Tegâbün suresi · 1–6. ayetler

Yaratılış, Allah'ın bilgisi ve geçmiş kavimler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tegâbün suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 1. ayet. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. Mülk yalnızca O'nundur, hamd de O'na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder (yüceltir). Otorite yalnızca O'na aittir; hamd (övgü) de yalnızca O'nadır. O her şeye gücü yetendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde olan şeyler de, yerde olan şeyler de Allah adına hareket ederler: mutlak otorite O'na aittir, övgülerin tamamı da O'na aittir; zira O her şeye kadirdir.

    Muhammed Esed

    Göklerde ve yerde olan her şey, Allah'ın sınırsız şanını yüceltir. Bütün otorite O'nundur ve bütün övgüler O'na mahsustur. O dilediğini yapmaya kadirdir.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ve arzda her ne varsa (Allah Esma'sıyla yaratılmaları dolayısıyla) Allah'ı (kulluk işlevlerini yerine getirmek suretiyle) tespih etmede! Mülk O'na aittir, Hamd O'na aittir! O her şey üzerine Kaadir'dir!

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd (övgü) de O'nundur. O, her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O’nadır. O her şeye kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ı yüceltir. Tüm yönetim, O'na özgüdür. Övgüler de O'na özgüdür. Çünkü O, her şeye Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ı tesbih eder/anar, kainatın yönetimi O'na aittir. Bütün övgüler O'na mahsustur. O'nun gücü her şeye yeter.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ı yüceltir. Yönetim O'nundur, övgü O'nadır. O her şeye Gücü yetendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ı yüceltir. Yönetim O'nundur, övgü O'nadır. O her şeye Gücü yetendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nun, hamd O'nun ve O, herşeye kadirdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tesbih eder Allaha Göklerde ve Yerdeki, mülk onun, hamd onun ve o her şey'e kadirdir

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ı tesbih dipnot 1 eder. Mülk dipnot 2 yalnızca O'nundur. Hamd dipnot 3 O'nadır. O'nun gücü her şeye yeter.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 59:1. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mutlak egemenlik.
    3. metne dön, dipnot 3
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren Yaratıcı'nın sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür. Hamid: Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ı tesbih dipnot 1 eder. Mülk dipnot 2 yalnızca O'nundur. Hamd dipnot 3 O'nadır. O'nun gücü her şeye yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasıdır. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20:130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mutlak egemenlik.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yüceltme, övgü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ı tesbih dipnot 1 eder. Mülk dipnot 2 yalnızca O'nundur. Hamd dipnot 3 O'nadır. O'nun gücü her şeye yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mülk: Mutlak egemenlik.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yüceltme, övgü.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olanların tümü Tanrı'yı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd (övgü) de O'nundur. O, her şeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allahı tesbih (ve tenzih) etmekdedir. Mülk Onun, hamd Onun, O, herşey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Göklerde ne var, yerde ne varsa; hepsi Allah'ı tesbih ederler. Mülk O' nundur, hamd O'na mahsustur. Ve O; her şeye kadirdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih ederler. Mülk O’nundur. Hamt ta O’nadır. O’nun her şeye gücü yeter.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah'ın şanının yüceliğini anmaktadır. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. O, herşeye kadirdir.

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a boyun eğer dipnot 1 . Bütün yetki O'ndadır. Yaptığı her şeyi güzel yapmak O'na hastır. Her şeye bir ölçü koyan da O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirler de zorunlu olarak Allah'ın koyduğu kurallara (tabiat kanunlarına) boyun eğerler, yoksa yaşamaları imkansızlaşır. Onların boyun eğmedikleri,tercihimize bırakılanlardır. Bu gerçekleri (ayetleri) görmezden geldikleri için kafir olurlar.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih ederler. Mülk O’nundur. Hamd da O’nadır. O’nun her şeye gücü yeter.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih ederler. Hakimiyet O'nundur. Hamd da O'nadır. O'nun her şeye gücü yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerdekiler ve yerdekiler Allah'ı tespih ediyor. O'nundur mülk ve yönetim; O'nun içindir tüm övgüler. Her şeye gücü yetendir O.

