Diyanet İşleri
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. Mülk yalnızca O'nundur, hamd de O'na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Tegâbün suresi · 1–6. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Tegâbün suresi, 1. ayet. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. Mülk yalnızca O'nundur, hamd de O'na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder (yüceltir). Otorite yalnızca O'na aittir; hamd (övgü) de yalnızca O'nadır. O her şeye gücü yetendir.
Göklerde olan şeyler de, yerde olan şeyler de Allah adına hareket ederler: mutlak otorite O'na aittir, övgülerin tamamı da O'na aittir; zira O her şeye kadirdir.
Göklerde ve yerde olan her şey, Allah'ın sınırsız şanını yüceltir. Bütün otorite O'nundur ve bütün övgüler O'na mahsustur. O dilediğini yapmaya kadirdir.
Semalarda ve arzda her ne varsa (Allah Esma'sıyla yaratılmaları dolayısıyla) Allah'ı (kulluk işlevlerini yerine getirmek suretiyle) tespih etmede! Mülk O'na aittir, Hamd O'na aittir! O her şey üzerine Kaadir'dir!
Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd (övgü) de O'nundur. O, her şeye güç yetirendir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O’nadır. O her şeye kadirdir.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ı yüceltir. Tüm yönetim, O'na özgüdür. Övgüler de O'na özgüdür. Çünkü O, her şeye Gücü Yetendir.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ı tesbih eder/anar, kainatın yönetimi O'na aittir. Bütün övgüler O'na mahsustur. O'nun gücü her şeye yeter.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ı yüceltir. Yönetim O'nundur, övgü O'nadır. O her şeye Gücü yetendir.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ı yüceltir. Yönetim O'nundur, övgü O'nadır. O her şeye Gücü yetendir.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nun, hamd O'nun ve O, herşeye kadirdir.
Tesbih eder Allaha Göklerde ve Yerdeki, mülk onun, hamd onun ve o her şey'e kadirdir
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ı tesbih dipnot 1 eder. Mülk dipnot 2 yalnızca O'nundur. Hamd dipnot 3 O'nadır. O'nun gücü her şeye yeter.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ı tesbih dipnot 1 eder. Mülk dipnot 2 yalnızca O'nundur. Hamd dipnot 3 O'nadır. O'nun gücü her şeye yeter.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ı tesbih dipnot 1 eder. Mülk dipnot 2 yalnızca O'nundur. Hamd dipnot 3 O'nadır. O'nun gücü her şeye yeter.
Göklerde ve yerde olanların tümü Tanrı'yı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd (övgü) de O'nundur. O, her şeye güç yetirendir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allahı tesbih (ve tenzih) etmekdedir. Mülk Onun, hamd Onun, O, herşey'e hakkıyle kaadirdir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa; hepsi Allah'ı tesbih ederler. Mülk O' nundur, hamd O'na mahsustur. Ve O; her şeye kadirdir.
(1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih ederler. Mülk O’nundur. Hamt ta O’nadır. O’nun her şeye gücü yeter.
Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah'ın şanının yüceliğini anmaktadır. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. O, herşeye kadirdir.
Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a boyun eğer dipnot 1 . Bütün yetki O'ndadır. Yaptığı her şeyi güzel yapmak O'na hastır. Her şeye bir ölçü koyan da O'dur.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih ederler. Mülk O’nundur. Hamd da O’nadır. O’nun her şeye gücü yeter.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih ederler. Hakimiyet O'nundur. Hamd da O'nadır. O'nun her şeye gücü yeter.
Göklerdekiler ve yerdekiler Allah'ı tespih ediyor. O'nundur mülk ve yönetim; O'nun içindir tüm övgüler. Her şeye gücü yetendir O.
Tegâbün suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ فَمِنكُمْ كَافِرٌ وَمِنكُم مُّؤْمِنٌ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kafir, kiminiz mü'mindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Sizi yaratan O'dur. Kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. dipnot 1 Allah yaptıklarınızı görendir.
Sizi yaratan O'dur; ama içinizden hakikati inkar eden de, hakikate iman eden de var: ve Allah yaptığınız her şeyi görendir.
