Diyanet İşleri
Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.
Zümer suresi · 27–35. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Zümer suresi, 27. ayet. وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.
Yemin olsun ki biz (gerçeği) hatırlasınlar diye bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. dipnot 1
Doğrusu Biz bu ilahi mesajda (hakikati), belki düşünüp ibret alırlar diye insanlara her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak aktardık;
İşte Biz, bu Kuran'da üzerinde düşünsünler diye insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk;
Andolsun ki şu Kuran'da insanlar için her türlü misali kullandık. . . Belki tezekkür ederler (unutmuş oldukları hakikatlerini hatırlayıp) üzerinde derin düşünürler diye!
Andolsun, biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik.
Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur'an’da insanlara her türlü misali verdik.
Üstelik gerçek şu ki, bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örneği, değişik biçimlerde anlattık; belki öğüt alırlar diye. dipnot 396
Biz bu Kur'an'da insanlara, öğüt alsınlar diye her türlü örneği verdik.
Biz bu Kuran'da, insanlara, her türlü örneği verdik ki öğüt alsınlar.
Biz bu Kuran'da, insanlara, her türlü örneği verdik ki öğüt alsınlar
Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler.
Yemin ederim ki bu Kur'anda insanlar için her türlüsünden temsil getirdik, gerek ki iyi düşünsünler
Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.
Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.
Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.
Andolsun, biz bu Kuran'da, belki öğüt alıp düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik.
Andolsun ki biz bu Kur'anda insanlar için, nasıyhat kabul etsinler diye, her misalden (örnekler) gösterdik.
Andolsun ki; Biz, bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali verdik. Belki öğüt alırlar.
(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.
Andolsun biz, belki öğüt alırlar diye bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik.
Andolsun biz, bu Kur'an'da insanlara, öğüt almaları için her temsili anlattık.
Şüphesiz, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik, belki doğru bilgileri kullanırlar dipnot 1 .
Biz bu Kur'an'da insanlar için her konuyu örnekledik ki akıllarını başlarına toplasınlar.
Biz bu Kur’an’da, insanlar için, düşünsünler diye her türlü misali verdik.
Biz bu Kur'an'da, insanlar için, düşünsünler diye her türlü misali verdik.
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.
Zümer suresi, 28. ayet. قُرْءَانًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِى عِوَجٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
Takvâlı (duyarlı) olsunlar diye, pürüzsüz dipnot 1 Arapça bir Kur'an dipnot 2 olarak (indirdik).
(ve onu) hiçbir çarpıklığa meydan bırakmadan Arapça bir hitap olarak (indirdik): belki sorumluluklarını idrak ederler.
ve onu bütün çapraşıklık ve eğriliklerden uzak Arapça bir hitabe olarak (vahyettik ki,) Allah'a karşı sorumluluklarının bilincine varsınlar.
Pürüzsüz, net Arapça bir Kur'an olarak (vahyettik). . . Belki (anlayıp) korunurlar diye.
Çarpıklığı olmayan Arapça bir Kur'an'dır (bu). Umulur ki sakınırlar.
Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik.
Tutarsızlık bulunmayan, çok kolay anlaşılacak Kur'an; belki sorumluluk bilincine erişirler diye.
Sakınsınlar diye, onu pürüzsüz Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
Arapça, pürüzsüz bir Kuran, belki erdemli olurlar. dipnot 1
Arapça, pürüzsüz bir Kuran, belki erdemli olurlar
Pürüzsüz Arapça bir Kur'an olarak gerek ki korunsunlar.
Bir Kur'an ki pürüzsüz bir arabi, gerek ki korunsunlar
Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva sahibi olurlar.
Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva sahibi olurlar.
Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva dipnot 1 sahibi olurlar.
Çarpıklığı olmayan Arapça bir Kuran'dır (bu). Umulur ki sakınırlar.
(Onu her türlü) tenakuz ve ihtilaf dan azade, dosdoğru, Arabca bir Kur'an olarak (indirdik). Taki (küfürden) sakınsınlar.
