in the beginning, the Muslim men started fleeing Makkah, while arriving at Al-Madinah they were sent back according to the terms of the treaty. Then the Muslim women started arriving and first of all, Umm Kulthum Uqbah bin Abi Muait emigrated to Al- Madinah, The disbelievers invoked the treaty and demanded return, and two brothers of Umm Kulthum, Walid bin Uqbah and Amarah bin Uqbah, came to Al- Madinah to take her back. At this the question arose whether the treaty of Hudaibiyah applied to the women as well. Allah has answered this very question here, saying: If they are Muslims, and it is ascertained that they have emigrated only for the sake of the faith and for no other motive, they are not to be returned.
  2. metne dön, dipnot 2
    Here, a complication has arisen on account of the narration of the Hadith from the viewpoint of the meaning and content, and it must be resolved. The traditions that are found in the Ahadith about the conditions of the treaty of Hudaibiyah are mostly traditions narrated from the viewpoint of the meaning and purport. About the condition under discussion the words in the different traditions are different. In some the words are to the effect: Whoever reaches us from you, we will not return him, but whoever reaches you from us, you shall return. In some others the words are to the effect: Whoever of his companions comes to the Messenger (peace be upon him) of Allah without the permission of his guardian, he will send him back. And in still another, the words are: Whoever, from the Quraish goes to Muhammad (peace be upon him) without the permission of his guardian, he will return him to Quraish. The style of these traditions by itself shows that this condition of the treaty has not been reported in the actual words of the treaty, but the reporters have reported its purport in their own words. But since most of the traditions are of the same nature, the commentators and traditionists generally have understood that the treaty was general, which applied to both men and women, and the women too were to be returned according to it. Later, when this injunction of the Quran that the believing women were not to be returned, came to their knowledge, they interpreted it to mean that Allah in this verse had decided to break the treaty in so far as it related to the believing women. But this was not an ordinary thing which should be accepted so easily. If the treaty was general, without any exception in respect of men and women, it could not be lawful for one party to amend it unilaterally and change a part of it by itself. And even if such a thing happened, it is strange that the Quraish did not protest against it, whereas they remained on the lookout for an opportunity to raise objections against everything that the Prophet (peace be upon him) and the Muslims did. Had they found that the Prophet had committed a breach of the treaty conditions, they would have raised a loud clamor. But we do not find any trace of it in any tradition that they took an exception to this ruling of the Quran. Had this question been carefully considered the problem could have been resolved by reference to the actual words of the treaty. But many people paid no attention to it. If some scholars (e.g. Qadi Abu Bakr Ibn al-Arabi) did pay any attention, they did not hesitate to say that the reason why the Quraish did not raise any objection was that Allah had miraculously scaled their mouths in this matter. It is strange how these scholars felt satisfied at this explanation.
  3. metne dön, dipnot 3
    The fact of the matter is that this condition of the peace treaty had been proposed by the disbelieving Quraish, and not by the Muslims, and the words that Suhail bin Amr, their representative, had gotten included in the treaty were: And that whichever man (rajul) come to you from us, even if he be on your religion, you will return him to us. These words of the treaty have been reproduced in Bukhari (Kitab ash-Shurut: Bab ash-Shurut fil-Jihad wal- Masalahah) through authentic channels. It may be that Suhail used the word rajul in the meaning of a person, but this might be the meaning he had in his mind. The word written in the treaty was rajul, which is used for a fullgrown man in Arabic. That is why when the brothers of Umm Kulthum bint Uqbah came to the Prophet (peace be upon him) and demanded her return, (according to Imam Zuhri’s tradition), Holy Prophet (peace be upon him) refused to return her, saying: The condition was about the men, not the women. (Ibn al-Arabi, Ahkam al-Quran; Loam Razi, Tafsir Kabir) Until then the people of Quraish themselves were under the delusion that the treaty applied to all kinds of emigrants, men or women; But when the Prophet (peace be upon him) drew their attention to these words of the treaty, they were struck dumb and had to accept this decision.