Sizi yaratan O'dur. İçinizden kimi hakikati inkar eder, kimi de (ona) inanır. Ve Allah her yaptığınızı görür.
"HU" ki, sizi yaratmış olandır! Buna göre kiminiz hakikat bilgisini inkar edendir ve kiminiz de iman edendir! Allah yaptıklarınızda Basıyr'dir.
Sizi yaratan O'dur; buna rağmen sizden kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min, Allah, yaptıklarınızı görendir.
Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
O, sizi yaratandır. Yine de aranızdan bir bölümü nankörlük eder. Aranızdan bir bölümü de inançlıdır. Çünkü Allah, yaptıklarınızı Görendir.
Sizi yaratan O'dur. Buna rağmen bazınız inkar ediyor, bazınız da iman ediyor. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Sizi O yarattı. Sonra kiminiz inkarcı olur, kiminiz de gerçeği onaylar. ALLAH tüm yaptıklarınızı Görendir.
Sizi O yarattı. Sonra kiminiz inkarcı, kiminiz de inançlıdır. ALLAH tüm yaptıklarınızı Görendir.
O'dur sizi yaratan, öyle iken kiminiz mümin kiminiz de kafirdir. Allah ise ne yaparsanız görür.
Odur sizi yaratan, öyle iken içinizden kimi kafir, kimi mü'min, bununla beraber Allah her ne yaparsanız görür
Sizi yaratan O'dur. Böyleyken; iman edeniniz var, kafir olanınız var. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Sizi yaratan O'dur. Böyleyken; iman edeniniz var, Kafir olanınız var. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Sizi yaratan O'dur. Böyleyken; iman edeniniz var, kafir olanınız var. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Sizi yaratan O'dur; buna rağmen sizden kiminiz kafirdir, kiminiz inançlı. Tanrı yaptıklarınızı görendir.
O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kafir (oluyor), kiminiz mü'min. Allah ne yaparsanız, hakkıyle görendir.
Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kafir, kiminiz de mü'mindir. Allah; yaptıklarınızı görür.
(1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.
Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kâfir, bir kısmınız Mümindir. Allah, tüm yaptıklarınızı görendir.
Sizi yaratan O'dur. Kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
O, sizi yaratmış olandır dipnot 1 . Durum böyleyken kiminiz kafir olursunuz /onu görmezden gelirsiniz, kiminiz de mü'min olursunuz /ona inanıp güvenirsiniz dipnot 2 . Allah, yaptığınız her şeyi görendir.
Sizi yaratan O'dur. Sonra kiminiz ayetleri görmezlikten gelir, kafir olur. Kiminiz de Allah'a güvenir, mümin olur. Yaptığınız her şeyi gören Allah'tır.
Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kâfir, bir kısmınız mümindir. Allah, tüm yaptıklarınızı görendir.
Sizi yaratan O'dur. Sizden bir kısmınız kafir, bir kısmınız mümindir. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
O'dur sizi yaratan! Sizin bir kısmınız küfre sapmıştır, bir kısmınız iman etmiştir. Ve Allah, işleyip ürettiklerinizi çok iyi görmektedir.
Tegâbün suresi, 3. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ
Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O'nadır.
(Allah) gökleri ve yeri bir amaç ile dipnot 1 yaratmıştır. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. dipnot 2 Dönüş de yalnızca O'nadır.
Gökleri ve yeri gerçek bir amaç uğruna O yarattı; ve size O şekil verdi, üstelik şeklinizi en güzel biçimde takdir etti; ama (o suret de fanidir), her halükarda dönüş O'nadır.
O, gökleri ve yeri (deruni bir) anlam ve amaç üzere yaratmış ve size (belli bir) şekil vermiştir; hem de öyle güzel bir şekil ki. Yolculuğunuzun varışı O'nadır.
Semaları ve arzı bil-Hak (Hak olarak - Esma'sının özellikleriyle) yarattı ve (Esma bileşimleri şeklinde) suretlere bürüdü de suretlerinizi en güzel yaptı! O'nadır dönüş!
Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.
Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.
Gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır. Size biçim vermiş; ardından biçimlerinizi güzelleştirmiştir. Ve dönüş, O'na olacaktır.
O, gökleri ve yeribir amaç için yaratmıştır. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.
Gökleri ve yeri belli bir amaç için yaratmış, size biçim vermiş ve biçiminizi güzelleştirmiştir. Dönüş O'nadır.
Gökleri ve yeri belli bir amaç için yaratmış, size biçim vermiş ve biçiminizi güzelleştirmiştir. Dönüş O'nadır.
Gökleri ve yeri hak ile yarattı, sizi şekillendirdi. Şekillerinizi de güzel yaptı. Sonunda gidiş de O'nadır.
O ki Gökleri ve Yeri hakk ile yarattı ve size suret verdi, suretlerinizi güzel de yaptı, nihayet gidiş de onadır
Gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.
Gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.
Gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.
Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.
Gökleri ve yeri, hakk (-u adl) in ikaamesine sebeb olarak, O yaratdı, size suuret verdi, hem suuretlerinizi de güzel yapdı. Dönüş ancak Onadır.
Gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Size suret verip suretlerinizi en güzel şekilde yapmıştır. Dönüş, ancak O'nadır.
(1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.
O; gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel sûrette şekillendirmiştir. Dönüş de O’nadır.
Gökleri ve yeri hak (hikmet) ile yarattı, sizi biçimlendirdi, biçimlerinizi güzel yaptı. Dönüş O'nadır.
O, gökleri ve yeri, o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) yaratmış; her birinize özgün bir biçim vermiş ve biçimlerinizi güzel yapmıştır dipnot 2 . Dönüp varılacak yer onun huzurudur.
Gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yaratmış, size özel şekil ve yetenekler vermiş, şekillerinizi ve yeteneklerinizi güzel yapmıştır dipnot 1 . Sonunda dönüş O'nadır.
O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel sûrette şekillendirmiştir. Dönüş de O’nadır.
O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel surette şekillendirmiştir. Dönüş de O'nadır.
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı; sizi biçimlendirdi ve görünüşlerinizi güzel yaptı. Yalnız O'nadır dönüş.
Tegâbün suresi, 4. ayet. يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
Göklerde ve yerde olanları bilir; gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.
O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; yine gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da bilir: zira Allah göğüslerdeki (en mahrem) sırları bilendir.
O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; ve O, sakladıklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilmektedir. Çünkü Allah, (insanların) kalpler(in)de olanın her türlü bilgisine sahiptir.
Semalarda ve arzda ne varsa bilir! Gizlediklerinizi de, açığa çıkardıklarınızı da bilir! Allah içlerinizin zatı olarak Aliym'dir!
Göklerde ve yerde olanların tümünü bilir; sizin saklı tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bilir. Gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da bilir. Çünkü Allah, içlerinden geçenleri Bilendir.
Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerde olanı bilendir.
Göklerde ve yerde olanları bilir; sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. ALLAH gizli düşüncelerinizi çok iyi bilir.
Göklerde ve yerde olanları bilir; sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. ALLAH gizli düşüncelerinizi çok iyi bilir.
Göklerde ve yerde ne varsa bilir ve her neyi saklar ve her neyi açıklarsanız hepsini bilir. Allah bütün sinelerin özünü bilir.
O Göklerde ve Yerde ne varsa bilir ve sizler her ne sir tutar ve her ne açıklarsanız hepsini bilir ve Allah bütün sinelerin künhünü bilir
Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah, göğüslerin özünü en iyi bilendir.
Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah, göğüslerin özünü en iyi bilendir.
Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah, göğüslerin özünü en iyi bilendir.
Göklerde ve yerde olanların tümünü bilir; sizin saklı tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilir. Tanrı, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
Göklerde ve yerde ne varsa bilir. Ne gizler, ne açıklarsanız onları da bilir. Allah göğüslerin içinde olan her gizliyi bile hakkıyle bilicidir.
Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Ve Allah; göğüslerin özünü bilendir.
(1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.
Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı hakkıyla bilendir.