  2. Tegâbün suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ فَمِنكُمْ كَافِرٌ وَمِنكُم مُّؤْمِنٌ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    Diyanet İşleri

    O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kafir, kiminiz mü'mindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sizi yaratan O'dur; ama içinizden hakikati inkar eden de, hakikate iman eden de var: ve Allah yaptığınız her şeyi görendir.

    Muhammed Esed

    Sizi yaratan O'dur. İçinizden kimi hakikati inkar eder, kimi de (ona) inanır. Ve Allah her yaptığınızı görür.

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki, sizi yaratmış olandır! Buna göre kiminiz hakikat bilgisini inkar edendir ve kiminiz de iman edendir! Allah yaptıklarınızda Basıyr'dir.

    Ali Bulaç

    Sizi yaratan O'dur; buna rağmen sizden kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min, Allah, yaptıklarınızı görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

    Ali Rıza Safa

    O, sizi yaratandır. Yine de aranızdan bir bölümü nankörlük eder. Aranızdan bir bölümü de inançlıdır. Çünkü Allah, yaptıklarınızı Görendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi yaratan O'dur. Buna rağmen bazınız inkar ediyor, bazınız da iman ediyor. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

    Edip Yüksel

    Sizi O yarattı. Sonra kiminiz inkarcı olur, kiminiz de gerçeği onaylar. ALLAH tüm yaptıklarınızı Görendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizi O yarattı. Sonra kiminiz inkarcı, kiminiz de inançlıdır. ALLAH tüm yaptıklarınızı Görendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'dur sizi yaratan, öyle iken kiminiz mümin kiminiz de kafirdir. Allah ise ne yaparsanız görür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Odur sizi yaratan, öyle iken içinizden kimi kafir, kimi mü'min, bununla beraber Allah her ne yaparsanız görür

    Erhan Aktaş

    Sizi yaratan O'dur. Böyleyken; iman edeniniz var, kafir olanınız var. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizi yaratan O'dur. Böyleyken; iman edeniniz var, Kafir olanınız var. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi yaratan O'dur. Böyleyken; iman edeniniz var, kafir olanınız var. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

    Gültekin Onan

    Sizi yaratan O'dur; buna rağmen sizden kiminiz kafirdir, kiminiz inançlı. Tanrı yaptıklarınızı görendir.

    Hasan Basri Çantay

    O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kafir (oluyor), kiminiz mü'min. Allah ne yaparsanız, hakkıyle görendir.

    İbni Kesir

    Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kafir, kiminiz de mü'mindir. Allah; yaptıklarınızı görür.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kâfir, bir kısmınız Mümindir. Allah, tüm yaptıklarınızı görendir.

    Süleyman Ateş

    Sizi yaratan O'dur. Kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi yaratan O'dur. Sonra kiminiz ayetleri görmezlikten gelir, kafir olur. Kiminiz de Allah'a güvenir, mümin olur. Yaptığınız her şeyi gören Allah'tır.

    Şaban Britch

    Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kâfir, bir kısmınız mümindir. Allah, tüm yaptıklarınızı görendir.

    Şaban Piriş

    Sizi yaratan O'dur. Sizden bir kısmınız kafir, bir kısmınız mümindir. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O'dur sizi yaratan! Sizin bir kısmınız küfre sapmıştır, bir kısmınız iman etmiştir. Ve Allah, işleyip ürettiklerinizi çok iyi görmektedir.

  3. Tegâbün suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 3. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O'nadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Gökleri ve yeri gerçek bir amaç uğruna O yarattı; ve size O şekil verdi, üstelik şeklinizi en güzel biçimde takdir etti; ama (o suret de fanidir), her halükarda dönüş O'nadır.

    Muhammed Esed

    O, gökleri ve yeri (deruni bir) anlam ve amaç üzere yaratmış ve size (belli bir) şekil vermiştir; hem de öyle güzel bir şekil ki. Yolculuğunuzun varışı O'nadır.

    Ahmed Hulusi

    Semaları ve arzı bil-Hak (Hak olarak - Esma'sının özellikleriyle) yarattı ve (Esma bileşimleri şeklinde) suretlere bürüdü de suretlerinizi en güzel yaptı! O'nadır dönüş!

