Secde suresi

Secde suresi, 9. ayet

Secde suresi, 9. ayet. ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

ŝümme sevvâhü venefeḫa fîhi mir rûḥihî vece`ale lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

Diyanet İşleri

Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Secde 6–12 · surenin 9. ayeti / 30

Konu Kitabın indirilişi ve yaratılış Secde 1–9 3

  1. Secde 6

    İşte Allah, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

  2. Secde 7

    O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.

  3. Secde 8

    Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.

  4. 9

    Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  5. Secde 10

    (Kafirler dediler ki:) "Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler.

  6. Secde 11

    De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

  7. Secde 12

    Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız" dedikleri vakit, (onları) bir görsen!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

9. “Sonra ona tam bir şekil vermiş” eti ile, organları ile, damarları ile, sinirleri ile en güzel sureti ile onu yaratıp şekillendirmiş, onun her bir organını en uygun ve en yakışan yerine en uygun şekilde yerleştirmiştir.

“ve içine ruhundan üfürmüştür.” Bu da (ana rahminde iken) ona meleği göndermesi ile olur. Melek ona ruh üfler ve artık önceden cansız bir varlık iken Allah’ın izni ile canlı bir varlık oluverir.

“Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır.” O, sizin faydanıza olacak şeyleri aşama aşama vermiş ve en nihâyetinde size gözler, kulaklar ve kalpler vermiştir.

Sizleri yaratana ve size suret verene “Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra insanın yaratılışını kusursuz bir şekilde tamamladı. Ruh üflemek ile sorumlu olan meleğe emrederek ona ruhundan üfledi. -Ey İnsanlar!- Kendisi ile duyacağınız kulaklar, göreceğiniz gözler ve akıl ettiğiniz gönüller yarattı. Allah'ın sizi nimetlendirdiği bu nimetlere ne kadar da az şükrediyorsunuz.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. سَوَّىٰهُ sevvahu ona biçim verdi kök: سوي
  3. وَنَفَخَ ve nefeha ve üfledi kök: نفخ
  4. فِيهِ fihi ona
  5. مِن min -ndan
  6. رُّوحِهِۦ ۖ ruhihi kendi ruhu- kök: روح
  7. وَجَعَلَ ve ceale ve yarattı kök: جعل
  8. لَكُمُ lekumu sizin için
  9. ٱلسَّمْعَ s-sem'a kulak(lar) kök: سمع
  10. وَٱلْأَبْصَـٰرَ vel'ebsara ve gözler kök: بصر
  11. وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ vel'ef'idete ve gönüller kök: فاد
  12. قَلِيلًۭا kalilen ne kadar az kök: قلل
  13. مَّا ma
  14. تَشْكُرُونَ teşkurune şükrediyorsunuz kök: شكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    De ki: "O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!"

  • Aynı kök: نفخ (20 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    (28-29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim…

  • Aynı kök: نفخ (20 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    "Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru…

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle…

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    O, dilerse rüzgarı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

88 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra onu şekillendirmiş, ona rûhundan üflemiştir. Sizin için işitme (duyusu), gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar da azınız şükrediyor!

Mustafa İslamoğlu

Daha sonra onu yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak Kendi ruhundan üflemiştir; derken sizi hem işitme ve görme, hem de duygu ve düşünce yetenekleriyle donatmıştır: ne kadar da azınız şükrediyor.

Muhammed Esed

sonra ona (yaratılış) amacına uygun bir şekil verip Kendi ruhundan üfler; ve (böylece, ey insanoğlu,) sizi hem işitme ve görme (melekeleri) hem de düşünce ve duygularla donatır, (Buna rağmen) ne kadar da az şükrediyorsunuz!

Ahmed Hulusi

Sonra onu (beyini, Esma manalarını açığa çıkaracak şekilde) tesviye etti (nöronların Esma özelliklerini açığa çıkartacak dalga boylarını değerlendirecek şekilde oluşturulması) ve onda kendi ruhundan nefhetti (nefh = üfleme içten dışadır; nefholan yani içten dışa yani beynin data boyutundan açığa çıkarılan Esma manalarının özellikleridir ki, varlık alemindeki "Allah'ın ruhu" diye işaret edilen de budur Allahu alem). . . Sizin için sem' (algılama), basarlar (gözler - görme) ve FUADLAR (Esma mana özelliklerini beyne yansıtıcılar - kalp nöronları) oluşturdu. . . Ne az şükrediyorsunuz (değerlendiriyorsunuz)!