Aisha Bewley

You who have iman! when women who have iman come to you as muhajirun, submit them to a test. Allah has best knowledge of their iman. If you know they are muminun, do not return them to the kuffar. They are not halal for the kuffar nor are the kuffar halal for them. Give the kuffar whatever dowry they paid. And there is nothing wrong in your marrying them provided you pay them their due. Do not hold to any marriage ties with women who are kafir. Ask for what you paid and let them ask for what they paid. That is Allah’s judgement. Allah will judge between them. Allah is All-Knowing, All-Wise.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! When believing women come to you as emigrants, examine them; Allâh knows best as to their Faith, then if you ascertain that they are true believers send them not back to the disbelievers. They are not lawful (wives) for the disbelievers nor are the disbelievers lawful (husbands) for them. But give them (the disbelievers) that (amount of money) which they have spent [as their Mahr][1] to them. And there will be no sin on you to marry them if you have paid their Mahr to them. Likewise hold not the disbelieving women as wives, and ask for (the return of) that which you have spent (as Mahr ) and let them (the disbelievers) ask back for that which they have spent. That is the Judgement of Allâh, He judges between you. And Allâh is All-Knowing, All-Wise.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! When faithful women come to you as immigrants, test them. Allah knows best [the state of] their faith. Then, if you ascertain them to be faithful women, do not send them back to the faithless. They are not lawful for them, nor are they lawful for them. And give them what they have spent [for them]. There is no sin upon you in marrying them when you have given them their dowries. Do not hold on to [conjugal] ties with faithless women. Ask [the infidels] for what you have spent, and let the faithless ask for what they have spent. That is the judgment of Allah; He judges between you; and Allah is all-knowing, all-wise.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! when the believing women come to you having fled their homes, examine them. Allâh knows best the state of their faith. If you ascertain them to be (true) believers do not send them back to the disbelievers. These (believing women) are not lawful (wives) to those (disbelievers); nor are they lawful (husbands) to these (women). You shall however give them (their former disbelieving husbands) what they have spent on them. And you will be doing nothing unlawful if you marry these women after you have given them their dowries. And do not hold matrimonial ties with the disbelieving women, (should they join the disbelievers) you can claim what you have spent on them. So can (the disbelieving husbands) claim that which they have spent (on these believing women). This is the judgment of Allâh. He implements this judgment between you. Allâh is All-Knowing, All-Wise.

Arthur John Arberry

O believers, when believing women come to you as emigrants, test them. God knows very well their belief. Then, if you know them to be believers, return them not to the unbelievers. They are not permitted to the unbelievers, nor are the unbelievers permitted to them. Give the unbelievers what they have expended; and there is no fault in you to marry them when you have given them their wages. Do not hold fast to the ties of unbelieving women, and ask what you have expended, and let them ask what they have expended. That is God's judgment; He judges between you; and God is All-knowing, All-wise.

Bijan Moeinian

The believers hereby ordered to test the women who claim have fled the enemy and ask for asylum. God is fully aware of their faith. If you found that they are true believers, do not extradite them to disbelievers. The newly converted Muslim women are not lawful to remain married to disbelievers. Muslim women may not marry the disbelievers. Therefore, return to their ex-husbands the dowers that they have given to their ex-wives. You are encouraged to ask their hands in marriage having paid a dower to them. The Muslim man should divorce his disbeliever wife after having paid her dower. The disbeliever man also should be asked to return the dower of his exwife who has recently embraced Islam. This is God’s command; He rules among you. He knows everything and is the Most Wise.

E. Henry Palmer

O ye who believe! when there come believing women who have fled, then try them: God knows their faith. If ye know them to be believers do not send them back to the misbelievers;- they are not lawful for them, nor are the men lawful for these; - but give them what they have expended, and it shall be no crime against you that ye marry them, when ye have given them their hire. And do not ye retain a right over misbelieving women; but ask for what ye have spent, and let them ask for what they have spent. That is God's judgment: He judges between you, for God is knowing, wise!

Edip-Layth

O you who acknowledge, if the acknowledging women come emigrating to you, then you shall test them. God is fully aware of their acknowledgement. Thus, if you establish that they are those who acknowledge, then you shall not return them to those who do not appreciate. They are no longer lawful for them, nor are those who do not appreciate lawful for them. Return the dowries that were paid. There is no sin upon you to marry them, if you have paid their dowries to them. Do not keep the wives who do not acknowledge, and ask back what dowries you paid. Let them ask back what dowries they had paid. Such is God's judgment; He judges between you. God is Knowledgeable, Wise.

George Sale

O true believers, when believing women come unto you as refugees, try them: God well knoweth their faith. And if ye know them to be true believers, send them not back to the infidels: They are not lawful for the unbelievers to have in marriage; neither are the unbelievers lawful for them. But give their unbelieving husbands what they shall have expended for their dowers. Nor shall it be any crime in you if ye marry them, provided ye give them their dowries. And retain not the patronage of the unbelieving women: But demand back that which ye have expended for the dowry of such of your wives as go over to the unbelievers; and let them demand back that which they have expended for the dowry of those who come over to you. This is the judgment of God, which He establisheth among you: And God is knowing and wise.