    Ali Bulaç

    Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır. Size biçim vermiş; ardından biçimlerinizi güzelleştirmiştir. Ve dönüş, O'na olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    O, gökleri ve yeribir amaç için yaratmıştır. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

    Edip Yüksel

    Gökleri ve yeri belli bir amaç için yaratmış, size biçim vermiş ve biçiminizi güzelleştirmiştir. Dönüş O'nadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri belli bir amaç için yaratmış, size biçim vermiş ve biçiminizi güzelleştirmiştir. Dönüş O'nadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gökleri ve yeri hak ile yarattı, sizi şekillendirdi. Şekillerinizi de güzel yaptı. Sonunda gidiş de O'nadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O ki Gökleri ve Yeri hakk ile yarattı ve size suret verdi, suretlerinizi güzel de yaptı, nihayet gidiş de onadır

    Erhan Aktaş

    Gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.

    Gültekin Onan

    Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

    Hasan Basri Çantay

    Gökleri ve yeri, hakk (-u adl) in ikaamesine sebeb olarak, O yaratdı, size suuret verdi, hem suuretlerinizi de güzel yapdı. Dönüş ancak Onadır.

    İbni Kesir

    Gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Size suret verip suretlerinizi en güzel şekilde yapmıştır. Dönüş, ancak O'nadır.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O; gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel sûrette şekillendirmiştir. Dönüş de O’nadır.

    Süleyman Ateş

    Gökleri ve yeri hak (hikmet) ile yarattı, sizi biçimlendirdi, biçimlerinizi güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

    Süleymaniye Vakfı

    O, gökleri ve yeri, o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) yaratmış; her birinize özgün bir biçim vermiş ve biçimlerinizi güzel yapmıştır dipnot 2 . Dönüp varılacak yer onun huzurudur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (En'am 6/73, Hud 11/7, İbrahim 14/19, Hicr 15/85, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Rum 30/8, Zümer 39/5, Duhan 44/39, Casiye 45/22, Ahkaf 46/3).
    2. metne dön, dipnot 2
      Hiç kimse diğerinin tıpa tıp aynısı değildir (Al-i İmran 3/6, Mü'min 40/64, Haşr 59/24, İnfitar 82/6-8).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yaratmış, size özel şekil ve yetenekler vermiş, şekillerinizi ve yeteneklerinizi güzel yapmıştır dipnot 1 . Sonunda dönüş O'nadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanı, gerçekten en güzel yeteneklerle yarattık. (Tin 95/4)

    Şaban Britch

    O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel sûrette şekillendirmiştir. Dönüş de O’nadır.

    Şaban Piriş

    O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel surette şekillendirmiştir. Dönüş de O'nadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökleri ve yeri hak olarak yarattı; sizi biçimlendirdi ve görünüşlerinizi güzel yaptı. Yalnız O'nadır dönüş.

  4. Tegâbün suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 4. ayet. يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    Diyanet İşleri

    Göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde olanları bilir; gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; yine gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da bilir: zira Allah göğüslerdeki (en mahrem) sırları bilendir.

    Muhammed Esed

    O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; ve O, sakladıklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilmektedir. Çünkü Allah, (insanların) kalpler(in)de olanın her türlü bilgisine sahiptir.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ve arzda ne varsa bilir! Gizlediklerinizi de, açığa çıkardıklarınızı da bilir! Allah içlerinizin zatı olarak Aliym'dir!