Eğriliği bulunmayan arabça bir Kur'an'dır. Belki sakınırlar.
(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.
Sakınıp takvalı olsunlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an. (indirdik)
Korunanlar için bunu, pürüzsüz Arapça bir Kur'an olarak (indirdik).
(Örnekleri), içinde bir eğrilik dipnot 1 olmayan Arapça kur'anlar /ayet kümeleri dipnot 2 halinde verdik, belki yanlışlardan sakınırlar.
(Konuları örneklerken) Yanıltıcı olmayan dipnot 1 ve Arapça ayetler kümesi dipnot 2 halinde verdik ki kendilerini koruyabilsinler.
Sakınıp, takvalı olsunlar diye, hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak (indirdik).
Korunsunlar diye, hiçbir eğriliği olmayan Arapça bir okuyuşla.
Bunu, eğri büğrüsü olmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik ki, korunup sakınabilsinler.
Zümer suresi, 29. ayet. ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلًا فِيهِ شُرَكَآءُ مُتَشَٰكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِّرَجُلٍ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu? Hamd Allah'a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
Allah çekişip duran birçok ortağın sahip olduğu bir adam ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı örnek olarak veriyor. Bu ikisi eşit midir? Hamd (övgü) Allah içindir. Fakat onların çoğu bilmezler.
(Bu bapta) Allah size hepsi birbirine rakip bir çok ortağın emri altında bulunan bir adamla, sadece bir kişiye bağlı bir adamın durumunu misal gösterir: bu ikisinin durumu eşit midir? Allah'a hamd olsun ki hayır, ama onların çoğu bunu kavramaktan bile acizdirler.
(Bu amaçla,) Allah size bir örnek olay anlatmaktadır: Tümü birbiriyle ihtilaflı birçok ortağı olan kimsenin emrindeki adam ile tamamen bir kişiye bağlı bulunan adam(ın hikayesi); içinde bulundukları şartlar açısından bu iki adam eşit olabilir mi? (Hayır,) bütün övgüler (yalnız) Allah'a mahsustur; fakat çoğu bunu anlamaz.
Allah bir misal verdi: Birbiriyle sorunlu ortaklara hizmet veren adam ile sadece bir adama teslim adam. . . Bu ikisinin şartları eşit olur mu? El Hamdu Lillah! Hayır, onların çoğunluğu bilmezler!
Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'ındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar.
Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, bir örnek veriyor: Birbiriyle geçinemeyen ortaklara bağlı bir adamla, yalnızca bir kişiye bağlı bir adam; bu ikisinin durumu aynı olur mu? Allah'a övgüler olsun! Hayır, onların çoğu bilmez.
Allah, geçimsiz efendileri olan bir adamla, yalnızca bir kişiye bağlı bir adamı örnek olarak verir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Övgü Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.
ALLAH, çelişen ortaklara sahip bir adam ile bir tek kişiye bağlı olan adamın örneğini verir. Bu ikisinin durumu hiç eşit olur mu? Övgü ALLAH'adır. Ancak çokları bilmez. dipnot 1
ALLAH, çelişen ortaklara sahip bir adam ile bir tek kişiye bağlı olan adamın örneğini verir. Bu ikisinin durumu hiç eşit olur mu? Övgü ALLAH'adır. Ancak çokları bilmez.
Allah şöyle bir misal vermiştir: Bir adam (köle) ki, bir takım ortakları var. Hırçın hırçın çekiştirip duruyorlar. Bir de selametle (yalnız) bir kişiye ait bir adam (köle) var. Hiç bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd Allah'ındır, fakat pek çokları bilmezler.
Allah şunu bir mesel yapmıştır: bir adam, onda bir takım ortaklar var, hırçın hırçın çekiştirip duruyorlar, bir adam da selametle bir adamın, hiç bu ikisinin hal-ü şanı bir olur mu? Hamd Allahındır, fakat pek çokları bilmezler
Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiçbir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.
Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiçbir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.
Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiç bir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.