Ali Bulaç

Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?

Ali Özek ve heyeti

Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Ali Rıza Safa

Sonra, onu biçimlendirip, Ruhundan üfledi; duyma yetisi, gözler ve duygular verdi. Ne denli az şükrediyorsunuz? dipnot 349

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 349
    Allah'ın, Ruhu'ndan üflemesi olgusu, bu ayetle birlikte 15:29 ve 38:72 ayetlerinde insanın yaratılışına yönelik olarak; 21:91 ve 66:12 ayetlerinde ise Meryem'e yönelik olarak bildirilmiştir. Kimi yorumcular, "Allah'ın, Ruhu'ndan üflemesi" olgusunun, "Allah'ın belirlediği ölçülerde bilgiyle donatılması" anlamında olduğunu öne sürmüşlerdir. Allah'ın, insanı biçimlendirip Ruhu'ndan üflemesi konusu, Tevrat, Yaratılış 2:7 ayetinde, şöyle yazılıdır: "Rab Allah, topraktan adamı yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece, adam, yaşayan can oldu."

Bayraktar Bayraklı

Sonra ona güzel bir şekil verip kendi ruhundan üflemiştir. Size kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Edip Yüksel

Sonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfledi ve sizin için işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı. Siz çok az şükrediyorsunuz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra onu tesviye edib içine ruhundan nefh buyurdu ve sizin için o işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı, siz pek az şükrediyorsunuz

Erhan Aktaş

Sonra onu düzenledi ve ona Ruhundan üfledi. dipnot 1 Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ruh; "can", vücuda hayat veren cevher" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kelimesi kelimesine, "ef'ide," tekili "fuad. Fuad, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etmek, algılamak, düşünmek, akıl yürütmek, gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak gibi işlev ve yetenek anlamına gelmektedir. Fuad, kalbin işlevlerinden birisidir. Fuad, bir uzuv değil, bir uzvun görevidir; duyular yolu ile ortaya çıkan idraktir. Fuad, insana verilen; sezme, anlama ve bir şeyin mahiyetini kavrama nimetidir. Kelime anlamı olarak, şiddetli sıcaklık, kızartmak, etin kızartılması, sıcak köz üzerinde ekmeğin yapılması demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra onu düzenledi ve ona ruhundan üfledi dipnot 1 . Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ruh sözcüğü; "can", vücuda hayat veren cevher" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Fuad, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etme, algılama, düşünme, akıl yürütme, gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak gibi işlev ve yetenek anlamına gelmektedir. Fuad için kalbin işlevlerinden birisidir denebilir. Fuad, bir uzuv değil, bir uzvun görevidir; duyular yolu ile ortaya çıkan idraktir. Fuad, insana verilen bir nimettir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra onu düzenledi ve ona ruhundan üfledi dipnot 1 . Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ruh, esas itibarıyla "can" demektir. Ruh sözcüğü; "can", vücuda hayat veren cevher" demektir. Ne var ki Kur'an, ruh sözcüğünü vahiy anlamında kullanmaktadır. Zira vahiy, insana ve topluma hayat vermekte, insana ve topluma düzen vererek onları canlı ve diri tutmakta; onlara en iyi yaşantıyı sağlamanın yolunu göstermektedir. Ruh üfürme," bilgi ile bilgilendirmek demektir. Ruh üflenmesi, mecazi(değişmeceli) bir anlatımdır. Allah'ın gönderdiği vahiyle insana yol göstermesi, verdiği bilgi ile adeta ona hayat vermesi, onu en doğru şekilde yaşamaya yönlendirmesi anlamına gelmektedir. Ruh; diriltici, hayat verici, yol gösterici bilgiyi; üflemek te o bilginin aktarılması demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Fuad" sözcüğüne gönül veya kalp olarak anlam verilmektedir. Oysaki bu ve daha pek çok ayette yer alan ve "kalp" veya "gönül" olarak çeviriye konu olan "fuad" sözcüğü; kavramanın, idrak etmenin, düşünmenin, akletmenin organı, merkezi anlamındadır. Ayrıca gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak ve sorumlu olmak gibi anlamları da bulunmaktadır.