Göklerde ve yerde bulunanları bilir, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri de bilir. Allah, göğüslerin özünü bilendir.
O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Neleri gizlediğinizi ve neleri açığa vurduğunuzu da bilir. Allah sinelerde olanı bilendir dipnot 1 .
O, göklerde ve yerde olanı bilir. Neleri gizlediğinizi ve neleri açığa vurduğunuzu bilir. İçinizde olanı da bilen Allah'tır.
Göklerde ve yerde ne varsa bilir; gözlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir.
Göklerde ve yerde ne varsa bilir; gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü de bilir.
O bilir, göklerde ne var, yerde ne var! Ve bilir sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da. Allah, göğüslerin özünü çok iyi bilir.
Tegâbün suresi, 5. ayet. أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ فَذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
Daha önce kâfir olanların haberi size ulaşmamış mıydı! İşte onlar, yaptıklarının cezasını (dünyada) tatmışlardı. Onlar için (mahşerde de) elem verici bir azap vardır.
Daha önceden inkara gömülüp gidenlerin haberi size gelmedi mi? Onlar da yaptıklarının kötü sonuçlarını (daha burada) tattılar; bir de (ötede) onları can yakıcı bir mahrumiyet beklemektedir.
Geçmişte hakikati kabule yanaşmayanların kıssasından haberin yok mu? (Onlar hakikati inkar ettiler) ve böylece yaptıklarının sonucuna katlanmak zorunda kaldılar, (öteki dünyada da) onları bekleyen şiddetli bir azap (vardır).
Bundan önceki (ümmetlerden) hakikat bilgisini inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? Bu sebepten işlerinin vebalini tattılar (sonuçlarını yaşadılar)! Onlar için feci bir azap da vardır!
Bundan önce inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? İşte onlar, işlerinin vebalini taddılar. Onlara acı bir azab vardır.
Daha önce inkâr edenlerin haberi size ulaşmadı mı? İşte onlar (dünyada) yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için acı bir azap da vardır.
Önceki nankörlük edenlerin haberleri size gelmedi mi? Sonunda, yaptıklarının kötü sonucunu tattılar. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.
Daha önce inkar edenlerin haberi size ulaşmadı mı? İşte onlar dünyada yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için elem verici bir azap da vardır.
Daha önce inkar edip de yaptıklarının karşılığını tadanların haberi size ulaşmadı mı? Onlara acı bir azap vardır.
Daha önce inkar edip de yaptıklarının karşılığını tadanların haberi size ulaşmadı mı? Onlara acı bir azap vardır.
Bundan önce küfredenlerin haberi gelmedi mi size? Ki, yaptıklarının vebalini tattılar, ayrıca onlara acı bir azap da var.
Bundan evvel küfr edenlerin haberi gelmedi mi size? Ki yaptıklarının vebalini tattılar, daha da onlara elim bir azab var
Kafirlerin yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.
Kafirlerin dipnot 1 yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.
Daha önce gerçeği yalanlayan nankörlerin, yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.
Bundan önce küfredenlerin haberi size gelmedi mi? İşte onlar, buyruklarının / buyrultularının vebalini tattılar. Onlara acı bir azab vardır.
Bundan evvel küfredib de işlerinin ağırlığını (dünyada, çekib) tadanların haber (ler) i gelmedi mi size? Onlara (ahiretde de) elem verici azab vardır.
Daha önce küfredip de yaptıklarının karşılığını tadanların haberi size gelmedi mi? Ve onlara elim bir azab vardır.
(5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.
Bundan önce kâfir olanların haberi size gelmedi mi? Onlar bu sebepten amellerinin cezasını tattılar. Onlar için çok acıklı bir azap da vardır.
Daha önce inkar etmiş olanların haberi size gelmedi mi? (Onlar), işlerinin vebalini taddılar ve onlar için acı bir azab da vardır.
Daha önce kafirlik etmiş olanların haberi size gelmedi mi dipnot 1 ! Onlar yaptıkları işin cezasını tattılar dipnot 2 . Onlar için (ahirette) acıklı bir azap daha vardır.