Tanrı (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Tanrı'nındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar.
Kendisinde, birbirine sertlik ve geçimsizlik gösteren (bir çok) ortaklar (ın hakkı) bulunan bir adamla (bir köle ile) yalınız bir kişinin adamı (kölesi) olan diğer birini Allah (müşrikle müvahhid hakkında) bir misal olarak irad etmişdir. Bu ikisinin haali bir olur mu? (Bütün) hamd Allaha mahsusdur. Fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, bir misal verir: Bir adamın, huysuz ve birbirleriyle ortak birkaç efendisi var. Bir adamın da tek bir efendisi var. Bu ikisi bir olur mu hiç? Hamd; Allah'a mahsustur; ama onların çoğu bilmezler.
(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.
Allah, birbiriyle çekişen bir çok ortağa bağlı olan bir adamla, yalnız bir kişiye bağlı bir adamı örnek olarak vermiştir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Hamt, Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, (ortak koşanla tek Allah'a inananın durumunu anlatmak için) şöyle bir misal verdi: Birbiriyle çekişen ortaklara bağlı olan bir adam (yani köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adam. Şimdi bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd yalnız Allah'a mahsustur, fakat çokları (yalnız Allah'a tapılacağını) bilmiyorlar.
Allah, birbiriyle zıtlaşıp duran birkaç ortağın emri altındaki adam ile tek bir kişiye bağlı olan adamı örnek veriyor. Hiç bu ikisinin durumu aynı olur mu? Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür fakat onların çoğu bunu bilmez dipnot 1 .
Yeni Ahit · Matta 6:24
“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrıya, hem de paraya kulluk edemezsiniz.” Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Şimdi Allah bir örnek veriyor: Birbiriyle uyumsuz bir kaç amirin emrindeki kişi ile güvenilir bir tek amirin emrindeki kişinin durumu aynı olur mu? Her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur ama çoğu bunu bilmez.
Allah, birbiriyle geçinemeyen bir çok ortağa bağlı olan bir adamla, yalnız bir kişiye has/bağlı bir adamı örnek olarak vermiştir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Hamd, Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, birbiriyle geçinemeyen bir çok ortağa bağlı olan bir adamla, yalnız bir kişiye teslim olmuş bir adamı örnek olarak vermiştir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Hamd, Allah'a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Allah; hakkında birbiriyle didişen ortakların bulunduğu bir adamla, bir tek ere teslim olan bir adamı örnek verdi. Örnek olarak bu ikisi eşit olur mu? Hamd, yalnız Allah'adır. Ama onların çokları bilmiyorlar.
Zümer suresi, 30. ayet. إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.
Şüphesiz ki sen de öleceksin, onlar da ölecekler. dipnot 1
Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler:
(Ey Muhammed,) şüphesiz sen ölümü tadacaksın ve şüphesiz onlar da ölüp gidecek:
Kesinlikle sen ölümü tadacaksın ve muhakkak ki onlar da ölümü tadacaklar!
Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.
Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Kuşkusuz, sen öleceksin. Kuşkusuz, onlar da ölecekler.
Şüphesiz, sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Sen öleceksin, onlar da ölecekler.
Sen öleceksin, onlar da ölecekler
Sen elbette öleceksin, onlar da elbette öleceklerdir.
Elbet sen öleceksin ve elbet onlar da ölecekler
Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.
Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.
Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.
Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.
Muhakkak sen de öleceksin (Habibim), onlar da elbet ölecekler.
Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da ölecekler.
Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Şüphesiz ki sen de öleceksin, onlar da ölecekler dipnot 1 .
Sen öleceksin, onlar da ölecekler.
Elbet sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Elbet sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Hiç kuşkusuz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Zümer suresi, 31. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عِندَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ
Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.
Sonra şüphesiz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.
En sonunda sizler Kıyamet Günü Rabbinizin huzurunda hesaplaşacaksınız.
ve sonra Kıyamet Günü hepiniz anlaşmazlıklarınızı Allah'ın önüne koyacaksınız.