Gültekin Onan

Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve yürekler (efideh) var etti. Ne az şükrediyorsunuz?

Hasan Basri Çantay

Sonra onu düzeltib tamamladı. İçine ruuhundan üfürdü. Sizin için kulaklar, gözler, gönüller yaratdı. Ne az şükredersiniz?

İbni Kesir

Sonra onu düzeltip tamamlamış ve ruhundan ona üflemiştir. Size de kulaklar, gözler ve kalbler vermiştir. Ne de az şükrediyorsunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra onu düzenli bir şekle soktu ve ona ruhundan üfledi. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Süleyman Ateş

Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Süleymaniye Vakfı

Sonra insana son şeklini vermiş dipnot 1 , içine ruhundan üflemiş, sizin için dipnot 2 dinleme yeteneği, basiret /ileri görüşlülük ve gönüller oluşturmuştur dipnot 3 . Görevlerinizi ne kadar az yerine getiriyorsunuz!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    'İnsan' kelimesi cins isimdir. Tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu kelime, Secde 32/7'de Adem ve Havva'yı ifade ettiği halde burada üç ve daha fazla kişi anlamına gelen 'sizin için' ifadesine geçilmesi, Adem'e üflenen ruh ile onun soyundan gelen insanlara üflenen ruhun aynı olduğunu gösterir. Bu ruh sayesinde oluşan dinleme yeteneği, basiret ve gönül; insanda bilgiyi işleme kapasitesi meydana getirir. Bütün insanlara anne karnındayken üflenen bu ruhtan farklı olarak, Adem'e üflenen bir ruh daha vardır. Bu Ruhun da Allah'a ait bir bilgi olduğu Kur'an'da belirtilmiştir (İsra 17/85). Allah, Adem'e göklerde ve yerdeki tüm varlıkların bilgisini öğrettikten sonra meleklerin ona secde etmelerini emretmiştir. İşte meleklerin secdesine sebep olan o ruh, Allah'ın kendi ilminden Adem'e öğrettiği bilgidir (Bakara 2/31-34, Hicr 15/26-29, Sad 38/71-74). İsa'ya (a.s.) diğer insanlardan farklı olarak üflenen ruh da ona ana rahminde iken öğretilen Tevrat ve İncil bilgisidir (Al-i İmran 3/48, Maide 5/110).
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra (organlarını tamamlamış) dengesini kurmuş ve ona ruhundan üflemiş dipnot 1 ; (böylece) size dinleme, ileri görüşlü olma (basiret) yeteneği ve gönüller vermiştir. (Bu yetenekleri) Ne kadar az değerlendiriyorsunuz!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ruh, Allah'ın emrinin içeriğidir.(Bkz:İsra 17/85). Ruhun bedene üflenmesi (sokulması) ile birlikte tüm özellikleri hayvanlarla aynı olan insan bedeninde oluşan yeni bir yapı, ayette açıkça bildirilmiştir. Bunlar basiret(uzak görüşlülük), dinleme (söz yoluyla bilgi aktarımı) ve gönül (duygusal / ruhsal yapı) özellikleridir. Hayvanlar görürler ancak basiretli değillerdir. Hayvanlar iletişim kurarlar ama dinleme (bir konu hakkında görüş alışverişi yapma, sohbet) özellikleri yoktur. Ayrıca gönül (duygusal yapı) de ruhun insana üflenmesi ile oluşan ve çok belirgin şekilde diğer canlılardan insanı ayıran bir özelliktir. Arapçası ‘fuad' olan gönül, duygusal yapı, sağduyu, vicdan gibi çok karmaşık ve tamamiyle insani özelliklerdir. Bugün bile bilim insanlarının üzerinde çok önemli çalışmalar yaptığı bu alan, ilginç bir biçimde Türkçe'de "RUH BİLİMİ", İngilizce'de "PSYCHOLOGY (psikoloji)"  olarak isimlendirilmiştir. Ruhun varlığını temelde reddeden bu bilim dalının, hem Türkçe'de hem de diğer dillerde kendine isim verirken RUH kelimesinden (İngilizcesi psychic: ruhsal,ruhani) vazgeçememiş olması dikkate değer bir ikilemdir. Kendilerine isim verirken kullanıp, çalışmalarını yaparken yok saydıkları bu gerçek nedeniyle, bu alanda, tıp bilimin diğer sahalarına nispeten, aynı hız ve istikrarda bilimsel gelişmeler sağlanamamıştır. Oysa Kur'an, ruh bilimi konusunda çok sayıda bilgi (zikir) içermektedir. Ruh sağlığını korumanın en önemli yolunun kişinin fıtratını koruması (takva) olduğu ve bunun nasıl yapılacağı çok sayıda ayette bildirilmiştir. Yani Kur'an, ruh sağlığının tedavisinden önce korunmasını öğretir. Tedavi olarak ise Kur'an bilgisinin (zikirin) hayata geçirilmesini emreder. Allah, Kur'an'ın da bir ruh olduğunu (Şura 42/52), ve göğüslerimizde olan insan ruhuna şifa olduğunu (Yunus 10/57) bildirmektedir. Ruh bilimciler, mevcut çalışmalarına, Kur'an ayetlerini de dahil ettikleri takdirde, bu alanda çok daha ileri seviyelere gidilebilir. Ruh ve can'nın aynı şey olmadığını en belirgin şekilde bildiren ayet Zümer 39/42'dir.    .