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olanların tümünü bilir; sizin saklı tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bilir. Gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da bilir. Çünkü Allah, içlerinden geçenleri Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerde olanı bilendir.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde olanları bilir; sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. ALLAH gizli düşüncelerinizi çok iyi bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olanları bilir; sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. ALLAH gizli düşüncelerinizi çok iyi bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde ve yerde ne varsa bilir ve her neyi saklar ve her neyi açıklarsanız hepsini bilir. Allah bütün sinelerin özünü bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Göklerde ve Yerde ne varsa bilir ve sizler her ne sir tutar ve her ne açıklarsanız hepsini bilir ve Allah bütün sinelerin künhünü bilir

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah, göğüslerin özünü en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah, göğüslerin özünü en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah, göğüslerin özünü en iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olanların tümünü bilir; sizin saklı tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilir. Tanrı, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ve yerde ne varsa bilir. Ne gizler, ne açıklarsanız onları da bilir. Allah göğüslerin içinde olan her gizliyi bile hakkıyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Ve Allah; göğüslerin özünü bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde bulunanları bilir, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri de bilir. Allah, göğüslerin özünü bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, göklerde ve yerde olanı bilir. Neleri gizlediğinizi ve neleri açığa vurduğunuzu bilir. İçinizde olanı da bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde ne varsa bilir; gözlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde ne varsa bilir; gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü de bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O bilir, göklerde ne var, yerde ne var! Ve bilir sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da. Allah, göğüslerin özünü çok iyi bilir.

  5. Tegâbün suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 5. ayet. أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ فَذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.

    Mehmet Okuyan

    Daha önce kâfir olanların haberi size ulaşmamış mıydı! İşte onlar, yaptıklarının cezasını (dünyada) tatmışlardı. Onlar için (mahşerde de) elem verici bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Daha önceden inkara gömülüp gidenlerin haberi size gelmedi mi? Onlar da yaptıklarının kötü sonuçlarını (daha burada) tattılar; bir de (ötede) onları can yakıcı bir mahrumiyet beklemektedir.

    Muhammed Esed

    Geçmişte hakikati kabule yanaşmayanların kıssasından haberin yok mu? (Onlar hakikati inkar ettiler) ve böylece yaptıklarının sonucuna katlanmak zorunda kaldılar, (öteki dünyada da) onları bekleyen şiddetli bir azap (vardır).

    Ahmed Hulusi

    Bundan önceki (ümmetlerden) hakikat bilgisini inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? Bu sebepten işlerinin vebalini tattılar (sonuçlarını yaşadılar)! Onlar için feci bir azap da vardır!

    Ali Bulaç

    Bundan önce inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? İşte onlar, işlerinin vebalini taddılar. Onlara acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Daha önce inkâr edenlerin haberi size ulaşmadı mı? İşte onlar (dünyada) yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için acı bir azap da vardır.

    Ali Rıza Safa

    Önceki nankörlük edenlerin haberleri size gelmedi mi? Sonunda, yaptıklarının kötü sonucunu tattılar. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Daha önce inkar edenlerin haberi size ulaşmadı mı? İşte onlar dünyada yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için elem verici bir azap da vardır.

    Edip Yüksel

    Daha önce inkar edip de yaptıklarının karşılığını tadanların haberi size ulaşmadı mı? Onlara acı bir azap vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Daha önce inkar edip de yaptıklarının karşılığını tadanların haberi size ulaşmadı mı? Onlara acı bir azap vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bundan önce küfredenlerin haberi gelmedi mi size? Ki, yaptıklarının vebalini tattılar, ayrıca onlara acı bir azap da var.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bundan evvel küfr edenlerin haberi gelmedi mi size? Ki yaptıklarının vebalini tattılar, daha da onlara elim bir azab var

    Erhan Aktaş

    Kafirlerin yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirlerin dipnot 1 yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Daha önce gerçeği yalanlayan nankörlerin, yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Bundan önce küfredenlerin haberi size gelmedi mi? İşte onlar, buyruklarının / buyrultularının vebalini tattılar. Onlara acı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Bundan evvel küfredib de işlerinin ağırlığını (dünyada, çekib) tadanların haber (ler) i gelmedi mi size? Onlara (ahiretde de) elem verici azab vardır.

    İbni Kesir

    Daha önce küfredip de yaptıklarının karşılığını tadanların haberi size gelmedi mi? Ve onlara elim bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bundan önce kâfir olanların haberi size gelmedi mi? Onlar bu sebepten amellerinin cezasını tattılar. Onlar için çok acıklı bir azap da vardır.