Sonra, muhakkak ki siz, kıyamet sürecinde Rabbinizin indinde karşılaştırılacaksınız.
Sonra şüphesiz sizler, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.
Sonra şüphesiz, siz de kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda muhakeme olacaksınız.
Sonra, kuşkusuz, Yeniden Yaratılış Günü'nde, Efendinizin karşısında davalı ve davacı olacaksınız.
Sonra sizler, kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda kesinlikle birbirinizi dava edeceksiniz.
Sonra Diriliş Günü, Efendinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız.
Sonra Diriliş Günü, Rabbinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız
Sonra siz muhakkak Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olmak üzere duruşacaksınız.
Sonra siz muhakkak rabbınızın huzurunda muhakemeye duruşacaksınız
Sonra kıyamet günü hepiniz Rabb'inizin huzurunda davalaşacaksınız.
Sonra Kıyamet Günü hepiniz Rabb'inizin huzurunda davalaşacaksınız.
Sonra Kıyamet Günü hepiniz Rabb'inizin huzurunda birbirinizden davalı ve davacı olacaksınız.
Sonra şüphesiz sizler, kıyamet günü rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.
Sonra (ey insanlar), şübhesiz, siz de Rabbinizin huzuurunda muhaakemeye durulacaksınız.
Sonra siz, kıyamet günü Rabbınızın huzurunda duruşmaya çıkacaksınız.
(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.
Sonra siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.
Sonra siz, kıyamet günü, Rabbinizin divanında davalaşacaksınız.
Sonra kıyamet /mezardan kalkış günü hepiniz, Rabbinizin katında birbirinizle çekişeceksiniz dipnot 1 .
Sonra (mezardan) kalkış günü hepiniz, Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olacaksınız.
Sonra siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda mahkeme olunacaksınız.
Sonra siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda mahkeme olunacaksınız.
Sonra siz, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.
Zümer suresi, 32. ayet. فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى ٱللَّهِ وَكَذَّبَ بِٱلصِّدْقِ إِذْ جَآءَهُۥٓ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَٰفِرِينَ
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
Allah'a yalan uyduran ve kendisine gelen gerçeği (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki! dipnot 1 Kâfirler için cehennemde yer mi yok!
Allah hakkında yalan söyleyen ve ayağına kadar geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç inkarda ısrar edenler için cehennemde yer bulunmaz mı?
Allah hakkında yalan uydurandan ve önüne konulan gerçeği yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennem, hakikati inkar edenler için (en uygun) yer değil midir?
Allah üzerine yalan söyleyen ve kendisine geldiğinde varlığındaki gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Hakikat bilgisini inkar edenler için, yaşayacakları ortam cehennemde değil midir?
Allah'a karşı yalan söyleyenden ve kendisine geldiğinde doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?
Allah'a karşı yalan uyduran, kendisine gelen gerçeği (Kur'an’ı) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kâfirlerin yeri cehennemde değil mi?
Öyleyse Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira eden ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? Nankörlük edenler için cehennemde yer mi yok?
Allah hakkında yalan uydurandan ve önüne konulan gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennem, kafirler için uygun yer değil midir?
ALLAH'a karşı yalan uydurandan ve kendisine gerçek geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?
ALLAH'a karşı yalan uydurandan ve kendisine gerçek geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?
Allah'a karşı yalan söyleyen ve doğruyu da kendisine geldiği vakit yalanlayan kimseden daha zalim (haksız) kim olabilir? Kafirlerin yeri cehennemde değil midir?
Artık o kimseden daha zalim (daha haksız) kim olabilir ki Allah üzerine yalan söylemiş, doğruyu da kendisine geldiği vakıt tekzib eylemiştir, Cehennemde değil midir mevkıi kafirlerin
Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri Cehennem'de değil mi?
Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin[1] yeri Cehennem'de değil mi?
Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Gerçeği yalanlayan nankörlerin yeri Cehennem'de değil mi?
Tanrı'ya karşı yalan söyleyenden ve kendisine geldiğinde doğruyu (Kuran'ı) yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?