Şaban Britch

Sonra onu tamamlayıp, şekillendirdi ve ona ruhundan üfledi. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Şaban Piriş

Sonra ona şekil verip, canlandırdı. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then He fashioned him and imparted to him the shape of man and inspirited him by special divine actuation emanating from His own spirit. And He provided you - People- with faculties divine: The faculty of hearing and that of sight and insight and with the seats of feeling, understanding and thought, yet how little do you show gratitude!

Abdul Haleem

Then He moulded him; He breathed from His Spirit into him; He gave you hearing, sight, and minds. How seldom you are grateful!

Abdullah Yusuf Ali

But He fashioned him in due proportion, and breathed into him something of His spirit. And He gave you (the faculties of) hearing and sight and feeling (and understanding): little thanks do ye give!

Abul A'la Maududi

then He duly proportioned him, dipnot 1 and breathed into him of His spirit, dipnot 2 and bestowed upon you ears and eyes and hearts. dipnot 3 And yet, little thanks do you give. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Fashioned him": developed him from a microscopic organism into a full-fledged human being and perfected him with limbs and other organs of the body.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Spirit" does not merely imply the life because of which a living thing moves, but the essential human characteristic which imbues man with consciousness and thought, discretion and judgment, discernment, and discrimination, by virtue of which he is distinguished from all other earthly creations and becomes possessor of a personality and self and worthy of Allah’s vicegerency. Allah has called this “Spirit” His own either because it belongs to Him alone, and its being attributed to Himself is just like a thing’s being attributed to its master, or because the attributes of knowledge, thought, consciousness, will, judgment, discretion, etc. with which man has been characterized are a reflection to the attributes of Allah. They have not arisen from any combination of matter, but from Allah Himself. Man has received knowledge from Allah’s Knowledge, wisdom from Allah’s Wisdom, and discretion and authority from Allah’s Authority. He has not received these from a source which is without knowledge, without wisdom and without discretion and authority. (For further explanation, see( E.N. 19 of Surah Al-Hijr).
  3. metne dön, dipnot 3
    This is a fine way of saying something. Before the mention of "breathing into him of His spirit", man has been referred to in the third person: “He created him, spread his progeny, shaped him, breathed into him His spirit,” for till then he was not even worthy of being addressed. Then, when the spirit had been breathed into him, he became worthy of the honor and it was said: “He gave you the ears, gave you the eyes, gave you the hearts,” for after having been blessed with the Spirit, man became worthy of being addressed.
  4. metne dön, dipnot 4
    The ears and the eyes imply the instruments by which man obtains knowledge. Although the senses of taste and touch and smell are also instruments of obtaining knowledge, hearing and sight are the major and by far the more important senses. Therefore, the Quran has mentioned only these two at different places as the most important gifts of God to man. "The Heart" implies the mind which arranges the information obtained through the senses and draws inferences from it, and selects a possible way of action and decides to follow it.