Sizden önce ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) haberi size ulaşmadı mı? Onlar ettiklerini buldular. Onların hak ettikleri acıklı bir azaptır.
Bundan önce kâfir olanların haberi size gelmedi mi? Yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için bir de acı verici azap vardır.
Daha önceki kafirlerin haberi gelmedi mi size? Yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için bir de acı verici azap vardır.
Sizden önce küfre sapanların haberleri gelmedi mi size? Onlar, yapıp ettiklerinin vebalini tattılar. Ve onlar için korkunç bir azap vardır.
Tegâbün suresi, 6. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُۥ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا۟ وَتَوَلَّوا۟ وَّٱسْتَغْنَى ٱللَّهُ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَمِيدٌ
Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.
(O azabın sebebi) onlara elçilerin apaçık deliller getirmeleri fakat onların "Bir insan mı bizi doğru yola ulaştıracakmış?" dipnot 1 demeleriydi. İnkâr etmiş ve yüz çevirmişlerdi. Allah da zengin (ihtiyaçsız) olduğunu göstermişti. Allah zengindir, hamde (övgüye) layık olandır.
Böyledir, çünkü elçileri kendilerine hakikatin apaçık belgeleriyle gelmiş, fakat onlar "Bize ölümlü biri mi yol gösterecek?" demişlerdi. İşte böylece küfre saptılar ve (haktan) yüzçevirdiler. Ama Allah (kimseye) muhtaç değildi: zira Allah kendi kendine yetendir, tüm övgülere layık olandır.
Böyledir, çünkü onlara elçileri hakikatin bütün kanıtları ile defalarca geldiler, ancak onlar (her defasında): "Yalnızca ölümlü insanlar mı bizim rehberimiz olacak?" şeklinde cevap verdiler. Böylece hakikati inkar ettiler ve ondan uzaklaştılar. Ama Allah (onlara) muhtaç değildi. Çünkü Allah Kendine yeterlidir, övgüye layık olandır.
Buna şu sebep oldu: Onların Rasulleri kendilerine apaçık deliller olarak gelirdi de: "Bir beşer mi bizi hakikate erdirecek?" derlerdi! Bu yüzden hakikat bilgisini inkar ettiler ve yüz çevirdiler! Allah (da onların imanından) müstağni oldu! Allah Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.
Bu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkar edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi. Allah Ğani'dir, Hamid'dir.
(O azabın sebebi) şu ki, onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat onlar: "Bir beşer mi bizi doğru yola götürecekmiş?" dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, hamde lâyıktır.
Bu böyledir. Çünkü elçiler onlara açık kanıtlar getirdiklerinde; "Doğru yolu bir insan mı bize gösterecek?" diyerek nankörlük ettiler ve yüz çevirdiler. Oysa Allah, hiçbir şeye gereksinimi olmadığını gösterdi. Çünkü Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır.
Bunun sebebi şudur: Onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi, fakat onlar, "Bir beşer mi bizi doğru yola götürecekmiş?" dediler, inkar ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir;övgüye layıktır.
Çünkü, elçileri onlara apaçık kanıtlarla gidiyorlar ve onlar ise, "Bize doğru yolu bir insan mı gösterecek?" diyorlardı. Böylece inkar edip yüz çeviriyorlardı. ALLAH hiçbir şeye muhtaç değildir. ALLAH Zengindir, Övülendir.
Çünkü, elçileri onlara apaçık kanıtlarla gidiyorlar ve onlar ise, 'Bize doğru yolu bir insan mı gösterecek?' diyorlardı. Böylece inkar edip yüz çeviriyorlardı. ALLAH hiç bir şeye muhtaç değildir. ALLAH Zengindir, Övülendir.
Çünkü onlara peygamberleri apaçık mucizelerle geliyorlardı da onlar: "Bizi bir insan mı yola getirecek?" deyip küfretmişler ve aksine gitmişlerdi. Allah da muhtaç olmadığını gösterdi. Öyle ya; Allah zengindir, her türlü övgüye layıktır.