(Böyle iken) Allaha karşı yalan söyleyenden, sıdk (-u hakıykat) ı — o, kendisine gelir gelmez — tekzib edenden daha zaalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir karargah mı yokdur?!
Allah'a karşı yalan söyleyenden ve kendisine gelmiş olan gerçeği yalan sayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir karargah olmaz olur mu?
(32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.
Allah’a karşı yalan uyduran veya kendisine hak gelince onu yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Kâfirler için Cehennem'de barınacak yer mi yok?
Allah hakkında yalan uydurandan ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Cehennemde kafirler için bir yer yok mudur?
Allah hakkında yalan söyleyen ve doğrular kendisine ulaştığında da onları yalanlayandan daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? Kafirler /ayetleri görmezlikte direnenler için cehennemde yer mi yok! dipnot 1
Allah'a karşı yalan söyleyen ve doğrular kendine geldiğinde yalana sarılandan daha büyük yanlışı kim yapar? Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) için Cehennemde yer mi yok?
Allah hakkında yalan söyleyen ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Küfre sapanlar için Cehennem'de bir sığınma yeri mi yok?
Allah hakkında yalan söyleyen ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler için yer mi yok?
Allah hakkında yalan düzenden ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler için bir barınak yok mu?
Zümer suresi, 33. ayet. وَٱلَّذِى جَآءَ بِٱلصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ
Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.
Gerçeği getiren ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte muttakîler (duyarlı olanlar) sadece bunlardır.
Ama doğruluğun tarafında yer alan ve hakikati tüm kalbiyle tasdik eden kimselere gelince: işte sorumluluklarını idrak eden onlardır.
Ama hakikati getiren ve onu bütün kalpleriyle tasdik edenler; işte onlar Allah'a karşı sorumluluklarının (tam) bilincinde olanlardır!
Sıdkı (Allah kulu olunduğu ve bedende hilafet hakikatinin yaşandığı gerçeğini) getiren ve Onu tasdik edene (Hz. Ebu Bekir) gelince, işte onlar Mütteki'lerin ta kendileridir!
Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.
Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar; sorumluluk bilinci taşıyanlar, işte onlardır.
Ama, hakikati getiren ve onu bütün kalbiyle tasdik edenler var ya; işte,takva sahipleri onlardır.
Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir.
Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenlere gelince, işte onlar, Allah'tan korkanlardır.
Doğruyu getiren ve onu tasdık eden ise işte onlar korunan müttekıyler
Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.
Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.
Doğruyu getirenler dipnot 1 ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva dipnot 2 sahibidirler.
Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki olanlardır.
Sıdk (-u hakıykat) ı getirene ve onu tasdıyk edenlere (mü'minlere) gelince: İşte onlar takvaye erenlerin ta kendileridir.
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler; işte onlar muttakilerdir.
(32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.
Doğruyu getiren ve doğrulayanlar (var ya), işte onlar takva sahibi olanlardır.
Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince: İşte korunanlar onlardır.
Doğruları getirenler ve bir de onu tasdik edenler var ya işte onlar, yanlışlardan sakınanlardır dipnot 1 .
Doğruları getiren ve onu kabul edenler, kendini koruyanlardır.
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar muttakilerdir.
Doğru'yu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar korunanlardır.
Doğruyu getirene ve onu tasdikleyene gelince, işte böyleleri, korunanların ta kendileridir.
Zümer suresi, 34. ayet. لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمْ ذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ
Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.
Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. dipnot 1 (İşte) bu, güzel davrananların ödülüdür.
Arzuladıkları her şey Rableri katında onları beklemektedir: Bu da iyi davrananların ödülüdür.
Özledikleri her şey onları Rablerinin katında beklemektedir: Bu, iyilik yapanlar için bir mükafat olacaktır.
Onlar için Rablerinin indinde diledikleri her şey vardır! İşte bu muhsinlerin (Allah'a görürcesine kulluk etmekte olanların) cezasıdır!