Hamid S. Aziz

O you who believe! When believing women come to you fleeing (as refugees), then examine (or test) them; Allah knows best their faith. If you find them to be believing women, do not send them back to the unbelievers. Neither are they lawful (wives) for them, nor are they lawful (husbands) for them. But pay them what they have spent (as dower); and no blame attaches to you in marrying them on payment of their dowries. But hold not to the ties of unbelieving women. Ask for what you have spent for them, and let them ask for what they have spent. That is Allah's judgment; He judges between you, and Allah is Knowing, Wise.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, when female believers come to you as migrants (i. e., those who have left their homes. The Arabic word means both emigrants and immigrants) then test them Allah best knows their belief. So in case you know them to be believers, then do not return them to the steadfast disbelievers. They are not lawful (wives) to the disbelievers, nor are the disbelievers lawful (husbands) for them. And bring (the disbelievers) what they have expended; and there is no fault in you to marry them (The female believers) when you have brought them (The female believers) their (due) rewards. And do not hold back the ties (i.e., marriage bonds) of the disbelieving women and ask what you have expended, (i.e., do not keep disbelieving women as wives; ask for the return of the dower you paid to them) and let them (The pronoun is masculine plural; i.e., the disbelievers) ask what they (The pronoun is masculine plural; i.e., the disbelievers) have expended. That is the Judgment of Allah; He judges between you; and Allah is Ever-Knowing, Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! When believing women come unto you as fugitives, examine them. Allah is Best Aware of their faith. Then, if ye know them for true believers, send them not back unto the disbelievers. They are not lawful for them (the disbelievers), nor are they (the disbelievers) lawful for them. And give them (the disbelievers) that which they have spent (upon them). And it is no sin for you to marry such women when ye have given them their dues. And hold not to the ties of disbelieving women; and ask for (the return of) that which ye have spent; and let them (the disbelievers) ask for that which they have spent. That is the judgment of Allah. He judgeth between you. Allah is Knower, Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, when believing women come over to you as refugees, then examine them. God alone is cognisant of their faith. If you find that they are believers, do not send them back to unbelievers. They are not lawful for them, nor are infidels lawful for believing women. Give the unbelievers what they have spent on them. There is no sin if you marry them provided you give their dowers to them. Do not retain your (marriage) ties with unbelieving women. Ask for the return of what you have spent (on them); and the unbelievers should ask for the return of what they have spent. This is the judgement of God. He judges between you. God is all-knowing and all-wise.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Whenever believing women come unto you, forsaking the domain of evil, examine them, [although only] God is fully aware of their faith; and if you have thus ascertained that they are believers, do not send them back to the deniers of the truth, [since] they are [no longer] lawful to their erstwhile husbands, and these are [no longer] lawful to them. None the less, you shall return to them whatever they have spent [on their wives by way of dower]; and [then, O believers,] you will be committing no sin if you marry them after giving them their dowers. On the other hand, hold not to the marriage-tie with women who [continue to] deny the truth, and ask but for [the return of] whatever you have spent [by way of dower] -just as they [whose wives have gone over to you] have the right to demand [the return of] whatever they have spent. Such is God's judgment: He judges between you [in equity] - for God is all-knowing, wise.

Mustafa Khattab

O believers! When the believing women come to you as emigrants,[1] test their intentions—their faith is best known to Allah—and if you find them to be believers, then do not send them back to the disbelievers. These ˹women˺ are not lawful ˹wives˺ for the disbelievers, nor are the disbelievers lawful ˹husbands˺ for them. ˹But˺ repay the disbelievers whatever ˹dowries˺ they had paid. And there is no blame on you if you marry these ˹women˺ as long as you pay them their dowries. And do not hold on to marriage with polytheistic women.[2] ˹But˺ demand ˹repayment of˺ whatever ˹dowries˺ you had paid, and let the disbelievers do the same. That is the judgment of Allah—He judges between you. And Allah is All-Knowing, All-Wise.

Progressive Muslims

O you who believe, if the believing women come emigrating to you, then you shall test them. God is fully aware of their belief. Thus, if you establish that they are believers, then you shall not return them to the disbelievers. They are no longer lawful for them, nor are the disbelievers lawful for them. And return the dowries that were paid. And there is no sin upon you to marry them, if you have paid their dowries to them. And do not keep disbelieving wives, and ask back what dowries you paid. And let them ask back what dowries they had paid. Such is God's judgement; He judges between you. God is Knowledgeable, Wise.