Çünkü onlara Peygamberleri beyyinelerle geliyordu da onlar bizi bir beşer mi yola getirecek? Deyip küfr etmişler ve aksine gitmişlerdi, Allah da müstağni olduğunu gösterdi, öyle ya Allah ganidir hamiddir
İşte bu, Resulleri kendilerine açık kanıt içeren bilgilerle geldiklerinde: "Bir beşer mi bizi doğru yola iletecek?" diyerek, kabul etmeyerek yüz çevirmelerindendir. Allah'ın onların iman etmelerine ihtiyacı yoktur. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
İşte bu, resulleri kendilerine açık kanıt içeren bilgilerle geldiklerinde: "Bir beşer mi bizi doğru yola iletecek?" diyerek, kabul etmeyerek yüz çevirmelerindendir. Allah'ın onların inanmalarına ihtiyacı yoktur. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
İşte bu, rasulleri kendilerine açık kanıt içeren bilgilerle geldiklerinde: "Bir insan mı bizi doğru yola iletecek?" diyerek, gerçeği yalanlayan nankörler olmalarından dolayıdır. Allah'ın onların inanmalarına ihtiyacı yoktur. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
Bu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "Bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden küfredip yüz çevirmeleri nedeniyledir. Tanrı da (onlara karşı) müstağni olduğunu gösterdi. Tanrı ganidir, hamiddir.
Bu, şu hakıykat yüzündendir Peygamberleri onlara apaçık mu'cizeler getiriyorlardı da onlar "Bizi insan mı doğru yola götürecekmiş?" demişlerdi. Bu suretle küfretmişler, arka dönmüşlerdi. Allah ise hiçbir şey'e muhtac olmadığını göstermişdi. Allah her şeyden müstağnidir, her hamde (ancak O) layıkdır.
Bunun sebebi şudur: Peygamberleri onlara apaçık deliller getiriyorlardı da onlar; bizi bir beşer mi doğru yola götürecekmiş? diyerek küfredip yüz çevirmişlerdi. Allah ise hiç bir şeye muhtaç olmadığını göstermişti. Allah; Gani'dir, Hamid'dir.
(5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.
Bu, kendilerine apaçık belgelerle peygamberler geldiği halde onların, “Bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?” demeleri ve bu yüzden küfre saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir. Allah çok zengindir, hamde layıktır.
Çünkü onlara elçileri, açık deliller getirirlerdi, fakat onlar, "Bir insan mı bize yol gösterecek" deyip inkar ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da (hiçbir şeye) muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, övülmüştür.
Bunun sebebi şudur: Elçileri onlara apaçık belgelerle gelmişti dipnot 1 . Onlar ise "Bir beşer mi bize yol gösterecek?" deyip dipnot 2 kafirlik etmiş ve yüz çevirmişlerdi. Allah'ın onlara ihtiyacı olmadı. Allah, kimseye ihtiyacı olmayan ve yaptığını mükemmel yapandır.
Bunun sebebi şudur: Elçileri açık belgelerle gelmişti. Onlar ise "Bu adamlar mı bizi yola getirecek?" deyip ayetleri görmezlikten gelmiş, yüz çevirmişlerdi. Allah'ın kimseye ihtiyacı olmaz. Varlıklı olan, her yaptığını güzel yapan O'dur.
Bu, peygamberleri onlara apaçık delillerle getirdiklerinde: Bize bir insan mı yol gösterecek? demeleri sebebiyledir. Küfrettiler ve yüz çevirdiler. Allah (onların imanından) müstağnidir. Allah, zengindir, hamde layıktır.
Bu, peygamberleri onlara apaçık delillerle getirdiklerinde: -Bize bir insan mı yol gösterecek? demeleri sebebiyledir. Nankörlük ettiler ve yüz çevirdiler. Allah'ın ihtiyacı yoktur. Allah, zengindir, hamde layıktır.
Bu böyledir. Çünkü resulleri onlara apaçık deliller getirip dururken onlar: "Bir insan mı bize kılavuzluk edecek?!" deyip küfre saptılar ve yüz çevirdiler. Ve Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah, sınırsız zenginliğin, sonsuz övgülerin sahibidir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.