Rableri katında dileyecekleri her şey onlarındır. İşte bu, ihsanda bulunanların ödülüdür.
Onlar için Rableri yanında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik edenlerin mükâfatıdır.
Efendilerinin katında, diledikleri her şey onlar içindir. İyilerin ödülü, işte budur.
Onlar için Rabbleri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik edenlerin ödülüdür.
Onlar için Efendi'leri katında diledikleri her şey vardır. İyi davrananların ödülü böyledir.
Onlar için Rab'leri katında diledikleri herşey vardır. İyi davrananların ödülü böyledir
Onlara, Rablerinin katında ne dilerlerse vardır. işte O, güzel davrananların mükafatıdır.
Onlara rablarının ındinde ne dilerlerse var, o işte muhsinlerin cezası
Onlar için Rabb'leri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin dipnot 1 olanların karşılığı.
Onlar için Rabbleri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin dipnot 1 olanların karşılığı.
Onlar için Rabb'leri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin dipnot 1 olanların karşılığı.
Rableri katında dileyecekleri her şey onlarındır. İşte bu, ihsanda bulunanların ödülüdür.
Rableri nezdinde dileyecekleri şeyler onlarındır. İşte bu, iyi hareket edenlerin mükafatıdır.
Rabbları katında diledikleri her şey, onlarındır. Bu, ihsan edenlerin mükafatıdır.
(1, 2, 5, 6, 7, 34) Kitap, saygıdeğerdir / aziz ve hâkim Allah’tan indirilmedir, biz sana kitabı gerçek olarak indirdik, Allah’a katışıksız olarak / halis olarak ibadet et, din O’nundur, Dikkat et! katışıksız / halis din Allah’ındır, O’nun dışındakileri dost edinenler, biz Allah’a yaklaştırsın diye onlara ibadet ediyoruz derler , Allah, aralarında ihtilaf ettikleri / ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir, Allah yalanlayanı, yok sayanı / kafiri yola iletmez. Allah evlat edinmeyi isteseydi / murad etseydi, yarattıklarından herhangi bir şeyi seçerdi (evlat edinirdi). O üstündür / süphandır, O Allah ki, kahreden tektir, semaları ve yeri gerçek olarak yaratmıştır , gündüze geceyi sarmalıyor, geceye de gündüzü sarmalıyor , güneşi ve ayı da emre amade kılıyor, her şey belirli bir süreye doğru akar, Dikkat et! O azizdir, bağışlayandır, sizleri tek bir kişiden yaratandır, sonra ondan eşini yarattı ve sizlere sekiz çift nimetler i indirdi, sizleri üç adet karanlık yarama aşamasından sonra annelerinizin karnında yaratan O’dur, işte sizin Rabbiniz böyledir , egemenlik / mülkiyet O’nundur, O’dan başka İlah yoktur, nasıl oluyor da savruluyorsunuz. Eğer ki küfrederseniz, Allah sizlerden müstağnidir / sizlere ihtiyacı yoktur , kullarının yok saylamalarından / kafir olmalarından hoşnut olmaz / razı gelmez, eğer teşekkür ederseniz, sizlerden razı olur, y üklenici kimse, bir başka yük sahibinin yükünü yüklenemez , gerisin geri dönüşünüz Rabbinizedir, sizlere yaptıklarınızı haber verecektir, muhakkak ki O göğüslerde olanı bilendir.
Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu ihsan edenlerin mükâfatıdır.
Rablerinin yanında onlara, diledikleri her şey var. İşte güzel davrananların mükafatı budur.
Rableri katında onlar için istedikleri her şey vardır. Bu, güzel davrananların ödülüdür dipnot 1 .
Rableri katında, beğendikleri her şey onlarındır. İşte güzel davrananların alacağı karşılık budur.
Onlara, Rableri katında istedikleri şeyler vardır. Bu, iyilik yapanların ödülüdür.
Onlara, Rab'leri katında istedikleri şeyler vardır. Bu, iyi davrananların ödülüdür.
