Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.
Zümer suresi
Zümer suresi, 30. ayet. إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ
inneke meyyitüv veinnehüm meyyitûn.
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an'daki örnekler ve ortaklar meseli Zümer 27–35 3
Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.
Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu? Hamd Allah'a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.
Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
30. Hepiniz kaçınılmaz olarak öleceksiniz. Nitekim bir başka yerde şöyle buyurulmaktadır: “Senden önce hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi eğer sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?” (el-Enbiyâ, 21/34)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Şüphesiz sen öleceksin ve onlar da ölecekler bundan kaçış yok.
Ortak kavram: Ölüm
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Ortak kavram: Ölüm
Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…
Ortak kavram: Ölüm
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki sen de öleceksin, onlar da ölecekler. dipnot 1
Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler:
(Ey Muhammed,) şüphesiz sen ölümü tadacaksın ve şüphesiz onlar da ölüp gidecek:
Kesinlikle sen ölümü tadacaksın ve muhakkak ki onlar da ölümü tadacaklar!
Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.
Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Kuşkusuz, sen öleceksin. Kuşkusuz, onlar da ölecekler.
Şüphesiz, sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Sen öleceksin, onlar da ölecekler.
Sen öleceksin, onlar da ölecekler
Sen elbette öleceksin, onlar da elbette öleceklerdir.
Elbet sen öleceksin ve elbet onlar da ölecekler
Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.
Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.
Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.
Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.
Muhakkak sen de öleceksin (Habibim), onlar da elbet ölecekler.
Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da ölecekler.
Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Şüphesiz ki sen de öleceksin, onlar da ölecekler dipnot 1 .
Sen öleceksin, onlar da ölecekler.
Elbet sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Elbet sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Hiç kuşkusuz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
You Muhammad are destined to die and so are they.
You [Prophet] will certainly die, and so will they,
Truly thou wilt die (one day), and truly they (too) will die (one day).
(O Prophet), you are destined to die and they too are destined to die. dipnot 1
You will die and they too will die.
Verily you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) will die, and verily they (too) will die.
You will indeed die, and they [too] will die indeed.
(One day), you will surely die and so shall they (after a brief span of life).
Thou art mortal, and they are mortal;
You (Mohammad) will die, just like they will die.
Verily, thou shalt die, and, verily, they shall die;
You will die, and they will die.
Verily thou, O Mohammed, shalt die, and they also shall die:
Surely you shall die and they too shall surely die.
Surely you will be dead: and surely they (also) will be dead.
Lo! thou wilt die, and lo! they will die;
Verily you will die, and so will they.
Yet, verily, thou art bound to die, [O Muhammad,] and, verily, they, too, are bound to die:
You ˹O Prophet˺ will certainly die, and they will die too.
You will die, and they will die.
You (Muhammad) will surely die, just like they will die.
Indeed, you are to die, and indeed, they are to die.
Thou wilt die, and they will die,
Behold (O Prophet) you will die, and verily, they will die. (What counts is how people journey through life).
Truly, you will die (one day), and truly they will also die (one day).
Verily, you are to die and they are to die.
You will die, and they will die.