A'râf suresi

A'râf suresi, 78. ayet

A'râf suresi, 78. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.

Diyanet İşleri

Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 75–81 · surenin 78. ayeti / 206

Konu Sâlih ve Semûd kavmi A'râf 73–79 3

  1. A'râf 75

    Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.

  2. A'râf 76

    Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.

  3. A'râf 77

    Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

  4. 78

    Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

  5. A'râf 79

    Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.

  6. A'râf 80

    Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

  7. A'râf 81

    "Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

78. “Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.” Allah onları helak etti ve köklerini kesti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kâfirlere, acele ettikleri azap geldi. Öyle ki, şiddetli bir deprem onları yakalayıverdi. Böylece yüzleri ve dizleri yere yapışmış olarak yere yığıldılar. Onlardan hiçbiri helak olmaktan kurtulamadı.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَخَذَتْهُمُ feehazethumu hemen onları yakaladı kök: اخذ
  2. ٱلرَّجْفَةُ r-racfetu o sarsıntı kök: رجف
  3. فَأَصْبَحُوا۟ feesbehu çökekaldılar kök: صبح
  4. فِى fi
  5. دَارِهِمْ darihim yurtlarında kök: دور
  6. جَـٰثِمِينَ casimine diz üstü kök: جثم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kök: رجف (8 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

  • Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kök: رجف (8 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

  • Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."

  • Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını…

  • Aynı kök: رجف (8 geçiş)

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Arkeoloji

    Kasru'l-Ferîd kaya mezarı — Hegra

    Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.

    Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Ahmad AlHasanat
    Tarih
    2017-02-16 17:40:03
    Lisans
    CC BY-SA

    Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü dipnot 1 (hareketsiz) kalmışlardı. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şu‘arâ 26:157'de ifade edildiği gibi, Semûd kavmi dişi deveyi hunharca katlettikten sonra pişman olmuşlardı; ancak iş işten geçtiği için bunun kendilerine hiçbir faydası dokunmamış, hak ettikleri azapla buluşturulmuşlardı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: A'râf 7:91; ‘Ankebût 29:37.

Mustafa İslamoğlu

Derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi obalarında cansız donakaldılar.

Muhammed Esed

Derken bir deprem ansızın yakalayıverdi onları ve kendi evlerinde cansız seriliverdiler.

Ahmed Hulusi

Onları çok şiddetli bir deprem yakaladı. . . Yurtlarında göçüp öldüler!

Ali Bulaç

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine onları o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, zorlu bir sarsıntı onları yakaladı ve kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine, onları o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöktüler.

Edip Yüksel

Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine kendilerini o şiddetli sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında çöküp kaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine onları "o recfe" tutuverdi vatanlarında çöke kaldılar

Erhan Aktaş

Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Gültekin Onan

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında diz üstü çöken (helake uğrayan) kimseler oldular.

İbni Kesir

Bu yüzden onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında dizüstü çöken kimseler oldular.

Mehmet Alagaş

(73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküp kaldılar.

Süleyman Ateş

Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki bulundukları yere çöküp kaldılar.

Şaban Britch

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Şaban Piriş

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine onları, o şiddetli sarsıntı/o korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş bir hale geldiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There, did the destructive convulsion of the earth's surface seize them and reduced them to a useless form and laid them prostrate and dead under the ruins of their demolished homes.

Abdul Haleem

An earthquake seized them: by the next morning they were lying dead in their homes.

Abdullah Yusuf Ali

So the earthquake took them unawares, and they lay prostrate in their homes in the morning!

Abul A'la Maududi

Thereupon a shocking catastrophe seized them, dipnot 1 so that they lay prostrate in their dwellings.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Other Qur'anic expressions used for the calamity are 'rajifah' (earthquake) (al-Nazi'at 79: 6); 'sayah' (awesome cry)(Hud 11: 67); 'Sa'iqah' (thunderbolt) (al-Baqarah 2: 55); and 'taghiyah'' (roaring noise) (al-Haqqah 69: 5).

Aisha Bewley

So the earthquake seized them and morning found them lying flattened in their homes.

Al-Hilali & Khan

So the earthquake seized them, and they lay (dead), prostrate in their homes.

Ali Quli Qarai

So the earthquake seized them, and they lay lifeless prostrate in their homes.

Amatul Rahman Omar

So the earthquake seized them and the morning found them lying prostrate on the ground in their habitations.

Arthur John Arberry

So the earthquake seized them, and morning found them in their habitation fallen prostrate.

Bijan Moeinian

Eventually they were killed by a sudden catastrophe, while resting at home.

E. Henry Palmer

Then the earthquake took them, and in the morning they lay prone in their dwellings;

Edip-Layth

The earthquake took them, so they fell motionless in their homes.

George Sale

Whereupon a terrible noise from heaven assailed them; and in the morning they were found in their dwellings prostrate on their breasts and dead.

Hamid S. Aziz

Then the earthquake seized them, and in the morning they lay prone in their dwellings.

Mahmoud Ghali

Then the Commotion took them (away), and so (in the morning) they became cowering (bodies) in their residence.

Marmaduke Pickthall

So the earthquake seized them, and morning found them prostrate in their dwelling-place.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they were seized by an earthquake, and lay overturned on the ground in their homes in the morning.

Muhammad Asad

Thereupon an earthquake overtook them: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground.

Mustafa Khattab

Then an ˹overwhelming˺ earthquake struck them, and they fell lifeless in their homes.

Progressive Muslims

The Earthquake took them, so they became lifeless in their homes.

Rashad Khalifa

Consequently, the quake annihilated them, leaving them dead in their homes.

Sahih International

So the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone.

Sam Gerrans

So the earthquake seized them; and morning found them lying prone in their home,

Shabbir Ahmed

(In their life of luxury, like other strong nations they felt invincible. ) The destruction came from under their feet. A powerful earthquake annihilated them, leaving them lifeless in their homes.

Syed Vickar Ahamed

So the earthquake overtook them while they were not aware, and they lay on their face down in their homes in the morning!

Taqi Usmani

So, the earthquake seized them, and they were (found dead) in their homes, fallen on their faces.

The Monotheist Group

The earthquake took them, thus they became lifeless in their home.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 78. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 78. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 78. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