Rableri katında onlar için diledikleri herşey vardır. İşte güzel düşünüp güzel davrananların ödülü budur.
Zümer suresi, 35. ayet. لِيُكَفِّرَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى عَمِلُوا۟ وَيَجْزِيَهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı).
Böylece Allah onların (dünyada) yaptıkları en kötü şeyleri bile örtecek, ödüllerini yapmış olduklarının en güzeliyle verecektir. dipnot 1
Şöyle ki: Allah onların yaptıklarının en kötülerini örter ve onları yapageldiklerinin en iyisiyle ödüllendirir.
Bu amaçla Allah, işledikleri kötülükleri siler ve onları (hayatta iken) yaptıkları en güzel şeylere göre ödüllendirir.
Ta ki Allah, önceden yaptıklarının en kötüsünü bile onlardan silsin ve yapmakta olduklarının en güzeli ile mükafatlarını onlara versin.
Çünkü Allah, onların (dünyada) yaptıklarının en kötüsünü temizleyip giderecek ve yaptıklarının en güzeliyle ecirlerini verecektir.
Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtecek ve yaptıklarının en güzeline denk olarak mükâfatlarını verecektir.
Allah, yaptıklarının en kötüsünü örtecek ve yaptıklarının en güzeliyle onları ödüllendirecektir.
Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü davranışları bile örtecek ve yaptıklarının en güzeline denk olarak ödüllerini verecektir.
Böylece ALLAH onların en kötü işlerini bağışlar ve yapmış olduklarının karşılığını da en güzel bir biçimde verir.
Böylece ALLAH onların en kötü işlerini bağışlar ve yapmış olduklarının karşılığını da en güzel bir biçimde verir
Çünkü Allah, onların önceden yaptıklarının en kötüsünü bile silip bağışlayacak ve yapmakta oldukları güzel amellerin en güzeline göre mükafatlarını kendilerine verecektir.
Çünkü Allah onların mukaddema yaptıkları amelin en kötüsünü bile keffaretle örtüp, işlemekte bulundukları güzel amellerin en güzeline göre ecirlerini kendilerine ihsan edecektir
Allah, onların dipnot 1 yaptıklarının en kötülerine kafir dipnot 2 olacak; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.
Allah, onların dipnot 1 yaptıklarının en kötülerine kafir dipnot 2 olacak; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.
Allah, onların dipnot 1 yaptıklarının en kötülerini örtecek; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.
Çünkü Tanrı, onların (dünyada) yaptıklarının en kötüsünü örtecek ve yaptıklarının en güzeliyle ecirlerini verecektir.
Çünkü Allah onların geçmişde yapdıkları en kötü (amel ve hareketleri bile) örtecek, yapmakda olduklarının en güzeliyle mükafatlarını ihsan edecekdir.
Çünkü Allah; onların yaptıklarının en kötüsünü örtecek ve yapmakta olduklarının en güzeliyle karşılığını verecektir.
(32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.
Çünkü Allah onların yaptıklarının en kötülerini örtecek ve kendilerine yapmakta olduklarının en güzeliyle karşılık verecektir.
(Böyle olur) Ki Allah onların yaptıklarının en kötülerini onlardan örtsün ve onları, yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandırsın.
Böylece Allah; onların işlediklerinin en kötüsünü (bile) örtecek ve işlediklerinin en güzeliyle onları ödüllendirecektir dipnot 1 .
Bu, işledikleri kötü şeyleri Allah'ın örtmesi ve onları, yaptıklarının en güzeliyle ödüllendirmesi içindir.
Böylece Allah, onların (dünyada) yaptıklarının en kötüsünü örtecek ve yapmakta oldukları amellerin en güzeliyle ecirlerini verecektir.
Bu, onların yaptıklarının en kötüsünü bağışlaması ve onların ödüllerini yaptıklarının en iyisiyle vermesi içindir.
Böylece, Allah onların yaptıklarının en kötülerini örtecek, ödüllerini, yaptıklarının en güzeliyle verecek.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.