    Süleyman Ateş

    Daha önce inkar etmiş olanların haberi size gelmedi mi? (Onlar), işlerinin vebalini taddılar ve onlar için acı bir azab da vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden önce ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) haberi size ulaşmadı mı? Onlar ettiklerini buldular. Onların hak ettikleri acıklı bir azaptır.

    Şaban Britch

    Bundan önce kâfir olanların haberi size gelmedi mi? Yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için bir de acı verici azap vardır.

    Şaban Piriş

    Daha önceki kafirlerin haberi gelmedi mi size? Yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için bir de acı verici azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizden önce küfre sapanların haberleri gelmedi mi size? Onlar, yapıp ettiklerinin vebalini tattılar. Ve onlar için korkunç bir azap vardır.

  6. Tegâbün suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 6. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُۥ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا۟ وَتَوَلَّوا۟ وَّٱسْتَغْنَى ٱللَّهُ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.

    Mehmet Okuyan

    (O azabın sebebi) onlara elçilerin apaçık deliller getirmeleri fakat onların "Bir insan mı bizi doğru yola ulaştıracakmış?" dipnot 1 demeleriydi. İnkâr etmiş ve yüz çevirmişlerdi. Allah da zengin (ihtiyaçsız) olduğunu göstermişti. Allah zengindir, hamde (övgüye) layık olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan olan bir peygamberle alayla ilgili bkz. Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25.

    Mustafa İslamoğlu

    Böyledir, çünkü elçileri kendilerine hakikatin apaçık belgeleriyle gelmiş, fakat onlar "Bize ölümlü biri mi yol gösterecek?" demişlerdi. İşte böylece küfre saptılar ve (haktan) yüzçevirdiler. Ama Allah (kimseye) muhtaç değildi: zira Allah kendi kendine yetendir, tüm övgülere layık olandır.

    Muhammed Esed

    Böyledir, çünkü onlara elçileri hakikatin bütün kanıtları ile defalarca geldiler, ancak onlar (her defasında): "Yalnızca ölümlü insanlar mı bizim rehberimiz olacak?" şeklinde cevap verdiler. Böylece hakikati inkar ettiler ve ondan uzaklaştılar. Ama Allah (onlara) muhtaç değildi. Çünkü Allah Kendine yeterlidir, övgüye layık olandır.

    Ahmed Hulusi

    Buna şu sebep oldu: Onların Rasulleri kendilerine apaçık deliller olarak gelirdi de: "Bir beşer mi bizi hakikate erdirecek?" derlerdi! Bu yüzden hakikat bilgisini inkar ettiler ve yüz çevirdiler! Allah (da onların imanından) müstağni oldu! Allah Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.

    Ali Bulaç

    Bu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkar edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi. Allah Ğani'dir, Hamid'dir.

    Ali Özek ve heyeti

    (O azabın sebebi) şu ki, onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat onlar: "Bir beşer mi bizi doğru yola götürecekmiş?" dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, hamde lâyıktır.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Çünkü elçiler onlara açık kanıtlar getirdiklerinde; "Doğru yolu bir insan mı bize gösterecek?" diyerek nankörlük ettiler ve yüz çevirdiler. Oysa Allah, hiçbir şeye gereksinimi olmadığını gösterdi. Çünkü Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun sebebi şudur: Onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi, fakat onlar, "Bir beşer mi bizi doğru yola götürecekmiş?" dediler, inkar ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir;övgüye layıktır.

    Edip Yüksel

    Çünkü, elçileri onlara apaçık kanıtlarla gidiyorlar ve onlar ise, "Bize doğru yolu bir insan mı gösterecek?" diyorlardı. Böylece inkar edip yüz çeviriyorlardı. ALLAH hiçbir şeye muhtaç değildir. ALLAH Zengindir, Övülendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü, elçileri onlara apaçık kanıtlarla gidiyorlar ve onlar ise, 'Bize doğru yolu bir insan mı gösterecek?' diyorlardı. Böylece inkar edip yüz çeviriyorlardı. ALLAH hiç bir şeye muhtaç değildir. ALLAH Zengindir, Övülendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onlara peygamberleri apaçık mucizelerle geliyorlardı da onlar: "Bizi bir insan mı yola getirecek?" deyip küfretmişler ve aksine gitmişlerdi. Allah da muhtaç olmadığını gösterdi. Öyle ya; Allah zengindir, her türlü övgüye layıktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü onlara Peygamberleri beyyinelerle geliyordu da onlar bizi bir beşer mi yola getirecek? Deyip küfr etmişler ve aksine gitmişlerdi, Allah da müstağni olduğunu gösterdi, öyle ya Allah ganidir hamiddir