Rashad Khalifa

O you who believe, when believing women (abandon the enemy and) ask for asylum with you, you shall test them. GOD is fully aware of their belief. Once you establish that they are believers, you shall not return them to the disbelievers. They are not lawful to remain married to them, nor shall the disbelievers be allowed to marry them. Give back the dowries that the disbelievers have paid. You commit no error by marrying them, so long as you pay them their due dowries. Do not keep disbelieving wives (if they wish to join the enemy). You may ask them for the dowry you had paid, and they may ask for what they paid. This is GOD's rule; He rules among you. GOD is Omniscient, Most Wise.

Sahih International

O you who have believed, when the believing women come to you as emigrants, examine them. Allah is most knowing as to their faith. And if you know them to be believers, then do not return them to the disbelievers; they are not lawful [wives] for them, nor are they lawful [husbands] for them. But give the disbelievers what they have spent. And there is no blame upon you if you marry them when you have given them their due compensation. And hold not to marriage bonds with disbelieving women, but ask for what you have spent and let them ask for what they have spent. That is the judgement of Allah ; He judges between you. And Allah is Knowing and Wise.

Sam Gerrans

O you who heed warning: when the believing women come to you as émigrées: examine them. God best knows their faith. And if you know them to be believing women, then return them not to the atheists. Such women are not lawful for them, and they are not lawful for such women. And give them what they spent. And you do no wrong to marry such women when you give them their rewards. And hold not by tie denying women; and ask for what you have spent, and let them ask for what they have spent. That is the judgment of God; He judges between you; and God is knowing and wise.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! When believing women come to you as immigrants, investigate their case, although only Allah is best Aware of their Faith. Once you establish that they are indeed believers, do not return them to the rejecters of the Truth. They are not lawful for the rejecters, nor are the rejecters lawful for them. Give the rejecters what they have spent on them (as dowry). And there is no blame on you if you marry these women, when you have given them their due marital gift. And do not hold on to wedlock with women who continue to deny the Truth. And you may ask them for the dowry you had paid, just as the rejecters have the right to ask the return of what they spent. This is the Judgment of Allah. He judges between you, for Allah is all-Knowing, all-Wise.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! When believing women come to you as refugees (and emigrants) examine (and verify) them (for their faith): Allah knows best as to their faith: Then if you ascertain that they are believers, then do not send them back to the unbelievers. They are not lawful (wives) for the unbelievers, nor are the (unbelievers) lawful (husbands) for them. But pay the unbelievers what they have spent (on their dowry). And there will be no sin (or blame) on you, if you marry them on payment of their dowry to them. But do not hold the guardianship of unbelieving women: Ask for what you have spent for their dowry, and let the (unbelievers) ask for what they have spent (on their dowers of women who have come to you). Such is the Judgment (the Command) of Allah: He judges (with justice) between you. And Allah is All Knowing (Aleem), All Wise (Hakeem).

Taqi Usmani

O you who believe, when the believing women come to you as emigrants, put them to a test. Allah knows best about their faith. So, if you find them faithful, do not send them back to the disbelievers. Neither these (women) are lawful for them, nor are those (disbelievers) lawful for these (women). And give them (the disbelievers) that (dower) which they had paid (to these women). And there is no sin for you if you marry them, when you give them their dowers. And do not hold on to the ties of marriage with the disbelieving women,and ask (their new Non-Muslim husbands to pay to you) that (dower) which you had paid (to your previous wives), and they (the previous Non-Muslim husbands of the Muslim women) should ask (their new Muslim husbands) to pay that (dower) which they had paid (to their previous wives). That is the decision of Allah. He decides between you. And Allah is All-Knowing, All-Wise.

The Monotheist Group

O you who believe, if the believing females come emigrating to you, then you shall test them. God is fully aware of their belief. Thus, if you establish that they are believers, then you shall not return them to the rejecters. They are no longer lawful for one another. And return the dowries that were paid. And there is no sin upon you to marry them, if you have paid their dowries to them. And do not keep disbelieving wives, and ask back what dowries you paid. And let them ask back what dowries they had paid. Such is the judgment of God; He judges between you. God is Knowledgeable, Wise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mümtehine suresi, 10. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mümtehine suresi, 10. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mümtehine suresi, 10. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