Zümer suresi

Zümer suresi, 30. ayet

Zümer suresi, 30. ayet. إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ

inneke meyyitüv veinnehüm meyyitûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zümer 27–33 · surenin 30. ayeti / 75
  1. Zümer 27

    Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.

  2. Zümer 28

    Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

  3. Zümer 29

    Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu? Hamd Allah'a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.

  4. 30

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.

  5. Zümer 31

    Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.

  6. Zümer 32

    Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?

  7. Zümer 33

    Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

30. Hepiniz kaçınılmaz olarak öleceksiniz. Nitekim bir başka yerde şöyle buyurulmaktadır: “Senden önce hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi eğer sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?” (el-Enbiyâ, 21/34)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Şüphesiz sen öleceksin ve onlar da ölecekler bundan kaçış yok.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّكَ inneke şüphesiz sen
  2. مَيِّتٌۭ meyyitun öleceksin kök: موت
  3. وَإِنَّهُم ve innehum ve onlar da
  4. مَّيِّتُونَ meyyitune ölecekler kök: موت

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Ölüm

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Ortak kavram: Ölüm

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…

  • Ortak kavram: Ölüm

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler:

Muhammed Esed

(Ey Muhammed,) şüphesiz sen ölümü tadacaksın ve şüphesiz onlar da ölüp gidecek:

Ahmed Hulusi

Kesinlikle sen ölümü tadacaksın ve muhakkak ki onlar da ölümü tadacaklar!

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.

Ali Özek ve heyeti

Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, sen öleceksin. Kuşkusuz, onlar da ölecekler.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

Edip Yüksel

Sen öleceksin, onlar da ölecekler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sen öleceksin, onlar da ölecekler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen elbette öleceksin, onlar da elbette öleceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Elbet sen öleceksin ve elbet onlar da ölecekler

Erhan Aktaş

Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Muhakkak sen de öleceksin (Habibim), onlar da elbet ölecekler.

İbni Kesir

Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

Mehmet Alagaş

(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da ölecekler.

Süleyman Ateş

Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen öleceksin, onlar da ölecekler.

Şaban Britch

Elbet sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

Şaban Piriş

Elbet sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Hiç kuşkusuz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You Muhammad are destined to die and so are they.

Abdul Haleem

You [Prophet] will certainly die, and so will they,

Abdullah Yusuf Ali

Truly thou wilt die (one day), and truly they (too) will die (one day).

Abul A'la Maududi

(O Prophet), you are destined to die and they too are destined to die. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    There is a subtle gap between the preceding sentence and this, which can be filled by every intelligent person himself by a little consideration of the context. It contains this theme: You are making every effort to make the people understand a simple thing in a simple way, but they are not only showing stubbornness with regard to what you say and rejecting it but are also bent upon harming you in order to suppress the manifest truth. Well, neither you are immortal nor they. Both you and they have to die one day. then, each of you will experience his own end.

Aisha Bewley

You will die and they too will die.

Al-Hilali & Khan

Verily you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) will die, and verily they (too) will die.

Ali Quli Qarai

You will indeed die, and they [too] will die indeed.

Amatul Rahman Omar

(One day), you will surely die and so shall they (after a brief span of life).

Arthur John Arberry

Thou art mortal, and they are mortal;

Bijan Moeinian

You (Mohammad) will die, just like they will die.

E. Henry Palmer

Verily, thou shalt die, and, verily, they shall die;

Edip-Layth

You will die, and they will die.

George Sale

Verily thou, O Mohammed, shalt die, and they also shall die:

Hamid S. Aziz

Surely you shall die and they too shall surely die.

Mahmoud Ghali

Surely you will be dead: and surely they (also) will be dead.

Marmaduke Pickthall

Lo! thou wilt die, and lo! they will die;

Mohamed Ahmed - Samira

Verily you will die, and so will they.

Muhammad Asad

Yet, verily, thou art bound to die, [O Muhammad,] and, verily, they, too, are bound to die:

Mustafa Khattab

You ˹O Prophet˺ will certainly die, and they will die too.

Progressive Muslims

You will die, and they will die.

Rashad Khalifa

You (Muhammad) will surely die, just like they will die.

Sahih International

Indeed, you are to die, and indeed, they are to die.

Sam Gerrans

Thou wilt die, and they will die,

Shabbir Ahmed

Behold (O Prophet) you will die, and verily, they will die. (What counts is how people journey through life).

Syed Vickar Ahamed

Truly, you will die (one day), and truly they will also die (one day).

Taqi Usmani

Verily, you are to die and they are to die.

The Monotheist Group

You will die, and they will die.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