Aisha Bewley

then formed him and breathed His Ruh into him and gave you hearing, sight and hearts. What little thanks you show!

Al-Hilali & Khan

Then He fashioned him in due proportion, and breathed into him the soul (created by Allâh for that person); and He gave you hearing (ears), sight (eyes) and hearts. Little is the thanks you give!

Ali Quli Qarai

Then He proportioned him and breathed into him of His Spirit, and made for you the hearing, the sight, and the hearts. Little do you thank.

Amatul Rahman Omar

Then He endowed him with perfect faculties (of head and heart in accordance with what he is meant to be) and breathed into him of His spirit (thus made him the recipient of the Divine word). And He has given you hearing, eyes and hearts. Yet little are the thanks you give.

Arthur John Arberry

then He shaped him, and breathed His spirit in him. And He appointed for you hearing, and sight, and hearts; little thanks you show.

Bijan Moeinian

Then He completed the man’s creation by breathing into him of His Spirit and gave you the ears, the eyes and the hearts. Yet you are rarely grateful [for getting consciousness by the grace of God and to understand and enjoy the marvel of His realm of Creation.]

E. Henry Palmer

then He fashioned him and breathed into him of His spirit, and made for you hearing and eyesight and hearts;- little is it that ye give thanks!

Edip-Layth

Then He evolved him, and blew into him from His Spirit. He made for you the hearing, the eyesight, and the hearts; rarely are you thankful.

George Sale

and then formed him into proper shape, and breathed of his spirit into him; and hath given you the senses of hearing and seeing, and hearts to understand. How small thanks do ye return!

Hamid S. Aziz

Then He made his progeny of an extract, of a fluid held in low esteem.

Mahmoud Ghali

Thereafter He molded him and breathed into him of His Spirit; and He made for you hearing, and beholding (s) (i. e., eyesight) and heart-sights; (i.e., perception) little do you thank (Him).

Marmaduke Pickthall

Then He fashioned him and breathed into him of His Spirit; and appointed for you hearing and sight and hearts. Small thanks give ye!

Mohamed Ahmed - Samira

Then proportioned and breathed into him of His spirit, and gave you the senses of hearing, sight and feeling. And yet how little are the thanks you offer!

Muhammad Asad

and then He forms him in accordance with what he is meant to be, and breathes into him of His spirit: and [thus, O men,] He endows you with hearing, and sight, and feelings as well as minds: [yet] how seldom are you grateful!

Mustafa Khattab

then He fashioned them and had a spirit of His Own ˹creation˺ breathed into them. And He gave you hearing, sight, and intellect. ˹Yet˺ you hardly give any thanks.

Progressive Muslims

Then He evolved him, and blew into him from His spirit. And He made for you the hearing, the eyesight, and the hearts; rarely are you thankful.

Rashad Khalifa

He shaped him and blew into him from His spirit. And He gave you the hearing, the eyesight, and the brains; rarely are you thankful.

Sahih International

Then He proportioned him and breathed into him from His [created] soul and made for you hearing and vision and hearts; little are you grateful.

Sam Gerrans

Then He fashioned him, and breathed into him of His Spirit; and He made for you hearing and sight and hearts; little are you grateful.

Shabbir Ahmed

(Then Emergent Evolution took place that distinguished humans from the Animal Kingdom. ) He shapes him in accordance with what he is meant to be, and breathes into him (something) of His Energy. (This something is a special gift to the humans in the form of free will). And thus (O Mankind) He gives you the faculties of hearing, and sight, and feelings as well as minds. Yet, how seldom are you grateful by making the best use of your perceptual and conceptual faculties!

Syed Vickar Ahamed

Then He made him (man) in correct proportions, and breathed into him a little of His (Own) Spirit. And He gave you (the capability of) hearing, and sight and feeling (and understanding): (And yet) you give little thanks!

Taqi Usmani

Then He gave him a proportioned shape, and breathed into him of His spirit. And He granted you the (power of) hearing and the eyes and the hearts. Little you give thanks.

The Monotheist Group

Then He evolved him, and blew into him from His Spirit. And He made for you the hearing, the eyesight, and the hearts; rarely are you thankful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