    Erhan Aktaş

    İşte bu, Resulleri kendilerine açık kanıt içeren bilgilerle geldiklerinde: "Bir beşer mi bizi doğru yola iletecek?" diyerek, kabul etmeyerek yüz çevirmelerindendir. Allah'ın onların iman etmelerine ihtiyacı yoktur. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, resulleri kendilerine açık kanıt içeren bilgilerle geldiklerinde: "Bir beşer mi bizi doğru yola iletecek?" diyerek, kabul etmeyerek yüz çevirmelerindendir. Allah'ın onların inanmalarına ihtiyacı yoktur. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, rasulleri kendilerine açık kanıt içeren bilgilerle geldiklerinde: "Bir insan mı bizi doğru yola iletecek?" diyerek, gerçeği yalanlayan nankörler olmalarından dolayıdır. Allah'ın onların inanmalarına ihtiyacı yoktur. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

    Gültekin Onan

    Bu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "Bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden küfredip yüz çevirmeleri nedeniyledir. Tanrı da (onlara karşı) müstağni olduğunu gösterdi. Tanrı ganidir, hamiddir.

    Hasan Basri Çantay

    Bu, şu hakıykat yüzündendir Peygamberleri onlara apaçık mu'cizeler getiriyorlardı da onlar "Bizi insan mı doğru yola götürecekmiş?" demişlerdi. Bu suretle küfretmişler, arka dönmüşlerdi. Allah ise hiçbir şey'e muhtac olmadığını göstermişdi. Allah her şeyden müstağnidir, her hamde (ancak O) layıkdır.

    İbni Kesir

    Bunun sebebi şudur: Peygamberleri onlara apaçık deliller getiriyorlardı da onlar; bizi bir beşer mi doğru yola götürecekmiş? diyerek küfredip yüz çevirmişlerdi. Allah ise hiç bir şeye muhtaç olmadığını göstermişti. Allah; Gani'dir, Hamid'dir.

    Mehmet Alagaş

    (5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, kendilerine apaçık belgelerle peygamberler geldiği halde onların, “Bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?” demeleri ve bu yüzden küfre saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir. Allah çok zengindir, hamde layıktır.

    Süleyman Ateş

    Çünkü onlara elçileri, açık deliller getirirlerdi, fakat onlar, "Bir insan mı bize yol gösterecek" deyip inkar ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da (hiçbir şeye) muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, övülmüştür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun sebebi şudur: Elçileri açık belgelerle gelmişti. Onlar ise "Bu adamlar mı bizi yola getirecek?" deyip ayetleri görmezlikten gelmiş, yüz çevirmişlerdi. Allah'ın kimseye ihtiyacı olmaz. Varlıklı olan, her yaptığını güzel yapan O'dur.

    Şaban Britch

    Bu, peygamberleri onlara apaçık delillerle getirdiklerinde: Bize bir insan mı yol gösterecek? demeleri sebebiyledir. Küfrettiler ve yüz çevirdiler. Allah (onların imanından) müstağnidir. Allah, zengindir, hamde layıktır.

    Şaban Piriş

    Bu, peygamberleri onlara apaçık delillerle getirdiklerinde: -Bize bir insan mı yol gösterecek? demeleri sebebiyledir. Nankörlük ettiler ve yüz çevirdiler. Allah'ın ihtiyacı yoktur. Allah, zengindir, hamde layıktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu böyledir. Çünkü resulleri onlara apaçık deliller getirip dururken onlar: "Bir insan mı bize kılavuzluk edecek?!" deyip küfre saptılar ve yüz çevirdiler. Ve Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah, sınırsız zenginliğin, sonsuz övgülerin sahibidir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.